Haşim Kılıç

1950

 

          Menderes’in İktidar’a geldiği Yıl 1950 de Kırşehir’in Çiçekdağı İlçesi’nde  (Hacı Hasanlı Köyü) [1] 13 Mart da doğdu.Aynı Yıl doğan Abdullah Gül gibi Meslek Kariyeri’ni 2007’de taçlandırdı.

 İlk, Orta ve Lise Öğrenimi’ni Yozgat’ta tamamladı.  1961’de Anayasa Mahkemesi oluşturulduğunda 11 yaşındaydı Haşim.

          1968 de  Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne kaydoldu ve 1972 de Mezun oldu. Bir 68 Kuşağı… 1971 Darbesi ardından Anayasa Mehkemesi Milli Nizam Partisi’ni de dahil bir kısım Sol Parti’yi kapatmaktadır.

          1974 de Sayıştay Başkanlığı’nda Denetçi Yardımcısı olarak Görev’e başladı. Denetçi, Başdenetçi Unvanları’nı aldı.

          1985 de  Sayıştay Üyeliği’ne seçildi. 5 Yıl sürdü bu Üyelik.

           1990 de Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından kendisine sunulan 3 Aday içerisinden Anayasa Mahkemesi Üyeliği’ne seçildi. [2] Özal’ın Görev Süresi içinde seçtiği diğer Farkılı İsimler arasında Sacid Adalı, Başbakan yaptığı Yıldırım Akbulut’un Eş’i Samiha Akbulut da vardır. 1991’de Mahkeme’nin verdiği Türban Qararı’ndaki Muhalif Oy’la Kılıç sonraki Yıllar’da sürdüreceği Muhalif Kimliğini’ni ortaya koyuyordu.[3]

          7 Aralık 1999 de  Açık bulunan Anayasa Mahkemesi Başkanvekilliği’ne seçildi. 7 Aralık 2003 de  yeniden bu Görev’i üstlenerek Başkanvekilliği’nde 8 Yılı’nı tamamladı. Eşi’nin Türbanlı olmasını affetmedi Medya.[4] 29 Ekim 2003 Resepsiyonu’na Eski Mahkeme Başkanları Sezer tarfaından Eşi olmadan Dawet edilen Kılıç, Resepsiyonlar’a katılmayı, 2004’te Eşli Dawet almasına rağmen Gül Dönemi’ne kadar Protesto etti.

           Bu süre zarfı’nda önüne getirilen ve pari kapatma ile sonlanan Refah Partisi[5], Fazilet Partisi Dawaları’nda[6] kapatılamaması yönünde Oy kullandı. Kürt, Komunist Partileri’nin kapatılması Dawaları ve Alewi Sorunu’nda kullandığı Oylar da Dikkat çekti.[7]

            Anayasa Mahkemesi’nin  2000 Yılı’nda İlk kez bir Üyesi (Ahmet Necdet Sezer)  Cumhurbaşkanlığı’na seçilmiş oldu. Halef Başkan Mustafa Bumin’dir. Fazilet Partisi Davası görüşülürken Kapatma Davasını açmış olan Vural Savaş’ın Görev Süresi doldu. Yeni Savcı Sabih Kanatoğlu oldu. 2001 Ocağında Ceviz Kabuğu Proğramı’nda Kılıç’ın Eşi Gönül Kılıç hakkında konuşmaktadır Eski Savcı:’ 'Beni görünce kendini yere attı, Halı’yla Başı’nı örtmeye çalıştı. Sara Krizi geçiriyor zannettim. Meğer bu Hanım Başı’nın Açık olduğu bir sırada Ev’e Erkek geldi diye böyle davranıyormuş. İşte bu Hanım Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç'ın Eş’i  [8] Dönem’in FP Grup Başkan Vekili Bülent Arınç da Tartışma’ya katılır.[9] Mahkeme açılan Tazminat Dawası’nda Gönül’ü Haklı buldu.2500 Lira Tazminat kazandı.

