UZAK
BATI’NIN YERLİ HALKLARI
Kayıp Dünyalar
(Eskimolar, Vikingler, İnkalar, Aztekler,
Mayalar,
Yutalar)
(Tiahuanacolar,
Keçuvalar, Çavinler, Nazkalar, Çimular, Mikstek
ve Puebla Yerlileri, Zapotek ve Yopi
Yerlileri, Olmek Uygarlığı,)
TARİH ÖNCESİ
(MÖ 3000 ÖNCESİ)
MÖ 18.000-13.000 Buzul Devri’nin Sonları,
Bering Boğazı’nın Geçilmeye Elverişli olduğu Yıllar
MÖ 13.000 ler 1926’da New Mexico’daki
Folsom Yakını’nda, Soyu Tükenmiş bir Bizon’un Kemikleri’nin
yanında Sivri Uçlu Mızrak Taşlar bulundu.
MÖ 07.300- 06.500 Kuzey Kıta’da Kolorado
ve Arizona’da Siteler kurulmuş
DÜN
(MÖ 3000-0500)
MÖ 3114 Mayalar’a göre kendi
Tarihleri’nin Başlangıç Noktası: 4 Ahau 8 Cumku
MÖ 1500 Mayalar, Köyler’de İlkel
Tarım Yöntemleri’yle Mısır, Fasulye ve Kabak yetiştiriyordu.
BUGÜN
(MÖ 500- MS-1900)
MÖ 400-MS 600 Peru’nun Kuzey Kıyıları’nda
Moche, Güney Kıyıları’nda Nazca, Kuzey
Yaylaları’nda Becuay, Bolivya’da ise Pucara ve
Tiahuanaco Kültürleri..
Mesih Sonrası:
0100-800ler Maya Kültürü
0200-0700ler Teotihuacan Kültürü
0200-400ler Eski
Güney Amerika Uygarlıkları’nın Çöküşü
0200-1600ler Maya
Hiyoroglif Yazısı
0200ler Mayakar’ın İnşa
ettikleri Tören Merkezleri, Tapınakları, Piramitleri,
Sarayları ve Meydanları bulunan Kentler’e dönüştü
0250 Maya Uygarlığı’nın en
Parlak Dönemi’nin Başlaması
400ler Maya-İndianer Orta
Amerika’da Mısır, Tatlı Patates yetiştirdiler. Şehirler,
Saraylar, Tapınaklar İnşa ettiler.
Fecr Vakti:
0600-1000 Tiahuanaco Kültürü
Bolivya’ya, Kuzey Şili’ye ve Peru’nun Kızı ve Yüksek
Alanları’na yayıldı.
Duha Vakti
0800ler Eski
Güney Amerika Uygarlıkları’a Ait son Yıkıntılar
0900 Klasik Maya
Uygarlığı’nın en Parlak Dönemi’nin Sona ermesi.
0900-1519 Klasik Sonrası Maya Dönemi
0900-1100 Toltek Kültürü
0975 Mayalar Savaş ve
Yoksulluk Nedeniyle Evlerini bırakıp Kuzey’e, Yucàtan
Yarımadasına’a Göç etmeye başladılar
0900ler Kızıl Erik Viking
Önderi Görönland’ı Keşfetti
09??-10?? Leif Eriksson İlk Hristiyan Viking Önderi Kuzey Amerika’ya çıktı
1000ler Dresten Codexi (Maya
Hiyoroglifi)
1100ler
İnkalar’ın Cuzra Vadisi’ne Gelişleri
1100ler
Manco
Capac İnkalar’ın Atası
1200ler
Sinchi Roca İnka
İmparatoru Peru Güney Amerika
Zuhr Vakti
1300ler Paris Codexi (Maya
Hiyoroglifi)
1325 Aztekler, Tarihleri
boyunca başlıca Merkezleri olan Tenochtitlan’ı kurdular.
1300ler Mayta Capac
4.İnka İmparatoru Peru Güney Amerika
1300ler Capac
Yupanqui 5.İnka İmparatoru Peru Güney
Amerika
1400ler Viracocha
Inca 8.İnka İmparatoru Peru Güney
Amerika
1400ler Inca
Urcon İnka İmparatoru
Peru Güney Amerika
1400ler Pachacuti
İnca Yupanqui İnka İmparatoru Peru Güney
Amerika
1400ler Topa Inca
Yupanqui İnka İmparatoru (1471-1493) Peru Güney Amerika
1400ler Madrix Codexi (Maya
Hiyoroglifi)
1400ler Geç Maya Dönemi
14??-15?? Il. Montezuma
Son Aztek Imparatoru (hd 1502-20),
1400-1500 Başları Meksika’nın Orta ve Güney
Kesimleri’nde Aztek Devleti kuruldu.
1400ler İnkalar Çevrelerindeki
Güçlü Kabileler’e Boyun eğdirdiler.
1400ler Itzcoatl
Aztek İmparatoru (hd 1428-1440)
1400ler Axayacatl
Aztek İmparatorui (Hd 1469-1481 )
1438 Viracocha
İnca’nın Oğullarından Pachacuti İnca
Yupanqui Tahtı Kardeşi Inca Urcon’dan aldı.
1450 Mayalar’ın son
Başkenti yokoldu
14??-15?? Huayna Capac
İnka İmparatoru (hd 1493-1525) Peru Güney Amerika
1492-1504
Cristoforo Colombo
Yeni Kıta’ya yaptığı Geziler
1497
Tüccar ve Denizcisi Amerigo Vespucci
Kuzey Amerika Kıtası’na ulaştı
1498
Kolomb’un
Yenidünya’ya 1498’de yaptığı 3.Sefer sırasında, Bugünkü
Venezuella’daki Orinoco Irmağı Ağzı’nda Kara’ya çıkmasıyla,
Kıta’nın Avrupalılarca İstilası başladı.
Asr Vakti:
1500 ler
Huascar İnka İmparatoru
Peru Güney Amerika
1500 ler
Atahualpa İnka İmparatoru
Peru Güney Amerika
1500ler
Mayalar’ın Uygarlığı
yıkıldı Orta
Amerika Yerlileri
1504
İlk kez Vespucci’nin 1504’te
yayınlanan Mektupları’nda ‘ Yeni Dünya’ Adını kullanıldı.
1509 Rio de la Plata’ya
kadar Güney’de Tüm Doğu öğrenilmişti.
1513 Vasco Nunez
de Balboa’nın Panama Kıstağı’nda Büyük Okyanus’u keşfetti.
1519 Aztek İmparatorluğu
yıkıldı. (400-500 Küçük Devlet’ten oluşan, 5-6 Milyonluk
Nufusuyla 207.200 km2’lik Alan’a yayılan )
1520 Fernao de Magalhaes
(Macellan) kendi Adını taşıayacak olan Boğazı dolaştı.
1524 İspanyollar Maya
kültürünü yok etti.
1527 Pizarro Peru
Kıyıları’na çıktı.
1533 Pizarro, 1533’te
İnka Krallığı’nı Ele geçirdi.
1535 Pizarro Lima’yı
kurdu.
1535 Diego de Almagro,
Şili’yi Ele geçirdi, Pedro de Mendoza ise Buenos
Aires’te bir Yerleşme kurdu.
1537 Jimenez de Quesada,
Çıpçalar’ı Egemenlik altına aldıktan sonra Kolombiya’da
Bogota’yı kurdu.
1541 İspanyollar Maya kenti
Yucatan’ı aldılar
1541 Pedro de Valdivia,
Santiago de Chile’yi kurdu, Francisco de Orellana
Ekvator’un Doğu’sundan Yol’a çıkıp Amazon Irmağı’nı izleyerek
Atlas Okyanusu Kıyısı’na ulaştı.
1500lerin Ortaları Avrupalılar Yerleşme
Amacıyla Kıta’ya gelmeye başladılar.
1600lerin Başı Kıta’nın Güneyi’ndeki daki
Başlıca Kentler’in Temeli atılmış bulunuyordu.
23.Saat:
1790 Mexico'da yapılan
Kazılar’da Bazalt’tan yapılmış, Ağırlığı 25 Ton’u bulan, 3,7
Metre Çap’ında Daire Biçimi’nde bir Takvim Taşı ortaya
çıkarıldı.
24.Saat:
1830lar Eski Maya
Yerleşmeleri’nde İlk Sistemli Araştırmalar’ın başlaması.
1830-1848 Kingsborough Vikontu
Dresten Kodexi’ni Edward King, Antiquities of
Mexico (Meksika’nın Eski Eserleri) Adlı Kitabında
yayınladı.
1860lar İspanya’nın 2 ayrı Yerinde
Madrix Kodexi bulundu.
1880 Dretsen Kodex’in ilk
Bilimsel Yayımı Leipzig’de E.Förstmann tarafından
yapıldı.
KÜRESEL DÖNEM
1900ler Maya Yazı Sistemi’nin
Küçük bir Bölümü çözülebildi.
1952 Palenque’de Eski
Ormanlar’ın Ortasında bulunan Mayalar’ın 10 Piramd’in birinde
Gizli Kryp’ta bulundu. 18 Metre Derinliğinde Büyük Taş Zeminde
Sarkophag bulundu. Bu 2x4 Metre Büyüklüğünde Büyük Kapak Plate
UZAK BATI YERLİLERİ’NİN
BÖLGESEL DAĞILIMI
Kuzey- Pasifik Yerlileri:
Apache
Kuzey- Atlantik Yerlileri: Mohican
Delawera
Huron
Iroquois
Sioux
Cheyenne
Güney-Pasifik Yerlileri: Aztekler
(Nahaular )
Mayalar
Aymarlar
Quichualar
İnkalar
Arokanlar
Güney-Atlantik Yerlileri: Jivarolar
Karaipler
Çağdaş Maya Halkları :
Dil ve Coğrafya Temelinde şu Gruplara
ayrılıyor :
1.Yucatan Mayaları (Yukatekler)
:Meksika’nın Yucatan Yarımadası ile Belize’nin
Kuzey, Guatemala’nın Kuzeydoğu Kesimleri
2.Lakandonlar: Meksika’nın
Güneyi’nde, Usumacinta Irmağı ile Guatemala
Sınırı Arasındaki Topraklar’da, daha az bir Bölümü de
Belize ile Guatemala’da yaşar ve çok küçük bir
Nufus oluştururlar
3.Kiçe Halkları (Keççiler,
Pikomohiler, Pokomamlar, Ustanpekler,
Kiçeler, Kakçikeller, Tsutuhiller,
Sahapultekler ve Sikapanalar: Guatemala’nın Doğu ve
Ortakesimleri’ndeki Dağlık Bölge’de yaşarlar
4. Mam Halkları (Mamlar,
Tekolar, Aguakatekler ve İksiller) :
Guatemala’nın Batısı’ndaki Dağlık Bölge’de yaşarlar
5. Kanhobal Halkları (Motozintlekler,
Tuzantekler, Hakaltekler, Akatekler,
Toholaballar ve Çuhlar): Aynı Bölge’deki
Huehuetenango İli’ndeki ve Meksika’nın buraya bitişik
Yöreleri’nde yaşarlar
6. Tsotsiller ve
Tseltallar: Meksika’nın Güneyi’ndeki Chiapas
Eyaleti’nde yaşarlar
7. Çol Halkları :Chiapas’ın
Kuzeyi ile Tabasco’da, Çontal ve Çol
Dilleri konuşurlar.
Çortiler:Guatemala’nın
Doğu ucunda yaşarlar,
8. Huastekler: Meksika’nın
Ortadoğu Kesimi’ndeki Veracruz Eyaleti’nin Kuzeyi’nde
ve Bitişiği’ndeki San Luis Potosi’de yaşarlar.
Kutsal Ruh'a Dua
"Ulu Tanrı , Rüzgar’ın içinde duyduğum Ses
Kimin Sesi, bütün Dünya’ya Hayat veren kimin Nefesi -duy
Beni-. Sen’den önce geldim. Senin Çocukları’ndan biriyim. Ben
Küçük ve Güçsüzüm , Senin Gücüne ve Bilgeline İhtiyacım var.
Güzellikler içinde yürüyelim ve Gözlerim hep farkına
varabilsin Kırmızı ve Mor Günbatımı’nın. Ellerim Saygı
göstersin Senin yaptığın ve yarattıklarına, Kullaklarım açıkca
duyabilsin Sesini. Beni öyle Bilge yap ki Ben benim
İnsanlarıma öğrettiklerini anlayabileyim ve Kayalar’a ve
Yaprakların arasına gizlediğin Derslerini anlayabileyim. En
Büyük Düşmanım olan kendimle savaşıp kendi içimdeki Gücü
bulabileyim ve Hazır olayım Sana gelirken; Temiz Eller’e ve
Saf gözler’e , öyle ki Hayat batan bir Günbatımı gibi solmaya
başladığında Ruh’um sana Saf ve Lekesiz gelebilsin."
Ant Dağları İnkalar’ın Yaşadığı
Topraklar
Keçuva Dili Peru’da Yaşayan İnka Dili
Peru İnka İmparatorluğu
Bolivya İnka İmparatorluğu
Ekvador İnka İmparatorluğu
Arjantin İnka İmparatorluğu
Şili İnka İmparatorluğu
Tiahuanacolar
Bolivya’nın Yüksek Dağlık Bölgeleri’nde ,Titicaca Gölü
Yakınında yaşar
Keçuvalar
And Dağları’nın Ekvador’dan Bolivya’ya kadar uzanan Yüksek
Yayları’nda yaşar
Çavinler
Peru’nun Kuzeyindeki Dağlar’da yaşar
Nazkalar
Peru’nun Güney Kıyısı
Çimular
Kuzey’de Kıyı
Mikstek ve
Puebla Yerlileri
Zapotek ve
Yopi Yerlileri’nin Tanrısı
Toltek Uygarlığı
Texcoco Devleti
Tlacopan Devleti
Tenoch
Aztekler’in (Tenoçka) Ataları.
Amerika
Yenidünya da denir. Batı
Yarımküre’de yer alan, Yeryüzü’nün sırasıyla 3.v3 4. Büyük
Kıtaları olan Kuzeu ve Güney Amerika’dan oluşan Kara Kütlesi.
Toplum Yüzölçümü 42.044.318 km kare’dir.
‘Amerika’
Adı, Bazı Tarihçiler’e göre 1497’de Kuzey Amerika Kıtası’na
ulaşmış olan İtalyan Tüccar ve Denizcisi Amerigo Vespucci’nin
Onuruna, ilk kez Alman Coğrafyacısı Martin Weldseemüller’in
Cosmosraphie introductio (1507; Kozmogfrafya’ya Giriş)
ad’lı Eserinde kullanıldı. O’nun Kristof Kolomb’un (Cristoforo
Colombo) Amerika Karaları’na yaptığı Geziler’den
(1492-1504) Haberi olmadığı anlaşılıyor. Bazı
yarımküresi’ndeki Kara Kütleleri için kullanılan ‘Yenidünya’
(Latince Mundus Novus) Terimi’de, ilk kez Vespucci’nin
1504’te yayınlanan Mektupları’nda yer aldı.
Amerika Adını alan ve Kuzey’de Labrador’dan Güney’de
Patagonya’ya kadar uzanan Karalar, Yakın Yıllar’a kadar Tek
bir Kıta olarak Kabul edilirdi. Ama 80 km’ye kadar daralan
Panama Kıstağı’ndan Kuzey’e doğru genişleten Bölüm’ün Kuzey
Amerika, Güney’e doğru gemişleyen Bölümü’nün ise Güney Amerika
Adı’yla 2 Ayrı Kıta Biçimi’nde sınıflandırılması giderek
yerleşti.
Kuzey Amerika’nın, Meksika ile
Panama Kıstağı arasında kalan kesimi Orta Amerika olarak
bilinir. Bazı Uzmanlar Kuzey Amerika Kıtası’nı, Panama Kıstağı
yerine, daha Kuzey’de Meksika İçindeki Tehuanteped
Geçitleri’nden başlatırlar ve ‘Orta Amerika’ Terimi Panama
Kıstağı ile Tehuanteped Geçitleri arasındaki Bölge’yle
sınırlanır. Bu Adlandırma’ya göre Meksika’nın bir Bölümü Kuzey
Amerika’nın dışında kalır. Oysa Meksika’nın ve Panama
Kıstağı’na kadar Güney’e uzanan Topraklar’ın, Fiziksel
Coğrafya Açısı’ndan Kuzey Amerika’nın Diğer Kesimleri’yle çok
Güçlü Bağları vardır. Meksika, Orta Amerika ve Batı Hint
Adaları’nı topluca adlandırmak için Mezo-Amerika Terimi de
kullanılır.
Diğer yandan Güney Amerika’nın
Tümü ile Orta Amerika, Meksika ve Antil Adaları, Ortak
Tarihsel ve Kültürel Özellikleri dolayısıyla Latin Amerika
olarak da adlandırılır.
KUZEY AMERİKA YERLİLERİ:
Asya Kökenli Yerliler, Sibirya
ve Alaska’dan geçmeden Kuzey Amerika’ya ulaşamazlardı. İnsan
Türü’nün ortaya Çıkışından Kısa süre sonra başlayan Buzul
Çağı, tüm Pleyistosen boyunca, Kuzey’e İlerleme’ye İmkan
vermedi.Ancak Buzularası Dönemler’de Kuzey’e yönelebilen
Asyalılar y.60.Binyıl Önce Kuzey Amerika’ya ulaşabildiler.
Paleolitik Çağ’da Kıta’ya
gelen Yerliler, Avrupalılar’ın Bölge’ye Ulaşmasına kadar
Göçebe Avcılar olarak yaşadılar. Alaska’dan Aşağı inerek
Florida ile California arasındaki Geniş Alanlar’a yayılan
Yerli Kabileleri, Değişik Av Alanları’na yöneldiler. Güney
Meksika ile Orta Amerika’nın iyice daralan Toprakları’nda
yeniden karşılaştıklarında, aralarında bir Yarışma değil,
İlerleme’ye Açık bir İşbirliği olurştu. Bu Bölgeler’de Büyük
bir Gelişme göstermelerine karşın, Madenler’den Yararlanma,
Alet Yapımı, Ulaşım ve Ticaret gibi Alanlar’da o Dönem’de
Asya, Avrupa ve Afrika’nın bir Bölümü’nde kurulan Uygarlıklar
Ölçüsünde ilerleyemediler. Yerkeşik Hayat’a İlk geçenler
Meksika ile Orta Amerika arasındaki Stratejik Geçitler’de
yaşayan Olmekler ile Guatemala’daki Yucatan
Platonları’nda yerleşen Mayalar’dı. Sonradan güçlenen
Toltekler ve Aztekler de Yüksek Meksika
Havzası’nda Önemli Kentler kurdular. Bu Topluluklar Mısır,
Fasulye ve Kabak gibi Ürünler’in yanı sıra Domates, Manyok,
Patates, Tütün ve kakao’ya dayalı Zengin bir Tarım Toplumu
kurdular. Ayrıca Pamuk yetiştiriyor, Deri işliyorlardı.
Avrupalılar gelmeden Önce bu
Uygarlıklar’ın çökmeye Yüz tuttuğunu, Toprakları’nın Aşınma’ya
uğradığını ve Halkları’nın da Savaşlar’la Hastalıklar’dan
kırıldığını Öne süren Araştırmacılar’da vardır. Bugünkü ABD ve
Kanada Toprakları’na yerleşen Yerliler Tarım’da Başarılı
olamadıkları için, ancak Mısır, Kabak ve Fasulye Üretimi’ni
Avcılık’la desdekleyerek geçinebilmişlerdir. Yarı Yerleşik
Kabileler Bazı Köyler kurdular. Çenkiler ile
Irohualar arasında Güçlü Kabile Birlikleri oluştu.
Beslenme için Büyük Topraklar’a Gereksinim duyulan İç
Bölgeler’de Temel Ekonomik Etkinlik Balıkçılık ve Avcılık’la
Sınırlı kaldı.
AVRUPALILAR:
Avrupalılar Kuzey Amerika’ya
geldiklerinde Gelişme’yi bekleyen Boş bir Kıta bulmayı
umdular. Olağanüstü bir Gelişme ve Yerleşme İmkanı sunan El
değmemiş bir Bölge’ye Göç ettikleri’ne inanıyorlardı. Yerel
tarım Çok Az gelişmişti. Geyik ve Karaca dışında , Doğal
Otlaklar’dan daha İyi Yararlanma’yı sağlayacak bir hayvan
Varlığı yoktu. Barınak, Çit, Yol ve Alet Yapımı için Orman’dan
yararlanılamıyordu. Demir ve Kömür Yatakları işletilmiyordu.
Bütün bu Teknikleri İyi bilen Avrupalılar için, Kuzey
Amerika’nın Geriliği bir Fırsat sayılırdı. Yerlileri sürerek
onların Yurtlarına El koydular.
Yerliler’in
Mülksüzleştirilmesi:
Yerliler’in Toprakları’ndan
sürülmesi
Yerliler’in Topraklarından
sürülmesi, Büyük Çatışmalar’a Yol açtı. Bu Çatışmalar’ı Sona
erdirmek için İngilizler’in 1763’te Belirlediği Bildirge
Hattı, Apalaş Dağları’nı Sınır olarak belirliyor,
Avrupalılar’ın ancak bu Hatt’ın Doğusuna Sahip çıkmasına İzin
verirken, Batı’sının ise Yerli Toprakları olarak Korunmasını
öngörüyordu. Bağımsızlık’tan sonra da ABD, bu 2 Uluslu Devlet
Düşüncesi’ni sürdürdü. Ama Yerliler’in Sınırı Önce Ohio’ya,
sonra da Missouri’ye kadar uzaklaştırıldı. Doğu’daki Yerliler
Batı’ya sürülmeye başlandı. Yerli Toprakları yalıtılmış
‘Yerleştirme Kampları’ (Reservation) Düzeyine indirgendi.
Böylece ABD’deki Yerli Nufusu’nun Çoğunluğu, Missouri’nin
Batısına ve Batı’daki Dağlık Yöreler’e sıkıştı. ABD
Hükümetleri, Ortabatı’nın ve Batı’nın Büyük Kentleri’nde
Beyazlar’la bir arada oturmaları için Yerlileri özendirdiler.
Birçokları’nın Etnik Farklılıkları ortadan kaldırılacağına
inandığı bu Gelişme, özellikle Etnik Bilince ulaşmış Genç
Yerlilerce, onları Sayısız Tehlike’nin içine atan bir Süreç
olarak karşılandı.
‘Kamp’ Sistemi Kanada’da da
benimsendi. Doğu’da Yerliler’e ayrılan Bölgeler içinde,
Montreal Düzlüğü ve Ontario Yarımadası gibi Zengin Tarım
Yöreleri de vardı. Avrupalılar Batı’ya yönelirken, bu
Topraklar’da Yerliler’in Elinde kalmasına pek az Özen
gösterdiler. ABD’ye oranla Kanada’da çok daha Yaygın görülen,
Avrupalılar’la Yerliler arasındaki Evlilikler, daha sonra
bağımsız bir Devlet kurmak Amacı’yla Riel Ayaklanması’nı
başlatacak olan Fransız-Yerli Karışımı bir Melez Halk’ın
oluşmasına Yol açtı.
Meksika’da Etnik Karışım daha
da İleri Boyutlar’a vardı. Melezler’in Oranı Nufus’un %60ına
yaklaşırken, Yerliler’in Oranı %30, Beyazlar’ın Oranı %10,
Afrika Kökenli Meksikalılar’ın Oranı %1’in altındaydı.
İspanyollar’ın İlk fetihleri’nin ardından Meksika’ya ve Orta
Amerika’ya Göç eden Avrupalılar’ın Sayısı Çok azdı. De
Velasco’nun 1574’te yaptığı Sayım’a göre Orta Amerika’da 5
Milyon Yerli’ye karşılık yalnızca 150.000 İspanyol yaşıyordu.
İspanyol Politikası:
İspanyollar, Kuzey
Amerika’daki Çıkarları’nı Hristiyanlık ve Altın üzerine
odaklaştırdılar. Bunun Anlamı Yerlileri Hristiyanlaştırmak ve
Altın’la Gümüş’ten Hızla Servet edinmekti. Tarım’a açılan
Topraklar , Kiracılar ya da Serfler Eli’yle işletilen Büyük
Mülkler’e bölündü. Bu nedenle Yöre’ye yerleşmek üzere
İspanya’dan Küçük bir Nufus çekilebildi. Ama Madenciler’den,
Büyük Toprak Sahipleri’nden, Tüccarlar’dan, Yöneticiler’den ve
Papazlar’dan oluşan bir Grup Yöre’ye yerleşti. Bunlar arasında
Orta Sınıf’tan ve İşçi Sınıfı’ndan gelen Çok Az’dı. Hafif
Sanayi’ye Dayalı Kentler giderek birer Ticaret ve Hizmet
Merkezi Durumu’na geldi. İspanyol Soyu’ndan gelenler, bu
Topraklar’da hep bir Seçkin Grubu olarak kaldı.
Fransız Politikası:
Fransa’nın Politikası da
İspanya’nınkine benziyordu. Kıta’ya İlk Kez Kürk Tüccarları
geldi. Bunlar İç Bölgeler’den topladıkları Kürkler’i Fransız
Ticaret Merkezleri’ne Taşımaları için Yerlileri çalıştırdılar.
Fransızlar, Bölge’de Tarım yapılmasına bazen Zor kullanarak
Karşı çıktılar. Ama Yeni Kolonileri’nde Güçlü bir Fransız
Nüfusu bulunmasını Zorunlu gördükleri için, Toprak
Sahipleri’ne Büyük Senyörlükler (Bağış Topraklar) dağıttılar..
Senyörler de, Fransa’da olduğu gibi, Topraklarını bölerek Kira
karşılığı’nda devretmeye başladılar. İngilizler 1763’te
Kanada’yı Fransızlar’dan aldıklarında, Kıta’da yerleşik 3
Milyon İngiliz’e Karşılık, Acadia ve Quebec’ye yalnızca 80.000
Fransız vardı. Ama İngilizler, 150 Yıl’dan beri orada bulunan
Fransızlar’a Dil, Din, Eğitim ve Hukuk gibi Konular’da
Ayrıcalık tanıdılar.
Böylece Gelenekleri’ni
sürdürebilen Fransızlar, bugün Kanada Nufuzu’nun %30unu
oluşturuyorlar. Yoğun olarak Quebec, New Brunswick ve
Ontario’da toplanmıştır. Anglo-Amerikan Dünyası’nda Latin
Kökenli kendine Özgü bir Öğe olan Fransızlar’ın bir Bölümü,
Özgür bir Quebec’te, Fransızca konuşulan Bağımsız bir Devlet
kurulmasından yanadır. 1980’de yapılan bir Halkoylaması’nda,
Eyalet Hükümeti’ne Quebeck’in Bağımsızlığını Müzakere Etme
Yetkisi veren bir Yasa, Quebec Seçmenleri’nin %40’tan Çoğunun
Desdeğini aldı.
İngiliz Politikası:
İngilizler, Siyasi
Mülteciler’in , Toprak Sahipleri’nin, kendi Toprakları’nda
Bağımsız İş yapmak isteyenler’in, Tüccarlar’ın,
İmalatçılar’ın, İşçiler’in ve Zanaatçılar’ın Kolonilerine
gitmelerini özendirdiler. Böylece İngiliz Kolonileri’nde, Çok
değişik Becerileri olan Geniş bir Beyaz Nufus toplandı. Bu
Koloniler, Fransa ve Almanya’daki Protestan Azınlık Gruplar’a
Kapılarını açtı. Hannover Yönetimi sırasında, çok sayıda
Ücretli Alman Askeri bu Topraklar’a yerleşti. İngilizler,
Kanada’nın Batısını da Almanlar’a, İskandinavlar’a,
Ukraynalılar’a ve Lehler’e açtılar. Ardından Çin’den ve Doğu
Hint Adaları’ndan gelenleri Kabul ettiler.
ABD’nin Politikası:
ABD Bağımsızlığı’na kavuştuktan
sonra birçok Konuda İngiltere’nin Eski Politikasını izledi.
Ama Bağımsız Tarım İşletmelerine, Özellikle de Güney’de
Köleliğe Dayalı Plantasyon Sistemi Yıkıldık’tan sonra,
Kapitalist Girişimciliğe daha çok Özgürlük tanıdı. Yeni
Federal Devlet’in en azından Beyazlar için bir ‘Erirtme
Potası’ olacağı İnancı’yla, Mülteciler’e ve Diğer
Avrupalılar’a Karşı Açık Kapı Politikası izledi. Birçok
İngiliz ve İrlandalı ile diğer Avrupalılar, ayrıca çok sayıda
Ortadoğu’lu, Çinli ve Japon için bu İddialar Çekici’ydi.
Sonraları kullanılabilir Topraklar’ın Tükenmesi ve Becerikli
İşgücü İhtiyacı’nın Artması üzerine her Ülke’den gelebilecek
Göçmen Sayısını, bu Ülke’nin I.Cihan Harbi sonrasındaki Nufus
Oranları’yla sınırlayan bir Kota Sistemi’ne geçildi. Daha
sonra Ulusal İhtiyaçları en İyi karşılayabilecek Kişiler’in
seçilmesine Yönelik bir Yöntem benimsendi.
AFRİKALILAR:
Afrika Kökenli Kuzey
Amerikalılar, Kıta’ya Köle olarak getirilmişlerdi. Plantasyon
Tarımı’nın Hiç gelişmediği Kanada’da ve Yerliler’in Zorla
çalıştırıldığı Meksika’da Afrikalı Köle Kullanımı Sınırlı
kaldı. Çok Sayı’da Köle, Antil Adaları’na ve ABD’nin Güney
Eyaletleri’ne gönedrilerek Tütün, Pamuk ve Şeker Üretimi’nde
çalıştırıldı. 1808’de Köle İthali’nin Yasaklanmasına Karşın,
Çok Ağır Şartlar’da yaşayan Siyahlar’ın Sayısı Yasadışı Köle
Ticareti’nin sürmesi ve Doğal Nufus Artışı ile giderek
çoğaldı. Afrikalılar, 1865’te Köleliğin Kaldırılması’yla
Birlikte, Uygulama’da olmasa bile Kağıt üzerinde diledikleri
yerde Çalışma ve Yerleşme Özgürlüğü’ne kavuştular. Birçokları
Yoksul Kiracılar ya da Yarıcılar olarak yine Plantasyonlar’da
kaldılar. 1900ler’deki Ekonomik Gelişmeler ve Özellikle
Tarım’da Makineleşme, çok Sayıda Afrikalı’yı, Yeni bir Ayrımcı
Tutum’la karşılaşacakları Kuzey Kentleri’ninin Gettoları’na
sürükledi. Bu Toplumsal ve Etmik Kutuplaşma, ABD Toplumu’nun
Kökleri’ni sarstı ve Ülke’nin Eşitlikçilik Savları’nın
İçtenliği Konusunda Kuşkular uyandırdı. Siyahlar’ın Tam
Eşitlik Mücadelesi özellikle 1950ler’den sonra Gelişme
gösterdi, ama Köleliğin Yasaklanması’ndan 100 Yılı Aşkın bir
süre sonra bile, bu Mücadele kazanılmış olmaktan çok uzaktır.
Öğrenim, Barınma, Sosyal Hizmetler’den Yararlanma, özellikle
de Eşit İş Hakkı gibi Sorunlar Bugün de Ağırlığını koruyor.
Belki de bu Sistematik Dışlanma, Zengin ve Benzersiz bir
Afro-Amerikan Kültürü oluşturdu.
DEMOGRAFİK DOKU:
Yerleşme’ye Daha Geç açılmış
olduğu için Kuzey Amerika’ya Avrupa ve Asya’daki kadar Yüksek
Yerleşme Yoğunlukları görülmez. Ama Doğal Zenginlikler ve
İleri Teknoloji, Nufus’un Hızla artmasına Ortam
hazırlamaktadır. Yerleşim’e daha Uygun olan Kıyılar’da, Alçak
Düzlükler’de, Nemli ve Ilıman Bölgeler’de Nufus Yoğunluğu
Yüksek’tir. 6,5 Milyon km karelik Kalkan ile 5,2 Milyon km
Karelik Dağlık Arazi, Kıta’nın yaklaşık Yarısını Yerleşim Dışı
bırakır. Kutup Bölgesi’nin Donmuş Alanları ile Mackenzie ve
Hudson Körfezi Düzlükleri de Yerleşim’e çok Uygun değildir.
Batı’da Sıradağlar arasında kalan Kesim’de ve Meksika’da
Kuraklık, yerleşme’i engeller. Orta Amerika’nın Hastalık
Yuvası olan Nemli Tropik Düzlükleri de oldukça Boş kalmıştır.
En Kalabalık Bölgeler, Nova Scotia’dan Florida’ya kadar uzanan
Atlas Okyanusu Kıyı Düzlüğü, Kanada’nın Güneyi’nde Yazlar’ın
Sıcak geçtiği Nemli, Serin-Ilıman Bölge; ABD’de Missouri’nin
Doğusunda kalan ve Geniş Missisippi-Ohio Düzlüğü’nü çevreleyen
Nemli, Sıcak-Ilıman Bölge; İngiliz Kolumbiyası’ndan
California’nın Güneyi’ne kadar uzanan Ilıman ve Menli Büyük
Okyanus Kıyısı ile Sıcak ve Sulak Meksika Havzası’dır. Bu
Bölgeler’de Nufus daha çok Büyük Kentler’de yoğunlaşmıştır. Bu
Kentler Hudson-Mohawk Ayrılığı’nda, St.Lawrence-Büyük Göller
Sistemi’nde, Ohia Havzası’nda, Missisippi’nin Orta
Bölgesi’nde, Puget Denizi Çevresi’nde, Fraser Deltası’sında ve
California Kıyıları’nda yer alır.
Kanada:
Kanada’nın Kıta Nufusu İçindeki
Payı Küçük’tür. 9.970.610 km.Karelik Yüzölçümü ile bu Ülke’de
Nufus Yoğunluğu da Düşük’tür (2.6). Başta Kalkan, Kuzey
Apalaşlar ve Cordilleralar ile Tundra ve Kuzey Ormanları
Bölgesi olmak üzere, Kanada’nın Büyük Bölümü Yerleşim
Dışı’dır.Nufus, Güney’de Fundy Körfezi, St.Lawrence-Aşağı
Büyük Göller ve Güney Otlakları ile Columbia ve Fraser
Vadileri’nde yoğunlaşmıştır. Demir, Nikel ve Diğer Madenler
ile Petrol ve Doğal Gaz, Buğday, Et, Balık ve Orman Ürünleri
Ülke’nin Başlıca Kaynaklarını oluşturur. Makineleşme ve
Otomasyon, Kişi başına Verimliliği yükseltmiştir. Ülke, Genel
Refah Düzeyi Açısından, ABD’nin hemen ardından gelir.
İngiliz Uluslar Topluluğu Üyesi
olan Kanada’da Nufusunun %45ini İngiliz Kökenliler oluşturur.
Nufusun %60tan Çoğu İngilizce konuşur. Ama Kanada’nın
İngilizler’den sonra 2.Kurucu Ulusu Fransızlar’dır ve Halkın
1/4den Çoğu hala Fransızca
konuşur. Kanada
Nufusu’nun Çoğunluğu, bu Ülke’de doğmuştur, ama dışardan gelen
Göç Önemini korumaktadır. Ülke’ye İngiltere dışından gelmiş
olanları Ülke’ye İngiltere Dışı’ndan gelenlerin (ABD
Yurttaşları Dahil) Sayısı, İngiliz Kökenliler’den Fazla’dır.
Dolayısıyla Kanada, 2 Dil’in konuşulduğu, Çok Kültürlü,
İngiltere ve Batı Avrupa’yla Sıkı Bağları olan bir Ülke’dir.
