Doğu'nun Dün'ü

 

İRAN

(Zerdüştlük)

 

 

MÖ 0585-0508 Zaratustra (Zerdüşt)   Avesta Tebliğcisi  (628-551)
MÖ 0590-0529 Kyros II  (Kuraş)      Ahameniş Hanedanlığı
MÖ 0522-0486     Dareios I b. Viştaspa b. Arsomes  Zerdüştî    Pers İmp.

                                                     

                                                            

             

Zerdüşt=Zaratustra=Zoroastre

MÖ 0585-0508

 

       MÖ.1000 yılları, MÖ VII.yy.da yaşadığı sanılıyor. Yukardaki tarihi verenler de vardır.

       Yaşayıp yaşamadığını da tartışmalı bulanlar da var. Avesta’nın yazarı kimse O’na Zerdüşt diyoruz.[1] 

Yaşamı üstüne sınırlı kaynaklar dışında  hiç bir bilgi yoktur.

 

       Hayatı:

       MÖ y.628 de Rhages (Rey) de doğdu. Y.551  Tahran yakınları’nda öldü.

       Zerdüştülük bugünün İran’ında yaşamıyor, Hindistan’da Parsiler arasında etkin.

       Zerdüşt Dinler Tarihi’nde başlıca  iki açıdan önem taşır. Bir yandan Yakındoğu ile Akdeniz Bölgesi’nin Helenistik Dönem’e (MÖ 323-30) özgü Gizli Bilimleri ve Büyü  Uygulamaları’yla bağlantılı olduğuna inanılan efsanevi bir kişiliğe dönüşmüş, öbür yandan da Monoteist Öğretisi ile Batılı Araştırmacılar’ın ilgisini çekmiştir. Zerdüşt’ün ya da Eski İran Düşüncesi’nin Grek, Roma ve Yahudi Düşünceleri’ni etkilediği tezi tartışmalı olsa bile, Zerdüşt’ün Dini Düşünceleri’nin yaygın etkisi malumdur.

       Zerdüşt Dini’ni inceleyenlerin karşılaştığı sorunların başında, bu Din’in ne oranda Zerdüşt’ün bağlı olduğu Kabile’nin Dini’nden, ne oranda da Onun kendi görüşlerinden ve yaratıcılığından esinlendiği konusu gelir. Sasaniler Dönemi’ndeki (MS 224-651) Mazdekçiliğin ne ölçüde Zerdüşt’ün Öğretilerine dayandığı bir başka tartışma konusudur. Avesta Kitabı’nın önemli bir bölümünü oluşturan Gatha’lar (Zerdüşt’ün Sözleri olduğu sanılan Şarkı ve İlahiler), Pehlevi Dili’ndeki Dini Metinler Bundahishn ile Denkart ve Çeşitli Grek Yazarlar’ın eserleri gibi kaynakların Zerdüşt’ün görüşlerini ne ölçüde doğru yansıttığı de tartışılıyor.

       Zerdüşt’ün hayatı ile ilgili bilgiler de yetersizdir. Çoğunlukla efsanelere, tahminlere dayanır. Zerdüştçü inanışta İskender’den 258 yıl önce ortaya çıktığı kabul edilir. İskender Ahameniş Hanedanı’nın (MÖ 559-330) Merkezi Parsa’yı (Persepolis) MÖ 330 da aldığına göre Zerdüşt, Aral Gölü’nün Güneyindeki Harezm’in Kralı olduğu sanılan Viştaspa’ya kendi Dinini MÖ 588’de benimsetmiş olmalıdır. O sırada 40 yaşında olduğu rivayeti doğruysa MÖ 628 de doğmuş olması gerekir.

       Günümüze ulaşmış bilgilere göre Zerdüşt Spitamalar adıyla bilinen mütevazi bir Soylu Aile’nin Oğlu’ydu. Media’da, daha çok yerleşik Hayvancılık yapılan Kırsal bir bölgede doğdu. Sık sık Yerleşik Topluluklar’a saldıran Göçebeler Zerdüşt’ün gözünde yerleşik Düzen’e Düşman Zorbalar’dı. Onları ‘Yalan’ın Peşinden gidenler’ (Dregyant) olarak anıyordu. Büyük ihtimalle bir Rahip’ti. Bilge Tanrı Ahura Mazda’dan gelen Vahiy’le Gerçeği yaymak ve öğretmekle görevlendirilmişti. Peygamberlik ettiği bölgelerde Siyasal ve Dinsel otoritenin baskısıyla karşılaştı. Bu baskıların doğup büyüdüğü Bölge’den mi, yoksa Viştaspa’nın O’nun Dinini benimsemesinden önce Haremz’den mi kaynaklandığı belirsizdir.

       Kendisine vahyedilen gerçeğe sonuna kadar güvenen Zerdüşt Politeist Kadim İran Dini’ni yıkmaya çalışmamış ama Ahura Mazda’Ölümsüzlük ve Sonsuz Mutluluğun geçerli olduğu Haqq ve Doğruluk Ülkesi’nin odağına yerleştirmiştir. O’nun amacı toplumsal ve ekonomik değerler temelindeki Kadim İran Dini’ni yeniden biçimlendirmektir. Öğretileri’nin temelini, en Yüce Tanrı Ahura Mazda oluşturur. Tapılacak Tek Tanrı O’dur. Gatha’lar’a göre o Gökler’in ve Yer’in, başka bir değişle Maddi olan ve olmayan Dünyalar’ın Yaratıcısı’dır.  Birbirini izleyen Zulumat’la Nur’un Kaynağı, Evrensel Adalet’in Yaratıcısı ve Doğa’nın Merkezi, Ahlaki Düzen’in Kurucusu ve Tüm Dünya’nın Yargıcı’dır.

       Vedalar’daki Politeist Öğeler’e Gatha’lar da rastlanmaz. Örneğin Ahura Mazda’nın Hükümranlığı’nı paylaşan bir Tanrıça yoktur. Ama Ahura Mazda’nın çevresinde, sonraki Avesta Metinleri’nde Ameşa Spenta (İyiliksever Ölümsüz) denilen Altı Semavi Varlık yer alır.

