AVRUPA MÜSLÜMANLARI İÇİN

KRONOLOJİ

 

Fecr Vakti: 

 

 

0757   (h.140) Offa-Rex Anglo Sakson Kralı oldu. 

0774   (h.157) tarihini taşıyan bir altın paranın basılması. Bir yüzünde ‘La ilahe illallahu vahdehu la şerike lehu’, bir kenarında Muhammed Rasulullah’ ile Fetih suresinin 28.ayetinin bir kısmı olan: ‘Hak dini bütün dinlere üstün kılmak için o peygamberi hidayetle ve hak din ile gönderdi’ yazılı. Diğer yüzünde ise yine Arapça, ortada ‘Muhammed Rasulullah’ ve bunun ortasında İngilizce Offa-Rex, kenarında ise Bismillah Duribe haza’d-Dinar, Seb’a ve Hamsin ve Mie’ yazılı. İngiltere tarihinde basılan ilk altın para.

0777   Alman Kralı Büyük Karl, Paderborn'da Kurtuba Emiri tarafından sürülen Saragosa Valisi Süleyman el-Arabi'yi kabul etmiş ve O'nunla bir yardımlaşma antlaşması imzaladı.

0796   Offa-Rex öldü     

 

Duha  Vakti:

 

0881  Kudus Piskoposu’nun, Müslümanlara karşı hristiyan alemini isyana çağırması ve ilk Haçlı Seferi fikrinin ortaya atılması.                                                            

0936   Alman İmparatoru Charlemagne  ile Abbasi Halifesi Harun Reşid in iyi niyet çerçevesinde karşılıklı elçi ve hediye gönderdiler.

0956   Alman imparatorlarından Büyük Otto (936-973), Endülüs Emevi Halifesi III. Abdurrahman'a bir Papazı, Halife'de ona bir alimi elçi gönderdi.

1024  Haçlı ordularının İstanbul'u yağlamaları.

1094  * Papaz Pierre I'Hermit'in Kudüs'ü ziyaret etmesi.

1095  * Papa II.Urban'ın Fransa seyahati ve Clermont Konsülü’nün toplanması.

         * 27 Kasım:Haçlı Seferi'nin İlanı .Ve Pierre L'Hermit'in bu yönde kışkırtıcı propoganda gezilerini sürdürmesi.

1096  * 174 Yıl süren Haçlı Seferleri ( 1096-1270)

         * 1.Haçlı Seferi ( 1096-1099)

         * İlk Haçlı Orduları İstanbul'a gelinceye kadar açlık ve hastalıktan telef oldu. Ve İznik yakınlarında Selçuklular tarafından yokedildiler.

1097  * Haçlılar, Anadolu Selçukluları’nın merkezi olan İznik'i zabdettiler. Eskişehir'e doğru yönelen Haçlı Kuvvetleri I. Kılıçarslan tarafından 1 Temmuz'da bozguna uğratıldı.

1098  * Franklar Urfa'yı İşgal etti (Mart ayı). Baudoin de Bologne  İdaresi’nde burada bir kontluk kurdular.

         * Haziran: Antakya Haçlıların eline geçti ve burada Bohemond İdaresinde bir prenslik kurdular.

         * Kudüs Artuklular Hakimiyeti’nden Fatımiler’in Eline geçti.

1099  * 15 Temmuz:Haçlılar Kudus'e girdi. Şehirdeki Müslümanlar ve Musevilerin malları ve canları talan edildi.

         * 22 Temmuz: Kudus'te feodal bir rejim kuruldu. Urfa Kontu aynı zamanda Kudüs'ün "Mukaddes mezarın Koruyucusu" Unvanı ile Kral seçildi.

 

Zuhr Vakti: 

 

1291   1291 Haçlı ordusunun saldırılarında birkaç Türk’le beraber yüksek rütbeli bir subay olan Sadık Selim Sultan da esir edilir. Graf Reinhart von Württemberg,  Sadık Selim Sultan'ı harp esiri olarak beraberinde Württemberg eyaleti’nin Brachheim kasabasına getirip iskan ettirir. Dirayetli,cesur, askeri dehaya sahip, cerrah, mimar, Latince, Arapça bilen Sadık Selim'e Garf tarafından albaylık payesi verilir. Sadık Beyin Mezarı bugün Brackenheim'de Pfarrkirche'nin içinde 3 oğlu ile birlikte bulunuyor.

 

          20.Saat:

 

 

1492   Endülüs düştü.

 

Asr Vakti: 

 

          21.Saat:

 

15??   Heidelberg Başpapazı Adam Neuser doğdu.            

1529  I. Viyana Kuşarması

1576   Adam Neuser      İstanbul’da öldü 

 

          22.Saat:

 

1683  II.Viyana kuşatması. Osmanlıların yenilgisi ve Lehistan, Avusturya, Venedik arasında yeni bir ittifak anlaşması imzalandı.                  

 

AYDINLANMA ÇAĞI (23.Saat)

 

1724   Osmanlı İmparatorluğu ile Almanlar arasında ilişki kurulmasında ilk adımların atıldığı yıl. I. Friedrich o sıralarda Almanya'da büyük bir üne sahip olan Türk atlarından edinmek üzere baş seyisini III. Ahmed'e gönderdi.

1731   Kurland Dükü' ,Prusya Kralı I.Friedrich Wilhelm zamanında (1713-1740) 20 Türk Askerini hediye etti, seçme bir birliğin imparatorun  hizmetine girdi bu yıl.

1732   Savaş Esiri olarak Almanya'ya getirilmiş olan bu Türkler için Potsdam Garnizonu'nda bir de Mescid düzenletti. Jocken Klepper "Der Vater" isimli romanında bu olayı anlatırken, Kral'ın Arzusunun, Postdam'da Tanrı'nın bütün dillerde ve bütün dinlerde zikredilmesi olduğunu yazar.

1740   Almanya ile Osmanlı arasında  ilk defa diplomatik ilişki kurma çabaları başladı. II.Friedrich in tahta geçer geçmez  Osmanlı ile ticari ilişkilere bir basamak olması için diplomatik ilişkiler kurmayı tercih ettiği ve bu bağlamda Türkler hakkında eğer Türkler Berlin'e gelirlerse, onlar için Mescid açılmalıdır , şeklinde sözler söylediği bildirilmektedir.

1740-1745  I. (1740-1742) ve II.(1744-1745) Schlesien savaşları’nda bir çok  Prusya ordusuna giren müslüman Tatar, Boşnak ve Arnavutlar süvari olarak hizmet gördüler. Hatta bunların arasında Prusya Müslümanlarının imamı olan bir kimseden bahsedilmektedir.

1749   Hessen'de yaşatan ve Sadık Selim Sultan (Albay Graf)'ın Soyundan bir Hanım’la evli olan Prof. Dr.Robert Sommer'in araştırmalarına göre ,anne tarafından bu soydan gelen Johann Wolfgang von Goethe doğdu.  Almanya

1763   9 Kasım da Berlin'de Prusya sarayına tayin edilen ilk Osmanlı elçisi Ahmed Resmet Efendi ile Osmanlı-Alman Diplomatik ilişkileri resmiyet kazandı. O Almanlar’ın İslam'a meyyal oldukları kanaatine varmış ve Halife Sultan I.Abdulhamid'e yazdığı bir haberde Berlin Halkı’nın Hz. Muhammed'i tanıdıklarını ve İslamı kabul etmeye müsait olduklarını bildirmiştir. O'nun böyle bir kanaate varmasında, Berlimlilerin o zamanlar Doğudan gelen insanlara büyük ilgi ve hoşgörü gösteriyor olmalarının etkili olduğu düşünülebilir.

1780-1785 arasında Schwetzingen'de yapılan Rote Mosche' Cami halen, bulunduğu bölgede yaşayan geniş bir Müslüman kitlesine hizmet vermektedir.

1786   Bu Yıl ölen II. Friedrich (1740-1786) üzerinde Papa'ya karşı Müslümanlar’ın tarafını tutacağını söylemişti.

1792   Ekim ayı. Mülheim.. .. Fransız ordusu, Rhen Nehrini aşıp, Alman Topraklarını işgale hazırlanıyordu. Bu kaçınılmaz akıbet, Salankamen Savaşı'ında Batı'ya ilerleyimişi durduran ünlü Alman Prensi,General Markgraf Ludwig (Türken Louis) nin günlerdir uykusunu kaçırıyordı. (Frankfurt'ta bu adı taşıyan bir sokak adı var. O Türk kıyafetleriyle dolaşmayı severdi. Kısa zamana kadar Karlsruhe Baden Müzesi'nin giriş katında büyük boy bir portresi durmaktaydı. Türk kıyafetleri içinde. Rastt'aki sarayını Türk eşyası ile döşetmişti. Bunlar Karlsruhe Baden  Müzesi'nde sergileniyor.) Hem de Fransız işgali nasıl önlenebilirdi? Tek düşüncesi buydu. Bir sabah sevinç içinde bir ümit diyerek kurtuluş yolunu buldu:

            II. Viyana Kuşatması sırasında esir aldığı 22 kişilik mehter  takımını düşman karşısına çıkartacaktı. Hemen kararını uygulamaya koydu. Mehter takımını çağırarak şu emri verdi:" Derhal tören kıyafetlerinizi giyin, sancaklarınızı, çalgılarınızı alın, tam kadro Fransız sınırındaki Ren nehrinin kenarındaki Müllheim şehrine gidin. Günde 2 kez Fransız askerlerini ürpertecek şekilde müziğinizi çalın, sancağınızı dalgalandırırn. Haydi görerim sizleri."

