Hasan Mezarcı
1954
"Ben, Batı'daki
Kıyamlar'ın,
Özellikle Düzce Merkezli Qıyam'ın Merkez'inde bulunan bir
Aile'nin Çocuğu olarak, hem bu Qıyamlar'ın Perde Arkasını ve hem
de Şeyh Said ve Dersim Qıyamı'nı, bu
Mesele'yi andıkça
dolan bir Dede'nin Kucağında dinledim. Resmi Tarih Öğretisi'nden
değil, Canlı Şahidler'inden dinleyerek büyüdüm.
Resmi
Tarih Öğretisi ve
Kemalizm Korkusu öyle korkutmuş, öyle çarpıtmış ki ve öyle
unutturmuş ki, şimdi Düzce Halkı bile, Düzce Qıyamı'nın o
Dönem'de Devlet Yanlısı ve İşgalci'yle İşbirliği yapan M.Kemal
Karşıtı bir Şanlı Qıyam olduğunu bilmiyor da, Kurtuluş'a ve
Devlet'e karşı yapılmış bir İsyan zannederek Geçmişler'inden Utanç duyuyor ve
Kemalizm'den Özür dileyerek, Günah Çıkarma
Edebiyatı geliştiriyorlar."
11 Mayıs'ta Düzce Aydınpınar (Şakuç
Hacı İbrahim) Köyünde doğdu. Anne tarafından Trabzon, Baba
tarafından Batum Kökenli. Qur'an, Eski Yazı, Dini Tahsil'ini Köy'de
Aile'sinden ve Hocalar'dan İlkokul Çağı'nda aldı.
İlkokul'dan sonra Düzce Merkez Qur'an Kursu'na gitti.
Hafız Mehmed ve Hafız Qadir Hocalar'dan Hıfzını, Hacı Hafız Hasan
Efendi'den Tahsil'ini tamamladı.
Kısa bir
Süre Çilimli Kazası'nda
Özel Arapça okudu. 1970-1971 de Düzce İmam
Hatip Lisesi'ne girdi. Bu arada Düzce Müftülüğü'ne
Bağlı olarak
Cuma Camii'nde Fahri Cuma
Hatipliği yaptı. Daha sonra Düzce
Müftülüğü'ne Bağlı olarak
İlk Resmi Hocalık
Görev'ini yaptı.
Aynı
Yıllar'da MTTB Düzce Teşkilatı'nın
Kurucu Üyeliği'nde ve
İlk
Teşkilat Başkanlığı'nda bulundu.
1976-1977
Öğretim Yılı'nda İmam Hatip'ten
Mezun oldu ve aynı Yıl AÜİF ne
girdi. Öğrencilik Yılları'nda Tarım Bakanlığı'nda ve DİB da
Memurluk, Ankara Merkez Müftülüğü'ne bağlı Hem Hum Camii'nde
İmam Hatiplik yaptı.
1982 de İlahiyat'tan
Mezun oldu. Ağrı/Eleşkirt, Sakarya/Akyazı ve
İstanbul Ümraniye Müftülükleri'nde bulundu.
Ankara 6.Kolordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı
Merkez Karargahı'nda Basın ve
Halk'la İlişkiler
Subayı olarak Askerliğini yaptı.
1991 de RP
İstanbul Milletvekili seçildi. Meclis'e girdiği
Gün'den itibaren
Yakasına Osmanlı Devlet Arması taktı.
"1991 Türkiyesi Şartları'nda
Ağız'a alınması dahi
Mümkün olmayan Konular'ı resmen
Meclis ve Medya
Gündemi'ne getirerek,
Dil'e
vurulan Pıranga'yı kırmaya
Öncülük etme Misyonumuz
Hedef'ine
ulaşmışsa ve artık Herkes ve her
Kesim, Tabu sayılan
Konular'ı
açıkça konuşabilir hale gelmişse, bu Büyük
Aşama'da hem Bedel
Ödeme ve hem de Öncülük
Payı YYH'ne
(Yeniden Yapılanma Hareketi) aittir."
"Özal
Politika'sının Hassas
Dengeleri kavranılmış ve uygulanmış
olabilseydi, hem de bu kadar Can ve
Mal Kaybı olmaz, hem
Tarihi Kerkük ve Musul Meselesi'yle birlikte Kürt
Meselesi de
halledilir ve hem de Bugün Su ve
Toprak Bahanesiyle yaramaz
Komşular, dört bir yanımızdan Kapı'ya dayanmazdı."
"YYH'
Farklı Toplum Kesimleri üzerinde bir
Dursun Fakı, bir Akça Koca, bir
Koca Ali, bir Şeyh Edebali ve bir de
Osman Gazi Misyonu İcra
edebilecek 5 Adam bulunabilirse.."
"Dar,
Radikal,
Marjinal ve Fanatik Osmanlı İttihatçılığı ve
Quvayı
Milliyeciliği Siyaseti ile, Klasik Osmanlı
Siyaseti'nin Evrensel
Kucaklayıcılığı ve Hassas
Temsil ve Denge
Politikaları
arasındaki Fark anlaşılıncaya kadar,
Yolumuza Devam edeceğiz
demektir.
