Julianus, Apostata

332-363

 

         Asıl adı Flavius Claudius Iulianus’du. 331/332’de Konstantinopolis de doğdu. 361-363 arasında Roma İmparatoru’ydu.

         I.Constantinus’un Yeğeni, Önemli bir Bilgin ve Askeri Önder’dir. Askerleri tarafından İmparatorluğa getirilmiş, Ateşli bir Hristiyanlık Düşmanı olarak başa geçer geçmez Paganlığa döndüğünü Halka ilan etti. Bu nedenle Apostata (Dönek) olarak lakablandı.

Politesit Jamblikhos’un Öğrencisiydi. Hristiyanlığı resmen tanıyan Constantin’in Yeğeni olup O’ndan sonra Taht’a çıktı. Hristyanlık’tan çıkarak Hocasının Politeizm’ine döndü. Bu nedenle Dininden dönen anlamında Apostata olarak anılır. Hristiyanlık karşısında Roma Dini’ni kurtarmaya çalıştı.

 

         Gençlik Yılları :

         Iulianus, I.Constantinus’un Üvey Kardeşi olan Iulius Constantius ile 2.Eşi Basilina’nın Küçük Oğlu’dur. Annesi Onu doğurduktan kısa bir süre sonra öldü. I.Constantinus’un Ölümü’nden sonra (337) Taht’a birlikte çıkan 3 Oğlundan II.Constantius (hd 337-361), kendilerine Rakip olmamaması için Iulianus’un Babası Iulius Constantius’u 337’de ya da hemen sonra öldürttü. Iulianus’un bir Ağabeyi de, 341’de öldürüldü. Iulianus kendisinden 7 Yaş Büyük Üvey Kardeşi Gallus ile birlikte Nikomedia Piskoposu Eusebis’in yanına verildi.

         Iulianus daha sonra Kapadokia’nın Makellon Eyaleti’nde, gözlerden Uzak bir biçimde yetiştirildi. 19 Yaşına geldiğinde, II.Constantius’un Karısı Eusebia’nın da Desdeğiyle Eğitimini önce Como’da, sonra Yunanistan’da sürdürmesine izin verildi. Petgamon’da, Ephesos’da ve ardından Atina’da Öğrenim gördü. Yeni-Platonculuk’tan etkilendi ve Sol Inictus (Fethedilmeyen Güneş) Kültü’nü benimsedi.

         Bugüne gelen ve çoğu Helen Kültürüne duyduğu Derin Hayranlığı yansıtan eserlerinden anlaşıldığına göre Edebiyat’a Yeteneği vardı. Vaftiz edilip Hristiyan  gibi yetiştirilmişti ve İmapator oluncaya kadar Görümüş’te de bir Hristiyan gibi davranmıştı. Ama Resmi yönüyle Hristiyanlık, onun için Babasını, Ağabeyini ve birçok Akrabasını Öldürenler’in Dini’ydi. Bu yüzden Hristiyanlığı benimsemesi imkansızdı. Ancak Filosofik Düşünceler’le Avuntu buluyordu. O Dönem’de Helenizm’i Hristiyanlığa tercih eden yalnızca Iulianus değildi. Toplumun özellikle de Iulianus gibi Eğitim görmüş Kişiler’in Çoğunluğu Paban’dı. Piskoposlar bile Grek Kültürü ile Gurur duyuyordu. Iulianus’un Sadeliği, Dürüstlüğü ve Grek Kültürüne karşı beslediği coşku, Kuzeninin Tebaları arasında Olumlu karşılanmıyordu.

 

         İmparator Oluşu :

         II.Constantius, kardeşi I.Constans’ın Ölümü (350) ve ardından Batı Eyaletleri’nde çıkan Karışıklıklar’dan endişe duyarak Iulianus’un Ağabeyi Gallus’u ‘Caesar’ yaptı (351). Gallus başarılı olamadı ve 354’de İtalya’da Pola (bugün Pula,Yugoslavya) yakınlarında İdam edildi. Yine kendi Soyundan birini ‘Caesar’ yapmak isteyen II.Constantinus, uzun bir Kararsızlık’tan sonra Iulianus’u, Yunanistan’dan çağırarak Kasım 355’de ‘Caesar’ İlan etti. Onu, Kız Kardeşi Helena’yla evlendirdi. Iulianus hemen Galya’ya gönderildi ve orada Başarılı ve Cesur Komutan olduğunu kanıtladı. Franklar ve Alamanlar karşısında Başarılarını kıskanan Constantius, Iulianus’un Gelirlerini kısıtladı ve onu gizlice Gözetim altına aldı. Iulianus 360 Kışını Paris’te geçirirken, İmparator, görünürde Doğu Eyaletleri’ne yollamak üzere, ama gerçekte onu zayıflatmak amacıyla, en İyi Birliklerinin bir Bölümünü kendisine göndermesini istedi. Bu Olay üzerine Iulianus’un Ordusu Komutanlarını ‘Augustus’ İlan etti. Durum Doğal olarak uzlaşmaya yanaşmayan Constantius’u çok öfkelendirdi. Constantius ile arasında Savaşın artık kaçınılmaz olduğunu anlayan Iulianus, önce davranmaya karar verdi. Ama Çatışma başlamadan önce Constantius, Tarsus yakınlarında öldü (361) Ölüm Döşeğinde de kaçınılmaz olanı kabullenerek Iulianus’u İmparatorluğa bıraktı.