Ekonomik bakımdan ise, ABD’ye bağımlı’dır. ABD, bu Ülke’deki
Yabancı Yatırımlar’ın %70’ini Elinde tutar ve Kanada’nın
İthalatı’nın %70ini karşılar.
Ontario hala en Çok Nufus çeken
Bölge’dir. Alberta ve İngiliz Kolumbiya’sı da Hızla
gelişmektedir. Nufus’un 3/4ü Kentler’de yaşar. Yaklaşık 1/4ü
de Önde gelen Ticaret ve Sanayi Merkezleri olan Montreal ve
Toronto’nun Metropoliten Alanları’nda toplanmıştır.
ABD:
ABD, Kıta’nın Toplam Nufusu’nun
yarısından Çoğunu barındırır. Topraklarının Büyük Kesimi
Yerleşme’ye elverişlidir. Yalnızca Apalaşlar’ın Yüksek
Kesimleri ,Cordillera Sırtları ve Batı’daki Sıradağlar’ın
arasında kalan Kurak Havzalar Yerleşme’ye Elverişli değildir.
Avrupa ve Asya Ölçülerine göre Düşük olmakla birlikte,
Ortalama Nufus Yoğunluğu Kanada’dakinden çok daha Yüksek’tir
(25). Nufus’un En Yoğun olduğu Bölgeler, Orta Atlantik
Eyaletleri, New England ve Büyük Göller Çevresi’dir. Florida,
Arizona ve Nevada’da Nufus Hızla artmaktadır. Bu Bölgeler’e
Nufus Akımı’nın Nedenleri, Çok Sayı’da Varlıklı Emekli’nin
Yerleşmesi, Sanayi ve Hizmet Kesimleri’nin Gelişmesine Ağırlık
verilmesidir. Çalışma Çağındaki Nufus’un 2/3ünün İş Sahibi
olduğu ABD’de Hizmet Sektörü Diğer Yenidünya Ülkeleri’ndekine
oranla çok daha gelişmiştir. İşgücü’nün %30u İmalet
Sanayi’sinde, geri kalan Bölümü Tarım, Balıkçılık ve
Kerestecilik gibi Temel Üretim Dalları’nda çalışır. ABD,
Kişibaşına Mal ve Gıda Tüketimi bakımından Dünya’nın en
Gelişmiş Ülkeleri’nden biridir.
Uzun Süre Avrupa’dan Büyük Göç
alan ABD’de, Ülke Dışı’nda doğmuşolanlar’ın Oranı Bugün
oldukça Düşük’tür ve Nufus Artış Oranı bu Ülke’de doğanlar
arasında daha Yüksek’tir. Nufusu en Hızlı artan Gruplar
Yerliler ve Siyahlar’dır. Güney’deki Kırsal Kesim’de kalan
Siyah Amerikalılar’ın Oranı %20’den Az’dır. Büyük Çoğunluğu
Kuzey Kentleri’nde, özellikle Aşırı kalabalık Gettolar’da
yaşar. Washington D.C., Detroit, Baltimore, New Orlenans,
Atlanta ve Newark, Siyaklar’ın Çoğunlukta olduğu Başlıca
Kentler’dir. Cleveland, St.Louis, Philadelfia ve Chicago’da da
Siyahlar’ın Toplam Nufus içindeki Oranı Yüksek’tir. New York ,
Pittsburg ve Los Angelas’ta da çok Sayıda Siyah yaşar.
Siyahlar’ın, Kentler’in Eskimiş İç Kesimleri’nde toplanmış
olması Kuzey Amerika’da Kentsel Hayat’ın en Önemli
Özelliklerinden biridir. Önemli Oranda Beyaz Nufus’un Kent
Çevresinde Yeni gelişen Yerleşmeler’e kayması, bu Özelliği
daha da Belirgin hale getirmiştir.
1900ler’in Ortaları’nda yapılan
Araştırmalar, Dört Geniş Kent Kuşağı ortaya koymuştur. Bunlar,
‘Botwash’ (Boston-New-York-Philadelpia-Washington D.C),
‘Chipitts’ (Cicago- Detroit-Cleveland-Pittsles-San Diego) ve
‘Jackdal’ (Jackson-ville, Mobile, New Orleans, Houston,
Dallas) Kuşakları’dır. Ülke Nufusu’nun yarıdan Çoğu, Ülke
Yüzölçümünün 1/10ndan daha Küçük bir Alan’da yaşamaktadır.
Meksika,Antiler ve Orta
Amerika:
Bu Bölge, Topluca, Kıta
Nufusu’nun 1/3ünü barındırır ve Bölge’de Nufus Hızla
artmaktadır. Yüksek Doğurganlık Oranları’nın sürmesi ve Ölüm
Oranları’nın Düşmesi Nedeni’yle de bir Nufus Patlaması
yaşanıyor. Yıllık %3,6 lık Artış Hızı’yla Meksika Nufusu’nun
2000’nde 1980dekinin 2 Katına çıkması bekleniyordu. Ekonomi,
Nufus’un İhtiyaçları’nı Zorlukla karşılamaktadır. ABD’nin Orta
Amerika ve Antiller’deki Yatırımları’yla buralara verilen
Hükümet Yardımları, Bölge Ülkeleri’nin kendi kendine ayakta
durabilmelerini sağlamayı amaçlar. Yine de Kuzey’deki Dev
Komşu’nun Etkisi Tartışma’ya Açık’tır. Bu Tür Kalkınma
Yardımları daha çok Mexico City gibi Bölge’yi Geliştirici
Etkisi olan Büyük Kentler’de yoğunlaşıyor.
YÖNETSEL ve
TOPLUMSAL KOŞULLAR:
ABD, Kanada ve Kosta Rika ile
Büyük ve Küçük Antiler’deki 10 Ada Devleti’nde Temsili
Demokrasi yürürlük’tedir. Meksika’da da Görünüş’te Temsili
Demokrasi Yürürşük’tedir. Gerçekte Tek Parti (Kurumsal
Devrimci Parti) Egemen’dir. Orta Amerika’da, Askeri
Diktatörlükler’in ve Geleneksel Sağ Partiler’in Egemenliği
Yaygın’dır. Guatemala’da Yönetim Ordu’nun Eli’ndedir. El
Salvador, Honduras ve Panama gibi Cumhuriyetler’de de Ordu çok
Etkili bir Konum’dadır. Küba ve Nikaragua’da ise Solcu
Hükümetler İş Başı’ndadır. Fransa’nın Denizaşırı İlleri
Guadelaupe ve Martinik en Büyükleri olmak üzere, Bazı Kuzey
Amerika Toprakları da Çeşitli Avrupa Ülkeleri’nin Siyasal ve
Ekonomik Denetimi altındadır.
Kuzey Amerika’da Ülkelerinin
Çoğunda Aşırı Merkeziyetçi bir Yönetim Yapısı Yürürlük’tedir.
Meksika’da Ulusal Hükümet’in, Eyalet Hükümetleri’ne her Zaman
Müdahale edebilme Yetkisi vardır. Siyasal İktidar, yalnızca,
Eyaletler’in Yerel Düzey’de Önemli Yetkiler taşıdığı ABD ve
Kanada’da Merkez Dışına dağılmış Durum’dadır.
Kuzey Amerika Devletleri, Güney
Amerika’daki Ülkelerinin de katıldığı Amerika Devletleri
Örgütü’nün (OAS) Üyeleri olarak, tüm Yarıküre Ölçeği’nde bir
Birlik Arayışı içindedirler. OAS, Batı Yarımküresi’nde
Güvenliği güçlendirmeyi, Üye Ülkeleri aralarındaki
Anlaşmazlıkları Barışçı Yollar’la çözümlemeye özendirmeyi,
Ortak Güvenliği sağlamayı ve Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel
Alanlar’da İşbirliğini amaçlar. İngiltere ve İngiliz Uluslar
Topluluğu’nun Diğer Üyeleri ile Yakın Bağları olan Kanada, OAS
Üyesi değildir.
Kuzey Amerika Ülkeleri’nden
yalnızca 3ünün (ABD,Kanada ve Küba) Kıta dışında Askeri
Birlikleri vardır. Kanada, NATO Üyeliği’nin Gereği olarak,
Batı Avrupa’da Askeri Birlik bulunduruyor. Küba, Angola,
Kongo, Etiyopya ve Mozambik’e Askeri Birlik gönderdi. Büyük ve
Gelişkin bir Nükleler Silah Gücü’nü elinde tutan ABD’nin, Batı
Avrupa, Japonya ve Güney Kore’de Kuvvetleri vardır. ABD,
ayrıca Avustralya-Yeni Zelanda-ABD Antlaşması’nın (ANZUS)
Üyesi’dir.
Tüm Kuzey Amerika Ülkeleri’nde,
Sosyal Güvenlik Hizmetleri’nin sağlanmasına Yönelik Sistemler
geliştirildi. En Gelişkin Sosyal Güvenlik Sistemleri,
Yoksullar’ı, Hastaları, İş Kazasına uğrayanları, Gebeleri,
İşsizleri, Yaşlılar’ı, Dullar’ı ve Mauller’i Sigorta Kapsamına
alan Kanada ve ABD’dedir.
Sağlık Hizmetleri’nin Düzeyi
Ülke’den Ülke’ye değişir. Kıta’daki en Gelişkin Koyuyucu ve
Önleyici Sağlık Hizmetleri yine ABD ve Kanada’dadır. Bermuda,
Kosta Rika, Küba, Grenada, Guadelope, Jamaika ve Martinik’te
de Sağlık Kurumları gelişmiştir. Guatemala, Haiti ve
Mikaragua’da ise Sağlık Hizmetleri henüz Geri Düzey’dedir. ABD
ve Kanada’da başta gelen Ölüm Nedeni, Çeşitli Kalp
Kastalıkları’dır. Guatemala gibi Az Gelişmiş Ülkeler’de
Solunum Yolları ve Çeşitli Bağırsak Hastalıkları Bugün de en
Önemli Sağlık Sorunları’dır. El Salvador, Guatemala ve
Honduras’ta Büyük bir Hekim Kıtlığı vardır. Çocuk Ölümleri,
Guatemala, Haiti ve Nikaragua’da en Yüksek, ABD, Kanada,
Grenada, Guadeloupe ve Martinik’de ise En Düşük Düzey’dedir.
Ortalama Ömür Kanada, Küba ve ABD’de 70 Yaşın üstünde
çıkarken, Guatemala, Haiti, Honduras ve Nikaragua’da 60 Yaş’ın
altındadır.
Tüm Kuzey Amerika Ülkeleri’nde
Eğitim Zorunlu’dur. İlk ve Orta Dereceli Okullar’a Kayıtlı
Öğrenci Oranı Barbados, Kanada, Küba ve Panama’da %90’ı
aşarken, ABD’de %100e yaklaşır. Guatemala ve Haiti’de bu Oran
%50’nin altına düşer. Kıta’daki Yükseköğrenim Kurumları’ndan
En Ünlüleri Meksika Özerk Ulusal Üniversitesi, Kanada’da
Toronto ve McGill Üniversiteleri, ABD’de Eyalet
Üniversiteleri’nin yanı sıra Harvard, Yale, Princeton,
Stanford ve Michigan Üniversiteleri’dir.
Kanada, Kosta Rika ve ABD
gibi,Demokratik Rejimler’in Yürürlük’te olduğu Ülkeler’de
Basın Özgürlüğü vardır. En Etkin İletişim Düzeni, Basın
özgürlüğü’nün Anayasal bir Hak Kabul edildiği ve İletişim
Araçları’nın Siyasal İktidar üzerinde bir Baskı Unsuru
olabildiği ABD’dedir. Küba’da Basın, Ülke’deki Tek Parti
İktidarı’nın Politikaları doğrultusu’nda Etkinlik gösterir. El
Salvador, Guatemolo ve Meksika’da Özel Sektör’ün Elinde
bulunan İletişim Araçları, Açık bir Devlet Sansürü olmasa da,
Hükümet Uygulamaları’nı Çok Ender eleştirebilir.
KÜLTÜREL YAPI:
Kıta, Kuzey’den başlayarak
Güney’e doğru Kanada, ABD, Meksika, Antiler ve Orta Amerika
olmak üzere 5 Ayrı Kültür Bölgesi’ne bölünebilir. Kanada’da,
kendine Özgü bir Fransız Kültürü’nün geliştiği Queneck
Dışı’nda, İngiliz-Amerika Birleşik Kültürü Egemen’dir. ABD’de,
İngiliz ve Yerli Kültürleri’nin Karışımı’ndan doğan bir
Amerikan Kültürü gelişti. Bu Kültür Latin Amerika, Afrika,
Asya ve Kıta Avrupası’ndan da Ögeler taşır. Meksika Sanatı,
İspanyol ve yerli Kültürleri’nin Mirası’yla biçimlenmiştir.
Kökenleri, Dilleri ve tarihleri Farklı olmakla birlikte
Avrupalı Ekonomik ve Siyasal Güçler’in Egemenliği altında
Afrikalı ve Asyalı Köle İşçileri’nkine çok benzer
Deneyimler’den geçen Antil Halkları, birçok Ortak Kültür
Ögesini paylaşırlar. Orta Amerika’nın Kültürek Hayatı’nı ise
Büyük Ölçüde Yerliler, İspanyollar ve Siyah Afrikalılar
biçimlendirdi.
TARİH
Kuzey Amerika’ya yerleşen İlk
Yerliler, Sibirya’nın Doğusu’ndan Bering Boğazı Yolu’yla
Kıta’ya geldiler. Kesin tarihlemesi yapılamayan bu Göçler,
mutemelen 35-25 Binyıl önce, Son Buzularası Dönem’de Çok Uzun
Süre Taş Çağı’nı yaşadılar. Birçoğu İlk Avrupalılar’ca
karşılaştıklarında hala o Uygarlık Düzeyi’ndeydiler.
KITA’NIN KUZEY BÖLÜMÜ’NÜN
EVRİMİ
Kuzey Amerika’da yaşayan İnsan
Sayısı’nın, en az 15.000 Yıl Öncesine giderek artmaya
başladığını gösteren Kesin Kanıtlar ortaya çıkarıldı. Bu
Kanıtlar, Ağırlıklı olarak, Soyu tükenmiş Memeli Hayvanlar ile
Kimi Yerleşmeler’in Kalıntıları arasında bulunan Taş
Aletler’di. 1926’da New Mexico’daki Folsom Yakını’nda, Soyu
Tükenmiş bir Bizon’un Kemikleri’nin yanında Sivri Uçlu Taşlar
bulundu. Mızrak yerine kullanılan bu Yontulu Taşlar’ın
Benzerlerine Büyük Plato ve Çevresi’nde de rastlandı.
Texas’ta Midland Yöresi’nde bulunan İnsan kafatası’nın bir
araya getirilen Parçalarından da Çağdaş Biçimli Uzun bir Kafa
Yapısı ortaya çıkarıldı.Avcı Kültürleri’nin Göstergesi olan bu
Bulgular’ın yanı sıra, Kıta’nın Batısı’ndaki Dağlık
Bölgeler’de bir Başka Kültür’ün daha geliştiğini gösteren
İzler görüldü. Bulunan Öğütme Araçlarından Yola çıkarak, Geniş
Av Alanları olmayan Yöre’de Tarım yapıldığı Yargısı’na
ulaşıldı.
10.000 Yıl Önce Buzullar’ın
Çekilmesi ile Büyük Plato ve Büyük Havza’nın ısınması,
Pleyistosen Bölüm (y.2,5 Milyon-10 Bin Yıl Önce) Hayvanlar’ın
buradan Göç etmesine ya da Soyları’nın Tükenmesine Yol açtı.
Bu Gelişme’nin ardından, Missisippi Vadisi’nde , daha sonra İç
Bölgeler’deki Nufus Dalgalanmaları’nın Yön verdiği Yeni bir
Kültür ortaya çıktı. En Eski Mısır Türleri’ne MÖ 2000,
Fasulye Türleri’ne ise MÖ 1000’e tarihlenen Mağaralar’da
rastlanır.
M:S ki Dönem’de Güney Arizona
ve Meksika’da 2 Ayrı Yerleşik Tarım Topluluğu ortaya çıktı.
Mogollan ve Hohokam Adlı bu Topluluklar’ı birkaç
Yüzyıl içinde, Colorada Platosu’nun Kuzeyi’nde Sepetçilikle
uğraşan Pueblo ve Anasazi Kültürleri izledi.
Bugünkü Pueblolar ve Güneybatı’nın Diğer Yerlileri,
Bölge’ye 1200 ve 1300ler’de Kuzey’den gelen Navaho ve
Apaş Kabileleri’nin dışında , bu İlk Kültürler’in
Uzantısı’dır.
Kıta’nın Kuzeyi’nde Avcılık ve
Balıkçılık Temel Geçim Kaynağı olmayı sürdürdü. M.S.İlk
Yüzyıllar’da Eskimolar Bering Boğazı Çevresinde Deniz
mememlileri’ni avlayabilmek için Özel Yöntemler geliştirdiler
ve MS 1000’de Doğu’ya, Grönland’a doğru yayıldılar. İç
Bölgeler’deki Yerliler, Büyük Okyanus Kıyıları’na ulaşarak,
Som Balığı Kaynakları’nı değerlendirebilmek için gelişkin bir
Toplumsal İşbölümü ve Eşsiz bir Beceri geliştirdiler.
Ormanları ve Bozkırları bırakarak, Ovaları yeniden dolduran
Hayvanlar’ın Peşine düşen Halklar ise, Irmaklar Boyunca Tarım
yapma Çabalarını da sürdürdüler.
ORTA AMERİKA’NIN EVRİMİ:
Bu Bölge’ye İlk İnsanlar,
Pleyistosen’in Son Katı’nda (Wisconsin) geldiler. Orta
meksika’daki Valsequillo ve Tlapacoya’da bulunan Kabaca
Yontulmuş Aletler’in, MÖ 40.000-20.000 Yılları’na Ait olduğu
İleri sürülür. Bu Varsayımla, Kuzey Amerika Tolu’yla Asya’dan
Orta Amerika’ya gelen insan’ın, buraya ulaştığında henüz Büyük
Hayvan Avcılığı’nda uzmanlaşmış bir Kültür ve Teknoloji’ye
Sahip olmadığı düşünülebilir.
Buzullar’ın Çekilmesi’nden
Sonra artan Kuraklık ve değişen Hayvan Varlığı da, Orta
Amerika’da yaşayanları, Büyük Hayvan Avcılığı’ndan Başka Geçim
Yolları bulmaya zorlamış, bu Halklar Küçük Hayvan Avcılığı’na
ve Yabani Bitki Toplayıcılığı’na yönelmişlerdir. Bu Değişimi
en İyi açıklayan Bulgular, Puebla’nın Tehuacan Vadisi’nde Elde
edilmiştir.
Erken El-Riego (MÖ 7000-5000)
ve Coxcatlan (MÖ 5000-3400) Dönemleri’nde Tehuacan Vadisi’nde
yaşayanlar, Yıl’ın bir Bölümü’nü Küçük Av Kampları’na, Bir
Bölümü’nü de Bitki ve Tohum toplama Merkezi olarak
kullandıkları daha büyükçe Geçici Köyler’de geçiren Mevsimlik
Göçebeler’di. Bu Bitkiler arasında Çeşitli Otlar, Maguey, Agav
ve Kaktüs Meyveleri vardı. Yabani bir Ot olan Mısır (Akdarı)
bu Dönem’de muhtemelen MÖ 5000 Dolayları’nda evcilleştirildi.
Avokado, Biber, Horozibiği ve Kabak da bu Dönem’de, muhtemelen
yetiştirilen Diğer bir İlkel Bitkiler’di.Abeja Dönemi’nde (MÖ
3400-2300) Tarım’ı yapılan Bitkiler Yabani Bitkiler’e oranla
çoğaldı ve Avcılığın Önemi azaldı. Bir Tür Yabani Çimen’le
döllenerek Elde edilen Melez bir Mısır Türü İlk Kez bu
Dönem’de ortaya çıktı. Kabak ve Fasulye geliştirilmeye
başlandı. Dönem’in Sonuna doğru yerleşmeker daha Kalıcı
Nitelik kazandı. Yine Abeja Dönemi’nin Son Yüzyılları’nda
yerliler, Öğütücü Araçlar’ın yanında Taş’tan Kaplar yapmayı da
başardılar. Puron Dönemi’nde (MÖ 2300-1500) ise önceki Taş
Kaplar’ın benzeri olan İlk Çömlekler yapıldı.
Oluşum Dönemi:
MÖ 2000’e gelindiğinde Orta
Amerika’daki Bazı Köy Toplulukları Tümüyle ya da Büyük ölçüde
Tarım’la geçiniyordu. Bu Köyler çoğunlukla Orta Amerika’nın
Güneyinde bulunduğuna göre, Tarım muhtemelen İlk Kez Güney
Bölgeleri’nde başladı. Ama Orta Amerika Traımcılığının Çıkış
Noktası olarak Tehuacan Vadisi Tek bir Yer aramak bir
basitleştirme olur. Kesin olan, Mısır’ın ilk Önce Yüksek
Kesimler’de evcileştirilmiş olduğudur. Ama Mısır’ın Genetik
Gelişme Süreci’nin Önemli Bölümünü, Kıyı Düzlükleri gibi Başka
Çevreler’e taşınması ve melezleştirilmesi oluşturdu.
Oluşum Dönemi’nin Orta
Evresi’nde, Basit tarımcı Köyler’den, Siyasal-Dinsel
Merkezler ya da Çekirdekler Çevresinde örgütlenmiş olan daha
Karmaşık Toplumlar, Orta Amerika’nın Büyük bir Bölümü’ne
yayıldı. Bu Dönem’de bir Başka Önemli Gelişme,
Hiyoroglifler’in ve Karmaşık Takvim Hesapları’nın ortaya
çıkması oldu. Gerçek Kent ya da Kent Merkezi de bu Dönem’de
belirdi. Kalabalık Kent Hayatı İlk Kez Meksika’da 1,5 km
Karelik daha Geniş bir Alan’a yayılan Teotihuacan
Kenti’nde görüldü. Bu Kent daha sonra 10 Katı aşan bir Büyüme
gösterdi. Kolomb Öncesi Amerika’nın En Önemli Kenti oldu.
Klasik Dönem:
Orta Amerika’nın Geç Oluşum
Dönemi’nde belirmeye başlamış olan Estetik ve Dinsel kalıplar
bu Dönem’de biçimlendi. MS 650’de Teohihuacan Kenti’nin
Yıkılmasıyla Klasik Dönem Uygarlıkları’nın Çöküşü de başladı.
Ticari, Siyasal ve Dinsel bir Metropol olan bu Kent, Kuzey’den
inerek Meksika’yı Ele geçiren ve Higaldo’daki Tula’da kendi
başkentlerini kuran Savaşçı Toltenler gelmeden önce gerilemeye
başlamıştı. 700-900 arasında, Orta Amerika’nın Güney’i
Savaşlar’a ve Göçler’e Sahne oldu. Bölge’nin Eski Kültürleri
Büyük ölçüde etkilendi. Bu Olaylar muhtemelen Nahua (Uto-Aztek)
Kabileleri’nin daha sonra Meksika’nın Ortalarından çıkıp
Guatemala ve el Salvador’a yayılması’yla Bağlantılı’ydı.
Klasik Sonrası Dönem:
Bu Dönem,4 Ana Gelişme’yle
belirlenir:Klasik Dönem’e Özgü Eski yerel Kültürler’in, Ayırt
Edici Sanat ve Mimarlık Uslupları’nın ve Dinsel
Gelenekleri’nin Parçalanması tamamlanır. Yeni Kültürler’de
Dindışı Eğilimler görülür. Müstahkem Kentler çoğalır ve Sanat
Ürünleri’nde Savaş Temaları Ağırlık kazanır. Geç Oluşum
Dönemi’nde İlk Kez ortaya çıkmış olan Kent Türü Topluluklar
daha Belirgin Hale gelir.
Aztekler’in Bugünkü Mexico
City’nin yerinde kurulan Başkent’i Tenochtitlan, bu Dönem
Sonları’nda Orta Amerika’ya Egemen oldu. Aztek Devleti,
Meksika’nın Orta ve Güney Kesimlerinde bir Kıyı’dan Diğerine
yayıldı. Bu Yapı, çok sayıda Bağımlı Ulusu Gevşek Bağlar’la
bir arada tutuyordu. Herman Cortes, Veracruz’dan
Tenochtitlan üzerine yürüdüğü sırada, Aztekler’in
Boyunduruğundan kurulmak isteyen Kabileler Ona Yardım ettiler.
Maya Toprakları’nda Toltekler’in Denetimi’nde
bulunan Chichen-Itza yaklaşık 1200’de Üstünlüğünü
yitirdi. Daha sonra , Yukatekler’in Surlar’la Çevrili
Mayalar bir ölçüde yeniden canlanacaktı.
AŞAĞI ORTA AMERİKA’NIN
EVRİMİ:
Burası (Honduras’ın Doğusu,
Nikaragua, Kosta Rika ve Panama) Orta Amerika Kültür
Alanı’nın dışında kalır. Bölge’nin Halkları , Dilleri ve
Kültürleri, Yukarı Orta Amerika’nın Kuzeyinden ve
Meksika’dan çok, Güney Amerika Kıtası’nın Kuzeybatı’sıyla
bağlantılı’dır.
Aşağı ve Orta Amerika’da en
Eski Yerleşme Belirtileri, Güney Amerika’nın Kıyı Gleneği’ne
Bağlı olan Yiyecek Toplayıcıları’nın ve Balıkçılar’ın MÖ
y.4000’de yaşadığı Panama’da görülür. Bundan Sonraki 2-3
Binyıllık sürede, Basit ya da Oyulmuş Çömlekler yapmayı
öğrenmelerine Karşın Bu Halklar’ın Hayat Tarzı çok Az
değişti.
1500ler’de Bugünkü Panama’yı ,
Kosta Rika’yı ve Nikaragua’nın Büyük Bölümü’nü içine alan
Bölge’de, Çıpça Dilleri’ni konuşan Kabileler yaşıyordu.
Nikaragua’nın Batı Kıyıları’nda ise, Corotega ve
Nikarao gibi Orta Amerika Dilleri Konuşan Kabileler vardı.
Altın İşlemeciliği ve Ziynet Eşyası Dökümcülüğü, Aşağı Orta
Amerika’da özellikle Panama ve Kosta Rika’da Yüksek bir
Nitelik kazanmıştı. Orta Amerika’da daha Madenler bile
öğrenilmemişken, Metal İşlemeciliği Güney Amerika’nın Abd
Bölgeleri’nden Buraya ulaşmıştı.
İLK VİKİNGLER:
Kuzey Amerika’ya gelen İlk
Avrupalılar Vikingler’di. Vikingler, MS 700-1100 arasında
Normandiya, İngiltere, İskoçya ve İrlanda ile Kuzey’deki ve
Batı’daki Adalar’a Yönelik İskandinav Göçleri sırasında Kuzey
Amerika’yı buldular. Bunlar, Verimli Topraklar’ın ve
balıkçılık Alanları’nın Çekiciliğine kapılan ve Ülkeleri’ndeki
artan Nufusun Baskısından, Hükümdarlar’dan ya da
Rakipleri’nden kaçam Korsanlar, Yağmacılar, Tüccarlar ve
Göçmenler’di. Yaklaşık 1070’te Bremenli Adam,
Vikingler’in Kuzey Amerika’yı Keşiflerini Kalem’e aldı. Bunu
izleyen Yüzyıllar’da İzlanda Tarih Kitapları’nda da Kıta’ya
İlişkin Bilgiler’e rastlanır. Bu Konudaki Başlıca kaynaklar
Kızıl Erik’in Destanı ile Grönlandlılar
Destanı’dır. Bu 2 Destan, aynı Olayları birbirinden
oldukça farklı aktarır. Uzun Süre Kızıl Erik’in Destanı’nın
daha Güvenilir olduğu kabul edilmiş, ama Son Araştırmalar,
Grönlandlılar Destanı’nın daha Eski olduğunu Ortaya
çıkarmıştır. Grönlandlılar Destanı’na göre, Kuzey Amerika’yı
İlk Kez, 986’da İzlanda’nın Grönland’a yaptığı bir Yolculuk
sırasında Bjarni Herjulfsson bulmuştur. 1002-1003 te
Grönland’dan batı’ya Yelken açan leif Eriksson, Güney’e
Doğru inerken Amerşika Kıyıları’na Helluland, markland ve
Vinland gibi Adlar vermiştir. Kışı Vinland’da geçiren
Eriksson’un kardeşi Thorvald, Dömüş Yolu’nda yerli
Halk tarafından öldürülmüştür. Yanına Evcil Hayvanlar da alan
Thorfinn Karlsefni ise 1020’de Vinland’a gitmek üzere 3
Gemi’yle Yola çıkmış, yeni Topraklar’da 3 Kış geçirmiştir.
KEŞİFLER ÇAĞI:
Avrupalılar,birkaç Yüzyıldır
süren Ekonomik, Toplumsal ve Siyasal Gelişmeler’in Sonucu’nda
1400ler’de Çoğrafi Keşifler Çağı’nı başlattılar.
Batı Avrupa’da , Ticaret’i
geliştirmeye istekli ve Denizaşırı Yolculukları para’yla
Desdeklemeye hazır Tüccar Grupları olmuştu. Ticaret’te en
değerli Mal, Doğu’dan Kervan Yolları’yla Akdeniz’in Doğu Ucuna
getirilen Baharat’tı. Ama baharat Ticareti İtalyan
Tüccarları’nın Denetimi’nde olduğu için, Kuzeybatı Avrupa’daki
Tüccarlar, Doğu’ya giden yeni Yollar bulma Çabasındaydılar.
Doğal Çevre’ye Büyük İlgi duyan ve Eski Grekliler’in Yer’e
İlişkin Düşüncelerini yeniden değerlendirerek Görüşlerini Hiç
çekinmeden ortaya atan Rönesans Bilginleri de Keşifler Çağı
için Uygun bir Ortam hazırlamıştı. Avrupalılar, Gemi
Yapımcılığı’nda ilerlemiş ve Deniz Yolculukları’nı
kolaylaştıracak Araçlar geliştirmişlerdi. Matbaa da İlk Keşif
Sonuçları’nın Yaygın biçimde duyulmasına İmkan sağladı.
Portekiz, İspanya, Fransa,
İngiltere ve Felemenk gibi Ulusal Devletler’in ortaya Çıkışı
Keşifler Çağı’na Katkı’da bulundu. Avrupa’daki Monarşiler hem
Ticaret’i artırmak hem de Yeni Topraklar elde etmek Umuduyla
Keşif Yolculukları’nı desdeklediler. Hristiyanlığı Yayma
Geleneği’ne Bağlı Avrupalılar ise Tüm Dünya’yı
Hristiyanlaştırmak Amacındaydı. 1500ler’in Başları’nda Reform
Hareketi’nin Gelişmesiyle, Dinsel Ayrılıklar, Ulusal
Rekabetleri daha da körükledi. Protestanlar, Tordesillas
Antlaşması’nı imzalayan (1494) ve Yeryüzü’nün Yeni Keşfedilen
Bölgelerini paylaşan Katolik İspanyol ve Portekizliler’in
gerisinde kalmamaya çalışıyorlardı.
İlk İspanyol Seferleri:
Kristof Kolomb, 1492’de
3 Gemi’yle Bahama Adaları’na, oradan da Küba ve La Espanola’ya
(Hispaniola) ulaştı. Cenovalı Kolomb, İspanya Adına
Yolculuğa çıkmıştı. Kanarya Adaları’nın Ötesindeki Topraklar’a
İlişkin Efsaneler’den ve Doğu’nun Zenginlikleri’ni anlatan
Öyküler’den Göç alan Gezgin, Yer’in Yuvarlak olduğu Kuramını
benimsemişti. Batı’ya doğru giderek Doğu’ya ulaşmaya
çalışıyordu. Kolomb’u bu Serüven’e iten Etkenler arasında,
Hristiyan Misyonerlik Duygusu, Yeni Toprakları bir İspanyol
Valisi olarak Yönetme Tutkusu, Zenginlik Arayışı ve Büyük bir
Coğrafyacı olarak Ün Kazanma Özlemi de vardı. İspanya’ya
döndüğünde Kolomb, Asya’nın Doğu Kıyıları’na ulaştığını
Öne sürdü. Antiller’in Büyük Bölümünü geçmesine ve sonradan
yaptığı 3 Yolculuk sırasında Honduras’tan Panama Kıstağı’na
kadar olan Kıyı Hattı’nı izlemesine Karşın, Çin’e
ulaşabileceği bir Geçit bulamadı. Antiler Valisi olarak da
başarı gösteremedi; ama bulduğu Altın ve İnciler Diğer
Gezginler’i de Bölge’ye çekti. Bu Hazineler’den Krallığa
ayrılan 1/5 lik Pay, İspanya Tahtı’nın da İlgisini çekiyordu.
La Espanola’de üslenen İspanyol Kaptanlar, Batı’ya bir Geçit
bulabilmek, Prenslikler kurmak ve Yerel Kaynaklar’dan Sonuna
kadar yararlanmak Amacıyla Antiller’i, Meksika Körfezi’ni ve
Orta Amerika’yı iyice araştırdılar. 1500’den hemen sonra
İspanya Kralı V.Fernando, Mosquito Kıyıları ile
Çevresindeki Güney Amerika Kıyı Şeridi’ni İstila edip yönetmek
üzere Diego de Nicuesa ve Alonso de Ojeda Adlı 2
Serüvenci’ye Yetki verdi. Başlangıç’ta Hastalıklar’la,
Bozgunculuklar’la ve Yerliler’in Karşı koymasıyla aksayan
Serüven’in Sonu’nda, 1513’te Vasco Nünez de Balboa,
Panama Körfezi’ndeki Kıstağa ulaştı. Büyük Okyanus ve Antil
Kıyıları’na yöneldiler.
1516’da Diego Velazquez de
Cuellar, Küba’yı Ele geçirdi ve Yardımcıları’nın Dikkatini
Anakara’ya yöneltti. 1519’da Hernan Cortes,
3.Seferi başlattı. Campeche Körfezi Boyunca, kendinden
Öncekilerin Rotalarını izleyerek Veracruz’a ulaştı. Burada
Gemileri yaktı ve Küçük bir Kuvvetle II.Montezuma’nın
Aztek Başkenti olan Tenochtitlan’a (Mexico City) girmek üzere
Dağlar’a yöneldi. Kurnaz Diplomasisi, Başarılı Askerliği ve
Yerli Müttefikleri kullanmadaki ustalığı ile Zengin Aztek
İmparatorluğu’nu yıkıp yapmaladı. Küba’da bulunan Velazquez’i
Yok sayarak bu Yeni Bölge’nin Valisi oldu. Mexico City’ye
yerleşti ve Çevre’ye Zorla Boyun eğidirdi.
Bazı İspanyol Serüvenciler La
Espanola’dan Kuzey’e çıktılar. 1513’te Juan Ponce de Leon,
Bahamaları geçerek Florida Yarımadası’na ulaştı. Alonso de
Pineda 1519’da Florida’nın Açığındaki Adalar’dan
Meksika’daki Panuco Irmağı’na kadar Meksika Körfezi
Kıyıları’nı dolaştı. 1524-25’te Portekizli Esteban Gomes,
İspanya Adına, Grand Banks’den Florida’ya kadar indi. 8 Yıl
sonra, aralarında Avlar Nünez Cabeza de Vaca ile
Esteban Adında bir Köle’nin de bulunduğu 4 Kazazede,
Galveston Körfezi’nden yürüyerek Meksika’nın Kuzeyi’ne
ulaştılar. De Vaca’nın Öyküsü, Zengin İnka
Hazineleri’yle İlgili Söylentiler’le ve Yerliler’in Cibola’nın
7 Altın Kenti’ne İlişkin Masalları’yla Dolu Zihinleri
Hareket’e geçirdi.