            Emir yerine getirildi. Artık günde iki kez çalan davulun, kösün, nakkarenin sesi yeri göğü inletiyor, dosta güven, düşmana korku veriyordu. Fransızlar bu manzara karşısında hayret ve dehşet içinde kaldılar. "Türkler Geliyor" korkusu dalga dalga tüm memeleketi sardı.

            Hemen askeri harekatı  durdurdular. Karşı Alman dahilinde ne olup bittiğini öğrenmek için bir elçi yolladılar. Almanların gelib elçiye cevabı şu oldu: "Biz Müllheimlılar, bir Osmanlı  şehri olduk. Başvurumuz halinde bir tehlikeye uğradığımız zaman bizi koruyacaklarına dair söz vermişlerdi. Şimdi sözlerini yerine getiriyorlar. Kendilerini davet ettik. Sağolsunlar geldiler. Gördüklerimiz, duyduklarımız onların askeri tatbikatıdır. Bilesiniz." (Fransa’nın hemen sınır kasabası Stuttgart'ın Untertürkheim mahallesinde Grossglocner caddesinde Hayrat niyetine çeşme yapan atalarımızın adını  ta Fransa'ya kadar yayması normaldir.)

            Fransızlar Müllheim'i işgalden vazgeçtiler. Ludwig'i Baden Kralı yaparak ödüllendirdiler. Bu olay her yıl törenlerle kutlanıyor. Şenliklerde her yer Türk Türk bayrakları ve giysileri ile doluyor. Sonraları "Müllheim Türkleri Kültür Derneği" kuruldu. Dernek başkanı gelenek olarak önce sultan seçiliyor, ahabinde başkan oluyor. Son 3 yıldır (1995)  bu şenlik yapılmıyor. Son sultan Hans Biskup. Diyor ki: "Yeni Müllheimliker, biz eski Müllheim'lılardan korkarlar, çekinirlerde. Bize Türk gözüyle bakarlar. Bizi mağrur bulurlar. Tabii bu da gururumuzu okşuyor."

            Karnaval korteji, bir güzergah izleyerek "Türk meydanı" denen yere kadar yürümüi. Bu meydanı bugün modern bir çeşme yapmışlar. Üzerine bakırdan öeşitli figürler terleştirmişler. Aralarında yebiçerilerde bulunuyor. 300 yıl süren bu güzel gelenek terkedilme safhasına gelmiş.

1798   29 Ekim’de Aziz Efendi öldü                          

1798   Karl III.Friedrich Wilhelm (1797-1840) in emriyle  bu Yıl bugünkü Columbiadamm'da bir yeri Berlin Tempelhofer Feldmark'da Müslüman Mezarlığı kuruldu.

 

                       24.Saat:

    

 

 

1800 yıllarında Prusya ordularında 1000 kadar atlı müslüman süvarinin bulunduğu bildiriliyor. 17. ve 18. yy.da yapılan savaşlarda çok sayıda Türk Almanlar tarafından esir alınarak götürülmüştür. Bu Türklerin akıbetleri hakkında çok az bilgi vardır. Çünkü bunların ekseriyeti, savaşa katılan ve esir alan kişilerce özel hizmetlere alınmışlardır. Prof. Otto Spies'e göre bu Türklerin bir kısmı, kolaylıklarla karşılaşmak için din değiştirmişler ve hristiyan olmuşlardır. Önemli bir kısmı ise Müslüman kalmışlardır. Din değiştirenlerin çoğunluğunu çocuk yaşta esir alınıp özel olarak eğitilenler oluşturur. Hristiyanlığı kabul edenlerin, isimleri de değiştirilerek Franken, Bavyera, Sachsen ve Aşağı Almanya bölgeleriyle kuzeyde Hannover civarında yerleştikleri tahmin ediliyor. Hristiyan olan Türkler arasında papaz olarak yetişenler de vardır. Mesela; Yusuf  isimli bir Türk orta Franken'da Rüdisbronn'da  protestan papazı; bir diğeri Detmold'da Heiligenkirchen'de papaz olarak görev yapmıştır. Bir Türk kızı ise Heimburg'da Papaz Moritz Grimm ile evlendi. Müslüman olarak yaşayıp ölen bazı Türkler’in mezar taşlarında batıl inancı üzerine öldü şeklinde ibareler bulunduğu yine Otto Spies tarafından bildirilmektedir. 18.yy.ın sonlarına doğru Türk kızı ile evlenen bir Alman prensi Heidelberg yakınlarında Schwetzingen'de bir cami yaptıtıldı. Bu cami halen müze olarak kullanılmakta ve bayram namazlarında ibadede açılmaktadır. Yine bu yüzyıllarda müslüman olmuş tanınmış Almanlar vardır.Mehmet Ali Paşa gibi.

1800 lü yıllar    William Henry Quilliam doğdu                      

1807   Abdul Hud Adolph Freihern von Wrede doğdu 

1827   Prof.Dr.Muhammed Brugsch Paşa doğdu                

1832   Johann Wolfgang von Goethe öldü                             

1835   Adolph Freihern von Wrede müslüman oldu.

1840   Dr.Eduard Schnitzer doğdu.Afrika araştırmacısı.      

1841   İngiltere tarihinde basılan   ilk altın para 1841 de ortaya çıktı. Para üzerinde özel konferanslar düzenlendiği gibi, hakkında da yığınla yazı yazıldı.

1835   Adolph Freihern von Wrede Türkiye, Cezayir, Güney Arabistan hatıralarını yazmak üzere Almanya’ya döndü.

1855   Lord Headly al Faruk doğdu                                          

1857   Abdullah Yusuf Ali doğdu                

1861   Sultan Vahdettin doğdu                                  

1863   Abdul Hud Adolph Freihern von Wrede   Osmanlı’da öldü    

1866   Berlin Türk  Mezarlığı yeniden düzenlenerek ortasında bir de dergah inşa edildi.

1868   Abdulmecid Efendi doğdu              

1875   M. Marmaduke W.Pickthall  Londra’ da doğdu                        

1875   Dr.Eduard Schnitzer Müslüman oldu.

1876   Sir Abdullah Archibald Hamilton doğdu     

1876   Sultan Abdulaziz 4 Haziran 1876 da öldü. Avrupa’ya seyahat eden ilk sultandı. Abdulaziz Trafalgar meydanından Buckingham Sarayı’na doğru şaşaalı saltanat arabası içinde, etrafını saran görülmedik kalabalı selamlayarak ilerledi.

1878   Dr.Eduard Schnitzer Mehmet Emin Paşa adı işe Mısır’a vali oldu.

1886   Rene Guenon      Fransa’nın Blois kentinde doğdu                                  

1890   Liverpol doğumlu olup Fas’ı zitaretinde Müslüman olan ve 80 li yıllarda  Liverpol’da İslamı tebliğ eden William Henry Quilliam Halife’nin daveti üzerine İstanbul’a geldi. İngiliz Adaları Şeyhulislamı ünvanı aldı. Liverpolde bir İslam Kültür Merkezi kurdu.

1892   Dr.Eduard Schnitzer öldü                                              

1894   Prof.Dr.Muhammed Brugsch Paşa öldü                    

1897   Abdulhadi John Gustav Ageli Müslüman oldu. (İsveçli bir ressamdır. İslam tasavvufunu, İbn Arabi'yi okudu.

 

1900  Muhammed Esed (Leopold Weis) Doğu Galiçya’da Lvov’da doğdu    

1901   Abdulhadi John Gustav Ageli Mısır'da şazeli şeyhlerinden Şeyh Abdurrahman Aliş'e intisab edip sonra onun halifesi oldu.

1904   Guenon Paris’e geldikten sonra din çevrelerine çıkar.

1907   Frithjof Schuon (İsa Nureddin) Basel’da doğdu                       

1908   Muhammed Hamidullah doğdu Fransa       Hindistan

1909   Guenon Gnostik kilisye bağlanır ve orada Piskopos olur.       

1909   Martin Lings İngiltere’de doğdu                    

1910? Titus Burckhard (İbrahim İzzettin)  doğdu  İsveç

1912   Guenon müslüman oldu. Abdulvahid Yahya adını aldı. 7 . hicri yy.da Ebul Hasan eş-Şazeli , İbn Arabi'nin izleyicisiydi Şeyh Abdurrahman Aliş'fen feyz aldı.

1913   Roger Garaudy  Marsilya’da doğdu                                                             

1913   M. Marmaduke W.Pickthall İstanbul’a geldi

1914   Esed yaşı tutmadığı halde Avusturya ordusuna asker yazılır.

1914   Berlin yakınlarında Wünsdorf'da, Müslüman esirler için bir cami yapılmıştır. Bina 68 m.genişliğinde ve 12 m yüksekliğinde kırmızı beyaz renkli ahşaptan inşa edilmiştir. 23 m yüksekliğinde bir minaresi vardı.  II. Karl Wilhelm'in bu camiyi, 8 Kasım 1898 de Şam'da Selahaddin'in mezarı başında Halife'ye verdiği şu sözler  üzerine yaptırdığı söylenmektedir: Majesteleri ve dünyanın dört bucağındaki Müslümanlar, Alman Kralının kendilerine her zaman dost olduğubu görmek isterler mi?

1915   Wünsdorf'da Cami, Berlin'de bütün ileri gelenlerin katıldığı bir törenle, 1915 de zamanın Berlin Büyükelçisi İbrahim Hakkı Paşa tarafından açılmıştır.