 

         İmparator Olrak İzlediği Politikalar :

         Tek başına ‘Augustus’ olunca Saray Hayatı’nı sadeleştirdi. Harcamaları kıstı. Ülke’yi Marcus Aurelius’un Modeli uyarınca bir Filozof olarak yönetmek istediğini açıklayan Bildiriler yayımladı. Constantius’un Sürgün’e gönderdiği Hristiyan Piskoposlar’ın Tümünün eski yerlerine Dönmesine izin verdi. (Bu Kararı, Hristiyanlar arasındaki Bölünmeleri kışkırtmak amacıyla verdiği düşünülebilir. 361’de çıkardığı bir Ferman’la Bütün Dinlerdeki İnsanlar’a Tapınma Özgürlüğü tanıdı.

         Önceleri Hıristiyanlığa karşı takınılan bu Hoşgörülü tavra, Paganlığı yeniden Canlandırma ve bir Devlet Dini haline getirme isteği Eşlik ediyordu. Iulianus kendisi Pagan Kilise’nin Başı olarak görüyor, Rahiplerine Öğreti’ye ilişkin Buyruklar yayımlıyordu. İmparator, Paganlığın Kararlı bir Savunucusu olarak Adak Törenleri de düzenliyordu. Güçlenmeye başlayan Bağnazlıki açık bir Hoşgörüsüzlük’ten Hristiyanlar’a karşı Baskı ve Kıyıma dönüştü.Üst Düzey Devlet Görevlerine Atamalar’da paganlar açıkça kayrıldı. Hristiyanlar Ordu’dan atıldı. Öğretmenli etmeleri yasaklandı. Bu son Davranış Geleneksel Din’e bağlı olan ve Iulianus’un Erdemlerine Hayranlık duyan Romalı Son Büyük tarihçi Ammainus’un İmparator’u Eleştirmelerine yol açtı.

         Iulianus, bugün yalnızca bazı parçaları bilinen bir Yazı’yla Hristiyanlığa saldırdı. Hristiyanlığın Masal ve Usdışı Yalanlar’dan oluştuğunu ve ancak Basit İnsanlar’a Çekici gelebileceğini ileri sürdü. Ammianus’a görei Iulianus Yeni-Platoncu olduğunu ve Güneş’e taptığını ileri sürmesine karşın, gerçekte Din’den çok Hurafeler’e bağlanmıştı.

         Iulianus’un Kudüs’deki yahudi Mabedi’nin yeniden Yaptırma Girişimi, Uzun süredir Sinagog’da İbadet’e alışmış ve bundan sonra hayvan Kurban edilmesinden Rahatsızlık duyacak olan yahudiler’i Hoşnut etmekten çok, Hristiyanlar’ı Aşağılamak için düşünülmüştü. Yapı’nın Eski Temelleri’nden yayılan ‘Azgın Alevler’in İşçiler’in Yüreğine Büyük bir Korku saldığı Haberi üzerine bu Girişim’den vazgeçildi. Hristiyan Kentleri cezalandırıldı. Şam ve Beyrut’taki Kiliseler yakıldı. Saint Athanasiuos gibi bazı Piskoposlar sürüldü. Bunlardan birine Korkunç İşkenceler uygulandı. Emesa (Humus, Suriye) ve Epiphaneia’daki (Hama, Suriye) Hristiyan Bazilikaları Bacchus Tapınakları’na dönüştürüldü. Iulianus’un Antiokheia’da Persler’e karşı Sefer’e hazırlandığı sırada büyük bir Bazilika’yı kapattırması ve Daphne’nin (Harbiye) Kutsal Mezarı’ndan Şehid Babylas’ın Cesedi’ni çıkarttırması Hristiyanlar arasında Büyük Hoşnutsuzluk yarattı. Onun kendini beğenmiş Davranışları Paganlar arasında da Hoş karşılanmıyordu. Misopogon (Sakal Düşmanı) adlı Kitapçığı her iki tarafın birden Öfkesini uyandırdı. Iulianus bu Kitapçık’ta Kişisel Davranışlarına, Din Konusundaki Düşüncelerine  ve Sakalından Güç alan bir Filozof olma  İddiasına karşı Antakyalılar’ın takındıkları Alaycı Tavra saldırarak onları eleştiriyordu.

         Antik Çağ’da yaygın olan Pers Toprakları’nı İşgal etme tutkusu Iulianus’ta da vardı. Büyük bir Zafer kazanmak için ve Roma’nın Üstünlüğünü Doğu’da da göstermek için verilen Öğütleri dinlemeyerek, bir Irmak Donanmasıyla desdeklenen 65 Bin Asker’le o Gün’e kadar Persler’e saldıran en Büyük Roma Ordusunu oluşturdu.Ama Kıtlığın, Zor Çöl Şartlarının, Romalı Askerlerin İhanet ve Yetersizliğinin de etkisiyle  Persler Savaş’ta bie kez daha Üstün geldiler. Bağdat’ın Güneyinde bulunan Ktesiphon Surları’nın önünde Büyük bir Bozgun’a uğrayan Ordusu geri çekilidği sırada,kimin fırlattığı anlaşılmayan bir mIzrak’la karaciğeri parçalandı.Ertesi Gece 31 yaşında  26/27 Haziran 363 de, Ktesipon (Medain),Mezopotamya’da öldü.