Harnando de Soto ile
Marcos de Niza’nın 1539’da, Francisco Vazquez de
Coronado’nun da 1540’ta başlattığı Yürüyüşler, Büyük
Kanyon’dan Savannah Irmağı’na ve Mississippi Vadisi Boyu’nca
Ohio’ya kadar uzandı. İspanyollar’ın İlk Büyük Keşifleri,
Juan Rodriguez Cabrillo ve Bartolome Ferrelo’nun
Aşağı California’dan 42 Derece Kuzey Enlemi’nin altına kadar
uzanan Büyük Okyanus Kıyıları’nı bulmalarıyla, 1542-43’te
tamamlandı. 1550’den sonra, Başka Kaşifler de Apalaşlar’ın
Doğusu ile Gübeybatı Bölgesi’ne Seferler düzenlediler.
1772 Öncesi’nde Fransız,
İngiliz ve Felemekliler’in Keşifleri:
İspanyollar Güney Bölgeleri’ni
Talan ederken ,Diğer Avrupalı Denizciler de Kuzey Kıyıları’nı
dolaştılar. İngiliz Tahtı’nın ve Bristollu Tüccarlar’ın
desdeklediği Cenovalı John Cabot’un 1497’deki
Yolculuğu, muhtemelen, Kuzey Amerika’ya ulaşmak için yaptığı
2. Sefer’di. İngilizler’in, Fransızlar’ın ve Portekizliler’in
daha sonraki Seferleri 1534’te başlattığı bir Dizi Yolculuk
Sonu’nda Fransız Jacques Cartier’in St.Lawrence
Irmağı’ndan yukarı çıkmasına kadar pek Az İlgi görüyordu.
Cartier’in Altın bulamaması İç Kısımlar’a duyulan İlgi’yi
Tümü’yle söndürdü. 1578-79’da Sir Francis Drake,
Doğu’ya açılan bir Geçit bulabilmek için Kuzey Amerika’nın
Büyük Okyanus Kıyıları’nı 48 Derece Kuzey Enlemei’ne kadar
dolaştı. Fransız ve Bask Balıkçıları, St.Lawrence Körfezi’nde
gittikçe daha çok avlanmaya ve Yerliler’le Kürk Ticareti
yapmaya başladılar. Başta Kunduz olmak üzere Amerikan
Kürkleri, 1600ler’de Avrupa’da çok tutuluyordu. Fransız Kralı,
Bazı Tüccarlar’la Tekel ayrıcalığı tanıyarak Kürk Ticaretini
Koruma’ya çalıştı.
Fransız Kürk Tüccarları 1605’te
Port Royal’i kurdular. Ama 1608’de Quebec Kürk Ticareti’nin
Merkezi oldu. Fransız Kanadası’nın Valisi Samuel de
Champlain buradan Büyük Okyanus’a açılan bir Geçit bulmayı
umuyordu. Kabileler’in Elindeki Kürkler’i önceden Satın almak
çok daha Karlı olduğu için, Kürk Ticareti Fransızlar’ı İç
Bölgeler’e çekti. 1615’ten sonra Fransisken (Recollet) Cizvit
ve Sülpisyen Tarikatları’nın Yerlileri Hristiyanlaştırma
Çabası da Keşifleri hızlandırdı. Ama Direnme’yi sürdüren
Irokua Federasyonu, Hudson’un Batısı’nda ve Ontario Gölü
ile St.Lawrence’in Aşağı Kesimi’nde Fransızlar’ı durdurdu.
Felemenkiler’in Fort Orange’daki Müttefiki olan Irokualar,
Fransızlar’la İyi geçinen Kuzey Kabileleri ile Savaş’a
tutuştu. Fransızlar bu yüzden Önceleri Aşağı Büyük Göller’den
Uzak durdular ve İçeriler’e ulaşmak için Georgia Körfezi’ni
dolaşarak Ottawa Irmağı’nı izlediler. Champlain’in,
Etienne Brule’nin ve Misyonerler’in 1650’deki
Keşifleri, Superior Gölü’nün Batı’sına ve Michigan Gölü’nün
Güney’ine Hiç gitmemiş olan Fransızlar’ın, St. Lawrence Büyük
Göller Sistemi’ni Genel olarak öğrenmelerini sağlamıştı.
1660lar’da Fransızlar’ın
Etkinlikleri İngilizler’i Rahatsız etmeye başladı. Fransız
Kolonileri’ndeki (New France ya da Nouvelle France) Ticaret
Kısıtlamaları’ndan ve Irokualar’ın engellemelerinden
bunalan Pierre Esprit Radisson ile Medard Chouart
des Groseilliers, Kuzey Ticareti için bir Çıkış Limanı
Kurma Konusunda İngilizller’in Desdeğini Sağlama’ya
çalıştılar. Sonuçta, İngilizler Hudson Körfezi Kumpanyası’nı
kurdular. Fransızlar, bunun üzerine Kuzey Amerika’da Egemenlik
Alanları’nı Geniştletme’yi denediler. Paul-Denis,
1671-72’de, Saguenay ve Rupert Irmakları’nı James Körfezi’ne
kadar izledi.Simon-François Daumont 1671’de Kuzey
Amerika’nın İç Kesimleri’nde Fransız Egemenliği’ni İlan etti.
Daniel Greysolon da, Bugün Minnesota’da bulunan Mille
Lacs Gölü Çevresi’nde Fransız Egemenliği’ni kurdu. Saint
Croix ile Missisippi Irmakları’ndan Wisconsin Irmağı’na indi.
Fransızlar, İngiliz Yerleşmeleri’ni Atlas Okyanusu
Kıyıları’yla Sınırlı Tutmak Amacıyla, İspanyollar’ı Güney’e
doğru itmeye çalıştılar. 1673’te Louis Jolliet ve
Cizvit Jacquez Marquette, Gren Bay’den
Fox-Wisconsin Çaprazını izleyerek, Mississippi Boyunca
Arkansas Irmağı’na kadar indiler. Daha sonra Illinois Irmağı
Yolu’yla Michigan Gölü’ne döndüler. 9 Yıl sonra Rene-Robert
Cavelier, Mississippi’nin Ağzına kadar indi ve Louisiana
Adını verdiği Bütün bu Bölge’ye Fransa Adına Sahip çıktı.
Fransızlar, Aşağı Missisippi
Vadisi’ne ulaştıktan sonra İspanyol Yerleşmeleri’yle de Ticari
Bağlantı kurmak istediler. Onlar James Körfezi’nden Meksika
Körfezi’ne doğru uzanırken, İngilizler ve Felemenkler Büyük
Göller’in Güneyi’yle Mississippi’nin Doğusunu keşfettiler.
İngilizler 1707’de Jamestowvn’ı kurdular. Felemenliler ise,
Henry Hudson’un 1609’daki Keşfinin ardından Hudson Irmağı
Vadisi’ni İşgal ettiler. 1650’de, Kürk Tüccarları Apalaşlar
Engelini aşacak Geçitler bulmaya çalışıyorlardı.
Büyük Okyanus Kıyısı’nda,
Kuzeybatı’da ve Kutup Bölgesi’nde Keşifler:
Çarlık Rusyası’nın Asya ve
Kuzey Amerika’ya Yönelik Çıkarları, 1700lerin Başları’nda
Keşifleri hızlandırdı. Vitus Jonassen Bering,
onun Adını alan Bering Boğazını 1728’de geçti. Hem Bering,
hem Aleksey Çirikov 1741’de Alaska’nın Güneyi’ne
ulaştılar. Ruslar, Çin’le, Aleut Adaları’ndan Elde ettikleri
Deniz Samuru ve Fok Ticareti’ne başladılar. Ruslar’ın bu
Çabaları, İspanya, İngiltere, Fransa ve daha sonra Amerikan
Kolonileri’nin benzer Girişimlerine Yol açtı.
İspanyollar, 1774-75’te
California Kıyıları’ndan 57 Derece Kuzey Enlemi’ne kadar
çıktılar. 1778’de Oregon’dan Bering Boğazı’na ulaşan James
Cook, Kuzeybatı’ya açılan bir Geçid’in Girişini aradı.
Cook’un Ölümünden sonra 70 Derece 44 Paralel Kuzey
Enlami’ne kadar çıkıldı. Rus, İspanyol, İngiliz ve Fransız
Resmi Sefer Grupları ile çok sayıda Tüccar, 1785’ten sonra
Kuzeybatı Kıyıları’nı araştırmaya koyuldu. Karada ise
İspanyollar, 1760’lar ve 1770ler’de Kıyılar’ın İç Kesimleri’ni
keşfettiler ve Bölge’yi Santa Fe ile Taos’a bağlayacak Yollar
aradılar. Yerleşmeleri’ni San Francisco Körfezi’ne kadar
genişlettiler. 1776-77’de Peder Silvestre Velez de
Escalante, Santa Fe’den başlayarak Kuzeybatı’da Utah
Gölü’ne, oradan Güneybatı’ya doğru Sevier Gölü ile Yukarı
Virgin Irmağı’na Önemli bir Sefer düzenledikten sonra Santa
Fe’ye döndü.
New France’ın 1763’te
İngilizler’in Eline Geçmesinden sonra, Kuzey Düzlükleri’nde
Fransız Kürk Tüccarları’nın yerini Montreal Kuzeybatı
Kumpanyası aldı. Hudson Körfezi Kumpanyası’ndan önce davranan
ve Ruslar’ın Elindeki Kürk Alanları’nı Ele geçirmek isteyen
Alexander Mackenzie Irmağı Yolu’yla 1789’da Kuzey Buz
Denizi’ne ulaştı. 1793’te ise Kayalık Dağlar’a doğru Peace
Irmağı’nı izleyerek Fraser Irmağı’nı geçti ve Büyük Okyanus’a
ulaştı.
ABD’nin Louisiana’yı Satın
almasından sonra Yol’a çıkan Lewis-Clark Resmi Keşif
Grubu, Kuzey’e doğru Missouri’yi izleyerek Jefferson
Çatalı’ndan Büyük Okyanus Kıyısı’ndaki Yamaçlar’a geçti.
1805’te Kolombiya Irmağı’nın Ağzına ulaştı. Tüccarlar ve Kürk
Avcıları kısa sürede Katalık Dağları ve Büyük Havza’yı
keşfettiler. İngiliz Tüccarları, Kuzey’de Fraser ve Yukarı
Kolombiya’yı keşfederek Yukarı Yukon Ülkesi’ne girdiler. Bu
arada, Rus-Amerikan Kumpanyası’nın Temsilcileri de Alaska
İçlerini araştırıyordu. 1850’den sonra Batı’daki ABD ve
İngiliz Toprakları’nda yapılan Keşifler, Jeolojik
Araştırmalar’la Doruk Noktası’na ulaştı.
1818’den Önce Deniz Yolu’yla
Kuzey’e giden Kaşifler, Barrow Burnu’na ulaşmadan durmuş,
Kara’dan gidenler ise yalnızca Mackenzie ve Coppermine
Irmakları’nı izleyerek Kuzey Buz Denizi Kıyıları’na
varabilmişti. Bunu izleyen 40 Yıl içinde, İngiliz Deniz
Kuvvetleri ve Hudson Körfezi Kumpanyası ile Özel Kuruluşlar’ın
Bilimsel Girişimleri Durumu değiştirdi.Sir John Franklin
ile John Rae ve Thomas Simpson’ın Kara
Yolculukları, Barrow Burnu ve Melville Yarımadası arasında
kalan Kıyı Şeridi’nin Büyük Bölümü’nü ortaya çıkardı.
Deniz’de, Barrow Burnu’nun Batısı’nda kalan Boşluğu
Frederick W.Beechey kapattı. Yüzbaşı William Edward
Parry, Baffin Körfezi’nden Melville Adasına gitti. Sir
John Ross ise Yeğeni James Clark Ross ile Birlikte
Kuzey Kutbu’ndaki Boothia Yarımadası’nı keşfetti. Sir John
Franklin 1845’te Kuzeybatı’ya açılan bir Geçit ararken
Galler Prensi Adası’nın Güneyinde Buzullar’a çartptı. Bundan
sonraki 10 Yıl içinde Araştırma Grupları Kuzey Kutbu ile
İlgili Bilgiler topladılar. Ama Roald Amudsen’in
Atlas Okyanusu’ndan Büyük Okyanus’a ulaşmak için Kıta’nın
Kuzeyine doğru Yelken açması, ancak 1903-06’da, Vilhjalmur
Stefansson’un Kanada Takımadaları’nın Kuzeyi’ndeki Son
Büyük Adaları bulması da 1915-16’da gerçekleşti.
AVRUPALILAR’IN KITA’YA
YERLEŞMESİ:
İsveçli ve Felemenkli Tüccarlar
1600ler’de Delaware ve Hudson Irmakları üzerinde Koloniler
kurmuştu. Rus Tüccarlar da Yüzyıl’ı Aşkın süredir Kuzey
Amerika’nın Batı Kıyıları’nda Etkinlik gösteriyordu. Ama bu
Ülkeler’in Kuzey Amerika’nın Yerleşme’ye açılmasındaki Payı
İspanyollar’ın, Fransızlar’ın ve İngilizler’in Katkısına göre
Önemsiz’di.
İspanyollar:
Ülke İçi’ndeki Hoşnutsuzluk,
Serüven ve zenginlik Tutkusu, Hristiyanlığı ve Avrupa
Kültürü’nü yayma Çabası, İspanyollar’ı Yenidünya’ya sürükledi.
Yolculuklar’ı düzenleyen ve zaman zaman da Krallık, Kuzey
Amerika’ya Nufus Akınını desdekliyordu. Ama yalnızca Güvenilir
İspanyol Yurttaşları’na Göç izni veriliyordu. Nueva
Espana’nın, Çoğunluğu Endülüs Kökenli olan Beyaz Nufusu
1570’te 54.000 e ulaşmıştı. Zenginler’in İmkanları, Yerli
Halk’ın Becerileri ve İklim Şartları, ispanyollar’ı Büyük
ölçüde Yerli Emeği kullanmaya yöneltti. Kral bir süre sonra
Yerliler’in Köle olarak çalıştırılmasını yasakladıysa da
Kölelik ortadan kalkmadı. Üstelik Zorla çalıştırmanın Yeni
Biçimleri Gelişme’ye başladı. İspanyol Silahları, Avrupa
Kökenli Hastalıklar ve Yeni Yönetim, Adalar’ın Yerli Halkını
hemen Tümüyle ortadan kaldırdı. İspanyollar, onların yerini
Afrika’dan getirdikleri Köleler’le doldurmaya çalıştılar.
1570’te Nueva Espana’da yaklaşık 93.500 Afrikalı ve Mestizo
vardı. Giderek azalmış olmasına Karşın, İç Bölgeler’deki Yerli
Nufusu 1570’de 3 Milyon’a ulaşıyordu. İspanyollar’ın Kıta’ya
Yerleşmeleri, Büyük Boyutlu bir Etnik Karışma Yol açtı.
Protestan Fransızlar’ın
(Huguneotlar) Florida Kıyıları’na yerleşmesi, İspanyollar’ın
Bahama Kanalı’ndaki Deniz Ulaşımı’nı Tehdit ediyordu.
İspanyollar 1560lar’da Florida’yı İşgal ettiler. Virginia’daki
Misyonerlik Çabaları Başarısız oldu. Ama Carolina ve Georgia
Kıyıları’nda kurulan Misyonlar Varlıklarını sürdürdüler.
1500lerin Sonu’nda Juan de Onate New Mexico’yu
kolonileştirdi. 1610’da Santa De kuruldu. 1700ler’de
İspanyollar, Büyük Okyanus’taki Sınırları’nı, Sonora
Bölgesi’nden San Francisco Körfezi’ne kadar genişlettiler.
İngiliz Kolonileri:
Londra Virginia Kumpanyası’nın
Jamestown’ı kurmasından sonra İngilizler, Maine’den Georgia ve
Batı Hint Adaları’na kadar, Kuzey Amerika Kıyıları boyunca çok
Sayıda Koloni kurdular. Kişiler ve Gruplar, İngiltere
Hükümeti’nden kendilerine Yenidünya’da Toprak ve Yönetim
Ayrıcalıkları veren Beratlar almaya çalıştılar. Virginia’daki
Deneyimi’nin, Aztek Hazinesi’yle Boy ölçüleşecek bir Zenginlik
Yaratma Umutlarını Yok etmiş olmasına Karşın, Ekonomik
İmkanlar Birçok Girişimci’yi buralara çekti. Koloniler,
Kumpanyalar’ın ve Mülk Sahipleri’nin Denetimi’nde olmalarına
Karşın, Sonuçta Krallığa Bağlı’ydılar.
İngiliz Kolonileri’nde
Yaşayanlar, Çiftçilik, Balıkçılık, Gemi Yapımı ve Ticaret’le
uğraşıyorlardı. Güney Kolonileri’nde Tütün, Pirinç ve Çivit
Üretimi, Batı Hint Adaları’ndaki Plantasyonlar’da ise Şeker
Üretimi Önem taşıyordu. Virginia ve Plymouth’a yerleşenler
arasında önceleri Ölüm Oranı Yüksek’ti. Ama İngiltere’deki
Çitleme Hareketi , Toprak Fiyatları’nın Yüksekliği,
Stuart Hanedanı’nın Dinsel Politikaları karşısında duyulan
Hoşnutsuzluk, buna Karşılık Koloniler’deki Cömert Toprak
Dağıtım ve Yönetim Sistemi gibi Etkenler İngilizleri yine de
buralara çekti. 1630lar’da Büyük bir Püriten Göçmen Grubu
Massachusetts’e geldi. Bunun hemen ardından Püriten Göçmenler
Connecticut, Rhode Island ve New Hampshire’a gelmeye
başladılar. Almanlar, İskoçlar ve İrlandalılar 1700’den sonra
Pennsylvania’ya ve Güney’deki Koloniler’e yerleştiler.
İskoçlar , Galiler ve Porestan Fransızlar da Kıta’ya geldi.
1600’den sonra Güney Kolonileri’ne çok sayıda Afrikalı Köle
getirildi. 1760’ta Kuzey Amerika Sömürgeleri’nde, Avrupa ve
Afrika Kökenli 2 Milyon’u Aşkın İnsan yaşıyordu.
Yerliler’le İlişkiler,Toprak
Politikası, Yüzey Şekilleri , Toprağın Verimi ve daha bir Dizi
Etken, Yerleşim Düzenini değiştirdi. 1800ler’in Başları’nda
ABD’nin Sınırını Mississippi Irmağı oluşturuyordu. 1840lar’da
Öncüller, Oregon, Utah ve California’da Yerleşmeleri’ni
kurdular. 1848’de California’da Altın ve Gümüş bulunmasının
ardından Maden Arayıcıları Cordilleralar’a Akın etti.
1860-1900 arasında Çiftçiler Yüksek Düzlükler’e yayıldılar.
1790-1830 arasında ABD’ye gelenler’in Sayısı, Yıl’da Ortalama
10.000 Dolayındaydı. Bu Akın, 1850ler’de Yıl’da 280.ooo e
çıktı. 1890lar’da ise Her Yıl Ortalama 370.000 Kişi ABD’ye Göç
etti.
Fransız Kolonileri :
Kıta’daki Fransız Kolonileri,
Kuzey Amerika Anakarası üzerindeki New France (Kanada)ile
Acadia’da (Nova Scotia Kıyıları) kuruldu. Ama Acadia 1713’te
İngilizler’in Eline geçtiğinde, Fundy Körfezi’nde yalnızca
1800 Fransız vardı. New France’daki Kürk Tekeli’ni elinde
tutan Fransız Kumpanyaları’nın Kötü Yönetimi Nedeniyle
Krallık, 1663’te Koloni’ye doğrudan Denetimi altına aldı. O
sırada Koloni Nufusu 2500 kadardı. Daha sonra, Uygun
Şartlar’la Toprak edinebilme İmkanı tanınarak ve Fransız
Askerleri’nin New France’da kalmaları sağlanarak, buralara
gelen Göçmen Sayısı artırıldı. Göçmenler, Fransa’dan
Hükümet’in gönderdiği Kadınlar’la evlenerek Aile kurdular.
Toprak Sahipleri’de çalıştırmak üzere Ülke’den İşçi
getirttiler. 1700ler’de Mahkumlar’da gönderildi. 1680’den
sonra Nufus, daha çok kendi Doğal Artışı’yla büyümeye başladı.
Kraliyet Polisi, Muhalifler’in Göç etmesini yasakladığı ve
Fransız Tarımı Büyük değişiklikler geçirmediği için, Göçmenlik
Fransa’da pek İlgi görmedi. New France’daki Yerleşmeler
Quebec, Trois Irmağı Boyunca yayılarak İç Kesimler’deki
Richelieu Irmağı Boyları’na kadar uzandı ama daha öteye
geçemedi. 1700ler’de öncelikle nir Tarım Alanı olan New
France’da çok Az Ürün Fazlası Elde edilebildiği için, Kürk
Ticareti Ağırlığını korudu.
1699’da kurulan Louisiana, önce
bir Tüccar Koloni Sahibi’nin, sonra da Compagnie des Indes
Occidentales’in (Batı Hint Adaları Kumpanyası) Yönetimi
altında gelişti. 1731’de bir Krallık Eyaleti haline gelen
Louisiana, Illinois Arazisini de içine alacak biçimde
genişletildi. Buralar’da Yaşayanlar, Kürk Ticareti, Tarım ve
Kurşun Madenciliği’yle uğraşıyordu.
1760’da Fransa’nın Kuzey
Amerika Anakara’sındaki Kolonilerinde Avrupa Kökenli Toplam
80.000 , Fransız Batı Hint Adaları’nda yine Avrupa Kökenli
45.000 Kişi ve 300.000 Köle bulunuyodu. Aynı Dönem’de New
England’dan Nova Scotia’ya yerleşenler oldu. New York ve New
England Yörelerinden gelen Tüccarlar, Quebeck ve Montreal’de
Topluluklar oluşturdular. Amerikan Bağımsızlık Savaşı, İngiliz
Yanlıları’nın ABD Toprakları’nı terk ederek Yıkarı Kanada,
Nova Scotia ve New Brunswick’e Göç etmelerine Yol açtı.
1790-1815 arasında ABD’den bir çok Kişi Yukarı ve Aşağı
Kanada’ya geldi. 1815’ten sonra, Britanya Adaları’ndan gelen
Göçler Önem kazandı. Bunlar arasında İrlanda’daki Kıtlık’tan
kaçanlar ve İskoçyalı Topraksız Çiftçiler de vardı. 1858’de,
Fraser Irmağı’ndaki Altın’a Hucum Hareketi, İngiliz
Kolumbiyası’nda birden çok Dil konuşan bir Nufus yarattı, ama
bu Eyalet’in Gelişmesi yine de Yavaş oldu. 5.Selkrik Kontu
Thomas Douglas’ın, 1812’de Red Irmağı Vadisi’nde İskoçyalı
Göçmenler’den oluşan bir Koloni Kurmuş olmasına, Eskiden Kürk
Ticareti’nde çalışmış Avrupalı İşçiler’le Melezler’in de hala
burada yaşamasına karşın, kanada’ya 1890’dan önce çok Az
göçmen geldi. Ama o Tarih’ten sonra Hükümetler’in Etkin olarak
geliştirmeye çalıştığı bu Bölge’ye, 1930’a kadar Eski
Eyaletler’den, ABD’den, İngiltere’den, Batı ve Orta Avrupa’dan
çok Sayıda Göçmen Yerleşti.
1700LER’DEN 1900LER’E ÖNEMLİ
TOPRAK DÜZENLEMELERİ:
Avrupa’daki Krallar, Göç eden
Uyrukları’yla birlikte Egemenliklerinin de Yenidünya’ya
taşındığını düşünüyorlardı. Ama Koloni Politikaları,
Avrupa’daki Savaşlar ve Amerika üzerindeki Rekabet, Kıta’da
Bazı Arazi Düzenlemeleri’ni Zorunlu kıldı. 1600ler’de
İspanyollar, Anakara üzerinde toplanmışlar; İngilizler,
Fransızlar, Felemenkler ve Danimarkalılar Bahama Adaları’ndan
Windward Grubu’na kadar olan Antil Adaları’nı paylaşmışlardı.
İngilizler 1655’te İspanyollar’ın Elindeki Jamaika’ı İşgal
ettiler ve Honduras ile Mosquito Kıyıları’nda Köprübaşları’nı
Ele geçirdiler. Fransızlar da Haiti’nin Issız Kesimlerine
girdiler.
1664’te New Netherland’ı Ele
geçiren İngilizler buraya New York Adını verdiler. Fransızlar
1713’te Acadia, Newfoundland ve Rupert’s Land üzerindeki
İddiaları’ndan İngiltere lehine Vaz geçtiler. 7 Yıl
Savaşları’nın Ardından Fransa, 1763’te Mississippi Irmağı’nın
Doğusundaki Topraklarını İngiltere’ye , Batı’da kalanları da
İspanya’ya bıraktı. Aynı Yıl İspanya, Florida’yı İngilizler’e
verdi. ABD Bağımsızlığı’nı kazandıktan sonra 1783’te
Kanada’nın Güneyindeki Toprakları Toprakları ve
Mississippi’nin Doğusunu aldı. Florida yeniden İspanyollar’a
geçti.
Napoleon 1800’de
İspanyollar’ın Elindeki Louisiana’yı Ele geçirdi. Ama
Haiti’deki Ayaklanma Fransa’nın Planları’nı bozdu ve Sonuçta
Haiti ile Dominik Cumhuriyeti’nin Bağımsızlıkları’nı
kazanmasına giden Yolu açtı. ABD 1803’te Louissiana’yı
Fransa’dan Satın aldı. İspanya 1819 Antlaşması’yla Florida’yı
ABD’ye verdi. ABD’nin bu Antlaşma çerçevesinde Kabul ettiği
Batı Sınırı’yla Texas İspanyollar’a bırakılıyordu.
1810 Devrimi’nden sonra
İspanyollar’ın Amerika’daki Egemenliği sarsılmaya başladı.
1823-39 arasında Orta Amerika Ülkeleri’nin Orta Amerika
Birleşik Eyaletleri’ni oluşturmasına karşın, Meksika,
Guatemala, el-Salvador, Honduras, Nikaragua ve Kosta Rika
Devletleri kuruldu.
1835’te Texas’ta ABD’den gelmiş
olan Göçmenler ayaklanarak Cumhuriyet İlan edildi. Kısa süren
bir Savaş’ın Ardından Texas üzerinde Egemenlik İddiaları’ndan
vazgeçen Meksika, New Mexico ile California’yı da ABD’ye
bıraktı. 1853’te ABD, Gila Irmağı’nın Güneyi’nde kalan Diğer
Meksika Toprakları’nı da Sınırları içine aldı.
ABD ile Kuzey’deki İngiliz
Eyaletleri arasındaki Sınır, 1818’de, 49.Paralel boyunca Lake
od the Woods’a ve Kayalık Dağları’nın Zirvesine kadar
uzatıldı. 1846’da ise Büyük Okyanus’a bağlandı. Tartışmalı
Maine-New Brunswick Sınırı da 1842’de belirlendi. Rusya ve
İngiltere, 1825 Antlaşması ile Alaska’nın Sınırları’nı
çizdiler. Rusya bu Bölge’yi 1867’de ABD’ye sattı.
1860’dan sonra İngiliz
Eyaletleri’ndeki Topraklar’ın Yönetimi’nde Önemli
Değişiklikler oldu. 1867’de Nova Scotia ve New Brunswick
(Bugün Ontario ve Quebec) Kanada Dominyonu’na katıldı. Kanada
1869’da Hudson Körfezi Kumpanyası’ndan Rupert’s land’i Satın
aldı. İngiliz Kolumbiyası 1871’de, Prens Edward Adası 1873’te
New-foundland ise Labrador’u içine alacak Biçim’de 1949’da
Federasyon’a katıldı.
1898’deki İspanyol-Amerikan
Savaşı’nın İspanyol-Amerikan Savaşı’nın ardından Küba,
İspanya’dan Bağımsızlığı’nı elde etti. Puerto Rico’da, Guam ve
Filipinliler’le birlikte ABD’ye bırakıldı. Panama, 1903’te
Kolombiya’fan ayrılarak Bağımsızlığı’nı İlan etti ve Kanal
Bölgesi’ni ABD’ye bıraktı. Bu Bölge 1979’da yeniden Panama’nın
Egemenliği’ne verildi. ABD, 1917’de Danimarka’dan Virjin
Adaları’nı Satın aldı.
Güney Amerika
NUFUS:
ETNİK KÖKEN ve GÖÇLER:
Güney Amerika’nın Bugünkü
Nufusu, 4 Etnik Bileşen’in Katkısı’yla oluşmuştur.Kolomb
Öncesi’nde Kıta’da yaşayan Amerika Yerlileri, Kıta’yı
1800ler’in Başına kadar Egemenliği altında tutan Portekizliler
ve İspanyollar (İberler); Sömürgeciler atarafından Köle olarak
Kıta’ya getirilen Afrikalılar; Bağımsızlık Dönemi’nde
Denizaşırı Ülkeler’den gelen Göçmenler, özellikle Güney
Avrupalılar’dır.
Yerliler:
Güney Amerika Yerlileri’nin
Kökeni Bugün hala tartışma Konusu’dur. Antropologlar’ın Çoğu,
nu Yerliler’in MÖ 25 Binyıl’dan başlayarak, muhtemelen Bering
Boğazı’ndan Dalgalar Hali’nde Kuzey Amerika’ya gelen
Kavimler’in Soyu’ndan geldiğini sanıyorlar.
MS 1500ler’de Avrupalılar’ın
Keşif ve Avrupalılar’ın Keşif ve İstila hareketleri
başladığında, Güney Amerika’nın Yerli Halkı Değişik Lültür
Düzeyleri’nde bulunuyordu. Merkezi Peru olan And Toplumu, Eski
Dünya’nın Mısır ve Mezopotamya ile Eski Yunan Öncesi Diğer
Kültürleri ile karşılaştırılabilir bir Uygarlık Düzeyine
ulaşmıştı. And Uygarlığı, en Geç MÖ 2500ler’de başlayan Oluşum
Dönemi’nin ardından MS I.Binyıl’da Klasik Dönemi’ne ulaştı.
Mimarlığın incelmesi, Maden İşleme, Dibi ve Törensel
Merkezler’in Dışı’nda bir Kentleşme, Askeri ve Siyasal
Alanlar’da Yüksek bir Örgütlülük Düzeyi Klasik Dönem’in
Özellikleri arasındaydı. Klasik sonrası Dönem’de ise bir
yayılma ve Merkezileşme görüldü (Örn.İnka Krallığı). Bu Dönem,
1536’da İspanyollar tarafından Sona erdirildi.
Diğer Güney Amerika
Toplulukları ise 1500ler’de Toplumsal Gelişme’nin Alt ya da
Orta Evreleri’ni aşmış değillerdi. Bugünkü Arjantin ve Uruguay
ile Tierra del Fuego ve Horn Burnu Yöreleri’nin yerlileri
Göçebe Avcılık Aşaması’ndayken , Amazan havzası ile Atlas
Okyanusu kıyısı’nda yaşayan Topluluklar Avcılığın yanı sıra
tarım’ı da öğrenmişlerdi.
İstilalar Sırası’nda Yerli
Nufus Konusu’nda Değişik Tahminler yürütülüyor. Görece
Gerçekçi gözükeni 14 Milyon Civarı’nda olduğudur.
İspanyollar ve
Portekizliler:
İspanya ve Portekiz
Egemenliği’nin Sonuna Kadar, bu Ülkeler’in Güney Amerika’daki
Kolonilerine ancak İspanyollar ve Portekizliler
girebiliyorlardı.Ama Onlar arasında da Etnik Bakımdan Büyük
Farklar vardı. Latin Soyu’ndan gelenler dışında, Vizigotlar,
Yahudiler, Araplar, Berberiler ve Mağribliler de Kıta’daki
İspanyol ve Portekizli Nufus’un oluşumuna katkıda bulundular.
İspanyollular’ın Büyük
Çoğunluğu Kastiya’dan ve Güney Bölgeleri’nden geliyordu.
Sömürgecilik Dönemi Boyunca İspanya’nın Resmen Çıkış İzni
verdiği Göçmen Sayısı 150.000 dolayındaydı. İzinsiz çıkanlar
da muhtemelen yine o kadardı. Her 2 Yol’la da, İspanya’dan
ayrılanlar’ın en çok %40’ı Güney Amerika’ya geldi.
Afrikalılar:
Güney Amerika’ya Afrika’dan çok
Sayı’da Köle getirilmesine, İspanyollar’ın Kıta’ya Girişi’nden
20-30 Yıl Sonra başlandı. İspanya, Köle Ticareti’ne ilk Kez
1518’de Resmen izin verildi.Afrika’dan, Brezilya’ya getirilen
Köleler’in Sayısı 4 Milyon, tüm İspanyol Amerikası’na
getirilenlerin Sayısı ise 3 Milyon dolayında Tahmin ediliyor.
Bunların Çok Küçük Bölümü And Bölgesi ile Güney’e, Bugünkü
Arjantin, Uruguay ve Şili’nin bulunduğu Bölge’ye gitti.
Afrikalı Köleler’in Çoğu Batı Afrika’dan geliyordu. Köle
Ticareti 1800ler’in Başlarında Son buldu.
Bağımsızlık Sonrası Deniz
Aşırı Göçler:
Amerika’daki Pek Çok Ülke’nin
1800ler’in Başları’nda bağımsızlığı’nı Kazanması üzerine,
Yabancılar’ın Kıta’ya Girişi’ni önleyen Kısıtlamalar kalktı.
Ama Yoğun Göçler, ancak 1800ler’in Son 30 Yıl’ından 1930lar’a
Kadar gerçekleşti. Bu Dönem’de Kıta’ya gelen 11-12 Milyon
Kişi’nin yarıdan çoğu Arjantin’e, yaklaşık %37 si Brezilya’ya
yerleşmişti.
Göçmenler’in Büyük Çoğunluğu’nu
Avrupalılar oluşturuyordu. Uruguay, Arjantin ve Brezilya’ya
yerleşenler’in Önemli Bölümü İtalyan’dı. Orta ve Doğu
Avrupa’dan gelen Göçmenler’in Sayısı az olmakla beraber,
Toplumsal Ağırlıkları Önemli’ydi.Özellikle 1930lar’da ve
1940lar’da, aralarında Yahudiler’in ve Diğer Mülteciler’in
bulunduğu Eğitim Görmüş, Orta Sınıf Kökenli Topluluklar,
giderek Önem kazandı.
BUGÜNKÜ NUSUS BİLEŞİMİ:
Güney Amerika’nın Bugünkü
Nüfusu’nu belirleyen Etnik Karışım, İspanyollar’ın Kıta’ya
Ayak Basması’yla başladı. Önce İberler’le yerliler arasında
Yasal Evliliğe İzin verildi. Hatta bazen özendirildi.
Avrupalı-Afrikalı ve Yerli-Afrikalı Kaynaşmasında aynı
Hoşgörü’nün olmaması , Genel Etnik karışımı önleyemedi. Bu
Uzun Süreç , Fiziksel Tipler’de Büyük Değişikliğe Yol açtı.
Bunların En Önemlileri Mestizolar (Brezilya’da ‘Caboslos’
Adı verilen İber-Yerli Karışımı) ve Çololar’dır
(Mestizo-Yerli Karışımı). Avrupalılar’ın Bağımsızlık
Sonrası’ndaki Göçler’i ile birlikte, Başka Ulusal Topluluklar
da Etnik Karışıma Katkı’da bulundu. Arjantin ve Uruguay’ın
Etnik Bileşimi Tümüyle değişmiş oldu.
Ekolojik Dağılım:
Bu Etnik Gruplar için 3
Ekolojik Dağılım Bölgesi Ayırt edilebilir:
a)Yerli Bölgesi; Kıta’nın
Batısı’nda, Kuzey’den Güney’e uzanan Yükseltiler’den oluşur.