1917   M. Marmaduke W.Pickthall Müslüman oldu. Osmanlının yıkılmaması için Londra’da çalıştı

1917   Abdurrahman Bedevi       doğdu  

1917   Sultan Vahdettin , Mustafa Kemal ile Almanya gezisi yaptı.

1918   4 Temmuz de Perşembe günü 36.padişah oldu. Şöyle der: ‘Saltanatın kuş tüyünden minderleri üzerine gömülmeyip, milletin ateşli külü üzerine oturdum’. Sultan Vahdeddin sessiz bir gözetim altındaydı. Generalleri Padişah’ın ne yaptığını ve yapacağını dikkatle inceliyorlardı.İstanbul’un istiklali parlak değildi. İngiliz ve Fransızlar İstanbul sokalarındalardı. O’na Mustafa Kemal’i tavsiye ettiler.

1918   I.Dünya Savaşının Sonu

1918   I.Dünya savaşından sonra savaşan müslümanlardan bazıları ve özellikle İran ve Afganistan'dan bir gurup tüccar ve işçi Almanya'ya yerleşti. Sonraki yıllarda, Berlin'de yaşayan çeşitli ülke müslümanlarının oluşturduğu bir komisyon Türk Mezarlığını tamir ettirdi.

1919   Vahdettin             30 Nisan  günü adamlarıyla meşveret sonrası şu fermanı yayınladı: ‘Mülga Yıldırım Orduları Grubu Kumandanı Mirliva (Tuğ-Tüm general) Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu Kıtaatı Müfettişliğine tayin edildi. 19 Mayıs’da Samsun’a hareket etmeden Saray’a çağrıldı.

1919-1945  Peder Poucel  bu surede yazdığı 25 eserden altısı Guenon ve esereriyle ilgilidir. Rene Guenon, Paul Serant, Ed.La Colombe, 1953. Le sens cache dans I'oeuvre de Pene Guenon ,gibi.

1920-1936 M. Marmaduke W.Pickthall Bombay ve Haydarabad’da kaldı. Meali bu arada yazdı.

1920   Esed Viyana'dan ayrılarak Prag'a oradan da Berlin'e gitti. Filim yönetmeni asistanlığı, senaristlik yaptı.

1920   23 Nisan da Ankara’da BMM dualar ve kurbanlarla açıldı. Yayınlanan bildiride Padişaha bağlı kalınacağı ve başkentin kurtarılmasına çalışılacağı, bütün vatan toprakları işgalden temizlenene kadar mücadeleye devam edileceği bildirildi

1921   Guenon’un yayımlanan ilk kitabı , "Hint Öğretilerinin İncelenmesine Genel Giriş"tir.

1922   Esed, Kudus'e gitti. Frankfurter Allgemeine Zeitung'un Yakın Doğu muhabiri oldu. Aynı yıl Kahire' ye gitti.

1922   1 Kasım da iki maddelik bir kanunla saltanat kaldırıldı. TBMM sinin fevkalade temsilcisi olarak İstanbul’a gönderilen Refet Bele Paşa, Yıldız Sarayı’na gidip Sultan’ın huzruna çıktı, Halife hazretleri olarak hitap etti. Sultan öfkeyle: ‘Saltanatsız bir hilafeti, Hanedanımızın en aciz bir ferdinin bile kabul etmeyeceğine emin olabilirsiniz’ dedi. İşgal Kuvvetleri Komutanına müracat ederek başka bir yere naklini istedi. 16/17 kasım Perşembe/Cuma gecesi, İngilizlerin Malaya zırhlısıyla doğup büyüdüğü ülkesinden ayrıldı. Bütün kıymetli eşyalrı, bütün hazineyi orada bırakarak. Önce Malta adasına diderek bir süre kaldı. Sonra devat üzere Hicaz’a gitti. Mısır’a gitmeyi düşündü. Kral Fuad itibar etmeyince İtalya’ya gitti.

            San Remo şehrinde geri kalan yıllarını yaşadı. İtalya Kralıyla şehzadelik günlerinden tanılıyordu. Kral haber göndererk seçeceği bir köşkte oturabileceğini bildirdi. Para sıkıntısı çekiyor, bazı geceler aç yatmak zorunda kalıyordu. İstanbul’da kalan aile fertleriyle maiyyet halkından bazıları da San-Remo’ya gelmiş ve Sultan’ın bu kalabalık nufusu geçindirebilmek için çok ızdırap çekmişti. Sağlığı tamamen bozulmuş, manevi ızdırap onu eritmişti. Ölüsünün bile Türkiye’ye kabul edilmeyeceği kendisine söylenmişti.

1922   TBMM 19 Kasım günü Abdulmecid Efendi Halife seçti. 24 Kasım’da biat töreni yapıldı. Bu törene Milli Hükümetin temsilcileri olarak Refet Bele Paşa ile İstanbul’daki din görevlileri, sivil ve asker yönetiiler katıldılar. İstanbul camilerinde yeni Halife adına Türkçe hutbeler okundu.

1924   3 Mart’da Meclis’te kabul edilen bir yasa ile Halifelik kaldırıldı. Osmanlı hanedanının ve Abdulmecid’in 24 saat içinde yurtdışına çıkartılmaları da aynı yasada öngörüldü. 5 Mart 1924 sabahı Abdulmecid’e İstanbul valisi Ali Haydar Yuluğ Dolmabahçe Sarayı’nda tebliğ etti. Kısa bir hazırlıktan sonra ailesiyle birlikte özel trenle Edirne’den yurtdışına çıkartıldı.

1924   Esed, el-Ezher'de Mustafa el-Meraği ile tanıştı.

1924   Guenon’un ‘Doğu ve Batı’ kitabı yayınlandı.

1923   7 Kasım daBerlin’de  İmam Mübarek Ali Kaiserdamm Camiinin temelini attı. Wünsdorf Camii yıkılınca, Müslümanlar Berlin'in çeşitli yerlerinde ibadet imkanları araştırmaya başladılar. Bu arada Berlin'e bir merkez camii yapılması planlanıyordu. 50X70 m boyutlarında ve 5 katlı olması düşünülen bu caminin 65 m yüksekliğinde bir minaresi olacaktı. yapıda yurt, lokanta, otel ve çalışanları için lojmanlar bulunması planlanmıştı. Ancak mali imkansızlıklar sebebiyle inşaat yürütülemedi ve atılan temel de yıkıldı.

1924   Wünsdorf'da Cami, 1924 de kapatıldı. 1925/26 da ise tamameen ortadan kaldırıldı.

1924   Ahmediye Encümeni Islahatı İslamiye hareketinden Mevlana Sadreddin önderliğinde bir cemiyet kuruldu. Amaç Berlin'de bir Cami açarak burayı hareketin Avrupa merkezi haline getirmekti. Caminin temeli 9 Ekim 1924 de atıldı. örnek olarak Taçmahal alınmıştı. 26 metre yüksekliğinde bir kubbesi ve 32 m yüksekliğinde iki minaresi vardı. Çevresi geniş bir bahçeyle çevriliydi.

1924   Die Deutsch-Moslemische Gesellscahft, Berlin 1924,

1925   Kısa sürede tamamlanan Ahmediye Cami 26 Nisan  de Mevlana tarafından ibadete açıldı. Açılış törenine Türkiye Büyükelçisi Kemaleddin Sani Paşa da katıldı. Camii II.Dünya savaşı sırasında büyük zarar gördü, minareleri tamamen yıkıldı. Savaş sonrası, dağılan cemaati toplamak ve Camiyi onartmak bir hayli zaman aldı. 1974 de su baskını, camiyi tamir için harcanan bütün çabaları boşa çıkardı. Su baskını esnasında çok değerli halılar zarar gördüğü gibi, zaten tamir halinde olan bina da yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Berlin senatosu 215 bin Mark vererek camiyi onarttı ise de minareleri yapılamadı. Bu cemiyet ilerde Mevlana tarafından Almanca Kur'an tercümesi hazırladı.

1925   Guenon Sorbonne'da  ünlü konferansını verdi.

1926   Esed,  Merv, Semerkant, Buhara, Taşkent üzerinden Moskova'ya gitti.  Gazete'den ayrıldı. Aynı yıl evlendi. Müslüman oldu.

1926   Abduljavad Falaturi İsfahan’da doğdu         

1926   Cemaleddin Kaplan doğdu             

1926   Mohammed Aman Hobohm  Magdeburg’da doğdu                 

1926   Sultan Vahdettin 16 Mayıs da  65 yaşında öldü.  ‘Beni Şam’daki Selahaddini Eyyubi türbesine gömsünler. Cenazemi Hırıstiyan memleketlerinde bırakmasınlar. İslam usul ve adabına göre kaldırsınlar’ vasiyetinde bulundu. Alacaklı Esnaf Villaya akarak ‘ Paramızı ödemeden bu tabutu bir yere götüremezsiniz’diyordu.Eski Hicaz Kralı Hüseyin ile Irak Kralı Faysal ve Mısır Prenslerinden Ömer Tosun Paşa’ların nakdi yardımlarıyla borçlar ödendi ve Cenaze Şam’a götürülmek üzere yola koyuldu. Tabutta: ‘Müslümanların Halifesi, Türklerin Hakanı 6.Mehmet Han Hazretleri’ yazıyordu.