       Gatha’lar da sık sık geçen Ameşa Spenta’lar’ın Zerdüşt’ün Düşünceleri’ni ve Tanrı Kavramını belirlediği söylenir. Gatha’lar’a göre Ahura Mazda, Spenta Mainyu’nun (İyi Ruh) yanı sıra Ameşe Spenta’lardan Aşa Vahishta (Doğruluk ya da Kusursuz Düzen) , Vohu Manah (İyi Akıl) ve Spenta Armaiti’nin (İyiliksever bağlılık) Babasıdır. Öbür 3 Ameşta Spenta olan Kshathra Vairya (Yararlı Egemenlik), Haurvatat (Bütünlük ya da Kusursuzluk) ve Ameretat (Ölümsüzlük) ise Ahura Mazda’ya yakıştırılan nitelemelerin bileşkesidir. Ama öbür Ameşa Spenta’lar gibi bu 3 Varlık da Ahura Mazda tarafından yaratılmış olabilir.

       Ameşa Spenta’lar’ın simgelediği iyi nitelikleri Ahura Mazda’ya inananlar da edinebilir. Bu da Tanrılar ve İnsanlar için aynı ahlak kurallarının geçerli olduğunu gösterir. Ameşe Spenta’lar Tanrısal Düzen’in işleyişini yansıttıkları ve Bilge Tanrı’yı izleyenleri birbirine bağlayan Düzen’i  oluşturdukları için Ahura Mazda’nın dünyasıyla O’na İnananlar’ın (Aşavan) Dünyası birbirine yakınlaşmış olur. Zerdüşt Dini’nin önemli bir öğesini oluşturan Qıyamet ve Ahiret Öğretisi, Geleceğin Hükümdarlığını simgeleyen Khshathra (Egemenlik) kavramı’yla dile getirilir.

       Bilge Tanrı’nın karşısında Kötülüğü simgeleyen Ehrimen, Zerdüşt Dini’nin Dualist yanını oluşturur. Ehrimen’in peşinden gidenler de, Özgür İradeleri ile O’nu seçtikleri için Kötü sayılır. Bu Ahlaki Dualizm’in kökleri, Zerdüşt’ün Kozmolojisi’nde yatar. O’na göre  Başlangıç’ta, Gatha’lar’daki değişle ‘Hayat ile Hayat olmayan’ arasında seçim yapma Özgürlüğü bulunan İki Ruh karşı karşıya gelmiştir. Bu ilk seçim, İyilik- ve Kötülük İlkeleri’nin Kaynağı’dır. Adalet ve Haqiqat’in Egemenliği İyilik İlkesi’yle, Yalan’ın (Druc) Egemenliği ise Kötülük İlkesi’yle ilişkilidir. Yalan’ın Ülkesi, Deva adlı Kadim Hind-İran Tanrıları’ndan türemiş olan Daeva’lar’la (Kötü Cinler) doludur. Kendi iradeleri ve kararları ile iki karşıt İlke’ye dönüşen İki Ruh’u da Ahura Mazda’nın yaratmış olması, Kozmogonik ve Ahlaki Dualizm’ine karşın Zerdüşt Dini’nin Monoteist Niteliği’ni korumasını sağlamıştır.

       Bilge Tanrı’nın, Ameşa Spenta’lar’ın Yardımı’yla sonunda Kötü Ruh’u alt edeceği inancı, Kozmik ve Etik Düzlemlerde Dualizm’in sona ereceği anlamını içerir. Bu yönüyle de Zerdüşt’ün gerçekleştirdiği en önemli Dini Dönüşüm’dür.

Dualist Anlayış, Zerdüşt Sonrası dönemlerde yeniden önem kazandı. Artık Ormazd ya da Hürmüz (Yaratıcı) olarak anılan Ahura Mazda’nın Ehrimen’le eşit konumda görülmesine neden oldu. Buna göre Zaman’ın Başlangıcı’nda Dünya Biri İyi’nin, öteki Kötü’nün egemenliği altında bulunan İki Alan’a bölünmüştür. Her İnsan bunlar arasında bir seçim yapmak zorundadır ; kendi iradesi doğrultusu’nda ya Bilge Tanrı’yı ve O’nun Egemenliğini ya da Yalan Ülkesi’nde hüküm süren Ehrimen’i seçecektir. Aynı Durum, kendi seçimleriyle İyi ya da Kötü olan Ruhsal Varlıklar için de geçerliydi.

       İnsan’ın karar verme Özgürlüğü, kendi Yazgısını belirlemesi ve O’ndan sorumlu olması sonucunu doğurmuştur. Doğru İnsan’ın (Aşayan) Ödülü, Sonsuz Dürüstlük ve Ölümsüzlük’tür. Yalan’ın yanında yer alansa, yalnızca Bilge Tanrı tarafından yargılanıp cezalandırılmakla kalmayacak, kendi vicdanınca da mahkum edilecektir. Bu İnsanlar’ın Ölüm’den sonra sürdüreceği Varoluş Biçimi Mesihî ve Muhammedî Vaaz’da anlatılacak Cehennem kavramı ile örtüşür.

       Avesta’ya göre İnsan bir kez seçimini yaptıktan sonra geri dönüş yoktur. Dolayısıyla Dünya, birbiriyle savaş durumundaki İki  Hizb’in oluşturduğu iki karşıt kutup olarak algılanır. Hayvan yetiştirerek belirli bir toplumsal düzeni koruyan yerleşik Çobanlar’la Çiftçiler, Bilge Tanrı’nın yanında yer alır. Hırsızlık yaparak geçimlerini sağlayan Göçebeler ise Yalan’ın yanındadır.