Kabaca Venezuela, Kolombiya, Ekvator, Peru ve Bolivya ile
örtüşür. İspanyol Keşif ve İstilaları başladığında Kıta’nın
Uygarlık bakımından en gelişmiş ve en kalabalık kesimi bu
Bölge’ydi. İspanyollar, Bölge’de Görece İleri Kurumlar ve
Önemli bir Yerli İşgücü buldular. İspanyol Egemenliği’nin İlk
Yüzyılı’ndaki en az %30luk Nufus azalmasına Karşın, Yerli
Nufus’un Yine de Önemli bir Nicelik’te kalması, Etnik
Karışım’ın Yoğunluğunu artırdı. Yerli Nufus, 1600lerin
Sonlarından başlayarak yeniden artmaya başladı. Yöre’de oluşan
Yeni Uluslar 1800 ve 1900ler’de Avrupa’dan Önemli bir Göç
almadığı için, Günümüzde burada yaşayan Avrupalı Nufus’un
Kökeni Büyük Çoğunlukla Sömürge Dönemi’ne dayanır.
b)Mestizo Bölgesi, Tropik ve
Astopik Ovalar’dan oluşur. Dağınık Yerli Kabileler’in
Plantasyonu’ndaki Yoğun Çalışma’ya Ayak Uyduramaması, Köleliğe
Karşı Direnmesi, Savaşlar ve Salgın Hastalıklar’la Nufus
yitirmesi, Yöre’ye Afrikalı İşgücü getirilmesine Yol açtı.
Avrupalı-Yerli Karışımı seyrekleşirken, Afrikalı Nufusun Etnik
ve Kültürel Etkisi giderek arttı. Brezilya’da Siyah (Afrikalı
ve Mulatto) Nufusu’nun Oranı %30-40 a ulaşır. Siyah ve
Siyahlar’la karışmış Nufus Oranı’nın Önem Taşıdığı Diğer 2
Ülke Kolombiya ve Venezuela’dır.
c)Ilıman İklim Kuşağıy’la
örtüşen Avrupalı Bölgesi’nde, zaten Seyrek olan Yerli Nufus
gitgide daha da azalmış, Mestizolar ise Avrupa’dan gelen
Kitlesel Göçler’le iyice Azınlığa düştüler.
Güney Amerika’da Etnik
Gruplar’ın Ekolojik dağılımı, Kentleşme Düzeyi’nden de
etkilenir. Kent Hayatı’nı yeğleyen Avrupalılar önceleri Büyük
Kentler’e yerleşmişlerdir. Ama 1900ler’in Ortaları’nda bu
Tablo Değiştirme’ye başlamış, Gerek Ülke İçi gerekse Ülkeler
arası Göçler, Nufus’un Ekolojik Dağılımını belirlemiştir.
Sosyo Kültürel Faktörler:
Tüm Latin Amerika’da Etnik
Ölçütler, ABD ya da Güney Afrika’da olduğu gibi Soy’a değil,
Dil, Giyim-Kuşam ve Davranış Örüntüleri türünden Sosyokültürel
Etmenler’e Dayalı’dır. Bu Kıta’da da Irk Ayrımı, Irksal
Önyargılar ve Sömürü vardır. Ama ‘Irk’ sınıflaması her Zaman
Kişi’nin Toplumsal Statüsü’nce belirlenen çok Öznel bir Boyut
taşımaktadır.
Güney Amerika Nufusu’nun %74ü
Hristiyan (%95i Katolik) tir. Musevi, Müslüman, Budacı ve
Hindu Azınlıklar da vardır.
Dil:
Portekizce Konuşulan Brezilya,
Fransızca konuşulan Fransız Guyanası, İngilizce konuşulan
Guyana ve Felemenkçe konuşulan Surinam dışında, İspanyolca
Kıta’daki Ülkeler’in Resmi Dili’dir. Güney Amerika Nufusu’nun
%6,5 i Özgün Yerli Dilleri’ni konuşur ve bunların ¾ ü And
Bölgesi’nde toplanmıştır.
Güney Amerika Yerli Dilleri
Büyük Çeşitlilik gösterir ve Dil Sınıflamasında Güçlük
yaratır. Yerli Dilleri’nin Çoğu, İlgili Kabileler’in ortadan
kalkması ya da Başka Diller’in Egemen olması Sonucu’nda Yok
olmuştur. Güney Amerika yerli Dilleri ile Eski ve Yeni
Dünyalar’ın Diğer Dilleri arasındaki İlişkiler tartışmalı’dır.
Kolumbiya’nın Güneyi’nde konuşulan Diller’le Kuzey Amerika
Dilleri’ni birbirine bağlayan pek az Gösterge vardır.Büyük
Okyanus Kıyısı’ndaki Yerli Dilleri ile Malaya-Polinezya
Dilleri’nin Akraba olması kanıtlanamamıştır.
Yerli Dilleri’nden Kimileri’nin
Bugüne Kadar Varlığını koruyabilmesi, bu Diller’in konuşulduğu
Uygarlıklar’ın Başlangıç’taki Düzeyi ile Bağlantılı’dır. And
Yaylaları’nın Keçua ve Aymara Dilleri bunlardan en yaygın
olankrdır. Bolivya’da Nufus’un %60’ı, Peru’da %40’ı,
Kolombiya’da ve Ekvator’da yine Önemli bir Bölümü bu Diller’i
konuşur. Diğer Önemli Yerli Dili, Paraguay’da konuşulan
Guarani Dili’dir. Kültürel Gelişme’nin daha alt düzeyindeki
Topluluklar’ın Dilleri Bugün Büyük ölçüde yok oldular.
Yerli Dilleri gibi Bugün Yok
olmuş Afrika Lehçeleri de, Portekizce ve İspanyolca üzerinde
geçmişte belirli bir Etkide bulundu.
Toplumsal Değişme:
Yerliler’e ve Diğer Etnik
Gruplar’a Karşı Ayrımcı Kurallar koyan Yasalar, Bağımsızlık’la
birlikte ya da 1800ler Süresince kağıt üzerinde Yürürlük’ten
kaldırıldı.Ama Yerliler’in ve Afrikalılar’ın Durumu Çoğu Zaman
değişmedi. Hatta kötüleşti. Çünkü hem Liberal Yasalar Yerli
Topluluklar’ın Yasal Varlığı’na ve her türlü Ortak Mülkiyet’e
Son vermeye yöneliyor, hem de Sömürü Biçimleri Hiç değişmeden
Varlığını sürdürüyordu. 1800ler’in, Yerliler’i ve Afrikalıları
‘Aşağı’ Irk olarak gören Biyolojik Öğretileri de bu şartlar’ı
desdekliyordu.
1900lerde ise Yaklaşımlar’da
Önemli Değişiklikler görüldü. Latin Amerika’da Hükümetler’i
Yerli Toplulukları Korumaya Yönelik Özel Kuruluşlar
oluşturdular. Bu Topluluklar’ın Varlığı yeniden Yasal olarak
tanındı. Tarım Reformu Tasarıları hazırlandı. Bazı Yasal ve
Yönetsel Yenilikler’e gidildi. Ama Uygulama’da bunların Kalıcı
Sonuçlar vermesi sağlandı.
Bugün Yerli Kabileleri ile
Yerli Toplulukları’nın Durumunu birbirinden Ayırt etmek
İmkanlı’dır. Kağıt üzerinde ‘Koruyucu’ Bazı Düzenlemeler’den
yararlanması gereken Yerli Kabileler Ulusal Hayat’tan
dışlanmış, Marjinal bir Konum’dadırlar. Toplam Nufus’un çok
Küçük bir Bölümünü oluşturan bu Kabileler’e Gran Chaco ve
Amazon Bölgeleri ile Peru ve Bolivya’nın Dağlık Kesimleri’nde
rastlanabilir. Bu Kabileler, ya Kötü Hayat Şartları ve
Hastalık gibi Nedenler’le Fiziksel olarak Yok olmakta ya da
Ulusal Toplum’un bir Kesimi içinde eriyerek ortadan
kalkmaktadır.
Kabile Düzenini aşmış Yerli
Toplulukları ise, İstilalar Öncesi’nde Görece Yüksek bir
Uygarlık Düzeyi’ne ulaşmış Toplumlar’ın Uzantıları’dır. Ama
Sömürge Yönetimi dolayısıyla Kültürleri Büyük Değişim’e
uğramıştır. Bu Topluluklar, başta Peru olmak üzere Bolivya ve
Kolombiya ve Venezuela’nın Kimi Yöreleri’nde görülür. Bazıları
Peru Hükümeti tarafından resmen tanınmıştır. Bazıları Sömürge
Dönemi’nin Geleneksel Yönetici Kadroları’nı (Alcalde)
korumaktadır. Çoğu da Yasal olarak Ülke’nin Genel Yönetim
Organları’na Bağlı’dır. Ama Yakın Zamanlar’a kadar, Büyük
Malikhaneler’e (Hacienda) Yarı-Feodal bir Bağımlılık içinde
olmuşlardır. Özellikle 1952 Bolivya Devrimi’nden ve Peru’daki
Toplumsal ve Siyasal Dönüşümler’den sonra bu Durum Hızla
değişmeye başladı.
DEMOGRAFİ:
Güney Amerika Demografik Geçiş
Süreci’nin Doruk Noktası’nda sayılabilir. Bu Süreç 3 Ana
Aşama’yı içerir. Geleneksel 1.Aşama, Yüksek Doğum ve Ölüm
Oranları, Nufus Dengesi’ni korur. 2.Aşama’da, Yüksek
Doğurganlık Oranı sürerken Ölüm Oranları’nın Düşmesi, Hızlı
bir Nufus Artışı’na Yol açar. Son Aşama’da ise; Doğurganlık
Oranı’nın da Düşmesiyle Nufus Artışı yavaşlar.
Sanayi Öncesi Dönem’de
Avrupa’da Doğurganlık Oranı %0 30-35i çok Ender aşarken, Bazı
Örnekler dışında Güney Amerika’da bu Oran %025-40 arasında
değişmiştir. Arjantin, Şili ve Uruguay’ın Kuzeyindeki Tropik
Güney Amerika Ülkeleri’nde 1055-65 arasında Yıl’da %3’e ulaşan
Nufus Artış Hızı 1979’da ancak %2,4 e inmiştir. En Çarpıcı
Düşüş Brezilya ve Kolombiya’da görülmüştür. Ilıman İklim
Kuşağı’nda, 1950ler’le 1070ler arasında Doğurganlık’ta görülen
Düşüş dolayısıyla, Nufus Artışı da Görece Yavaş olmuştur.
Arjantin ve Uruguay,1930lar’dan
bu yana, Geçiş Sürecinin Son Aşamasındadırlar. Şili’de
1920ler’den bu Yana Doğurganlık Oranı düşmektedir.
Avrupa’da Ölüm Oranları’nın
Düşmesi, 100-150 Yıllık bir Süre alırken, Güney Amerika’da
daha hızlı bir Düşüş görülmüştür. 1990’de 25-30 Yıl olan
Ortalama Ömür Son Dönemler’de 60 Yıl’a yükselmiştir.
Doğurganlık:
Güney Amerika’da Nufus
Patlaması ,Geleneksel Yüksek Doğurganlık Oranları sürerken,
Ölüm Oranları’nda Düşüş olmasının Sonucudur. Sağlık
Hizmetleri’nin yaygınlaşmasıyla Ölüm Oranları’nda Düşüş
sağlanabilirken, Doğurganlık’ta kendiliğinden bir Düşüş
gerçekleşmesi Çok Karmaşık, Toplumsal ve Psikolojik
Dönüşümleri gerektirir. Artıca Avrupalı ve Yerli Toplumları’na
Özgü Değerler de, Doğurganlık’taki kendiliğinden Düşüşü
geciktirmektedir. Hükümetler’in başlattığı Aile Planlaması
Girişimleri, Katolik Kilisesi ile Bazı Siyasal Partiler’in
engellemesiyle karşılaşmaktadır.
Yine de Bazı kendiliğinden
Değişmeler Yok değildir. Kentli Orta Sınıflar Doğum Kontrolü
Yöntemleri uygulamakta, Eğitim Düzeyi yükseldikçe Kentler’deki
Doğurganlık Oranı da düşmektedir. Ama Kırsal Nufus’un Çokluğu
ve Eğitim görmüş Kentli Nufus’un Toplum içindeki Göreli
Azlığı, bu Gelişme’nin Ulusal Düzey’deki Oranlar’a yansımasını
önlemektedir. Süreç Bütünü’yle Doğal Gelişimi’ni izlediği
Taktir’de, Kıta’daki Tüm Ülkeler’in Düşük Doğum ve Ölüm
Oranları ile tanımlanan Modern Aşama’ya ulaşabilmesi birkaç
Onyıl daha alacaktır.
Hızlı Nufus Artışı’nın
Etkileri:
Hızlı Nufus Artışı’nın Önemli
Demografik ve Toplumsal Sonuçları vardır. Nufus Artışı’nın en
Yüksek Oranlar’a ulaştığı Dönemler’de Toplam Nufus içindeki
Çocuklar’ın Oranı artar. Güney Amerika’da da 15 Yaş’ın
Altındakilerin Toplan Nufus’taki Payı Görece Yüksek’tir
(Yaklaşık %50).Dolayısıyla, Çalışma çağı’ndaki Nufus Oranı
Düşük ve bu Kesim üzerindeki Ekonomik Yük de daha Ağır’dır. Bu
Yükü hafifletici bir Verimlilik Artışı da sağlanabilmiş
değildir.
Kentleşme:
Hızlı Nufus Artışı’nın bir Başka Sonucu, Kentsel
Patlamalar’dır. Güney Amerika, ileri sanayileşmiş Bölgeler’den
sonra, Dünya’da Kentleşme’nin en Yüksek olduğu Alanlar’dan
biridir. Kentsel Yoğunlaşma, özellikle 1930lar’da Büyük Artış
göstermiştir. Kıta’da, Nufusu 10.000 i aşan Kentler 1950’de
Toplam Nufus’un %25’ini barındırırken 20 Yıl sonra bu Oran
%50’ye ulaşmıştır. Kentleşme Oranı Uruguay, Arjantin, Şili ve
Venezuella’da özellikle Yüksek’tir. Bu Ülkeler’in her birinde
Nufus’un %80i Aşkın Bölümü, Kentsel Alanlar’da yaşamaktadır.
Yalnız 3 Kent’in (Rio de Janeiro, Sao Paulo, Buenos Aires)
Kentsel Alanları’nda 30 Milyon’dan çok İnsan yaşamaktadır.
Yaygın Kanı’nın Tersine,
Kentsel Nufus Artışı’ndaki Ağırlıklı Etken, İç Göç değil Doğal
Nufus Artışı’dır. İç Göç’ün Başlıca Nedenleri ise, Kırsal
Bölgeler’de Hayat Düzeyi’nin Düşüklüğü ve Toprak Mülkiyeti’nin
az sayıda elde toplanmış olmasıdır.
Yüksek kentleşme Oranına
Karşılık, Bütün olarak Güney Amerika’da Nufus Yoğunluğu km
Kare Başına 15 Kişi ile Çok Düşük Düzey’dedir. En Düşük Nufus
Yoğunluğu Surinam ve Guyana’da, en Yüksek değer ise Ekvator ve
Kolombiya’da görülür. Nufus Yoğunluğu’nun Yüksek olduğu
Bölgeler, Metropoliten Alanlar’da ve onların
Hinterlandlar’ıyla Sınırlı’dır.Güney Amerika, gitgide üzerine
Yoğun Nufuslu az sayıda Ada’nın serpiştirildiği Büyük bir
Boşluğa dönüşmektedir.
YÖNETSEL ve
TOPLUMSAL KOŞULLAR:
Güney Amerika Ülkeleri’nin
Çoğunda Demokratik olmayan Yönetimler İşbaşı’ndadır. Falkland
Adaları, Fransız Guyanası ve Surinam Dışı’ndaki Kıta’daki
Siyasal Birimler’in Tümü, Kağıt üzerinde Demokratik
Cumhuriyetler’le yönetilir. Ama Bunlar’dan Bolivya, Şili ve
Uruguay’da doğrudan Askeri Yönetimler İktidar’dadır. Surinam
Sivil Yönetim’e Geçiş Dönemi içindeydi. Arjantin 1983’te,
Brezilya 1985’te, Sivil Yönetim’e geçtiler. Paraguay ve
Guyana’da Ordu’nun Desdeği’ndeki Sivil Yönetimler
İşbaşı’ndadır. Yalnızca Venezuella, Kolombiya, Peru ve Ekvator
Demokratik Rejimler’le yönetilmektedir. Fransız Guyanası,
Fransa’ya Bağlı Denizaşırı bir İl Durumundadır. Falkland
Adaları İngiltere’ye Bağımlı’dır.
Güney Amerika Ülkeleri’nin
çoğunda Tam Yargı Bağımsızlığı’ndan Söz edilemez. Yüksek
mahkemeler, genellikle Dış (Özellikle Askeri) Müdahaleler’e
Açık’tır.
Venezuelle dışında Kıta’nın
Kuzeybatı’sındaki And Ülkeleri, BM’in Öngördüğü Günlük Asgari
Kalori Düzeyi’ne ulaşabilmiş değildir. Bolivya, Ekvator ve
Kolombiya ve Peru’da Ortalama Ömür, Kıta’nın geri kalan
Kesimleri’nden daha düşük, Çocuk Ölüm Oranı ise daha
Yüksek’tir.
Solunum Hastalıkları , And
Ülkeleri’nda Başlıca Ölüm Nedeni’dir. Kıta Ölçeği’nde Frengi
ve Tifo Yaygın Hastalıklar arasındadır. 1980’de Bolivya’da 49
Yaş olan Ortalama Ömür, Uruguay ve Arjantin’de 70 Yaş’a
yaklaşabilmektedir. Brezilya’da ise Ortalama Ömür yaklaşık 62
Yıl’dır. Nufus Başına Hekim Sayısı genelde Arhantin ve
Uruguay’da ABD’dekine Yakın Düzey’dedir. Kısa Düzeyi’nde Çocuk
Ölüm Oranları %030-60 arasında değişmektedir.
1980’de Arjantin, Şili, Uruguay
ve Guyana’da hem Kadın, hem de Erkek Nufusun Okuryazarlık
Oranı %91 ve üzerindeydi. And Ülkeleri’nde Kadınlar’ın
Okuryazarlık Oranı Genellikle Erkeklerinkinden daha Düşük’tür.
Güney Amerika Ülkeleri’nin
Çoğunda Yaşlılar’a, Hastalar’a, Doğum yapan Kadınlar’a Yönelik
ve en azından Sanayi, Ticaret ve Devlet Kesimleri’nin İşçileri
için İş Kazalarını kapsayan Sosyal Güvenlik Programları
geliştirilmiştir. İşsizlik Sigortası ve bakmakla Yükümlü
olunan Aile Bireyleri’ne Ek Yardım Programları ise genellikle
Az gelişmiştir.
Güney Amerika’da Basın
Özgürlüğü Kısıtlı’dır. Kıta Ülkeleri’nin Çoğunda Basın-Yayın
Organları üzerinde gerek Askeri Hükümetler, gerekse
kapatılmaktan ya da Başka Yaptırımlar’dan kaçınmak için
Doğru’dan Doğruya Yayın Organlaro tarafından Sansür
uygulanmaktadır. Bu Durum, bir Zamanlar Gazetecilik
Hayatı’nın Gelişmişliğiyle Ün yapmış olan Arjantin ve Uruguay
için Özellikle Geçerli’dir. Buna Karşılık Venezuella ve
Ekvator’da Basın Büyük ölçüde Özgür’dür. Peru’da ise 1980’den
sonra önceki Yasalar’a oranla daha az Kısıtlayıcı Basın
Yasaları Yürülüğe kondu.
KÜLTÜREL YAPI:
Güney Amerika’da Kültür
Hayat’ın Temelini, İberik Yarımadası’nın Değerleri, Amerika
Yerlileri’ne ve Afrikalılar’a Özgü Folklor, Müzik ve Sözel
Gelenek Ögeleri oluşturur. Yerli Etkisi özellikle Andlar’da ve
Amazon Havzası’nda; Afrika Etkisi ise Brezilya’da Güçlü’dür.
Ayrıca Alman ve İtalyan Göçmenler’in Gelenekleri ile Görece
Yakın Zamanlar’da Batı, özellikle ABD Kökenli Teknolojik
Yenilikler de Bölge Kültürü’nde Etkili oldu. Arjantin,
Uruguay, Şili ve bir oranda da berzilya’daki Avrupa Etkisi,
Sanat Galerileri’nde, Müzeler’de ve Konser Salonları’nda
kendini gösterir. Andlar’ın Kuzey Bölümü’nde kalan Ülkeler’de
ise İspanyol Sömürge Mirası’nın Etkisi hala Belirgin’dir. And
Ülkeleri’nde Yerel şenlikler, Yünlü Eşyalar’ın Çoğunlukla
Yerli olan Bölge Halkı’nın Hayatı’ndaki Önemini yansıtır.
Okyanus Kıyısı’ndaki Plajlar ve Futbal Maçları pek çok Güney
Amerikalı için en Önemli Eğlence Ögeleri’dir.
TARİH
COLOMB ÖNCESİ:
Avrupalılar’ın 1500ler’deki
İstilaları’ndan önce Güney Amerika’da yaşayan Halklar, Meksika
ve Orta Amerika’daki Maya ve Aztekler’in tersine henüz Yazı’ya
geçmemişlerdi. Yazı’ya Dayalı bir Takvimleri yoktu. Bu
Nedenle, Kıta’nın Tarihöncesi’ne İlişkin Bilgiler,Arkeolojik
Bulgular’la Yerel Söylenceler’e ve İlk Kaşifler’in
Kayıtları’yla Sınırlı’dır.
Eski Kültürler:
Güney Amerika’ya İlk
Yerleşenler, Orta Amerika Yolu’yla Kuzey’den gelen Göçebe
Avcı, Balıkçı ve Toplayıcı Topluluklar’dır. Bu Topluluklar’a
İlişkin Kalıntılar Ekvator, Doğu Brezilya ve Güney Şili gibi,
birbirinden oldukça Uzak Yöreler’de bulunur. Kalıntılar
arasında İnsan İskeletleri ile Taş ve Kemik Aletler de vardır.
Avcılık ve Toplayıcılık,
Kıta’nın Güneyi’nde Tarihöncesi Dönem boyunca varlığını
sürdürdü. Ama Diğer Kesimler’de, daha Gelişkin Kültür ve
Uygarlıklar’ın Oluşumu Tarım’a Dayalı’ydı. Güney Amerika’nın
en İleri Uygarlıklarının Temeli Yoğun Tarım’dı. Bu
Tür Tarım’ın en Gelişkin Örnekleri, Büyük Okyanus
Kıyısı boyunca uzanan And Dağları’nda, özellikle Peru’daki
Dağlar’da ve Kıyı Şeridi’nde, Bolivya’nın da bir Kesimi’ni
kaplayan Orta Andlar’da ortaya çıktı.
Peru’nun Kuzey Kıyıları’ndaki
en Eski Kalıntılar, Geçimini Ağırlıklı olarak Balıkçılık ve
Kabuklu hayvan Toplayıcılığı’yla sağlayan ana Sukabağı, Kabak,
Fasulye, Kırmızıbiber ve Pamuk Yetiştiriciliği’yle de uğraşan
Topluluklar’ın varlığı’nı göstermektedir. MÖ 3000-1000
arasında ait Buluntular Henüz Çanak Çömlek Yapımı’na
başlamamış olan bu İnsanlar’ın yine de Pamuk Lifleri’nden
Elbise, Sepet ve Hasır Ürettikleri’ni, ayrıca Kabaca yontulmuş
Aletler yapabildiklerini gösteriyor.
MÖ I.Binyıl’da Seramiş
İşlemeciliği’nin yanı sıra Gerçek Anlam’da Dokumacılık ile
Darı ve Amonyak Tarımı’nın da yerleştiği, Uzun bir Oluşum
Süreci başlamıştır. Sulama Sistemleri’nin Kurulması, maden
İşsleme’de Yeni Teknikler’in geliştirilmesi, İnşaatlar’da
Güneş’te kurutulmuş Kil Blok kullanılması, bu Sürec’in diğer
Belirtileri’dir.
MÖ 400-MS 600 arasında Orta
Andlar Bölgesi’nde Belirgin Bölgesel Kültürler’in ortaya
çıkmasının Temelinde de bu Süreç vardı. Klasik Dönem olarak
adlandırılan bu Evre’de Seramik ve Maden İşlemeciliği’nde,
Dokumacılık’ta ve Mimari’de Yüksek bir Sanatsal ve Teknik
Düzey’e ulaşıldı. Önde gelen Yerel Kültürler , Peru’nun Kuzey
Kıyıları’nda Moche, Güney Kıyıları’nda Nazca,
Kuzey Yaylaları’nda Becuay, Bolivya’da ise Pucara
ve Tiahuanaco idi.
Giderek güçlenen Yerel
Kültürler Çevre’ye de Yayılma’ya başladı. Örneğin
Tiahuanaco Kültürü Bolivya’ya, Kuzey Şili’ye ve Peru’nun
Kızı ve Yüksek Alanları’na yayıldı. MS 600-1000 arasında Dini
Dürtüler’den kaynaklanan bu yayılma, gerçek bir Dini ya da
Siyasal Birlik yaratamadı. Tiahunacolar Gücünü
yitirince, Bölgesel Kültürler yeniden canlandı. Bunlar’dan
Kuzey Kıyısı’ndaki Cimular ‘İmparatorluk’ denebilecek
bir Örgütlülüğe ulaştılar. Peru’da bugünkü Trujillo
Yakınları’nda Chan Chan Adlı Büyük bir Tören Kenti de kuran
Çimu Devleri Siyasal ve Dinsel Örgütlenme Açısından, onu
izleyen İnka Krallığı’na pek çok bakımdan benziyordu.
İnkalar:
İspanyollar’ın keşfettiği İnka
Krallığı Kültürel Gelişmesi’nin Doruğu’ndaydı. Orta Abdlar’ı
birleştirerek Kuzey’de Kolombiya’ya, Güney’de ise Arjantin ve
Şili’ye uzanan İnkalar’ın Tarihi Manco Capac’ın
Önderliği’nde Güney’den Cuzco Yöresi’ne doğru çıktıkları
Göç’le başlatılır. Başka And kabileleri gibi Cuzco vadisi’nde
Yıllarca yaşayan İknalar,zamanla güçlenerek Çevre’deki
Kabileler üzerinde de Nufuz kazandılar. Bir Yanı’yla Dinsel
İnançlar taşıyan Fetih hareketleri, İnkalar’ı bir Kabile
Konumu’ndan Yönetici bir Kast Konumu’na yükseltti.
Yöneticilerini de, Yeryüzü’ndeki Tanrı olarak görüyorlardı.
MS 1200 Dolayları’nda yaşadığı
sanılan ve Tarihçilerce Manco Capak’ın Oğlu
olarak tanımlanan Sinchi Roca’dan sonra, İnkalar’ın
Gücü Güney’e doğru, Kolla Halkları arasında da yayıldı.
İknalar Titicaca Gölü’ne kadar uzandılar. İnka Egemenlik
Alanı’nın Batısı’nda ve Kuzeybatısı’nda yaşayan Çanka
Halkı’nı, Kolla Kavimleri’nin Desdeği ile yenen
İnkalar’ın Krallığı Böylece çok daha Geniş bir Alan’a yayıldı.
İnka Krallığı, böylece çok daha Geniş bir Alan’a yayıldı. İnka
Krallığı en Güçlü Dönemi’nde, Arjantin’deki Tucuman’dan, Dağ
Şeridi Boyunca Kuzey’e uzanarak Ekvator’daki Quito’ya
ulaşıyordu. Bu Dönem’de İnka Krallığı yaklaşık 2,5 Milyon km
karelik bir Alan’a yayılıyor, yaklaşık 6 Milyonluk bir Nufus
barındırıyordu.
Güney Amerika’nın Diğer
Yöereleri’nde Nufus çok daha Seyrek, Uygarlık Düzeyi çok daha
Düşük’tü. Kuzey’deki Dağlar’da Çıpçalar, yine Kuzey
Kıyıları’nda ise Karipler ve Aravaklar
yaşıyordu. Brezilye’da ve Üst Plata Havzası’nda Yarı Göçebe
Kültür’e Sahip Tupi-Guarani Kabileleri, Kıta’nın Güney
Ucu’nda ise, Doğu’da Patagonyalılar, Batı’da
Arokanlar Dağınık Birimler halinde yerleşmişlerdi.
KEŞİFLER:
Kolomb’un Yenidünya’ya
1498’de yaptığı 3.Sefer sırasında, Bugünkü Venezuella’daki
Orinoco Irmağı Ağzı’nda Kara’ya çıkmasıyla, Kıta’nın
Avrupalılarca İstilası başladı. 1509’a gelindiğinde, Rio de la
Plata’ya kadar Tüm Doğu öğrenilmişti. 1513’te Vasco
Nunez de Balboa’nın Panama Kıstağı’nda Büyük Okyanus’u
keşfetmesinden sonra 1520’de Fernao de Magalhaes (Macellan)
kendi Adını taşıayacak olan Boğazı dolaştı. 1527’de Pizarro
Peru Kıyıları’na çıktı. Pizarro, 1533’te İnka
Krallığı’nı Ele geçirdikten sonra 1535’te Lima’yı kurdu. Aynı
Yıl Diego de Almagro, Şili’yi Ele geçiriyor, Pedro
de Mendoza ise Buenos Aires’te bir Yerleşme kuruyordu.
1537’de Jimenez de Quesada, Çıpçalar’ı Egemenlik
altına aldıktan sonra Kolombiya’da Bogota’yı kurdu. 1541’de
Pedro de Valdivia, Santiago de Chile’yi kurarken,
Francisco de Orellana da Ekvator’un Doğu’sundan Yol’a
çıkıp Amazon Irmağı’nı izleyerek Atlas Okyanusu Kıyısı’na
ulaşmıştı. 1500ler’in Ortaları’nda Avrupalılar Yerleşme
Amacıyla Kıta’ya gelmeye başladılar. Yüzyıl tamamlandığı’nda
Kıta’daki Başlıca Kentler’in Teneli atılmış bulunuyordu.
SÖMÜRGE DÖNEMİ:
Batı Kıyısı’ndaki
Yerleşmeler:
İspanyollar’ın İnka Bölgesi’ne
Yönelik İlk Girişimler’indeki Dürtüleri, Değerli Madenler’in
elde edilmesiydi. Yerliler’in Elindekiler alındıktan sonra,
daha Çoğu için Madencilik başladı. Ama Yiyecek ve Giyeceğe de
gereksinim vardı. Ayrıca Keşif Grupları’yla birlikte
gönderilen İspanyol Din Adamları’nın Görevi yerlileri
Hristiyanlaştırmaktı. Böylece Tarım’a ve Avrupa’dan getirilen
Hayvanlar’ın beslenmesine Dayalı İlk yerleşmeler ortaya çıktı.
Peru, Bolivya ve Kolombiya
başlıca Madencilik Alanı’ydı. Altın Dağınık, Gümüş daha
Bol’du. Madencilik dışında Başlıca Tarım Bölgesi, Peru Kıyı
Şeridi’nin yanı sıra Şili’nin Orta Vadisi’ydi.
1500ler’in Sonu’na gelindiğinde
Kıta Büyük Ölçüde Ele geçirilmişti. And Toprakları Madencilik
ve tarım’a Dayalı yerleşmeler’den oluşan Geniş bir Sistem
içinde toplanmıştı. Gerek Tarım, gerekse Madencilik Yerli
Emeğine dayanıyordu. Kıta’ya İspanya’dan görece AzAile
geldiğinden, Yönetsel ve Askeri Amaçlar’la da Kıta’da bulunan
İspanyollar’ın yerli kadınlar’la kaynaşması Sonucunda mestizo
Adı verilen Melez Tip gelişti. Sayıları giderek artan
Mestizolar, İspanyollar’ın Kıta’daki Etkinlikleri’nde Önemli
Yardımcı İşlevler gördüler.
1600ler’de en Zengin Rezervler
bir Bölümü’yle de olsa tükenince madencilik yerleşme
Açısı’ndan Eski Çekiciliği’ni yitirmeye başladı. Yaylalar’da
Merinos Koyunculuğu, Şili, Peru ve Arjantin’in Batısı’nda
Bağcılık ve Zeytin Üretimi, Ekvator’da Hurma Kozalağı, Balsa
Ağacı ve 1700’den sonra da Kınakına Önem kazanmaya başladı.
Gemi Yapımcılığı’da hızlandı.
Doğu Kıyısı’ndaki
Yerleşmeler:
Doğu Kıyısı’nda Yerli Nufus
daha azdı. Ayrıca bu Kıyılar’daki 200 Yıl boyunca Yer altı
Kaynağı bulunamadı. Dolayısıyla, önceleri Bölge’deki
Yerleşmeler Tarım’a ve Bölge’nin Doğal Ürünleri’ne Dayalı’ydı.
Plata Bölgesi’nin Ele geçirilmesini Yerliler’in Direnişi
geciktirdi. Paraguay’da ise İspanyollar Göçebe olmayan ve
kendilerine Karşı direnmeyen Yerliler’in Yaşadığı Sulak bir
Bölge bulunca 1537’de Asuncion’u kurarak Yerleşim’e
başladılar. 1700ler’in Sonları’nda, Orta Arjantin’in
Doğusu’nda Humusça Zengin Topraklar’da Tahıl üretiliyor,
Ovalar’da Sığır besleniyor, Kuzey’de ve paraguay’da ise Tropik
Ürünler’le Mate (Paraguay çayı) yetiştiriliyordu. Yer
altı kaynağı bulunmaması ve İspanyollar’ın, Peru Aracılığı’yla
İspanya’dan gelen ürünler dışında her Türlü Ticareti
Yasaklaması, Bölge’nin Gelişmesini engelledi.
Kıta’nın Yaklaşık Yarısınını
kaplayan Brezilya’daki Portekiz Yerleşmeleri, Tropik Ürün
Plantasyonları oluşturulması Amacıyla Soylular’a bağışlanan 20
Capitania Aracılığı’yla gerçekleşti. Yerliler’den umulan verim
alınamayınca Afrika’dan getirilen Köleler’in çalıştırıldığı bu
Plantasyonlar’da Şeker, Pirinç,Tütün, Çivit ve kakao Üretini
yapılıyordu. Boya Eldesinde ve Doğramacılık’ta kullanılan
Ağaç, Ahşap ve Hayvan Derisi de İhraç Ürünleri Arasındaydı.
1700ler’de Minas Gerais
Bölgesi’nde Altın, Elmas ve çok Değerli madenler keşfedilince
Brezilya’ya Nufus Hareketi başladı. Bu Ülke 100Yıl’ı Aşkın
Süreyle Dünya’nın Başlıca Altın Üreticisi Konumunu korudu.
Güney’de daha yavaş gelişen yerleşmeler, Büyük ve Küçükbaş
Hayvan Yetiştiriciliğine dayanıyordu.
Portekiz ve İspanyol
Sömürgeciliği’nin Mirası:
Güney Amerika’nın Siyasal
Coğrafyası, Büyük ölçüde İspanyollar ve Portekizliler
tarafından oluşturulan Yönetsel ve Yargısal Bölüm’ün Ürünü
oldu. İspanyollar’ın kurduğu 3 Genel valilik (1542’de Lima,
1717de Nueva Granada, 1776’da Rio de la Plata), capitania
ve aufiencia’lar (Kısmen Yönetsel kısmen Yargısal Nitelik
taşıyan Birimler) Kıta’nın Siyasal Sınırları’nı belirledi.
