Hoca Ahmed Yesevİ
?1100-1166 /5??-562
Ahmed Yesevî,
İlk
Tahsil
Yılları'nı
Yesi'de geçirdikten sonra Maveraünnehr'in
Merkezi
o sırada İslam kültürünün çok mühim bir merkezi
olan Buhara'ya geldi
.
Ahmed Yesevî, Buhara'da
Devrin
en ileri gelen
Alim
ve
Mutasavvıflar'ından
Şeyh Yusuf Hemedanî'ye
İntisap
ederek, onun
Nüfuzu
altında kaldı ve onunla beraber birçok yerleri gezdi. Şeyh'inin
Büyük
Teveccüh'ünü
kazanarak onun
3.
Halifesi
oldu.
İlk
iki
Halife'den
sonra
h555
(1160)'de Buhara'da
Şeyh'in
Post'una
geçti;
sonra
Yesi'ye döndü. 562 (1166)'de
ölüne
dek
bu şekilde kuvvetli bir
Tasavvufî
İrşad
yaptı.
Ahmed Yesevî, Sir-Derya
Havalisinde,
Taşkent ve
Mülhakat'ında,
Seyhun ötesindeki
Bozkırlar'da
Büyük
bir
Nüfuz
kazandı.
Bazı
Halifeler'ini
çeşitli
Memleketler'e
gönderdi.
Bugün bu
Halifeler'inden
çoğu o
Ülkeler'de
yadediliyor.
Mutasavvıf
ve Şair. Doğduğu Yer ve Tarih bilinmiyor.(h.400 lerin
ortaları). Babası Şeyh İbrahim’in Ailesi,
An’ane’ye göre Ali ibnu Ebi Talib’e kadar
ulaşır. Henüz Küçük Yaşta, bilinmeyen Sebebler’le Yesi’ye
geldiği ve orada yerleştiği sanılıyor.
Gerek Yesi Lakabını ve gerekse Aslan Baba’nın
O’nunla Yesi’de bulunması hakkındaki Reşehad’da
anlarılan Menkıbe bu Göçleri kuvvetlendirir.
Yesi veya Sayram Kenti’nde Şeyh Arslan Baba’dan Ders
alır. Bu Ders’in başında yenilen Hurma Hikayesi enteresandır.
Menkıbe’ye göre Hızır’la da görüşür.Yesevi
hergün Gönlü Ferahken bir Gün değildir. Hızır gelerek
Sebebini sorar. Arkadaşı ve Müridler’inin Gönüllerini
Kesafet’in kabzettiğini, bu Durumu gidermenin İmkansızlığını
gördüğü için üzüldüğünü söyleyince Hızır, ‘Allah Allah’
diyerek Haqq’ı Zikr’e başlar, bu sırada onun da hiçbir
Sıkıntısı kalmaz. Zikr-i Erre
bundan sonra Tarikat’inin Zikr’i olur.
1100lü Yıllar’da
Buhara Şehri Karahanlılar’ın Hakimiyeti altındaydı. Buhara
Medreseleri, Türkistan’ın dört bir tarafından gelen
Talebeler’le Dolu’ydu. Yesevî buraya gelerek burada
bağlandığı Harkanî’nin (ö.425/1034)
Öğrencisi Ebu Ali Farmadî’den (477/1084)
Ders alan Şeyh Yusuf-i Hemedanî (ö. 535/1140) den
Ders aldı.
O’nun bu
İntisabiyet’i, O’nun da Hocası gibi İslami İlimler’de Büyük
bir Vukuf kazanması, İlmi’yle, Zühd ve Taqwasıyla Temayüz
etmesi, Tarikat’inin Geniş bir Bölge’ye yayılmasına Amil oldu.
Muhtemelen Hocası Yusuf’un mezhebindendi.
Köprülü daha
sonra O’nun hakkında verdiği Bilgiler’i İslam Ansiklopedisi’ne
yazdığı Madde’de değiştirir.
1140’da Yusuf
Şeyh’inin Vefatından sonra onun Halifeleri arasında yer aldı.
İslam’ı Yeni Kabul etmiş Türk Gençleri’nin Eğitim ve
İrşad’ıyla ilgilendi. Reşahat’a göre (s.14) O Türk
Şeyhleri’nin ilk Halkası olup
Şeriat’la Tarikat’ı kaynaştırmış, Din’in Emirler’ine karşı
olan Kayıtsızlığın Tarikat Adab’ıyla uyuşmayacağını Telkin’e
çalışmıştır. Mesela 5 Vakit Namaz kılmayanın Domuz’dan farkı
olmayacağını söyler, Her Manzume’sinde Günahlar’dan bahsederek
Tevbe ve İstiğfar eder.
Erenler’in Sözünü dinlemek Qur’an ve Hadis Hükümleri’ne Riayet
etmek, Şeriat’le Tarikat’ı meczetmek, Zühd ve Taqwa Esaslarına
Bağlı kalarak, Dünya’nın Süsünü, Mal’ını, Şöhret’ini terk
etmek, ona bağlanmamak, Riyazet ve Mücahede Yoluna sapmak,
onun Tavsiye ettikleri şeyler’dir.
63 Yaşına girdikten
sonra, An’ane’ye göre, Tekke’sinin bir tarafında 3 Arşın
Derinliğinde Çilehane yaptırarak oraya çekildi.
