Bertrand Russell
1872-1969-70
İngiliz Düşünürü..
Mantıkçı,
Matematikçi, Felsefeci, Toplumbilimci,
Soylu bir İngiliz Ailesi’nin Oğlu’ydu. Dedesi Liberal
Parti’nin Ünlü Başbakanlar’ından Kont John Russell.
Kendisi de Kont’dur.
İlk Eğitim’ini Özel Öğretmenler’den aldı, 18 Yaş’ında
Cambridge Üniversitesi’nin Trinity Koleji’ne yazıldı. Sonra bu
Koleje Profesör oldu. Bir ara ABD’de Profesörlük yaptı. Atesit
olduğu için Liberal Parti’den Milletvekilliği’ni kazanamadı.
1910 larda A.N.Whitehead’la birlikte Matematiğin
Mantıksal Temelleri’ni işledi ve kendisine Büyük Ün kazandıran
Matematiğin İlkeleri Adlı Eserini yayınladı.
(1910-13).
1914 I.Dünya Savaiı’na Karşı çıktığı için, İlkin 100 Sterlin
Para Cezası’na sonra da 6 Ay Hapse Mahkum edildi. Hapis Cezası,
Savaş Sırası’nda Grev yapan İngiliz İşçileri’ne karşın
Amerikan Askerleri’nin kullanıldığını saptayan Gizli bir
Belge’yi açıkladığı için verilmişti.
1949 da İngiltere Krallığı Liyakat Nişanı, 1950 de Nobel
Edebiyat Ödülü, 1955 de Dünya Barışı’na Hizmetler’inden
dolayı Gümüş Armut Kupası aldı. Atom Savaşı Tehlikesi’ni Bütün
İnsanlığı yokedeceğine inandı. Atom Silahları’na, Küba
Bunalımı’na, Vietnam Savaşı’na Bütün Şiddeti’yle karşı çıktı.
Kurduğu Russell Mahkemesi’nde bir bakıma Amerilan
Askeri-ekonomik Emperyalizmi’ni yargıladı. İlerici Dünya’nın
Kahramanı oldu.
Atılgan,Yürekli,
İyiniyetli, Gözüpek ve Korkusuz bir Adam’dı.
Filosofi’yi Mantıksal Dil Çözümlemeleri’ne indirgedi.
‘Filosofi’nin Konusu Doğa Bilimleridir’ der. Ama aynı anda
‘Olguların Fiziksel hiçbir Niteliği yoktur’ da demektedir.
Hem Ateist’tir, hem de Subjektif İdealist, bazen de Objektif
İdealist.. Bir yandan Doğabilimleri’ni Temel alırken bir
yandan da Agnostik’tir. Şüphecilik Filosofisi’ni
geliştirir.
Neo-Pozitivizm’in ve Mach’la Avenarius
Ampirioktitisizm’in Yandaşı’dır. O’nu Anarşist, Sosyalist
sayanlar da vardır. Marksitler O’nu Bilimsel Filosofi’yi,
Ekonomi’yi anlamamış bulurlar. O’nun için Bilim Ampirik’tir ve
Görgül’ce işlenmelidir.
Psikoloji’yi Bütün Ampirik Bilimler’in Temeli sayar.
Behavrurizm’le Flört eder.
Kendi Öğretisini ise Mantıkçı Atomizm olarak anar.
(Ing. Logical Atomizm). Bu Mantığa göre bir tek İdeal Dil
vardır, o da Mantık Dili’dir. Dil, bir Takım Tuzaklar kurarak
İnsanlar’ı yanıltır, Mantık Dili’yse bu gibi Tuzaklar’dan
Tümü’yle arınmıştır. Atom Değimiyle, bu Mantık Dili’nin
Meydana getireceği Mantıksal Kuruluşlar’ı
dilegetirir. Bu Atomlar, Tuzakçı Kavramlar’ın yerine açıkça
Kavranabilir Mantıksal Kavramlar koyar. Şöyle der: ‘Örneğin,
Kimi İnsanlar ölen Karılarının Kızlarıyla evlenirler
Cümlesini, Yıllarca sürecek bir Öğretim Sonu’nda
anlaşılabilecek bir Biçimde yazabilirim.’ Oysa, İdeal Dil’de
böyle bir Anlatım gerçekleştirilemezmiş. O böylelikle Bilgi’yi
Atomik Önermeler’e (İng.Atomic propositions) e
indirger.
Rosenthal ve Yudin Felsefe Sözlüğü’nde
Öğretisi için şöyle der:’Kuram’ın Kofluğu’nu sonunda
Savunucuları da Kabul ettiler.’
Savunucuları
Whitehead ile Wittgenstein
dır.
Russell
Yanılgı’yı Ayıp saymaz.Bunu Gelişme’nin Zorunlu Gereği görür.
Namuslu ve İyiniyetli’dir, denir.
Çekici bir
Anlatım’la yazdığı, Zevk’le ve Rahatlık’la okunan Eserler’inde
Uc’dan Uc’a dolaştı. Büyük Hayranlıklar uyandırdı, Dünya
Çapı’nda Ün yaptı.
The Conquest
of Happiness Yazarı.
