|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
[1] Mümtazer Türköne/Zaman, 28 Ekim 2007:’ Yeni Anayasa
Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın
doğduğu yer olan Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesinde bu sene içinde bir törene
şahit olmuştum. Bu küçük ilçenin yetiştirdiği en büyük adam olan Haşim Kılıç'ın adına ithafen bir orman
alanı tahsis edilmişti. Tören bu orman alanı için yapılıyordu. Yaş haddinden
emekli bir hanımefendi olan eski başkan
Tülay Tuğcu da dâhil olmak üzere, Anayasa Mahkemesi üyelerinin neredeyse
tamamı bu tören için
[2] Cumali Ünaldı’nın Şakir Süter’e anlattığına göre : Anayasa Mahkemesi Üyeliği’ne bir
Atama yapılacaktır. Önerilen İsimler arasında Haşim Kılıç vardır. Özal,
Kılıç'ı Anayasa Mahkemesi Üyeliği’ne atayacaktır ama Haşim Kılıç
hakkında bir Dedikodu vardır:- Yobaz’dır. 'Günah' diyerek Evi’nde Televizyon
seyretmez! Özal, Kardeşi Yusuf Özal'a, 'Cumali'yi gönder
bakalım. Haşim Kılıç'ın Evi’nde Televizyon var mıymış, baksın' der. Yusuf
Bozkurt, o Tarih’teki Danışman’ı Ünaldı'ya bu Mesaj’ı iletir. Ünaldı,
'Haşim Kılıç iyi Dostum’dur, Evi’nde de Televizyon vardır' der ama Yusuf
Özal yine de gitmesini ister. Ünaldı da, daha önce bildiği Gerçeği
bir kez daha 'yerinde görmek' adına Haşim Kılıç'ın evine gider! Kılıç, Evi’nde Televizyon seyretmektedir!
Sonuçta Haşim Kılıç, Özal'ın
yaptırdığı bu 'Adam göndermeye dayalı Araştırma' Yöntemi’nin ardından Anayasa
Mahkemesi Üyeliği görevine getirilir. (8 Ocak 2007,Akşam Gazetesi)
[3] Mahkeme’nin TBMM gibi davranamayacağını,Öğrenciler içinde İnançları gereğince örtünenlerin bulunabileceğini savundu. Dewlet’in buna Müdahalesi Toplumsal Huzursuzluk yaratırdı.
[4] 2000’de Hilton’da verilen bir Resepsiyon’da Eşi ile birlikteydi. Basın’ın Abartılı İlgisi karşısında Gönül Hanım’ı taksi ile Evi’ne gönderdi.
[5] Sacit Adalı ile birlikte Karşı Oy kullandı. Erbakan'ın Düşünceleri’nin "Düşünce Özgürlüğü" Kapsamı’nda değerlendirilmesi gerektiği Görüşü’yle. Türban konusunda Değerlendirmeler’de bulundu. Karşı oy Gerekçesi’nde, Anayasa Mahkemesi'nin Erbakan ve diğer RP'lilerin Türban ve Başörtüsü Konusundaki Israrları’nı Kapatma Gerekçesi yapmasına Muhalefet etti. Kılıç, Erbakan'ın Başbakanlık Konutu'nda Tarikat Liderleri’ne verdiği Yemeği ise "Toplumsal Barış ve Kaynaşma’nın amaçlandığı Sosyal Etkinlik" olarak değerlendirdi.
