Abdulhakim Arvasî,Seyyid

1865-1943

 

       Van’ın Arwas Köyü’ne Bağdad’tan geldiler. Arvasîler önce Qadirî idiler. Sonradan Saade Nehri ile Eşit durumda Nakşî Halidiye Kolu’na geçtiler.

       Babası İmam Ali Soyu’ndan Nakşî   Şeyh Mustafa Efendiydi. h1281 de doğdu. İlk Tahsil’ini Babasından aldı. Daha sonra Arvas’a giderek Seyyid Fehim Arvasi’den İlim aldı. Genç Yaşlar’da İlim İrfan alarak dolaştı. Çağın İlimleri’ni öğrenmeye hevesliydi. Sünnilik’te Qavi’ydi..

       20 Yıl Arwasi Medresesi’nde Ders verdi. Kürdistan’ın Ermeni ve Ruslar’ca İşgali üzerine  bir süre Irak’ta kaldı. Sonra Aile Türkiye’nin Batısına göçtü. Adana, Eskişehir ve 1919 da İstanbul.

       Arwasî İstanbul’da Eyyub Sultan’da Yazılı Medrese’ye yerleşti. Hükümetçe kendisine ayrılan Yazılı Medresesi’nde oturdu. Aynı Semt’teki Kaşgarî Dergahı’nda Tariqat Şeyhliği yanında İmamlık Vaizlik yapıp Talebe yetiştirdi. Sultan Vahdeddin (ö.1926) tarafından Süleymaniye Medresesi’ne Tasavvuf Müderrisi olarak atanmıştı.[1]

       1925 de Medreseler’i müteakip Tekkeler’in kaldırılması üzerine Ev haline dönüştürdüğü Kaşgarî Dergahı’nda Talebeleri ve Ziyaretçileri ile Sohbet Halkaları düzenlemek ve Eserlerini yazmakla Meşgul oldu. Burada Murteza Efendi Dergahı’na yerleşti.

       1930 Menemen Olayı’nda tutuklandı. Olay’la ilgisi olmadığı anlaşılınca, Serbest bırakıldı.[2] Bayazıd ve Ağa Camiileri’nde Vaaz verdi. İstanbul’da kalması Sakıncalı görülünce bir süre için Ankara’ya sürüldü.

Bağlum Köyü’nde Vefat etti, oraya gömüldü. 29 Zilkade 1362. 27 2.Teşrin Cumartesi

       Necip Fazıl, Hüseyin Hilmi Işık  üzerinden Cumhuriyet Dönemi’ni Müslüman Literatürü üzerinde Önemli bir Damar oldu.

 

       Eserleri:

       -Tasavvuf Bahçeleri,


 

[1]           Şöyle anlatır: ‘Memleket'in İşgal altında bulunduğu ve Kurtuluş Savaşı'nın başladığı Günler'di. Beşiktaş’ta Sinanpaşa Camii’nde Vaaz ediyordum. Kapı Önünde duran bir Saray Arabası'ndan, Kibar bir Bey inip ‘Ey Meliku yakraukes-Selam ve yed’uke ilet-Taam’ (Sultan sana Selam ediyor ve seni İftar'a çağırıyor) dedi.

Araba ile Saray'a gittik. İstanbul’un en Seçkin Vaizleri, İmamları da çağırılmıştı. Yemek'ten sonra Ser Müsahib geldi ve dedi:

-Padişahımızın Selamı var.Hepinizden Rica ediyor. Anadolu’da Düşman'la çarpışan ve Quvayı Milliye’nin Galib gelmesi için Dua etmenizi ve Anadolu’daki Mücahidler'e Para ve Dua ile Yardım etmeleri ve Eli Silah tutanların onlara katılmaları için Halkı Teşvik etmenizi Rica ediyor.’

Bu Emir ve Rica üzerine çok kimseyi Anadolu’ya gönderdim. Çok Yardım yapılmasına Sebeb oldum.’

[2]           Mahkeme Huzuruna çıkarıldı. Mahkeme'de Dimdik ve Mütevekkil Müdafaasını yaptı. Mahkeme Reisi sordu:

-Siz de Şeyhler'den misiniz?

-Ben Şeyh değilim. Ve Ben o Yüce Mertebe'ye layık olmaktan uzağım. Sizin Devrinizde gördüklerinizi Şeyhlik kabul ederseniz, ben ondan da Yıldız kadar uzağım.