Coğrafi Özellikler’in ve Yabancı Çıkarları’nın yanı sıra,
İspanyol Yönetimi’nin, her Birimi yalıtılmış bir Konum’da
tutması da, İspanyol Amerikası’nın önce 10, sonra da 20 Ayrı
Devlet’e Bölünmesine Yol açtı.
Brezilya’nın Bütünlüğü’nü
korumasına karşın Eyaletler’e ayrılması ve bu Eyaletler’in
Bölgeci Tutumları, Portekiz Yönetimi’nin Etkileriyle ve
Merkezi Denetim’in Gevşekliğiyle , bir oranda, açıklanabilir.
Güney Amerika’nın Bağımsız Ulusları’nın Siyasal Örgütlenmesi,
Fransız ve Amerikan Modelleri’ni izlemiş olmakla birlikte
özellikle 1800ler boyunca gözlenen Siyasal Kültür, Değerler
Yapısı, Tutum ve Davranış Örüntüleri Büyük ölçüde
İspanyol-Portekiz Siyasal Yapılanmasını yansıtır.
Düşünsel Hayat’ta ve bir oranda
de Eğitim’de, başta Fransa Kökenli olmak üzere Güçlü bir
Avrupa Etkisi görülür. Ama İspanya ve Portekiz’in Düşünsel
Mirası, bu 2 ülke’nin Dilleri’yle Birlikte Güney Amerika’nın
Yeni Uluslarına da aktarılmıştır. Gerek İspanyolca gerekse
Portekizce Kıta’nın Yerel Şartları’ndan etkilendi. Güney
Amerika’da konuşulan İspanyolca, İspanya’da konuşulandan Bazı
bakımlardan Farklı olduğu gibi Değişik Uluslar arasında da
Farklılık gösterir. Kıta yerlileri’nin yanı sıra Arjantin ve
Uruguay’daki Diğer Avrupalı Göçmenler’in de bunda Rolü oldu.
Portekizce’nin, Portekiz ve Brezilya’da konuşulan Biçimleri
arasındaki Farklar, İspanyolca’da gözlenenden de Büyük’tür.
Güney Amerika’da
İspanyol-Portekiz Sömürge Sömürge Dönemi’nin Kesintisiz
Etkisi, Ekonomi Alanı’nda da gözlenir. Sömürge Dönemi’nde
Güney Amerika, bir Hammadde Üreticisi ve başta İspanya olmak
üzere Avrupa Ürünleri için bir Pazar Konumu’ndaydı. Bu
Dönem’de İmalat sanayisi engellendi. Ekonomi’nin Geri kalan
Bölümü Geçimlik Tarım ve Yerel Aly Sınıflar’ın Tüketime
Yönelik Küçük El Zanaatları ile sınırlandı. İşlenmemiş Temel
Ürünler’in İhracına Dayalı bu Çerçeve, Bağımsızlık’tan sonra
da Uzun Süre varlığını korudu. Kimi Ülkeler’de Bugün de
ortadan kalkmış değildir.
Toprak Tasarruf Sistemi ve
Çalışma İlişkileri’nin Sürekliliği de Toplumsal Örgütlenme ve
Tabakalaşma’yla yakından İlgili’dir. Hacienda
(Brezilya’da Fazenda) Adını alan Büyük Toprak Mülkleri,
Sömürge Toplumu’nun Temel Taşları’ndan Biri’ydi. Hacienda,
yalnızca Ekonomik bakımdan değil, giderek Toplumsal ve Siyasal
bakımdan da kendine yeterli, özerk Birimler’e dönüştü.
Hacienda’yı Elinde tutan Büyük Toprak Sahibi, kendi Ailesi’nin
yanında, Hizmetçiler, Serfler ve Köleler üzerinde de her
açıdan Mutlak yetki taşıyordu. 1600ler’de, Kentler’de
odaklaşmış Sömürge Yönetimi’nin Gücü’nün Zayıflaması,
Bağımsızlık’tan sonra ise Eski Devlet Örgütü’nün dağılması,
Haciendalar’ın İşlevini daha da sağlamlaştırdı.
Sömürge Dönemi’nde oluşturulan
Çalışma İlişkileri de İspanyol ve Portekiz Yönetimi’nin
Çelişik Durumları’nı yansıtır. Belirli Sayıda Yerli’nin bir
İspanyol’un Sorumluluğu’na ‘Teslim edilmesine’ dayalı
encomienda Sistemi , Yerel halk’ın Korunmasını ve
Hristiyanlığın yayılmasını amaçlarken, Yerliler’in
Köleleştirilmesi ya da Serfleştirilmesi ile sonuçlandı.
Encomienda 1700lerin Sonunda, kaldırıldıysa da, Özündeki
Yarı-Feodal İlişki Haciendalar’da Varlığını sürdürdü ve
Uğradığı Bazı Değişiklikler’e karşın 1800ler boyunca Tümüyle
ortadan kalkmadı. Bazı Bölgeler’de, Toplumsal Değişim’in
Kırsal kesim’de de Etkisini duyurduğu 1900ler’in İlk Yarısına
kadar, Benzer İlişkiler Yürürlük’te kaldı.
Sömürge Dönemi’nde Yasalar’ın
tanıdığı Başlıca 3 Zümre vardı:İspanyollar, Yerliler ve
Kastlar (Castra). Son Grup, Mesitzo ve Mulatto gibi
Melezler Afrikalı Köleler’den oluşuyordu. Avrupa’da doğmuş
İspanyollar, Yönetim Görevleri ve Dış Ticaret’teki Tekelleri
ile en Üst Tabaka idi. Onları Koloniler’de doğmuş Kreoller
(Beyazlar, Beyazımsılar), Mestizolar ve Mulattolar izliyordu.
Toplumsal tabakalaşmanın en altında ise Yerliler bulunuyordu.
Sömürgecilik Dönemi’nden
devralınan bu Toplumsal Yapı, Yeni oluşan Devletler’de Tutarlı
bir Siyasal Düzen’in yaratılmasını Engelledi. Ayrıca Hammadde,
İhracı’nın Ekonomi’deki Büyük Ağırlığı, Büyük Toprak
Sahipleri’nin Gücünü pekiştirirken, hem Dışa Bağımlılığı
sürdürüyor, hem de köhnemiş Toplumsal Yapı’yı süreklileştiren
Toplumsal İlişki Biçimlerini besliyordu.
GÜNEY AMERİKA’DA SÖMÜRGE
YÖNETİMİ’NİN SONU:
1600ler’de ,Venezuela dışında
İspanya’nın Güney Amerika’daki Tüm Toprakları Peru Genel
Valiliği’ne Bağlı’ydı. 1700ler’de ise diğer İspanya Genel
valilikleri oluşturuldu. İspanya’daki bir Konsey’in atadığı ve
Toprak Sahipleri’nden seçilen Valiler’in neredeyse Mutlak
Yetkileri vardı.
1700ler’in Sonları’na
gelindiğinde İspanyol Sömürgeleri’nde Devrim olgunlaşmaya
başladı. Napoleon Savaşları Debrim’in Kıvılcımını
alevlendirdi. 1808’de Napolen İspanya ve Portekiz’i
İşgal etti. Kendi Savunması’yla uğraşan İspanya, Güney
Amerika’daki Sömürgeleri’nin Denetimini hemen tümüyle elinden
kaçırdı. Bağımsılığa doğru ilk Adımlarını atan Koloniler ,
kendi Junta’larını oluşturdular. Napoleon’un
İşgali’nden Kısa süre Önce Brezilya’ya giden Portekiz Kralı
VI.Juan, bu Ülke’deki Portekiz Yönetimi’ni Koloni’de
bulunanlara devretti. 1811’de Venezuela, Francisco de
Miranda’nın Önderliği’ndeki Bağımsızlığı’nı İlan etti. Onu
Diğer İspanyol Sömürgecileri izledi. İspanyol Kuvvetleri’nin
1812’de Venezuela’da Miranda Yönetimindeki Genç
Cumhuriyeti Devirmesine karşın, Güney Amerika’da Bağımsızlık
Mücadelesi durmadı. 1817’de Kıta’nın Kuzeyi’nde Simon
Bolivar, Güneyi’nde de Jose Francisco de San
Martin 1818’de Şili’yi, 1822’de ise Peru’nun Güneyini
İspanyollar’dan kurtardı. Bolivar da 1821’de
Venezuela’yı ve Kıta’nın Kuzeyi’ndeki diğer İspanyol
Sömürgeleri’ni Özgürlüğe kavuşturdu. 1826’da Peru’da Callao
Kenti’nin de düşmesiyle, İspanya Güney Amerika’dan çıkarılmış
oluyordu.
Brezilya ise 1822’de
Portekiz’den Bağımsızlığını İlan etti ve Portekiz Prens
I.Dom Pedro’yu İmparator İlan etti. Böylece Güney
Amerika, bugün de İngiltere, Fransa ve Hollanda’nın Elinde
bulunan Guyanalar dışında, Avrupa Egemenliği’nden kurtulmuş
oldu.
Arjantin, Uruguay, Paraguay ve
Bolivya, La Plata Genel Valiliği’nin; Kolombiya,
Venezuela ve Peru ise İspanya’ya Bağlı Eski Peru Genel
Valiliği’nin dağılmasıyla kuruldular. Genç Latin Amerika
Cumhuriyetleri’nin Tümü bir Yürütme Erkine dayanıyordu. Ama
Yarı-Feodal Ekonomiş Şartlar Tutucu ve Güçlü Toprak Sahipleri
ile Sanayi’nin Gelişmesinden ve Toplumsal Reformlar’dan yana
olan Liberaller arasındaki Keskin Mücadeleler’e ve Devrimler’e
Ortam hazırlayacaktı.
GÜNEY AMERİKA ULUSLARI:
Bağımsızlık Sonrası’nda
Kalkınma:
İspanyol Sömürgeleri
Bağımsızlığı’nı kazanınca , İspanyollar’ın Ticaret’e ve Yerli
Girişimciliğe getirdiği Kısıtlamalar da ortadan kalktı. Dünya
Pazarları’na Mal sürebilme Özgürlüğü, Tarım’ın Gelişmesine
Yardımcı oldu. Yol Yapımı’nda İleri Adımlar atıldı. 1850’den
sonra, özellikle İngiliz Teknik Yardımı’yla, Pek çok Kıyı
Noktasından İçler’e uzanan Demiryolları yapıldı. Arjantin’den
Avrupa’ya Büyük Miktarlar’da Buğday ve Deri gönderiliyordu.
Sao Paulo’da Kahve Yetiştiriciliğine başlandı. Kısa süre sonra
da Brezilya bu Alan’da Öncülüğü Elde etti. Ekvator, Brezilya
ve Venezuela’da Kakao Önem kazandı.
Batı Kıyısı’nda ise, ekilebilir
Topraklar’ın Uzaklığı ve Azlığı yüzünden Tarım pek az
gelişebildi. Bağımsızlık, Güney Amerika’nın Hiçbir
Bölgesi’nde Toprak’atki Büyük Mülkler’in Parçalanmasına Yol
açmadı ve bu nedenle Tarım, Mülkiyet’in yaygınlaşmasının
sağlayabileceği bir Dürtü’den de Yoksun kaldı.
Mamul Maddeler’in , Avrupa’dan,
Sömürge Dönemi’ndekinden daha Düşük Fiyatlar’la
getirilebilmesi, Güney Amerika’da Sanayi’nin Gelişmesi’ni
köstekliyordu. Yine de hafif Sanayi Dalları yaygınlaştı.
Dokuma Fabrikaları’nın Sayısı Hızla arttı.
I.Cihan Harbi Öncesi’nde Yeni
Gelişmeler oldu. Amazon Bölgesi’nde Doğal Kauçuk elde
ediliyordu, ama Kuruyemişler, Balmumu ve Deri İhracatı daha
Uzun Ömürlü oldu. Arjantin’in Plata Bölgesi’nde Kurulu Büyük
Paketleme Tesisleri’nden, Dondurulmuş, Et İhraç ediliyordu.
Antiller’de Muz, Kolumbiya’nın Dağ Vadileri’nde kahve
yetiştirilmeye başlandı.Şili ve And Ülkeleri’nde Madencilik
canlanıyor, Brezilya’da elde edilen Manganez ve Guyanalar’da
çıkarılan Boksit Dünya Ticareti’ne katılıyordu.
1900ler:
Panama Kanalı’nın Açılışı,
Güney Amerika’nın Batı Kıyısı’na Yararlı oldu.I.Cihan
harbi’nde Kıda Madenleri’nin Önemini artırdı. Kıta’nın Dış
Ticaret Ağırlığı giderek Avrupa’dan ABD’ye kaymaya başladı.
Savaş’tan sonra Venezuela ve Kolombiya’da Petrol çıkarılmaya
başlandı; Mamul Madde Kıtlığı, gitgide güçlenen Milliyetçi
Duygular’la birleşerek, ‘Yerli Malları’nı üretecek Fabrika
Kurma Projeleri’ne Canlılık kazandırdı. Hükümetler’in Londra
ve New York’tan topladığı Krediler’le Yollar, Limanlar, Eğitim
Kuruluşları İnşa edildi.Hem dışardan gelen Göç, hem de Nufus
Artış Oranı yükseldi. Üniversiteler ve Basın da Modernleşme
Hareketine katkıda bulundu.
1930lar’ın Büyük Bunalımı,
Kıta’nın Maden İhracına Ket vururken Göçmen Akışını da
durdurdu. Bunalım’ın Yol açtığı Kitlesel Hoşnutsuzluk, Kimi
Ülkeler’de, Tarım’ın Gelişmesini sağlayacak Reformlar’ı
Gündeme getirdi.
Almanlar’ın Denizaşırı
Harekatı’na Karşın II.Cihan Harbi Güney Amerika İhracatını
yeniden canlandırdı ve Kıta’nın Genel Vali Konumu’nu
güçlendirdi.Böylece Sanayileşme Projeleri için gerekli İthalat
da gerçekleşebildi. Sanayileşme Süreci’nin hızlanması ve
Hükümetler’in Enerji Üretimi’ne yaptığı Yatırımlar Sonucu’nda,
Sanayi Üretimi 2 Savaş arası Döneme göre %50 artmıştı.
I.Cihan Harbi Sırası’nda Güney
Amerika Ülkeleri’nin Çoğu Almanya ile İlişkileri’ni kesti.
Savaş’tan sonra Kıta Ülkeleri Milletler cemiyeti’ne
katıldılar. 2 Savaş Arası’ndaki Dönem’de Kolombiya ile Peru,
Ekvator ile Peru ve Şili ile Peru Arasındaki Sınır
Anlaşmazlıkları Çözüm’e bağlandı. Bolivya ile Paraguay
arasındaki Chaco Savaşı (1932-35) Bolivya’nın Paraguay’la
Önemli Miktar’da Toprak yitirmesine Yol açtı.2 Savaş Arası’nda
Güney ve Kuzey Amerika arasındaki İlişkiler de güçlendi. 1938
Lima Bildirgesi ile, 2 Amerika’nın Hükümetleri, Ülkelerine
dışardan yönelecek Saldırılar karşısında Güçlerini
birleştirmek Yükümlülüğünü üstlendiler.
ABD II.Cihan Harbi’ne
katılınca, Arjantin Dışı’ndaki Güney Amerika Ülkeleri Mihver
Devletleri ile İlişkilerini kestiler.Savaş’tan sonra Kıta
Ülkeleri BM’e katıldı. 1945’te Chapultepec Senedi ile, 2
Amerika arasındaki İşbirliği ve Dış Saldırı’ya Karşı Ortak
Savunma İşbirliği güçlendi. 1947’de Rio de Janeiro Konferansı,
bu Anlaşma’yı Sürekli bir Anlaşma Biçimi’ne soktu. 1948’de
Amerika Devletleri Örgütü (OAS) kuruldu. Arjantin, Brezilya,
Meksika, Paraguay, Peru, Şili ve Uruguay’ın 1960’da imzaladığı
Montevideo Antlaşması ile Latin Amerika Serbest Ticaret
Birliği (LAFTA) oluşturuldu. And Grubu (1969) ve Amazon Paktı
(1978), Bölgesel Ekonomik İşbirliği’ni güçlendirmeyi amaçlayan
Diğer Kuruluşlar’dı. 1982’de LAFTA’nın yerini LAILA (Latin
Amerika Entegrasyon Birliği) aldı.
Toplumsal ve Siyasal
Değişme:
Kıta’nın İhraç Ürünleri’ne
Dönük Talep Artışı’nın Yol açtığı Ekonomik Genişleme, bunun
gerektirdiği Yeni bir Hizmet Sektörü’nün gelişmesi ve
Devlet’in Eşgüdüm ve Toplumlaştırma İşlevi’nin giderek
artması, Güney Amerika’da Kentsel Toplum’un Dönüşümü’yle
sonuçlandı. Bir yandan Kentli bir Orta Sınıf doğuyor, diğer
yandan Modern İşçi Sınıfı biçimleniyordu. Bu Dönüşümler
Siyasal Alan’a da yansıyor, Siyasal katılım genişliyordu.
Kitle Haberleşme Araçları’nın ve Ulaşım Ağı’nın Gelişmesi ise
Kırsal Kesim’in Yalıtılmışlığına Son verdi.
Yeni Toplumsal Kesimler’in
Ortaya çıkması, Kültürel ve Toplumsal Alanlar’da da Köklü
Değişiklikler yarattı. Çeşitli Biçim ve Ölçülerde de olsa
Milliyetçilik, hem Kentli Orta Sınıflar’ın, hem de Oligarşik
Rejimler’in Yerini alan Populist Rejimler’in Bakış Açısını
belirledi. Askeri Müdahale Geleneği sürmekle birlikte,
Müdahaleler’in İçeriği değişti. 1930lar’a kadar Askeri
Müdahaleler, Yönetici Seçkinler arasındaki Hizip
Çekişmeleri’nin bir yansımasıyken, bu Yıllar’dan sonra
Nufus’un giderek genişleyen Kesimleri’nin Siyaset’e
katılmasından kaynaklanan ‘Katılım Bunalımları’nın bir
Bileşeni oldular.
Hegemonyacı Dış Güçler’e
ÖZELLİKLE DE abd’ye Ekonomik, Siyasal ve Kültürel ‘Bağımlılık’
Temel tartışma Konuları arasına girdi. Ulusal Kimlik
Duygusu’nun Gelişmesi de Yerli ve Mestizo Mirası’nın yeniden
değerlendirilmesine Yol açtı. Ekonomik Kalınma ve Ulusal
Topluluğun bütünleşmesi Herkesçe benimsenen Amaçlar olmakla
Birlikte, Siayset’e Etkin Biçimde katılan Toplumsal
Kesimler’in İdeolojileri ve Çıkarları arasındaki Farklar,
Derin Uzlaşmazlıklar’a Ortam hazırladı. Kıta’da, Marksist
Eğilimliler’den Modernleşme’yi amaçlayan Otoriter Askeri
Yönetimler’e kadar değişen Yeni Rejimler kurulurken
Sömürgeciliğin Mirası hemen Tümüyle Yok oluyordu.
Leif Eriksson
9??-10??
İskandinavyalılar, Bugün Torunlar’ının
yaşadığı İzlanda’ya da gittiler ve Grönland’ın Güneybatısı’na
yerleştiler. Bu Seferin Mnderi Kızıl Erik idi. Kuzey
Amerika’ya ilk ulaşanların ise Kızıl Erik’in
oğlu Leif Eriksson’un Önderliğindeki Grönland
Vikingleri olduğu sanılmaktadır. Leif Eriksson yaklaşık
1002’de Grönland’dan Norveç’e gitti. Kral I. Olav
Tryggvasson’un Etkisiyle Hıristiyan oldu. Grönland’a Dönüş
sırasında muhtemelen Rotasını şaşırarak sürüklenmeye başladı
ve Kuzey Amerika Kıyıları’nda.Nova Scotia ile Cod Burnu
arasındaki bir Bölge’ye çıktı.
Kızıl Erik
900ler
Asıl adı Erik Thorvaldson
olan Kızıl Erik (Eirik Raude),600ler’in Sonları’nda
İzlanda’dan Yola çıkarak sonradan Grönland Adını vereceği
Ada’yı keşfetti. Bu Serüvenci Viking, aynı zamanda’’ Kızıl
Erik’’ Adlı İzlanda Destanının da Kahramanıdır. Oğlu Leif
Eriksson ise Kuzey Amerika’ya İlk Ayak basan
Avrupalılar’dandır.
Norveç Kralı’nın Uyruğu olan Kızıl
Erik’in Keşifleri Ortaçağ’ın Başlarında, Kuzey
Avrupa’daki Vikingler’in Yayılma ve Yerleşme Hareketi’nin bir
Parçasıdır. İngiltere ve Normandiya’yı yağmaladıktan sonra bu
Topraklar’a yerleşen Vikingler, İzlanda’da da Yeni Yerleşim
Yerleri kurdular. Erik’in Babası Norveç’i Terk etmek
Zorunda kalarak İzlanda’ya yerleşmişti. Erik ise
İzlandalılar’la arasında çıkan Ciddi bir Kavga sonucu
İzlanda’dan ayrıldı. 982’de Batı’ya doğru Deniz’e açılarak
Grönland Kıyıları’na ulaştı. Burada 3 Yıl boyunca Avcılık ve
Balıkçılık yaptı; Keşifler’de bulundu. Daha sonra Grönland’da
bir Yerleşim Bölgesi kurmak Amacıyla İnsan toplamak için
986’da İzlanda’ya Geri döndü.
Erik bu yeni Ada’ya ‘’Yeşil
Topraklar’’ Anlamına gelen Grönland Adını verirken,
İnsanlar’ın bu Ad’ın çekiciliğine kapılarak, Ada’ya yerleşmek
isteyeceklerini ummuştu. Grönland,’ ’Buz Ülkesi’’
Anlamına gelen İzlanda’dan daha Çekici bir Ad’dı. Ada’ya
yerleşmek üzere Yol’a çıkan 25 Gemi’den ancak 14’ü Grönland’a
ulaşabildi. O Dönem’de biri Batı Kıyısı’nda (Godthåb) diğeri
ise Güney Kıyısı’nda (Julianehåb) olmak üzere 2 Yerleşme
kuruldu. Erik’in Hayatı’nın geri kalan Bölümünü
Grönland’da geçirdiği sanılmaktadır.
Kızıl Erik’in Grönland’da kurduğu
Yerleşim Yerleri uzunca bir süre ayakta kaldı. 1000
dolaylarında Ada’da 1.000 kadar İnsan yaşıyordu. Yine o
Yıllar’da baş gösteren bir Salgın hastalık sonucu çok sayıda
İnsan öldü. Batı’daki yerleşme 1350’de Terk edildi;
Güney’dekiyse Varlığını 1500ler’e kadar sürdürdü.
Manco Capac
1100ler (??)
İnkalar da Diğer And Halkları gibi
Özel bir Yazı Tekniği geliştirememişlerdi. Tarihleri, Ozanlar
ve Devlet’in Olayları Bellekleri’nde tutup anlatmakla
görevlendirdiği Kişiler (Amauta) Aracılığıyla Sözlü
olarak Kuşatan Kuşağa aktarıldı ve İspanyol İstilası’ndan
sonra Yazı’ya döküldü. Bu Kaynaklar’dan öğrenildiğine göre
İnkalar’ın Atası, Cuzco’nun yaklaşık 24 km Güney’indeki
Paqaritampu Köyü’nde yaşayan Manco Capac’dı.
Manco Capac Kabile’yi daha sonra Başkent ilan ettiği
Cuzco’ya yerleştirdi.
Sinchi Roca
1200ler
MS 1200 Dolayları’nda yaşadığı
sanılan ve Tarihçilerce Manco Capak’ın Oğlu
olarak tanımlanan Sinchi Roca’dan sonra, İnkalar’ın
Gücü Güney’e doğru, Kolla Halkları arasında da yayıldı.
İknalar Titicaca Gölü’ne kadar uzandılar. İnka Egemenlik
Alanı’nın Batısı’nda ve Kuzeybatısı’nda yaşayan Çanka
Halkı’nı, Kolla Kavimleri’nin Desdeği ile yenen
İnkalar’ın Krallığı Böylece çok daha Geniş bir Alan’a yayıldı.
Mayta Capac
1300ler
1300 ler’de 4.İmparator Mayta
Capac’ın Hükümdarlığı’na kadar İnkalar’ın And
Dağları’nda yaşayan diğer Kabileler’den ayırt edilmelerini
sağlayacak bir Özellikleri yoktu. Mayta Capac’ın
Yönetimi’nde Komşu Halklar’ın Köyleri’ne saldırıp yağmalayan
İnkalar, onları Harac’a bağlayarak yayılmaya başladılar.
Capac Yupanqui
1300ler (??)
Mayta Capac’ın yerine
geçen Capac Yupanqui’nin Hükümdarlık Dönemi’nde
Nufuzlar’ını Cuzco Vadisi’nin dışına yaydılar.
Itzcoatl
1400ler
Aztek İmparatoru (hd
1428-1440)
Axayacatl
1400ler
Aztek İmparatorui (Hd
1469-1481 )
Viracocha İnca
1400ler
8.İmparator Viracocha Inca
Dönemi’nde de İstila ettikleri Topraklar’da Garnizonlar
kurarak belirli bir Proğram Çerçevesinde Genişlemeye
baaşladılar.
Pachacuti İnca Yupanqui
ve İnca Urcon
1400ler
İnka Hanedanı’na dair Tarihi Kesin
olarak tesbit edilmiş ilk Olay Viracocha İnca’nın
Oğullarından Pachacuti İnca Yupanqui’nin
Tahtı Kardeşi Inca Urcon’un Elinden adlığı
1438’dir. İnkalar Pactacuti Inca Yupanqui’nin
Dönemi’nde Titicaca Havzası’nın Güneyi’ndeki Topraklar’da
bugün Quito’nun bulunduğu Yer’in Kuzeyi’nde kalan
Bölgeleri ele geçirerek Güçlü Çankalar’a, Keçuvalar’a
ve Çimular’a Boyun eğdirdiler. Muhtemel Ayaklanmaları
önleyip Siyasal istikrarı sağlayabilmek için Zorunlu
Yerleştirme Politikası uyguladılar. Fethettikleri Topraklar’da
yaşayan Halkları Gruplar’a ayırarak İmparatorluğun ettikleri
Topraklar’da yaşyanlara bayındırlık İşleri’nde, Ordu’da ya da
Tarim Alanları’nda karşılıksız olarak Çalışma Zorunluluğu
getirdiler ve Yerel Yöneticileri Zorunlu Çalışma
Yükümlülüklerini denetlemekle görevlendirdiler.
Topa İnca Yupanqui
1400ler
Topa Inca Yupanqui’nin
Hükümdarlığı (1471-1493) Sırasında Peru’nun Güney
Kıyıları’nda yaşayan Halklar’a Boyun eğdirildi ve
İmparatorluğun Güney Sınırları Şili’nin Orta Kesimleri’ne
kadar genişledi.
Huayna Capac
14??-1525
İmparator’un Topa Inca
Yupanqui’nin Ölümü üzerine başlayan Taht Mücadelesi’ni
Huayna Capac (hd 1493-1525) kazandı. İmparatorluğun
Kuzey Sınırı’nı Ancasmayo Irmağı’na kadar genişleyen Huayna
Capac, Salgın bir Hastalık’tan öldü.
Atahualpa ve Huascar
Kardeşler
14??-15??
Huayna Capac’ın
Ölümünden sonra Oğulları Atahualpa ile Huascar
Arasında başlayan Taht Mücadelesi 1532’de İspanyollar Peru’ya
çıktığında daha çözümlenmemişti. Kardeşi Huascar’ı
Tutsak aldıktan sonra, İspanyol Komutan Francisco Pizarro
tarafından Tuzağa düşürülerek hapsedilen Atahualpa
Hapis’teyken Kardeşinin öldürülmesini buyurdu. Bunu Gerekçe
gösteren Pizarro da Atahualpa’yı idam ettirdi.
Montezuma
14??-15??
Son Aztek
Imparatoru (hd 1502-20),
Manco İnca
14??-15??
1533’de 3.Erkek Kardeş Manco İnca
Topraklarının tümü İspanyol Yönetimi Altına girmişti.
KIZILDERİLİLER
KITA YERLİLERİNİN IRKSAL
ÖZELLİKLERİ
Hollywood Filimleri’nde Kovboylar’la
Kızılderililer arasındaki Savaşlar’da İlkel Silahları’yla
İstilacılar’a karşı verilen Mücadelele veren Siyah Saçlı Esmer
Tenli Savaşcı İnsanlar, nereden gelmişlerdi ? Antropoloji!yi
ilgilendiren Yerli Halk’tır; Kıta’nın Büyüklüğüne rağmen
bunlar ESKİMOLAR ve AMERİKA YERLİLERİ olmak üzere iki Irk’a
Mensup’turlar.
ESKİMOLOR
Artik Okyanus Kıyısı’nı Asya’nın
Kuzey-Doğusu’ndan Grönland’a kadar İşkal eden Eskimolar
kendilerini çevreleyen Topluluklar’dan çok Farklı’dırlar ve
Fizik Tipleri kadar Kutup Hayatı’na uymuş Uygarlıklar’la da
Karekterlenirler. Irk ve Etnik burada Gerçekten Birlikte
görülmektedir.
Eskimolar’ın Boyları Doğu’dan
Batı’ya doğru kısalmaktadır. 158 ile 164 cm arası
değişmektedir. Orta’nın Altı’ndadırlar Vucut Tıknaz ve
Kuvvetli bir Yapı’dadır . Kollar ve Bacaklar nispeten Kısa’dır
,Eller ve Ayaklar Küçük’tür. Deri Rengi Sarımtırak Esmer’dir
ve Mongol Lekesi (Doğum’da Vucud’un herhangi bir Bölge’sinde
bulunan Koyu Leke. Mongol Irkları’nda Genellikle görünür)
Çocuklar’da Aşağı yukarı Sabit bir Şekilde bulunur.
Baş Karakteristik bir Yapı’ya
Sahiptir. Uzun ve çok Yüksek’tir .Yüz Kitlevi’dir, önden
bakıldığında Beş Köşeli bir Şekil gösterir. Bu Çeneler’in çok
Geniş ve Elmacıklar’ın gelişmiş olmasından ileri gelmektedir.
Mongollar’da olduğu gibi Elmacıklar bunlarda da İleri doğru
Çıkıntı yapmaktadır. Burun Orta Derece’de Geniş ve oldukça
Tümsek’tir. Mongol Pilisi bunlarda çoğunlukla görülür.
Saçlar Siyah ve Sert’tir, Gözler Kahverengi’dir. Eskiden
Fizyolojik Bakımdan 0 Kan Gurubu Eskimolar’da Diğer Kan
Gurupları’ndan daha Yüksek bir Nispette bulunduğu hatta Saf
Irk’tan Kişiler arasında yanlız 0 Kan Gurubu’nun olduğu
zannediliyordu .Sonradan yapılan Araştırmalar bu Fikri
doğrulamamıştır. Melezleşmemiş Kabileler’de A Gurubu’nun
Sayısı hemen hemen 0 Kan Gurubu kadar çoktur
Eskimolar’ın Bugün
yaşadıkları Alan çok Geniş’tir: Kuzey Amerika’nın Tekmil Kuzey
Kıyısı, artik Adalar Gurubu ve Gröland Bura’ya dahil olup
Batı’da Sibirya’da nihayetlenmektedir. Bu Alan’ın Uzunluğu
9.000 km dir :Fakat Hayat Şartları’nın Sertliği nedeniyle
Nufus Yoğunluğu çok Az’dır. 1934’te Eskimolar takriben 40.000
Kişi kadardılar. Bunun 18.000 i Groeland 16.000 i Alaska’da
yaşıyordu Bunların arasında kalan Diğer Bölgeler’de bu Miktar
ancak 5.000 i bulmaktadır. Asya Eskimoları’nın ise sayısı
ancak 1000 kadardır .
Bu Irk’ın Fizik Karakterleri bunları açık
olarak Sarılar’a bağlamaktadır. Onlardan yalnızca
Dolikosefal oluşları ve Burunlarının daha Tümsek
oOluşlarıyla ayrılırlar. Bu iki Karakter’in bir Dereceye kadar
Orta-Asya Mongol Irkı’nda görülür. Hiç kuşkusuz Eskimolar’ın
Amerika’ya Gelişleri Asya’dan gelen ve Amerika Yerlileri’ni
meydena getiren başlıca Göç Dalgaları’ndan (Amerika
Yerlileri’nin Fizik Tipi bugün birçok Çukçi ve
Kamçadallar’da bulunmaktadır) daha sonraki bir Dalga’ya
Tekabül etmektedir. Doğu ve Batı Eskimoları arasındaki Fark
Irk’ın Spesializasyonu’nun (Baş’ın daha fazla uzaması ,Burnun
daralması ,Boyun kısalması gibi.) Kaynak yerinden , yani
Asya’dan, uzaklaştığı oranda arttığını göstermektedir.
AMERİKA YERLİLERİ
Amerika’nın Yerli Halkı’na
Müşterek olarak verilmiş olan Hindliler adı Yanlış’tır
; bu Ad onlara İspanyollar tarafından verilmişrir .Zira
İspanyollar Amerika’ya geldikleri zaman Hindistan’a
ulaştıklarını zannetmişlerdi. Kırmızı Irk (Red İndian)
Terimi de Doğru değildir. Avrupalılar Yeni Dünya’ya çıktıkları
zaman Vucutları Kırmızı Boyalı İnsanlar’la karşılaşmışlardı.
Bu, bazı Törenler’de onların Adet’iydi. Amerika Yerlileri’nin
Derileri Sarımtırak Beyaz ve Esmer’dir, fakat hiç bir zaman
Kırmızı değildir.
Karışıklığı önlemek için
Antropolojistler kendi kendini yeter Derecede açıklayan
Amerika Hindlileri (Ameridiens) Terimini meydana
getirmişlerdir. Bu Terim Eskimolar hariç bütün Amerika
Yerlileri’ni içine almaktadır.
Amerika Yerlileri Tek bir
Irk’tan mı oluşmuştur? Bu Soru çok defa tartışılmıştır. Yüz
Yıl kadar önce İsveçli Retzius burada 3 Irk Ayırt
ediyordu. Başkaları bunu 8 e kadar çıkarmışlardır .Fakat
Uzmanlar’ın çoğu ,özellikle Yerlileri bizzat yerinde incelemiş
olan Amerikalı Bilginler bunlar’da, bunlar’ın aynı bir Irk
içinde sınıflanmasını Haklı gösteren bir Aile Havzası’nın
varolduğu fikrindedirler. Bazılarının dediği gibi “bir
Yerli’yi yakından gören kimse bütün Yerliler’i görmüş
demektir” Sözüyle yetinmeyip onlarda Mevcut Ortak Çizgiler’in
Tümünün tanınması Yoluna gitmek gerekmektedir.
Amerika Yerlileri’nin Boyları
çok Kısa olmamakla beraber değişmektedir; Fakat Vucut Daima
Tıknaz ve Toplu’dur. Boyun kitlevi Göğüs Geniş ve Derin’dir
;Omuzlar Kalçalar kadar Geniş’tir ve Gövde Biçimsiz Şekilde
Uzun olup Bel Bölgesi’nde hatta Kadınlar’da bile bir Daralma
göstermez. Deri Koyu Esmerimsi Sarı’dan Açık Sarı’ya, hemen
hemen Beyaz’a kadar değişir. Yeni Doğmuşlar’da Mongol Lekesi
son Derece Fazla’dır. Sarı Irklar’da olduğu gibi Saçlar
Siyah’tır ve Kalın’dır, kesiti Yuvarlak’tır.Sakal Seyrek’tir,
Yanaklar üzerinde hemen hemen hiç yoktur. Beden Kılları
Az’dır. Kafa Deformasyonu Adet’inin çok Yaygın olması
nedeniyle Baş Şeklini Taktir etmek çok defa Güç’tür. Gerçek
Dolikosefal Nadir’dir. Yüz Geniş’tir .Daima Çıkık olan
Elmacıklar , Köşeli ve Kuvvetli bir Çene ile Yüz’ün İfadesi az
Anlamlı’dır. Burun İyi gelişmiştir gerçek Mongollar’daki
Basıklık burada yoktur; fakat Avrupalılar’ın Burunlar’ından
daha Etkili’dir. Gözler Koyu Renk ve hafifçe Eğri’dir. Çok
kez, ve özellikle Çocuklar’da Hafif bir Mongol Pilisi vardır.