[6] 3 Muhalif Oy’dan biri onundu. Karşı Oy Qararı’nın
Gerekçesi’nde, Laiklik ve Türban Tartışması haqqında Değerlendirmeler’de
bulundu. Kılıç Karşı Oy Yazısı’nda,
"Anayasa Mahkemesi Qararları’nda öncelik Laiklik "Din ve Devlet
İşleri’nin birbirinden ayrılması" olarak nitelenirken son zamanlar’da bu
Tanım genişletilerek "Din İşleri’yle Dünya İşleri’nin birbirinden
ayrılması" şekline dönüştürülmüştür. Endişe Verici bu Tanım’ı
"Demokratik Laiklik" Biçimi’nde algılamak Çağdaş Anlayış’ın Gereği
olarak Qabul edilemez'" dedi. Merve
Kavakçı’nın Türban’
[7] DEP ve HADEP’in kapatılması yönünde Oy kullandı. Şerafettin Elçi’nin Demokratik Kitle Partisi dawasında ise AHİM kararlarını Esas aldı.Çağdaş Dewlet Hedefi’ne laiklik Karşıtı, kimi Sosyal Gruplar için Çözüm Önerisi getirenlerin Marksist diye suçlanmaması ile ulaşılabileceğini söyldedi. TKP’nin Adındaki Komunist Sözcüğü nedeniyle İhtar verilmesini onaylamadı. Alewi Demokratik Barış Hareketi’nin kapatılmasına Karşı Oy verdi.
[8] Gönül Kılıç, Vural Savaş'ın kendisine yönelik
Sözler’i üzerine Yazılı bir Açıklama yaptı. Haşim Kılıç, Eşi’ne ait Yazılı Açıklama’yı Basın Mensupları’na
dağıttı. Gönül Kılıç Açıklaması’nda,
Savaş'ın 'Ceviz Kabuğu'da Şahsı ile
ilgili Konuşması’nı, 'Hayret, İbret ve Dehşet’le' izlediğini kaydetti. 'Çok
Önemli Açıklamalar yapacağını ileri sürerek günlerdir Kamuoyu’nu Meşgul eden Savaş, 4 Yıl önce kendi Eşi’ne yapılmış
bir 'Hoşgeldiniz' Ziyareti’ni akıl almaz ve inanılmaz bir İftira Kampanyası’na
dönüştürmüştür' diyen Gönül Kılıç,
Açıklaması’nda şu Görüşler’e yer verdi:'Lojmanı’na taşınması nedeniyle Büyük
Çoğunluğu’nu Anayasa Mahkemesi Üyeleri’nin Eşleri’nin oluşturduğu, benim de
içinde yer aldığım bir Grup Hanım, Vural
Savaş'ın Eşi’ne 'hoşgeldiniz' Ziyareti’nde bulunmuştur. Bu Ziyaret
sırasında Emekli Başsavcı’nın benimle ilgili anlattıklarının gerçekle uzaktan
yakından kesinlikle ilgisi yoktur. Evi’ne Eşi’nin Misafir’i olarak gelmiş bir
Bayan’ın Onur’u ve Haysiyet’i, o Ev’in Sahibi’nin Güvencesi altındadır. Türk
Örf ve Adeti, Ahlak ve İnsanlık bunu gerektirir. Bitmişliğin, tükenmişliğin ve
bir Çöküş’ün Sonucu sarfedilen Gerçek Dışı ve Yakışıksız İfadeler’in Yorumu’nu
Kamuoyu’nun Takdiri’ne bırakıyorum.'
[9] Basın Toplantısı’nda bir Gazeteci’nin 'Vural Savaş'ın Açıklamaları Konusu’nda ne düşünüyorsunuz?' Soru’su
üzerine, 'Savaş adına üzüldüm. Çünkü
uzun süre Devlet’in Üst Düzeyi’nde bulunmuş bir Başsavcı’nın çok önemli şeyler
söyleyeceğini düşünmüştüm. Ancak söyledikleri, bırakın Ceviz Kabuğu'nu İncir
Çekirdeği’ni bile doldurmadı' diye konuştu. Arınç, Vural Savaş'ın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e karşı Kıskançlık içerisinde bulunduğunu da
İddia etti. (Akşam, 23 Ocak 2001)
[10] Kılıç, Karşı Oy Gerekçesi’nde, hukuken Yasak olmasına rağmen Kişisel Düşünceleri’ni açıkladı ve "Tarih’e Not düşmek için yazıyorum" açıklamasında bulundu. Kılıç, Tartışma yaratan Karşı Oy Gerekçesi’nde, Baykal ve Askeriye’yi de İsim vermeden eleştirdi. Gül'ün 28 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından TBMM'de gerçekleştirilen Yemin Töreni’ne de Anayasa Mahkemesi'nden sadece o katıldı.