Mutluluğun ve
Mutsuzluğun Nedenleri’ni inceledi. O’na göre Mutluluğumuz
Elimizdedir. Bunu sağlamak için kendimizle uğraşmamız,
kendimizi onarmamız gerekir.
Kitab’a Walt
Whitman'ın şu Şiir’i ile başlar:
Hayvanlar’a uzun
uzun bakıyorum da/ Ben de hayvanlaşıp onlar gibi yaşayabilirim
diyorum, Hepsi kendi Alem’inde, öylesine Huzur içinde/
Haller’inden sızlanmazlar, Kan Ter dökmemekteler/ Karanlık’ta
Gözler’i açık uzanmıyorlar ve ağlamıyorlar Günahlar’ına/
Tanrı’ya olan Borçlar’ını konuşup Mide’mi bulandırmıyorlar/
Hepsi hoşnut, hiç birinin Mal tutkusuyla Gözü dönmemiş / Hiç
biri ne öbürünün, ne de binlerce Yıl önce yaşamış/ Kendi
Türünden birinin önünde Diz çökmüyor/ Hiç biri ne Dünya’nın en
Mutsuzunu, ne de en Saygı değeridir.
Eser’de Kişi’nin
İç Savaşı anlatılır. Mutsuzluğun Nedenleri’ni şu Bölümler’de
toplar:
1.Mutsuzluğu
doğuran Nedenler’den biri, İçe Kapanıklık’tır. Kendini Günah
işlemiş sayanlar, kendi kendine Tutkunlar, Megalomanyaklar,
kendi içlerine gömülmüşlerdir. Bunlar için Mutluluğa
Kavuşma’nın Tek Yolu, Dış Dünya ile ilgilenmektir.
2.Kimileri de
Herşey’i öğrenip bitirmiş ve artık Dünya’da yaşamaya değer hiç
bir Şey kalmadığı Kanısına varmışlardır. Bu İngiliz Ozanı
Byron Umutsuzluğu’dur. Bu gibilerin de İlaçları, İçe
Kapanıklar gibi, Dış Dünya’ya açılmaktır. Oysa, Dünya üzerinde,
henüz Elde edilmemiş, gayret gerektirecek daha pek çok Şey
vardır.
3.insanlar
arasındaki Rekabet’tir. Kimileri buna Yaşama Kavgası
Adını verirler. Gerçekteyse yaşamak için değil, komşularından
daha üstün bir hayata erişmek için kavga ederler. Başarı,
mutluluğun gereklerinden biridir ama, bütün diğer Gerekler’in
harcanması Pahasına Elde edilmişse, çok Pahalı’ya Mal olmuş
demektir. Değmez. Amaç, en Tepe’ye çıkmak değil, Rahat ve
Huzurlu yaşamak olmalıdır. Asıl Dert, Çağımızda, Gereksiz yere
Şişirilmiş bir Rekabet Filosofisi’nin benimsenmiş olmasıdır.
Oysa Rekabet, Gücünü ancak iki Kuşak boyunca sürdürebilir,
sonunda yorulur, Sinirler’i hiç bir iş yapamayacak kadar
gevşer ve Çalışma Stoku tükenir. Rekabet Hastalığı’nın
giderilmesi, Sakin Zevkler’in Rolünü Kabul etmekle Mümkün’dür.
İnsan, Komşusunu çatlatmakla değil, yarınki Kahvaltısını
bulabilmekle Mutlu olmalıdır.
4.Heyecan İsteği
ve Can Sıkıntsı da Mutsuzluk doğurmaktadır. Ne var ki, Can
Sıkıntısı büsbütün Kötü bir Şey sayılmamalıdır. Can Sıkıntısı,
Kimilerini Verimli kılar. Bütün Büyük Eserler’de Sıkıcı
Bölümler, Bütün Büyük Hayatlar’da İlgi Çekici olmayan Dönemler
vardır. Birinci Yaprağı’ndan Sonuncu Yaprağı’na kadar Göz
kamaştıran Eserler, Büyük Eserler değildirler. Yeryüzü’nün
Temposu Yavaş’tır. Birçok Büyük İşlerimizde Verimli
Monotonlu’ğa Boyun eğmek Zorunda’yız. Birtakım İyi İşler
vardır ki, Belirli Derece’de Monotonluk olmadan Mümkün
değildir. Modern Kentliler’in çektiği Can Sıkıntısı, Doğa’dan
Uzak Bulunuşları’yla İlgili’dir. İstedikleri gibi
yaşayabilecek Derecede Varlıklı olanlarsa, Can Sıkıntısı’ndan
kaçmak isterlerken, çok daha Kötüsüne tutulurlar. Mutlu bir
Yaşama, Büyük Ölçüde Sakin bir Yaşama’yla Mümkün’dür. Çünkü
Gerçek Mutluluk ancak Sakin bir Ortam’da yeşerebilir.
5.Yorgunluk,
Mutsuzluk Kaynağıdır. Aşırı olmayan Yorgunluk’lar, Kişi’yi
nasıl Mutlu kılarlarsa Aşırı Yorgunluklar o Derece tüketir. En
Tehlikeli Yorgunluk, Sinir Yorgunluğu’dur. Yaşadığımız Modern
Kent Hayatı’nda Sinir Yorgunluğu’ndan kaçınmak Güç’tür.