       Gatha’lar, Zerdüşt’ün Qıyamet ve Ahiret’le ilgili öğretisini de açıklar. Bu İlahiler’in hemen her dizesinde Ölüm’den sonra İnsan’ı nelerin beklediğinden söz edilir. Bu Dünya’daki Hayat, Ölüm’den sonraki Varoluş’la birebir ilişkilidir: Bilge Tanrı, tüm iyi Davranış, Söz ve Düşünceleri ödüllendirip Kötüler’ini cezalandıracaktır. Ahiret Öğretisi’nde ise Ölenler’in Ruhları’nın, herkeste Korku ve Kaygı uyandıran Karşılık Köprüsü (Çinvat Peretu) geçeceği belirtilir. Ahura Mazda’nın Yargısı’ndan sonra İyi Ruhlar Sonsuz Mutluluk ve Nur Ülkesi’ne, Kötü Ruhlar da Havf ve Zulumat Ülkesi’ne gönderilecektir. Bunun da ötesinde Zerdüşt, Görünür Dünya’nın bir Son’u olduğunu ‚Yaratılış’ta  Son bir Evre’ bulunduğunu belirtir. Bu Son Evre’de Ehrimen yok edilecek, Dünya Kusursuz biçimde Yeniden kurulacak ve bu Yeni Dünya’ya yerleşen İyiler, Sonsuz bir Mutluluk içinde yaşayacaklardır. Zerdüşt Dini’nin sonraki dönemlerinde ise bir Diriliş Öğretisi ortaya çıkmıştır. Bunun da bazı köklerine Gatha’lar’da rastlanır. Buna göre, Ölüler’in Dirilmesi ve Dünya’nın yenilenmesiyle Bilge Tanrı’nın Yandaşları’na son Vaadi gerçekleşmiş olacaktır.

       Zerdüşt, Ehrimen’e ve Yandaşı Daeva’lar’a Kurban Adanması’nı kesinlikle yasakladı. Bu yasağın nedenlerinden biri de muhtemelki Kurban Törenleri’nin ve bu Törenlerde Kutsal Bitki Haoma’dan hazırlanan İçkiler içilmesinin yol açtığı taşkınlıklardı. Bazı Bilginler’in ileri sürdüğüne göre Zerdüşt Hayvan Kurban etme törenlerini bütünüyle kaldırmamış, yalnızca bu törenlerin bir parçası olan İçkili Şenlikler’i yasaklamıştı. Eskiden kalma Ateş Kültü’ne ise dokunmadı. Çeşitli Ayinleriyle bu Kült, Ruhban Sınıfı oluşturan Magus’lar tarafından daha sonra geliştirilerek kesin kurallar’a bağlandı. Bu Kült’ün merkezini oluşturan Ateş Tapınağı’ndaki Sonsuz Ateş, Rahipler’in İbadeti ve Haoma Kurban Törenleri ile ilişkisini hep korudu.

       Zerdüşt , Kral Viştaspa’ya kendi Dinini benimsettikten sonra O’nun Sarayında kalarak inancını Yüksek Devlet Görevlileri arasında yaydı. Kızlarından biri’ni de Kral’ın Vezirleri’nden Camasp ile evlendirdi. Ölümünden sonra birçok efsane ortaya çıktı. Bu Efsanelere göre, O’nun doğumuyla Dünya’yı büyük bir sevinç kaplamış, Zerdüşt kendi Dinini birçok halka ulaştırmış, Kutsal Ateşler yakmış ve bir Cihad’da çarpışmıştı. Grekler’e göre Filozof, Matematikçi, Astrolog ya da Sihirbaz, Peygamber ya da Heretikler’in başı’ydı. Zerdüşt’ün Kişiliği ancak 1700 lerden sonra ilmi araştırmalar’a konu olabildi.

 

Zend Avesta’daki[2]  Gatha denilen özdeyişler şiirseldir, hikemî’dir. (Zerdüştilik) İyi Ruh Spenta Mainyu  ile Kötü  Ruh Angra Mainyu (Ehrimen)in çatışmasına dayanan Mazdeizm’i  yeni bir biçime soktu. O’nu arıtıp biçimlendirdi, insan erdemlerini geliştirerek Monoteist bir amaca yöneltti. Avesta'yı yazdı. Ozan bu Kitabın kendisine Ahura Mazda ( Hürmüz) tarafından vahyedildiğini söyledi.

       ‘İyiliği Ruh’ta, Kötülüğü maddede bulanlar aldanırlar’ der.

‘İyilik’le Kötülük, hem Ruhlar’ı, hem Maddeler’i kaplamıştır. Savaş, her iki alan üstünde olagelir. Gök-Nur Ülkesi’nde oturan Hürmüz’ün çevresinde nasıl Yarı-tanrılar varsa Yeraltı-Zulumat ülkesinde oturan Ehrimen’in çevresinde de Yarı-Tanrılar vardır. Hürmüz’de yaratır, Ehrimen’de. Ehrimen, Hürmüz'ü yenip, Maddeler ve Ruhlar’ı ele geçirmek için Gökler’e saldırdı. Savaş dehşet vericiydi. İnsanlar, Göğün korunmasına yardım etmelidirler. Bu Savaş’ta Gök’ten yana olanlar, Erdemli insanlar’dır ve Savaş’a katıldıkları ölçüde Sonsuz Mutluluğa hak kazanacaklardır.

       Dünya, bu iki Ülke’nin ortasında bir İmtihan Alanı’dır. İnsanlar bu Sınavı başarıyla vererek Evrensel Savaş’a İyiliğin saflarında katılmaktadırlar.

       Zerdüşt’in bir Ekonomik düzen’i vardır. O’na göre Hürmüz'ün bakışı her zaman Çalışkan Çiftçi’nin üstündedir. Gerçek Dindarlık, Oruç’la ve Tapınma’yla değil, Tarım çalışması’yla elde edilir. Bacası tüten, içi Tarım Hayvanları ve Çocuklar’la dolu bir Çiftçi Evi’ni seyretmek kadar Hürmüz'ü sevindiren yoktur. Zend Avesta, Tarım Hayvanları’na iyi bakılması, Toprağın iyi sürülmesi üstüne öğütlerle doludur.

       İnsanlar, İyilik’le Kötülük arasındaki bu Evrensel Savaş’a nasıl katılacaklar sorusunun cevabı, Dindar olarak, Açık yürekli olarak, Çalışkan olarak.. İnsanlar’ın üç büyük ödevi budur.

 

       Zerdüşt Dini :

 

       Bugün Hindistan’da Bağlıları var.

       İlkçağ’da Zerdüşt Dini Rahipleri’nin uzmanlaşmış Pers Klanı’nın üyeleri için latincede kullanılan Magus kelimesi Kadim Farsca’dan Müslümanlara Mecus olarak intikal etti.

       Zerdüşt Çağı’nın İran’ında 3 Toplumsal Sınıf vardı :

       Kabile Reisleri ile Rahipler,

Savaşçılar

ve Çiftçiler ile Sığır yetiştiricileri..