Kemalizm'e karşı
vermiş bulunduğumuz Açık, İlkeli,
Kararlı ve Sabırlı
Kavga'nın Çoşkusuyla
Ayağa kalkmış Milyonlarca
Sempatizanımıza, bir de
Türk Birliği ve İslam Birliği Edebiyatı'yla
Doping yapmaya
kalksaydık ve bu Çerçeve'de bir
Radikal Söylem ve
Vaad'de Parti
kurmaya kalkmış olsaydık YYH şu anda Büyük bir
Parti olmuş
olurdu.
Fakat böyle bir
Siyasi Parti, Mevcut
İttihatçı Partiler'e bir
Yenisini daha İlave etmiş olmaktan başka bir
İş'e yaramaz ve en fazla bizim de
bir Taban'ı sağmamıza ve Türk ve İslam
Dünyası'nı Vurdurma
Geleneği'ne Katkı'da bulunmamıza
Vesile olurdu.
Bizim
Farklı
Toplum Kesimleri'nin
Tabii Sözcüler'iyle birlikte
Müşterek bir Vitrin ve
Proğram Oluşturma
Gayretimiz, İttihatçı Siyaset
Geleneği'ne ve Fanatizm'ine alıştırılmış
Farklı Toplum Kesimleri
tarafından Kuşku'yla karşılanmakta ve bu
Kesimler'in Tabii
Sözcüleri de, böyle bir Siyasi
Hareket Vitrini'nde birlikte
Yer
almaya kalkmaları halinde, Tabanlar'ından gelecek
Tepkiler'i göğüsleyememekten,
anlaşılamamaktan ve tamamen yalnızlaşmaktan korkmaktadırlar."
Ali Şükrü
Bey Cinayeti:
Meclis'e sunduğu
ilk Meclis Araştırma Önergesi oldu.
"Önergemiz bir
Hafta boyunca Meclis İç
Tüzüğü'ne Aykırı olarak
Meclis Genel Sekreterliği'nde bekletildi.
"Cumhuriyet
Tarihi'nde ilk defa herbiri Meclis ve
Ülke Gündemi'ne birer
Bomba gibi düşen ve Kemalizm'in ve
Çetebaşları'nın
Beyninde
patlayan Önerge ve Açıklamalarımız
Karşısında, derhal Teşkilat
ve Medya Çeteleri
Hareket'e geçirilmiş ve
Organize Ölüm Tehdidleri,
Telefonları, Faksları ve
Mektupları yağmaya
başlamıştır.
Daha Meclis'e
Adım'ımızı attığımız
Gün başlayan Yemin
Krızi, 5 Ay sonra
verdiğimiz "I.Meclis'e yapılan
Darbe ve Ali Şükrü Bey Cinayeti" ile
İlgili Meclis
Araştırma Önergemiz'le
Zirve'ye çıktı.
İlk
Grup Toplantısı'nda RP Milletvekilleri'ne "Ya bu
Önerge'den İmza'nızı
çeker ve Önerge'yi düşürürsünüz veya
Parti'den İstifa edersiniz"
Santaj'ı yaparak
İmza çektiren ve Önerge'yi düşürten
Asiltürk,
sırf İmza'yı çekmediğimiz
ve diğer Parti Milletvekilleri'nden
İmza Yeter Sayısı'nı tamamlayarak
Önerge'yi Meclis ve Ülke
Gündemi'ne soktuğumuz için
Çöleşan'la aynı Gün Mitçi olduğumu
Medya'ya söyledi.
Parti
İçi Kriz Zirve'ye tırmanmış ve 1992
Yazı'nda Altınoluk'ta
Erbakan'la 4
Saatlik bir Görüşme yaptım.
Erbakan
, Asiltürk'ün Parti'yi ve
Kamuoyu'nu aleyhime geçirme
Faaliyetler'ini, kendi
Bilgisi ve Talimat'ı doğrultusunda yaptığını
İtiraf etmiş ve Sonuç olarak
"Ya bu Önerge'den
vazgeçer ve Kayıtsız
Şartsız Emrime
girersiniz, ya da İstifa edersiniz" demiştir.
Aslında
Erbakan
Meclis'e girdiğimiz
İlk 6 Ay'ın
Sonu'nda resmen
İstifa etmemizi
istemiş ve fakat bizim duymamazlıktan gelmemiz üzerine resmen
İhraç etme Girişim'ini başlattı... Bir
Tek Konferans
veremez hale getirildim. 27 Mart 1994 Yerel Seçimleri'ne kadar
böyle sürdü.
Darbeler ve Kontr Gerilla
Meclis Araştırma Önergesi:
Mart 1992 de
Önerge'yi verdikten sonra
Erbakan , Kazan'la birlikte bizi
Makam'ına çağırmış ve
Önerge'yi Geri çekmemi istemişti. Kontr Gerilla Albayı
tarafından uyarıldığım söyleniyordu.
Nokta
Dergisi'ne biraz da Speküle edilerek verilen AQçıklamam, anında
Etki'sini göstermiş
ve muhtemelen daha fazla Açıklama yapabileceğime dair bir Baskı
doğurmuştur. Fakat Baskı Altı'nda kalan Üst Mekanizmalar
, Açıklamam'la İlgili olarak Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nda bir
Soruşturma başlattılar.
