Eşref Edip Fergan

1882-1971

 

       Türkistanlı bir Aile'nin Çocuğuydu. Selamik/ Serez'de doğdu. Sıbyan Mektebi'ni ve Rüştiye'yi burada bitirdi, Müftü Ümaduddin Efendi’den İlimler Tahsil etti. Bir Yıl kadar Mahkeme-i Şeriyye'de Katip olarak çalıştıktan sonra İstanbul'a geldi. Mekteb-i Huquq'a devam ederken Atik Ali Paşa Camii'nde Medrese Dersleri'ni Takip etti.

       II.Meşrutiyet'in İlan'ından hemen sonra Yayın Hayatı'na başlayan Sırat-ı Mustakim, Sebilürreşad Ekibi içinde yer aldı. Önce Ebulala ile birlikte, daha sonra tek başına bu Mecmua’nın gerekse Sırat-ı Müstakim- Sebilürreşad Kütüphanesi'nin Kitap Yayıncılığı'nda Büyük Emekleri geçti. O Dönem için çok Başarılı sayılabilecek bir şekilde Vaaz ve Konuşmaları Not almak ve düzenlemek suretiyle Dergi’de yayımladı. [1]

       Milli Mücadale Yılları'nda Sebilürreşad'ı Ankara, Kastamonu ve Kayseri'de yayınladı. İstanbul'a karşı Ankara'yı destekleyen Mecmua’nın Geniş Halk Kitleleri'ni etkileyecek Faaliyetler'inde Hizmetleri geçti. Lozan Anlaşması sonrasında İslamcı Kesim'in Meclis'den ve Etkin  Odaklar'dan uzaklaştırılması Teşebbüsler'inden Sebilürreşad da Büyük Ölçüde etkilendi. Nihayet Şeyh Said İsyanı Vesile edilerek çıkarılan Takrir-i Sukun Qanunu ile Sebilürreşad kapatıldı ve Sahibi Eşref Edip tutuklanarak Şark İstiklal Mahkemeleri’nde yargılandı ( 1925). [2] Şartlı olarak Serbest bırakılmasının ardından İstanbul’a geldi, Asar-ı İlmiye Kütüphane’sini kurdu ve çoğu Tercüme Küçük Risaleler yayınladı.

        Tek Parti Yönetimi çözülmeye başlarken o tekrar Yoğun bir Yayın Faaliyete girişti. MEB.'nın neşrettiği İslam Ansiklopedisi’ne karşı İslam-Türk Ansiklopedisi'ni Neşre başladı. [3] Mayıs 1948 den itibaren Sebilürreşad'ı yeniden Yayın Hayatı'na soktu ve Etrafına topladığı Yazar Kadrosu'yla Halk Partisi'nin 1950 sonrasında da DP nin [4] Din, Laiklik, Siyaset Konularındaki İcraatını Tenkit etti. [5] Yazdığı Yazılar ve Ahmed Emin Yalman'la yaptığı Yazılı Münakaşalar yüzünden Malatya Hadisesi sonrasında tutuklandı. Son yargılanması ise Kara Kitap yüzünden oldu.

      15 Aralık da Vefat etti. Edirnekapı Mezarlığı'na defnedildi.

 

         Eserleri:

       -Mehmet Akif- Hayatı, Eserleri ve 70 Muharririn Yazıları, [6]

       -Inqılap Karşısında Akif- Fikret Gençlik Tan'cılar, [7]

       -Tevfik Fikret'i Beş Cephe'den 40 Mukarririn Tenkitleri,[8]

       -İslam Ansiklopedisi'nin İlmi Mahiyeti, [9]

       -Çocuklarımız Din Kitabı [10]

      -Risalei Nur Müellifi Bediuzzaman Said Nur- Hayatı, Eserleri, Mesleği, [11]