[11] ‘Anayasa
mahkemesi başkanlığına seçilmiş bulunuyorum. Sevinçliyim mutluyum diyemiyorum.
Zira terör örgütünün saldırısı bizleri derinen üzmüştür. Milletimiz ve
mahkememiz adına baş sağlığı diliyorum. Altını çizerek bir kez daha
belirtiyorum ki terör bizi asla yıldıramayacaktır. Türk devleti tüm
kurumlarıyla birlik ve beraberlik içinde bu terör eylemlerine gerekli cevabı
verecektir…Başkanlık görevinin bana emanet edilmesi büyük onurdur. Bu onurlu
görevin aynı zamanda ağır bir sorumluluk yüklediğinin bilincindeyim. Bugüne
kadar olduğu gibi bundan sonrada Atatürk Türkiye'sinin hayata geçirilmiş olan
laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin hayata geçirilmesi bizim tek
hedefimiz olacaktır. Her türlü bölücü ve irticai faaliyetler karşı ödünsüz
tavrını devem eden Anayasa mahkemesi bu tavrını tavizsiz devam ettirecektir.
Anayasal kurumlar yönetici olarak gelip geçen kişilerin görüşlerine göre
değişmez. Böyle kurumlarda başkanlara tanınmış bir ayrıcalık ve bir imtiyaz söz
konusu değildir. Bu kurumun her başkanı ve her üyesi göreve başladığı gün
yaptığı yeminin tam bir tarafsızlık içinde sürdürmek zorundadır.’
[12] 25
Ekim 2007’de Anayasa Mahkemesi
Raportörleri ve kendisine Oy veren Mahkeme Üyeleri ile birlikte (Osman Alifeyyaz Paksüt , Ahmet Akyalçın, Serdar Özgüldür ve Serruh Kaleli) Anıtkabir’i Ziyaret
etti..
[13] Hacettepe Üniversitesi İngiliz Filolojisi Bölümü’nü bitirdi. Viyana’da Goethe Enstitüsü’nde Almanca Eğitimi, Belçika’da Alliance
Française’de Fransızca Eğitimi aldı. Bir süre Milli Eğitim Bakanlığı
Bünyesi’nde çalıştı ve Öğretmenlik yaptı. Diplomat Kökenli Eşi Osman Paksüt, 2002’de Bağdat
Büyükelçiliği’ne atandı. 2003 de meydana gelen Saldırı sırasında Ferda Paksüt de Eşi’yle birlikte
Büyükelçilik Binası’nda bulunuyordu.
[14] Levent İçgen’in Mülakatı (Vatan,25 Ekim 2007):
GÖNÜL HANIM BOZULMAZ: Benim Eşim’in Siyasi bir Kimliği yok ama Atatürkçü Çizgi’den ve İlkeleri’nden asla Ödün vermez. Dolayısıyla Mahkeme’de Aktif bir Görev alması çok Güzel oldu. Birçok Kişi’nin Teorisi’ne göre ise ’Haşim Bey, Muhafazakar, Osman Bey diğer Aşırı Uç’ olarak gösteriliyor. İkisi de Aynı Ortam’da birisi Başkan diğeri Başkanvekili olarak çalışacak. Bu Mahkeme’ye Siyaset’in girmediğini gösterir. Haşim Bey, İnsan İlişkileri’nde çok hoş bir insan’dır. Ben Haşim Bey’le görüştüğüm zaman sadece El Sıkma değil, Yanağı’ndan öpüşen bir İnsan’ım. Seçim’in ardından Haşim Bey’i Tebrik edip, Yanakları’ndan öptüm. İlişkimiz böyle. Muhafazakar olsa buna Müsaade eder mi? Gönül Hanım da bunlara bozulmaz. Türban’ı dışında Gönül Hanım benim gibi giyinir. Belki biraz da Eteği, Kolu uzun’dur. Ama Haşim Bey’in Kızı benim gibi. Pantolon giyiyor ve