Bizim Önergemiz, Genel
Başkan'a,
Parti ve Tehdid Baskıları'na rağmen engellenemeyince ve resmen
Meclis Gündemi'ne girince, aynı Dönem'de SHP Adıyaman
Milletvekili Celal Kürkçüoğlu ve Arkadaşları da yine Kontr-Gerilla
Konu'sunda bir Meclis Araştırma Önergesi hazırlattı. Hükümet Krizi çıkartmamak için
Geri çekmek
Zorunda kaldılar.
Bu arada
bir Kontr-Gerilla
Önergesi de DEP Milletvekili Mahmut Alınak ve Arkadaşları
tarafından verilince, tam Kontr Gerilla'nın istediği Zemin
doğdu. İki Önerge birleştirilerek Meclis Gündemi'ne alındı.
Böylece PKK Allerjisi'ne Kurban edilerek Konu'nun
araştırılmasına Gerek olmadığı Meclis'e onaylatıldı.
110 Evet, 118
Red Oyu.
Bandırma
Konuşması:
Basında
M.Kemal'e Qatil diyerek
Hakaret etmekle suçlandı.
Said Nursi'nin İade-i İtibari:
"Said-i
Nursi'nin Naaş'ının
Araştırılması ile İlgili
Meclis Araştırma
Önergesi dahi, Medya,
Devlet, Cemaat ve
Siyaset Patronları'nı
müştereken korkutuyor. 1960 Darbecileri'nin bir
Gece Operasyonu'yla Urfa'daki
Qabr'ini kırdıkları ve
Naaş'ını bir
Askeri Uçağa koyarak yokettikleri
Nursi'nin Naaş'ının, bu
Tecavüz'ü yapan
Devlet tarafından yerine İade edilmesi ve bu
Münasebet'le
İade-i İtibar'da bulunarak, resmen yapılan bir
Tecavüz'e karşı, resmen
Özür dilenmesi
Çerçeve'sinde verdiğimiz
bir Önerge, Tahminlerimiz'den çok daha
Geniş bir Çevre'yi
müştereken Karşımıza dikmiştir. Önerge
Komisyon'da
Kabul
edilerek, bir Alt Komisyon oluşturulmuş ve
Alt Komisyon
Başkanı Sıfat'ıyla resmen çalışmaya başlamıştık.
Başta Konya
ve Urfa Valilikleri olmak üzere,
Meclis ve Devlet
Arşivleri'ne
Müracaat ederek ve Yazılar yazarak bu
Devlet Tecavüzü'nün
Belgeler'inin
Komüsyon'umuza verilmesini istedik.
Said-i
Nursi'nin Yakınları'ndan başlayarak,
Dönem'in MBK
Üyeleri Madanoğlu'na ve Türkeş'e kadar,
Bilgili ve İlgili olan
Geniş
bir Çevre'yle
Görüşmeler yapmaya, Meclis Komisyonu'na
sunacağımız Resmi Rapor'u hazırlamaya koyulduk.
Dönem'in
Meclis Başkanı Cindoruk, Demirel ve
Özal'la Görüşmeler yaparak
Arşiv Belgeleri'nin verilmesi
Konu'sunda
Yardımlar'ını istedik..
Demirel İş'in
Başında Son
Derece Olumlu yaklaşmış ve
Belgeler'in
verilmesi için İçişleri Bakanı'nı
Hareket'e bile geçirmişti.
Tam
Mesele'ye
yaklaştık ki, Eski bir Polis
Şefi ve Milletvekili Meclis
Kulisi'nde,
Said-i
Nursi Önergesi'nin MGK
Gündem'ine
Konu olduğunu
ve hatta bu Konu'yla
İlgili olarak Demirel'in
Zor Durumda
bırakıldığını söyledi... Aynı Hafta
Süleyman Bey, peşpeşe Demeçler patlatmaya ve
Naş'ı araştırmaya
Gerek olmadığına ve
hatta İade-i
İtibar Talebinin de
Yanlış olduğuna dair Demeçler
vermeye başladı.
Raporumuz'u
hazırlayarak Meclis Komisyonu'na sunduk ve bu
Rapor'un
görüşülmesine, onaylanmasına ve hem de
Said-i
Nursi'ye İade-i
itibar Kararı alınmasına ve hem de,
Naaş'ının,
Tecavüz'ü yapan
Devlet tarafından ve Hükümet
Aracılığı ile Urfa'daki Qabrine
İade edilmesi Qarar'ı alınmasına
Muvaffak olduk..
Meclis
Komisyonu'nda yapılan
Oylama'da
İade-i itibar ve
İade-i Qabir
Kararı alınca, başta o Gün'ün
Sol Partileri olmak üzere tam bir
Şok yaşanmış ve bu Karar'ın bozulması ve
Oylama'nın yenilenmesi
için Liderler'e
Resmi Yazılar yazılarak, resmen
Milletvekilleri'ne
Baskı yapmaları istenmiştir.