     -Qur'an- Garp Mütefekkirleri'ne Göre Qur'an'ın Azamet ve İhtişamı Hakkında Dünya Mütefekkirlerinin Şehadetleri, [12]

       -Bediuzzaman Said Nur ve Nurculuk, [13]

       -Risalei Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında İlmi bir Tahlil, 1965

     - Kara- Kitap- Milleti nasıl aldattılar, Mukaddesatına nasıl saldırdılar?, 1967

      Sebilürreşad ve İstiklal Mahkemesi Hatıraları hemen Sebilürreşad'ın Yeni Dönem'inde Tefrika edilmiş, N. Şahiner tarafından hazırlanan bazı Hatıraları da Yeni Asya Gazetesi'nde ( Ocak 1978) neşredildi.

      Birçok Kitabı ve Tercüme'yi yayına hazırlayan Eşref Edip'in Tevhid'i-Efkar, Ses ( Balıkesir "İstanbul Yazıcısı" Müstarıyla), Yeni Sabah, Millet, Diyanet, Yeni Asya, Yeni istiklal, Bugün, İttihad gibi Yayın Organları'nda da Yazıları neşredildi. K. Mısıroğlu'nun kendisinden  naklettiğine göre, Hilafet'in İlgası Tartışmaları sırasında Karahisarı Sahip Mebusu Hoca Şükrü Efendi Adı ile basılan Hilafeti İslamiyye ve Büyük Millet Meclisi ( Ankara 1339) Başlıklı Muhalif Risalesini Eşref Edip Kaleme almış, Hoca Şükrü'nün Milletvekilliği Dokunulmazlığından İstifade etmek Maksadıyla O’nun Adıyla yayımlandı.[14]


 


[1]    Bunlar arasında Manastırlı İsmail Hakkı'nın Ayasofya Camii’nde Cuma Günleri verdiği Vaazlar'ın, İttihat ve Terakki Kulupleri'nde Mecmua’ya yakın Yazarlar'ın yaptıkları Konuşmalar'ın Zaptı ve Neşri hayli Önemli'dir ve Hacim olarak da Büyük bir Yekün tutmaktadır.

[2]    Mayıs 1948, c.1, sayı 2-3 de ‘Allah’ın İnayeti'yle Sebilürreşad’a başlıyoruz 'Başlıklı Yazı'da şöyle yazılır: ‘Sebilürreşad kapanalı tam 22 Sene oldu. Bu Müddet içinde Nice Hadiseler Cereyan etti. Din'e karşı o Gün'den itibaren başlayan Baskı Hareketi, zaman oldu ki en Şiddetli Dereceyi buldu. Bütün Din Kurumları'nın Kapılarına Zincirler vuruldu. Din Dersleri kapatıldı. Bütün Halkevleri'ne Din Kitapları'nın girmesi Men edldi. Masonluk ,Laiklik Nikab'ına bürünerek Kemalizm'in Temellerini kurmaya kalkıştı. Delalet Rüzgarları bir Semmi Qatil gibi Ortalığı kasıp kavurdu.... Din  Hürriyeti'ne, Vicdan Hürriyeti'ne ve Demokrasi'ye ve Laikliğe aykırı ne kadar Qanun varsa hepsi Tadil olunacak. Müslüman Türkler de İbadetler'ini, Ezanlarını, Tekbirlerini istedikleri Lisan'da yapacaklar. BMMmiz, Din üzerindeki Baskı Mahiyetinde olan Bütün Kanunu, Gayri Qanuni Kayıtları bertaraf edecek...’

[3]    1940. Ansiklopedi İnönü'ye İthaf edildi.