        2001’de Mahkeme’nin önüne AKP’ye İhtar verilmesi vardır. Gerekçe Erdoğan gibi kimi Sorunlu isimler’dir. Kılıç’ın Oyu Malum artık.

Haşim Kılıç ne kadar muhafazakar?              Kurum 22 Temmuz 2007 Seçimleri’ne Yol açan Ünlü 367 Qarası’nı verdiğinde de Kılıç Muhalifler içinde yer alacaktır.[10]

          Anayasa Mahkemesi Başkanlığı:

           Tülay Tuğcu’nun Yaş Haddi’nden Emekli’ye ayrılmasıyla boşalan Anayasa Mahkemesi Başkanlığı 2 Ay Dewam eden Seçimler 22 Ekim 2007’de sonuçlandı. Başkanvekili Haşim Kılıç, 6 Üye’nin Oyu’nu alarak 15.Anayasa Mahkemesi Başkanlığı oldu. (11 Asil, 4 Yedek Üye). Kılıç, aynı Gün Saat 14.00’de Anayasa Mahkemesi’nde Basın Toplantısı yaptı.[11] Ertesi Gün Yardımcılığı’na 2 Yıl önce A.Necdet Sezer tarafından atanan Helsinki Büyükelçisi Osman Paksüt seçildi (Temmuz 2005). Diğer Üye Arkadaşları’nın katılmadığı Anıt Kabir Ziyareti’nde bulundu. [12] Paksüt’ün Tutumu ve Eşi Ferda Paksüt’ün[13] Demeçleri [14]Cepheci Cumhuriyetçiler’ce eleştirildi.

            Anayasa Mahkemesi Başkanlık Görevi’ni 4 Yıl sürdürerek, böylece 21 Yılı’nı tamamlayacak. (22 Ekim 2011).Mahkeme Üyeliği ise 2015’te bitecek. Seçim Sonuçlar’ı Kimi Köşe Yazarları’nca bir Kale’nin  daha Düşüşü olarak algılandı.[15]

        Haşim Kılıç'ın seçilmesi Milliyet'i rahatsız etti    Evli ve 4 Çocuk Babası,[16] Almanca biliyor.

 

        

 

 

           

 

 

      

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



[1]           Mümtazer Türköne/Zaman, 28 Ekim 2007:’ Yeni Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın doğduğu yer olan Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesinde bu sene içinde bir törene şahit olmuştum. Bu küçük ilçenin yetiştirdiği en büyük adam olan Haşim Kılıç'ın adına ithafen bir orman alanı tahsis edilmişti. Tören bu orman alanı için yapılıyordu. Yaş haddinden emekli bir hanımefendi olan eski başkan Tülay Tuğcu da dâhil olmak üzere, Anayasa Mahkemesi üyelerinin neredeyse tamamı bu tören için 200 km uzaklıktan gelmişlerdi. Haşim Kılıç da başörtülü eşiyle birlikte bu törenin başmisafiri idi. Günler, Mahkeme'nin 367 kararının hemen arefesine tesadüf ediyordu. Gözüme çarpan ilk şey, üyeler ve eşleri arasındaki samimi ve medenî ilişki olmuştu. Şimdi, başkan yardımcılığına seçilen Osman Paksüt'ün kültürlü ve renkli bir kişiliği olan eşi Ferda Paksüt'ün Vatan Gazetesi'ne verdiği röportaj, üyeler arasındaki uyuma ve medenî ilişkilere dair daha derin bilgiler veriyor. İkinci başkanın eşi, laiklik konusundaki hassasiyetini ısrarla vurguluyor ve Başkan'ın başörtülü eşinden de sitayişle bahsediyor. Başkan'ın eşinin başörtüsünün siyasî bir anlam taşımadığını, bu hanımefendinin çok açık görüşlü ve modern bir hanım olduğunu, dinî ibadetlerini hassasiyetle yerine getirmenin yanında farklı düşünenlere çok saygılı davrandığını anlatıyor. İki farklı dünyaya ait gibi görünen iki insan arasında karşılıklı saygı ve farklı olana ilgiye dayalı dostluğun çerçevesini aktarıyor. Ferda Paksüt'ün röportajda söyledikleri, iki hanım arasındaki dostluğu ve yakınlığı gösteriyor. Ama başörtüsü hakkında toplumun büyük çoğunluğunca paylaşılan meşruiyeti de yansıtıyor. Çünkü iki farklı insan çok derin bir dostluğu sürdürebiliyor. Belki en önemlisi Türkiye'nin içine girdiği özgürlükler evresi hakkında bu dostluk derin bir fikir veriyor. Bugün Cumhurbaşkanı'ndan başlayarak Başbakan'ın, çok sayıda bakanın ve mühim ricalin eşlerinin başında azımsanmayacak bir oranda başörtüsü bulunuyor. Fakat bu kişiler arasındaki ortak payda, sadece eşlerinin başındaki başörtüsünden ibaret değil. İstisnasız bu devlet ve siyaset adamlarının tamamı toplumun yoksul kesimlerinden geliyorlar. Hiçbiri çok iyi imkânlarla yetişmemiş. Çok iyi okullarda okumamışlar.’

