Bekir Berk

1926-1993

 

        Ordu'da doğdu. Beşiktaş 20.İlkokul, Ortaköy Gaziosmanpaşa Ortaokulu'nu bitirdikten sonra başladığı Kabataş Erkek Lisesi'ni bırakıp, Yatılı Sınavları kazanarak girdiği Balıkesir Lisesi'ninden Mezun oldu (1945). Aynı Yıl Devlet Olgunluk Diploması aldı. İstanbul Huquq Fakultesi'ni bitirdikten (1951) sonra başladığı Avukatlığı 20 Yıl sürdürdü. Said Nursi ve Nur Talebeleri'nin önde gelen Avukat'ı olarak Ün kazandı. (1953-1973)

         Üstad’ın Ölüm'ünden sonra Şakirtler İzmir’de Zülfikar Gazetesi'ni çıkardılar. O toplatılınca Uhuvvet Yayın'a başladı. Bekir Berk, Nursiin Yakın Talebesi Zübeyir Gündüzalp ile 1967-71 arasında Radikal İttihat Gazetesi’ni çıkardılar.

        1965 de Türkiye Çapındaki Dernekler'in %25 i Müslümanlar’ın Elindeydi.

      4 Mart 1965 de Nurcu İttihad Gazetesi'nde şöyle yazar: ‘..Komunizm’i durdurmak ve ona Karşı Tedbir almak İddiası samimiyse; tek Çare Din'e sarılmak, İslam’a Quvvet vermek.. Müslümanlar’ın Eller'indeki Ayaklar'ındaki Zincirleri çözmek ve serbest bırakmak gerekir..’

        Nitekim 22 Temmuz 1968 de Müslümanlar Emperyalizm’i Lanetleme Adıyla Öğretmen lokali, Konya Gazetesi ve bazı Kitapevleri’ne saldırdılar. 14 Kişi yaralandı.

       17 Şubat 1969 da İstanbul Kanlı Pazar Olayı'nda iki Solcu'nun ölmesi, 200 Kişi'nin yaralanması,

         3 Mayıs 1969 da Ankara’da Yargıtay Başkanı İmren Ökten Olayı.

       7 Temmuz 1969 da Kayseri TÖS Kongresi'nde Alemdar Sinaması’nın Yakılma Olayı yaşandı.

         Bu Sıralar Nurcu Camia’da 1970ler'de AP’nin DP’nin Devam'ı olmadığını söyleyen Hizbu’l-Qur’an Gurubu ortaya çıktı.

         Nurcular 1970-1980 arasında Yeni Asya Gazetesi ve Yayınları çevresinde yoğunlaştılar.

Berk İstanbul Barosu'ndan İstifa ederek Yurtdışı'na çıktığı 1973 de Hacc'a gitti. 1974 de Cidde Radyosu'nun Türkçe Bölümü'nde Spikerliğe başladı.

         Mart 1989 da Yaş Haddi Nedeniyle Emekli oldu.

        MTTB'ne Bağlı İÜ Huquq Fakultesi Talebe Cemiyeti Yönetim Kurulu, MTTB Komunizm'le Mücadele Komisyon Üyeliği; Türk Kültür Ocağı ( 2 Dönem Başkanlık), Türkiye-Pakistan Dostluk Cemiyeti, Milliyetçiler Federasyonu, Milliyetçiler Derneği İstanbul Şubesi Başkanlıkları'nda bulundu.

        Said Nursi [1] ve Nur Talebeleri’ni savunmayı ısrarla sürdürmesine İtiraz eden Üyeler ve Hastalığı Nedeniyle Milliyetçiler Derneği'nden ayrılıp bütün Hayat'ını Müslümanlar’ın savunmalarına ayırdı. [2] "Haddini bil Kemalist" Başlıklı ilk Yazısı İstanbul'da yayınlanan Altın Işık Dergisi’nde çıktı.