Başı açık. Tutucu olsalar Kızlar’ı benim gibi giyinmez. Muhafazakar’dan Kasıt Tutucu’ysa, Haşim Bey’in de Normal, bizim gibi bir Yaşantısı var. Bizden Farqlı 4 tane yetişmiş, Güzel Çocuğu var. Bir Muhafazakarlık Sözkonusu olsaydı Kızı’nın da Başı mutlaka Kapalı olurdu. TÜRBANI SİYASİ DEĞİL: Benim Normal Köylü Kadın’ın taktığı Başörtüsü’ne hiçbir Karşıtlığım yok ama tabii ki Siyasi Amaçlı olmamalıdır. Gönül Hanım’ın Türban’ı Siyasi Amaçlı değil. Kesinlikle İnancı’nı yaşıyor. Siyasi Amaçlı olsaydı onun yetiştirdiği Çocuk da Siyasi Amaçlı olurdu. Kızı’na da Türban taktırırdı. Diğer Kurumlar’ı bilemem, ama Anayasa Mahkemesi’nde Gönül Hanım’ın Türbanlı ya da Türbansız olmasının Seçim Gündemi’ne geldiğini zannetmiyorum. Burada Haşim Bey Mahkeme’yi Temsil etme Özelliği veya diğer Vasıfları’na göre seçilmiştir. Gönül Hanım’ın Türban’ı etkilememiştir. Hele Olumlu etkilediğini hiç zannetmiyorum. GÖNÜL HANIM BAŞINI AÇMAZ: Gönül Hanım kendi İradesi’yle kapanmış. Kendisi Şahsiyetli bir İnsan. Haşim Bey ’Başını aç’ dese de o açmaz. Zaten Gönül Hanım, Mevki için Başı’nı açarsa ben ona o zaman hiç Saygı duymam. Veya tam tersi yıllarca Başı Açık olup da ’Bir Mevki’yi kapatayım’ diye ’Ben Başım’ı örteyim’ diyen İnsan’a da Saygı duymam. Öyle İnsanlar da var. SONGÜL HANIM ÖRNEĞİ: Bağdat’ta Türkmen Cephesi’nin Milletvekili Songül Hanım, Yakın Arkadaşım’dı ve Başı Kapalı’ydı. Sonra birden bire Songül Hanım Milletvekilliği Dönemi’nde Başı’nı açtı. Benim böyle İnsan’a Saygım olmaz. Bir İnsan Başörtüsü’nü inanıyorsa örtsün ve bunu belli Menfaat için kullanmasın Başı’nın Açıklığı’nı da kullanmasın. AHENK İÇİNDE ÇALIŞIYORLAR: Mahkeme Üyeleri ve Aileleri her zaman bir Ahenk içerisinde. Bayanlar arasında Ay’da bir Toplantı var. Eşli olarak da daha sık Görüşme var. Benim de Geniş bir Sosyal Yaşantım var. Ama bir araya Mümkün oldukça geliyoruz. Mahkeme Üyeleri’nin, hiçbirinin herhangi bir Siyasi Bağlantısı yoktur. Anayasa Mahkemesi Siyasi Partiler’in üstünde bir Kurum’dur. Yeri geldiğinde Bakanlar’ı, Başbakanlar’ı yargılamış bir Mahkeme’dir. Zaten biz Hariciye’den geldiğimizden dolayı Devlet Memuru Kökenli’yiz. Devlet Memuru’nun bir Politik Görüş’ü olmamalıdır diye düşünüyoruz. Hepimiz Devletimiz için çalışan Devletimiz’in yararını düşünen insanlar’ız. Mahkeme Üyeleri’ni Politize etmemek gerekiyor. BEKLEMİYORDUM: Osman Bey’in Başkanvekilliği Görevi’ne seçileceğini beklemiyordum. Çünkü Mahkeme’de yeni’yiz. Henüz 2 Senelik bir Üyeliği var. Sürpriz oldu ama Mutlu’yum. Sefirelik’ten sonra Yüce Mahkeme’de olan birisinin Eşi olmak beni çok fazla etkilemedi. İkisinin de ayrı Güzellikleri var. Kendimi Adapte etmeye çalışıyorum. Çok Şerefli bir Görev, Sayın Sezer’in bu