Önergemiz
Esnasında bize Samimiyet'le
Yardımcı olmaya çalışan Özal'ı
Rahmet'le anıyorum."
Dokunulmazlığın Kaldırılması:
1994 de
Mezarcı'nın Dokunulmazlığı kaldırıldı. DEPli
Milletvekilleri'yle birlikte
Meclis'ten atılmamız için Refah
Kurmayları'nın da
İşbirliği'yle
Anayasa ve Adalet
Komisyonu'nda resmileşti.
Suç Gerekçesi Atatürk'e
Hakaret'ti.
Köln Günleri:
1996 Mart'ında
Köln'e geldi. Türkiye'de hakkında Tutuklama
Kararı çıktı.
Çeşitli Gazeteler kendisi ile
Mülakat yaptı.
"Efendim MED
TV'de neden konuşmusum? Sanki Kanal 7'de, TGRT'de veya
Samanyolu TV'de 5 Dakika konuşturdunuz"
"Menderes
ve Özal'ın birer Siyasi
İktidar Başları olarak, bu
Ülke'ye yaptıkları
Büyük Hizmetleri
Ayrı bir Değerlendirme ve
Övünç Konusu olarak tutuyor ve bu
Mesele'yi, Tabular'ı yıkma ve
Türkiye'deki Zihinsel Değişim'e
Önderlik etme Boyut'uyla değerlendiriyorum.
Çankaya'da
Makam'ında yaptığımız bir
Görüşme Esnasında Özal bunu bana
aynen İfade etmiş ve kendi Konum'unun daha
Açık konuşmaya El
vermediğini, Kemalizm'i Tarihi
Sürekliliği içinde, Somut
Önerge
ve Olaylar'la
Resmen Sorgulama
Geleneği başlatarak, Meclis'te
ve Siyasi Arena'da
Tarihi bir Misyon
İcra ettiğimizi, bu
Misyon'umuzu yakından
Takip ettiğini ve Gönül'den desdeklediğini
ve bunun Türkiye için İleri bir
Safha olduğunu ve çok Önemli
Sonuçlar doğuracağını, korkmadan ve
İlkeli bir biçimde
Sonuna
kadar Devam etmemiz gerektiğini belki biraz da abartarak ve
İltifatlar ederek söylemiştir.
Aslında ,
Karabağ İşgali'yle
İlgili Bilgi vermek ve neler yapılabileceğine
dair Görüşler'imizi arzetmek üzere yaptığımız
Görüşme
Esnasında Özal, Konu'yu bu
Tarafa kaydırmış ve bize uygulanan
Ağır Baskı ve
Tehdidleri çok İyi bildiği için olsa gerektir ki,
Moral vermeye ve Doping yapmaya çalışarak ve
Duvar'da
Asılı
M.Kemal Posterini göstererek "Mezarcı
İnşallah çok sürmez, bu
Posterler bu Duvarlar'dan iner" diyerek
Konuşma'yı bitirmiştir.
Makam'ı,
Konum'u,
Partisi ve içinde bulunduğu Şartlar
El vermediği halde, Soyut
bir Uslup'la da olsa sık sık
Sistem'in tartışılması gerektiğini,
Tabular'ın yıkılması gerektiğini
Gündem'e getirerek
Tarihi bir
Büyük Misyon
İcra eden ve Fakat
Siyasi Hayat'ını
Riske ederek
yalnızlaşan ve hatta Can'ını dahi
Riske eden Özal'ın öldüğünü
İzmir'de bir Konferans
Esnasında öğrenince, birden Çankaya'daki
o Görüşme'deki
Özal'la birlikte, Topal Osman ve Ali Şükrü Bey
Senaryoları Aqlıma gelince,
Beynimden Aşağı
Kaynar Sular
dökülmüş gibi yanmaya ve İçim'in eridiğini hissetmeye başladım.
Ne kadar
Duygu
Yoğunluğu içinde olursam olayım kendimi frenlemeyi ve
Seyirci
Önünde ağlamamayı başarabildiğim halde,
İlk defa o Konferans'ta
bir Şiir okurken Gözlerim boşaldı ve ağladım. Konu'yu
Detaylar'ıyla bilmediğim için orada bu
Ölüm Meselesine hiç
Temas etmeden Aydın Yolu'ndan ve Aydın Kongresi'nde de bir
Konuşma yaparak derhal Ankara'ya dönüp, Çankaya'ya gittim.
O
Gün Erzurum'da
bulunan ve Bütün Liderler
Proğram'ını İptal ederek Ankara'ya
döndükleri halde, Proğram'ını
İptal etmeyen ve hatta Önemsiz
bir Mesele'ymiş gibi
Açıklama yapan
Erbakan
ve Kurmayları
Ciddi
Tepkiler almışlardı. Hatta Asiltürk
Milletvekilleri'ne
Taziye
için Çankaya'ya çıkmamaları Konu'sunda
Talimat bile vermeye
kalkmış ve fakat bu Durum'un
Kamuoyu Önünde çok
Çirkin bir
Görüntü Meydana getireceği ve
Parti'ye Puan kaybettireceği
Yönünde Görüşler
belirtilince, daha sonra Refah Kurmayları
şeklen bir Taziye'de
bulunmuşlardı.
