Aristidemos

MS I.yy

 

                 Grek Düşünürü.. Ege’li, Platonculuğu güttü ve Roma’da Dersler verdi. Hayatı Hakkında başkaca Bilgi yok.

 

STOACILIK

 

     Antikite’nin Maddeci Doğa Öğretisi.. Okulları’nın, Polygnotos’un Tablolar’ıyla Süslü olan Stoa (Direkli Galeri) Poikile’de kurdukları için bu Ad’la anılmışlardır. Okul’un Kurucusu Kıprıs’lı Zenon’dur. (MÖ 336-264). Eski Stoa Zenon, Kleantes (MÖ 331-233) ve Krisippos’un (MÖ 290-206) Öğretileri’ni kapsar. Orta Stoa Panaitios (MÖ 180-110) ve Poseidonios’un (MÖ 135-51) Öğretileri’nde belirir. Roma Stoası’nın Temsilcileri’yse Cicero (MÖ 106-43), Annaeus Seneca (3-65), Epiktetos (50-130) ve Marcus Aurelius’tur (121-180). Fizik’te Herakleitos’u, Ahlak’ta Kinikler’i izlediler. Duyumcu ve Adcı’dırlar. Maddeci ve Doğatanrıcı bir Öğreti geliştirdiler. Tanrılık Güç, aynı zamanda Maddi ve Ruhsal olan, bir Ateşsel Logos’tur. Bitimsiz ve Sonsuz olan Sadece budur. Evren’deki tüm Varlıklar, Bitimli ve Sonlu’dur. Zenon Stoa Okulu’nu kurduğu zaman , Atina’da Xenokrates, Platon Akademisi’ni, Epikuros kendi Öğretisini, Krates Kinik Okulu, Stilpon Megara Okulu’nu sürdürüyordu. Zenon Okul’unu kurmadan önce, Öğrenci olarak Diğer Okullar’ın Tümünden geçmişti. Bu bakımdan Öğretisi, şu Sokrates (ö.MÖ 399) İlkesine dayanır: Doğru düşünmek. İyi davranmak, Doğru düşünmekle Mümkün’dür.  Filosofi Doğru Düşünme’yi öğreten bir Yaşama Bilimi’dir. Amaç İyi yaşamaktır ve Bilgiler İyi yaşamak için Gerekli’dir. İyi yaşamaksa Titizlikle sınırlandırılmış bir Ahlak’la Mümkün’dür. Bu Ahlak’a bulunacak Tek Ölçü, Doğru düşünen için, Doğa Ölçüsü’dür. Öyleyse Doğa’nın davrandığı gibi davranmalı ve Doğa’ya asla karşı koymamalıdır. Bilge İnsan, tıpkı Doğa gibi, Duyumsamaz olmalıdır. Duyumsamazlık (Apatheia), Duygulanımlar’a kapılmamak, Her Türlü Acı’ya ve Hazz’a karşı Tepkisiz olmaktır. İnsan’ın Ereği, Mutluluk (Eudaimonia) dır. Buna da ancak Doğa’yla Uyumlu yaşamakla varılabilir. Anlığımız, Boş bir Yaprak’tır. Bu Yaprak, Doğa’nın (Dış Dünya’nın, Nesnel Gerçekliğin) İzlenimler’iyle dolar. Bu İzlenimler, Anlığımızda, Öznel Kavramlar Haline gelirler. Evren’de Cisimler’den başka Gerçekten varolan hiç bir Şey yoktur. Doğru ya da İyi, Cisimsiz olan ve gerçekte Varolmayan bir Ad’dan ibarettir. Gerçek olan Tek Şey Doğa’dır (Doğasal Cisimler’dir). En Yetkin Bilgelik, Doğa’ya Uygun davranmak (La.Naturam sequi) dir. Doğa’ya Uygun davranmak, Us’a uygun davranmak ve dolayısıyla İnsan’ın kendi kendisine Uygunluğu demektir. En Doğru seçen, Sabırla katlanan, en Ölçülü ve en Adaletli Üleştirici Doğa’dır (Zenon’un 4 Ana Erdemi: Doğru Seçme, Phronesis; Sabırla Katlanma, Andreia, Ölçülü olma, Sophrosyne, Adaletle üleştirme, dikaiosyne). Mutluluk Bilgelikte, Bilgelik Doğa’ya Uygun davranmaktadır. Doğa, Madde’dir. Asıl Gerçek, Cisimsel olan, Maddi olan’dır. Çünkü ancak Maddi olan etkin ve Edilgin olabilir. İlk Neden’in de Etkin ve Edilgin olması gerektiğine göre Maddi olması Lazımdır. Bilgeliğe Teorik ve Pratik Erdem’i elde ederek varılır. Teorik Erdem, Nesneler’in kendiliği üstünde Doğru Bilgi edinmektir. Pratik Erdem, Us’a Uygun davranmaktır. Bu iki Erdem birbirlerine sıkıca Bağlı’dır. Nesneler’in kendiliği üstünde Doğru Bilgi  edinilemezse, Us’a uygun davranılamaz. Bilge, kendi kendine Yeterli’dir. Doğalaşan Bilge bir Kaya Parçası’nın Mutluluğuna erişmiştir, artık onu hiç bir Şey sarsamaz ve yıkamaz. Tasarımlar’dan (Katalpesis) ve Sanılar’dan (Doxa)  kurtulmuş bir Us, açık seçik Doğa Bilgisini (Episteme) edinebilir. Açık seçik Doğa Bilgisi de İnsan’a yaşamak ve Mutlu olmak için en Doğru Ölçü’yü verecektir.