Görev’e Layık görmesi bizi onurlandırıp, gururlandırmıştı. ÖNCE ATATÜRK FOTOĞRAFINI ARADIM: Atatürk Kadını’yım. Atatürk İlkeleri’yle büyüdüm. İstiklal Marşı’nı duyduğum zaman Tüylerim diken diken olur. Eşim Büyükelçi olup, Bayraklı Büyükelçilik Arabası’na bindiği zaman Gözyaşlarım’ı tutamadım. Bağdat’ta Bomba’yı yediğimiz zaman ilk aradığım şey Eşim’den önce Atatürk’ün Fotoğrafı’ydı. Ben İçkimi içerim, Gönül Hanım Namazını kılacaksa kılar... Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Eşi Gönül Hanım’la çok iyi anlaştıklarını söyleyen Ferda Paksüt, Dostlukları’nı şöyle anlatıyor: “Gönül Hanım son derece Dolu bir İnsan. Çoğu zaman onunla Felsefe yapmaktan son derece Keyif alıyorum. Dünya Görüşü olan, Vizyon’u Geniş bir İnsan. Şeffaf bir İnsan. Kapalı bir İnsan değil. Türban onun Yaşam Tarzı, ben tanıdığımda da Gönül Hanım Türbanlı’ydı bugün de Türbanlı. Gönül Hanım’la her şeyi oturup, konuşuyoruz. Onun oğlu Dubai’de benim Kızım Paris’te. O Oğlu’na dondurup Köfteler yolluyormuş, bunu anlatır. Ben de buna benzer şeyler anlatırım. Ben İçkimi alırım, o başka bir şey içer. Önyargılı değildir. Namazı’nı kılacaksa o kılar. O Şeffaf olduğu gibi bir insan’dır. Haşim Bey’le aynı ortam’da oturduğumuzda da benim elim’de Şarap Kadehi oldu
[15] Oktay Ekşi,Hürriyet,27 Ekim 2007:’ Anayasa
Mahkemesi Başkanlığı'na Sayın Haşim Kılıç'ın seçilmesiyle, hukuk
sistemimizin en önemli kurumu, Cumhuriyet'in temel felsefesine karşıt görüş
sahibi bir zihniyetin egemenliğine girmiş oluyor. Hem de Cumhuriyet'e
her yönüyle bağlı görünen birkaç üyenin desteğiyle...Neden? Sayın Kılıç bizim
belirttiğimiz görüş ve düşüncelerini değiştirdi, "Cumhuriyet'in temel
felsefesiyle uyumlu" görüşler benimsedi ve bunu açıkladı da ondan mı,
yoksa bu desteği veren üyeleri o -hadi sözü inceltelim- "ikna"
ettiği için mi? ‘
26 Ekim 2007:‘ Anayasa Mahkemesi Başkanlığı
bizde yargı sistemimizin doruk noktası sayılır. Bu en Yüksek Yargıç'lığa
formasyonu itibarıyla "yargıç" olmayan birinin seçilmesi, "yasal"
fakat "garip"tir. Gariptir diyoruz çünkü "Eskişehir
İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi" mezunu olan Sayın Kılıç'tan
önce aynı konuma seçilmiş olan 14 Başkanın istisnasız hepsi "hukuk"
eğitimi -ve hukuk formasyonu- almış kişilerdir. Sayın Kılıç'ın bundan 17
yıl önce Anayasa Mahkemesi üyeliğine nasıl getirildiğini de anımsayınca
bu seçim daha da büyük önem kazanmaktadır. O tarihte Çankaya'da,
bir Nakşibendi olduğu bilinen Turgut Özal vardı. Özal, Anayasa
Mahkemesi'nin laik Cumhuriyetin değerlerine bağlılık sergileyen
kararlarından rahatsızdı. Oradaki üye yapısını, kendisi gibi düşünenler
lehine değiştirmeye çalışıyordu. Bu konuda o kadar kararlıydı ki, sırf -kendisi