1927   Ahmet Huber (Friedrich)  Protestan bir ailenin oğlu olarak doğdu                      

1927   Esed ,Hanımı ve altı yaşındaki oğlu ile Cidde'ye oradan Mekke'ye hacca gitti.

1927   M.Muhammed Nafi Çelebi Berlin'de Zentralisntitut Islam Archiv Deutschland'ı kurdu.

1928   Muhammed Arkoun doğdu            

1929   Pickthall yazdığı İngilizce Meali göstermek üzere Mısır’a geldi.

1930   Pickthall Aralık 1930 da İngilizce Meali yayınladı.

1930   Guenon  Mısır'a yerleşti ve orada ölene kadar islami geleneğe ve entellektüel kişiliğine uygun bir hayat sürdü. 17 kitap ve 350 kadar makalesiyle bir yandan insanlığın normal seyrinden bir sapma olarak gördüğü modern Batı'yı kökten bir eleştiriye tabi tutmuştur.

1931     Muhammed Salim Abdullah doğdu                           

1931     Murat Hofmann doğdu                                                 

1931   Beşir Say doğdu               

1932   Frithjof Schuon Cezayir’e gitti. İslamı tanıdı. Orada Şeyh Ahmed el-Alevi ile görüştü. Daha sonra uzunca bir süredir yazışmakta olduğu Rene Guenon’u ziyaret etmek için Mısır’a gitti.

1932   Kelim Sıddıki       doğdu                  

1933   Garaudy anlatır:’ Nasıl müslüman oldum? Bu çok eskilere dayanan bir sorundur. Gençlerin büyük bir bunalım yaşadığı döneme, 1933 lere kadar iner. O sırada 20 yaşındaydım. 1929 da ABD'nde patlak olmadığında, bir parça ekmek için Cenova limanında döğüşüyordu, sütler dökülüyordu, buğdaylar ırmaklara atılıyordu. Hitler'in iktidara geldiği dönemdi ve bizler genç insanlar olarak dünyanın sonunu değil, bir dünyanın sonunu yaşar gibiydik. Bu durum iki seçeneği ortaya çıkarmıştı. İnsanın uğraştığı bir bozgunda mutlak değerlerin anlamı bana göre yitirilmiş gibiydi. Bireyciliğin, yani herkesin kendini dünyanın merkezi sayma olgusunun  egemen olması ölçüsünde, aşılması gereken bir güç isteği, bir büyüme isteği, bir sevin. isteği kargaşasıyla karşı karşıyaydık. İşte bu nedenle ate bir aileden olmama karşın hristiyanlığı kabul ettim. Ne var ki bu değerleri toplumsal yaşamda muzaffer kılacak etkili yöntemleri Hristiyanlıkta bulamadım.

            Bu sırada felsefe öğrenimi görmekteydim. Marks'ı okuyordum, Marksizmde tarihsel girişimin bir metodolojisini buldum. Yani hem belli bir dönemin çelişkilerini inceleme sahasını, hem de belli bir dönemin bilimini buldum ve bu incelemeden yola çıkarak bunları aşma olacağı veren yollar, projeler bulunuyordu. 40 yıl süren bir araştırmadan sonra, bir yandan zincirin iki ucunu tutmak, Hristiyanlıkta bulduğum mutlak değerler imanı, öte yandan Marksizmin içindeki etkinlik, en azından temel amacı açısından gerçekleşen İslam dini, özellikle Kur'an'ın metinlerinde her ikisinin birliğini amaçlıyordu; yani ruhani hayatı, iman hayatını siyasal hayattan ,sitenin örgütlenmesinden ayırmıyordu. Bunun beni yönlendiren başlıca motivasyon olduğunu söyleyebilirim. Bu gün, öbür dünya konusunda da aynı sorunla karşılaştığımı hayretle görüyorum. Bu ruhani alanda nasıl kendini gösteriyor? Sanıyorum ki ABD'nin dünya egemenliği sisteminin yerleştirmeye çalıştığı şey, benim "pazar tek Tanrıcılığı" yani para adını verdiğim şeydir. Bütün değerler pazar değerleri haline gelmektedir. Sanıyorum ki İslam dini, bütün öbür dinlerden insanlarla bütünleşmek koşuluyla seçkin bir yer tutabilir. İster Hırıstiyan, ister Hindu, ister Budist, hatta Ate olduklarını söyleyen insanlar olsunlar, hayatın bir anlamı olduğunu ve bizim de bu anlamın gerçekleşmesinden  sorumluyum demektir. İşte Hrıstiyanlıkta bulduğum budur, İslam dininde bulduğum budur. Sanıyorum ki bugün, yani insanın yeni bir bozgun yaşadığı dönemde , insanın geleceği için daha ivedi, daha belirleyici bir çaba yoktur , bu çaba aynı zamanda  hem pazar tek Tanrıcılığıyla yani parayla, hem Batı tipindeki büyüme anlayışıyla ( bunu çok basit olarak, yararlı ya da yararsız ve hatta bazen silahlar gibi zararlı bile olsa herhangi bir şeyi giderek daha çok, giderek daha çabuk üretmek olarak tanımlayabiliriz). Mücadeleye etmeyi gerektirir.  Bizim çabamızın bu olması gerektiğine inanıyorum. İşte gene bu nedenle, Hz. Muhammed'in de dediği gibi Kur'an'da bize söylendiği gibi insanların bugüne kadar görülmedik ölçüde açıklık düşüncesine ihtiyaçları vardır.

1934   Guenon ,Şeyh  Muhammed İbrahim'in kızıyla evlendi.

1934   Abdullah Yusuf Ali Lahor’da İngilizce meali basıldı.

1934   Martin Lings 25 yaşlarında diğer dünya dinlerini incelemeye başladı.

1935   Hamidullah,  A.Yusuf Ali ile Avrupa’dan doğuya giden bir gemi yolculuğunda birlikte oldular.

1936   M. Marmaduke W.Pickthall öldü                                  

1936   Mehmet Şeker    doğdu                  

1938   A.Yusuf Ali, Kanada’da ilk cami açılışına davet edilmiş ve burada bir nutuk irad etti.

1938   Martin Lings de tanıştığı Kuzey Afrika'lı Müslümanlar vasıtasıyla Şeyh Ahmer Alevi eş-Şazeli ile buluştu, müslüman oldu.

1939   Martin Lings Mısır'a gitti. Burada Kahire Üniversitesi'nde özellikle Shakespeare üzerine 12 yıl ders verdi.

1939   Frithjof Schuon  Hindistan’a giderken yine Mısır’a uğradı. Hindistan’a varışından birkaç ay sonra II. Dünya savaşı patlak verdi. Fransaya geri dönmek zorunda kaldı. Almanlara esir düştü. Daha sonra İsviçre’ye kaçtı ve oraya yerleşti.

1939   Garaudy anlatır: İkinci Dünya Savaşında, Hitler'in işgali sırasında, bir direnme ağı oluşturduk. Çünkü herkes, ister Hırıstiyan, ister komunist ister Ate olsun herkesin kendine özgü gerekçeleri vardır, herkesin kararında açık bir düşman kavramı bulunmaktaydı; yani işgalci. Oysa bugün içinde yaşadığımız işgal çok daha ciddidir. Çünkü içte, düşünce düzeyinde bir işgaldir. Sanıyorum çok karakteristik bir örnek olan Amerikan filimleri dış satımına bakmak yeterli olacaktır; insan perspektifiye hiç bir ortak yanı olmayan şiddet yüceltilmektedir, en yanlış yaşama biçimleri, lüks tüketim yüceltilmektedir; işte bize önerilen yaşama biçimi budur. Sanıyorum bugün mücadele etmemiz gereken bunlardır; çünkü bu Amerikan filmleri imanlı bir insan için, kendi yaşamına bir anlam vermek isteyen ve bütünüyle insana özgü bir yaşama biçimlerini öğütlemektedir. Herhangi bir dine, inanca, politikaya bağlanmış insanları işte bu pazar tektanrıcılığına karş seferber etmek gerekir. İşte bugün temel sorun budur: Pazar Tektanrıcılığına karşı mücadele.

1939   Mohammed Aman Hobohm  İslam’a girdi. Londra’da islam üzerine okudu.

1940? Smail Balic doğdu                            

1941   Raşid el-Gannuşi doğdu  

1943   Gide günlüğünde (Fez, 1943) şunları yazar: "Gençliğimde Guenon'un eserleriyle karşılaşmasaydım neler gelirdi başıma.. Ama o zamanlar Guenon'un eserleri henüz yazılmamıştı. Şimdiyse, artık çok geç.. Ben Descartes ve Bacon taraftarıyım. Ama ne önemi var. Guenon'un kitapları çok ilginçtir ve bana çok şey öğretmiştir, tepkiyle de olsa.."

1943   Ahmet Huber Bern'e yerleşti. Burada liseyi okudu. Hala burada ikamet ediyor.

1944   Abdulmecid Efendi 20 yıl İsviçre ve Fransada yaşadı. 23 Ağustos 1944 de Paris’te Bulogne Ormanına bakan villasında öldü.

1944   Die Deutsche Muslim-Liga e.V. Hamburg 1944,

1944-1945 Berlin İslam Arşivi tahrip oldu. Yağmalanan Belgeler ABD’ye götürüldü.