Korkunç bir
Menderes ve Özal Düşmanlığı
Kültürü oluşturan ve
Sağlığında Özal'ın hiçbir
Davet'ine katılmadıkları ve
Cumhurbaşkanlığı'nı bir tek kere onaylamadıkları halde,
Demirel'in Önünde hergün
Takla atan Refah Zihniyeti'nin, bu
Korkunç Özal Düşmanlığı'nı anlayabilmiş değilim.
Aydın
Menderes Parti kurunca, Amerika'nın kendi
Partiler'ini
böldürmek için Menderes'i Piyasa'ya sürdüğünü
İleri
sürerek, demediğini koymayan Refah Kurmayları'nın, şimdi
Menderes ve 46 Ruhu Edebiyatı yapmaları, Menderes
Soyadı'nı Kucağa çekmiş olmaktan ve aslında Celal Bayar
Misyonu'nun Devamı olduğu halde, Menderes'in
Devamı gibi
göstererek Ölü Ticareti yapmaktan kaynaklanan
Çirkin bir
Siyasi İstismar'dır."
"Taziyede
bulunmak üzere gittiğim Çankaya'da, o Gece
Özal'a mutlaka
Otopsi yapılması gerektiğini Israrla belirttiğim halde, şimdi
Özal'a Suikast yapılmış olabileceği
İmajı doğuran Konuşmalar
yapan Özal Soyadlı Kişiler'in, o
Zaman neden Otopsi yapılmasını
engellemiş olduklarını da bir Türlü anlayamadım. Daha doğrusu
onlar mı engelledi, yoksa bir Takım
Dosya Şantajları'yla
birtakım Güçler mi engelledi?"
"Meclis
Kürsüsü'nde Kamer
Genç'in Saldırı'sına
Maruz kalan Meclis
Başkanı Yılmaz Hocaoğlu'nu bu
Münasebetle Makam'ında
Ziyaret
ettiğimizde aynen şöyle demişti: " Mezarcı, hiçbir
Saldırı,
Hırsızlık , Yolsuzluk ve
Cinayet yapanın yanına
Kar kalmaz.
Nasıl olsa bir Gün bir Mezarcı çıkar ve 70
Yıl önce işlenmiş
olan bir Ali Şükrü Bey
Cinayeti'nin Hesab'ını resmen sorduğu
gibi, bunların da Hesab'ını sorar."
"1991 de TBMM'nde
başlattığımız ve İlk Rejim
Muhalifi Açık Beyannamesi'ni de
Meclis'te yayınladığımız YYH Sırf bu
Gerekçe'yle Meclis ve
Yasal,
Siyaset Plartformu'nun
Dışına atıldığına ve Şahıslarımız'a
Siyaset Yasağı getirildiğine göre, şu andan itibaren YYH'nin
Fiili bir Siyasi
Parti olduğunu İlan ediyorum. Bundan sonraki
Hedefimiz, bize ve Siyasi
Hareketimiz'e Karşı uygulanan
Medya,
Siyaset ve Devlet
Terörü'nü Yasadışı ve
İllegal İlan etmek ve
Asla Karşı bir
Cebr, Şiddet ve
Terör Yöntemi'ne başvurmadan,
Rejim'e Karşı
Fiili bir Sivil
Direniş Hareketi teşkilatlanması
ve Millet Muhalefeti
Direnişini başlatmaktır."
Evli ve 6
Çocuk
Babası.
Eserleri:
-Kavgamın
Perde Arkası, 1996 Köln
"Herbiri
150-200 Sahife Civarında planlanmış olan 3
Kitap'tan 1.si
Kavgamın Perde Arkası'nın Tarihi
Boyutunu ve Arka
Planını
anlatmaya ve yorumlamaya yöneliktir.
2.Kitap,
Kavgamın Perde
Arkasının Aktüel
Boyutunu anlatmaya, yani
Önergelerimiz'le,
Mahkemelerimiz'le, Refah'la, diğer
Partiler'le
ve Genel olarak yaşadığımız Diğer
Olaylar'la İlgili
Perde
Arkası Boyutu belli bir
Çerçeve'de anlatmaya ve yaşadığımız
Tecrübe Birikimini
Millet Ferasetine aktarmaya
Yönelik olarak
düşünülmüştür.
3.Kitap ise,
Türkiye'nin Yapısal Proplemleri'nin
Tarihi Kaynakları ve
Çözüm
Önerileri, Değişim,
Açıklık, Demokrasi,
İslam Devleti, Huquq
Devleti ve Yeniden
Yapılanma ile İlgili
Görüşlerimizin ortaya
konulmasına Yönelik'tir."
Yeniden
Yapılanma Hareketi Beyannamesi:
YYH
Adıyla
başlattığımız Siyasi Hareket'in
Gayesi "Tek Parti
Dönemi
Devrimleri'ne göre şekillendirilmiş
Devlet ve Millet" dayatması
yerine, "Milletimiz'in Talepler'ine göre şekillenebilen
Devlet"i
İkame etmek ve Farklı
Millet Mozayığımızın
Farklı Taleplerini
karşılayabilecek şekilde, Anayasa'yı ve
Devlet'i yeniden
yapılandırmaktır.