Yorgunluğun Çeşitli Nedenleri vardır:
a.Kent’te çalışan
Adam’ın, Evi’yle İşyeri arasında katlanmak Zorunda bulunduğu
Sürekli Kent Gürültüsü Büyük Yorgunluk doğurur.
b.Farkına
varmadığımız halde, Yorgunluk yaratan Nedenler’den biri de,
Yabancılar’la karşılaşmamızdır.
c.İşine yetişmek
Telaşı Kişi’yi bir hayli yorar.
ç.İşini Yitirme
Korkusu Sinirleri Sürekli olarak gerer. İşçi için İş’inden
atılmak neyse, Patron için İflas etmek odur. Bu Korku’yu
duymayacak kadar sağlamlaşmış olanların Sinirler’i de, o
Basamağa çıkmak için bu Yollar’dan geçmiş bulundukları için
yıpranmıştır.
d.Boşuna bir Çaba
olduğu halde, Kararsızlık kadar Yorucu hiç bir Şey yoktur.
e.Her Olay’da
Sinir Bozukluğu’nun Nedeni, İş değil, Duygusal Tedirginlik’tir.
f.Heyecan
Düşkünlüğü de Büyük Ölçüde Yorgunluk doğurmaktadır.
Bu Çeşit
Yorgunluklar’ın İlacı bellidir. Her Fırsat’ta Kırlar’a çıkmak,
Kent’in Havası’ndan kurtulmak, dinlenmek, Uygun bir Yaşama
Filosofisi ve Zihin Disiplini’yle Kuşkuları yenmek Mümkün’dür.
Akıllı İnsan, Dertleri üstünde, gerektiği Zaman düşünür; başka
Zamanlarda başka Şeyler düşünür, Gece’yse hiç bir Şey düşünmez.
Üzüntü’yü Kuşkular ortadan kaldırabilir. Unutmamalıdır ki,
İnsan, Dünya’nın Büyük bir Parçası değildir. Kendisi Önemsiz
olanın Dertleri Önemli olabilir mi?
6.Mutsuzluğun
Başlıca Kaynaklar’ından biri de Haset’tir. Bir bakıma Haset,
Demokrasi’nin de Temeli’dir. Kibirli bir Ahlak İnancı da aynı
İşi görür. Bu İnanca Aykırı Hareket etmek Fırsatını bulmuş
olanlara Haset edilir ve Davranışlar’ı Suç sayılır. Bu gibiler
Erdem Adına, Hasetçiler Eliyle, cezalandırılırlar. İyi ki,
İnsan Yaratılışı’nda bu Duygu’yu Etkisiz kılacak başka bir
Duygu, Hayranlık Duygusu da vardır. Hayranlık olmasaydı
Haset, kim bilir, nerelere kadar giderdi. İnsanoğlu’nun
Mutluluğu’nu artırmak isteyen Kimseler, Hased’i azaltıp
Hayranlığı çoğaltmaya bakmalıdırlar. Hased’in İlacı
Mutluluk’tur. Ancak İş’in Güçlüğü de Hased’in Mutluluğa Engel
olmasıdır. Zihinsel Disiplin, Boş yer’e düşünmemek
Alışkanlığı, İnsan’ı bundan kurtarabilir. Herşey bir yana,
Mutluluk’tan daha çok Haset edilecek ne vardır? Ve eğer Ben ,
Hasetçilik’ten kendimi kurtarabilirsem, Mutluluğa kavuşur
Üstelik Haset edilecek bir Kimse olurum. Haset’i Azaltma
Yolları’ndan biri de İçgüdü’yü Doyurucu bir Yaşama sağlamaktır.
7.Ergin Yaş
Mutsuzluklar’ının en Önemli Psikolojik Nedenler’inden biri de
Günah Duygusu’dur. Sürü’den Kovulma Korkusu da bu Duygu’ya çok
benzer. Hemen her Olay’da Bütün bunların Kaynağı Kişi’nin
Çocukluğu’nda aldğı ahlaki öğretimdir. Günah korkusunda
aşağılık bir şey, bir kendi kendine saygı noksanlığı vardır.
Oysa, kendisine Karşı Saygı’sını yitirmekten kimseye bir
İyilik gelmez. Aslına bakılırsa, Günah Duygusu sanılanın Tam
Tersini doğurur. Kişi’yi daha İyi, daha Temiz bir Hayat’a
götüreceği yerde, hem Mutsuz kılar, hem de Aşağılık Duygusu’nu
aşılar. Bir İnsan, Mantığına Uygun olarak nelere inanacağını
iyice kararlaştırmalı, ne kadar Küçük olursa olsun, Mantığa
uymayan Kanılar’la savaşmalı, onların Etkisi altına
girmemelidir. Kimileri Mantığı sevmez, Mantıksal bir Çaba’yı
beceremeyeceklerini ya da böylesine bir Çaba’nın kendilerini
yoracağını sanırlar. Oysa en Büyük Hazlar, Zihnin en çok
işlediği ve pek çok Şeyler’in Düşünce’nin Yüzeyine çıktığı
Anlar’da duyulur. Şu, ya da bu Türlü bir Sarhoşluk’la sağlanan
Mutluluk, Doyurucu değildir. Gerçekten Doyurucu olan bir
Mutluluk, Bütün Yetenekler’imizin Tam olarak kullanılması ve
içinde yaşadığımız Dünya’nın Eksiksiz İdrak edilmesiyle
Mümkün’dür.