1944   Muhammed Sıddık doğdu                                             

1945   II.Dünya Savaşının Sonu

1945   Roger Garaudy Fransız Komunist Partisine üye oldu. 1951 de Meclis’te bulundu.

1945   2.Dünya savaşını takip eden yıllarda,- 60'lı yıllara gelinceye kadar- çeşitli ülkelerden çok sayıda müslüman Almanya'ya gelmiştir. Özellikle komunist bloktan kaçan Azerbaycan Türkleri, Kırım ve Volga Tatarları, Kuzey Kafkasyalılar, Başkırtlar, Türkistanlılar, Özbekler ile Yugoslavya ve Arnavutluk'tan kaçan müslüman halklar Almanya'ya gelip yerleşmişlerdir. Çoğunluğunun Almanya'nın güney bölgelerine yerleştikleri bilinen bu göçmenler hakkında fazla bilgi yoktur. Ancak aynı yıllarda Almanya'ya gelen Ahmedi mensuplarının, dönemin en faal müslüman grubunu oluşturdukları bilinmektedir.

            20.yy.ın ortalarından başlayarak, başta Almanya olmak üzere, bazı Avrupa ülkelerinde görülen sürekli ve hızlı sanayileşme, aybı sürece girememiş bu ülkelere işgücü akımını beraberinde getirmiştir. Almanya 1960 lı yıllara kadar işgücü ihtiyacını İtalya, Yunanistan ve İspanya'dan karşılamıştır.

1945   Nadeem Elyas     doğdu                   

1947   Guenon  "Cahiers du Sud" de yayımlanan bir makalede açıklamada bulundu. O makaleden anlamlı bir bölüm: Bütün geleneksel öğretiler içinde, İslam öğretisi, zahiri ve batıni diyebileceğimiz, biri öetekinin tamamlayıcısı olan iki öge arasındaki farkın en net biçimde belirtildiği tek öğretidir. Arapçada bu iki terim şöyle ifade edilir: şeriat, yani sözlük anlamıyla herkese açık büyük ve anayol; hakikat, iç gerçek, ki seçkin bir zümreye özgüdür. Bu hiç de keyfi bir ayrım değildir. Tersine eşyanın tabiatından dolayı böyledir, çünkü herkes hakikat bilgisine ulaşmak için aynı niteliklere ya da aynı yeteneklere sahip değildir."

1948   Christian H. Hoffman doğdu                                          

1948   Ahmet Huber  Hukuk ve Ekonomi öğrenimi gördü.

1948   M.Lings  tekrar İngiltere'ye döndü. Londra Üniversitesi'nden Arap dili diploması aldı.

1949   F.Schoun Alman asıllı bir İsviçreliyle evlendi. Eserlerini burada kaleme aldı.Bir çok ülkeyi gezdi.

1949-53             Mohammed Aman Hobohm Berliner Moschee İmamlığı (Leiter) ve Deutsch-Moslemischen Gemeinde başkanlığı yaptı.

1949   Ali Yüksel doğdu                               

1950   Cat Stevens (Yusuf İslam) doğdu                 İngiltere (İsveç/Yunanistan)

1950   Guenon  hayattayken yayımladığı son yazıları belki de 1950 Eylul'unde "La cite divine " (İlahi Site) başlığıyla bir makalede yayınlandı.

1950   Islamische Gemeinde Hamburg e.V. Hamburg 1950,

1951   Rene Guenon      öldü. 1951 de Andre Gide'e ayrılan "Noevelle Revue Française" in özel sayısında Henri Bosco, Gide'nin şu sözlerini aktarıyor: "Guenon haklıysa, benim bütün eserlerim tepetaklak olur. Guenon'un yazdıklarına hiçbir itirazım yok, kesinlikle yok. Onlar çürütülemez."

1951   Ziyauddin Serdar doğdu 

1952   Esed, Pakisan'ı BM de temsil etmek üzere New York'a gitti.

1952   Ralf Buscher       doğdu                                                  

1953   Esed Yazarlık hayatı Mekkeye Giden Yol'u (1953) yazarak başladı. Bu kitap İslamı kabul edişinin belgesel hikayesidir.

1953   Abdullah Yusuf Ali Londra’da öldü

1953   Yalçın İçyer doğdu                           

1954   Abdulmecid Efendi’nin Cenazesi Paris’ten Medine’ye götürüldü ve orada defnedildi.

1954   Abdulcevad Falaturi Tahran Üni’de Felsefe ve İlaniyat lisansı yaptı. İslami İlimlerde müçtehid derecesi kazandı. 1954'ten sonra Federal Almanya'da Mainz-Bonn ve Köln  ve Hamburg Üniversiteleri'nde felsefe, şarkiyat ve hukuk felsefesi öğrenimi gördü.

1954-56             Mohammed Aman Hobohm Pakistan’da İslam üzerine çalıştı. ‘Voice of Islam’ Dergisinde yazdı. Karaçi, Pravalpindi Alman Elçiliklerinde çalıştı. Pakistan-German Forums’un Genel Sekreterliğini yaptı.

1954-56             Mohammed Aman Hobohm Uluslararau Müslüman Gençlik Teşkilatı ( IAMY) Başkan yardımcılığı ve Rabıta Almanya danışmanlığı yaptı.

1955   M.Lings  1955 den itibaren İngiliz Müzesi Doğu Elyazmalarının (özellikle Arapça) tasnifinde bulundu.

1955   Islamische Gemeinde Deutschlands e.V. Schwetzingen 1955,

1956   Kamereddin Kerman doğdu          

1956   Muhammed Latreche       doğdu   

1956   Garaudy Komunist Partisi siyasi büro şefi oldu. 56-58 arası mecliste bulundu.

1956-1989 Ahmed Huber SP Zshwiz, Neue Presse, Basler Zeitung, Weltwoche, Cücher Woche, Associated Press, Deutscher Depeschen de 1956-1989 arasında çalıştı.

1957   Hamburg-Stellingen'de Fazle Ömer Camii kuruldu.

1957   Ahmediye Hareketin o zamanki Halifesi Mahmud Mirza Beşirüddin Mahmud Ahmed, "Almanya'nın diğer şehirlerinde de camiler yaptırmak istiyorum. Allah vere de Alman milleti İslam'ı çabuk istiyorum. Allah vere de Alman milleti İslam'ı çabuk kabul etseler de, dini yönden de Avrupa'nın lideri olsalar demiştir."            Ahmedilerin bu şekilde teşkilatlanmaları ve özellikle genç hristiyanlar üzerinde etkili olmaları, Hristiyan cemaatlerin ve kiliselerin bu konuya eğilmelerini beraberinde getirmiş ve Almanya'da Hristiyan-müslüman ilişkileri yeni bir boyut kazandı.

1958   Hüseyin Kerim Ece doğdu              

1958   Şükrü Bulut         doğdu                   

1959   F.Schoun daha sonra 1963 de Amerikaya gitti Amerikan yerlilerini ziyaret etmek için. Eşiyle beraber Sioux ve Crow kabilelerine kabul edildiler.

1959   Frankfurt am Main'de Nur Camii'ni kuruldu.

1959   Adnan Aslan doğdu                         

1959   Ömer Bekri Muhammed doğdu

1959-1962  arasında Garaudy Senato'da bulundu.

1960   Berlin Duvarı'nın İnşası

1960   lı yıllara gelindiğinde, bu ülkeler işgücü talebini karşılayamadıkları için Almanya yeni kaynaklar aramak durumunda kalmıştı. Bu noktada, önce Türkiye'den daha sonra Yugoslavya, Fas ve Tunus'tan çok sayıda işçinin Almanya'ya davet edildiler. Bu durum, çok sayıda müslümanın Almanya'ya akın etti.

1960   Kadir Canatan     doğdu                   

1961   Esed,Bu yıl yazdığı The Principles of Stade and Government in Islam'da gerçek bir İslam devletinin esaslarını ortaya koydu.

1961-1967 M.Salim Abdullah Yahudi Temsilcilerle Diyalog başlattı.

1961   C.Kaplan Ankara Vaazı oldu. AÜİF ne kaydoldu ve 1965 de mezun oldu.

1962   A. Falaturi Doktora tezi "Zur İnterpretation der Kantischen Ethik Im Lichte der Achtung" (Değer Işığında Kant Ahlakının Yorumu Üzrine). Bonn 1962;  1962 de doktora, Hukuk felsefesi mecmualarında bir çok makaleleri yayınlanmış, özellikle Tahran Üniversitesi felsefe bölümünden birçok davetler almıştır.

1962   Ahmed Huber müslüman oldu. Bir Mısır'lı hanımla evlendi. Said ve Amr adında iki oğlu oldu. Şöyle anlatır: Güzel bir müslüman olan Şeyh Mahmut Şeltut elinde müslüman oldum.O 1950-60 lı yıllarda genç Mısırlılara İslam'ı anlattı, onları uyandırmaya çalıştı. Bilindiği üzere o zamanlar Nasırcılık revaçta idi. İşte o zaman da Şeyh, islam'ı anlatmaya ve nasyonalizmin tehlikelerine dikkat çekmeye uğraşıyordu. Bu O'nun birinci özelliği ve değeri. İkincisi ise Şeyh Şaltut ümmetin vahdeti için sünni ve şiilerin kardeş olduğuna dair  fetva yayınladı. Caferiliği islam'ın hak bir mezhebi olarak kabul edilip Ezher'de okutulmasını arzu ediyordu. 1958 den beri bunu başardı. Zaten bilindiği gibi Şiilik ve Sünnilik arasında herhangi bir akıdevi fark yoktur. Benimle epey sohbet etti ve bana imzaladığı bir Kur'an nüshası hediye etti. Kucaklaştık. Bunlar olup bittikten sonra bana Ahmed dedi "Şimdi hrıstiyanlığa nasıl bakıyorsun?" Ben kendimi hakkın merkezinde görüyorum dedim. "Evet" dedi." Gerçekten İslam, hakkın özüdür. Kim ki, iyi bir hristiyan olmak istiyorsa, kim ki iyi bir yahudi olmak istiyorsa, iyi bir hindu olmak isterse o, müslüman olmalıdır, islamı kabul etmelidir" Yani islam'a giren din değiştirmiyor, asıl dinine dönmüş oluyor. Şaltut bana "kardeşim Ahmet, sen şimdi aynı zamanda iyi bir hristiyan da oldun" dedi.