Bunlara Mahsus bu Karekter de Kesici Dişler’in Arka Yüzü’nün
yukarı Kısmının Kürek Şeklinde Oyuk olmasıdır
Bütün bu Çizgiler’e Fizyolojik
Soy’dan olan diğerleri de katılmaktadır. İlkin 0 Kan
Gurubu’nun fazla oluşu. Bunun Yalnız Saf Kan Yerliler’de böyle
oldugu iddia edilmiştir. Olaylar bu Hipotezi Teyit etmemiştir.
Fakat % 80-90 oranında Mevcut olduğu da Nadir değildir. Yeni
Dünya’nın Kuzey’inde olduğu kadar Orta ve Güney’inde de
böyledir. Diğer bir Genel Karekter, Nabızlar’ın Yavaşlığı’dır.
Buna Mentalite’deki Garip bir Benzerliği de İlave etmek
lazımdır. Amerika’nın bir Ucundan öteki Ucuna kadar bütün
Yerliler Soğuk’durlar, Suskun’durlar. Bu yönden Diğer birçok
Irklar’la , hatta Eskimolar’la, açık bir Çelişki
Hali’ndedirler.
AMERİKA YERLİLERİNİ
TÜRKLERLE OLAN IRKSAL YAKINLIĞI
Türkler’in Amerika Yerli
Halkları’yla olan Irksal Benzerlikleri var mı? Colomb’tan
binlerce Yıl önce bu Topraklar’a yerleşmiş ve bu Topraklar’ın
Gerçek Sahipleri’nin Kökenler’i neydi? Türkler’le bir İlgileri
var mıydı?.
Mongoloid, Ainular’ı,
Japonlar’ı, Çinliler’i Eskimolar’ı, ve
Amerika Yerlileri’ni de içine alan, Dünya’da çok Geniş bir
Coğrafya’ya yayılmış olan Irk’tır.
Türkler’de Mongoloid Irk’ın bir Kolu olan
Altay Alt Irk Gurubu içinde değerlendirilir. Fakat daha sonra
Batı’ya doğru Göç etmeleri nedeniyle Caucasoid Irklar’la
melezleşmiş ve bunun sonucunda Morfolojik Değişikliğe
uğrayarak bir Kısım Özelliklerini yitirmişlerdir.
Bu Irk Buzul Devri’nde Caucasoid Irk’tan
yalıtıldığı için (Bering Boğazı ve Güney Himalayalar’la)
farklılaşmaya uğramamışlardır. Çoğunluğu Sarı Derili, Düz
Siyah Saçlı, Sakal ve Vucut Kılları Seyrek , Yüz Yuvarlak,
Çene Kemikleri Çıkık, Kaş Kemerleri ya hiç gelişmemiş ya da
pek az gelişmiş, Burun ve Yüz Basık , Göz Kapakları Şişkin,
Gözler Kısık’tır ve Görsel olarak Az Eşeysel Dimorfizm
gösterirler (Erkek ve Dişi arasındaki fark) Bering Boğazı’nı
geçerek Amerika Kıtasına yayılan Yerliler bu Irk’ın içinde
Kabul edilir.
Altay Alt Gurubu içinde yer alan Türkler’in
Batı’ya Göçleri’yle melezleştikleri Caucasoid Irkları’na
gelince.. Kuzey Avrupa, Alpler, Akdeniz Yöresi, Kafkasya, Doğu
Avrupa, Anadolu, Kuzey Afrika ve Hindistan Hindu’larını
kapsar. Renk Beyaz’dan Kahverengi’ne kadar gider, Saçlar
Dalgalı, Vücut ve Yüz Kılı fazla, Burun oransal olarak Dar ve
Öne doğru Çıkık, Dudak İnce, Çene İyi gelişmiş, Yüz Düz, Alın
Yüksek ve Kan Gurubu da A2 Geni Baskın’dır.
AMERİKA YERLİLERİ’NİN
BÖLGESEL DAĞILIMI
Kuzey- Pasifik Yerlileri:
Alaska’da ve Kaya Dağları’nı Pasifik’ten
ayıran Yayla ve Dağlar Bölgesi’nde otururlar, Kalifornia’da
dururlar. Avrupalılar’ın buralara girmesi ile az çok dağılmış
olan bir çok Kabileler’i içerir. Bu Kabileler’den en tanınmışı
Apacheler’dir.
Kuzey- Atlantik Yerlileri:
Kızılderililer’in en Büyük Kısmını teşkil
eder. Savaşcı Kabileler’den oluşmuşlardır, Av’a ve Balık
Avcılığına Düşkün’dürler; Kaya Dağları’nın Doğusu’ndan
Atlatik’e kadar uzanan Ormanlar ve Çayırlar Alanı’nda
otururlar . Fransız ve İngilizler’in 1700ler’de karşı
giriştikleri Saldırılar Bunlar’ın Bugün bulundukları Sığınak
Bölgeleri’ne sürülmeleriyle sonuçlanmıştır. Mohican ,
Delawera, Huron, Iroquois, Sioux, Cheyenne,v.s.ler Bugün
çok azalmışlardır. Kanada’da hala takriben 100.000 Yerli Halk
bulunmaktadır, Birleşik Amerika’da 1930 da 30.000 kadar
Sioux vardı, Delaware’ler 2.000 Kişi’ye
inmişlerdir, Moican’lar 1890 da aşağı yukarı 121 Kişi
idiler, Bugün Pratik olarak sönmüşlerdir
Güney-Pasifik Yerlileri:
Bu Yerliler’in İşkal ettikleri Alan
Uzunluğu’na gitmektedir. Burada bir çok Kavim bulunur.
Bunların arasında Colomb’dan Önceki Amerika’nın Büyük
Uygarlıkları’nı geliştirmiş olan Aztek veya Nahaular,
Güney Meksika’da çok İleri bir Topluluk yaratmışlardır.
Yukatan‘da Mayalar Henüz daha çözülmemiş Hierofik bir
Yazı’ya Sahiptiler. Cordillereler’de Aymarlar ve
Quichualar İnka imparatorluğu’nun Temeli
olmuşlardır. Andlar’ın Güneyi’nde bulunan Arokanlar
Aynı Irk’a Mensupturlar.
Güney-Atlantik Yerlileri:
Esas itibariyle Büyük Brezilya Ormanı’nı İşkal
ederler. Boyları Ortalama’nın Altındadır. Bu Yerliler birçok
Kabileler teşkil ederler. Bunların Çoğu Avrupalılar’ın
Etkisi’nden tamamiyle Uzak kalmışlardır ;Bazıları bugün bile
Az bilinmektedirler. En Müstakil olanlarından biri Ekvator’un
Amazon Yamacı’ndaki Kelle Avcıları yani Jivarolar’dır
Bu Küçük Kabileler Beyazlar’la melezleşmemişlerdir, fakat
Eski Esirler’in Soyları’ndan olan Boni Zencileri’yle
bazı melezleşmeler olmuştur
Amerika’nın İstilası Antiller’de
Karaipler oturuyorlardı. Bunlar Avrupalılar’la ilk Temas’a
giren Yerliler olmuşlardır. Karaipler Kıtalar’ındaki
kendi Cinsleri tarafından hemen hemen tamamiyle yok
edilmişlerdir.
YERLİLER ASYA’DAN AMERİKA KITASINA NE ZAMAN
GEÇTİ ?
Göç’ün Tarihi tam olarak
bilinmemektedir. Bu Konu’da Çeşitli Bilimsel Araştırmalar’ın
Işığında birçok Görüş vardır. Bunların en Yaygın ve Bilimsel
Anlam’da Kabul görmüş olanları şöyle. Buzul Devri’nin
Sonu’nda 15.000-20.000 Yıl önce Bering Boğazı’nın Geçmeye
Elverişli olduğu bir Devir’de..
Amerika’ya ulaşan Asyalılar İlkel Guruplar’dı
. Bugünkilerden daha az farklılaşmışlardı. Bu Durum
Yerlileri’nin neden Mongoloid Irkları’nın ancak Bazı
Karakterleri’ne çok az Derecede sahip olduğunu açıklar.
Kıta’nın İstilası sırasında Yerliler’inin bir çok
Kavimleri’nin Yüksek Uygarlık Derecesi’ne karşın bunların
Eski Dünya’da yayılmış olan bir çok İcad’ı neden
bilmediklerini de izah eder. Örneğin Tekerlek. Demir’i
kullanmayı bilmiyorlardı.
Kıta’ya Göç kuşkusuz bir çok
Dalgalar halinde olmuştur. Bunlar Kaya ve And Dağları’nın Batı
Yamaçları’ndaki Ova ve Ormanlar’a yayılmışlardır . Bunlar en
eski Paleolitik İndianlar’ı meydana getiren Dalga’dır.
Bugün hemen hemen kayboldular.
Güney Pasifik Alt Irkı’nı veren Kol Kıta’ya
daha sonra gelmişler.
Çeşitli Nedenler , Özellikle Sibiryalılar’la
olan Büyük Benzerlikleri Kuzey-Pasifikler’in en sonra,
muhtemelen Eskimolar’dan sonra Kıta’ya geldiklerini
düşündürür. Bunlar Alaska ve Kanada’nın Kuzey-Batı’sında
toplanmışlardır. Avrupalılar’ın geldikleri sırada ancak
Güney’e Doğru inmeye başlamışlardır.
AMERİKA YERLİLERİ ASYA’DAN
YENİ KITA’YA NASIL GEÇTİ ?
Buzul Devri’nde Sular’ın Büyük bir Kısmı
Buz Hali’nde Kutuplar’a ve Karalar’a yığıldığından Deniz’in Su
Düzeyi düşmüştü. (Bugünkü Seviyesi’nden 185m kadar düştüğü
Fosil Kanıtlar’a bakılarak bilinmektedir) Dolayısıyla Sibirya
ve Alaska en az birtakım Ada Dizisi’yle birbirine
bağlanmıştır. Yine Jeolojik Kanıtlar Buzul Devri’nde Alaska ve
Sibirya’nın Buzullar’la Kapalı olmadığını göstermektedir.
Muhtemelen Geçiş Son Buzul Devri’nde oldu.
İlk İnsan Sitesi ise Kuzey’de
Kolorado ve Arizona’da bulundu. (Tahminen MÖ 6800-7300 Yıl
Önce) Irklar Pleistosen’in Sonu’nda veya biraz daha Geç olarak
oluşmuş, daha sonra Göç Olayları’yla birbirine karışmış ve
melezlenmeler meydana gelmiştir.
YERLİ DİLLERİ
Batı Yarıküresi’nde yaşayan
ilk Yerlihalklar’ın ve onların Soyundan gelenler’in konuştuğu
Diller.
Amerika Yerli Dilleri ,Örneğin
Hint-Avrupa Dilleri gibi, Tarihsel Bakım’dan birbiriyle
Bağıntılı Diller’in oluşturduğu Tek bir Bütün değildir. Ses
Bilgisi, Dilbilgisi ve Sözcük Dağarcığı bakımından , bu
Dilleri Dünya’nın başka Yöreleri’nde konuşulan Diller’den
Ayırt etmeyi sağlayacak Yapısal Özellikleri de yoktur. Amerika
Yerli Dilleri , Kolomb öncesi Dönem’de Kuzey ve Güney
Amerika Kıtaları ile Batı Hint Adaları’nın Tümüne yayılmıştı.
Ama Yerli Dilleri’nin ve Dil Öbekleri’nin Dağılımı’nda ve bu
Dilleri konuşan Halklar’ın Yaygınlı’ğında Önemli Farklar
vardı.
Yerli Nufus’un Seyrek dağıldığı
bugünkü ABD ve Kanada Toprakları’nda bir Dizi Dil Öbeği vardı.
Eskimo-Aleut , Algonkin,
Atabask, Siu gibi Dil Öbekleri çok Geniş Alanlar’a
yayılmıştı ve bu Diller’de 20 yi Aşkın Ortak Deyim vardı.
Öteki Dil Öbekleri ise kapsamca daha Dar’dı ve bu Diller’in
konuşulduğu Alanlar’da da daha Büyük Çeşitlilik görülüyordu.
Örneğin California'da 20 Değişik Öbeğe yayılan Diller
konuşuluyordu. ABD'li Dilbilimci ve Antropolog Edward Sapir'e
göre, bu Diller arasındaki Farklar, Tüm Avrupa'da konuşulan
Diller arasındaki Farklar’dan daha Belirgin’di. Bugünkü ABD
ile Kanada'da yaşayan 1 Milyon’u Aşkın Yerli Nufusu 300
Değişik Dil konuşuyordu.
Kıta’nın İstilası’nden önce
Meksika ve Orta Amerika'da Nufus 20 Milyon’u Aşkın’dı. Bu
Bölge’de yaşayan Yerliler en az 80 Ayrı Dil konuşuyordu. Orta
Meksika'da konuşulan Aztek Dili ile Yucatan ve
Guatemala'da konuşulan Maya Dili, Geniş ve Çok
Karmaşık bir Örgütlenmesi olan Devletler’in Dili’ydi. Diğer
Diller ise, gerek yayıldıkları Alan, gerek bu Dilleri konuşan
Nufus bakımından çok daha Sınırlı’ydı. En Büyük Dil
Çeşitliliği, Meksika'nın Güneyi’nde ve Bugün Orta Amerika'nın
Kuzey’ini kaplayan Ülkeler’in bulunduğu Bölgeler’de
görülüyordu.
Yerli Nufus’un 10-20 Milyon’u
bulduğu Tüm Güney Amerika'da yaklaşık 500 Dil konuşuluyordu.
Nufus’un çok büyük Bölümü, Güçlü İnka Krallığı’nın bulunduğu
And Bölgesi’nde yoğunlaşmıştı. Nkalar’ın konuştuğu "Keçuve"
Dilleri ,Anayurtları’nın Ötesinde Güney Peru Yükseltileri’ne
de yayılmış ve Diğer bir çok Yerli Dili’nin yok olmasına ya da
zayıflamasına Yol açmıştı.
Avrupalılar’ın İstilaları ve
Kolonileşme Süreci, birçok Yerli Dili’nin ortadan kalkmasıyla
ve Varlığını koruyabilen Yerli Toplulukları’nın da Yaşayış
Biçimi’nin Kökünden değişmesiyle sonuçlandı. Batı Hint
Adaları’nda konuşulan Yerel Diller hemen Tümüyle yok oldu. ABD
ve Kanada Toprakları’nda da Yerel Dillerin 1/3 ü aynı Akibet’e
uğradı. Meksika, Orta Amerika ve Güney Amerika'da ise Durum
Farklı’ydı. Kesin Veriler olmamakla birlikte, pekçok Yerli
Dili’nin bugün de konuşulduğu bilinmektedir.
Ama yaşayan Amerika Yerli
Dilleri’nin Büyük Bölümü çok Küçük Topluluklar’ca
konuşulmaktadır. ABD ve Kanada da Bugün de yaşayan Yerli
Dillleri’nin yarı’dan çoğunu, en çok 1000'er Kişilik
Topluluklar konuşmaktadır. Bu Topluluklar’da pek çok Kişi aynı
zamanda ikinci bir Dil’de konuşur. İngilizce Eğitim gören
Gençler’in de Ana Dilleri’ni gerektiği gibi konuştukları
söylenemez. Bu nedenle, ABD ve Kanada'da Yerli Nufus gerçekten
artmakla birlikte ,Yerli Dilleri’nin çoğu yavaş yavaş
ölmektedir. Bugün de gelişmesini sürdürebilen Diller, New
Mexico ve Arizona'da konuşulan Navaho Dili ,ABD'nin
Kuzeyi’nde ve Kanada'nın Güneyinde konuşulan Ocibua
Dili, Oklahoma'da ve Kuzey Carolina'da konuşulan Çeroki
Dili ile ABD'nin Ortabatı Kesimleri’nde konuşulan
Dakota-Asinibo Dili’dir..Bu Topluluklar’da da İkidillilik
Oranı Yüksek’tir.
Güney Amerika ile Orta
Amerika'nın bazı Kesimlerinde ise bugün de Yaygın ve gelişen
Dil Öbekleri var’dır. Örneğin ,yakından İlişkili Lehçeler’den
oluşan Keçuva Dilleri’nin, Ekvador ve Peru ile Bolivya
ve Arjantin'in pek çok Yöresinde birkaç Milyon Kişi tarafından
konuşulduğu sanılmaktadır. Tarihsel İnka Krallığı’nın başlıca
Dili olan Kuzko Lehçesi, Peru'da konuşulan Diller
arasındadır. Meksika ve Orta Amerika'da yaşayan Yerliler
arasında da ,Geçmişi İspanyol İstilaları Dönemi’ne kadar
uzanan bazı Diller hala yaşamaktadır. Meksika'nın Orta ve bazı
Güney Kesimleri’nde Yuta-Aztek; Yucatan, Guatemala ve
çevre Yöreler’de Maya; Orta Meksika'da ise Oto-Mange
Dilleri bunlar arasındadır. 1500'lerden önce bu 3 Dil’de
Yerli Devletler’in Diliydi. Maya ve Aztek
Halkları’nın Yazı Sistemleri de vardır.
Kolomb Öncesi’nden
Bugüne kalan Büyük Dil Öbekleri’nden bir başkası, Güney
Brezilya ve Paraguay'da konuşulan Tupi-Guarani
Dilleri’dir. Avrupalılar’ın Kıta’ya gelmesinden önce bu
Diller, Geniş ve Yaygın bir Nufus tarafından konuşuluyordu.
Brezilya'nın Tupi Dili İstila’dan sonra gelişen bir "lingua
geral"in Temelini oluşturdu ve tüm Amazon Bölgesi’nde
Avrupalılar’la Yerliler arasında İletişim Aracı oldu.
Paraguay'ın Büyük Bölümü’nde de Guarani Yaygın bir Dil
Durumuna geldi. 1900ler’in Ortalarından sonra Tupi
Dili’nin yerini Portekizce almaya başladı. Ama Guarani,
Çağdaş Paraguay'da ikinci Dil Konumunu korudu ve bu Dil’de
Zengin bir Halk Edebiyatı gelişti
İNKALAR
İnka Öncesi Güney
Amerika Uygarlıkları:
İnkalar’dan önce Güney Amerika’da başka
Uygarlıklar vardı. Bunlar Bolivya’nın Yüksek Dağlık
Bölgeleri’nde ,Titicaca Gölü Yakınında yaşayan
Tiahuanacolar, And Dağları’nın Ekvador’dan Bolivya’ya
kadar uzanan Yüksek Yayları’nda yaşayan Keçuvalar,
Peru’nun Kuzeyindeki Dağlar’da yaşayan Çavinler,
Peru’nun Güney Kıyısı’ndaki Nazkalar ve Kuzey’de
Kıyı’da yaşayan Çimular’dır. Bu Eski Uygarlıklar’ın
Doğuşu Yaklaşık İÖ 200 Tarihlerine kadar uzanır. Bu
İnsanlar’ın nereden geldikleri bilinmemektedir, ama Ağır
Kayaları biçimlendirmedeki Başarıları ve Yapı Tekniklerindeki
Ustalıkları düşünülürse, ne kadar Yetenekli oldukları
anlaşılır. Tiahuanaco’da birbirine kenetlenecek biçimde
dikkatle oyulmuş Dev Bloklar’dan yapılma Büyük Taş Yapılar
vardır. Çimu ve Nazka Halkı’nın ise Yapı ve
Piramitler’inde Kaya’dan çok Kerpiçi yeğledikleri
görünmektedir.
Varlığı Roma İmparatorluğu ile aynı Dönem’e
rastlayan bu Eski Uygarlıklar Roma İmparatorluğu gibi İS
200-400 Yılları arasında çökmeye başladı ve İS 800’de Çoğunun
yerinde yalnızca Yıkıntılar kaldı.
İnkalar’da Toplumsal Tabakalar
arasında Belirgin Farklılıklar vardı. İmparator Ülke’yi Soylu
Bürokratlar’ın Yardımı’yla yönetir, Otorite’sini korumak için
Sert ve çoğu kez de Baskıcı Yöntemler’e başvururdu. İnka
Teknolojisi ve Mimarisi Özgün olmamakla birlikte, oldukça
Gelişkin’di. Sulama Sistemleri’nin, Saraylar’ın, Tapınaklar’ın
ve Kaleler’inin bir Bölümü hala Ayakta’dır. Ekonomiler’inin
Tarım’a Dayanıklı’ydı. Başlıca Ürünler Mısır, Beyaz ve Tatlı
Patates, Kabak, Domates, Yerfıstığı, Kırmızıbiber, Koka,
Manyok ve Pamuk’tu. Domuz, Ördek, Lama, Alpaka ve Köpek
yetiştirirler, Giysilerini Lama Yünü ve Pamuk’tan yaparlardı.
Evleri ise Taş ve Kerpiç’tendi. Hemen hepsi Çiftçi olan
Erkekler Giysi ve Yiyeceklerini kendileri sağlarlardı.
İnkalar İmparatorluğun her yanına
uzanan Yollar İnşa ettiler. Kuzey-Güney Doğrultusu’ndaki 2
Anayol’dan biri 3600 km boyunca Kıyı’da, yaklaşık aynı
Uzunlukta olan Diğeri ise And Dağları Boyunca uzanıyordu. Bu 2
Anayol’u birbirine bağlayan Ara Yollar vardı. İnkalar ayrıca
Kayaları oyarak birçok Kısa Tünel ve Sarmaşıklar’la bağlanmış
Tahta’dan Asma Köprüler İnşa etmişlerdi. İnka Uygarlığı’nda
Tekerlekli Araç bilinmediğinden Yaya Ulaklar ve Yük Hayvanları
için yapılan Yollar’ın yalnızca bir Bölümü Taş’la kaplanmış,
Eğilimli Araziler’de ise Kayalar oyularak Basamaklar
yapılmıştı. Yollar Askeri Amaçlar’la ve Devlet İşleri için
kullanılırdı. Bu Yol Ağı İspanyollar’ın İnka İmparatorluğu’nu
ele geçirmelerini çok kolaylaştırdı.
İnka Dini Animizim, Fetişizm ve Doğa
Tanrıları’na Tapınma’nın Bileşimi’ydi. Tanrılar’ın En Büyüğü
Güneş Tanrısı Intri’ydi. Onun ardından Yaratıcı Tanrı
Viracocha ile Yağmur Tanrısı Apu Illapu gelirdi.
İmparatorluk Dönemi’nde İnka Dini Resmi Din Durumu’na geldi ve
fethedilen Ülkeler’in Tanrıları’na Hoşgörü gösterilmekle
birlikte bu Halklar Güneş Tanrısı’na tapınmak ve Hizmet etmek
zorunda bırakıldı. İnka Ayinleri’nde İnsan ve Hayvan Kurban
edilir, Kehanet Törenleri yapılırdı.
İspanyol Fatihleri (Conquistador)
İnka İmparatorluğu’nu İspanya’nın Sömürgesi haline getirdiler.
Merkezi Yönetim Yapısı parçalanarak Bağımsız Yerel Yönetim
Birimleri kuruldu. Gümüş Madenciliği’ni öne çıkaran Sömürge
Ekonomisi Nufus’un Yeni kurulan Büyük Kentler’e yerleşmesine
Yol açtı. Madenler’de çalışmak istemeyen ve Sömürge
Yönetimi’nden kaçan birçok Yerli Doğu’ya göç etti. Paganlığa
karşı Sert bir Kampanya açılarak Inkalar’ın Dini Gelenkeleri
yok edildi.
İnkalar:
1100 ve 1500 ler arasında
Andlar’da Büyük İmparatorluk kuran Güney Amerika Yerli Halkı.
1400ler’in Başları’nda Topraklarını genişletmek için
Fetihler’e girişen İnkalar, 1532’de İspanyol İstilası
başladığında, Büyük Okyanus Kıyısı ve And Dağları boyunca,
bugünkü Ekvator’un Kuzey Sınırı’ndan Şili’nin Orta
Kesimleri’ndeki Maule Irmağı’na kadar uzanan ve yaklaşık 2
Milyon Kişi’yi kapsayan bir İmparatorluğu yönetiyorlardı
And Dağları’nın Yüksek Kesimleri’ndeki
Vadiler’de yaşamış ve 1100-1500ler’de Büyük bir İmparatorluk
kurmuş olan Güney Amerika Yerli Halkı..1500ler deki İspanyol
İstilası’ndan önce, Ortalama 5-10 Milyon Nufuslu Çok İyi
Örgütlü İmparatorluk, 1300-1400ler de güçlenerek Topraklarını
bugünkü Bolivya, Peru, Ekvador ile Arjantin ve Şili’nin Bazı
Bölümler’ini içine alacak kadar genişletti.
800ler’de çöken Eski Uygarlıklar’dan Yaklaşık
300 Yıl sonra İnka Peru’nun Ortalarındaki Cuzco Vadisi’nden
indi ve Kendilerinden önce başka Halklar’ın yaşamış olduğu bu
Bölge’ye yerleşti. İnkalar Dağlar’dan Kıyılar’a doğru
yayıldılar. 1400ler’de Çevrelerindeki Güçlü Kabileler’e Boyun
eğdirdiler. Ele geçirdikleri Topraklar’daki İnsanlar’ın bir
Bölümünü başka Bölgeler’e sürerek Başkaldırmalarının önüne
geçerken, bir Bölümünü de Tarım ve Bayındırlık İşlerinde Zorla
çalıştırdılar.
Başkent Cuzco:
Cuzco Vadisi’nde Yer alan ve İnka
İmparatorluğu’nun Başkenti olan Cuzco ‘’Güneşin Kutsal
Kenti’’ olarak bilinirdi.
Tanrı İmparator:
İmparator’a Tanrı Gözüyle bakılır ve Güneş’in
Soyu’ndan geldiğine inanılırdı. İmparator’un, Hayat ve Ölüm
Konusunda Tartışılmaz bir Otoritesi vardı.
Toplumsal-Siyasal Örgütlenme:
İnkalar’da 10 Ailelik Gruplar kendilerine bir
Önder seçer, Önderler bir Şef’in Sorumluluğu’nda olurdu. Her
Şef’in Buyruğu’nda 5 Önder vardı ve bu Düzen Hepsinin Önderi
ve Yöneticisi olan İmparator’a kadar uzanırdı.
Halk belirli bir Yaşama ve Çalışma Düzenine
uymak zZorundaydı. Her şey Devlet’indi. Çocuklar ve Yaşlılar
dışında Herkes’ten Çalışması beklenirdi. Tembellik ve İnsan
Onuruna Aykırı Davranışlar Ağır Biçim’de cezalandırılırdı.
Halk Yoksul değildi; ama Malı Mülkü de yoktu, Özgürlükleriyse
sınırlıydı. Ürettiklerinin belirli bir kısmını İmparator’a ve
Rahipler’e vermek zorundaydı.
Kaleler-Tapınaklar:
İnkalar, Çatılar’ı Tahta Kirişler üzerine
Saman Örtülü, Altın Süslemeli Büyük Taş Kaleler ve Tapınaklar
yaptılar. Cuzcu Kalesi’nin Duvarlar’ı Tonlarca
Ağırlık’ta Taşlar’dan yapılmıştı ve Yüksekliği 6 Metre’yi
buluyordu.
İspanyollar Cuzco’daki Büyük Güneş
Tapınağı’nı bastıklarında olağan üstü Güzellikte Altın ve
Değerli Taşlar’la Süslü Eşyalar’ın yanı sıra üzerinde Güneş
Tanrısı’nın Resminin bulunduğu Kocaman bir Altın Tabak
buldular. Ay Tapınağı’nda ise her şey Som Gümüş’tendi.
Başkent’te yapılan Büyük Şenlikler’de Yağmur Tanrısı’na
Lamalar ve İnsanlar Kurban edilirdi.
Evler:
İnkalar’ın Evleri kendilerinden önceki
Uygarlıklar oranla daha Küçük’tü. Köylüler’in Evleri
Kerpiç’ten ve Saman Damlı’ydı.
Ölüler:
Eski Mısırlılar gibi İnkalar da Ölüler’ini
mumyalar ya da başka Yöntemler’le korurlardı.
Teknik:
İnka İmparatorluğu’nun Kıyı Halkı Bakır’ı
döverek Kaplar yapar ya da eritilmiş Metali, Kalıplar’a
dökerek biçimlendirirdi. Kıyı’nın Kuzey Kesiminde yaşayan
Halk, değişik anlatımlı İnsan Başı biçiminde Çanak Çömlek
yapıyordu.
İnkalar Basit Tezgahlar’da çok Güzel Duvar
Halıları ve Yaygılar’da dokurlardı. Pamuklu Dokumaları o kadar
İnce’ydi ki, İspanyollar bunları İpek sanmıştı.
Kemik ve Bambu’dan Flüt, Toprak ve Deniz
Kabukları’ndan Borazan ve Tunç’tan Çanlar yaptılar.
Taş Yontuculuğundaki üstün Becerilerine karşın
İnkalar’ın Mayalar gibi Gelişkin Araç Gereçleri yoktu.
Lama Tüyü’nden Dokumalar yaparlardı.
Kent:
İnkalar Düzgün ve Geniş Yollarını Taşlar’la
döşediler. Kayalar’ı oyarak kısa tüneller, Tahta’dan Köprüler
yaptılar.
İletişim:
Gelişkin bir Haberleşme Sistemleri vardı.
Belli aralıklarda kurulu Posta İstasyonları’na Ulaklar Haber
taşırdı. Yollarda ayrıca Dinlenme Evleri de yapılmıştı.
Tekerlek bilinmediğinden yükleri Lama Sürüleri taşırdı.
Tarım-Hayvancılık:
Dünya’da İlk Patates Üreticileri İnka
Çiftçileri’dir. Öbür ürünleri Mısır, Tatlı Patates ve
Manyok’tu.
Domuz, Ördek, Köpek ve Lama yetiştirirlerfi. ,
Yazı-Hesap-Para:
Ne bir Yazı Sistemleri ne de Paraları vardı.
İpler’e Düğüm atarak Hesap yaparlardı.
1500ler:
1500ler de 2 Kardeş Arasında çıkan Taht
Kavgası İmparatorluğu zayıflattı. Taht’ın Varisi Huascar’ı
Üvey Kardeşi Atahualpa Haps’e attırdı. Francisci
Pizarro Yönetimi’ndeki İspanyollar Altın aramak için
Peru’ya Ayak bastıklarında Taht’ta Atahualpa vardı.
İspanyol Komutan Francisci Pizarro,
Atahualpa’yı Tuzağa düşürerek Tutsak aldı. Atahualpa
Hapis’teyken Huascar’ın öldürülmesi için Emir verdi.
Emir yerine getirildi; ne var ki, bunu gerekçe gösteren
Pizarro, Atahualpa’yı İdam ettirdi. Başsız kalan
Ülke’ye İspanyollar Egemen oldular ve İnka İmpratorluğu’nun
Topraklarının Tümünü ele geçirdiler.
Asrı Sani: Çağdaş İnkalar:
Bugün İnka Bufusu 3 Miyon’dan daha
azdır. And Dağları’nın Keçuva Dili konuşan Köylüleri
İnkalar’ın Soyu’ndan gelir. Bunlar Peru’nun %45 ini
oluştururlar. Bugün And Dağları’nda yaşayan ve
Keçuva Dili Konuşan Köylüler İnkalar’ın Soyu’ndan gelir.
Peru Nufusu’nun yaklaşık %45 ini oluştururlar. Geleneksel
Yöntemler’le Tarım ve Hayvancılık yaparlar. 3 Tür Kırsal
Yerleşim Biçimi vardır: Evlerin Tarlalar’ın ortasında
kurulduğu Köy’le, Tarlalar’ın Köy Merkezinin Çevresinde yer
aldığı Gerçek Köy Toplulukları ve ikisinin Karışımı.
Aralarında Sıkı Akrabalık Bağları bulunan Yerli
Toplulukları’nda İç Evlilik Yaygın’dır. Dinleri Paganlık’la
karışmış Katoliklik’tir.
Tenoch
AZTEKLER ve TANRILARI
1400 ile 1500 Başları’nda, Bugünkü Meksika’nın
Orta ve Güney Kesimleri’nde Büyük bir İmparatorluk kurmuş
Halk. Nabuva Dili konuşan Aztekler’in Adı, Atalarının
muhtemelen Kuzey Meksika’da bulunan Anayurdu için kullanılan
Aztan’dan (Beyaz Ülke) gelir. Diğer Adlarından “Tenoçka”,
Ataları Tenoch’tan kaynaklanır. Yine Aztekler için
kullanılan “Meksika” adı, Texcoco Gölü’nün Mistik Adı
Metzliapan (Ay Gölü) ile ilişkilendirilir. En Büyük
Kentleri Tenochtitlan’ın adı “Tenoch”tan
türetilmiş, “Meksika” ise önce Kentin ve Çevresindeki
Vadi’nin, sonradan da tüm Ülke’nin Adı oldu. Aztekler’in
kendilerinden Söz ederken kullandığı “KulhuaMeksika”
Adı ise, Meksika Vadisi’nin en gelişmiş Merkezi olan
Colhuacan ile özdeşleşmek Çabasını yansıtır.
Aztekler’in Kökeni Kesin olarak bilinmiyor.
Ama bazı Gelenekleri, 1100ler’de Orta Amerika’ya gelene kadar,
daha Kuzey’deki Meksika Platosu’nda Avcılık ve Toplayıcılık’la
geçinen bir Kabile oldukları izlenimini verir. Yine de,
Aztlan, yalnızca Destanlar’da doğmuş bir Yer olabilir.
Aztekler’in Güney’e Göçü’nün, Toltek Uygarlığı’nın
Çöküşünü izleyen ve belki de bu Çöküşü hızlandıran Genel bir
Göç Hareketi’nin Parçası olduğu sanılır. Texcoco Gölü’ndeki
Adalar’a yerleşen Aztekler, Tarihleri boyunca başlıca
Merkezleri olan Tenochtitlan’ı MS 1325’te kurdular. Büyük bir
Devlet ve sonunda bir İmparatorluk kurabilmelerinin Temelinde,
kullanılabilir tüm Toprakların Entansif biçimde ekildiği,
gelişkin bir Sulama ve Bataklık kurutma Sistemine dayalı
Olağanüstü Tarım Düzenleri yatar. Bu Yöntemler’le sağlanan
Yüksek Verimlilik, Zengin ve Kalabalık bir Ülke’nin doğmasını
sağladı.
Tenochtitlan,
Itzcoatl Dönemi’nde (1428-1440) komşu Texcoco ve
Tlacopan Devletleri ile İttifak kurarak Orta Meksika’da
Egemen Güç Durumuna geldi. Daha sonra hem Ticari İlişkiler,
hem de Fetihler Yolu’yla, 400-500 Küçük Devlet’ten oluşan, 5-6
Milyonluk Nufusuyla 1519’da 207.200 km2’lik Alan’a yayılan bir
İmparatorluğun Merkezi oldu. Kent, en Gelişkin Döneminde, 13
km2’yi Aşkın bir Alan’da 140.000 den çok İnsan barındırıyordu;
dolayısıyla Orta Amerika Uygarlıkları’nın Tarihinde en Yoğun
Nufuslu Yerleşim Yeri’ydi.