       Bu sınıf yapısı Din’e de yansıdı. Her sınıda özgü Tanrılar ya da ‘Daeva’lar vardı. Sözgelimi Mitra ve Varuna’nın da içinde yer aldığı Ahura’lar ilk Sınıf’ın tanrılarıydı.  Zerdüşt Ahura Mazda dışında Ahura’ları reddetti. Zerdüşt’e göre Dünya kısa bir süre sonra Büyük Yangın sonucunda yok olacak ve Kurulan Yeni Dünya’da yerlerini alacaktı. Çinvat Peretu’dan geçen Ruhlar’dan İyi olanlar Yeni Dünya’nın kuruluşuna değin Cennet’te bekleyecek, Kötüler Cehennem’e atılacaktı. En Büyük Tanrı olarak Ahura Mazda’ya tapınan Pers Hükümdarı I.Dareios’un (hd.MÖ 522-486) bu Tanrı’yı Zerdüşt’ün Müridleri aracılığıyla mı, yoksa başka bir kaynaktan mı tanıdı bilinmez.

       Kötülüğün temelini Evren’in Başlangıcı’nda Özgür İrade’yle gerçekleşen bir seçim oluşturur. Bu seçimle birlikte Ahura Mazda’nın İkiz Oğulları Spenta Mainyu (Cömert ya da İyi Ruh) ile Angra Mainyu (Yıkıcı Kötü Ruh) arasında sonsuza dek sürecek bir çekişme başlamıştır. İyiliği seçen Spenta Mainyu, Doğruluk, Adalet ve Hayat’la özdeştir. Angra Mainyu ise Kötülüğü seçerek Yıkıcılık, Yalan ve Ölüm’ün temsilcisi olur.

       Zerdüştîler Dünya Tarihi’ni her biri 3000 yıl süren 4 Dönem olarak açıklarlar.

       ‘Önsesiz Zaman’ da Nur’da duran Hürmüz, O’nun altında Zulumat’ta duran Ehrimen vardır.

       1.3000 Yıl’ın sonunda Ehrimen, kendisini Hürmüz’den ayıran Boşluk’a geçerek O’na saldırır. Ehrimen’le Mücadelesinin, Sonlu Ölçüler’le gerçekleştirilmediği sürece Sonsuz’a değin süreceğini gören Hürmüz, O’ nunla Mücadelesi’nin süresini sınırlayan bir anlaşma yapar. Ardından Zerdüşçülüğün tüm özünü içerdiğine ve Duaların En Kutsal’ı olduğuna inanılan Ahuna Vairya’yı okur. Büyük korkuya kapılan Ehrimen Cehennem Çukuru’na yuvarlanır.

       2.3000 Yıl’ın sonuna kadar Ehrimen Cehennem’de kalır. Bu dönemde Hürmüz Evren’i yaratmaya girişir. Önce Ameşa spenta’ları da (İyiliksever Ölümsüz) içeren Ruhlar Evreni’ni, ardından onun Maddi karşılıkları olan Gökyüzü, Su, Yeryüzü, Bitkiler, İlk Öküz ve İlk İnsan Gayomart’ı yaratır. Sonra da İnsan Fravaşi’ler’ine (Varoluş Öncesi Ruh) iki seçenek sunar. Sonsuza değin Doğum Öncesi durumlarında kalmak ya da bir Beden’e bürünüp Dünya’ya gelerek Ehrimen’le mücadelesinde Hürmüz’e yardım etmek. Fravaşi’ler Doğma’yı ve Hürmüz’le birlikte Mücadele’yi seçer. Bu arada Ehrimen de 6 Kötü Cin (Daeva) ve Hürmüz’ünkine karşıt yapıda bir Maddi Evren yaratır.

       3000 lerin sonunda Ehrimen, ilk Kadın olan Fahişe’nin kışkırtmasıyla Gökyüzü’ne saldırıp, Hürmüz’ün yarattığı Dünya’ya Kötülüğü yayar. O’nun öldürdüğü Gayomart’ın Ceseti’nden İnsan Soyu ile Metaller, İlk Öküz’ün Ceseti’nden de Hayvanlar’la Bitkiler türer.

       3.3000 Yıl’da Ehrimen Maddi Dünya’ya egemen olursa da ondan kaçmayı başaramaz. O’nu bu tuzağa düşüren Hürmüz’dür ve Ehrimen, kendi yıkımını kendi elleriyle hazırlamıştır.

       4.ve Son 3000 Yıllık Dönem, Zerdüşt’le Yeryüzüne Din’in gelişi, Zerdüşt’ün doğması ile başlar. Bu Dönemi oluşturan her 1000 Yıl’ın sonunda, Zerdüşt’ün Ölümü’nden sonra doğan oğullarından biri onun ardılı olarak ortaya çıkacak ve Dünya’yı kurtarma görevini üstlenecektir.

       3.ve Son Kurtarıcı Saoşyans, Son Yargı’yı gerçekleştirecek, Ölümsüzlük İçkisi’ni dağıtacak ve Yeni Dünya’nın Yolu’nu gösterecektir. Böylece Sonlu Zaman, 12.000 Yıllık aradan sonra, içinden koptuğu ‚Öncesiz Zaman’a kavuşacaktır.

 

       Gayomart:

Avesta Dili’nde Gayo Maretan (Ölümlü Hayat). Zerdüşt Dini’nin Geç Dönem Yaratılış Edebiyatı’nda İlk İnsan, İnsanlığın Atası.. Ahura Mazda, Ârî Halklar’ın Tohumunu Gayomart’tan oluşturur. Gayomart’a Anlamlar’ı ve Öğretiler’i bildirir. Gayomart’ın Ruhu ile İlk Öküz’ün Ruhu, yalnızca Ruhlar’ın yaratıldığı dönemde, 3000 Yıl boyunca birlikte yaşarlar. Gayomart’ın yalnızca varlığı bile Yaratılış’ı engellemek isteyen Ehrimen’i hareketsiz hale getirir. Bunun üzerine Ahura Mazda (Bilge Rabb), Gayomart’a Beyaz, Güneş gibi parıldayan İnsan biçiminde bir vucut verir. Bütün Yaratıklar arasında yalnızca Gayomart’ın ve İlk Öküz’in içine, kökeni Ateş’ten gelen bir tohum koyar.