[2]           Cumali Ünaldı’nın Şakir Süter’e anlattığına göre : Anayasa Mahkemesi Üyeliği’ne bir Atama yapılacaktır. Önerilen İsimler arasında Haşim Kılıç vardır. Özal, Kılıç'ı Anayasa Mahkemesi Üyeliği’ne atayacaktır ama Haşim Kılıç hakkında bir Dedikodu vardır:- Yobaz’dır. 'Günah' diyerek Evi’nde Televizyon seyretmez! Özal, Kardeşi Yusuf Özal'a, 'Cumali'yi gönder bakalım. Haşim Kılıç'ın Evi’nde Televizyon var mıymış, baksın' der. Yusuf Bozkurt, o Tarih’teki Danışman’ı Ünaldı'ya bu Mesaj’ı iletir. Ünaldı, 'Haşim Kılıç iyi Dostum’dur, Evi’nde de Televizyon vardır' der ama Yusuf Özal yine de gitmesini ister. Ünaldı da, daha önce bildiği Gerçeği bir kez daha 'yerinde görmek' adına Haşim Kılıç'ın evine gider! Kılıç, Evi’nde Televizyon seyretmektedir! Sonuçta Haşim Kılıç, Özal'ın yaptırdığı bu 'Adam göndermeye dayalı Araştırma' Yöntemi’nin ardından Anayasa Mahkemesi Üyeliği görevine getirilir. (8 Ocak 2007,Akşam Gazetesi)

[3]           Mahkeme’nin TBMM gibi davranamayacağını,Öğrenciler içinde İnançları gereğince örtünenlerin bulunabileceğini savundu. Dewlet’in buna Müdahalesi Toplumsal Huzursuzluk yaratırdı.

[4]           2000’de Hilton’da verilen bir Resepsiyon’da Eşi ile birlikteydi. Basın’ın Abartılı İlgisi karşısında Gönül Hanım’ı taksi ile Evi’ne gönderdi.

[5]           Sacit Adalı ile birlikte Karşı Oy kullandı. Erbakan'ın Düşünceleri’nin "Düşünce Özgürlüğü" Kapsamı’nda değerlendirilmesi gerektiği Görüşü’yle. Türban konusunda Değerlendirmeler’de bulundu. Karşı oy Gerekçesi’nde, Anayasa Mahkemesi'nin Erbakan ve diğer RP'lilerin Türban ve Başörtüsü Konusundaki Israrları’nı Kapatma Gerekçesi yapmasına Muhalefet etti. Kılıç, Erbakan'ın Başbakanlık Konutu'nda Tarikat Liderleri’ne verdiği Yemeği ise "Toplumsal Barış ve Kaynaşma’nın amaçlandığı Sosyal Etkinlik" olarak değerlendirdi.