1964   Essen Demiryollarında çalışanlar için 1964 de 8 adet Mescid bulunuyordu. Yine Deutsche Bundesbahn Hannover'de isyasyonda duran iki tren vagonunu tefriş edip, Mescid haline getirmişti. Almanya'ya ilk giden Türk işçileri de, çok sayıda Türk işçisi bulunduran firmaların, uygun yerlerde kendileri için Mescidler ayırdıklarını söylemektedir.

1964   The Message of the Qur'an çevirisi 1980 de yayınlanacak.

1964   Yusuf Kaplan       doğdu                   

1965   C.Kaplan 633 sayılı Diyanet Kanunu'nun kabul edilmesi ile, Diyanet müfettişliğine atandı. Bir müddet sonra  personel dairesi başkanı, akabinde Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı oldu. 1966 da Adana Müftülüğüne atandı.

1966   Abu Bakr Rieger doğdu                                  

1967   Türklerin kendileri için cami açmaları bu yıla  rastlar. Bu tarihte Braunschweig'te Türk-İslam Derneği kurulmuş ve ilk Türk Camii açılmıştır.

1967   İskoçya’lı Lan Dallas gittiği Fas'da müslüman oldu.

1967   Hüseyin Altaib Kruschinski doğdu                              

1968 Abdulkadir es-Sufi ,Fas Meknes'de Darkavi tarikatı şeyhi Muhammed ibn el-Habib'e intisap etti.

1968   F.Schoun Türkiye’yi ziyaret etti.

1968   Yusuf Halil İbrahim Sofu doğdu

1970   Garaudy fikri anlaşmazlıklar nedeniyle Partiyle arası açıldığından partiden çıkarıldı.

1971   A.Falaturi , Doçentlik tezlerini verdi.Profesorluk takdim tezi: "Umgestalltung der friechishen Philosophie durch die İslamiche Denkweise (Yunan Felsefesinin İslam Düşüncesi Yoluyla Değişimi) Köln 1973;

1971-1976 Hamid İnayet  Tahran Üni’de siyaset Prof.olarak çalıştı.

1971   Londra'da Müslümanlardan gayrı resmi bir grup toplantılar yapmaya başladı ve Enstitü'nün amaçlarını belirlemek için 2 yıl çalıştı. Gerçekten ve tam olarak müslümanların bugünkü durumu nedir? Yanlış olan ne? Bizim niahi amacımız ne? Biz gerçekten neler yapabiliriz? Değişim stratejisi nedir? Bizim takip edeceğimiz strateji ne olmalıdır?

1971   Karaçi’de toplanan Dünya İslam Kongresi Gazeteci Salim Abdullah’ı Arşivi yeniden kurmakla görevlendirdi. Saarbrücken de  Müdürlüğünü yaptı 1981 e dek.

1971-1992 M.Salim Abdullah Deutchle Welle’de İslam Dünyası Haberleri Sorumluluğu yaptı.

1971   Abdulkadir es-Sufi’nin Fas’daki Darkavi şeyhi öldü.

1972   Kelim Sıddıki, British Kütüphanesine ve Londra Üniversitesi'ne yakın bir yerde The Müslim Institute for Research and Planning 'i kurdu. Arapça, İngilizce ve diğer dillerde kitapları içeren küçük bir Kütüphanesi vardı. Kurum kendi kendine global islami hareketin bir parçasını oluşturur, fakat bu sadece akademik düzeydedir. Birleşik Krallık'ta, entellektüel sahada Müslümanların varlığını güçlendirmek için uğraşır.

1973   Ahmedi Halifesi Mirza Nasır  Ahmet, Alman Gençliğinin 80 yıllık bir zaman içinde İslam öğretisini şimdikinden daha kuvvetle kabul edeceklerine inandığını ifade etmiştir. Aynı şahıs 1978 de yaptığı açıklamada 150 yıl içinde bütün Avrupa'nın müslüman olacağını belirtmiştir.

1973   e kadar devam eden bu süreçte, Almanya'da bulunan yabancı işçilerin hem genel nufuza hem de birbirlerine olan oranlarında önemli değişiklikler oldu:              1962 de yabancıların genel nufuza oranı %3.1 iken, bu oran 1972 de %10.5 lara yükseldi.

            1962 de yabancı işçilerin %38 ini İtalyanlar, % 13.4 ünü İspanyollar %11.2 ini Yunanlılar oluşturduğu halde 1972 de İtalyanların %18 lere,                1962 de yabancı işçilerin %38 ini İtalyanlar, % 13.4 ünü İspanyollar %11.2 ini Yunanlılar oluşturduğu halde 1972 de İtalyanların %18 lere, ispanyolların % 7.9 lara düştükleri, Yunanlıların ise hemen hemen aynı seviyede kaldıkları (%11.7) görülür.

            İlk olarak % 7.5 ile 1964 istatistiklerinde yer almaya başlayan Türkler ise 1972 de %21.2 lük oranla Yugoslavların öbüne (%20.3) geçti.

1973   60 lı yıllarn sonlarında görülen büyük işçi göçü ve 70 li yılların başlarından itibaren hızlanan aile birleşmeleri ile bütün dünya ile birlikte Almanya'nın da yaşadığı ekonomik çalkantı sonucu ortaya çıkan yabancı düşmanlığı, Türklerin kimlik koruma gayretine girerek, dernekler vasıtasıyla camiler açma faaliyetlerini hızlandırmıştır.1973 de Köln'de kurulan İslam Kültür Merkezleri ve camisi izler.

1973   İslam Kültür Merkezleri (Islamische Kulturzentren). Köln'de kuruldu.

1974   Dünya İslam Konferansının Ahmediliği gulat fırka olarak kabul etti. Bundan sonra Almanya'da İslami temsil gücünün Türklere ve onlar tarafından kurulan Cami ve organizasyonlara geçtiği görülmektedir.

1974   Müslim Enstitüt hazırladığı soruları Enstitü Hazırlık Komitesi'nce cevaplandırıldı ve teklif broşürü olarak, 1974 de dünya çapında yayınlandı. Kurucu üyeler, Enstitü'nün dünya  Müslümanlarını temsilen kurulmasının daha uygun olacağını düşünerek, kurucu üyeliği için dünya müslümanlarını davet etti.      Kurucu üyelerin sayısı, önce Londra'dan düzinelerle başladı. Sonra dünyanın birçok bölgesinden yavaş, fakat düzenlice üyeler katıldı. Global yaklaşım yöntemini tutmuştu. Şimdi dünya çapında kurucu üyelerin çalışma ağı, Enstitü'nün finansal kaynağını sağlamaktadır. Enstitüye üye olmanın tek şartı, müslüman olmaktadır.

1974   Mujahid Hirsch doğdu                                                    

1975   Müslim Enstitüt , düzenli olarak seminer proğramlarına, Ekim 1975 de başladı. Bugüne kadar 50'den fazla seminer düzenledi.

1975   Abdulkadir es-Sufi İlk kitabını 1975 de "Muhammed'in Yolu" ismiyle yayınladı.

1976   Abdulkadir es-Sufi 1976 da, uzunca bir dünya turundan sonra Norwich'e yerleşti ve Müslüman köyü kurdu. 1976 da Bingazi'de yaşamakta olan Şeyh Muhammed el-Fayturi'ye giderek, onun müridi oldu. Şeyhliğini Fayturi onayladı.

1976   AMGT (Organisation Nationale Sicht Europa).  Köln 'de kuruldu.

1978   Abdulkadir es-Sufi Cihad'ı yayınladı...      "Önce, kendisinde ve çevresinde olup bitenlerde bir şeylerin yanlış gittiği farkeder insan ve derinden gelen ani bir silkinişle gündelik yaşamın uykusundan uyanıverir. Ve sonra bu kişi, varoluşun gerçek doğasına ilişkin bir bilgi edinebilmek için, önüne çıkan birtakın ipuçlarını izleyerek hiç de tekin olmayan bir arayışa, bir yolculuğa girişir.

         Öykü hep aynıdır. Binlerce yıldır kimi insanlar, bu arayışın; bu, bittiği yerde yeni bir başlangıcı hazırlayan arayışın birbirini izleyen halkalarını oluşturagelmişlerdir. Sürdürülmekte olan yaşamın anlamsız ve insanı kendisi olmaktan sürekli alıkoyan bir oyun olduğunu derinlemesine kavradıkları noktada bu insanlar, kendilerini varoluşun gerçek doğasıyla uyumlu kılabilmeleri için gerekli olan bilgiyi, yani hikmeti elde edebilmek uğruna, bu hikmeti elinde bulunduran insanları bulmak üzere uzun yolculukları göze alıp, çoğu kez, yaşadıkları yerleri terketmişlerdir. Bu terkedişin derin anlamı ise, bu yaşam içerisinde kişinin kendi sahte kimliğini oluşturan ne varsa, bütün bunlardan vazgeçilmesidir. Bu kaçınılmazdır, çünkü "eğer hakikatı istiyorsanız, yaşamınız asla eskisi gibi olamayacaktır." Ne var ki, giriştikleri bu yolculuk, aradıkları bilgiyi kendilerine öğretecek birini bulduklarında, işte asıl o zaman başlayacaktır ve bu bir başlangıçtır yalnızca..