       Ahura Mazda, Gayomart’a, Ehrimen’in saldırılarına karşı zaman kazandırmak için Uyku Nimetini sunar. Ama 30 Yıl süren şiddetli saldırılar’dan sonra Ehrimen hileleriyle Gayomartı yok eder. Gayomart’ın bedeninden yeryüzündeki Metaller ve Mineraller oluşur. Gayomart’ın Tohumu Altın’dır, bundan da İnsansoyu türer.

 

Deva.

(Sanktirt dilinde ‚ilahi’) Kadim Farsça Daeva, Hindistan’da Veda Dönemi’nde, Doğa Güçleri ile özdeşleşerek Kabaca Gök, Hava ve Yer Tanrıları (Örn. Varuna, İndra, Soma) olarak gruplanan çok sayıda Kutsal Güc’ün ortak adı.

Sonraki Monoteist Dinler’de Deva’lar Tek Yüce varlığa göre gitgide ikincil konuma düştü. Veda Dönemi’nde Tanrılar, Deva’lar ve Asura’lar (İran’da Daeva’lar ve Ahura’lar) biçiminde ikiye ayrıldı. Hindistan’da Deva’lar zamanla Asura’lar’dan daha büyük önem kazandı ve Asura Sözcüğü Kötü Ruh anlamını aldı. İran’da ise tam tersi oldu ve Zerdüşt, Daeva’lar’ı İblis sayarak reddetti. Deva’lar, İran folkloründe, özellikle Firdevsî’nin Şehname’si (1010) aracılığıyla Div adıyla bugüne geldi.

 

 

Ehrimen.

Avesta Dili’nde Angra Mainyu (Yıkıcı Kötü Ruh), Zerdüşt Dili’nde Ahura Mazda’nın yarattığı İkiz Ruhlar’dan Yalan’ın, Karanlığın ve Ölüm’ün yanında yer alan’ı.. Temel Doğası, lakabı Druc’ta (Yalan) ifadesini bulur. Yalan kendisini Açgözlülük, Öfke ve Kıskançlık biçiminde ortaya kor. Ahura Mazda’nın yarattığı Spenta Mainyu’ya karşı saldırılarında kendisine yardımcı olmaları için Kıskançlık ve benzeri Kötü nitelikleri taşıyan bir şeytanlar guruhu yaratmıştır. Yoğun saldırıların neden olduğu kargaşa ve acılara karşın, Ahura Mazda’nın Ehrimen’i Qıyamet Günü yenilgiye uğratacağına inanılır. Kendi Dünyaları içine kısılıp kalacak olan şeytanlar birbirlerini yutacak ve Ehrimen’in varlığı da silinip gidecektir.

Pasriler, Ehrimen’in İnsanoğlu’nun Kötü eğilimlerinin bir yansıması biçiminde açıklayarak önemini azaltmaya çalışırlar ve tüm gücü Ahura Mazda’ya verirler.

 

 

Fravaşi.

Zerdüşt Dini’nde, kişinin (bazı kaynaklara göre, ayrıca Tanrıların ve Meleklerin) kendisinden önce ve kendisi dışında var olan Yüksek Ruh’u, Özü). Yaradılışın başından beri Ahura Mazda’nın yanında olan Fravaşi’ler, O’nun Arı Nur’undan ve Sonsuz Cömertliğinden pay alırlar. Tanrı’nın son Zaferi’nde yeniden dirileceklerini bilerek, özgür seçimleri’yle acı çekmek ve kötü güçler’le savaşmak için Dünya’ya inerler. Her İnsan’ın Fravaşi’si, Beden’e bürünmüş Ruh’undan ayrı olarak daha Yüce Doğasını gerçekleştirmesi için Hayat’ta O’na yol gösterir. Kurtarılmış Ruh, Ölüm’den sonra Fravaşi’siyle birleşir. Kozmik düzey’de Fravaşi’ler canlı, ölü ve doğmamış olarak üçe ayrılırlar. Ahura Mazda Evren’i İblisler Ordusu’na karşı korumak için Fravaşi’lerden güç alır. Kutsal Ateş’i koruyan Fravaşi’ler Zulumat’ı hapsederler.

Halk arasında dürüst yaşamış Ölüler’in ve Atalar’ın Fravaşi’ler’i, İnsanlar’ı korumaları için yardıma çağrılır. Parsiler’in her yıl’ın son 10 Günü’nde düzenlediği Fravarrigan Şenliği’nde her aile Dua, Ateş ve Tütsüler’le kendi Ölüleri’nin Fravaşi’ler’ini anarlar.

 

        

       Avesta.

Zerdüşt Dini’nin Kozmogonisini, Ayin Yöntemleri’ni, Yasalarını ve Zerdüşt’ün Öğretileri’ni içeren Kitap. Günümüze ulaşan Avesta, Zerdüşt’ün çok eski bir geleneği yeniden çiçimlendirdiği çok daha geniş bir Metinler toplamı’ndan artakalan parçalardır. Özgün Metni oluşturan hacimli El Yazmaları’nın, İskender’in İran Fethi sırasında yok edildiği söylenir. Bugünkü Avesta, Özgün Metin’den kalan parçaların Sasani Kralları tarafından derlenmesi sonucunda ortaya çıkmıştır.

       5 Bölüm’den oluşur.

Dini ağırlığı Gatha’lar oluşturur. Bunlar Yasna adı verilen ve Kutsal bitki Haoma’dan hazırlanan İçki’nin içildiği Ayin’i düzenleyen başlıca ibadet bölümünün ortasında yer alır.

Bazı Ruhani Önderler’e Sadakat yeminlerinin yer aldığı Visp-rat’da, İbadet’le ilgili Metinler’e daha az yer verilir.

Vendidad ya da Videvdat, Zerdüşt Dini’nin hem İbadet’e, hem de İbadet dışı Hayat’a ilişkin kurallarının temel kaynağıdır. Burada ayrıca Yaratılış ve İlk İnsan Yima ile ilgili öyküler yer alır. Çeşitli Yazata’lar (Melekler) ile Eski Kahramanları konu olan ve Zengin Efsane ögeleri taşıyan Yaşt’lar 21 İlahi’den oluşur.

Hurde Avesta ya da Küçük Avesta ise, belli durumlarda okunacak duları, İlahileri ve Kısa Metinler’i bir araya getirir.