8.Herkes’in bize
Tekme attığını düşündüğümüz sürece, Mutlu olmamız Mümkün
değildir. Russell, Hayatlar’ında hep Nankörlük, Sertlik
ve Hainlik’le karşılaştıklarından yakınan kimsenin bu
Durum’una İşkence Manisi der. Akıl Hastalığı Çizgisi’ne
varmayan bu Mani, Mutsuzluğun başlıca Nedenler’inden
biridir. Oysa İhtimal Yasası’na göre, belli bir Toplum’da
yaşayan kimseler aşağı yukarı Eşit Sayıda Kötü Davranış’la
karşılaşabilirler. Daha çok Kötü Davranış’la karşılaşan bir
kimse, söylediği Doğru’ysa eğer, bunun Nedenini kendinde
aramalıdır. İşkence Manisi’nin Kökü, kendi Değerimizi
olduğundan Büyük görmemizdir. Şu 4 Gerçeğin yeterince
anlaşılması İşkence Manisi’ne karşı koymayı sağlar:
a.Davranışlar’ımızın Asıl Nedenleri bize göründükleri kadar
Özgecil değildir.
b.Kendi
Değerimizi Gözümüzde büyütmemeliyiz.
c.Başkalarından
göreceğimiz İlgi, kendimize duyduğumuz İlgi kadar olamaz.
ç.İnsanlar
durmadan bize İşkence yapmayı isteyecek kadar bizi
düşünemezler.
9.Yaşayışları ya
da Düşünceleri, kendileriyle birlikte yaşamak Zorunda
bulundukları kimselerce İyi karşılanmayanlar Mutlu olmazlar.
Bu Halkoyu Korkusu Kişi’yi bir Hayli Mutsuz kılar. Bu Korku’ya
tutulanlar, Yaşama’yı kendilerine Tam Anlamı’yla Zehir ederler.
Oysa belli Zevkleri ve Kanıları bulunan bir Kimse, bir Gurup
içinde kendini Yabancı bulduğu halde, başka bir Grup içinde
benimsenmiş bulabilir. Bundan başka Halk, kendi Düşüncesi’ne
Aykırı davranandan çok, Halkoyu’ndan korkana karşı Zorbalık
eder. Halkoyu’nu bile bile Hor görmek de Doğru değildir elbet.
Ama onu gerçekten umursamamak hem Kişi’nin Dayanıklı olduğunu
gösterir, hem de bir Mutluluk Kaynağı olur.Yakın Komşu’dan
çekinme, Eski’ye göre çok azalmıştır ama, onun yerine,
Gazeteler’in yazması Korkusu çıkmıştır. Bu da Ortaçağlar’daki
Büyücü Baskınları kadar Dehşet Verici’dir. Aslında bu derdin
tek Çaresi, Halkoyu’ndaki Hoşgörürlüğün artmasıdır.. Bunun
içinse Mutluluğun Tadını çıkaran kimselerin çoğalması ve
böylece en Büyük Zevkler’i İnsan Kardeşleri’ne Acı çektirmek
olan Kişiler’in, sayıca azalmasıdır.
Eser’in
2.Bölümü’nde Mutluluğun Nedenleri’ni araştırır. Mutluluk hala
Mümkün müdür? Ona göre Duygusal Mutluluk Herkes için,
Mantıksal Mutluluk okumuşlar için Mümkün’dür.
Kişi’nin İç
Savaşı Açısından, Mutluluğun Nedenleri 3 Bölüm’de toplanır:
1.Heves ve
Hoşlanma Duygusu’dur. Bu Duygular’ımız da İlgiler’imizi
alabildiğine genişletmekle elde edilir. Dünya üzerinde, her
biriyle ayrı ayrı ilgilenmeye Ömrümüzün yetmeyeceği kadar çok
Şey vardır. Bu kadar Bol ve Çeşitli Konular karşısında İçimize
kapanıp Sıkıntı’dan patlamak Yapı’mızdaki bir Bozukluk’tan
İleri gelir. Bu Bozukluğu Tez elden düzeltmeliyiz. Bizi
ilgilendirebilecek Şeyler’e Karşı tepkimiz , Düşmanca değil,
Dostça olmalıdır. Her Hoşnutsuzluk bir Hastalık’tır ve
hepimizde bu İçe kapanma Hastalığına Eğilim vardır. İnsanlar
Önlerine serilmiş bulunan Sayısız Değerler’e Başlarını çevirip
kendi içlerindeki Boşluğa bakmak eğilimindedirler. Oysa, içine
kapanmış Kişi’nin Mutluluğu’nda herhangi bir Yücelik bulunduğu
sanılmamalıdır. Beyin, kendisine sunulan Gereçleri şaşılacak
Kombinezonlar halinde birleştirme Gücü olan bir Makine’dir. Bu
Makine Dış Dünya’dan Gereç almazsa güçsüzleşir. Kaldı ki,
İçimizi iyice görebilmek için de Dışımızı iyice inceleyebilmek
gerektir.