Bir başka
İfade'yle,
Efsanevi bir Dogma gibi
Tepe'den indirilmiş,
Hikmet'inden
Sual etmek Milli
Günah sayıldığı için
sorgulanamıyan, sadece İtaat edilen, vermeye
Mecbur olmayan,
ama hep almaya Hakkı olan, Vatandaşları tarafından değiştirilmeyen,
şekillendirilmeyen, ama Vatandaşlar'ının istediği
Kalıb'a
sokarak şekillendiren Ceberrut Devlet Anlayışı'nı ters yüz
ederek, Türkiye'yi, Demokratik (Millet
İradesine dayanan) bir
Huquq Bölge ve Dünya
Devleti'ne dönüştürmektir.
Gerekçe ve
Tespitler:
İttihat ve Terakki Fırqası (İTF) nın
Devamı olan Cumhuriyet Halk Fırqası'nın
(CHF) 6 Oklu
Devrimler'inden
"Cumhuriyetçilik" Diktatörlüğe,
"Halkçılık" Halkı soyan İmtiyazlı
bir Rantiye Sınıfı
Oluşumuna, Devrimcilik" Darbeciliğe,
"Devletçilik" Kamu Bankaları
Kitler ve Bitler Aracılığı
ile Sömürü ve Yolsuzluğa,
Atatürk Milliyetçiliği" Irkçılığa,
"Laiklik" Dinsizliğe dönüşmüş ve
Devlet bu Yanlış
Tek Parti Yapısı
üzerine Bina edilerek
şekillendirilmiştir.
"Atatürk
İlke
ve Inkılapları" adı verilen, tek parti devrimleri üzerine bina
edilmiş bu yanlış devlet-millet yapısı, darbe anayasaları
silsilesiyle "değiştirelemez ve eleştirilemez" kılınarak,
putlaştırılmış bir kuramasal yapıya dönüştürülmüş ve böylece
proplemleri çözmesi gereken devlet yapısı, proplemlerin kaynağı
haline gelerek, proplem üreten dev bir yapıya dönüşmüştür.
Bütün resmi ve
özel kurumların, partilerin, meclislerin ve iktidarların CHF
nın altı oklu devrimleri doğrultusunda faaliyet yapacaklarını,
bunlara aykırı hiç bir faaliyette bulunamıyacaklarını, bu
devrim ve ilkeleri değiştiremiyeceklerini,
eleştiremitecekerini ve bunlara aykırı hiçbir değişiklikte
bulunamayacaklarını hükme bağlayan darbe pek fazla bir önemi
olmadığı son 50 yıllık acı tecrübelerle anlaşılmıştır.
Bütün
partilerle ve devlet kurumlarıyla birlikte devlet ve milletrin,
CHF devrimlerine bağlı kalmaya mahkum edildiği, böylece
Ceberrut bir Halk Partisi Devleti yapısı içinde, açıklık, değişim,
demokratikleşme ve yeniden yapılanma da mümkün değildir.
Proğram ve
Teklifler:
YYH'nin gayesi, milletimizin tarihi, coğrafi, kültürel,
dini, hukuki, ahlaki, etnik, ideolojik, siyasi farklı
taleplerini ve değer yargılarını inkar eden, yasaklıyan,
engelleyen ve darbe anayasaları silsilesiyle "eleştirilemez ve
değiştirilemez" bir resmi devlet partisine ve ideolojisine
dönüştürülen CHF'nın altı oklu devrimleri kaldırmak ve bunlara
dayanan Anayasa mahkemesi, DGM ve MGK gibi Meclis üstü
kurumları da kaldırmak suretiyle, açıklık, değişim ve yeniden
yapılanmanın önünü açmaktadır.
Böylece, 70
yıldır darbe anayasaları silsilesiyle "Türkiye Cumhuriyeti"
adı altında dayatılan "Halk Partisi Cumhuriyeti" nitelikli
yanlış devlet yapısını, gerçekten "Halkın Cumhuriyeti,
Milletin Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti" niteliğine
dönüştürmektir.
YYH'nin gayesi,
devleti, evrensel insan hakları ve hukuk devleti çerçevesinde,
vatandaşlarının can, mal, namus, akıl ve inançlarını korumak
olan asıl göreveri temeline oturtmak ve bunun dışındaki
alanlarda nilleti tek seçici, yetkili ve şekillendirici hale
getirmektir.
Milletin,
devletin yapısına, işleyişine ve felsefesine itirazlarını,
devlete baş kaldırı ve isyan saymak yerine, en tabii ve
yapılması gereken vatandaşlık görevi saymak ve milletin
devleti ele geçirmesini, felaket saymak yerine, devletiyle
bütünleşmek ve faizlet saymaktadır.
YYH'nin gayesi,
"Kemalizm şablonunu onaylamaya memur tek tip vatandaş
yetiştirme" amacına yönelik eğitim sistemimizi, kendini devlet
ilan etmiş bir avuç insanın tekelinden ve Tevhidi tedrisat
kanunu engelinden kurtararak, herkesin kendi inanç, eğilim,
arzu ve yetenekleri doğrultusunda, bütün hak ve
kabiliyetlerini kullanabilme imkanına sahip olabilecekleri bir
düzene kavuşturmaktır.