         Zend-Avesta, ‚Avesta’nın yorumlanması’ anlamına gelir. Bu Ad, başlangıçta, Avesta’nın yaygın olarak kullanılan Pehlevi Dili’ndeki çevrisini ifade ederken, bugün Batı Dilleri’ne yapılan çeviriler için kullanılıyor.

 

       Avesta Dili

Avesta’da kullanılan İran’ın doğusuna özgü dil. Zend Dili adlandırması yanlıştır. Dil iki döneme ayrılır. Gatha adlı bölümde kullanılan Dil, Avesta Dili’nin MÖ y.600’e uzanan daha eski bir dönemini yansıtır. Hindistan’da oluşan Vedalar’da kullanılan sankrit diliyle benzer özellikler taşır. Avesta’nın daha büyük bölümü ise daha geç bir dildir. Bu bölümlerdeki Dil, Dilbilgisi açısından giderek basitleşmiş ve çeşitlenmiştir. Avesta’nın yazıya geçirildiği dönemde (MS 4-6.yy), Avesta Dili yalnızca Din Adamlarının bildiği Ölü bir Dil’di. Büyük ihtimalle MÖ 400 de Günlük Konuşma Dili olmaktan çıkmış, ama Kutsal Sözler kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Avesta yazısı, Arami Alfabesi’nden türeyen Pehlevi Alfabesi’nin aldığı son biçimin gelişmesiyle oluşmuştur.

 

       Magus.

Çoğulu Magi. İlkçağ’da Rahiplik’te uzmanlaşmış Pers Klanı’nın Üyeleri’ni beliren latince Ad. Herodotos’un da kullandığı Grekçe Magos (ç. Magoi) sözcüğünden aktarıldı. Kadim Farsça’daki biçiminden Arapça’ya geçen Mecusi, Zerdüşt’e İnananlar için kullanıldı. Batı Dilleri’nde Sihir, Büyü gibi sözcüklerde bu Magus’tan türetildi.

       Magus’lar’ın Başlangıçtan beri Zerdüşt Dini’ni benimseyip yaydıkları tartışmalıdır. Büyük Dareios’un kendisine karşı ayaklanan (MÖ 522) Maguslar’ı  sindirmek amacıyla giriştiği harekatı anlatan Bisütun Yazıtı’ndan anlaşıldığına göre Maguslar birden çok Dine hizmet eden bir Ruhban Kastı oluşturuyordu. Kast, Selevkos, Part ve Sasani Dönemleri’nde de bu konumunu korudu. Avesta’nın sonlarına doğru yer alan bazı Bölümler, örneğin Videvdat’ın Ayinler’le ilgili parçaları büyük ihtimalle Maguslar’ın elinden çıktı. Sözcüğün Süryanice biçimi Magusai MS 1.yy.dan sonra Büyücü ve Falcı anlamına kullanılmaya başlandı. Bunlar çoğunlukla Babil’den gelir, Bilgeliğin pek çok türüyle donanmış olduklarına inanılırdı. Pers İmparatorluğu boyunca, derin ve olağanüstü dinsel bilgi taşıdıklarına inanılan İranlı Magus’lar ile genellikle şarlatan sayılan Babilli Maguslar birbirinden ayrı tutulmuştur.

 

 

       Kont de Volney (1757-1820) kitabında bir Zerdüst din adamına şöyle dedirtir: [3]

       ‘Ey Yahudiler’le onların çocukları olan Hristiyanlar, Musa'nın sandığınız Kitap, Musa'dan 600 yy. sonra yazılmıştır. Bunu 20 gerçek Belge’ye dayanarak kanıtlayabiliriz. O Kitap da Musa'ya yakıştırılan düşüncelerin hiç birini Musa bilmezdi. O Kitab’ı kaleme alanlar, ki bu kaleme alınışın bir büyük Papaz’la bir Kral’ın anlaşması sonunda yapıldığı su götürmez bir gerçektir; Ruh’un Ölümsüzlüğünü Ölüm’den sonraki yaşayışı, Cennet ve Cehennem’i, insanların çektikleri acıların en büyük nedeni olan Kötülüğün başkaldırılmasını bizim Peygamberimiz Zerdüşt'ten öğrenmişlerdir. Hem de bu düşünceler, İlk Krallarınızın yaşadığı yy.dan sonra sizin yazılarınızda görülür. Zerdüşt, o yazılardan yüzyıllarca önce, bütün bunları söylemişti. Babil ve Ninuva Kralları tarafından yenilen atalarınızın, Kralımız Serhas tarafından kurtarıldığını ne çabuk unuttunuz? Atalarınız, o zamanlar, bizi örnek edinmişler, bizden ders almışlardı. Kudus'e yeni düşünceler’le döndüler. Siz, gücünüzü yeniden yüceltecek bir Kral bekliyordunuz, bizse onarıcı ve kurtarıcı bir Evrensel İyilik Tanrısı’nın geleceğini müjdeliyorduk. İşte Hristiyanlığı bu iki düşüncenin birleşmesinden yarattınız. Zerdüşt'ün Yolu’nu şaşırmış çocuklarından başka hiç bir şey değilsiniz siz.’

 

       Düalist Zerdüşt dini MÖ VII.yy.da tam biçimini aldı.

       Dünya’nın Sonu, öbür dünya’da görülecek armağan ve ceza, ölüm’den sonra diriliş ve bir Bakire’den doğacak bir kurtarıcı’nın dünyaya geleceği gibi temel dini imanı içerir.

 

 

 

Kyros II, ( Kuraş b. Kambyses)

MÖ 0590-0529

 

Media (Persis/Fars) da doğdu. Asya’da öldü.

Merkezi İran olmak üzere Ege Denizi’nden İndus Irmağı’na kadar Yakındoğu’yu içine alan Ahameniş İmparatorluğu’nu kurdu.

Hayatı ile ilgili en önemli kaynak Herodotos’tur.