       Diğer Yazıları Altın Işık, Güzel Ordu, Tez Kalkınma, Sebilürreşad, Demokrat Akşehir, Orkun, Ocak, Büyük Doğu, Komunizm'e Karşı Mücadele, Huquq Yolu, Yeni Asya, Yeni Nesil, Köprü vd. Gazete ve Dergilerde yayınlandı. Komunizme Karşı Mücadele Dergisi'nin (1950-1952) Kurucu ve Yayıncısı idi.[3]

        1971 Muhtırası.. Berk Balıkesir’de. Yeni Asya Temsilcisi Abdunnur Keseli’nin Misafiri. Ev'de 7 Kişi var. A.Keseli, Bekir Berk, Hasan Aktunç, Ömer Lütfi Mert, Mehmet İnce, Taceddin Demir ve Rasim Demir.. Sabah Namazı'nın 2.Rek'at'ında Kapı dövülür. Komiser Kapı'nın Geç açılmasına sinirlenir. Silah ararlar. Apar topar Karakol'a götürülürler. Ev didik didik aranır, Kitaplar Emniyet'e getirilir. Akşam'a kadar Evraklar tamamlanır, Savcılığa götürülürler. Ağır Ceza'ya çıkarılırlar. Tevkif edilip Balıkesir Cezaevi'ne konulurlar.

         Basın Olayı ‘Bir Grup Nurcu, Uzun Entari ve baştan aşağı Beyaz Kılıkları'yla Ayin yaparken Suçüstü yakalandılar’ diye verir. 11 Gün sonra İzmir’e aktarılırlar. Bir çok Yer'de de Nurcular Sıkıyönetim Komutanlığı’nca Takip edilirler. Savcı Berk’e sorar:

       -Söyle, Şeriatçı mısın, Şeriat ve Cumhuriyet hakkında ne düşünüyorsun?

      ‘Şeriat, İslam, İman ve Qur’an Hükümleri'nin Toplamı'dır. Elhamdulillah ben Mü’min'im, Müslüman'ım ve bütün Zerrat'ımla Şeriat’a bağlıyım. Ayrıca İslam, Diktatörlüğü değil, Meşveret'i Esas almıştır. Şeriat’a bağlı bir Cumhuriyetçi'yim.’

      ‘Muhrerem Başkanım, Muhterem Hakimler,

     14 Yıl önce girdiğim Risale-i Nur’la İlgili bir Dava'nın Müdafaa'sında Tecziye Taleb'ine Karşı Müdafaa'ma şu Cümle ile başlamıştım:

     ‘Bu Dava, Bidayet'ten İddia edildiği gibi Din'in İstiamarı Davası değildir ve aynı zamanda bu Dava, karşımızda Maznun Sandalyesi'nde oturan bu 10 Kişi'nin Davası da değildir. Haddi zatında onların Şahsında bir İman, boğulmak istenmekte, bir Kitab'a karşı Savaş açılmış bulunmaktadır. Bu Savaş iki Zihniyet'in Mücadelesi, bu Şahıslar onun Vesilesi, bu Salon o Muharebe'nin Meydanıdır. Ve bu Savaş'ın Silah'ı Kılıç değil, Kalem'dir. Hedefi Beden değil, Vicdan'dır.

      14 Yıl önce girdiğim Dava, Maznunlar Vekili olarak bu Mevzu'da geçirdiğim ilk Dava idi. Şu anda ise Son girdiğim Dava'mın Müdafaasındayım. Fakat o Dava ile bu Dava, o Zaman ile bugün arasında Farklı bazı Taraflar var. 14 Yıl önce Maznunlar Vekili olarak Müdafaa Kürsüsü'nde bulunuyordum. Bugün ise Maznunlar Sırası'ndayım. Evet, o Gün Müdaaasını bana Terk edenlerin Müdafaa'sını yapıyordum. Şimdi ise bizzat kendimi Müdafaa etmek Durumundayım. O zaman İddia Makamı'ndan Müvekkiller'ime yönelen İtham Okları'na Göğsümü Siper etmiştim. Bugün ise Muhtelif Yerler'den üstüme fırlatılan Taarruz Vasıtaları'nı defetmek Mevkii'ndeyim. Esas Hedef Müdafi Maznunlar'dır.