Vatandaşları
arasındaki ırk, mezhep, din, dil, ideoloji, kıyafet ve ibadet
gibi farklılıkları, bölücülük ve nifak sebebi olarak gören ve
bu gibi farklı talepleri yasaklıyarak, engelliyerek
vatandaşları resmi ideolojinin tek tip şablonuna sokarak
birlik sağlıyacağını zanneden Taraf Devlet'i, hiç bir şahıs,
sınıf, zümre, aile, din, ırk ve mezhep mensubuna imtiyaz
tanımıyan farklı taleplerini engellemiyen, kanun ve devlet
önünde hepsine eşit muamele eden Hakem Devlet'e
dönüştürmektedir.
YYH'nin gayesi,
siyasi yapımızı devletten ( ve çoğu zaman gayri meşru yollarla)
kaynak sağlıyan, bunları siyasette kullanarak iktidarı ele
geçiren ve tekrar devleti kullanan besleme kadroların
işgalinden kurtarmak ve bir ur haline gelmiş "Siyaset-Rüşvet-
Siyaset" kısır döngüsünü kırmaktır.
Devleti ele
geçirmiş güç odakları tarafından sürekli iç ve dış düşmanların
varlığı ile korkutularak yönetilmiş ve bütün talepleri
ertelenmiş olan milletimizin, yeniden kendisine güvenmesini
sağlamak ve Türkiye'nin proplemlerinin de, diğer ülkelerin
proplemleri gibi çözülebilir olduğu gerçeğini ifade etmek
suretiyle, korkunun meydana getirdiği küçük ve bencil
hesaplardan arınmış, üstün değerlere önem veren insanlar
haline getirmektir.
Osmanlı
Devleti'nin borçlarını ödeyen bir devlet olan Türkiye'nin,
mirasına ve misyonuna da sahip çıkması gerektiği inanç ve
hedefiyle, geçmişinin iyilik ve güzelliklerine sahip çıktığı
kadar, kötü ve yanlış olanlar varsa, onların da, yanlışlığını
kabul eden ve tekrarlanmaması gereken acı tecrübeler olarak
gören ve hatta reddettiği ve tasfiye etmek üzere yola çıktığı
resmi ideolojiyi de, kendi tarihinin, bir parçası sayan bir
barekettir.
Devlet ve
millet hayatını tarihi ve tabii sürekliliği içinde yorumlayan
be kendi YYH Proğramını'da, geçmişe dönük olarak değil veya
ülke, bölge ve dünya şartlarından kopuk, teorik ve ütopik
olarak değil, tarihin gelinen bu noktasından hareketle,
Türkiye'nin birikmiş yapısal proplemlerinin ilkesel ve
kurumsal kaynaklarını ve çözümlerini, realist tespitler ve
teklifler yaparak ortaya koyan ve geleceğe dönük olarak
hazırlanan gerçekçi bir siyasi harekettir.
YYH'nin gayesi,
milletimizin büyük bir kısmının inançlarıyla bağdaşmayan "Laiklik"
ve çok uluslu tarihi millet yapısıyla bağdaşmayan "Atatürk
milliyetçiliği" dayatmalarını kaldırarak, yanlış "laik" ve "Ulsus
devlet" yapısını, tarihi miras ve misyonuna uygun bir "Millet-Dvelet"
yapısına dönüştürmek ve devletle millet arasında gönüllü birk,liktelik
sağlamaktır.
"Devletin resmi
dili Türkçedir. Vatandaşlarımız farklı etnik, mezhebi ve dini
kimliklerini ifade etmekte ve bunlarla ilgili her türlü eğitim,
ibadet ve kültürel faaliyetlerde serbesttir." şeklinde açık
bir genel düzenleme yaparak, başta Kürt meselesi olmak üzere,
asırlık, etnik, mezhebi ve dini kavgalara son vermek ve
Türkiye Cumhuriyeti devletini herkesin ve her kesimin devleti
haline dönüştürmektir.
Etnik, Mezhebi
ve Dini farklılıkları, Devletimizin ve milletimizin en büyük
iç dinamikleri ve zenginlikleri olarak kabul etmek ve geçmişte
olduğu gibi, bu farklılıkların, Devlet-millet beraberliği
içinde daha da geliştirilmesini ve zenginleştirilmesini,
tarihi ve tabii iç dengelerimizin kurulmasında ve dış
diyaloglarımızın sağlanmasında en etkili ve faydalı varlıklar
olarak görmektir.
Farklı Bir
Siyasi Hareket ve Açık Bir Sivil Direniş:
Mevcut siyasi partilerden farklı ve ayrı olarak YYH ilan
edilmiştir. Çünkü, yanlış olduğu, 70 yıllık acı
tecrübelerle ve çok ağır bedeller ödenerek anlaşılmış ve
Türkiye'yi çökme ve parçalama noktasına getirmiş Rejimin ilke,
devrim ve Meclis üstü kurumlarına karşı olup-olmadığı, rejimi
değiştirip değiştiremeyeceği açıkça nelli olmayan, karşı ise
ve değiştirecekse, hangi ilke, devrim ve kurumları nasıl ve ne
şekilde değiştireceği ve yerine uygulayacağı değişim
proğramını açıkça ortaya koyamıyan siyasi partilerin arkasında
oyalanmaya ve bekletilmeye, Türkiyenin zamanı ve tahammulü
yoktur.