Xenophon’ın Kyros’tan övgüyle söz eden Kyropaidia adlı biyografisi tarihsel bir inceleme olmaktan çok, ideal bir yöneticinin nasıl olması gerektiğini anlatmaya yönelik bir eserdir. Herodotos Persler’in Kyros’u baba olarak adlandırdıklarını, sonraki Ahameniş Hükümdarları’na bu adın verilmediğini yazar. O’nun anlattığı ve Xenophon ile Grek Tarihçi Ktesias’ın eserlerinde de yer alan Kyros’un Çocukluk Öyküsü, bir Hanedan Kurucusu’nın İnsanüstü nitelikleriyle ilgili Halk inançlarına dayandığından Kyros Efsanesi olarak anılır. İran Tarihi’nde sonraki Hanedanlar’ın kurucularıyla da ilgili olarak benzer efsaneler anlatıldı.

Efsane’ye göre Persler’i Egemenlik altına alan Med Hükümdarı Astyages, Kızını Medler’e bağlı olarak Persis’i yöneten Kambyses’le evlendirir. Bu evlilikten Kyros doğar. Rüyasında bebeğin büyüdükten sonra, kendisini devireceği gören Astyages, Kyros’un öldürülmesini emreder. Ama başdanışmanı Bebeği öldürtmeyerek büyütmesi için bir Çoban’a verir. Astyages 10 yaşına gelen ve olağanüstü yetenekleri bulunan Kyros’un yaşadığını öğrenirse de çocuğun yaşamasına izin verir.

Kyros büyüyünce Astyages’e karşı ayaklanır. İsyancılar’ın üzerine yürüyen Astyages Ordusunun kendisini terk etmesi üzerine MÖ 550 de Kyros’a teslim olur.

Med Toprakları’na egemen olan Kyros, İran Platosu’ndaki Kabileler üzerinde deneyimini pekiştirdikten sonra Anadolu’ya yürüyerek Lydia Kralı Sardes’i ele geçirdi (MÖ 547/546). Daha önce Kroisos’un  Yönetimini tanıyan Ege Kıyısı’ndaki İon Kentlerini genellikle Barışçıl yöntemlerle kendine bağladı. İon Kentleri’nde sonradan çıkan çeşitli ayaklanmaları ise sert biçimde bastırdı.

Ardından Nabunaid b. Nabukaddezar’e karşı yaygın hoşnutsuzluklardan yararlanarak Babil Toprakları’na yöneldi. Tanrı Marduk’un Rahipleri’nden bile desdek görmeyen Nabunaid’i kolayca yenerek, dönemin en büyük kenti olan Babil’i ele geçirdi (Ekim 539).

 Eski Ahid Ezra 1/1-4 de Kyros’un Babil’de tutsak olan Yahudiler’i özgürlüğüne kavuşturarak Anayurtları’na dönmelerini sağlayan kişi olduğu belirtilir. Kyros Babilliler’e de hoşgörülü davrandı. Ayrıva Yerel Gelenekler’in sürdürülmesine izin vererek ve hatta Yerel Tanrılar’a kurbanlar sunarak Halkın Desdeğini kazandı. Babil’in fethiyle yalnız Mezopotamya’yı değil aynı zamanda Suriye ile Filistin’i de ele geçirmiş oldu.

Öte yandan Anadolu’daki Kilikya Kralı’yla ittifak kurarak Kilikya’yı özel bir statüyle İmparatorluğuna kattı.

Kyros’un birkaç Başkenti oldu. Biri Medler’in Başkenti olan Ekbatana’ydı (Hemedan). Bir başkası Kyros’un dedesi Astyages’e karşı Zafer kazandığı yer olan Persis’deki Pasargadai’ydi. Buradaki Kalıntılar Günümüzde de ziyaretci çekiyor. Kışlık Başkent olarak zaman zaman Babil’de kaldı. Geniş İmparatorluğuna Pers damgası vurmak yerine Egemenklik altına aldığı halklarla kaynaşmayı tercih etti. Medler’le Persler’in bir tür İkili Monarşi altında birleşmelerini sağladı. Daha önce bir İmparatorluk yönetmiş olan Medler’den Krallık Gelenekleri’ni aldı.

Ahameniş Hanedanlığı’nın Kyros’tan başlayarak Başdanışmanları’nı hep Medler arasından seçtiği sanılıyor. Dareios I Dönemi’nden sonra Ahameniş Hükümdarları’nın  Başkenti olan Persepolis’teki Kabartmalar’da Hükümdar’ın yanında genellikle bir Med görülür. Persepolis’teki Taş Kabartmalar’da görülen Eski Elam Giysi ve Eşyalarından Persis’in eski Halkı Elamlılar’ın da birçok bakımdan Persleri etkilediği anlaşılıyor. Yönetim alanında da Eski Uygulamalar’ı bazı uyarlamalar dışında pek değiştirmeden sürdüren Kyros, Ahameniş Uygarlığının babası oldu.

Kyros’un Aile Hayatı ile ilgili az bilgi vardır. İki oğlundan yerine geçen Kambyses b.Kyros ’in kardeşi Smerdis’i (Bardiya) gizlice öldürdüğü söylenir. Kızı Atossa ise Öz kardeşi Kambyses’le evlendi.

Kyros, Astyages’i yenilgiye uğrattıktan sonra İran’ın Doğusundaki Med Toprakları’nın da Yöneticisi durumuna gelmekle birlikte, bu bölgede Egemenliğini pekiştirmek için birçok savaş yapmak zorunda kaldı. Babil’in ele geçirilmesinin ardından yeniden Doğu’ya döndü. Heredotos, Kyros’un Hazar Denizi’nin Doğusunda giriştiği Seferler sırasında Massagetler olarak bilinen Göçebe Halklar’ın Kadın Hükümdarı’nı yenilgiye uğrattığını ve oğlu’nu tutsak aldığını anlatır. Oğlunun intihar etmesi üzerine Massaget Hükümdarı’nın Kyros’u öldürerek intikamını aldığını aktaran Heredotos’un öyküsü uydurma olabilir denir. Bununla birlikte Kyros’un Orta Asya’da da fetihlere girişmiş olması gerçeğe yakın görülüyor. Sogdiane’nin en uç kesimindeki bir kentin Grekler’ce Kyresthata (Kyropolis) olarak adlandırılması Kyros’un Doğu Seferi’nin kanıtı sayılabilir.

Ahameniş İmparatorluğı Kyros’un ölümünden sonrada yayılmaya devam etti. 200 yıldan fazla varlığı sürdü. Kyros Persler’in Bilinci’nde Romus ile Romulus’un Romalılar, Musa’nın İsrailoğulları arasında kazanadığı yere benzer bir etki bıraktı. Şah Rıza Pehlevi 1971 de Şahlığın 2500.yılını kutlarken Kyros’u kurucu kabul etmektedir.

