Ferid Kam

1864-1944

 

      İstanbul Beylerbeyi'nde doğdu. Ataları Çankırılı'dır. Annesi Fatma Fıtnat Hanım'dır.

       İlk ve Orta Tahsilini Beylerbeyi'nde yaptı, ayrıca Özel Hocalar'dan Dersler aldı. Kendisi istememekle beraber Babası Askeri Tabib Ahmed Muhtar Paşa’nın Arzusu üzerine Mektebi Tıbbiye’ye girdi. 2 Yıl sonra buradan ayrıldı ve İmtihan'la Mektebi Hukuk’a kaydoldu ( 1882). Babasının Vefatı üzerine buradan da ayrılmak zorunda kaldı. Özel Hocalar'dan Arapça, Farsca ve Fransızca Dersleri almayı sürdürdü. Özellikle Nüzhet Efendi'den (ö. 1887) çok İstifade etti. Fransızca'sının Derinliği Çeviriler'inden anlaşılıyor.

       Hariciye Nezareti  Tercüme Odası'na Memur olarak girdi.( 1887). Bir Yıl sonra açılan İmtihan'ı kazanarak Beylerbeyi Rüşdiyesi'ne Fransızca Muallimi oldu (1888).

     Fatma Rukiye Hanım'la evlendi ( 1889). [1]

     Fatih Camii’nde verdiği Dersler'i takip ederek Müderris Mustafa Asım Efendi'den (ö.1945) İcazetname aldı (1905).  Kelam onun Gençlik Yılları uğraşılarındandır.

      Felsefe’ye olan Merak'ı O'nu bu Devirler'de uzun süren Buhranlar'a sürükledi. Agah Sırrı'nın anlattığına göre zaman zaman Hanım'ının yanına koşar, Başını göstererek "Hanım, burada Kıyametler kopuyor, korkuyorm" diye bağırırdı. (age. s.20) Levent ondaki Şüpheciliği, Delilik Derecesinde bulur (s.37).  Bu Buhranlardan kurtulmak için birkaç Şeyh’ten El aldıysa da aradığını bulamadı. Nihayet Mesvevi'ye sığındı ve Sıkıntılar'ının büyük kısmını onunla giderdi.''Ferid Kam Dinsever miydi?"diye sorduğu soruyu şöyle cevaplar Agah Sırrı: '"Bu Soru, Üstad'ı tanıyanlarca çok defa tekrarlanmıştır. Bütün Meseleler'de olduğu gibi, Din Bahsinde de Serbest Düşünceli olan Üstad'ın Dinî Yazılar'ını okuyanlar, konuştukları ile yazdıkları arasında Aykırılık bularak böyle bir Soru'da bulunmakta kendilerini Haklı görebilirler." ("Profesör Ferit Kam, Hayatı ve Eserleri", s. 26, İstanbul, 1946)

        1908 de çıkmaya başlayan Sıratı Müstakim Ekibi içinde Yer aldı, daha sonra Sebilürreşad Ad'ıyla Devam eden bu Mecmua’da birçok Yazı yazdı, iki Kitabı da bu Mecmua’da Tefrika edildikten sonra kitaplaştı. Mehmet Akif'in Delalet'iyle tanıştığı Abbas Halim Paşa tarafından Avrupa'ya gönderildi.

         Akif'ten başka Fatin Gökmen, Tahir'ul-Mevlevî, İsmail Saib Efendi, Babanzâde Ahmed, İzmirli İsmail Hakkı, Süleyman Nazif de onun Biyofrafisine girmiş Dostları...

       1914 de Daru'l-Funun Türk Edebiyatı Müderrisliği'ne, 1917 de Süleymaniye Medresesi Felsefe-i Umumiyye Tarihi Müderrisliği'ne, 1918 de Daru'l Hikmeti'l- İslamiyye Üyeliği'ne Tayin edildi. 1919 da Darul-Funun Edebiyat Fakultesi "Şerhi Mutun Müderrisliği"ne getirildi. Burada verdiği Dersler'e Eski Edebi Metinler'in  özellikle Şiirler'in Şerhi Konusunda Yeni bir Çığır'ın başlatıcısı oldu. Milli Mücadele'den sonra bir Müddet açıkta kaldı. Şeriye ve Evkaf Vekaleti Bünyesinde kurulan Telifat ve Tedkikatı İslamiyye Heyeti Üyeliği dolayısıyla Ankara'ya gitti, bu Vekalet'in 1924 de Lağvına kadar Heyet Üyeliği'ne devam etti. 1924 de Darul-Funun İran Edebiyatı Müderrisliği'ne getirildi. Üniversite Reformu'na kadar bu Görev'inde kaldı ( 1933). Yeni Bünye O'nu Kabul etmedi. 1943 de DTCF'nde yine İran Edebiyatı Dersleri verdi. Bu Görev'de iken 21 Mayıs’da Vefat etti.

         Fransızca, Farsca, Arapça’yı çok iyi biliyordu. Türkçe, Arapça, Farsça Şiirleri vardır. [2]Eski Türk Edebiyatı, Arap ve Fars Edebiyatları yanında Genel Felsefe, İslam Felsefesi ve Kelamı , Tasavvuf, ile çok yakından ilgilendi.