[6]           3 Muhalif Oy’dan biri onundu. Karşı Oy Qararı’nın Gerekçesi’nde, Laiklik ve Türban Tartışması haqqında Değerlendirmeler’de bulundu. Kılıç Karşı Oy Yazısı’nda, "Anayasa Mahkemesi Qararları’nda öncelik Laiklik "Din ve Devlet İşleri’nin birbirinden ayrılması" olarak nitelenirken son zamanlar’da bu Tanım genişletilerek "Din İşleri’yle Dünya İşleri’nin birbirinden ayrılması" şekline dönüştürülmüştür. Endişe Verici bu Tanım’ı "Demokratik Laiklik" Biçimi’nde algılamak Çağdaş Anlayış’ın Gereği olarak Qabul edilemez'" dedi. Merve Kavakçı’nın Türban’la Yemin etmesini yasaklayan bir Yasa’nın bulunmadığını savundu.

[7]           DEP ve HADEP’in  kapatılması yönünde Oy kullandı. Şerafettin Elçi’nin Demokratik Kitle Partisi dawasında ise AHİM kararlarını Esas aldı.Çağdaş Dewlet Hedefi’ne laiklik Karşıtı, kimi Sosyal Gruplar için Çözüm Önerisi getirenlerin Marksist diye suçlanmaması ile ulaşılabileceğini söyldedi. TKP’nin Adındaki Komunist Sözcüğü nedeniyle İhtar verilmesini onaylamadı. Alewi Demokratik Barış Hareketi’nin kapatılmasına Karşı Oy verdi.

[8]           Gönül Kılıç, Vural Savaş'ın kendisine yönelik Sözler’i üzerine Yazılı bir Açıklama yaptı. Haşim Kılıç, Eşi’ne ait Yazılı Açıklama’yı Basın Mensupları’na dağıttı. Gönül Kılıç Açıklaması’nda, Savaş'ın 'Ceviz Kabuğu'da Şahsı ile ilgili Konuşması’nı, 'Hayret, İbret ve Dehşet’le' izlediğini kaydetti. 'Çok Önemli Açıklamalar yapacağını ileri sürerek günlerdir Kamuoyu’nu Meşgul eden Savaş, 4 Yıl önce kendi Eşi’ne yapılmış bir 'Hoşgeldiniz' Ziyareti’ni akıl almaz ve inanılmaz bir İftira Kampanyası’na dönüştürmüştür' diyen Gönül Kılıç, Açıklaması’nda şu Görüşler’e yer verdi:'Lojmanı’na taşınması nedeniyle Büyük Çoğunluğu’nu Anayasa Mahkemesi Üyeleri’nin Eşleri’nin oluşturduğu, benim de içinde yer aldığım bir Grup Hanım, Vural Savaş'ın Eşi’ne 'hoşgeldiniz' Ziyareti’nde bulunmuştur. Bu Ziyaret sırasında Emekli Başsavcı’nın benimle ilgili anlattıklarının gerçekle uzaktan yakından kesinlikle ilgisi yoktur. Evi’ne Eşi’nin Misafir’i olarak gelmiş bir Bayan’ın Onur’u ve Haysiyet’i, o Ev’in Sahibi’nin Güvencesi altındadır. Türk Örf ve Adeti, Ahlak ve İnsanlık bunu gerektirir. Bitmişliğin, tükenmişliğin ve bir Çöküş’ün Sonucu sarfedilen Gerçek Dışı ve Yakışıksız İfadeler’in Yorumu’nu Kamuoyu’nun Takdiri’ne bırakıyorum.'

[9]           Basın Toplantısı’nda bir Gazeteci’nin 'Vural Savaş'ın Açıklamaları Konusu’nda ne düşünüyorsunuz?' Soru’su üzerine, 'Savaş adına üzüldüm. Çünkü uzun süre Devlet’in Üst Düzeyi’nde bulunmuş bir Başsavcı’nın çok önemli şeyler söyleyeceğini düşünmüştüm. Ancak söyledikleri, bırakın Ceviz Kabuğu'nu İncir Çekirdeği’ni bile doldurmadı' diye konuştu. Arınç, Vural Savaş'ın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e karşı Kıskançlık içerisinde bulunduğunu da İddia etti. (Akşam, 23 Ocak 2001)

[10]         Kılıç, Karşı Oy Gerekçesi’nde, hukuken Yasak olmasına rağmen Kişisel Düşünceleri’ni açıkladı ve "Tarih’e Not düşmek için yazıyorum" açıklamasında bulundu. Kılıç, Tartışma yaratan Karşı Oy Gerekçesi’nde, Baykal ve Askeriye’yi de İsim vermeden eleştirdi. Gül'ün 28 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından TBMM'de gerçekleştirilen Yemin Töreni’ne de Anayasa Mahkemesi'nden sadece o katıldı.

