Heraclius

575-641

 

      575 de Kappadokia'da doğdu. 11 Şubat 641 de Kostantinopolis'te öldü.

      610-641 Arası’nda Doğu Roma Kayzer'i oldu.

                İmp. Yönetimi’ni ve Ordularını yeniden düzenleyerek güçlendirmesine Karşılık Suriye, Filistin, Mısır ve Mezopotamya'daki Topraklarını Müslümanlar’dan koruyamadı.

                Kartaca Erksarkhos'u Ermeni Asıllı Babası Phokas'ın Terörü’nden ve Beceriksiz Yönetimi’nden kurtarmak Amacıyla donattığı Ordu’nun Komutanlığına Dindar Oğlu Herakleios'u getirdi. Ekim 610'da Konstantinopolis Açıkları’nda demirleyen Herakleios, Phokas'ı devirdikten sonra, İç  Çekişmeler yüzünden Enkaz’a dönmüş, Toprakları İşgal edilmiş Ülke’ye Kayzer oldu.

                Balkan Yarımadası’nda Slavlar'ın Kol gezdiği bu Dönem’de Persler Anadolu'nun Büyük Bölümü’nü Ele geçirmişlerdi. Avarlar ise Don Irmağı'yla Alpler Arası’ndaki Bölge’de Slavları ve Diğer Kabileleri Harac’a bağlamışlardı. İmp.Ekonomisi çökmüş, Yönetim düzensizleşmiş, Ordu tükenmişti. İç Çekişmeler’in sürdüğü, Aşırı Vergilendirme yüzünden Köylülüğün güçsüzleştiği, Farklı İnanç Sahipleri’nin Baskılar Nedeniyle Devlet’ten soğuduğu ve Güçlü bir Aristokrasi’nin Devlet’e Meydan okuduğu, hatta Varlığını bile koruyacak Güç’ten Yoksun’du.

                Persler 614 te Suriye'yi ve Filistin'i fethederek Kudüs'ü ve İsa'nın gerildlğine inanılan Gerçek Haç'ı Ele geçirdiler.

     619 da da Persler Mısır ve Libya'yı İşgal ettiler.

     Herakleios Avarlar’ı yatıştırmak  Amacıyla 617 ya da 619 da Herakleia Perinthos'ta (Marmara Ereğlisi) onlarla buluştu. Avarlar, Herakleios'u Tutsak almak istediler. Zorlukla Konstantinopolis'e dönebilen Herakleios sonunda Avarlar'la bir Barş Anlaşması yapmak Zorunda kaldı.

                622'de  Dinsel Pişmanlık Giysileri içinde ve Elinde Meryem Ana'nın Tasviri’yle Persler'e karşı Yola çıktı. Parlak bir Zafer Sonunda Persler'i Anadolu'dan çıkardı ve Pers Şah'ına Ateşkes önerdi. II.Hüsrev bu Öneri’yi reddetti.

                Sonraki 2 Yıl boyunca İnsan Gücü Kaynağı bakımından İmpluk için Hayatî Önem taşıyan Doğu Anadolu'ya Seferler düzenledi. İran'ı İstila ederek yaktı, yıktı. 625 de Anadolu'ya çekildi.

                Persler 626 da Avarlar'la birleşerek Konstantinopolis Surları’na saldırmak Umuduyla İstanbul Boğazı Kıyıları’na ulaştılar. Ama Bizanslılar, Pers Birlikleri’ni Boğaz'ın diğer Yakasına geçirerek püskürttüler. Herakleios İran'ı yeniden İstila etti ve Aralık 627'de Dicle Ovası'na yürüdükten sonra Ninive Kalıntıları Yakını’nda Pers Kuvvetleri’ni dağıttı.

                Bir Yıl Sonra Görkemli bir Hazine’nin bulunduğu Dastagerd'e girdi. Hüsrev'i devirerek yerine geçen Oğlu’yla Gerçek Haç'ın, Tutsaklar’ın ve İşgal edilen Bizans Toprakları’nının Geri verilmesi Karşılığı’nda bir Barış Anlaşması imzaladı.