 

 

 

Dareios I b. Viştaspa b. Arsomes 

MÖ 0522-0486

 

          

       Parsa Kralı Arsomes’in oğlu, Viştaspa MÖ 530’da Massagetler’e karşı düzenlenen son seferde Kyros’a eşlik etti.

Herodotos’a göre Viştapa b. Arsomes, II. Kyros ile oğlu II.Kambyses’in Hükümdarlıkları’nda Parsa Satrabı’ydı. Viştaspa MÖ 521 de bir ayaklanmayı bastırdığı  Parthia ile Varkana’nın başında Satrap olarak bulunuyordu.

Oğlu I. Dareios Ahameniş Hanedanı’nın başına geçti (522). 

Bazı tarihçiler Viştaspa’nın Zerdüşt’ün Viştaspa’sı ile aynı olduğunu söylerler.

 

*Viştaspa. (Guştasp). Yunanca Hystapes. (MÖ 600-500 lü yıllar) Zerdüşt’ün Koruyucusu ve Müridi. Daha sonraki İran Sözlü Geleneği’ndeki Guştasp olarak anıldı.

Avesta’da Aryana Vaecah olarak anılan ülkesi (Harezm Devleti) II.Kyros tarafından MÖ 500 lerin ortalarında yıkıldı.

 

 

 

            Son Asur Kralı  Asurbanial, Babil Kralı olarak atadığı Kardeşiyle bir iç savaşa girişti ve sonunda Babil ve Ahalisini kıyımdan geçirdi.

            Asurbanioal’in ölümü üzerine  Kaldealı Önderler’den Nabopolassar Babil’i  Başkent İlan etti, Babil Uygarlığına parlak bir dönem yaşattı. Oğlu II.Nabukadnezar (hd.MÖ 605-562) Suriye ve Filistin’i fethetti. MÖ 587 de Yahuda’da ve Kudüs’ü yerle bir etmesiyle ve ardından Yahudiler’i Babil Esareti altına almasıyla tarihe geçti. Görkemli Asma Bahçeler kurarak Marduk Tapınağı (Esagile) ile yakınındaki Etemenanki Zigguratı’nı yeniden inşa ederek Babil’i canlandırdı.

            539 da Kyros II, Nabukadnezar’ın (Nabukodonosor) son halefi Nabunaid’in (Nabonidus) elinden Babil’i aldı.

MÖ 331 de Babil’i İmp.ğunun Başkenti yapmak isteyen İskender Nabukadnezar’ın Sarayı’nda öldü ve Selebkoslar zaman’la Babil’i terk ettiler.

 

Babil Sürgünü:

Yahudiler’in MÖ 598/597 ve 587/586 Yahuda Krallığı’nın düşmesinden sonra Babil’e sürülmeleri. Pers Hükümdarı Kyros II  538 de Yahudiler’e Filistin’e dönme izni verdi.

Tarihçiler, her biri Filistin’deki ayaklanmaların sonucu olan birçok sürgün olduğunu, bütün Yahudiler’in yurtlarını terke zorlanmadığını, Yahudiler’in Filistin’e dönmek üzere Babil’den çeşitli zamanlarda ayrıldıklarını, bazı Yahudiler’in ise Babil’de kalmayı yeğleyerek, Diapora’daki ilk kalıcı Yahudi Toplulukları’nı oluşturdukları konusunda görüş birliği ederler.

Birçok araştırmacı, Kral Yekoyakin’in tahtan indirilip Ailesi, Saray Erkanı ve Binlerce Hizmetkarı’yla birlikte Sürgün edildiği MÖ 597’nin ilk Sürgün Tarihi olduğunu ileri sürerler. Öbürleri ise MÖ 586 da II.Nabukadnezar tarafından yakılıp yıkılmasının ardından gerçekleştiğini savunurlar. Bu görüşe göre, Yahudiler’in sürgün hayatları 48 yıl sürmüştür. Sürgünün 70 yıl sürdüğünü anlatanların görüşünü (Yeremya 29/10) benimseyen bazı Araştırmacılar, Sürgün Dönemi olarak MÖ 608-538 arasını gösterirken, öbürleri MÖ 586 ile Kudüs’te yeniden Tapınağın Adanış Tarihi olan 516 tarihleri arasını kabul ederler.

Yahudiler, bu yabancı topraklarda büyük acılar çekmelerine ve güçlü kültürel baskılarla karşılaşmalarına karşın, bir millet olma ruhunu ve dini kimliklerini korudular. Yaşlılar’ın Gözetiminde bulunan bu Yahudi Toplulukları’nda Yurda dönüş umudunu canlı tutan Peygamberler’in en önemlisi Hezekiel’di. Sinagoglar’ın ilk kuruluşu da bu dönemde olmalıdır. Çünkü Sebt Günleri’ni ve Dini Bayramlarını kutladıkları, Sünnet Töreni yaptıkları ve Kurban Ayinlerini kaldırarak yerine Dua etmeye başladıkları bir Tapınak’tan söz edilir. Yahudiler’in II.Kyros’u Velinimetleri ve Tanrı’nın Sevgili Kulu gördükleri Tora, Nevim ve Ketuvim’den anlaşılır. Örneğin İşaya 45/1-3 te Kral, Tanrı’nın Mesih’i olarak anılır.

 

 


[1]            Emile Ludwig İsa’nın tarihiliği ile ilgili bu tür yorum yapar.

[2]            Araplar, İranlıları yendikten sonra Zerdüştlüğün bütün kitaplarını yakmışlardı. Avesta adlı kutsal kitabı bundan sonra Zend diliyle yeniden yazıldı. Zendi deyimimin Müslümanların dilinde inatçı tantıtanımaz (Ar.Mülhidi Muannid) anlamını vermesi de buradan kaynaklanmıştır. Dilimizdeki Zındıklık deyiminin kaynağı da budur. Bu yapıt sonradan yazılıdığı için Avesta’nın kendisi değil, bir yorumu olarak nitelenir. Gerçekte Avesta’nın yeniden yazılışı İslam öncesinde olmuştur.

[3]            /Les Ruines ( Yıkıntılar),