[11]          ‘Anayasa mahkemesi başkanlığına seçilmiş bulunuyorum. Sevinçliyim mutluyum diyemiyorum. Zira terör örgütünün saldırısı bizleri derinen üzmüştür. Milletimiz ve mahkememiz adına baş sağlığı diliyorum. Altını çizerek bir kez daha belirtiyorum ki terör bizi asla yıldıramayacaktır. Türk devleti tüm kurumlarıyla birlik ve beraberlik içinde bu terör eylemlerine gerekli cevabı verecektir…Başkanlık görevinin bana emanet edilmesi büyük onurdur. Bu onurlu görevin aynı zamanda ağır bir sorumluluk yüklediğinin bilincindeyim. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada Atatürk Türkiye'sinin hayata geçirilmiş olan laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin hayata geçirilmesi bizim tek hedefimiz olacaktır. Her türlü bölücü ve irticai faaliyetler karşı ödünsüz tavrını devem eden Anayasa mahkemesi bu tavrını tavizsiz devam ettirecektir. Anayasal kurumlar yönetici olarak gelip geçen kişilerin görüşlerine göre değişmez. Böyle kurumlarda başkanlara tanınmış bir ayrıcalık ve bir imtiyaz söz konusu değildir. Bu kurumun her başkanı ve her üyesi göreve başladığı gün yaptığı yeminin tam bir tarafsızlık içinde sürdürmek zorundadır.’

[12]          25 Ekim 2007’de  Anayasa Mahkemesi Raportörleri ve kendisine Oy veren Mahkeme Üyeleri ile birlikte (Osman Alifeyyaz Paksüt , Ahmet Akyalçın, Serdar Özgüldür ve Serruh Kaleli) Anıtkabir’i Ziyaret etti..

[13]          Hacettepe Üniversitesi İngiliz Filolojisi Bölümü’nü bitirdi. Viyana’da Goethe Enstitüsü’nde Almanca Eğitimi, Belçika’da Alliance Française’de Fransızca Eğitimi aldı. Bir süre Milli Eğitim Bakanlığı Bünyesi’nde çalıştı ve Öğretmenlik yaptı. Diplomat Kökenli Eşi Osman Paksüt, 2002’de Bağdat Büyükelçiliği’ne atandı. 2003 de meydana gelen Saldırı sırasında Ferda Paksüt de Eşi’yle birlikte Büyükelçilik Binası’nda bulunuyordu.

[14]          Levent İçgen’in Mülakatı (Vatan,25 Ekim 2007):