                630'da Kudüs'teki Kutsal Kabir Kilisesi'nde Gerçek Haç'ı bizzat yerine koydu.

                Roma İmp. 300lü  Yıllar’da Hristiyanlığın benimsenmesinden sonra Tek bir İlahiyat Anlayışı’nı sürdürmeye çalışmışlar ve Özellikle Mısır, Suriye ve Doğu Anadolu'da Farklı Görüşleri  Savunanlar’a Baskı uygulamışlardı. Bunun doğurduğu Düşmanlıklar Persler’in Anadolu'yu Ele geçirmesini kolaylaştırmıştı. Herakleios da Karşıt Görüştekiler’i İsa'nın Tekli Karakteri (Monotelitlik) Temelinde Uzlaştırma’yı başaramadı.

                Müslümanlar 634 de Suriye'ye girdiler. Devlet Yönetimi’nin ve Savaşlar’ın Bedence ve Ruhça yıprattığı  Herakleios bu kez Ordu’nun Komutasını üstlenmedi.

                Bizanslılar 636 da Yermuk'taki Büyük bir Çarpışma’da Yenilgi’ye uğradılar. Suriye, ardından da Mısır Araplar’ın Eline geçti. Herakleios Gerçek Haç'ın bir Parçası’nı yanında taşıyarak Kuzey'e çekildi. Deniz’den korktuğu için İstanbul Boğazı'nın Asya Yakası’nda 1 Yıl bekledikten sonra, Su’yu göstermeyecek Biçim’de Yeşillikler’le Kaplı Dubalar’dan oluşan bir Köprü’nün üstünden Konstantinopolis'e geçti.

                Herakleios'un İlk Karısı 612 de ölmüştü. 1 Yıl sonra Yeğeni Martina'yla Ensest Evliliği Martina'yı lanetleyen Halkca Tepki’yle karşılaştı. Ama Askerî Seferleri’nde yanından ayrılmayan ve 9 Çocuk doğuran Martina'yla Evliliği Mutlu geçti.

                Herakleios'un Haçlı Ruhu’nu beslemiş olmasına karşın  Savaşlar’da Çağdaşlarının çoğundan daha İnsancıl Yöntemler uyguladı. İç Kavgalar’ın ve Dış Saldırılar’ın Etkisiyle  batmakta olan bir Devlet’i yeniden kurarak  ona 400 Yıl boyunca Müslümanlar Karşısında dayanacak Gücü  verdi. Güçlü bir İrade, Büyük bir Örgütlenme ve Uzlaştırma Yeteneği, hem Devlet’in hem de Uyruklar’ının Gereksinimleri Konusu’nda Derin bir İçgörü taşıyordu. Gerçekçi bir Tutumla , Büyük Devlet Kurumları’nı Bölümler’e ayırarak ve Resmi Dil olarak Latince'nin yerine Grekçe'yi benimseyerek İmparatorluğu 600 Yıllar’ın Şartları’na uyarladı.

                Tarihçiler'in çoğu, Thema (Yerel Yönetim Birimi) Adıyla anılan Sistemi Anadolu'da, Herakleios'un başlattığı görüşündedirler Ama Thema Sistemi’nin Başlangıcına dair hiçbir Belge yoktur. Herakleios'un Ardıllarınca geliştirilip genişletilen bu Sistem Anadolu'yu Askeri Valiler’in Yönetimi’ne sokmuş , Askerlik Hizmeti’nin Baba’dan Oğul’a geçmesi Şartıyla, yalnızca Sınır’daki Askerler’e değil, aynı Zamanda İç Kesimler’deki Askerler’e ve Köylüler’e de Toprak verilmesini sağladı. Böylece Kapsamlı ve Esnek bir Savunma Sistemi gelişmiş, Özgür ve askerileşmiş bir Köylülük doğmuş, Tarım canlanmış ve Devlet Askerleri Besleme yüzünden Büyük Ölçüde kurtulmuştur. Başıbozuk Paralı Askerler’in yerine, İmp.luğun Korunmasında Kişisel Çıkarı olan Yerli Askerler alınmıştır. Gerçekten de, Thema Sistemi’nin bozulmadan kaldğı 400 Yıl boyunca Ordular yenilse de Toprakları fethedilemiştir.