Aztek Devleti, Askerler’in Egemenliğindeki bir
Despotluk’tu. Kastlar’a ve Sınıflar’a bölünmüş ama Dikey
Akışkanlığını da koruyan Aztek Toplumu’nda yükselmenin en
Güvenli Yolu Savaş’ta Kahramanlık göstermekti. Devlet
İşleri’ni Rahipler ve Bürokratlar yürütürdü. Toplum’un Alt
Katmanları’nda, Serfler, Sözleşmeli Hizmetkarlar ve Köleler
yer alırdı.
Aztek Dini:
Kozmoloji:
Aztek Dini, birçok Orta Amerika Kültürü’nden
Değişik Unsurları özümsemiş, Çeşitli İnanç Sistemleri’nden
Karşıt Öğeleri bir araya getirmişti. Önceki Halklar’ın birçok
Kozmolojik İnancını paylaşan bu Din, özellikle Evren’in bir
Dizi Yaradılış’ın Sonuncusu olduğu ve 13 Gök Katı ile 9
Yeraltı Dünyası arasında bulunduğu yolundaki Maya İnancı’nı
benimsemişti.
Tanrılar:
Aztekler’in başlıca Tanrıları, Savaş ve Güneş
Tanrısı Huitzilopochtli, Yağmur Tanrısı Tlaloc
ve Yarı Tanrı-Yarı Kahraman Tüylü Yılan Quetzalcoatl
idi.
Kurban:
İnsan Kurban etme Töreni’nde, Kurban’ın Yüreği
Güneş Tanrısı’na sunulurdu. Kan akıtma Töreni de Yaygın’dı.
Aztek Takvimi: Tonalpohualli
Din’le yakından İlişkili Aztek Takvimi,
Rahipler’in Uğraşı olan Kapsamlı bir Ayinler ve Törenler
Döngüsü’nün Temeliydi. Orta Amerika’nın Büyük Bölümü’nde
kullanılan bu Takvim, 365 Günlük (20’şer Günlük 18 Ay, artı 5
Uğursuz Gün) bir Güneş Takvimi ile 260 Günlük (20’şer Günlük
13 Devre) bir Dinsel Yıl’dan oluşuyordu. Birbirine Paralel
giden bu 2 Yıl Döngüsü, 52 Yıllık daha Büyük bir Döngü’nün
Parçasıydı.
Tonalpohualli
denen 260 Günlük Dinsel Yıl ile 365 Günlük Güneş Yılı’nı
birleştiren Takvim Sistemi. Örnek aldığı Maya Takvimi gibi,
Aztek Takvimi de 20'şer Fünlük 13 Dönem’e bölünen Dinsel Yıl
ile 20'şer Günlük 18 Ay’a bölünen ve ayrıca uğursuz sayılan 5
Günlük bir Dönemi (Nemontemi) içeren Toplumsal Yıl’dan
oluşuyordu. Yine Maya Takvimi’nde olduğu gibi, Dinsel ve
Toplumsal Aztek Yılları her 52 Yıl’da bir, birbirlerine göre
aynı Konum’a gelirdi. "Yıllar’ın Bağlanması" ya da "Yeni
Ateş Töreni" Adıyla kutlanan bu Olay’a hazırlık olarak
önce tüm Kutsal Ateşler ve Evler’deki Ateşler söndürülürdü.
Tören’de Heyecan’ın Doruğa ulaştığı anda Rahipler Yeni bir
Kutsal Ateş yakardı. Ardından Aztek Halkı da Ocaklar’ındaki
Ateşi yeniden tutuşturur ve Şölen’e geçerlerdi. 1790'da
Mexico'da yapılan Kazılar’da Bazalt’tan yapılmış, Ağırlığı 25
Ton’u bulan, 3,7 Metre Çap’ında Daire Biçimi’nde bir Takvim
Taşı ortaya çıkarıldı. Bugün Mexico Ulusal Antropoloji
Müzesi'nde sergilenmekte olan Taş’ın tam Ortasında Aztek Güneş
Tanrısı Tonaiuth'un Yüzü görülür. Bu Yüz’ün Çevresinde
de Tanrı’nın önceki cisimleşmiş Biçimlerini yansıtan ve
Dünya’nın 4 Eski Çağı’nı simgeleyen Kare Biçimindeki 4 Pano
vardır. Bunları da Aztek Ayının 20 Günü’nü simgeleyen
İşaretler çevreler.
Aztekler’in Sonu:
Yöre’ye 1519’da gelen Ispanyol İstilacılar bu
Uygarlığın Gelişmesine Son verdiğinde Aztek Imparatorluğu’nun
Genişlemesi ve Toplumsal Evrimi henüz durmuş değildi. Son
Imparator Il. Montezuma (hd 1502-20), Hernan Cortas
tarafından Tutsak, alındı ve Hapis’te öldü. Imparatorluk,
Üstün Silahlar’la donanmış Avrupalılarca Hızla İstila edildi..
Aztek Codexleri:
Aztekler’in Batı Dünyası’nda Codic
olarak bilinen ve Geyik Derisi ya da Sabırotu Lifleri’nden
yapılmış Kağıtlar’a yazılmış Kutsal Metinleri ve Elişleri,
Tapınaklar’da korunurdu. Yazıcılar, İdeogram, Resimyazı ve
Fonetik İmgeler’in Karışımı bir Teknik kullanırlardı. Dinsel
Tören Takvimi, Kehanetler, Törenler ve Tanrılar ile Evren’e
ilişkin Yorumlar da Yazıcılar’ın İlgi Alanına girerdi.
Ülke’nin İstilasından sonra bu Metinler’in çoğunun Yok
edilmesine karşın, Codex Borbonicus, Codex Borgtav, Codex
Fejervary-Mayer ve Codex Cospuno gibi bazı
Örnekler bugüne ulaşabildi. Bu El Yazması Metinlerin
Anlaşılması çok Güç’tür ve pek azı gerçekten Aztekler’e
aittir.
Arkeolojik Kalıntılar ve Aztek Sanatı:
Arkeolojik Kalıntılar arasında Tanrı
Heykelleri, Dinsel İçerikli Taş Alçak Kabartmalar, Duvar
Resimleri, Kil’den yapılmış İnsan Heykelleri ve Vazolar ile
Taş ve Ahşap Maskeler bulunur. Aztek Sanatı temelde simgesel
olduğu için bu Kalıntılar Yardımıyla Önemli Bilgiler elde
edilebilir.
Aztek Tanrıları
Huitzilopochtli
Uitzilopochtli
olarak da yazılır (Nahuva Dili’nin Nahuvatl
Lehçesi’nde Huitzilin: “Kolibri” ve opochtli:
“Sol”). Güneş ve Savaş Tanrısı. Aztekler ölen Savaşçılar’ın
Ruhları’nın Kolibri (Çok Güzel, Parlak Renkli bir Kuş)
Bedenine büründüğüne inanırlar ve Güney’i Dünya’nın Sol Yanı
olarak Kabul ederlerdi. Bu nedenle Huitzilopochtli’nin
adı “Güney’in dirilen Savaşçısı” Anlamına geliyordu. Dirilen
Adlarından İkisi Xiuhpilli (Turkuvaz Prens) ve Totec’ti
(Efendimiz). Nahual’ı (büründüğü Hayvan Biçimi)
Kartal’dı.
En Eski İnanış’a göre Huitzilopochtli,
Coatepec Dağı’nda, Tula Kenti yakınında doğmuştu. Annesi
Yeryüzü Tanrıçası Coatlicue, Gök’ten düşen bir Top
Kolibri Tüyü’nü (Yani bir Savaşçı’nın Ruhu’nu) Bağrında
sakladıktan sonra Huitzilopochtli’ye Hamile kalmıştı.
Erkek Kardeşleri olan Güney Yarıküre Yıldızları Centzon
Huitznaua (Dört Yüz Güneyli) ve Kız Kardeşi Ay Tanrıçası
Coyolxauhqui onu öldürmeve karar verdiler, ama
Huitzilopocthli, Xiuhcoatl'ıı (Turkuvaz Yılan)
Silah olarak kullanıp onları yok etmişti.
Başka Efsanelere göre Huitzilopochtli,
Aztekler’i Geleneksel Yurtları Aztlan'dan Meksika
Vadisi’ne ulaştıran Uzun Göç sırasında Kabile’nin Kutsal
Önderi’ydi. Rahipler onun Colibri Biçimindeki Tasvirini
Omuzlarında taşıyorlardı. Bir Gece onun Buyruk veren Sesi
duyuldu; bu Buyruk gereğince Aztek Başkenti Tenochtitlan
1325’te Meksika Vadisi’ndeki Göl’de Küçük ve Kayalık bir
Ada’da kuruldu. Ilk Tapınak, Rahipler’in bir Kartal’ı bir
Yılan’ı yutarken gördükleri Kaya üzerinde Yer alıyordu.
Sonraki Aztek Kralları bu Sunak Yeri’ni genişlettiler. Sekiz
Kamış Yılı’nda (1487) İmparator Ahuitzotl burada
Görkemli bir Tapınak yaptırdı. Huitzilopochtli
genellikle Kolibri Biçiminde ya da Kolibri
Tüyleri’nden Miğfer ve Zırh giymiş bir Savaşçı olarak
betimlenirdi. Bacakları, Kolları ve Yüzü’nün alt Bölümü
Mavi’ye, Yüzünün üst Bölümüyse Siyah’a boyanırdı. Ayrıntılarla
işlenmiş Tüylü bir Başlık giyer, Elinde bir Kalkan ile bir
Turkuvaz Yılan bulunurdu.
Dinsel Takvim’in Panquetzaliztli
(Değerli Tüy Bayraklar Şöleni) Adı verilen Yılının 15. Ayı.
Huitzilopochtli’ye ve Yardımcısı Paynal’a (Tez
Canlı: Paynal’ı canlandıran Rahip, Tören Alayı Kent’in
Çevresi’nde dolanırken en Ön’de koşardı) adanmıştı. Bu Ay’da,
Savaşçılar ve Auıanime (Fahişeler) Tanrı’ya adanan
Tapınağın önündeki Alan’da Geceler boyunca Dans ederlerdi.
Savaş Esirleri ya da Köleler Huitzilopochco’da (Bugün
Churubusco, Mexico yakınında) Kutsal bir Kaynağın Suyu’yla
yıkanır, Paynal’ın Başını çektiği Tören Alayı’nın
Kent’i dolaşması sırasında ya da daha sonra Tapınağın Sunak
Taşı’nda Kurban edilirlerdi. Rahipler ayrıca Tanrı’nın en
Önemli Silahını simgeleyen, Ağaç Kabuğu’ndan yapılmış bir
Yılan yakarlardı. Son olarak Huitzilopochtli’nin
Öğütülmüş Mısır’dan yapılan bir Tasvir’i Törensel olarak Ok’la
öldürülür, Rahipler ve Rahip Adayları arasında paylaşılırdı. “Huitzilopochtli’nin
Bedeni"ni yiyen Gençler bir Yıl boyunca ona Hizmet etmek
Zorundaydılar.
Aztekler Güneş Tanrısı’na Günlük Besin olarak
(Tlaxcaltiliztli) İnsan Kanı ve Yüreği sunmak
gerektiğine ve "Güneş İnsanları" olarak kendilerinin de
Tanrı’ya bu Kurban’ı bulmakla Yükümlü olduklarına inanırlardı.
Kurban Yürekleri Quauhtlehuanitl'e (Yükselen Kartal)
sunulur ve Quauhxicalli'de (Kartal Vazosu) yakılırdı.
Savaş’ta ya da Sunak Taşı’nda ölen Savaşçılar’a Quauhteca
(Kartal’ın İnsanları) denirdi. Savaşçılar’ın öldükten sonra,
ilkin Güneş’in Parlak Kuyruğu’nun bir Parçasına dönüştüğüne, 4
Yıl sonra da sonsuza kadar Kolibriler’in Bedeninde yaşamaya
başladıklarına inanılırdı.
Büyük Huitzilopochtli Rahibi
Quetzalcoatl Totec Tlamacazqui (Tüylü Yılan, Efendimizin
Rahibi), Yağmur Tanrısı Tlaloc'un Büyük Rahibi’yle
birlikte Aztek Din Adamlarının Başıydı
Quetzalcoatl
Nahuatl Dili’nde
Quetzalli: "Değerli Tüy" ve Coatl : "Yılan".
Eski Meksika Tanrıları’nın en Önemlilerinden olan Tüylü Yılan.
Tüylü Yılan betimlemelerinin ilk Örneklerine Ülke’nin
Merkezindeki Teotihuacan Kültürü’nde (200-700ler) rastlanır. O
Dönem’de Quetzalcoatl, Yağmur Tanrısı Tlaloc'la
yakından ilgili bir Yer ve Su Tanrısı’ydı.
Nahua Dili
konuşan Kabileler’in Kuzey’den Göç etmesiyle Quetzalcoatl
İnanışında Önemli Değişiklikler oldu. Tula Kenti
çevresinde gelişen Toltek Kültürü’nde (900-1100)
Gökcisimleri’ne Tapınma’yla İlişkili olarak Savaş’ın ve İnsan
Kurban edilmesinin Önemi arttı. Quetzalcoatl Sabah ve
Akşam Yıldızı Tanrısı sayıldı ve Tapınağı Tula'daki
Törenler’in Merkezi oldu.
Aztek Döneminde (1300-1500) Quetzalcoatl
Rahiplerin Koruyucusu, Takvim’in ve Kitaplar’ın Mucidi ve
Demirciler’le başka El Sanatçıları’nın Koruyucusu sayıldı.
Aynı zamanda Venüs Gezegeni’yle Eş tutuldu. Sabah ve Akşam
Yıldızı olarak Ölüm’ün ve Yeniden Diriliş’in de Simgesiydi.
Arkadaşı Köpek Başlı Tann Xolotl’la birlikte ölmüş
Atalar’ın Kemikleri’ni toplamak için Mictlan’ın Yeraltı
Cehennemi’ne indiğine ve topladığı Kemikleri kendi Kanına
bulayarak bugün Yeryüzü’nde yaşayan İnsanlar’ı doğurduğuna
inanılıyordu.
Bir başka önemli Efsane’ye göre
OuetzalcoatI Toltekler’in Başkenti Tula’nın Rahip
Kralı’ydı. İnsan değil, yalnızca Yılan, Kuş ve Kelebek Kurban
ederdi. Ama Gece Göğü’nün Tanrısı Tezcatlipoca Büyü
yaparak onu Tula’dan atmıştı. Quetzalcoatl da “Tanrısal
Su” (Atlas Okyanusu) Kıyılarına inmiş ve kendini Ateş’e atarak
Venüs Gezegeni haline gelmişti.
Bir başka Öykü’ye göreyse Yılanlar’dan
yapılmış bir Sal’a binerek doğu Ufku’nda kaybolmuştu.
Tezcatlipoca’nın
Tüylü Yılan’a karşı kazandığı Zafer’de Gerçeklik Payı
olabilir. Toltek Uygarlığı’nın İlk Yüzyılı’nda Teotihuacan
Kültürü’nün Rahipler Düzeni ve Barışçı İlkeleri Geçerli’ydi.
Kuzey’den Göç Edenler’in Baskısı Toplumsal ve Dinsel bir
Devrim’e Yol açmış, Yönetim Rahipler’den Askerler’in Eline
geçmişti. Ouetzalcoatl’ın Yenilgisi Klasik Teokrasi’nin
Çöküşünü Haber veriyordu. Onun Doğu’ya yaptığı Deniz
Yolculuğu, Toltek Özellikleri gösteren Itza
Kabilesi’nin Yucatan’ı İstilası’yla ilişkili olabilir.
Quetzalcoatl’ın Takvim adı Ce Acatl’dı (Tek Kamış)
ve onun Tek Kamış Yılı’nda Doğu’dan Geri döneceğine
inanılırdı. Bu İnanç Aztek Kralı Il. Montezuma’nın,
Meksika Körfezi’ne Çıkışları (1519) Tek Kamış Yılı’na
rastlayan Ispanyol Müstevli Hernan Cortes ile
Arkadaşlarını Tanrısal Elçiler olarak görmesine Yol açtı.
Quetzalcoatl
Tüylü bir Yılan’dan başka, sık sık Sakallı bir Erkek olarak da
betimlenirdi. Rüzgar Tanrısı Ehecatl Kimliği’yle
içinden Rüzgar geçen İki Oluklu bir Maske takar ve
Kuzeydoğu’daki Meksika Kabilesi Huastekler’e özgü Koni
Biçimi’nde bir Şapka giyerdi. Aztekler’in Başkenti
Tenochtitlan’daki (bugün Mexico) Tapınağı Ehecatl’a
Uygun, Yuvarlak bir Yapı’ydı. Çünkü Ehecatl’ın,
Rüzgar’a karşı Keskin Köşeleri bulunmadığı için Dairesel
Tapınaklar’dan hoşlandığına inanılırdı. Bu tür Anıtlar’a
özellikle Huastek Yöresi’nde sık rastlanır.
Ouetzalcoatl hem
Ehecatl (Rüzgar) Günleri, hem de Ayin Takvimi’nin 13
Günlük Dizileri’nin 18.‘si boyunca Egemenlik sürerdi. Ayrıca
Gün Saatleri’nin 13 Tanrısı arasında 9. sayılırdı. Genellikle
1. Derece Tanrılar Listesi’ne alınmakla birlikte, kendisine
adanmış bir Tören Ayı yoktu.
Eğitim, Yazı ve Kitap Tanrısı olarak Rahip
Adayları’yla Soylular’ın Çocuklar’ının eğitildiği Calmecac’ta
(Tapınağa bağlı Din Okulu) Özellikle Saygı görürdü.
Tenochtitlan dışında Quetzalcoatl İnanışı’nın Önemli
Merkezleri arasında Pueblo Platosu’ndaki Cholula
sayılabilir.
Tlaloc
(Nahuatl Dili’nde “Tomurcuk Verdiren”).
Yağmur Tanrısı. İri, Yuvarlak Gözlü ve Uzun Azı Dişli bir
Maske takmış olarak betimlenen Figürler’inin ilk Örneklerine
MS 200-700 arasındaki Teotihuacan Kültürü’nde
rastlanır. Aynı Dönem’de Mayalar’ın taptığı Yağmur Tanrısı
Chac’la Büyük Benzerlikler taşır.
Aztek Uygarlığı Dönemi’nde Bütün Meksika’ya
yayılan Tlaloc Kültü’ne Büyük Önem verilirdi. Kahin
Takvimleri’nde Tlaloc Günler’in 8. Kral’ıı ve Gecelerin
9. Efendisi olarak Yer alırdı. 18 Yıllık Dinsel Yıl’ın 5 Ay’ı
Tlaloc’a ve Dağ Dorukları’nda yaşadıkların inanılan
Diğer Tanrılar’a (Tlaloque) adanmıştı. Dinsel Yıl’ın
İlk Ay’ı Atlcaualo ile 3. Ay’ı Tozoztontli'de
Tlaloc’a Çocuklar Kurban edilirdi. 6. Ay Etzalqualiztli’de
Yağmur yağdırmakla görevli Aztek Rahipleri Göl’de yıkanır,
Yağmur yağması için Su Kuşları’nın Seslerini Taklit eder ve
Büyülü Sis Çıngıraklarını (Ayauhchicauaztli)
kullanırlardı. 13. Ay Tepeilhuitl ise Tlaloque’ye
adanmıştı; bu Ay’da yoğrulmuş Horozibiği Eti’nden yapılma
Küçük Tasvirler Dinsel Tören’le "öldürülerek” yenirdi. 16 Ay
Atemoztli’de de Benzer bir Tören yapılırdı.
Tlaloc, Kuzeyli Savaşçı Kabileler’in
Orta Meksika’yı Ele geçirmesinden önce, Yüzyıllar Boyunca
Bölge’deki Çiftçi Kabileler’inin Ana Tanrıları’ndan biri
olarak Varlığını korumuştu. Savaşçı Kabileler’le birlikte
Bölge’ye Hluitzilopochtli ve Tezcatlipoca
Kültleri de girdi. Aztekler Bağdaştırıcı bir Yaklaşımla hem
Huitzilopochtli’yi, hem de Tlaloc’u en Büyük Tanrı
olarak benimsediler. Başkent Tenochtitlan Kentindeki Büyük
Tapınak’ta (Teocalli), her iki Tanrı’ya ayrılmış, Eşit
Büyüklük’te iki Kutsal Bölüm Yer alıyordu. Yağmur Tanrısı
Başrahibi Quetzalcoatl Tlaloc Tlamacazqui’nin
(Tüylü Yılan, Tlaloc’un Rahibi) Ünvanı ve Konumu Güneş
Tanrısı Başrahibi’ninkine Eşit’ti.
Saygı gördüğü kadar Korku da uyandıran
Tlaloc, Yağmur yağdırdığı gibi Kuraklığa ve Açlığa da
Neden olabilirdi. Yeryüzü’ne Yıldırımlar fırlatır, Korkunç
Kasırgalar estirirdi. Tlaloque ise Yeryüzü’ne Bereketli
Yağmurlar yağdırabilir ya da Ekinler’e Zarar veren Seller
gönderebilirdi. Bu Tanrılar’ın ayrıca Cüzzam, Romatizma,
Vücut’ta Su toplanması gibi Hastalıklar’a da Neden olduklarına
inanılırdı. Aztekler’in Ölüleri Yakma Geleneği’ne karşın, bu
Hastalıklar’dan Ölenler’le Boğulma ya da Yıldırım Çarpması
Sonucu’nda ölenler gömülürdü. Bu Yollar’la Hayat’ı sona
erenler’in Tlalocun Cenneti olan Tlalocan’da
Sonsuz’a kadar Mutlu bir Hayat süreceklerine inanılırdı.
Tatlı Su Gölleri’yle Küçük Akarsular’ın
Tanrıçası olan ve Matlalcueye (Yeşil Etekli Kadın)
olarak da bilinen Chalchiuhtlicue (Yeşil Etekli Kadın)
Tlaloc’un Eşi sayılırdı.
Tezcatlipoca
(Nahuatl Nili’nde “Puslu Ayna”). En
Önemli Aztek Tanrıları’ndan. Büyükayı Takımyıldızı’nın ve
Karanlık Gökyüzü’nün Tanrısıdır. Tezcatlipoca Kültü, MS
900ler’in Sonları’na doğru, Kuzey’deki Savaşçı Tolteklerce
Orta Meksika’ya getirildi. Tezcatlipoca’nın, Tanrı
Ouetzalcoatl’ı (Tüylü Yılan) Tula Kenti’nden nasıl
kovduğunu anlatan çok sayıda Efsane vardır. İstediği Kılığa
giren Büyücü Tezcatlipoca Kara Büyü’yle birçok
Toltek’in Ölümüne neden olur; Erdemli Ouetzalcoatl’ı
İçki’ye, Günah’a ve Bedensel Tutkular’a sürükleyerek
Toltekler’in Altın Çağı’na Son verir. Orta Meksika’daki İnsan
Kurban etme Geleneği onun Etkisiyle başlamış. Tezcatlipoca’nın
Nahual'ı Jaguar’dır; bu Jaguar’ın Benekli
Postu, Yıldızlı bir Gökyüzü’nü andınr. Yaratıcı Tanrı
Tezcatlipoca bugünkü Evren’den önce yaratılıp yok edilmiş
4 Evren’den ilki olan Ocelotonatiuh’ta (Jaguar-Güneş)
hüküm sürmüştü.
Tezcatlipoca
genellikle Yüzünde Siyah bir Şerit’le betimlenir; Ayaklarından
birinin yerinde Obsidiyenden bir Ayna vardır. Guatemala’daki
Mayalar ve Kiçeler 900ler’den sonra
Tezcatlipoca’ya Hurakan (Tek Ayak) Adını verdikleri
bir Şimşek Tanrısı olarak taptılar. Bazı Betimlemeler’de Ayna
Tezcancatlipoca’nın Göğsünde Yer alır. Bu Ayna’da Her
gören Tezcatlipoca görünmeyen ve her yerde Var olan bir
Tanrı’dır; İnsanlar’ın Bütün Eylemlerini ve Düşüncelerini
bilir.
Tezcatlipoca
Aztekler Dönemi’nde (MS 1300-1500) Huitzilopochtli, Tlaloc
ve Ouetzalcoatl’la birlikte en Yüce Tanrılar’dan biri
Durumuna geldi. Bu Dönem’de Tezcatlipoca’ya Yoalli
Ehecatl (Gece Rüzgarı), Yaotl (Savaşçı) ve
Telpochtli (Delikanlı) Adlarıyla tapılırdı. Geceleri
Dörtyol Ağızları’nda Savaşçılar’a Meydan okuduğu söylenen
Tezcatlipoca, Halk’tan Kimseler’in İlköğretim ve Askerlik
Eğitimi için Erkek Çocuklarını gönderdiği Telpochcalli'lere
de (Delikanlılar Evi) Başkanlık ederdi. Ayrıca Köleler’i
korur, “Tezcatlipoca’nın Çocukları”na Kötü davranan
Köle Sahipleri’ni cezalandınrdı. Erdem’i Zenginlik ve Ünle
ödüllendirir, Yanlış Yol tutanları ise Cüzzam gibi
Hastalıklar’la ya da Kölelik ve Yoksulluk’la cezalandırırdı.
Tezcatlipoca
için, 5. Ay’n ayı Toxcatl’da Törenler düzenlenirdi.
Rahip Genç ve Yakışıklı bir Savaş Esiri’ni seçer, bu Genç bir
Yıl boyunca Tanrı’nın yerini alarak Lüks içinde yaşardı.
Tanrıçalar gibi giydirilmiş 4 Güzel Kız da ona Eşlik ederdi.
Ayin Günü bu Genç, çaldığı Flütleri kıra kıra Tapınağın
Merdivenlerini tırmanır, Tepe’ye geldiğinde Yüreği sökülerek
Kurban edilirdi.
Aztekler’in Başkenti Tenochtitlan
dışında Tezcatlipoca’ya özellikle Texcoco’da ve
Oaxaca ile Tlaxcala arasında yaşayan Mikstek
ve Puebla Yerlileri tapardı.
Tlazoltéotl
(Nahuatl Dili’nde “Kirlilik
Tanrıçası”). Ixcuina ya da Tlaelquani olarak da
bilinir, Saflık’tan Uzak, Günahkar Davranışları Temsil eden
Tanrıça. Huaxteca Körfez Ovaları’ndaki Halklar’dan
alındığı sanılır. Önemli ve Çok Yönlü bir Toprak Ana
Tanrıça’ydı. Hayat’ın Değişik Evreleri’yle Bağlantılı 4 Ayrı
Kimliğe bürünürdü. Genç bir Kadın olarak Hafifmeşrep ve Baştan
Çıkarıcı’ydı. 2. Kimliğinde İnsanlar’ı Kötü Alışkanlıklar’a
sürükleyen Yıkıcı bir Tanrıça’ya dönüşürdü. Orta Yaşlar’da,
İnsanlar’ın Günahlarını yüklenebilen Büyük bir Tanrıça
Biçimi’ni alırdı. Son Kimliğinde Gençler’e Musallat olan
Öldürücü ve Korkunç bir Kocakarı olarak ortaya çıkardı.
Aztekler Tören Kuralları’nın çiğnenmesini, Yasak Cinsel
İlişkileri ve Gelenekler’e uymayan Davranışları Günah ya da
“Kirli” sayarlardı. Tlazoltéotl, Rahiplerine İtiraf’ta
bulunan İnsanlar’ın Günahlarını Bağışlama Gücü’yle Ünlü’ydü.
Bir Kimliğiyle İnsanlar’ı Günah’a sürüklerken, başka bir
Kimliğiyle Günah işleyenler’i bağışlayabiliyor ve Dünya’yı
Günah’tan arındırıyordu. Kaba Pamuk’tan yapılma Süslü bir
Başlıkla, Bazı Tasvirlerinde de bir Kurban’ın Derisini sarmış
olarak ya da Ay Simgeleri taşıyan Giysiler içinde
betimlenirdi.
Xipe Totec
(Nahuatl Dili’nde “Derisi Yüzülmüş
Tanrımız”), Meksika’da Yağmur Mevsimi’nin Başlangıcı olan
İlkbahar’ın ve Yeni yeşeren Bitkiler’in Tanrı’sı. Aynı zamanda
Kuyumcular’ın Koruyucusu’ydu. Yeni yeşeren Bitkiler’in Simgesi
olarak Xipe Totec, İnsan Derisi’ne bürünürdü. Bu Deri
İlkbahar’da Yeryüzünü kaplayan “Yeni Deri”yi Temsil ederdi.
Heykellerinde ve Taş’tan yapılma Masklar’ında da hep Yeni
yüzülmüş bir Deri’ye bürünmüş olarak betimlenirdi.
Anauatl iteouh
(Kıyı Tanrısı) olarak tanımlanan Xipe Totec,
Başlangıçta Altın Yönü’nden Zengin olduğuna inanılan bugünkü
Oaxaca ve Guerrero Eyaletleri’nde yaşayan
Zapotek ve Yopi Yerlileri’nin Tanrısı’ydı.
Zapotekler onu bir Bitki Tanrısı olarak kabul ediyor ve
Quetzalcoatl’la (Tüylü Yılan) ilişkili görüyorlardı.
Kesinlikle Yabancı bir Tanrı sayılan Xipe Totec’in
Tapınağı Yopico ya da Yepi Evi olarak anılıyordu.
Xipe Totec’in ilk Temsili Resimleri, Teotihuacan
yakınları’ndaki Xolalpan’da ve Texcoco'da
Mazapan Kültürü’yle Bağlantılı olarak yani Klasik Sonrası
Toltek Dönemi’nde (900-1100ler) ortaya çıktı. Aztekler
bu Kültü daha sonra Axayacatl Yönetimi (1469-81)
sırasında benimsedi. Aztek Yılı’nın 2. Dinsel Tören Ayı olan
Tlacaxipehualiztli'de (İnsanlar’ın Yüzülmesi), Rahipler
Yüreklerini çıkararak İnsanlar’ı Kurban ederlerdi. Daha sonra
bu Kurbanlar’ın yüzülerek Sarı’ya boyanan ve
Teocuitlaquemitl (Altın Giysi) denen Derileri’ni
üzerlerine giyerlerdi. Öteki Kurbanlar ise bir Çerçeve’ye
bağlanarak Oklar’la öldürüldü. Yere damlayan Kanlar’ının
Verimli İlkbahar Yağmurları’nı simgelediğine inanılırdı.
Xipe Totec, Onuruna söylenen bir İlahi’de, Yoalli
Tlauana (Gece Içkicisi) olarak anılırdı. Bunun nedeni
Bereketli Yağmurlar’ın Gece yağdığına inanılmasıydı. Aynı
İlahi’de Xipe Totec'e, Bereket’in Simgesi
Ouetzalcoatl’ı getirdiği ve Kuraklığı önlediği için
Şükranlar sunulurdu.
Mictlantecuhtli
Ölüler Tanrısı. Genellikle Yüzü bir Kurukafa
Biçiminde betimlenir. Karısı Mictecacfhuatl’la birlikte
Yeraltı Dünyası Mictlan’ı yönetir. Savaş’ta, Kurban
edilerek, Çocuk doğururken, boğularak, Yıldırım Çarpması
sonucu ya da bazı Hastalıklar’dan öldükleri için Çeşitli
Cennetler’in hiçbirine giremeyenler, Mictlan’ın 9
Cehennem’inde Yargılanma’yla geçen 4 Yıllık bir Yolculuğa
başlar. Mictlantecuhtli’nin yaşadığı sonuncu Cehennem’e
ulaşınca ya Yok olur ya da Huzur’a kavuşurlar.
Coatlicue
(Nahua Dili’nin Nahuatl
Lehçesi’nde “Yılan Etekli”). Yeryüzü Tanrıçası. Yaratıcı ve
Yok edici özellikleriyle Yeryüzü’nün Simgesi, Tanrılar’ın ve
İnsanlar’ın Anası olarak Kabul edilir. Mexico Kenti’nde,
Ulusal Antropoloji Müzesi’ndeki Heykeli Mitoloji’deki Anlamını
çok Güçlü bir Biçimde somutlaştırır: Yüzü birbine dolanmış iki
Yılan’dan oluşmuş, Eteği yine Yılanlar’dan örülmüştür;
Yılanlar Verimliliği simgeler. İnsanlar’ı ve Tanrılar’ı
beslediği için Göğüsleri Sarkık’tır. Eller’den, Kalpler’den ve
bir Kafatasından oluşan Kolyesi vardır. Ayak ve El Parmakları
Pençe’yi andırır; Yeryüzü’nün İnsanları yutması gibi o da
İnsanlar’la beslenir. Teteoinnan (Tanrıların Anası) ve
Toci (Büyük Anamız) olarak da bilinen Coatlicue,
Korkunç Doğum Tanrıçası Cihuacoatl (Yılan Kadın;
Tonantzin Anamız olarak da bilinir) ve Kirlilik Tanrıçası
Tlazolteotl olarak ortaya çıkan Yeryüzü Tanrıçası’nın
bir Görünümü’dür.
Aztekler’den Dua Örnekleri
Ölmek İçin Güzel Bir Gün (Ayinde
Okunan Dua)
Onaltı Gün’dür At Sırtı’nda General
Atlar susamış ve Yorgun
Hain şefin!! İzini sürmekte
onun Gelişini takdir etti!
Askerler Tepeler’in Gerisinde saklanmıştı
Kamp’ın Etrafı sarılmıştı
Bir Atlı sürdü At’ını Reis’e doğru
Onlar Koyu almak ve Yağma etmek için
gelmişlerdi
"Kollarınızı aşağı indirin"
"Mızraklarınızı aşağı indirin"
Reis’in Gözlerinde Hüzün vardı
Fakat Gözlerinde Korku görünmüyordu
"Ölmek için Güzel bir Gün"
Gözlerinizi kurulayın Çocuklarım ağlamayın
"Ölmek için Güzel bir Gün"
O konuşmuştu Beyaz Adam gelmeden çok önce,
Onların Silahları ve Wiskisi hakkında
Halkını uyarmıştı
Onlar Tarihlerini yazmadan önce
General inanmadı onun Sözlerine
Ne de yüzüne.
Fakat O biliyordu daha çok İnsan öleceğini
Sonra da bu Kara Leke’nin yaşanacağını
Bu Kanun nasıl yıkılır
Ne yanlış yaptım Ben?
Ki Beni gömmek öldürmek istiyorsun
Bu Kan İzleri üzerinde
Biz Topraklarımız, Toraklarımız Bizim için
Endişeli
Ve bu Yol daima olmalı
Asla daha fazlasını sorma asla
Ve Şimdi şöyle Bana son sözünü
Silahlarımı Aşağıya indirdim
Başımı eğdim
Simdi istersen Beni atabilirsin bu yerden
Gidecek bir Yeri olmadan
Ve İnsanlarına dönüp Yaşlı Gözlerini
kurulamalarını söyledi
Bizler Huzurlu ve Rahat’ız
Ve Sesi Gökyüzü’nde yankılandı
Kutsal Ruh'a Dua
"Ulu Tanrı , Rüzgar’ın içinde duyduğum Ses
Kimin Sesi, bütün Dünya’ya Hayat veren kimin Nefesi -duy
Beni-. Sen’den önce geldim. Senin Çocukları’ndan biriyim. Ben
Küçük ve Güçsüzüm , Senin Gücüne ve Bilgeline İhtiyacım var.
Güzellikler içinde yürüyelim ve Gözlerim hep farkına
varabilsin Kırmızı ve Mor Günbatımı’nın. Ellerim Saygı
göstersin Senin yaptığın ve yarattıklarına, Kullaklarım açıkca
duyabilsin Sesini. Beni öyle Bilge yap ki Ben benim
İnsanlarıma öğrettiklerini anlayabileyim ve Kayalar’a ve
Yaprakların arasına gizlediğin Derslerini anlayabileyim. En
Büyük Düşmanım olan kendimle savaşıp kendi içimdeki Gücü
bulabileyim ve Hazır olayım Sana gelirken; Temiz Eller’e ve
Saf gözler’e , öyle ki Hayat batan bir Günbatımı gibi solmaya
başladığında Ruh’um sana Saf ve Lekesiz gelebilsin."