      Talebesi Gölpınarlı şöyle yazar::    İstanbul Üniversitesi İran Edebiyatı Müderrisi Rahmetli Ferit Kam'ı hatırladık. Rahmetli'yi tanıyanlar bizi Tasdik ederler. Üstadımızı Sabahleyin görürdük ki tamamiyle Tenzîh-i Mahz ehlindendir, hatta Ehl-i Tenzîh'in Muqtedası'dır. Fakat Aynı Gün'ün Öğle Çağında Üstad, ârif-i Kâmil olur ve Tasavvuf Mezhebi'ni Bütün Mezhepler'e Tercih ederdi. İki üç Saat sonra ise Tasavvuf Mesleğini tamamiyle Gayr-i İslâmî görür ve İnkâr ederdi. Geceleyinse görürdük ki Üstadımızın önünde, "Dürre-i Beyza" dediği Su'yla Karışık bir Rakı Kadehi durmada. Üstad Nutq'a başlar ve derdi ki: "Bütün İnanışlar, İnsan Fikrinin Mevlûd'udur. Kendimize Cennet'i de hazırlayan biziz, Cehennem'i de hazırlayan biz." Bir Gün İbnu Teymiyye'yi sever, bir Gün Mevlânâ'nın Meczub'u olur, bir an Cibilli Vehminin Tesir'iyle Istıraplar'a düşer, kıvranıp durur, bir zamansa bütün Teklifler'den, Kayıtlar'dan âzâd olurdu.  'Kısa günde' derdi, Yedi Mezheb'e girer, Yedi Meslek'ten çıkarım. Bir İnanış'ta Sebat, Sulp Zekâlar'ın hassasıdır. Seyyâl Zekâ, Zarf'tan Zarf'a boşalır ve hangi Zarf'taysa onun Rengini, Şeklini alır." Rahmetli Üstad, benim Nazar'ımda Hayyam'ın bir Numûnesidir. (Hayyam, Rubailer ve..., 1953,İstanbul)

 

         Eserleri:

  -İlmi Ma ba'det-Tabia[3]

  -İlm-i Ahlak[4]

  -Türrehat, şiirler [5]

  -Vahdedi Vucud, [6]

  -Dini Felsefi Muhasebeler [7]

  -Asarı Edebiye Tedkikatı Dersleri [8]

  -Metin şerhleri, ders notları, [9]

  -İlmi Ma ba'det-Tabia[10] ,

  -Mebadii Felsefeden İlmi Ahlak[11]

  -İran Edebiyatı Tarihi, Pişdadiyan Sülalesi'nden II.Darab'a kadar gelen[12]

  -Eski İranllar'da Felsefe, [13]

 

 Sıratı Müstakim, Sebilürreşad, Peyamı Sabah dışında Cerideyi İlmiye, Mahfil Mecmuaları'nda yazdı.

 


 


[1]    Tanburi Ruşen Kam, O'nun oğludur.

[2]    Dine ait  bütün mebahiste

     Cedeliyatı eyle istihkar,

     Kalbe bak, akla itibar etme,

     Çünki aklın  şiarıdır inkar.

     Fazla  izhar-ı fikre hacet yok

     Kafa  inkar eder, gönül ikrar

     Akl u İnsaf  ile temayüz eden

     Aksi davada  eylemez israr.

     Skolastik  bataklığında yüzen

     Dırdıriyatını eder  iksar

     Son nefes anını tahattur edip

     Şimdiden kendini ihzar.

 

     Kesmiş atmıştır  onu etme cedel,

     Tiğ-i La- yü'selu amma yef'al.

[3]    Emile Boirac’tan

[4]    Emile Boirac’tan

[5]    1886. Daha sonra yazdığı şiirlerin bir kısmı dergilerde yayımlandı ise de kitaplaşmadı. Afgan Kralı Emanullah Han'ın İstanbul'a gelişi için yazdığı 49 beyitlik Farsça şiir basıldı, 1928. Agah Sırrı'nın kitabının sonunda Türkçe ve Farsça şiirlerinden seçmeler yer alır

[6]    Sıratı Müstakim'in 6, 7. Sebilürreşad'ın 8.ciltlerinde tefrika edildikten sonra kitaplaştı,1912

[7]    Sıratı Müstakim'in 3,4. ciltlerinde tefrika edildikten sonra kitaplaştı, 1911. S.H. Bolay'ın sadeleştirmesi Dini Felsefi Sohberler adıyla basıldı, ts.

[8]    Darulfunun'da verdiği edebiyat derslerinin ancak 336 sayfası basıldı, 1915-16.

[9]    1919-22

[10]   Emile Boirac’dan çeviri

[11]   Emile Boirac’dan çeviri, 1925

[12]   1. kısım basılmadı. 2. kısmı Sadi'ye kadar basıldı, 1927

[13]   Türk Tarih Kurumu tarafından Türk tarihinin Ana hatları adlı esere kaynak olmak üzere hazırlattırılmış küçük bir inceleme