gibi bir Nakşibendi olduğu bilinen- Haşim Kılıç'ı Anayasa
Mahkemesi üyeliğine getirebilmek için, TBMM üzerine baskı yaptı. Kılıç'ı
aday göstermelerini sağlamak amacıyla Sayıştay üye yapısını değiştiren bir
yasa çıkarttı. Bunun ardından da Kılıç'ı üye olarak atadı. Anayasa
Mahkemesi'ndeki "zihniyet dengesi"ni değiştirme amaçlı ilk
ve önemli adım bu suretle atılmış oldu. Ötekileri söylemiyoruz. Çünkü uzatmaya
gerek yok. Ama bugün gelinen noktada, Özal'ın özleminin gerçekleşmesine
ramak kaldığını söyleyebiliriz. Nitekim o tarihten beri geçen zaman boyunca Anayasa
Mahkemesi, Sayın Kılıç'ın dünya görüşünü yansıtmasına fırsat veren
pek çok konuyu karara bağladı. Refah Partisi'nin, Fazilet Partisi'nin
kapatılması, yanlış anımsamıyorsak "türban" konusuna ilişkin
yasanın iptali gibi konularda, Kılıç, merhum Özal'ın ruhunu
muazzep edecek hiçbir şey yapmadı. Bunu verilen kararlara karşı görüşünü ifade
eden "karşıt oy" gerekçeleriyle ortaya koydu. Aslında göreve gelir
gelmez basına "Bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da Atatürk
Türkiyesi'nin bütün işleviyle hayata geçirilmiş çağdaş demokrat, sosyal, laik
hukuk devleti idealinin gerçekleşmesi temel hedefimizdir" dedi. "Laik,
demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal bağımsızlık ve çağdaş kazanımlarını
yok etmeyi hedefleyen her türlü bölücü ve irticai faaliyetlere karşı ödünsüz
tavrını sürdüren Anayasa Mahkemesi"nin bu tavrını sürdüreceği vaadinde
bulundu. Lakin biz bu lafları dinlemiş ve tam aksini yapanları çok görmüş bir
ulus olarak o güzel sözlere değil, uygulamaya bakmaya mecbur olduğumuzu
biliyoruz. Sayın Kılıç'ın bu göreve seçilmesi aslında Anayasa
Mahkemesi'nin yapısını bilenler yönünden bir bakıma sürpriz sayılacak bir
sonuçtur. Ancak Anayasa Mahkemesi gibi, üst düzey yargıçların görev
yaptığı bir ortamda bile "al gülüm-ver gülüm" mekanizmasının
işlemesi, orada bile kişisel çıkarların ön plana geçtiğinin kanıtıdır. ‘
[16] İki Çocuğunun Avukatlık Stajı’nda da Sorunlar ortaya çıktı. Kızı Ayşe Tuba Kılıç, Fakülte’den Mezun olduktan sonra, "Stajı’nı tamamladığı" İddiası’yla Ruhsat almak için Ankara Barosu'na başvurunca Dosya’sı Adalet Bakanlığı'na gönderildi. Bakanlık, Hukuk İşleri, Kılıç'ın Staj Dosyası’nda bazı Usulsüzlükler’e rastladığını söyleyerek Dosya’yı Baro’ya İade etti. Kılıç, Staj Kurulu'na başvurarak, Belge almaktan vazgeçtiğini açıkladı. Oğlu Ahmet Şirvan Kılıç'ın Staj Belgeleri’nde de Sorun çıktı. Ankara Barosu, yaptığı İnceleme’de Ahmet Şirvan'ın Staj yapmamasına rağmen yapmış gibi gösterdiğini ortaya çıkardı. Kılıç'ın Staj Belgesi’ni imzalayan Hakimler hakkında Suç Duyurusu’nda bulunulurken, Stajı’nı Tekrar etmesine karar verildi.