Aztek-Tano Dilleri:
Amerika Yerli Dilleri’nin Ana
Önekleri’nden biridir. Büyük bir Dil Ailesi olan Uto-Aztek
Dilleri ile New-Mexico ve Oklahoma’da konuşulan Diller’den
oluşan daha küçük Kiyova Tano Dil Ailesini kapsar.
Uto-Aztek Dilleri, Meksika’da ve Guatemala’nın Kuzeyinde
yaygın olarak kullanılır. California, Büyük Havza Bölgesi ve
Arizona’da da daha az sayıda İnsan tarafından konuşulur.
Kiyova-Tano Dilleri 4 Dili kapsar:Kiyova, Tiva, Teva,
Tova.
Aztek Ulusal Ören Anıtı:
USA’da New Mexico Eyaleti’nin
Kuzeybatısındaki Aztek Kenti’nin Kuzeyinde, Animas Irmağı’nın
üstünde 1923’de 11 hektarlık bir Alan’da kurulan Arkeolojik
Sit Alanı. Yöre’ye ilk yerleşen Beyazlar tarafından yanlış
olarak Aztek adı verilen bu Yer, 1100 lerde Taş Vuvar ve
Kereste’den yapılmış Pueblo Yerli Kenti’nin Kazılar’la ortaya
çıkan Kalıntıları’dır. Ören Yeri içinde bulunan Ziyaretciler
Merkezinde Yerliler tarafından üretilmiş Çeşitli Eşyalar
serileniyor.
1400 ile 1500
Başlarında bugünkü Meksika’nın Orta ve Güney Kesimleri’nde
büyük bir İmparatorluk kuran Halk. Nahuva Dili
konuşan Aztekler’in Adı, Atalarının muhtemelen Kuzey
Meksika’da bulunan Anayurdu için kullanılan Aztlan’dan
(Beyaz Ülke’ gelir. Diğer Adları’ndan ‚Tenoçka’
Ataları Tenoch’tan kaynaklanır. Yine Aztekler için
kullanılan ‚Meksika’ adı , Texcoco Gölü’nün Mistik
Adı Metzliapan (Ay Gölü) ile ilişkilendirilir. En
Büyük Kentleri Tenochtitlan’ın adı ‚tenoch’tan
türetilmiş, ‚Meksika’ ise önce Kent’in ve Çevresindeki
Vadi’nin, sonradan da tüm Ülke’nin adı oldu. Aztekler’in
kendilerinden Söz ederken kullandığı ‚Kulhua-Meksika’
Adı ise, Meksika Vadisi’nin en gelişmiş Merkezi olan
Colhuacan ile özdeşleşmek çabasını yansıtır.
Aztekler’in Kökeni kesin olarak
bilinmiyor. Ama bazı Gelenekleri, 1100 lerde Orta Amerika’ya
gelene kadar, daha Kuzey’deli Meksika Platosu’nda Avcılık ve
Toplayıcılık’la geçinen bir Kabile oldukları izlenimini verir.
Yine de, Aztlan, yalnızca Destanlar’da doğmuş bir Yer
olabilir. Aztekler’in Güney’e Göçünün, Toltek
Uygarlığı’nın çöküşünü izleten ve belki de bu Çöküşü
hızlandıran Genel bir Göç Hareketi’nin Parçası olduğu sanılır.
Texcoco Gölü’ndeki Adalara yerleşen Aztekler, Tarihleri
boyunca başlıca Merkezleri olan Tenochtitlan’ı MS
1325’de kurdular. Büyük bir Devlet ve sonunda bir İmparatorluk
kurabilmelerinin Temelinde, kullanılabilir Tüm Topraklar’ın
entansif Biçim’de ekildiği, gelişkin bir Sulama ve Bataklık
Kurutma Sistemine dayalı olağanüstü Tarım Düzenleri yatar. Bu
Yöntemler’le sağlanan Yüksek Verimlilik, Zengin ve Kalabalık
bir Ülke’nin doğmasını sağlamıştır.
Tenochtitlan, Itzcoatl
Dönemi’nde (1428-1440) Komşu Teccoco ve Tlacopan
Devletleri ile ittifak kurarak Orta Meksika’da Egemen güç
durumuna geldi. Daha sonra hem Ticari İlişkiler, hem de
Fetihler Yolu’yla, 400-500 Küçük Devlet’ten oluşan 5-6
Milyonluk Nufusuyla 1519’da 207.2000 km karelik alana yayılan
bir İmparatorluğun Merkezi oldu. Kent, en gelişkin Döneminde,
13 km kareyi aşkın bir alanda 140.000 den çok İnsan
barındırıyordu. Dolayısıyla Orta Amerika Uygarlıkları’nın
Tarihinde en Yoğun Nufuslu Yerleşim yeri’ydi.
Aztek Devleti, Askerler’in
Egemenliğindeki bir Despotluk’tu. Kastlar’a ve Sınıflar’a
bölünmüş ama Dikey Akışkanlığını da koruyan Aztek Toğlumu’nda
Yükselme’nin en Güvenli Yolu Savaş’ta Kahramanlık göstermekti.
Devlet İşleri’ni Rahipler ve Bürokratlar yürütürdü. Toplum’un
Alt Katmanları’nda , Serfler, Sözleşmeli Hizmetkarlar ve
Köleler yer alırdı.
Aztek Dini , birçok Orta Amerika
Kültürü’nden Değişik Unsurları özümsemiş, Çeşitli İnanç
Sistemleri’nden Karşıt Ögeleri bir araya getirmişti. Önceki
Halklar’ın birçok Kozmolojik İnancını paylaşan bu Din,
özellikle Evren’in bir Dizi Yaratılış’ın Sonuncusu olduğunu ve
13 Gök Katı ile 9 Yeraltı Dünyası arasında bulunduğu yolundaki
Maya İnancı’nı benimsemişti. Aztekler’in Başlıca Tanrıları,
Savaş ve Güneş Tanrısı Huitzilopochtli, Yağmur
Tanrısı Tlaloc ve Yarı-Tanrı-Yarı Kahraman Tüylü
Yılan Quetzalcoatl idi. İnsan Kurban etme
Töreni’nde, Kurban’ın Yüreği Güneş Tanrısı’na sunulurdu. Kan
Akıtma Töreni de Yaygın’dı. Din’le yakından ilişkili Aztek
Takvimi, Rahipler’in Uğraşı olan Kapsamlı bir Ayinler ve
Törenler Döngüsü’nün Temeliydi. Orta Amerika’nın Büyük
Bölümü’nde kullanılan Maya Takvimi, bir Dinsel Yıl’dan ve
Güneş Takvimi’nden oluşuyordu.
Yöre’ye 1519’da gelen İspanyol
Kaşifler bu Uygarlığı yıktıklarında Aztek İmparatorluğu’nın
genişlemesi ve Toplumsal Evrimi henüz durmuş değildi. Son
İmparator II.Moztezuma (hd 1502-1520), Herman Cortes
tarafından Tutsak alındı ve Hapis’te öldü. İmparatorluk üstün
Silahlarca donanmış Avrupalılar’ca Hızla İstila edildi
Aztekler’in Batı Dünyası’ndaki Codic olarak
bilinen ve geyik Derisi ya da Sabırotu Lifleri’nden yapılmış
Kağıtlar’a yazılmış Kutsal Metinleri ve Elişleri,
Tapınaklar’da korundu. Yazıcılar, İdeogram, Resimyazı ve
Fonetik İmgeler’in karışımı bir Teknik kullanırlardı. Dini
Tören Takvimi, Kehanetler, Törenler ve Tanrılar ile Evren’e
dair Yorumlar da Yazıcılar’ın İlgi alanına girerdi. Ülkenin
İşgal’inden sonra bu Metinler’in çoğunun yokedilmesine karşın
Codex Borbonicus, Codex Borgiav, Codex Fejervary-Mayer ve
Codex Cospiano gibi Bazı Örnekler Bugün’e gelebildi. Bu
El Yazması Metinler’in anlaşılması çok güç denir, pek azı
Aztekler’e aittir.
Arkeolojik Kalıntılar arasında Tanrı
Heykelleri, Dinsel İçerikli Taş Alçak Kabartmalar,, Duvar
Resimleri, Kil’den yapılmış İnsan heykelleri ve Vazolar ile
Taş ve Ahşap Maskeler bulunur. Aztek Sanatı temelde Simgesel
olduğu için bu Kalıntılar Yardımıyla Önemli Bilgiler edinilir.
MAYALAR
Orta Amerika Yerlileri olan Mayalar’ın kurduğu
büyük Uygarlık 1500ler’de yıkıldı. Bugünkü Meksika’nın
Güneyi, Guatemala ve Belize’nin Kuzeyi’nde kalan Yerler’de
gelişen bu Uygarlık’tan kalma Büyük Taş Yapılar’dan oluşan
Kent Kalıntıları Bugüne ulaştı.
Maya Uygarlığı’nın en Parlak Dönemi MS 250-900
arasına rastlar. Mayalar kurdukları Kentleri Piramitler,
Saraylar ve Güzel Heykeller’le süslemişler. Ne var ki ,
yalnızca Dinsel Törenler için Yönetim Merkezleri olarak
kullanılan bu Kentler’de kimse yaşamazdı. Mayalar bu Görkemli
Kentler’in Çevresindeki Çiftlikler’de yaşar, Yöre’ye Özgü
Ürünler olan Mısır, Fasulye Biber ve Domates yetiştirirlerdi.
Uzmanlar Yıllarca Mayalar’ın Barışsever bir Halk olduğuna
inanmışlarsa da, Son Yıllar’da elde edilen Bilgiler Mayalar’ın
Savaşçı bir Halk olduğunu, Savaş Tutsakları’nı İşkence’yle
öldürdüklerini, Dinsel Törenler’de de çok Kan döktüklerini
ortaya koydu.
Maya Kültürü’nün Ana Merkezleri Meksika’nın
Güneyinde Chiapas ve Guatemala’nın Kuzeyi’nde Petèn
idi. Ama yaklaşık MS 975’te Savaş ve Yoksulluk, Halk Evlerini
bırakıp Kuzey’e, Yucàtan Yarımadasına’a Göç etmeye
zorladı. Burada,Toltek Yerlilerini’nin Töreleri’nin
etkisi altında kaldılar.
İspanyollar, Mayalar’ın yaşadığı Toprakları
1500ler’in İlk Yarısı’nda İstila ettiler. Mayalar tıpkı
Aztekler gibi kendilerini savunamadılar. Çoğu öldürüldü,
kalanlar da Tutsak edildi.
Maya Uygarlığı özellikle Astronomi, Mimarlık,
Matematik, Heykel ve Hiyeroglif Yazısı gibi bir çok Alan’da
çok ilerlemişti. Çok Karmaşık bir Takvim Sistemleri vardı. El
Sanatları’nda da ileriydiler, Güzel Boyalı Çömlekler ve
Pamuklu Dokumalar yaptılar.
Bugün, genellikle Meksika ve Guatemala’da
yaşayan Yaklaşık 2 Milyon Maya Yerlisi vardır. Çoğu
Çiftçi’dir. Hemen hepsi Katolik olmakla birlikte, inançları
geleneksel Maya Dini’nden çok etkilenmiştir; Yağmur ve Bereket
için Pagan Ayinler düzenlerler.
MAYA
Maya-İndianer Orta Amerika’da MS
400ler’den sonra. Mısır, Tatlı Patates yetiştirdiler.
Şehirler, Saraylar, Tapınaklar İnşa ettiler.
Orta Amerika Kültürleri’nden.. John
Stephens ve Frederick Catherwood tarafından
araştırıldı. 1839 da New York sa denizde.. Gemiler’le Belize,
Rio Dulce ulaştılar. 22 Metre Yüksekliğindeki Anıt’ta Yazıları
bulundu.
Maya Kenti Yaxchilan ve Tikal
(Guatemamala, Chichnen Itza, Bonampak, Uxmal ve Palenque -
Kuzey Meksika’da)
Palenque’de Eski Ormanlar’ın Ortasında 10
Piramit vardır. Kuleli bir Bina bulundu.
1952 de 10 Piramd’in birinde Gizli Kryp’ta
bulundu. 18 Metre Derinliğinde Büyük Taş Zeminde Sarkophag
bulundu. Bu 2x4 Metre Büyüklüğünde Büyük Kapak Plate...
Maya Kültürü 100-800ler de yaşadı.
1450 de Mayalar’ın son Başkenti yokoldu.
İspanyollar 1541 de Yucatan aldıklarında
Mayalar Matematik’te Sıfırı kullanıyorlardı. 1 den 4 de dek
Sayılar için nokta, 5 için Çizgi kullandılar. 6 bir Çizgi bir
nokta.. 2 Çizgi 10 u gösterirdi.
Maya Şehri Bonampak.. Meksika ve Guatemala
arasında. 600’dan kalma Duvar Resimli
Tapınak.. Amerika’nın En Eski Duvar Sanatı.. Tempel 1946 da
bulundu
Bugün Orta Amerika’da Yaklaşık 2 milyon Maya
Ardıl’ı yaşıyor.
Mayalar :
Bugün Meksika’nın Güneyi,
Guatemala ve Belize’nin Kuzeyi’ni oluşturan Topraklar’da hemen
hemen Kesintisiz bir Alan’a yayılmış Mezo Amerika (Meksika,
Orta Amerika ve Batı Hind Adaları) Yerlileri.. Meksika ve
Orta Amerika’daki İspanyol İstilası’ndan Önce, Batı Yarıküre’nin
en Büyük Uygarlıkları’ndan birini kurdular. Büyük Taş Binalar’la
Piramit Biçimli Tapınaklar, Altın ve Bakır İşleri ile bir
Bölümü çözülmüş olan Maya Hiyeroglif Yazısı Tarım’a dayanan bu
Uygarlığı’nın Ürünleri arasındadır.
Mayalar, daha MÖ 1500’de
Köyler’de İlkel Tarım Yöntemleri’yle Mısır, Fasulye ve Kabak
yetiştiriyordu. İnşa ettikleri Tören Merkezleri, MS 200’de,
Tapınakları, Piramitleri, Sarayları ve Meydanları bulunan
Kentler’e dönüşmüştü. Ayrıca bir Hiyeroglif Yazı Sistemi ile
çok gelişmiş Takvim ve Astronomi Sistemleri oluşturuldu.
Taşocakları da işleten Mayalar, çıkardıkları Büyük Miktar’da
Yapıtaşı’nı, Volkan Camı gibi daha Sert Kayaçları kesmekte
kullanırlardı. Temel olarak Bitki Örtüsü’nü yakıp Tarla açarak
Tarım yapmakla birlikte, Sulama ve Teraslama gibi ileri
Yöntemler de uyguladılar. Yabani İncir Ağacı’nın İçkabuğu’ndan
ürettikleri Kağıdı kullanarak Hiyeroglif’le yazdıkları
Kodexler’den birkaçı Günümüze ulaştı. Mayalar’ın ayrıca Zengin
bir Heykel ve Kabartma Geleneği vardı. Mimari Eserler’in
yanısıra Taş Yazıt ve Kabartmalar, Mayalar’la ilgili Temel
Bilgi Kaynakları’dır. İlk Dönemler’de Maya Kültürü,
kendisinden önceki Olmek Uygarlığı’nın
etkilerini taşıyordu.
Maya Uygarlığı’nın en
Parlak Dönemi MS 250 dolaylarında başladı. Arkeologlar’ın
Klasik olarak adlandırdığı Dönem, yaklaşık 900 e kadar sürdü.
Bu Dönem’de Mayalar, herbirinin Nufusu 5000-50.000 arasında
değişen 40’dan fazla Kent kurmuştu. Tikal, Uaxactun, Copan,
Bonampak, Palenque ve Rio Bec, bunların en
Büyükleri.. En Kalabalık oldukları Dönem’de Maya Nufusu’nun
2 Milyon’a ulaştığı sanılmaktadır. Bunun büyük Bölümü, Bugün
Guatemala Sınırları içinde kalan Düzlükler’de yaşıyordu. 900’den
sonra Klasik Maya Uygarlığı, bilinmeyen bir nedenle Hızla
çöktü ve boşalan Kentler’de Tören Merkezleri Ormanlar’la
kaplandı. Ama Klasik Sonrası Dönem’de (900-1519), Chichen
Itza ve Mayapan gibi, Yucatan Yarımadası’nın Dağlık
Bölgeleri’nde kurulmuş Kentler, Nufuslar’ı giderek azalan
Büyük Ova Kentleri’nin tersine Gelişimlerini sürdürdü. 1500
lerin Başlarında İspanyollar Bölge’yi İstila ettiklerinde,
Mayalar’ın çoğu Köyler’de Tarım yaparak yaşamakta ve
Ataları’nın Dini Uygulamaları’nı sürdürmekteydi.
Mayalar’dan Bugüne kalan
Büyük Kentler ve Tören Merkezleri’nde, Kireçtaşı Bloklar’dan
yapılmış birçok Piramit Biçimli Tapınak ve Saray bulunur. Bu
Yapılar’ın Duvarları, Çeşitli Olayları aktaran, Törensel ya da
Astronomik Anlamlar taşıyan Kabartma ve Yazıtlar’la Bezeli’dir.
Bütün Bunlar, Maya Uygarlığı’nın Amerika Kıtası’nın Diğer
Yerli Kültürleri içindeki Üstün Konumu’nu ortaya koymaktadır.
Yine de Maya Toplumu’nun Gerçek Yapısı, Tarihi ve Hiyerogler’in
Anlamı, İspanyol İstilası’ndan Yüzyıllar sonra anlaşılmaya
başlamıştır.
Eski Maya Yerleşmeleri’nde
İlk Sistemli Araştırmalar 1830’larda başladı. 1900 lerin
Başları ile Ortalarında da, Maya Yazı Sistemi’nin Küçük bir
Bölümü çözülebildi. Bu Çalışmalar Sonucu Maya Dili’nde Güneş,
Ay, Yağmur ve Mısır Tanrıları gibi Doğa Tanrıları’nın bulunduğu
anlaşıldı. Ayrıca Son Derece Ayrıntılı Törensel Uygulamalar’dan
Sorumlu bir Ruhban Sınıfı vardı. Matematik ve Astronomi’deki
Çarpıcı Gelişme de Maya Dini’yle yakından ilişkili, hatta onun
Ayrılmaz bir Parçasıdır. Basamaklı Yazım Sistemi ve Sıfır’ın
kullanılması, Matematik’te ulaşılan Aşama’yı gösterir. Çok
Karmaşık bir Maya Takvimi geliştiren Maya Astronomları, Ay ile
Venüs’ün Konumunu doğru olarak gösteren Tablolar yapmış ve
Güneş Tutulmaları’nın önceden Tesbit edebilmişlerdi.
1900ler’de hemen hemen
tümüyle çözülen Maya Hiyegorlifleri’nde genellikle Hanedanlar’ın
Tarihi ve Kentler arasındaki Savaşlar anlatılır. Bu
Hiyeroglifler’den, İşkence ve İnsan Kurban Etme’nin Ayinler’de
önemli yer tuttuğu anlaşılır. Maya İnanışı’na göre Dindarlığın
ifadesi olan bu Uygulamalar Bereket’i Güvence altına alır ve
Tanrılar’ın Gazabı’nı yatıştırır. Bu Dini Gerekler yerine
getirilmezse Evren’de Düzensizlik ve Kargaşa baş gösterir. Bu
nedenle Özellikle Savaş Esirleri’nin İşkence’ye uğradığı,
Sakat bırakıldığı ve Kurban edildiği anlaşılıyor. Ayrıca İnsan
Kanı’nın Tanrılar’ı besleyeceği ve onlarla ilişki kurmak için
Kan Dökülmesi gerektiği yolundaki İnanç’tan dolayı Maya
Kralları , Halkları ile Tanrılar arasındaki Aracılar olarak,
Ayinler’de kendi Kanlarını akıtmış ve kendi kendilerine
İşkence etmişlerdir.
Çağdaş Maya Halkları :
Dil ve Coğrafya Temelinde şu Gruplara
ayrılıyor :
1.Meksika’nın Yucatan
Yarımadası ile Belize’nin Kuzey, Guatemala’nın Kuzeydoğu
Kesimleri’nde yaşayan Yucatan Mayaları (Yukatekler)
2.Meksika’nın Güneyi’nde,
Usumacinta Irmağı ile Guatemala Sınırı Arasındaki
Topraklar’da, daha az bir Bölümü de Belize ile
Guatemala’da yaşayan ve çok küçük bir Nufus oluşturan
Lakandonlar,
3.Guatemala’nın Doğu ve
Ortakesimleri’ndeki Dağlık Bölge’de yaşayan Kiçe
Halkları (Keççiler, Pikomohiler, Pokomamlar,
Ustanpekler, Kiçeler, Kakçikeller,
Tsutuhiller, Sahapultekler ve Sikapanalar
4.Guatemala’nın Batısı’ndaki
Dağlık Bölge’de yaşayan Mam Halkları (Mamlar,
Tekolar, Aguakatekler ve İksiller)
5.Aynı Bölge’deki Huehuetenango
İli’ndeki ve Meksika’nın buraya bitişik Yöreleri’nde yaşayan
Kanhobal Halkları (Motozintlekler,
Tuzantekler, Hakaltekler, Akatekler,
Toholaballar ve Çuhlar),
6.Meksika’nın Güneyi’ndeki Chiapas
Eyaleti’nde yaşayan Tsotsiller ve Tseltallar
7.Chiapas’ın Kuzeyi ile
Tabasco’da, Çontal ve Çol Dilleri konuşan
Çol Halkları ile Guatemala’nın Doğu ucunda yaşayan,
aynı Dil Grubu’ndan Çortiler,
8.Meksika’nın Ortadoğu Kesimi’ndeki
Veracruz Eyaleti’nin Kuzeyi’nde ve Bitişiğindeki San Luis
Potosi’de yaşayan Huastekler.
Mayalar’da Temel Kültürel Ayrım, Dağ
ve Ova Kültürleri arasındaki Yucatan Mayaları,
Lakandonlar ve Çontallar ile Çolar Ova
Topluluklarıdır. Dil ve Coğrafya bakımından tümüyle ayrı bir
Topluluk oluşturan Huastekler, Kültürel anlamda hiçbir
zaman Maya sayılmamışlardır. Bunların dışındaki Mayalar da,
Guatemala’nın Dağlık Bölgeleri’nde kendi Kültürleri’ni
geliştirmiştir.
Günümüzde de başlıca Uğraşı Tarım
olan ve bir Köy’ün çevresinde örgütlenmiş Topluluklar halinde
yaşayan Mayalar, en çok Mısır, Fasulye ve Kabak yetiştirirler.
Maya Köyleri Kalıcı Yerleşim Merkezleri de olabilir, ama çoğu
zaman Halk, Bayram ve Pazar Günleri dışında Çiftlik Evleri’nde
yaşar. Köydeki Evler ve Ortak kullanılan Binalar genellikle
boş kalır. Tarım Çapa’yla, Toprağın Sert olduğu Yerler’de
Kazma’yla yapılır. Yucatan Mayaları genellikle Domuz ve
Tavuk, bazen de Öküz yetiştiriler. El Sanatları, Evde
kullanılan Aletler’in Yapımına yöneliktir. Ama Tarımsal Ürün’ün
bir Bölümü gibi Bazı El Sanatı Ürünleri de Pazar’da satılır.
Erkekler giderek artan Ölçü’de Hazır
Giysiler’e yönelmekle birlikte, Kadınlar Geleneksel Giyim
Tarzını korumaktadır. Ama eskiden Yaygın olan yün eğirme ile
Örücülük İşleri azalmıştır ve Giysiler’in çoğu Fabrika’da
dokunmuş Kumaşlar’dan yapılır.
Mayalar’ın hemen hemen tümü
Katolikleştiler. İnançları’nda hala Pagan izler vardır.
Hristiyanlık’taki Azizler ve Öbür Kutsal Kişiler genellikle
Maya Tanrıları ile özdeşleşmiştir. Ayrıca 2 Din’in Ayin ve
Kutlamalar uygulanmaktadır.
Maya
Takvimi
Mezo Amerika’da kullanılmış Takvim.
Herbiri’nin ayrı Adı ve Numarası bulunan 260 Gün’den oluşan
Dini bir Yıl (Tzolkin) ile 365 Günlük Normal bir Yıl’a
(Haab) dayanırdı. Tzolkin, 20şer Günlük 13
Bölüm’e, Haab’da 20’şer Günlük 18 Ay’a (Uinal)
bölünmüştü. Ayrıca Haab, 5 Adsız Gün
içeriyordu. Mayalar, Uğursuz saydıkları Adsız Günleri Oruç
tutup Tanrılar’ına Kurban adayarak geçirirlerdi.
Tzolkin ile Haab aynı
anda Var olduğundan, Maya Takvimi’ne göre 1 Gün, 4 Ayrı
biçimde tanımlanabilir. Bunlar, 260 Günlük Döngü’ye ait Gün
Adı ve Gün Numarası ile Ay Adı ve Ay Numarası’dır. 260 ve 365
Günlük Döngüler, her 52 Yıl’da bir aynı Nokta’ya gelerek
yinelenmeye başlar. Çağdaş Uzmanlar’ca ‘Takvim Dönümü’ olarak
adlandırılan bu Zaman Dilimi’ne Mayalar’ın ne Ad verdiği
bilinmiyor. 18.980 Günlük Takvim Dönümü içindeki her Gün’ün
bir Gün Numarası, Gün Adı, Ay Numarası ve Ay Adı’nan oluşan
bir Bileşimi vardır. (Örn. 12 Caban 15 Ceh).
Mayalar, Hükümdarlar’ın Hayatları’na
dair Önemli Olayları, Tarihleri ve Tanıtıcı Figürleri Taş
Anıtlar Üstüne kazıyarak gösterdi. Ayrıca, Tarihler’i Doğru
Biçim’de verebilmek amacıyla ‘Uzun Hesap’ denen Yöntem
kullanılır, buna göre Belli bir Tarih Başlangıç sayılırdı.
Mayalar’a göre kendi Tarihlerinin Başlangıç Noktası 4 Ahau
8 Cumku’fur (MÖ 3114).
Maya Hiyeroglif Yazısı
Mezo Amerika’daki (Meksika, Orta
Amerika ve Batı Hind Adaları) Maya Uygarlığı’nın geliştirdiği,
850 Hiyeroglif Yazı Sistemi. MS 200 lerden 1600 lerin
sonlarına kadar, yani Meksika’nın İspanyollar’ca İşgal
edilmesinden 200 Yıl sonraya değin kullanıldı. Sayılar,
Tarihler ve Yöneticiler’in Adları’yla Doğum, Ölüm ve Fetih
gibi Olayları belirten Simgeler dışında henüz çözülememiştir.
Resim-Yazı Kökenli Simgeler’in yalnızca bir Bölümü Ses’e
dayalıdır. Bir Ölçüde Mısır Kartuşları ile Çin Yazı
Karekterleri’ni çağrıştıran bu Simgeler, ileri Düzey’de bir
Stilizasyon gösterir.
Maya Hiyeroglif Yazısı’yla
oluşturulmuş bir Çok Metin olduğu biliniyor, ama Yucatan’ın
İstilası’ndan (y.1540) sonra İspanyol Rahipler, bunların
Çoğunu yok ettiler. Günümüzde bilinen 3 Maya Kodex’i vardır:
Bunlardan 1000 ya da 1100 lerden
kalmış olduğu sanılan Dresden Kodexi, 400-800ler’e Ait daha
Eski Metinler’din Kopyası’dır. Diğer İkisi ise 1400ler’den
kalma Madrid Kodexi ile ondan biraz daha eski olduğu sanılan
Paris Kodexi’dir. Kodexler’in Hiçbirisi tam olarak
çözülememişse de içerikleri biliniyorlar.
Dresden Kodexi: Codex Desdensis
Colombus Öncesi Maya
Uygarlığı’na ait Hiyeroglifleri içeren ve Hristiyan Din
Adamları’nın giriştiği Kitap Yakımı’ndan kurtularak Bugün’e
kalan kalan 3 Kodex’den biri. Tutulma Tabloları, Venüz’ün
Kavuşum Dönemleri gibi, Büyük bir Duyarlık’la hesaplanmış
Astronomi Kayıtları’nı içerir. Mayalar’ın Astronomi
Alanı’ndaki Ünü büyük ölçüde bu Eser’e dayanır. Dresden’deki
Saksonya Eyalet Kütüphanesi’nin ele geçirdiği Kodexi,
Kingsborough Vikontu Edward King, Antiquities of
Mexico (1830-48; Meksika’nın Eski Eserleri) Adlı
Kitabında yayınladı. Ama O bunun Aztekler’e aid olduğunu
sanıyordu. Kodex’in ilk Bilimsel Yayımı 1880’de Leipzig’de
E.Förstmann tarafından yapıldı.
Madrid Kodexi: Codex
Tro-Cortesianus
Colombus öncesi Maya
Dönemi’nden kalma Hiyeroglifler’den oluşan ve 1500ler’de
İspanyol Din Adamları’nın giriştiği Kitap Yakımı’ndan
kurtularak Bugün’e kalan 3 Metin’den biri. Geç Maya Dönemi’nin
(MS 1400 ler) Ürünü sanılan Tro-Cortesianus muhtemelen
Klasik Maya Bilginleri’nin ortaya koyduğu bir Metnin
Kopyası’dır. Kodex’in Figür ve Gligleri (Oyma Resim Yazısı
Karakterleri) İyi çizilmemiştir. Bugüne ulaşan siğer 2 Kodex’e
göre daha Düşük niteliktedir.
Astroloji ve Kahinlik Uygulamaları
Üzerine çok Zengin Bilgiler içerir. Çeşitli Maya Tanrıları’nı
belirlemeye çalışan Tarihçi ve Antropologlar için Özel bir
Değer taşır. Örneğin burada Muluk Yılları’nın Uzun Koltuk
Değnekleri üzerinde yapılan bir Dans’la kutlandığı Tasvir
edilir. Ayrıca Seramik ve Dokuma gibi Zanaatlar’la Avcılık
gibi Etkinlikler de anlatılır.
2 yanı da yazılmış 56 Sayfa’dan
oluşan Kodex İncir Ağacı Kabuğu’ndan elde edilen Levhalar’ın
kıvrılması ve ikiye katlanmasıyla hazırlanmış. 1860lar’da
İspanya’nın 2 ayrı Yerinde Farklı Uzunluk’taki 2 Parça (Troano
ve Cortesianus) halinde bulundu. Bugün Madrid’deki Arkeoloji
ve Tarih Müzesi’nde korunuyor.
Paris Kodexi:Codex Peresianus
Lat. Adı, 1860’ta Paris’teki Ulusal
Kitaplık’ın bir Köşesinde bulunan Yazma’nın Sarılı olduğu
Yırtık Kağıtlar’a Yazılı Perez adından gelir.
Hemen Bütünüyle Ayin ve Törenler’i
kapsar. ‚Alnı Sigarlı Tanrı’ olarak bilinen Önemli bir Maya
Tanrısı’nın seçilmiş Başı’nın da bu Kodex’te Yer alması, bu
Tanrı’nın Mitolojik Kimliği’ne ve Ölümü’ne dair Araştırmalar’a
Yeni Varsayımlar ekletti.
Bir çok Bölümü Eksik’tir. Diğer
Kodexler’den daha Kötü Durumdadır. Akerdeon gibi katlanan uzun
bir Şerir Biçimi verilmiş Ağaç Kabuğu’ndan yapılmıştır. 11
Yapraklık bu Şetir, Glifler ve Tanrı Resimleri Kolonlarınan
oluşan 22 Sayfa’dır. Maya Takvimi’nde Yıllar’ı belirleyen Gün
Adları Dizini’nin Varlığı Kodexin Maya Tarihi’nin Klasik Dönem
ile İspanyol İstilası arasındaki bir Zamana tarihlenmesini
sağladı.
YUTALAR
Güney Payutlar
USA’da Colorado Eyaleti’nin
Batı’sıyla Utah Eyaleti’nin Doğu’sunda yaşayan ve Şoşon
Dilleri’nden birini konuşan Yerli Halk. Utah Eyaleti adını bu
Halk’tan alır.
İspanyol Papaz Silvestre Velez de
Escalante 1776’da, Santa Fe’den (Bugün New Mexico)
California’daki Misyon Merkezleri’ne geçerken Yuta
Toprakları’nden geçti. Bu Tarih’te Yutalar hiç At kullanmıyor
ve Yiyecek Toplayıcılığıyla geçinen Küçük bir Aile halinde
yaşıyorlardı. Numik Dilleri’nin (Eski Yayla Şoşon
Dilleri) Güney Numik Öbeği’ne bağlı ortak bir Dil
konuşan Yutalar’la California’da Çemehuevler
olarak bilinen Güney Payutlar arasında Henüz Belirgin
bir Ayrım yoktu. 1800 ler’in Başlarında önce Colorado’nun
Batısı’ndaki Sonra da Utah’ın Kuzeyi’ndeki Yutalar At
kullanmaya başladılar ve aralarında Gevşek Bağlar olan Avcı
Takımları Biçiminde örgütlendiler. Buna karşılık Utah,
Nevada ve California’nın Güney Kesimleri’ndeki
Yutalar’la Çemehuevler At Kullanma Alışkanlığı
edinemediler. Yutalar zamanla Güney Payutlar
Adıyla anılmaya başladılar.
Beyazlar’ın kazandığı 1864-1870
arasındaki Savaşlar’dan sonra, Colorado Yurtları’nın
Çoğu Colorado’nun Güneybatısı’ndaki bir Yerleştirme
Kampı’nda, Utah Yutaları ise, Çoğunun Bugün de yaşamayı
sürdürdüğü Uintah ve Quray Yerleştirme Kampı’nda
toplandı. 1900 lerin ortalarında Colorado’daki Yutalar’ın
Sayısı 1.700, Utah’takiler’in Sayısı 2660 dı.
(Y)uto-Aztek Dilleri:
Meksika’da, Guatemala’nın Kuzey
Kesimi’nde ve USA’nın Batısı’nda konuşulan Yerli Dilleri
Ailesi. Dilbilimcilerce 8 Öbeğe ayrılır. Bunlardan 4 ü
Şoşon, 3 ü Sonora Kolunu oluşturur. Daha önce ayrı
bir Kol olarak değerlendirilen, şimdilerde genellikle
Sonora Kolu içinde anılan ise Nahua Öbeği’dir.
Şoşon Kolu Tümü USA’sa
Konuşulan şu Diller’den oluşur :
1.Mono ve Kuzey Payut, Koso
ve Şoşon, Kavayisu ve Yuta Dillerini
kapsayan Numik (eskiden Yayla Şoşon) Öbeği.
2.Tubatulabal Dilii
3.Serrano, Luisenyo-Huanenyo,
Gabrielino-fernandino, Kuhuilya ve Kupenyo
Dilleri’ni kapsayan Taki ( ya da Güney Californiya )
Öbeği
4.Hopi Dili.
Sonora Kolu ise Şu Diller’den
oluşur :
1.Papago, Pima Bajo (Aşağı
Pima), Tepekano ile Kuzey ve Güney Tepehuan
Dillerini kapsayan Pima Öbeği
2.Tarahumara, Guarihio, Yaki-Mayo
ile artık konuşulmayan Tubar, Eudeve ve Opata
Dillerini içeren Koraçol ya da Kora Öbeği.
Nahua Dilleri ise Nahuatl,
Pipil ve Öşlü Poçutek Dili’nden oluşan Lehçeler.
Yuta-Aztek Dilleri USA’nın
Güneybatı Kesimleri’nde Yaygın Kiyova-Tano Dil
Ailesiyle daha Uzak akrabadır ve onunla birlikte Aztek-Tano
Öbeği içinde sınıflandırılır.