1978   ADÜDT .Daha önce var olan aynı görüşlü 7 Derneğin  birleşmesi ile oluştu.

1978   Gemeinschaft Deutschsprachiger Moslems im Lande Nordhein Wesffalen e.V.Köln 1978,

1978   A.Falaturi, kurduğu IWA'nın Müdürü oldu. IWA'nın Kur'an ve Sahih sünnete müstenid İslam'ı Hristiyan Batı'nın kültürel arkaplanını nazara alarak kamuoyunda doğru tanıtmayı hedefledi.

1979   DİB Almanya'ya ilk din görevlisini 1979 başlarında, 6 aylık geçici süreyle gönderdi. Bu tarihten önce ise sadece Ramazan aylarında olmak üzere bazı din görevlilerinin Almanya'ya gönderildiği biliniyor. 6 aylık geçici süreyle gönderme işlemi 1984 de Köln'de Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği e.v kurulana kadar devam etti. Halen 700 ün üstünde derneğine bağlı bulunur.

1980   Esed 80 yaşında Medine’yi terkederek önce Tanca'ya, sonra da bir Portekiz köyüne yerleşti. Sebebi Kur'an üzerindeki çalışmasının bütünlüğünü ve sıhhatini korumaktı. Basıldıktan 5 yıl sonra Şeyh Yamani ondan 20 bin nüsha sipariş etti.

1980   İspanya’da  5.7.1980 yılında 7 no’lu yasa gereği müslümanların dini özgürlükleri teminat altına alındı. Resmen tescil edilmiş olan bu anlaşma gereği Kraliyet ve dini cemaatlar karşılıklı haklar ve yükümlüklerle mükellef kılınmışlardır. Bu haklardan istifade edebilmenin gereği de kişinin o dine veya inanç grubuna mensubiyetini gösteren üyelik belgesidir.

         İspanya İslam Kuruluşları Federasyonu ve İspanya İslam Cemaati Birlikleri’nin İspanya İslam Komisyonu adı ile bir çatının altında toplandıktan sonra, bu kanuni hak ancak 1992 yılında uygulama alanı bulabildi. İspanya Adalet Bakanı’nın 1992 yılının başlarında Kraliyet adına yürüttüğü bu işbirliği görüşmelerinde varılan son mutabakat şekli aynı yılın sonunda İspanya parlementosunda onaylanmıştır. Bu antlaşma gereğince İspanya Devleti, İspanya İslam Komisyonu’nu, İspanya Müslümanlarını temsil eden bir organ olarak tanımış ve çalışmalarını aşağıda görüleceği üzere bazı kayıtlara bağlamıştır.

         *Hukuk nezdinde İspanya İslam Komisyonu’na bağlı kuruluşlar, Hristiyanlar gibi eşit haklara sahiptirler ve dokunulmazlıkları vardır.

         *Cenaze ve defin merasimlerini İslami vecibelerin gereğine göre düzenleme hakkına sahiptirler ve bu amaçla mezarlıklarda arzu ettikleri parselleme ve düzenleme yapabilirler.

         *Tam veya yarı resmi vazifeli din görevlileri (imam, müezzin vb.) diğer dini görevliler gibi şahidlik reddetme hakkına sahiptirler. Yüksek öğrenimlerine devam etmek istedikleri takdirde askerlikleri tecil edilir. Ve aynı zamanda sosyal sigortalıdırlar.

         *Resmi makamlarca evlenme ehliyetine sahip olduklarını belgeledikleri ve iki reşid şahidleriyle birlikte dini nikah kıyabilirler, İslami usullere göre düğün merasimlerini tertip edebilirler. Daha sonra da resmi kayıd yaptırabilirler.

         *Müslüman askerlerin dini vecibelerini yerine getirme hakları vardır. Bunun gereği olarak kışlalarda Mescid ve İmamlık tahsis edilir.

         *Hastahanelerde, huzurevlerinde, cezaevlerinde bulunan müslümanların dini hizmetlerinden yararlanma ve ifa etme hakları vardır. Bu hizmetlerin ücretleri ilgili kurumlar tarafından karşılanır.

         *Resmi veya özel ilkokul ve ortaöğretim çağındaki müslüman çocuklar, velileri arzy ettikleri taktirde, dini eğitim alma hakları vardır. Bu dersler, ‘İspanya İslam Komisyonu’ tarafından tayin edilen öğretmenlerce verilir. Bu kurum aynı zamanda müfredatları doğrultusunda ders kitaplarını da yayınlar. Müslüman tebaya özel üniversite açma ve açtıkları ilkokul ve Üniversitelerde İslam dinini öğretme hakkı verilir.

         *İspanya İslam Komisyonu ve ona bağlı kuruluşlar amme hizmeti gören diğer kamu kuruluşları gibi eşit hak ve özgürlüklere sahiptirler ve bu kuruluşlar yasaldır. Ayrıca bu kuruluşlar arazi, gayri menkul ve cemiyet vergilerinden muaftırlar.

         *Müslüman işçiler, kendileri için uygun bir tarih bildirmek kaydıyla müslümanlarca tatil sayılan (hicri yılbaşı, aşura, Mevlid kandili, kadir gecesi, ramazan ve kurban bayramı (3 gün) 10 gün için, diğer mutad tatil günlerinden feragat ederek o günleri kendi tatilleri için kullanabilirler. Okula devam eden müslüman çocuklar o günlerde derslerden muaftır.

         *Kamu ve resmi kuruluşlarda çalışanlar ve öğrenciler Cuma günleri 2 saatlik süre diğer zamanlarda telafi edilmek kaydıyla 13.30-15.30 saatleri arası serbesttirler.

         *Ramazan ayında müslümanlar için çalışma saati güneşin batmasından bir saat önce sona erer, bu aradaki geçen süre, mümkün olan diğer zamanlarda telafi edilecektir.

         *Müslümanlar helal et ihtiyaçlarını İslami usullere göre giderebilirler. Helal mamüllerin bilinebilmesi için özel olarak etiketlendirilir, beyan edilmek şartıyla askeri kurumlarda, kamu kuruluşlarında ve özel okullarda İslami hususiyetlere aykırı olmayan yemekler hazırlanır ve sunulur.

         Şüphesiz bütün bunlar ve bunlara uygun düzenlenebilecek yönetmelikler işverenle işçiler arasında belki bazı pürüzler öıkarılabilecektir. Ufak tefek eksikliklerine rağmen İspanya’daki bu formül, diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan müslümanlar için hak ve özgürlükleri elde etme mücadelesinde örnek alınabilecek bir niteliğe sahiptir. Yukarıda kazanılmış şekliyle görünen noktalar Almanya’da yaşayan müslümanlar için birinci derecede emsal teşkil etmelidir ve müslümanlar bu haklara sahip olmanın peşini bırakmamalıdırlar.

         Hukuki olarak bugün bizi ilgilendiren konu Almanya’daki müslümanların ya da din olarak İslamın karşısında bulunan İspanya ve Alman protestan kiliselerinin tavrıdır. Ancak burada Katolik kilisesinin özel bir durumu sözkonusudur. Çünkü Katolikler burada Alman Federal Hükümeti  tarafından devletlerarası antlaşmalar seviyesinde tanınmış ve hakları teminat altına alınmıştır. Ama diğer taraftan Federal Anayasa’nın 2.böülümde yer aldığı biçimiyle Protestan Kilisesi ‘kamu tüzel kişiliği’ bağlamında bir tanınma elde etmiştir. Bunun müslümanlar için anlamı ise şudur: Sözgelimi, ‘Alman Müslümanları Genel Teşkşlatı’ veya ‘Alman Müslümanları Komitesi’ gibi bir cemaat olarak tanınmayı elde ederlerse, o taktirde Alman federal İçişleri Bakanlığı veya Eyalet Bakanlıkları karşılıklı muavenet ve işbirliği antlaşması gereği, İspanya modelini örnek alabilecektir.

         Fakat bugün Almanya’da müslümanlar, karşılaştıkları sorunları çözmede İspanya’daki uygulanan modelden oldukça uzak bir  noktada bulunmaktadır. Evvelemirde Almanya’daki müslümanları ilgilendiren ve çözüme kavuşturulması gereken konu, islami usullere göre helal kesimin yapılabilmesi, islami usullere göre cenaze defin işlemlerinin yapılabilmesi ve yine islami olarak temel dini eğitimin özel okullarda verilebilmesinin sağlanmasıdır.

         Burada üzerinde durulması gereken önemli bir nokta da, İspanya Kraliyetinin meseleyi Anayasa’ya uygunluğu bağlamında çözüme kavuşturduğu, Müslümanların devletin kurum ve kuruluşlarına bağlı olup, olmayacaklarını bir sorun edinmeden önyargısız bir şekilde çözüme kavuşturulmuş olmasıdır. Böyle bir kararda İslam dininin İspanya tarihi içinde müntaz ve tartışmasız yerinin bilincinde olmalarının da itici gücü olduğunu belirmeye gerek yok. ( Her ne kadar böyle bir sonuç 1936-38 yılları arasında Franko ile birlikte cumhuriyetçi ve komunist rakiplerinin kemikleri sızlatsa da.)