       Bunun için, bizi vurmak için, Din Hürriyeti çiğnenmekte, İslam’ın Hakikatları'nı Aqli Deliller'le Beyan, Şerh ve İlan eden bir Eser, bir Külliyat ve onun Merhum Müellif-i Muhterem'i Qabr'inde Rahatsız edilmektedir. Bazıları ise bize susmamızı, İthamlar'a Mukabele etmememizi, hususan aleyhteki Raporlar'a Cevap vermememizi ve bundan başka Kurtuluş Yolu olmadığını , Beraat'e giden Yol'un bu Tarz Hareket'ten geçtiğini söylediler. Fakat bu benim için Kabulü Mümkün bir Teklif değildir.

       ... Yüzlerce Bilirkişi Görüşümü paylaştı. Yüzlerce Savcı ve binlerce Hakim verdikleri Kararlar'la beni Teyid etti. Ben Kesin Kararlar'la Teyid edilen Görüşler'imi Eller'i Kelepçeli olarak Maznun Sandalyesi'ne itildim, diye söylememezlik edemezdim. Etmemeye çalıştım ve bunun için söylemeye Devam edeceğim. Hürriyetim, Mesleğim Bahis Mevzuu diye Maznunlar Vekili olarak söylediğim Haqiqatlar'ı Maznun Sandalyesi'nde nasıl saklayabilirim? Benim için bu Mümkün değildir. Haqiqat'ın Mahiyet'i konuşulan, durulan veya oturulan Yer'e göre değişmez, Yer'im değişti diye Haqiqat değişir mi?

        ..Aynı Risale-i Nur Külliyatı’nın Müellif’i Muhterem'ini tanıdım. Vekili Müdafiliği'ni deruhte ile Avukatlar'ı oldum. Kendilerini Defaatle dinledim. Hayatlar'ını en ince Noktalar'ına kadar Tetkik ettim. İffet, İzzet, Fazilet, İman, Şecaat, Cesaret, Zeka, Şevk ve Gayret, Vehbi bir İlim, Allah Aşkı, Peygamber Sevgisi, Qur’an Haqiqatleri, İman Nur'uyla yoğrulmuş, Rızayı İlahi’den başka hiç bir Hedef tanımayan, Nefsi Hesabına Dünyevi, Uhrevi hiçbir Talep'te bulunmayan, sadece ve sadece Beşeriyet'in Ebedi Hayat'ının Kurtuluş Çareleri'ni arayan, bulan, Beyan ve İzah ve İlan eden, Tek Selamet Yolu'nun Qur’an’ın İman Haqiqatleri'yle Mümkün olduğunu, İnayet-i İlahiyye'ye ermiş Eşsiz bir Şahsiyet olduğunu bizzat Tesbit ettim.’

        4 Ay Hapis Cezası aldı. 8 Aralık 1973 de İstanbul Barosu’ndan İstifa ederek 15 Sene Cidde Radyosu’nda Hizmet verdi. Suudi Arabistan’daki Basın Yayın Kuruluşları'nda Uzun Yıllar çalıştı. Her Cuma Günü Umre yapar, tekrar Cidde’ye dönerdi. Hacılar'a Yardım etti.

      Bugün Gazetesi’nde 1960larda Anti Komunist Yazılar yayınladı.

      1993 de öldü.

       Bekir Berk, Şeref Kayalar, Sair Özdemir, Albay Hacı Hulusi Grubu, Yazıcılar Grub'una Muhalefet'te Yeni Harfler'le Risale Basımını savundukları için Okuyucular olarak da anıldılar.

       Yeni Asya ve Yeni Nesil Gazeteleri'nin Yazıişleri Müdürlüğü yapmış olan Sabahattin Aksakal'ın yayınladığı Hakkın Müdafaası Adlı Kitap'da, 163.Madde'den yargılanıp Tutuklu olduğu Dönem'de yaptığı Müdafalar Geniş Yer tutar.