 

             ‘Bismillahirrahmanirrahim,

         Allah’ın Kulu ve Rasulü Muahmmed’den Bizans’ın İmparatoru Heraclius’a:

             Allah’ın Selamı, Haqq Yol’da olanlar’a olsun. Seni, İslam’ı Kabul’e Davet ediyorum. Müslüman ol ki, Kurtuluş’a eresin. Allah da Sana Çifte Mükafaat verecektir; Davetimi Kabul etmez bundan Yüz çevirirecek olursan, bütün Aryesiler’in Günahı Sana olacaktır.

    ‘De ki: Ey Kitap Ehli! Sizinle Bizim aramızda Müsavi olan bir Söz’e gelin: Yalnız Allah’a Kulluk edelim. Ve O’na hiç birşeyi  Ortak koşmayalım. Bir Kısmımız Allah’ı bırakıp diğer bir Kısmımızı Rabler edinmesin.’ Eğer Yüz çevirirlerse deyin ki: ‘Şahid olun, Bizler Müslümanlarız.’

             Mekrup’ta Mısırlı Ariusa (ö. 325) İşaret edilir. Mektub’u götüren Elçi en-Nevevi’ye göre  Dıhye ibnu Halif el-Kelbî’dir. Elçiler’in gittikleri Ülkeler’in Dillerini bildikleri söylenir.  Ebu Ubeyd el-Emval’de bu Mektup’dan bahseder. İbnu Kayyım Zadu’l-Mead’da, Mektupları götüren Elçiler’in İsimlerini vererek nasıl Muamele gördüklerini anlatır.

             Bu Mektuplar’ın gerçek Yazılığı Konusu kimi Tarihçilerce Kabul edilmez. O Devletler’in Arşivler’inde bu Mektuplar’ın Yer almadığı söylenir. Karşı çıkanlar bu Mektupları onların arşivlememiş olabileceği, Kargaşalar’da İmha edilmiş olabileceğini söylerler. Wells Mektuplar’ın olduğuna inanır.[1]

             Mektuplar, Hikmetli ve İleri Görüşlü bir Uslupla Kalem’e alınmıştır. İfadeler Müsamahakar’dır. Davet etmekte Tehdid etmemektedir. Hükümdarlar’ın ve Başkanlar’ının İtibarını düşürmemekte, onlara Ünvanlar’ıyla Hitap etmekte, böylece Dereceler’ini Kabul edip, Saltanatlar’ının İslam’ın Gölgesi’nde de Devam edeceğini İfade etmektedir. Bununla Saltanat  Peşinde olmadığını kanıtlamaktadır. Sonra Zenginler’in Malında Zekat olduğunu bildiriyor, fakat kendisine ve Ailesine Zekatın Helal olmadığını da kesinlikle söylemektedir. Zekat’ın Zengin Müslümanlar’dan alınıp  Fakir Müslümanlar’a verileceği belirtiliyor. Bununla da Mal-mülk Peşinde olmadığı gösteriliyor. Her Hükümdar’a Durumuna göre Hitap ediliyor. Eğer Ehli Kitap ise Semavi Dinler Arasındaki İlişki’ye İşaret edilir. Değilse İnsanlığın Allah’a Dönmesi ve Allah’tan başkasına Tapmayı terketmesi gerektiği söylenir.

             Heraclius Bizans’ının Kontrolu’nde olan Gassaniler’in Mute’de Müslümanlar’la karşılaşmasından sonra 630 de Tebük’te Medine Kuvvetleri ile karşılaştılar.

             Bizans , Şam’da Büyük Birlikler topladı. Heraclius, Adamları’nın 1 Senelik Ücretlerini Peşin verdi. Savaş için Lahmiler, Gassaniler ve Çevre Araplar’la Güç Birliği yaptılar (Zadu’l-Mead).