Heves ve Hoşlanma
Duygular’ımızın doyurulmasıyla Mutluluğu Elde edebilmek için
Yunanlılar’ın öğütlediği ölçülülüğü Göz önünde tutmalıyız.
Ölçü’yü kaçırırsak, Mutluluk yerine, Mutsuzluk doğabilir.
Oburla, İştahlı Kişi’nin Ayrılığı, birincinin bir Zevk uğruna
bütün diğer Zevkleri harcamasındadır. Bir Zevk’e Aşırı Tutkun
olanların Kökü Derinler’de bulunan bir Tedirginlikleri vardır
ki, bu Tedirginlik onları Mutsuz eder. İştahlı olalım ama,
Obur olmayalım. Bu Durum, İçki Düşkünler’inde Elle
tutulurcasına görünür. Hayatlar’ında bir Umacı bulunmasaydı,
İçki Düşkünleri, Sarhoşluğu Ayıklık’tan Üstün tutmazlardı.
2.Sevgi’dir.
Genel Hayat Güvencesi, İnsan’ın gereksemesi olan Uygun bir
Sevgi görmesiyle Meydana gelir. Güven Duygusu’nu doğuran,
Karşılıklı olarak sevmek ve sevilmektir. Hayat’ı Güvenle
karşılayanlar, Güvensizlikle karşılayanlardan çok daha
Mutlu’durlar. Güven, Sevgi’nin Ürünü’dür. Karşılıklı Sevgi
Tomurcuğu’nun açmasına Engel olan Pikolojik ya da Toplumsal
bütün Nedenler, Dünya’nın çekegeldiği Büyük Kötülük’tür.
Tedbir’in Bütün Çeşitleri arasında Gerçek Mutluluğa en çok
Engel olan , Sevgi’de Tedbir’dir.
Seviniz,
sevileceksiniz. Sevmeyen sevilmez. Sevilmek istemeden seviniz.
İnsanlar, sevilmek istemeden Sevenleri severler. Sevilmek için
Büyük İyilikler yapan Kişi’nin Çabası boşunadır. Sevilmek için
gösterlebilecek Tek Çaba, sevmek Çabasıdır. Bütün Gücünüzle,
alabildiğine, Duygular’ınızın Her Zerresini bütünleyerek
seviniz. Gerçek Değerli Cinsel Birleşmeler, Taraflar’ın
kendilerini tutmadıkları ve Kişilikler’ini bir birlerine katıp
Ortak bir Kişilik Yarattıkları Cinsel Birleşmeler’dir.
3.Aile’dir. Ana
Babalar’ın birbirlerini, Çocukların da Ana Babalarını, Ana
Babaların Çocuklar’ını sevmesi Güçlü bir Mutluluk doğurur.
Oysa, Günümüzün Ailesi, Mutluluk değil, Mutsuzluk Kaynağı
olmaktadır. Bunun Psikolojik, Ekonomik, Sosyal, Eğitimsel,
Politik olmak üzere çok ve Çeşitli Nedenler’i vardır. Aile’nin
Büyük Mutluluğuna erişebilmek için Bütün bu Nedenler’in
çözümlenmesi gerektir. Bu Konu, bir Bakıma, birbirleriyle
çelişen Şartlar’la doludur. Örneğin bir Kadın, Kocasının
Hoşnutluğunu, Mutfağa girmesi ve girmemesiyle sağlayabilir.
Koca, hem İyi kurulmuş bir Sofra, hem de o İyi kurulmuş
Sofra’yla yıpranmamış bir Kadın ister. Buysa, belli bir
Ekonomik Çizgi’ye erişmekle Elde edilebilir. Bir başka Örmekte
de, Demokrasi’nin Genel Yayılışı’nın Çocuklar’la Ana Babalar
arasındaki İlgileri etkilediği görülmektedir. Günümüz
Düzeninde, Ana Babalar, Çocuklar üstündeki Haklar’ına
güvenmemektedirler, Çocuklarsa Ana Babalarına karşı Saygı
Borçlarını yitirmişlerdir. Bir bakıma, bunun, hem böyle olması,
hem de böyle olmaması gerekmektedir. Buysa daha Uygun bir
Politik Düzenle Elde edilebilir.
4.İş’tir. İş,
kimileri için Bıktırıcı olsa bile, Aylaklık, en Sıkıcı
çalışmaktan Beter’dir. Sadece Can Sıkıntısı’nı önleyenden
Hazlar’ın en Büyüyünü verenine kadar her Derece’de İş vardır.
İş’in Mutluluk doğurması, Yapıcılığa ve Ustalık göstermeye
İmkan vermesindedir. Ne Türlü olursa olsun, bir Şey yapmak ve
Ustalık göstermek Kişi’yi Mutlu kılar. Oysa, Yapıcılık kadar
Yıkıcılık da bir İş’tir. İkisinin arasındaki Ayrılık, birinin
Düzensizliği Düzen’e, öbürününse Düzen’i Düzensizliğe
götürmesidir. Ama birçok Haller’de yeniden yapmak için yıkmak
gerekir. Bu Durumda Yıkıcılık, Yapıcılığın bir Bölümü’dür.
