SORULAR

  CEVAPLAR

 

  Gerek Sitemiz’in Misafir Defteri’nde yöneltilenler, gerek Haber Grubları’nda, Sözlü Meclisler’de Gündem’e getirilenler arasında Önemli bulduğumuz kimi Sorular'a Köln Sitemiz Adı’na Cewaplar:

     (Ulum el-Hikme Tescilli bir Kuruluş mudur?)

 

           Soru 'Ulum el-Hikme Okulu' şeklinde sorulmalıydı. Hayır. Bu 'Ulumulhikme' Konsepti altında topladığımız Seminer Serileri’nin Tarz/Ekol Anlamı’nda Okullaşma Arzusu’nun Adı’dır. Ete-Kemiğe bürünebilmiş bir Eğitim Kurumu değildir. 'Ulumulhikme' Konsepti ile 'Ulum el-Hikme Okulu' birbirine karıştırılmamalıdır. Birincisi bir Akademik Çalışma Konsepti’nin Ad’ı olup bir çok Ülke’de Araştırmacılar’ın İştiraq’i ile zenginleşmeye açılmış, Sistematik-Ansiklopedik bir Çaba’nın Adı’yken, ikincisi yalnızca Köln'de  açılmış olan bir İnternet Sitesi’nin Ad’ı olup, Almanya'da Kurum olabilmenin Finansal Alt Yapıları’nı arayan bir Çalışma’nın Adı’dır. Muhtelif Almanya Şehirleri’ndeki Öğrenci Dernekleri’nde Şeffaf Dersler yürütmektir.

 

     (Ulumulhikme Çalışmaları hangi Siteler’de yayınlanmaktadır?)

 

          Köln Sitemiz dışında Berlin ve Paderborn Kentleri’nde de 'Hikme' Kelimesi ve Müştakları’yla isimlenmiş Siteler bulunmaktadır. Bunlar dışında bir çok Almanya içinde ve Türkiye Sitesi’nde Çalışmalarımız bütün olarak ya da qısmen İktibas edilerek kullanılabilmektedir. Buna İlkesel olarak İtirazımız olmamakla beraber bu 3 Site dışındaki Çalışmalar’la Koordinasyonumuz bulunmadığı için 'Ulum el-Hikme Okulu'nu, İçerikleri bağlamamaktadır. Sözkonusu Alıntılar’ın kimisi Çalışmalarımız’ın güncelleştirilmemiş bir çok Eski Versiyonu’nu içermekte veya Site Kullanıcıları tarafından eksiltme, çoğaltma, değiştirilme gibi Tasarruflar’a tabi olduğu için sadece Mutewiyat  olarak onları bağlamaktadır.

 

    (Ulum el-Hikme Okulu'nun Siyasal bir Misyon’u var mıdır? )

 

          40.Yılı’nı geride bırakmış Avrupa'daki Göç Tarihimiz’in Entegrasyon Adı altında yürütülen Asimilasyon Politikaları’ndan Rahatsızlık duyuyor, İnsanımız’ın 'kendi' olarak kalabilmesini sağlayacak Medeniyet Kökleri’yle Temas’a geçebileceği Wasat’ın Oluşumu’na Katkı’da bulunmak istiyoruz. Milletimiz’den Taraf’ız, Küresel Dayatmalar’ın Bozucu Etkisi’ne Karşı Duruş’u olan Sivil Toplum Kuruluşları’yla aynileşmeksizin Düşünce Yakınlığımız’ı yatsımadığımızı da belirtiyoruz:' Bir İnsan’ı dirilten Bütün İnsanlar’ı diriltmiş gibidir' İlkemiz’dir. Çalışmalarımız’dan ancak Ülkesi’nin Değerleri’ne yabancılaşmış Çevreler Rahatsızlık duyacak, Karalayıcı Kampanyalar’ın içinde yer alacaktır, 'Yerli Değerlerimiz arasında Ayrımcılık yapmaksızın Kucaklayıcı olmak' Şiarımız’dır.

