Hacı Hasan Efendi
1914-1987
Kayseri’nin Yahyalı ilçesi, Kavacık
Mahallesi’nde doğdu. Babası Erbilli Muhammed Esad
Efendi’nin Halifesi Mustafa Hulusi
Efendi. Annesi H.Mehmed Hoca’nın kızı
Ayşe Hanım’dır.
14 yaşındayken babalarından ders alarak
Tasavvuf’a girdi. Adana, Ceyhan, Kozan, Niğde, Develi,Yahyalı
gibi yurdun çeşitli yerlerinde vaizlik yaptı. Bir ara
Yahyalı’nın Yerköy köyüne yerleşti. İrşad niyetiyle 4 yıl
burada kaldı.
1987 de kalp rahatsızlığı sebebiyle, Kayseri
Tıp Fakultesi Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı. 27 Ocak
akşamı vefat etti. Ertesi gün yurdun 5 bucağından gelen
gönüldaşların eşliğinde kendi yaptırdığı Yahyalı Kavacık
mahallesindeki Kalender Camii’ne defnedildi.
Mavi Yayıncılık tarafından ‘Hakikat Önderi,
Yahyalı’lı Hacı Hasan Efendi’ adlı Kitapta hayatı
anlatıldı. Aynı Yayınevi Mayıs 1997 ‘Hacı Hasan Efendi’den
Sohbetler’ kitabını yazdı. Age.de Mayız 97 de kendisinin ‘Kemale
Dair Sohbetler’ dalı kitabı da olan Ali Ramazan
Dinç şunları anlatır:
‘Abduladir Geylani ‘ne kadar
alıcıysanız o kadar vericiyiz’buyurur. Üstadımız de bizim gibi
kabiliyetsiz insanlara ancak bu kadar verebiliyordu.
Mevlana Celaleddin ‘bir bardak
hacmi kadar alır’ buyurur. Bizler de Ehlullah’ın sözlerini
ancak vusatımız nisbetinde alabiliyorduk. Çok cömertti.
Üstadımız ‘ben pazarımı açtım, kim ne almak isterse gelsin
alsın buyururlardı. Bizler ise cebimizdeki harçlık kadar
alabiliyorduk. Kendileri ‘karşıma hoca getirin de bizi o zaman
görün’ derlerdi. Ankara’da Diyanet mensubu bir hoca grubuna
rabıta hakkında yaptığı sohbeti yanımızda bir teyb yoktu ki
alabilelim. Getirdiği şer’i, akli, nakli deliller hepimizi
hayrete düşürmüştü. Sami Ramazanoğlu’na
Afyon’dan gelen misafirler ‘sorularımız var efendim’ deyince
‘Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’ye gidin o
cevaplar’ buyurur. Onlar gelmeden üstadımız teybi
hazırlattırır daha onlar konuşmadan bir bir sorularına
cevaplar verilirdi. Bu hususta hatıralar bitmez tükenmez. Daha
hiç bir soruda yanıldıkları vaki olmamıştır bi iznillah.
Oturup kalktıkları her yerde ya bir ayeti celile veya hadisi
şerifler okur, aralarında konuya aydınlık getirecek menkıbeler
anlatırlardı. Bu tavırlarıyla Ashabı Kiram’ın Habibi Ekrem’e
Allah’ın velileri kimlerdir deyince ‘görüldükleri zaman
Allah’ı hatırlatanlardır’ Hadisi Şerifi’nin tam mahyarı
idiler. O’nu gören mutlaka bize Allah ve Rasulu’nden,
ahiretten bahsedecek diye bilirlerdi. İrşadından mezhep,
meşrep, tarikat, avam,has seçmezdi. Alemlere Rahmet, Cenabı
Ahmed’in vekili olduklarını bu huylarıyla belli ederlerdi.