Yapıcı bir İş’le uğraşmak, Kişi’yi Nefret Alışkanlığından
kurtarır. Birçok Kötülükler, İşsizlikten doğar. Gördüğü İş,
İnsan’ın kendisine olan Saygısını sağlar. Kişi, kendisine
Saygı duymazsa Gerçek Mutluluğa kavuşamaz.
5.Benlik Dışı
birçok Ufak Tefek İlgiler de Mutluluk doğururlar. Bunlar,
İnsan’ın yaşaması için Gerekli olan Temel İlgiler değil, Boş
Zamanlar’ını doldurarak kendisini o Büyük İlgiler’in
Yorgunluğundan kurtaran Küçük İlgilerdir. Mutsuzluk, çoğu
zaman, İnsan’ın Pratik Önemi olan Şeyler’den başka hiç bir
Şey’e İlgi duymamasından ileri gelir. Dış İlgiler, herhangi
bir Çaba gerektirmezler, bundan dolayı da Dinlendirici’dirler.
Birçok Haller’de Mutsuzluk, Yorgunluğun Ürünü’dür.
Yorgunluk’la Dış ilgilerse içinden çıkılmaz, bir Yuvarlağın
içinde dönmektedirler. Yorgunluk, Dış ilgileri azaltır, Dış
İlgilerin azalması da, yorgunluğu artırır. Kişi bu Yuvarlayın
içine düşmeye görsün, Serüven’i Bedensel Çöküntü’yle
sonuçlanır. Kurtulmak için Gerekli Çaba’yı göstermelidir.
Birçok Eğlenceler, Dinlendiricilik Niteliğine Uygun Dış
İlgiler’dir. Oyun oynamak, Tiyatro seyretmek, Spor yapmak,
Meslek dışı Kitaplar okumak bunların Başında gelir. Benlik
Dışı bütün bu İlgiler, Dinlendirici oldukları kadar
Yararlı’dırlar. Gerektiği gibi olmasa bile, Elimizde bulunan
Öğrenme İmkanlar’ından yararlanmamak, Tiyatro’ya gidip de
Oyun’u seyretmemeye benzer. Evren, Korkunç ya da Gülünç,
Kahramanca ya da Korkakça, Şaşırtıcı Şeyler’le Dolu’dur.
Hayat’ın bizlere sunduğu bütün bu İlginç Şeyler’e niçin
Sırtımızı çevirelim? Üstelik, Bütün bu İlginç Şeyler’i doğru
Ölçüler içinde görebilmek de bir hayli Avutucu’dur.
Bilgi, Teselli
Verici’dir. Mutsuzluğumuz, çoğu zaman, Bilgisizliğimizden
doğar. Bir Evren Vatandaşı olarak, Astronomik Çağlar içinde
yaşayabildiğimiz Kısacık Süre’yi ve kaplayabildiğimiz pek
küçücük yeri gereği gibi öğrenebilseydik, kendimizi birçok
Mutsuzluklar’dan korumuş olurduk. Çılgınca didinmemiz,
boğuşmamız Önemsizliğimizi bilmediğimizdendir. Modern Yüksek
Öğrenim’in Kusurlar’ından biri de, Evren’i Tarafsız bir Gözle
İnceleme Yolunda Duygu ve Düşünce Gelişimi’ne pek az yer
vermesidir. Evren Vatandaşlığı’nın Bilgisine erişseydik
kendimizi böylesine yıpratacak yerde, İnsanlığı Uygarlığa
götürenlerin Büyük Ordusunun bir Eri olmayı yeylerdik. Eğer
Evren Vatandaşlığının Bilgisine ulaşsaydık, Kisisel
Kader’imiz ne olursa olsun, Derin bir Mutluluk , yaşadığınız
sürece bizimle beraber olurdu. Hayat, Bütün Çağlar’ın
Büyükler’iyle bir olma, ölümse umursanmaya değmez bir Olay
Halini alırdı. Kişi, kendisini neyin yücelteceğini
anlayabilseydi, Bencilliğe, Küçüklükler’e, Önemsiz Aksilikler
yüzünden Üzüntüler’e kapılmaz ve Alın Yazısı’ndan korkmazdı.
Yüksek Öğrenimi
gönlümce düzenlemeye Yetki’m olsaydı Gençler arasında pek
Azını, hem de az Akıllı ve pek Geri Kafalı olanlarını
ilgilendiren Din yerine, Din sayılmayacak bir
Şey koymaya çalışırdım. Geçmiş’i çok İyi bilen , İnsanoğlu’nun
Geçmiş’inden kıyaslanamayacak Derecede Uzun olabileceğini
kavrayabilen, üstünde yaşadığımız Gezegen’in bir Nokta ve bu
Gezegen’deki Ömrümüzün Geçici bir Olay olduğu Bilincine
erişmiş Gençler yetiştirmeye çalışırdım. Birey’in
Önemsizliğini belirten bu Gerçekler’le Birlikte, Birey’in
Erişme Yeterliğinde olduğu Yüceliği ve bizce bilinen Uzay
Derinlikleri içinde Birey kadar Değerli bir Şey bulunmadığı
Gerçeğini de aşılardım. Evren Vatandaşı’nın Özgürlüğü,
böylesine bir Bilinc’e erişmesiyle gerçekleşecektir. Mutluluğu
da öyle.