             Ordu Arap Yarımadası’na doğru yürüdü. Peygamber de Onların Karşısına çıkacak bir Ordu hazırlamak için bütün Gücü’yle çalıştı. Bizans’la Meydan Savaşı yapmak Araplar’ı korkutuyordu. Çünkü Bizans, Müstahkem Mevkileri, Kaleleri ve Askeri Eğitimleri itibariyle Araplar’a göre Üstün bir Güc’e sahipti. Araplar Savaş için eğitilmişti. Fakat, bu Arap Yarımadası’na uygun Harp Tekniklerine bağlı bir Eğitim’di. Ayrıca Mute Savaşı’na katılan Ordu’nun uğradığı Hezimet henüz Zihinler’deydi.

             Bizans, Müslümanlar’ın Merkezinden Uzak bir Ülke’ydi. Oraya varmak Zor ve Çetin’di. Savaş için yürüyen Kişiler’i yorar, Sıkıtı’ya sokardı. Aynı Zaman’da Savaşçı’yı ikmal ve Desdek Noktaları’ndan uzaklaştırıyordu. Mevsim Sıcak ve Hasat Zamanı’ydı (İbnu Hişam, Zadu’l-Mead),  Münafıklar’ın Nifakı depreşti. Müslümanlar’ın Savaş Gayret ve Arzusu’nu durdurmak için  Planlar kurmak üzere Yahudi Süveylim’in Evi’nde toplandılar. Rasulullah  bu Fitne Odağını Talha ibnu Ubeydullah’a yıktırdı. 9/et-Tevbe 38,42,81-83, de Savaş Öncesi Durum anlatılır. 120-121,de Yılgınlık göstermeyen Müslümanlar övülür. Osman Teçhizatlı olarak Yüzlerce Deve, bir Miktar At, 1000 Dinar Yardım’da bulunur. (İbnu Qayyım/ Zadu’l-Mead, Nevevi/Tehzibu’l-Esma, İbnu Hişam)

             Güçlük Ordusu Herşeyini Feda etmeye hazır bir Vaziyet’te 30 Bin Kişi olarak Kuzey’e yürüdüler. (40, 70 Sayısı da verilir). Bizans, Hasat Mevsimi’nde ve Sıcağın çok Şiddetli olduğu bir Zamanda Müslümanlar’dan  bu kadar Kabarık bir Sayı’nın Ordu’ya katılmasını beklemiyordu. Usayd ibnu Hudayr, Habab ibnu Münzir, Halid ibnu Velid gibi Komutanlar.. Bizans Ordusu’nun Taarruz Niyeti’ndeyken, Ülkesinin İçlerinde bir Savunma Mevkii bulmak için Geri çekildi. Rasulullah Onlara bu halde saldırmak istemedi. Ordu’sunu Tebük’te topladı. Böylece Düşmanlar’a Korku saldı ve Arap Yarımadası’yla Şam arasındaki Sınır Boyları’nda Yaşayanlar’la Anlaşmalar yaptı. Tebüklüler ve Eyke Halkı da bu Anlaşmalar’a dahildi. Halid’i bir Grup Asker’le Dumetu’l-Cendel’e yolladı ve ordakiler O’na itaat ettiler. Peygamber’in bu Son Gazvesi Savaşsız Sona ermiş oldu.

             80 kadar Kişi Ordu’ya katılmamıştı. Peygamber İyi Sonuçlar’la dönünce, bunlardan çoğu Uydurma Mazeretler’le Özür dilemeye geldiler. Peygamber, onların Zahiri Mazeretleri’ni Kabul edip İşlerini Allah’a Havale etti. Bunun  üzerine, onları kınayan Tevbe Suresi Ayetleri vahyoldu.  3 Kişi ise Mazeret yerine Doğruyu söylediler. Qa’b ibnu Malik, Mırara ibnu Rabi, Hilal ibnu Umeyye. Onlar da Suçlu Muamelesi gördüler. İlişkiler kesildi. 50 Gün Müslümanlar Onlardan Yüz çevirdiler. Yeryüzü onlara Dar geldi. Tevbe 117-118 Ayetleri onları Allah’ın affettiğini bildirdi.

 

0


[1]           Wells/ A Short History of the World, 195,202