Tarikat’ı için Halvet’in
nasıl yapılması gerektiğini açıkladı.
Buhara’dan tekrar
Yesi’ye döndü ve takriben 7-8 Sene sonra orada h562 de
Türkistan’da Yesi’de öldü. Hayat’ının Sonlarına doğru
İnziva’ya çekildi.
İslam’ı yaymak ve Halq’ı Tasavvuf Doğrultusunda aydınlatmak
üzere Hikmet denilen Hece Vezni’nde Manzumeler yazdı.
Şiirler’i, Didaktik özellikte, sade bir Söyleyiş ve Temiz bir
Türkçe ile yazılmış olup Halq arasında Geniş Biçimde yayıldı.
Şiir ile İrşad daha Etkili oluyordu. Bunları Divan-ı
Hikmet’te toplandı.
Bunların hepsinin O’na Aid olduğu sanılmıyor.
İşlediği Temalar sonraki Şiirimizde sürdülecektir. Örneğin
Divan’da söylediği Aşk Yoluna girmenin çok Zor olduğu, Aşk
Yolu’nun Faziletli, Feyizli, fakat bununla beraber
Meşakkatler’le Dolu bulunduğu, Aşık olmak için Muhabbed Bağına
girmenin gerektiği, bu Gaye ile Yola çıkan Kimsenin ilk önce
Nefsini öldürmesinin gerektiği Yolundaki Tavsiyeleri..
Yesi’deki Qabri
üzerine Timur tarafından Türbe ve Cami’den oluşan bir
İmaret yaptırıldı.
Halifeleri:
O’nun Geniş Şöhreti, zamanla O’na Tabi olanların Sayılarını
çoğalttı. Kendisinden bir Müddet sonra Anadolu’da yaşamış olan
Yunus Emre
ve diğer Sufiler gibi Menakıblar’ı anlatılır. Hindistan’a,
Anadolu’ya, Balkanlar’a ve Avrupa’ya uzanan Etkileri
Öğrencileri Vasıtasıyla oldu. Onlar
Yesevîye Tarikatı’nın Hükümlerini İnsanlar’a vaz ettiler.
Tarikat şu Halkalar’la Müridlerini eğitmeye çalıştı.
İlk Halifesi
Aslan Baba’nın Oğlu Mansur Ata’dır.
Sonra O’nun oğlu Abdulmelik Ata.
2.Halifesi Said Ata’dır.
3.Halifesi ve en tanınmışı Süleyman Ata’dır.
4.Halifesi Hakim Ata’dır.
Yesevîye Sülalesi Hakim Ata’nın Halifesi Şaş’da
doğmuş Zengi Ata’nın 2 Müridinden
Seyyid Ahmed Ata
ile Sadr Ata’dan gelir.
Yesevî Tarikati, önce Seyhun Çevresi’nde, Taşkent ve Civarında
tutulduktan sonra, Harezm
dolaylarına yayılmış ve Maveraunnehir’de kuvvetlenmeye
başlamıştır.
Daha sonraları
Yeseviye Dervişleri Vasıtasıyla Horasan, Azerbaycan,
Anadolu Mıntıkalarına yayıldı. İshak Ata’dan
sonra Nakşibendiliğin ortaya çıkmasına kadar bu Yöreler’de
yaşadı.
h900ler’de Horasan’da Yesevî Halifeleri’ne
rastlandığı gibi, yine o sıralarda Orta Asya’nın Çeşitli
Yerlerinde, Kabil’de, Diyarbakır’da, Hicaz ve İstanbul’da
Yesevî Şeyhleri bulunuyordu.
Eserleri:
-Divan-ı
Hikmet
,Halkın
kolayca anlayabileceği tarz'da,
Hece
Vezni
ile ve Türkçe,
Sofiyâne
Manzumeler
yazdı. Bu
Manzumeleri
biraraya getirilip "Divan-ı Hikmet" ismi verilen bir
Kitap'ta
topladı.
Divan-ı Hikmet adı altında toplanan
Manzumeler'in
Muhtelif
Yesevî
Dervişleri'ne
ait olduğu üzerinde duruluyor.
Bugün
Kütüphaneler'de
mevcud bu
Kitab'ın,
Eski
bir
Nüshasını
bulunamadı.
Manzumeleri bilhassa 4/3= 7 ve 4/4/4= 12
Hece
Vezinleri
ile,
Dörtlükler
şeklinde yazılmış,
Yarım
Kafiye
ve
Redif
kullanılmış. Dörtlükler'den
Mürekkep
bazı
Uzun
Manzumeler'de
her
Dörtlüğün
sonundaki
Mısralar'ın
Kafiyeli
olması, bunların
Umumî
Toplantılar'da
muayyen bir
Beste
ile okunduğunu gösteriyor.
Bugün elimizde Ahmed Yesevî tarafından yazılmadığı
Tesbit
edilmiş bir
Eser
yok..
Ölüm'ünden
Asırlarca
sonra yazılmış
Muhtelif
Tasavvuf
Kitapları'nda,
yahut
Menâkıp
Mecmuaları'nda
ona
İsnad
edilen bazı
Sözler,
bazı
Hareketler,
birtakım
Menkıbeler
var.