 

     (Ulum el-Hikme Okulu'nu besleyen Çalışmalar kimlere ait’tir? )

 

      Sitemiz’de yer alan Çalışmalar’da altında İmzası olan Yazılar İmza Sahipleri’ni bağlamakta, İmzasız Yazılar Ulum el-Hikme Okulu Köln Sitesi'nin Manewî Şahsiyeti’ni bağlamaktadır. Ulumulhikme Konsepti altındaki Seminerler’i yürüten Arkadaşlarımız ise Seminer Duyuruları’nda ayriyeten belirtilmekte olup Görüşler’i ile kendi Özgün Tezleri’ni Temsil etmektedir, Standart bir Metni yaymak yerine Analitik Çalışmalar’la kendilerine özgü Katkılar’la zenginleştirmektedirler.

 

       (Ulum el-Hikme Okulu'nun Türkiye'de bir Çalışması var mıdır? )

 

      Köln Sitemiz Sanal Eğitim olarak tüm İnternet Kullanıcıları’nın Yararlanımı’na açıktır. Dileyen herkes Çalışmalarımız’dan yararlanabilir, kendilerine uyun bir Seçme ile ondan İstifade edebilir, bundan Memnunluk duymakla beraber Hiyerarşik bir İlişki’ye Angaje olmaz, başka yerdeki bu Konsept’i kullanan Çalışmalar’ın Mahiyeti’nden Sorumluluk üstlenmeyiz.

 

      (İmla Üzerine bir Kritik: )

 

          Türkçe’de yazi reformu yapmaya çalışıyorsunuz? Yalniz sunu unutmamak gerekir ki vahyin nuzul vasatini göz önünde bulundurdugumuzda onun kureys lehcesi üzerine inzal oldugunun farkina variriz. Bu ne anlama gelir? Allah rasulu vahyi insanlara anlatirken onlarin
anladigi dilde hitap etmistir, hatta bunu vucub olarak bile algilayabiliriz. Neden? Cünkü Ez-zikr de „biz anlayasiniz diye onu bir arapca kitap olarak“ indilirildigini vurgular.Bu dorultuda Nebi hic kendini egip bükmemistir. Kaldi ki bir ayette de „litubeyyine linnas“ insanlara acikla ifade edilir ve bu gibi örnekler fazlasiyla En-Nur da mevcuttur. Biz türkce okuyan insanlar olarak türkcede olmayan harfleri türkceye sokarsak bir anlamda yeni bir dil olustururuz, hatta bazilarimiz bir anlamda bu gibi yazilislarin cahilleri olurlar. Biz  osmanlicadan latin harflere gecisi elestiren insanlar olarak, bir gecede bütün hakli cahil konuma düsüren bir düsünce tarzini nasil tasvip edebiliriz? Böyle yazilis farkliligini yapmakla ayni hataya düsmüs olmaz miyiz? Arapca olan kelimeleri bu zamana kadar türkcede gayet güzel bir yazilisla ifade etmedik mi? Ve böylelikle cok rahat bir sekilde okuyus olabilirken okumayi daha da zorlastirmanin anlami ne olabilir? Kaldiki bu konu  kolaylastiriniz, zorlastirmayiniz düsturuna ters olmaz mi? Dilin interakif bir konu oldugunun farkindayiz süphesiz, yani yabanci kelimeler dile girebilir ama bu onlarin o dilde yazilis farkliligini gerektirmez, yani bir „takva“ kelimesini „taqwa“ diye yazma o kelimeye ne kazandirabilir ki. Türkceyi arapcalastiramayacagimiza göre lütfen arapcayi arapca türkceyi de türkce birakalim. Bu güne dek takvadan ne anlasildigini hepimiz biliyoruz, taqwaya yazilis sekliyle fazla bir anlam mi kazaniyor ki de yazilis öyle yazilim farkina gidiliyor? Yani anlamlarin buharlasmasi mi var ki de onu koruma yoluna gidiliyor? Kur’an kelimelerinin harflerinin nasil okundugunu bütün müslümanlar biliyor en azindan ögrenmeye calisiyor. Istersen bu konuyu bir düsün, bu bize fayda mi sagliyor yoksa zarar mi?