Etnik, Ekonomik,
Mezhebi, ideolojik önceliklerle hareket eden ve devlete,
Devlet memurlarına, farklı toplum kesimlerine ve partilere
karşı fanatik bir muhalefeti öne çıkararak, doğrudan rejime
karşı direnişe geçilmesi gereken rejim muhalifi farklı toplum
kesimlerini, birbiriyle boğuşturarak, pasifize eden ve böylece,
Türkiye'nin yapısal proplemlerinin kaynaklarını oluşturan
rejim tartışmasını ülke gündeminden düşürerek, rejimin ömrünün
uzamasına doğrudanveya dolayısıyla katkıda bulunan mevcut
siyasi hareketlerin tam aksine; YYH, Rejimin korunmasında
veya dayatılmasında birer araç olarak kullanılan Devletle,
devlet memurlarıyla, farklı toplum kesimleriyle ve partilerle
asla kavga etmemeye itina eden; ve bunlar kendisine karşı
kullanılsa dahi, kendisi onlara karşı tavır almak yerine, doğrudan
Kemalist Rejimine karşı açık tavrını sürdürmeye özen gösteren
bir siyasi harekettir.
YHH,
Devletimiizn ve milletimimizin aciz düşürüldüğü, işgal ve
darbe ortamında, tek parti aracılığıyla gasbedilen Devlet
gücünün, milletimize karşı şiddet aracı kullanılması sureyiyle
oluşturulmuş ve Darbe Anayasaları silsilesiyle "değiştirilmez
ve eleştirilmez" resmi Devlet-Millet şablonuna dönüştürülmüş
rejime karşı, rejim muhalifi toplum kesimlerini, açık ve aktif
bir şekilde harekete geçirebilecek bir kadro hareketiyle ve
sivil direniş yöntemeriyle değişim proğramını uygulamayı
hedefleyen ve Millet iradesini meşru güç kaynağı olarak gören,
Rejim muhalifi, açık legal bir siyasi harekettir.
Bizler,
Türkiye'nin tarihi, siyasi, coğrafi, dini, kültürel, etnik ve
sosyal proplemlerinin, Tek Parti devrimleri üzerine bina
edilmiş yanlış devlet yapısından kaynaklandığını, kronik ve
sürekli olduğunu kabul eden, bu yablış devet yapısı içinde
sadece meclis ve iktidar değiştirmeyi hedefleyen siyasi
partilerle çözümlemeniyecepini bilen ve nihayet bu beyannamede
açıkça ortaya koyduğumuz radikal değişim proğramıyla ve Rejim
muhalifi bir sivil direniş hareketi kadrolarıyla
çözümlenebileceğine inanan herkesi ve herkesimi YYH'ni
birlikte oluşturmaya, doğrudan veya dolayısıyla desdeklemeye
davet ediyoruz.
Hasan Mezarcı
Mahir Kaynak
Altan
Tan
Muzaffer Doğan
Abdulmelik Fırat
Yemin Zemin
Dergisi'nde RP
Konu'sunda Eleştiler'i yansıdı. ‘Parti'nin Demokratik bir
Yapısı
olmadığı, Komutan, Mücahidu'l-Ekber, Karargah, Nefer, Emir Komuta gibi
Militer Kavramlar üzerine Politika yapıyordu.
Aynı
Dergi Adına yayınlan Mayıs
1994 Sayılı RP Açık Oturumu'ndada 1994 Yerel Seçimleri'nden
sonra 3 Ayrı RP Portesi'nin ortaya çıktığı vurgulanır:
1.Resmi RP
Mensupları.
2.Refahlı
olmayanların Göz'ünde İslam ile
Özdeşleşmiş RP
3.Sıradan
Müslüman Dindarlar'ın
Gözünde RP.
Dolayısıyla üç
ayrı Söylem kullanılıyordu:
1.Kürt
Bölgeleri'nde
Ezilen Mazlum bir
Halq'ın Haqlar'ını savunur
görünen RP.
2.Orta Anadolu’da
Mukaddesatcı, Milliyetçi RP
3.Metropoller'de zaman zaman Liberal Kapitalizm ile Sol
Populizm yapan RP.
10 Ekim 1993 Kurultayı'nda 30
kadar Yüksek Rütbeli Subay'ın Parti'ye katıldığı söylendi. Bu
Tarihler'de yakınlaşmaya başlanılan
Abdulkadir Aksu 1997
de RP’ye katılırken Korkut Özal ve
Ali Coşkun
ANAP listeleri'nden 1995 de seçildiler.
Mezarcı
Ekim 1997 Tutuksuz yargılanmak üzere Serbest bırakıldı.
Düzce’nin Akpınar Köyü'ne yerleşti.