GÖNÜL HANIM BOZULMAZ: Benim Eşim’in Siyasi bir Kimliği yok ama Atatürkçü Çizgi’den ve İlkeleri’nden asla Ödün vermez. Dolayısıyla Mahkeme’de Aktif bir Görev alması çok Güzel oldu. Birçok Kişi’nin Teorisi’ne göre ise ’Haşim Bey, Muhafazakar, Osman Bey diğer Aşırı Uç’ olarak gösteriliyor. İkisi de Aynı Ortam’da birisi Başkan diğeri Başkanvekili olarak çalışacak. Bu Mahkeme’ye Siyaset’in girmediğini gösterir. Haşim Bey, İnsan İlişkileri’nde çok hoş bir insan’dır. Ben Haşim Bey’le görüştüğüm zaman sadece El Sıkma değil, Yanağı’ndan öpüşen bir İnsan’ım. Seçim’in ardından Haşim Bey’i Tebrik edip, Yanakları’ndan öptüm. İlişkimiz böyle. Muhafazakar olsa buna Müsaade eder mi? Gönül Hanım da bunlara bozulmaz. Türban’ı dışında Gönül Hanım benim gibi giyinir. Belki biraz da Eteği, Kolu uzun’dur. Ama Haşim Bey’in Kızı benim gibi. Pantolon giyiyor ve Başı açık. Tutucu olsalar Kızlar’ı benim gibi giyinmez. Muhafazakar’dan Kasıt Tutucu’ysa, Haşim Bey’in de Normal, bizim gibi bir Yaşantısı var. Bizden Farqlı 4 tane yetişmiş, Güzel Çocuğu var. Bir Muhafazakarlık Sözkonusu olsaydı Kızı’nın da Başı mutlaka Kapalı olurdu. TÜRBANI SİYASİ DEĞİL: Benim Normal Köylü Kadın’ın taktığı Başörtüsü’ne hiçbir Karşıtlığım yok ama tabii ki Siyasi Amaçlı olmamalıdır. Gönül Hanım’ın Türban’ı Siyasi Amaçlı değil. Kesinlikle İnancı’nı yaşıyor. Siyasi Amaçlı olsaydı onun yetiştirdiği Çocuk da Siyasi Amaçlı olurdu. Kızı’na da Türban taktırırdı. Diğer Kurumlar’ı bilemem, ama Anayasa Mahkemesi’nde Gönül Hanım’ın Türbanlı ya da Türbansız olmasının Seçim Gündemi’ne geldiğini zannetmiyorum. Burada Haşim Bey Mahkeme’yi Temsil etme Özelliği veya diğer Vasıfları’na göre seçilmiştir. Gönül Hanım’ın Türban’ı etkilememiştir. Hele Olumlu etkilediğini hiç zannetmiyorum. GÖNÜL HANIM BAŞINI AÇMAZ: Gönül Hanım kendi İradesi’yle kapanmış. Kendisi Şahsiyetli bir İnsan. Haşim Bey ’Başını aç’ dese de o açmaz. Zaten Gönül Hanım, Mevki için Başı’nı açarsa ben ona o zaman hiç Saygı duymam. Veya tam tersi yıllarca Başı Açık olup da ’Bir Mevki’yi kapatayım’ diye ’Ben Başım’ı örteyim’ diyen İnsan’a da Saygı duymam. Öyle İnsanlar da var.  SONGÜL HANIM ÖRNEĞİ: Bağdat’ta Türkmen Cephesi’nin Milletvekili Songül Hanım, Yakın Arkadaşım’dı ve Başı Kapalı’ydı. Sonra birden bire Songül Hanım Milletvekilliği Dönemi’nde Başı’nı açtı. Benim böyle İnsan’a Saygım olmaz. Bir İnsan Başörtüsü’nü inanıyorsa örtsün ve bunu belli Menfaat için kullanmasın Başı’nın Açıklığı’nı da kullanmasın.  