Kharmides /Charmides
MÖ 400 lü yıllar
Grek
Düşünürü..
Sokrates’in Öğrencisi’ydi.
Filosofi Konularının tartışıldığı Şölenler vermekle de ünlendi..
Platon’un (ö.
MÖ 347) Dayısı ve Ünlü bir Devlet Adamı’ydı.
Platon, ölçülülüğü tartışan
Diyalog’una O’nun adını vermiştir.
Platon
Sokrates Khairephon, Kharmides ve Kritias
arasında geçen bir konuşmayi bize Sokrates’in ağzından
dinletmektedir. Bu dört kişiden Khairephon tartışmaya
karışmaz. Sadece, eserin başinda Sokrates’le bir iki laf eder.
Platon’un dayısı Kharmides’e gelince bu tartışmada henüz 14
yaşindadir. Güzelliğine bütün Atina hayran olduğu gibi
felsefeye ve şiire olan istidadı da herkes tarafından kabul
edilmiş görünüyor. Bu eserde Kharmides’ten sonra Sokrates ile
tartışmaya tutuşanlardan biri de Kritias’tır.
Tartışma konusu: Kharmides
diyaloğunda,tartışma konusu erdemdir. Platon zamanında erdem
aklı başında insandan başlayarak en yüksek erdeme erişmiş
insana kadar hepsini içine alan çok geniş anlamli bir
terimdir.
Eserin özeti:
Eserin başinda
Sokrates,
Potideia’da yerleşen ordudan nasıl Atina’ya nasıl geldiğini,
epeydir buralardan uzak kaldığı için de eş-dostla görüşmek
üzere orada bulunan idman evine (Palaistra) nasıl girdiğini,
kimlerle karşilaştigini anlatir. Böylece tartışmanın cereyan
ettiği yeri gözümüzün önünde canlandırmaya çalışır.
Gerçektende bu idman evinde Khairephon ve Kritias’tan başka
adlari bildirilmeyen daha birçok kimseler vardır. Biraz sonra
maddi manevi güzelliği ile Atinalıları büyüleyen Kharmides de
birçok arkadaşları ile birlikte içeri girer. Artık
diyaloğumuz’un kişileri toplanmiştir. İlkin tartışma Sokrates
ile henüz 14 yaşlarında bulunan Kharmides arasında başlar.
Sokrates, Kharmides’e: “bak Kharmites amca oğlun Kritias senin
için: o akranları arasında sadece güzelliği ile değil
bilgeliği ile de kendisini göstermiştir.” Diyor. “eh gerçekten
bilgeysen elbette bilgeliğin de ne olduğunu bileceksin, bize
şunu anlativer bakalım” der. Kharmides biraz düşündükten sonra
bilgeligi şöyle tanimlar: “Bilgelik her şeyi ölçüyle,
sakinlikle yapmaktir.”
Sokrates
birçok hallerde hızlı ve çevik hareketlerin ağır ve sakin
hareketlerden daha güzel olabileceğini örnekler vererek
çürütmeye çalışır. Bunun üzerine Kharmides tanımı değiştirir,
şu şekle sokar: “Bilgelik insana utanmayı öğretir, insanda
utanma duygusunu uyandırır. Onun için bilgelik edepten başka
bir şey değildir.”
Sokrates bu tanımı da şöyle cevaplandırır:
“Bilgelik daima güzel ve iyi olan bir şeydir. Halbuki Homeros
‘Edep yoksul insan için kötü bir dosttur.’ Diyor. Peki şimdi
senin bu tanımın kabul edilecek olursa bilgeliğin bazan kötü
olabileceği de kabul edilmiş olmaz mi?” O sırada Kharmides
birden bire, birinden daha doğrusu Kritias’tan işittigi bir
tanimi hatirlayarak: “Bilgelik herkesin kendine ait işleri
görmesidir” der. Sokrates bu tanımı büsbütün anlamsız bulur ve
şunları söyler, “Bu tanım kabul edilirse başkalarının işiyle
ugraşanlari bilge saymamak gerekir ki, bundan daha saçma,
bundan daha anlamsiz bir şey tasarlanamaz. Sakın bunu sana bir
budala söylemiş olmasin?”