         Ancak  ulaşılması güç olan bu toleransla, İspanya devleti Avrupa’da, sadece kendisinin liveral yönünü göstermiyor,  aynı zamanda bütün  İslam  alemine de, Avrupa Birliği içerisinde öncelikle muhatap olacakları adresi ve çok yönlü işbirliği yapabilecekleri ortakları olduğunu göstermiş oluyor. (Al-İSLAM, Zeitschrift von Muslimen in Deutschland Nr.4/1996)

1981   C.Kaplan Nisan' ayında mecburen emekliye sevk edildi. 27 Aralık 1981 de Almanya'ya geldi.

1981   İslami hareketle ilgili yayınlar, Enstitünün en iyi bilinen yayınlarıdır. 1981 de Sıddıki tarafından kaleme alınan islami hareketle ilgili Kitaplar geçmişinden günümüze dünya İslami hareketlerini anlatmaktadır. Müslim-Medya: İslam Dünyasında etkili olan olaylar gakkında geniş çaplı bilgi ve derinlemesine analizler içeren, aylık haber bültenidir. Abone olmak yoluyla temin edilir. Kasım 1981 de yayınlanmaya başladı.

1981   Garaudy 11 yıl aradan sonra müslüman olduğunu açıkladı.

1981-1989 a kadar  Ahmed Huber Ringier isimli basın Holdinginde görev yaptı. Rüşti fetvasını desdeklediği için 1989 da işinden oldu.

1981-1982 de İslam Archiv Soest’e taşındı.Kamu Yarraına Çalışan Dernek statüsü taşıyor. Kurum Moslemische Revue adlı bir mecmua çıkarıyor.İslam Haberleri adıyla bir bülten yayımlıyor. Şube açma, din eğitimi verme, dini raporlar sunma, dini yorumlar ve belgeler hazırlama, dini ibadetler ve pratiklerde bulunma, İslam kültürünü yayma, müslüman azınlık haklarını koruma görevleri var.

1981  M.Salim Abdullah bu yıl yayınlanan Almanya’da İslam’ın Tarihi kitabında şöyle yazar: Alman kökenli müslümanların sayıları hakkında Kesin bilgiler yok. Kurulan derneklerin üye sayılarına bakılırsa bu sayının 1500 civarında (1981) olduğu tahmin edilmektedir. Bu sayıya evlenme yoluyla din değiştirenler dahil değildir. 1981 lerde 23 bin üzerinde bu tür evlenmelerin olduğu biliniyor.

            Bu sayının bilinememesinde etken bir diğer husus, 2. dünya savaşı sırasında Almanya'nın uyguladığı politikalar sonucu müslümanların olumsuz yönde etkilenmiş olmalarıdır. Bir çok Alman müslüman savaş sırasında ve müteakip yıllarda başka bir ülkeye göç etmiştir, diğer bir kısmı ise kendilerini gizlemişlerdir.

1982   Müslim Enstitüt, Londra'da "Dünya Seminerleri" düzenledi. Şimdiye kadar bunların dördü gerçekleştirildi: 1982: Hacc, 1983:İslam'da Devlet ve Politika, 1984: İran-İslam Devrimi, 1985:Pakistan'ın Geeceği.

1983   İslami Cemaatler Birliği Teşkilatı 13 Ağustos’da kuruldu. İslam Anayasası yayınladı. Başlangıçta 5000 üye, 10 bin sempatizanı olduğu söylenir.1985 de İran’a gitti.

1983   Ahmed Huber İran'a, 1986 da Hacca gitti. Şöyle der: . Bizlere hatalarımızı öğretti. Muhammedi İslam'ın yolunu gösterdi ve biz Sünni müslümanlar olarak İslam'ın özüne döndük ve uyandık. Şii bir müslüman olan Humeyni bana öğretti ki, gönlümü Kur'an'ın surlarına açtı ve ben İslam devriminden bu yana kendimi Hizbullahileri tarafından saydım.             Humeyni, Şaltut'u gıyabında iyi tanıyordu ve İslam'a hzmet etmiş biri olarak tanıyordu. Ben de Sünni bir müslüman olarak gittiğim her yerde Şaltut'un elinde şehadeti kabul ettiğimi söylüyordum. İmam Bize dedi ki: "Şiisiyle, Sünnisiyle tüm müslümanlar kalkın. Kur'an ve Sünnet'e dönün. Saray mollalarının öğrettiği bid'atlardan, yalanlardan kurtulun. Bunları tarihin çöplüğüne atın. Peygamber'in öğretrilerine dönün. Gerçekten imam, müslümanların vahdeti yolunda çok büyük hizmetler yaptı. 1986 haccında Şii müslümanlara Peygamber'in mezarına gittiklerinde Ebubekir ve Ömer'e fatiha okumalarını istiyordu. Tabii ki bu tarihi red, vahdeti bayrak etmekti.

             Deniliyorki İmam Hacc'da el-Benna ile görüşmüş. O ve Ayetullah Kaşani ya da Ayetullah Burucerdi ile olacak Hacc ederken el-Benna ile görüştük. Benna, Mevdudi, Kutup'un Kitaplarını iyi incelemiş biridir İmam. Onları iyi biliyordu.

1984 den sonra Salim Abdullah İslam Arşivini Yaşatma ve Koruma Derneği’ni kurarak mali imkan oluşturdu.

1985   İslami yayınlar Bülteni: M.Entitü’nün İslam dünyası ve islam hakkında araştırmaları izleyen 3 aylık bir yayındır. 1985 Nisan'ından beri yayınlanıyır.

1986   İslam Konseyi: Salim Abdullah’ın 10 yıllığına Başkan olarak seçildiği bu teşkilat ,İslam Kültür merkezleri Birliği (Süleymancılar), Cemaain Nur, İslam’ın Dostları derneği, Dünya İslam Kongresi Almanya şubesi’nin işbirliği ile kuruldu. Daha sonra Süleymancılar çekildiler.Haziran 1991 üye sayısı 6 ya 1993 de ise 14e yükseldi.

1986-1991 Alman Okul Kitaplarında İslam araştırmanın yönetimini A.Falaturi ile Udo Tworuschka yürütmektedir. Araştırmanın insiyatifi de İslam Akademisi'nin elinde.

1987   Türk İslam Kültür Dernekleri Birliği (TDKDB).1987 de ADÜTDF den ayrılarak kuruldu.

1987   Hamid İnayet öldü                            

1988   de Almanya'da yaşayan ve genel nufusun % 7.5 ini oluşturan 4 489 105 yabancı işçiden 1/3 ünü (1 523 678) TC vatandaşları oluşturuyordu.

            Geçici süreyle çalışmak üzere Almanya'ya gelen, fakat bazı sebeblerle geri dönemeyen ve bir çoğunun dönmeyeceği bilinen Türkler, ilk gittikleri yıllardan itibaren, dini ibadetlerini yapabilecekleri yerlere sahip oldular. Çoğu işçi alan kurum ve kuruluşlar, çalışanların müslümanlar olduğunu dikkate alarak, daha baştan, onlar için, iş yerlerinde ve kaldıkları yerlerde Mescidler ayırmışlardır.

1989   Duvarın Yıkılışı

1990   Garaudy İspanya’da İslam Medeniyeti Müzesi kurdu. "İbrahim Dini Konferansı" düzenledi.

1991   A.Falaturi, Dr.Phil (Bonn) Köln Üniversitesi' nde İslami İlimler Profesoru iken  emekli oldu.

1991? A.el-Murabıt  Diyalektiğin Sonu’nu yazdı.

1992   İmgiltere’de Muslim Parlement kuruldu.

1992   Muhammed Esed (Leopold Weis) öldü                      

1992-1994  Almanya Değişim Dergisi yayınlandı.

1992-1995 Batı Avrupa Müslümanları Periyodik Kimlik Arama Kongreleri

1993   Kaplan’ın 1993 de Almanya’da 98 camisi 1200 üyesi, 3000 sempatizanından bahsedilir. Hicret, Avrupa’da Hicret, Tebliğ, Ümmet adlı yayın organları çıkardılar. Anadolu Federe İslam Devleti emiri oldu. Daha sonra Halifetu’l-Müslimin adını aldı.

1993   Ali Yüksel İslam Konseyin Ruhani İşler İdare Kurulu başkanı oldu.1993 Haziran’ında Şeyhulislam olarak anılmaya başlandı. Yürüyme Kurulu üyeleri arasında Hasan Özdoğan yer alıyor. 1993 de Konsey, Federal Alman Parlementosu ‘Temsili Kutuluş Bölümü’ Lobi Listesine kayıt yaparak, müslümanları resmen temsil etme sıfatı kazandı.

1993   Berlin Okulu/Ulumu’l-Hikme’de ilk ders.

1995   AB Gümrük Birliği

1995   Cemaleddin Kaplan 15 Mayıs’da öldü, oğlu Metin Halife’liğini ilan etti.

1995   Muhammed Hobohum Ağustos’dan beri de Köln Kral Fahd Akademisi Derneğinde Yönetici.

1996   Abduljavad Falaturi  1996 da Hamburg'a taşındı ve orada vefat etti.

1996   Kelim Sıddıki öldü                            

1996   Kasım. HDR’in kuruluşu

1997   1996 da Halifeliğini ilan eden Yusuf İbrahim Sofu 8 Mayıs’da Berlin’de öldürüldü.