[4]    Parti Proğramı'nın 14-15.Maddeleri: ‘Partimiz, Laikliği, Devlet'in Din ile hiç İlgisi bulunmaması ve hiçbir Din Düşüncesinin Qanunlar'ın Tanzim ve Tatbik'inde Etkili olmaması Manasında anlar. Din Hürriyetini, diğer Hürriyetler gibi İnsanlığın Kutsal Haklar'ından tanır.. Din'in Siyaset Aleti olarak kullanılmasına, Devlet İşleri'nie karıştırılmasına, başka Dinler aleyhine Propoganda Vasıtası yapılarak Kardeşler arasında Sevgi ve Tesanüd'ü bozmasına, Serbest Tefekkür'e karşı Taassup Duyguları'nı Hareket'e getirmesine asla Müsaade olunmamalıdır.’

          Sebilürreşad Haziran 1949 c.2 Sayı 50 de ‘DP Büyük Kongresi'nden Din Hürriyeti hakkında Gönüller'e Ferahlık verecek Neticeler bekleyen Millet, İnkisarı Hayale uğramıştır’ diye yazar.

        8 Temmuz 1994 Tarihli Milliyet’te Korkut Özal anlatıyor Levhalı Yazı'da şöyle denilir: Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın Din'e Bakışı, Resmi ve Ürkek'ti. Başbakan Menderes ise Dini Talepler'e karşı daha Populist ve Hoşgörülü bir Siyaset izlemekteydi.’

      Bu 2. Kurultay'da Bayar şöyle der: ‘Türk Milleti Müslüman'dır ve Müslüman olarak Allah’ına kavuşacaktır.’

        1950 de TCK 526 Maddesinde Arapça Ezan Yasağı kaldırıldı.

       Kasım 1955 de Parti Milletvekilleri'nin bir Toplantısında Menderes’in ‘Siz isterseniz Hilafeti bile geri getirebilirsiniz’ dediği Basın'da yer aldı. Veya ‘Allah Münafıklar'ın Şerrinden hepimizi korusun’ ‘İstanbul’u 2.bir Mekke, Eyyub Sultan’ı 2. Bir Kabe yapacağız’ gibi Konuşmaları.. (Eyyub Sultan'ı açmıştı).

     Nurcular'ın Egemen olduğu Afyon Emirdağ İlçesi'nde, Menderes’in Ziyaret'inde Yeşil Bayraklar'la karşılandı, Aziz Veli İlan edildi.

        Menderes 12 Ekim 1958 de ‘Vatan ve İman Cephesi’ni kurdu.

     DP Kadoları içinde Abdullah Aytemiz, Münip Hayri Ürgüplü, Fehmi Ustaoğlu, Şevket Ustaoğlu, Said Bilgiç, Ahmed Gürkan gibi Müslüman Söylemli İsimler yer aldı. Fahri Aloğlu ‘Devlet'in Dini İslam olsun’ Öneri'sinde bulundu.

Ümit Aktaş, Yeni Zemin, Ocak 1993: ‘1950’deki Demokratik Devrim , Sistem açısından da Radikal Laiklik Süreci'ni tersine çevirecek; giderek daha Ilımlı bir Politika izleyecektir İslam karşısında.. DP Geleneği, o Güne değin Sistem Muhalifi olan bir kısım İslamcı Gruplar'ın Sistem'e eklemlenmesinin ve Müslümanlar'ın Aktüel Politika'ya katılma Geleneğinin başlatıcısı olmuştur.’ Aktaş Siyaset'e katılan ilk İslamcı Gruplar'ın Ürkek ve Mahçup davrandıkları için Ucuz Oy Potansiyeli olduklarını ve İslamcı Siyaset Teorisine bir Tartışma Boyutu kazandıramadıklarını söyler.

[5]    Dergi Şubat 1966 ya kadar 362 sayı çıktı.

[6]    2 cilt 1938, 1939. Tek Cilt Halinde İlaveli 2. bas.1960

[7]    1940

[8]    1943

[9]    1946

[10]   4 Kitap, 1944-45

[11]   1950

[12]   1958

[13]   1963

[14]   K. Mısıroğlu/ Osmanoğulları'nın Dramı, 1974, s.110