Mutluluğunu Ele
geçirmek isteyen Kişi, Hayat’taki Temel İlgilerine Ek olarak
birçok Yedek İlgiler de edinmelidir. Yitirilen her İlgi’nin
yerini kolaylıkla başka biri alabilir ve böylece Bütün
Talihsizlikler Alt edilebilir. Evren, bir Kayıp’la yıkılacak
kadar Küçük değildir.
6.Mutluluğun
başka bir Nedeni de, Çaba'yla Yetinme (Tevekkül) arasındaki
Denge’dir. Mutluluk, çoğu İyi Huylu olarak doğmamıştır.
Kimilerinin, Düzenli bir Yaşayışı dayanılamayacak Derecede
Sıkıcı bulan, bir Dal’da durmaz Tutkuları vardır. Sağlık, hiç
Kimse’nin Kesin olarak güvenemeyeceği bir Varlık’tır.
Evlilikse her Zaman, bir Mutluluk Kaynağı olmamaktadır. Bütün
bu Nedenler’den dolayı Mutlluluk, Tanrı’nın bir Bağışı değil,
İnsan’ın Çabasıyla Elde ettiği bir Başarı’dır.
İşte bu Çaba’nın,
en Uygun Nokta’da, yetinmeyle dizginlenmesi gerekmektedir.
Aşırı Yetinme, Boyun Eğiş, Alçak Gönüllülük nasıl Mutluluğa
Engel olursa, Aşırı Çaba da öylece Mutluluğa Engel olur.
Mutluluğunu dileyen Kişi Elde edebildiğiyle yetinmesini
bilmelidir. Akıllı Kişi, önleyebileceği Talihsizlikler
Karşısında Elini Kolunu bağlayıp oturmamakla beraber,
kaçınılmaz Talihsizlikler için ne Zaman, ne de Duygu harcar.
Çaba’yla Boyun Eğiş bu gibi Haller’de, ayrı ayrı Değerli’dir.
Tutulması gereken Yol, Kişi’nin Elinden geleni yapması,
sonunda da Boyun Eğmesidir. Üzüntüsü, Kuşku ve Öfke Kiç bir
İş’e yaramayan Duygular’dır. Akıllı Kişi, Aksilikler’e
katlanmasını bilen Kişi’dir. Kaldı ki Üzüntüler’inin
Baskısı’ndan kurtulan bir İnsan, Hayat’ın, kuşkulanıp durduğu
Günler’dekinden çok daha Sevinçli olduğunu görecektir. Daha
önce Sinirine dokunan Dostlar’ı artık ona Eğlendirici gelmeye
başlayacaktır.
Mutlu İnsan, Dış
Dünya’da yaşar, Özgür Sevgileri ve Geniş İlgileri vardır.
Mutluluğunu bu İlgiler’den, bu Sevgiler’den ve bunların
kendisini başka İnsanlar’a Sevimli göstermesi Gerçeğinden alır.
İnsan, bunlarla, kendisini, Bilardo Topu gibi diğer
Yuvarlaklar’la çarpışmaktan başka İşi olmayan bir Varlık değil,
akıp giden Hayat Irmağı’nın bir Parçası olarak duyar. Her
Mutsuzluk, bir Uyuşmazlığa dayanır. Bu Uyuşmazlık, İnsan’ın
kendisiyle olabileceği gibi, Toplumu’yla da olabilir. Mutlu
İnsan, hem kendisiyle hem de Toplum’uyla Birliğe ulaşan
İnsan’dır. Onun Benliği, ne kendi içinde Birbirleriyle
Uzlaşamaz Parçalar’a bölünmüş ne de Dünya’ya karşı bir Siper’e
gömülmüştür. Böyle bir İnsan, Evren Vatandaşı’dır, Evrensel
Görünüş’ün ve Hazlar’ın Tadını çıkarır.
Mutlu olmaması
için hiç bir Neden yoktur.’