Okulumuzda Sosyalist düzenin savunucusu bir öğretmenle
otobüste yan yana oturdular. Biz hayret ettik ne konuşacaklar
diye. Yahyalı’dan Kayseri’ye kadar 1959 larda Din İnceleme
Kurulu’ndan gelen bir İngili’in İslam’a gelişlerini, huzurunda
kelime-i şehadet getirişlerini anlattılar. Öğretmen
saygıyla,ilgiyle dinledi. Soför hürmetten radyoyu, teybi
kapattı. Sanki otobüs bir cami cemaatı gibi ona kulak
veriyorlardı.
Tasavvuf kitapları da Meşayıh’ın; hırka, zikir ve sohbet şeyhi
diye tasnif edildiğini görüyoruz. Sohbet Şeyhinin hepsinden
evla olduğu haber veriliyor. Üstadımız sohbet Şeyhi idi. O’nun
hakkında Sami Ramazanoğlu ‘Hasan Efendi ders
verir, sohbet eder,yetiştirir’ buyururlardı.
Sohbetlerinde bulunanlar cemaat içinde belli olurlardı.
1996 da Hacca giden, isyandan ıslaha dönen bir
kardeşimizi gören biri, sende H.Hasan Efendi’nin nurunu
görüyorum ‘der ve kucaklar.
Cennet bahçesini onların sohbetlerinde
müşahademizi yanlış düşünecek olan bir insan Hakk’ın izniyle
salim bir inançla ayrılır.İlk oturuşuyla ayrılışı arasında
bariz farklar görülürdü. İçimizdeki isyan kirleri atılmadan
gözler nemlenmeden,ırmak olup akmadan kalkılmazdı biiznillah.
Vaazlarında sözlerinin tesiriyle bayılanlar hatta Niğde’deki
bir duasında amin sesleri arasında ruhunu teslim eden bile
olmuştu. Adana Kozan’da, bitmeyen bu söz nereden
kaynıyor,Hocam’ diyen Hasan Basri Bey’e
üstadımız kayna Fahri Kainat. Fişimizi kalbi saadetlerindeki
pirize takıyoruz da ondan, buyururlar. Alemi manada hocası da
O değil mi? Mübarek dizlerine kitabını koyup okutan, saadetli
tükrüğünü ağızlarına bırakan canlar canı,gönüller sultanı
Rabbımızın tek sevgilisi Muhammed Mustafa değil mi?İşte onun
için sohbetleri tatlı olurdu. Bir buçuk saatlik sohbetlerinde
cemaat; ‘efendim saatinizi herhalde siz ileriye alıyorsunuz’
dedirten peygamberin tadıydı. Pek üzgünüz coşkun sohbetleri
maalesef pek kaydedilmemiştir. Bu hatamızdan dolayı
Rabbımızdan bağışlanmamızı diler, deryadan bir katre, güneşten
bir zerre olan dillerinden ledunniyet akan üstedımızın
sohbetleriyle sizi başbaşa bırakır,tesirini hakkımızdan
dileriz.’
-Allah için sevgi
-Allah için kardeşlik
-muhabbeti rasulullah
-muhabbetten cennete
-imanın lezzetini tadanlar
-güzel ahlak
-Halidi Bağdadi
-Salih insan olmanın şartları
-sehavet/cömertlik
-Kötü huyları terketmek
-dünya hırsı
-takva ve cihad
-rızayı ilahiye götüren dört
şey
-cennete götüren altı şey
-mü’minin dört düşmanı
-şüpheli şeylerden kaçınmak
-infak
-kalbi selim
-nefs terbiyesi
-rabıta
-sadaka
-evrad ezkar ve adabı
-zikir ve şükür
-Allah’ı çok anmak
-Mürşidi kamilin luzumu
-Feyzin kaynağı ve ehlullaha
mubabbet
-mürşidle görüşme adabı
-Velilerde keramet
-Kocanın zevcesi üzerindeki
hakları
-kadının kocası üzerindeki
hakları
-alimlerin fazileti
-oruç ve kadir gecesi
-Cennete girecek hayvanlar
-Adem’in vasiyeti
-Lokman’dan öğütler
-Abdulhalik Gocduvani’nin
vasiyetleri
-İbrahim Ethem
hazretlerine vasiyetler
-Rabıatu’l-Adeviyye
-Mahmud
Sami Ramazanoğlu