                 Stoacılık halk’a inmemiş olmakla beraber, Okur Yazar Sınıfları Geniş Çapta etklemiş bir Din’dir. Dinsel Kurallar’ı, Tapma Biçimleri, Din Adamları vardır. Bu Din’e Bağlı olanlar Uzun Sakal bırakırlar ve Uzun Mantolar giyerlerdi. Stoa Dini’nin Ana İlkesi, Doğa Yasaları’na Boyun eğmek ve Evrensel Düzen’e uymaktır. Her türlü Acılar, Hastalıklar ve Ölüm Doğal’dır, bunlara karşı Kayıtsız kalmak ve Sabırla katlanmak gerekir. Oysa İnsansal Yanılmalar, Kötülükler, öldürmeler iğrenilmesi ve savaşılması gereken Şeyler’dir. Doğru düşünmesini ve Doğa’ya Uygun davranmasını bilen İnsan, hiçbir Davranışında yanılmaz, Bütün Bedensel Tutkular’ını yenebilir. Doğa’dan gelen Herşey’e Boyun eğmeli, İnsan’dan gelen Herşey’e karşı koymalıdır. Doğru düşünen Kişi, doğalaşmış ve bundan  dolayı de tanrılaşmış Kişi’dir ki, İnsan’ın Ereği böylesine bir Doğru Düşünme’ye varmak olmalıdır. Doğal Ölçü, İnsan’ı Bağımsızlığa ve Eşitliğe götürür. İnsanlar arasındaki Ayrılıklar, Doğa’ya Aykırı ve Yapma Ayrılıklar’dır. İnsanlar’ın Çeşitli Alanlar’da birbirinden ayırmış olan Beşeri Ölçüler, Doğal Ölçü karşısında silinip gitmek zorundadır. Doğa’nın, yani Aynı Baba’nın Çocukları olan İnsanlar, Kardeş’tirler ve bundan ötürü de birbirlerine Eşit ve Özgür’dürler. Aynı Doğa’ya bağlı olmak, Birey’i Hümanizm’e ve Kozmopolitizm’e götürür!

                 Epiktetos’un şu Sözleri Stoacılığı özetler:

     ‘Nasıl Saat Gün’ün bir Parçasıysa Ben de öylece Bütün’ün  bir Parçası’yım. Saat gelir geçer, Ben de gelir geçerim. Görevim Elimde olanı yapmak ve üst yanına Kulak asmamaktır. Deniz Yolculuğu’na çıkarken Gemi’yi, Kaptan’ı ve Mevsim’i seçerim. Bu, benim İş’imdir. Yolda bir Fırtına koparsa asla umursamam. Bu, benim İş’im değildir. Kaptan’ı seçmek benim Elimdedir, Fırtına’yla uğraşmaksa Kaptan’ın Elindedir. Bilgelik, Bizim olanı ve olmayanı bilmek, ona göre davranmaktır...’

                 Stoacılık, Hristiyanlık’la savaşmış ve Hristiyanlığı birçok bakımdan etkilemiş bir Öğreti’dir. Patristik Filosofi’de Kilise Babaları, Hristiyanlığın İlk Düşünsel Savunmaları’nı Stoacılığa karşı yaptılar. Bu Savaşta kazanabilmek Pahasına, İlkelerinden birçoğunu Stoacılığa bağışlamak Zorunda kaldı.

     Stoacılar’ın Din Alanı’nda Büyük Başarıları, Antikçağ Halk İnançları’nı Filosofi’yle Ustaca bağdatırmış olmasındadır, denir. Olympos Tanrıları, teker teker, Doğa’nın birer Parçası, Doğa’nın belli Bölümlerinin Halksal Düşünce’de cisimleşmiş Tarasımları’ydı.  Stoacılar bu İnançlar’a Filosofik bir Yön vererek Tüm Doğa’yı Tanrı saydılar, çünkü bu Doğa-Tanrılar’ının Temsil ettikleri asıl Gerçeklik Doğa’ydı. Bu yüzden Stoacılığın Doğatanrıcı Sistemler içinde Özel bir Yeri vardır ve Stoca Panteizmi [1] Adıyla anılır. Sundurmacılar (Stoacılar, Gr.stoa ve Ar.Revak Karşılığı olarak Sundurma Deyiminden türetilen bu Ad’la da anılırlar), Mutlu yaşamayı, Yurttaş’ın Devlet’le olan İlişkisinde değil, Doğa-Tanrı’yla olan İlişkisinde bulmuşlardır.

     Stoacılığın bir başka Özelliği de Antikite Filosofileri’nden farklı olarak, en az Grek Ürünü olmasıdır. İlk Stoacılar Suriye’li, daha sonrakiler de Roma’lıydı. Gilbert Muray şöyle der:

     ‘Zenon, Maddi Dünya’nın Varlığını önemsemekle İşe başlamıştır. Bir Şüpheci, kendisine, bununla neyi anlatmak istediğini sormuştu. O da, Katı ve Maddi olanı, demişti., bu Masa’nın Katı bir Madde olduğunu anlatmak istiyorum. Şüpheci, Tanrı’yla Ruh’un da mı böyle olduğunu sorduğunda da, Elbette, diye yanıtladı, onlar şu Masa’dan bile daha Katıdırlar’ [2]

 


[1]           Os.Vucudiyyei revakiye, Fr. Pantheisme stoicien

[2]           Stoacı Felsefe, s.25