Eserleri:
-German Social Democracy, (Alman Sosyal Demokrasisi),
-An Essay on the Foundations of Geometry, (Geometri’nin
Temelleri Üstüne Bir Deneme)
-A Critical Exposition of the Philosophy of Leibniz,
(Leibniz’in Filosofisi üstüne Eleştirel Açıklama),
-The Principles of Mathematics, (Mathematiğin İlkeleri),
-Principia
Mathematica I (Matematiğin İlkeleri),
-Principia
Mathematica II (Mathematiğin İlkeleri),
-Philosophical
Essays, (Filosofofik Denemeler),
-The Problems of Philosophy, (Filosofi’nin Sorunları),
-Principia
Mathematica III, (Matematiğin İkleleri),
-Our
Knowledge of the External World as a Field for Scientific
Method in Philosophy, (Dış Dünya Görüşümüz),
-Scientific Method in Philosophy, (Filosofi’de Bilimsel
Yöntem),
-The Philosophy of Bergson, (Bergson’un
Filosofisi),
-War, the Offspring of Fear, (Savaş),
-Principles of Social Reconstruction, (Toplum’u /eniden
Kurma’nın İlkeleri),
-Policy of the Entente 1904-1914, (Siyaset),
-Political Ideals, (Politik Ülküler),
-Mysticism and Logic and Other Essays (Mistisizm ve
Mantık ve Öbür Denemeler),
-Roads to Freedom: Socialism, Anarchism and Syndicalism,
(Özgürlüğün Yolları:Sosyalizm, Anarşizm ve Sendikacılık),
-An Introduction to Mathematical Philosophy, (Matematiksel
Filosofi’ye Giriş),
-The Practive and Theory of Bolshevism, (Boşevizm’in
Teori ve Pratiği),
-The Analysis of Mind, (Zihnin Çözümlenmesi),
-The Problem of China, (Çin Sorunu),
-Free Thought ans Official Propaganda, (Özgür Düşünce),
-The Prospects of Industrial Civilisation, (Endüstri
Uygarlığı’nın Görünümü),
-The ABC of Atoms, (Atomlar’ın ABC’si),
-Bolshevism and the West, (Bolşeviklik ve Batı),
-Icarus or the Future of Science, (Bilim’in Geleceği),
-How to be Free and Happy? (Nasıl Özgür ve Mutlu Olunur?),
-Logical Atomism, ( Mantıkçı Atomculuk),
-The ABC of Relativity, (İzafiyet’in ABC’si),
-What I Believe, (İnandıklarım),
-Education on the Good Life, (İyi Yaşama Eğitimi),
-Why I am not a Christian, (Neden Hristiyan Değilim),
-The Analysis of Matter, (Madde’nin Analizi),
-An Outline of Philosophy, (Filosofi’nin Anaçizgileri),
-Spectial Essays, (Şüpheci Denemeler),
-Mariage and Morals, (Evlilik ve Moral),
-The Conquest of Happiness, (Mutluluğun Yolu),
-Has Religion Made Usefel Contributions to Civilization?
,
-The Scientific Outlook, (Bilimsel Görünümler),
-Education and the Social Order, (Eğitim ve Toplumsal
Düzen),
-Freedom and Organization 1814-1914, (Özgürlük ve
1814-1914 Örgütü),
-In Praise of Idleness and Other Essays, (Denemeler),
-Religion and Science, (Din ve Bilim),
-Which Way to Peace?,(Barış Hangi Yolda?),
-Determinism and Physics, (Determinizm ve Fizik),
-The Amberley Papers, (Ana Baba’sına Mektup ve
Anılar’ının Derlenmesi),
-Power:A New Social Analysis, (Güç, Yeni Bir Toplumsal
Çözümleme),
-An Inquiry into Meaning and Truth, (Düşünce ve Gerçek
Üstüne Soruşturma),
-A History of Western Philosophy, (Batı Filosofisi
Tarihi),
3 Cilt,
-Human Knowledge:Ist Scope and Limits, (İnsan Bilgisi),
-Authority and the İndividual, (Otorite ve Birey),
-Unpopular Essays, (Yaygın Olmayan Denemeler),
-The Impact of Science on Society, (Toplum Üstüne Bilim),
-New Hopes for a Changing World, (Dünya’nın
Değişimi’ndeki Yeni Umutlar),
-Satan in the Suburbus and Other Stories, (Şeytan ve
Başka Öyküler),
-Night-mares of Eminent Persons and Otger Stories,
-Humen Society in Ethics and Politics, (Siyaset’te ve
Etik’te İnsan Toplumu),
-History as an Art, (Tarih Sanatı),
-Portraits from Memory and Other Essays,(Anılar’dan
Portreler ve Başka Denemeler),
-Logic and Knowledge:Essays 1901-1950, (Mantık ve Bilgi,
Denemeler),
Der.R.C.March,
-Why I am not a Christian and Other Essays on Religion and
Related Subjects, (Din’le İlgili Denemeler),
Der.P.Edwards,
-Understanding History and Other Essays, ( Anlayış
Tarihi ve Başka Denemeler),
Eski Denemeler’den Seçmeler’in yeniden basılması,
-The Will to Doubt, (Eski Denemeler’den Kimi
Seçmeler’in Yeniden Basımı),
Eski Denemeler’den Seçmeler’in yeniden basılması,
-Common Sence and Nuclear Warfare, (Sağduyu ve Nükleer
Savaş),
-My Philosophical Development, (Filosofik Gelişmem),
-Wistom of the West, (Batı’nın Usu),
-Has Man a Future?, (İnsan’ın Geleceği Nedir?)
-War Crimes in Vietnam, (Vietnam Savaş Suçları),
-Unarmed Victory, (Silahsız Zafer),
-War and Atrocity in Vietnam, (Viyetnam’da Savaş ve
Katliam),
-The Authobiography of Bertrand Russell, (Kendi
Hayatöyküsü),
3 Cilt
-The Archives of Bertrand Russell, (Russel’in
Arşivi),
-Dünyamızın Sorunları, Kimi Denemeleri
-Denemeler,
Kimi Denemeleri
-Dünya Görünüm,
Kimi Denemeleri