AHENK İÇİNDE ÇALIŞIYORLAR: Mahkeme Üyeleri ve Aileleri her zaman bir Ahenk içerisinde. Bayanlar arasında Ay’da bir Toplantı var. Eşli olarak da daha sık Görüşme var. Benim de Geniş bir Sosyal Yaşantım var. Ama bir araya Mümkün oldukça geliyoruz. Mahkeme Üyeleri’nin, hiçbirinin herhangi bir Siyasi Bağlantısı yoktur. Anayasa Mahkemesi Siyasi Partiler’in üstünde bir Kurum’dur. Yeri geldiğinde Bakanlar’ı, Başbakanlar’ı yargılamış bir Mahkeme’dir. Zaten biz Hariciye’den geldiğimizden dolayı Devlet Memuru Kökenli’yiz. Devlet Memuru’nun bir Politik Görüş’ü olmamalıdır diye düşünüyoruz. Hepimiz Devletimiz için çalışan Devletimiz’in yararını düşünen insanlar’ız. Mahkeme Üyeleri’ni Politize etmemek gerekiyor.  BEKLEMİYORDUM: Osman Bey’in Başkanvekilliği Görevi’ne seçileceğini beklemiyordum. Çünkü Mahkeme’de yeni’yiz. Henüz 2 Senelik bir Üyeliği var. Sürpriz oldu ama Mutlu’yum. Sefirelik’ten sonra Yüce Mahkeme’de olan birisinin Eşi olmak beni çok fazla etkilemedi. İkisinin de ayrı Güzellikleri var. Kendimi Adapte etmeye çalışıyorum. Çok Şerefli bir Görev, Sayın Sezer’in bu Görev’e Layık görmesi bizi onurlandırıp, gururlandırmıştı.  ÖNCE ATATÜRK FOTOĞRAFINI ARADIM: Atatürk Kadını’yım. Atatürk İlkeleri’yle büyüdüm. İstiklal Marşı’nı duyduğum zaman Tüylerim diken diken olur. Eşim Büyükelçi olup, Bayraklı Büyükelçilik Arabası’na bindiği zaman Gözyaşlarım’ı tutamadım. Bağdat’ta Bomba’yı yediğimiz zaman ilk aradığım şey Eşim’den önce Atatürk’ün Fotoğrafı’ydı. Ben İçkimi içerim, Gönül Hanım Namazını kılacaksa kılar...  Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Eşi Gönül Hanım’la çok iyi anlaştıklarını söyleyen Ferda Paksüt, Dostlukları’nı şöyle anlatıyor: “Gönül Hanım son derece Dolu bir İnsan. Çoğu zaman onunla Felsefe yapmaktan son derece Keyif alıyorum. Dünya Görüşü olan, Vizyon’u Geniş bir İnsan. Şeffaf bir İnsan. Kapalı bir İnsan değil. Türban onun Yaşam Tarzı, ben tanıdığımda da Gönül Hanım Türbanlı’ydı bugün de Türbanlı. Gönül Hanım’la her şeyi oturup, konuşuyoruz. Onun oğlu Dubai’de benim Kızım Paris’te. O Oğlu’na dondurup Köfteler yolluyormuş, bunu anlatır. Ben de buna benzer şeyler anlatırım. Ben İçkimi alırım, o başka bir şey içer. Önyargılı değildir. Namazı’nı kılacaksa o kılar. O Şeffaf olduğu gibi bir insan’dır. Haşim Bey’le aynı ortam’da oturduğumuzda da benim elim’de Şarap Kadehi oldu