Bu sırada Kritias artık kendini tutamaz
tartışmaya katılır, Kharmides’in yerine kendisinin bu tanımı
savunacağını söyler. Gerçekten birtakım kelime oyunları
yaparak “İş görme” ile “İş yapma” nın aynı şey olmadığını, “İş
görmenin” daima iyi,”İş yapma” nın yani imalin de bazen iyi
bazen kötü olabileceğini anlatmaya çalışır. Ama işin içinden
çıkamayınca bu tanımdan vazgeçerek “Bilgelik kendinin ne
olduğunu bilmektir” diye bir yenisini ileri sürer.
Sokrates bu şekilde tanimlanan bilgeligin
konusunu anlamak için Kritias’a şunlari sorar: “Bilgelik
herhangi bir şeyi bilmekse muhakkak ki, bir bilimdir. Öyleyse
bilgeliğin de, her bilim gibi kendine has bir konusu
olmalıdır, işte Kritias bilgelik denen bu bilimin konusu nedir
bunu anlamak istiyorum.” Kritias, Sokrates’in bu sorusunu
şöyle cevaplandirir: “Sokrates, gerçekten diğer bilimlerin
kendilerinden ayrı konuları vardır. Ama bilgelik bunlardan
büsbütün farklıdır, çünkü: “Bilgelik hem kendi kendinin hem
öbür bilimlerin hem de bilgisizliğin bilimidir.”
Sokrates bu
tanımı görüme işidime ve daha başka örneklere uygulayarak
böyle bir tanımın neden tasarlanamayacağını göstermeye
çalışır. Bütün bu örnekler karşisinda Kritias da anlamsiz bir
şey söylediğini anlar ama, orada bulunanların önünde küçük
düşmemek için işi ağız kalabalığına vurur. Sokrates de
tartışmayı yürütmek macıyla “Pekala Kritias, gerçekten böyle
bir bilim var mı, yok mu, bunu ileride gözden geçiririz.
Şimdilik diyelim ki, böyle bir bilimler bilimi vardır”
dedikten sonra tartışmayı şu yolda yürütür. “Peki ama böyle
bir bilimin bize ne gibi bir yararı dokunabilir, bunu
anlıyamıyorum. Gerçekten böyle bir bilimin bize, neyi
bildiğimizi neyi bilmediğimizi değil de, sadece bilip
bilmediğimizi öğretebilecek; sonra başkalarının neleri
bildiğini, neleri bilmediğini öğretmeye de gücü olmayacak;
kısası bizim çok yararlı olacak bu türlü bilgileri sağlar ama
hiçbir zaman mutluluğumuzu sağlayamaz. Bizi mutlu kılabilecek
bir tek bilim vardır. O da: “İyi ve kötünün bilimidir.” Ama
aksiliğe bak ki, bu iyi ve kötünün bilimine de artık bilgelik
diyemiyeceğiz. Çünkü bilgeliği deminden beri “Kendi kendinin
ve diğer bilimlerin bilimi” diye tanımlamamış mıydın?
Böylelikle Kharmides diyalogunda bilgelik
üzerine ileri sürülen dört tanımdan hiçbirinin ne Sokrates’i
ne de dinleyenleri doyurmadığını görüyoruz. Bu durum
karşısında Sokrates her zaman ki alçak gönüllüğüyle, kusurun
kendisinde olduğunu, çünkü tartışmayı ve araştırmayı iyi idare
edemedigini söyler. Ama herkes gibi Kharmides de bu sözlere
inanmaz. Gene de bilgeliğin ne olduğunu, ancak Sokrates’ten
öğrenebileceği kanısındadır. Sokrates’ten ders almak ister.
Sokrates de bu işi memnuniyetle üzerine alir.
Anlaşılıyor ki diyalogumuzda bilgeliğin ne
olduğu değil de, daha çok bilgeliğin neler olamıyacağı
araştırılmıştır. Bundan ötürü Kharmides diyalogunda da,
diğerlerin de olduğu gibi tartışma konusu ortada bırakılmış,
bir sonuca bağlanmamıştır.
Bibliyografya:
-Kharmides, Platon,
-
http://www.corilaf.gazi.edu.tr/lokman.htm
, Lokman Ak ,
1990, İst, s.79-81