 

           Eserleri:

         -Dünya Anayasaları'nda Din, [4]

         -Patrikhane ve Kıbrıs, [5]

         -Mülakat ,

         -Ankara Davası,

         -İslami Hareket ,

         -Müslümanlar Kızıllar'la Bir Tutulamaz, [6]

         -Kanunsuz Suç Olmaz,

         -İlmi ve Hukuki Açıdan Nurculuk Davası, [7]

         -Kararlar I,II ,

         -İthamlar'ı Reddediyorum, [8]

         -Haqq'ın Zaferi İçin,[9]

         -Zafer Bizimdir,[10]

         -Türkiye'de Nurculuk Davası ,


 


[1]          Said Nursi, bizzat kendisine Vekalet vermiş ‘Seni bana Allah gönderdi’ demişti. Cüzdan'ında onun kendisine bereketlenmesi için verdiği Demir 5  Kuruşlar, 100 Paralar vardı. Nur Davaları'na 1958 de Dr.Tahsin Tola’nın Ankara Davası ile başlamıştı.

Risale-i Nur Davaları'nın hemen hepsine giderdi. 2 Ağustos 1961 de Rahmi Erdem Bitlis Tevkif edilip Ceza Evi'ne kondu. O Hatırat'ında şöyle anlatır:

            ‘Tevkif Tarihi'nden 15-20 Gün sonra görüşmek Şeref'ine Nail oldum.. Burhaneddin İsminde bir Mahkum: ‘Rahmi Bey, Avukat'ın gelmiş. Müdüriyet'ten seni istiyorlar. İlaveten ne kadar Nurlu ve Güzel bir İnsan.. Keşke benim de böyle bir Avukat'ım olsa idi’ dedi. Ben Büyük bir Heyecanla Müdüriyet'e gittim. Çünkü bu Ziyaretçi'nin benim yanımda Özel bir Yeri vardı.. Hapishane Müdürü Erzurumlu İmanlı bir Zat'tı. Müdür'ün Oda'sında B.Berk ile kucaklaştık. Bu Ziyaret'ten Güç kazandım, Bilgi ve Evraklar'ı verdim. Hapishane'yi terkederken Kalın Gözlük Camlarının arkasında parlayan Zeka, Azim ve İrade'yi ve Dayanma Gücü'nü sembolleştiren bir Çift Işıklı Göz bana Quvvet veriyordu. 11 Kasım 1961 de Tahliye oldum. İlk olarak İstanbul’a giderek Cağaloğlu'ndai Yeşilay Binası'nın Bitişiğindeki Yazıhanesi'nde Ziyaret ettim.’

[2]          Y.Bahadıroğlu, Avukat Bekir Berk Adlı Eser'inden Özetle Alıntı'yla..’Ankara Temyiz Mahkemesi.. Meşhur Savcı Esenel’in Huzur'unda savunmasını yaptı. Savcı: ‘Bekir bey, Bekir Bey, kime güveniyorsunuz da böyle Pervasızca konuşuyorsunuz? dedi. Avukat birden Çantasını açtı. El'ini Hızla içine aldırdı. Ve Çanta'sından çıkardığı bir Tutam Beyaz'ı Savcı'nın önüne fırlattı: ‘Buna güveniyorum Sayın Savcı!’. Bu bir Kefen'di. Savcı Mosmor kesildi. Dudaklar'ı ve Elleri titriyor, Masasından atmak için bile Kefen'e dokunamıyordu. Oturmayı bile unutmuş Ayakta kala kalmıştı. Avukat ağır ağır Kefen'ini Masa'dan, özenle katladı ve Tekrar Çantasına yerleştirdi.’

[3]          Gültekin Sarıgül de O’nın gibi Komunizm Düşmalığı ile Ünlü'ydüler.

[4]          1961,

[5]          1962,

[6]          1969,

[7]          1971,

[8]          1972,

[9]          1972,

[10]         1972,