[15]          Oktay Ekşi,Hürriyet,27 Ekim 2007:’ Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na Sayın Haşim Kılıç'ın seçilmesiyle, hukuk sistemimizin en önemli kurumu, Cumhuriyet'in temel felsefesine karşıt görüş sahibi bir zihniyetin egemenliğine girmiş oluyor. Hem de Cumhuriyet'e her yönüyle bağlı görünen birkaç üyenin desteğiyle...Neden? Sayın Kılıç bizim belirttiğimiz görüş ve düşüncelerini değiştirdi, "Cumhuriyet'in temel felsefesiyle uyumlu" görüşler benimsedi ve bunu açıkladı da ondan mı, yoksa bu desteği veren üyeleri o -hadi sözü inceltelim- "ikna" ettiği için mi? ‘

            26 Ekim 2007:‘ Anayasa Mahkemesi Başkanlığı bizde yargı sistemimizin doruk noktası sayılır. Bu en Yüksek Yargıç'lığa formasyonu itibarıyla "yargıç" olmayan birinin seçilmesi, "yasal" fakat "garip"tir. Gariptir diyoruz çünkü "Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi" mezunu olan Sayın Kılıç'tan önce aynı konuma seçilmiş olan 14 Başkanın istisnasız hepsi "hukuk" eğitimi -ve hukuk formasyonu- almış kişilerdir. Sayın Kılıç'ın bundan 17 yıl önce Anayasa Mahkemesi üyeliğine nasıl getirildiğini de anımsayınca bu seçim daha da büyük önem kazanmaktadır. O tarihte Çankaya'da, bir Nakşibendi olduğu bilinen Turgut Özal vardı. Özal, Anayasa Mahkemesi'nin laik Cumhuriyetin değerlerine bağlılık sergileyen kararlarından rahatsızdı. Oradaki üye yapısını, kendisi gibi düşünenler lehine değiştirmeye çalışıyordu. Bu konuda o kadar kararlıydı ki, sırf -kendisi gibi bir Nakşibendi olduğu bilinen- Haşim Kılıç'ı Anayasa Mahkemesi üyeliğine getirebilmek için, TBMM üzerine baskı yaptı. Kılıç'ı aday göstermelerini sağlamak amacıyla Sayıştay üye yapısını değiştiren bir yasa çıkarttı. Bunun ardından da Kılıç'ı üye olarak atadı. Anayasa Mahkemesi'ndeki "zihniyet dengesi"ni değiştirme amaçlı ilk ve önemli adım bu suretle atılmış oldu. Ötekileri söylemiyoruz. Çünkü uzatmaya gerek yok. Ama bugün gelinen noktada, Özal'ın özleminin gerçekleşmesine ramak kaldığını söyleyebiliriz. Nitekim o tarihten beri geçen zaman boyunca Anayasa Mahkemesi, Sayın Kılıç'ın dünya görüşünü yansıtmasına fırsat veren pek çok konuyu karara bağladı. Refah Partisi'nin, Fazilet Partisi'nin kapatılması, yanlış anımsamıyorsak "türban" konusuna ilişkin yasanın iptali gibi konularda, Kılıç, merhum Özal'ın ruhunu muazzep edecek hiçbir şey yapmadı. Bunu verilen kararlara karşı görüşünü ifade eden "karşıt oy" gerekçeleriyle ortaya koydu. Aslında göreve gelir gelmez basına "Bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da Atatürk Türkiyesi'nin bütün işleviyle hayata geçirilmiş çağdaş demokrat, sosyal, laik hukuk devleti idealinin gerçekleşmesi temel hedefimizdir" dedi. "Laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal bağımsızlık ve çağdaş kazanımlarını yok etmeyi hedefleyen her türlü bölücü ve irticai faaliyetlere karşı ödünsüz tavrını sürdüren Anayasa Mahkemesi"nin bu tavrını sürdüreceği vaadinde bulundu. Lakin biz bu lafları dinlemiş ve tam aksini yapanları çok görmüş bir ulus olarak o güzel sözlere değil, uygulamaya bakmaya mecbur olduğumuzu biliyoruz. Sayın Kılıç'ın bu göreve seçilmesi aslında Anayasa Mahkemesi'nin yapısını bilenler yönünden bir bakıma sürpriz sayılacak bir sonuçtur. Ancak Anayasa Mahkemesi gibi, üst düzey yargıçların görev yaptığı bir ortamda bile "al gülüm-ver gülüm" mekanizmasının işlemesi, orada bile kişisel çıkarların ön plana geçtiğinin kanıtıdır. ‘

[16]         İki Çocuğunun Avukatlık Stajı’nda da Sorunlar ortaya çıktı. Kızı Ayşe Tuba Kılıç, Fakülte’den Mezun olduktan sonra, "Stajı’nı tamamladığı" İddiası’yla Ruhsat almak için Ankara Barosu'na başvurunca Dosya’sı Adalet Bakanlığı'na gönderildi. Bakanlık, Hukuk İşleri, Kılıç'ın Staj Dosyası’nda bazı Usulsüzlükler’e rastladığını söyleyerek Dosya’yı Baro’ya İade etti. Kılıç, Staj Kurulu'na başvurarak, Belge almaktan vazgeçtiğini açıkladı. Oğlu Ahmet Şirvan Kılıç'ın Staj Belgeleri’nde de Sorun çıktı. Ankara Barosu, yaptığı İnceleme’de Ahmet Şirvan'ın Staj yapmamasına rağmen yapmış gibi gösterdiğini ortaya çıkardı. Kılıç'ın Staj Belgesi’ni imzalayan Hakimler hakkında Suç Duyurusu’nda bulunulurken, Stajı’nı Tekrar etmesine karar verildi.