KÜRDÎ MÜSLÜMANLAR

Selefler

 

 

TARİH’İN DİYARBAKIR’DAN GEÇİŞİ

 

 

4.Qureyşî Yüzyıl: (971-1070)

09??-0990/0420f        Ebu Şuca Bad                         Mervaniler

10??-1089/0529f        Fahru’d-Devle                         Mervaniler

 

5.Qureyşî Yüzyıl: (1071-1170)

1077-1166/0596f        Abdulqadir Geylanî                Abbasiler                      Bak: Sufiyye

1077-1166/0596f        Abdulaziz Geylanî                  Abbasiler

1138-1193/0623f        Selahaddin Eyyubî                 Eyyubiler

11??-1218/0648f        el-Adil ibnu Eyyup                  Eyyubiler

 

6.Qureyşî Yüzyıl: (1171-1270)

11??-1238/0668f        el-Kamil ibnu Adil el-Eyyubî   Eyyubiler

1263-1328/0758f        İbnu Teymiyye                        Moğollar, Memluklar

 

7.Qureyşî Yüzyıl: (1271-1370)

13??-14??                 Seyyid İsa Geylanî                 

 

8.Qureyşî Yüzyıl: (1371-1470)

14??-1521/0951f        İdrisî Bitlisî, Mir                       Akkoyunlular,Osmanlılar

14??-15??/09??f        Ebu’l-Fazl Bitlisî, Mir               Osmanlılar

 

9.Qureyşî Yüzyıl: (1471-1570)

15??-1639/1069f        Şeyh Mahmud                        Osmanlılar

15??-16??/10??f        Şeyh İsmail Çelebi                 Osmanlılar

 

10.Qureyşî Yüzyıl: (1571-1670)

 

1616-1677/1088h       Muhammed Haskefî                Osmanlılar

 

11.Qureyşî Yüzyıl: (1671-1770)

17??-1798/1228f        Abdurrahim el-Berzencî         Osmanlılar

 

12.Qureyşî Yüzyıl: (1771-1870)

1775-1826/1256f        Ziyaeddin Mevlana Halidi Bağdadî Osmanlıl

1775-1898/1328f        Muhammed Kührevî               Osmanlı

1784-1836/1266f        Muhammed Emin ibnu Abidin  Osmanlı

18??-1870/1300f        Seyyid Sıbgatullah Hizanî      Osmanlı

18??-1888/1318f        Şeyh Abdurrahman                Osmanlı

18??-19??/13??f        Şeyh Masum                           Osmanlı

18??-1901/1331f        Şeyh Fethullah el-Werkanasî Osmanlı

18??-1925/1355f        Molla Muhammed Ziyaeddin  Osmanlı

18??-1956/1386f        Şeyh Mahmud el-Berzencî     Irak

1825-1895/1325f        Fehim-i Arvasî, Seyyid            Osmanlı

1848-1909/1339f        Şeyh Ahmed Taşkesenli         Osmanlı

1855-1926/1356f        Şeyh İbrahim Efendi               Osmanlı

1865-1925/1355f        Şeyh Said                               Türkiye

1865-1943/1373f        Abdulhakim Arvasî, Seyyid     Türkiye

 

Devr-i Fetret: (1871-       )

 

1873-1960/1390f        Said Nursi                               Türkiye   

1878-1814/1344f        Şeyh Ziyaeddin Efendi            Osmanlı

1895-1954/1384f        Şeyh Muhammed Sırri Efendi Türkiye

1895-1986/1416f        Hacı Hulusi Yahyagil               Türkiye

1898-1956/1386f        Şeyh Şahabeddin Efendi        Türkiye

19??-19??                   Şeyh Hasan ibnu Necmeddin İran

19??-19??                 Kawe el-Berzencî, Şeyh         Irak

19??-1978/1408f        Ali Askerî                                Irak

19??-199?/14??f        Said Havva                             Suriye

19??-1992/1422f        Abdulhamid Turgut                 Türkiye

19??-1994/1424f        Fidan Güngör                         Türkiye

19??-1996/1426f        Molla Mansur Güzelsoy          Türkiye

19??-1999/1429f        İzzettin Yıldrım                        Türkiye

19??-1999/1429f     Şeyh Osman ibnu Abdulaziz  Irak    

1902-1972/1402f        Abdulhakim el-Hüseynî,Seyyid Türkiye

1914-1985/1415f        Şeyh Muhammed Sıddıq Efendi  Türkiye

1914-200?/14??f        Mehmet Emin Er                     Türkiye

1920-2004/1425         Sadreddin Yüksel                   Türkiye

1922-200?/14??f        Şeyh İzzettin el-Hüseynî, Seyyid İran

1929-1993/1423f        Muhammed Raşid Erol,Seyyid Türkiye

1930-19??/14??f        Halil Gönenç                           Türkiye

1931-1994/1424f        Ali Arslan                                Türkiye

1931-2002/1432f        Şeyh Zeki Hoca                       Türkiye

1932-1988/1418f  Ahmed Arvasi                      Türkiye

1935-1993/1423f        Ahmed Müftüzade                  İran

1952-2000/1430f        Hüseyin Velioğlu                    Türkiye

1954-1992/1422f        Ubeydullah Dalar                    Türkiye

1958-1979/1409f        Metin Yüksel                            Türkiye

 

 

 

KÜRDİSTAN’DA MEDİNELEŞME DÖNEMİ

 

         Zerdüşt Kürdistan Halife Ömer (Hilafet 634-644) Zamanı’nda fethedildi. Doğu Roma, İmparator Heraklius'un (610-641) Yönetimi’nde bulunuyordu. İslam Orduları h15/m636 Yılı’nda yapılan Yermuk Savaşı'nda, Heraklius Ordusu’nu yenerek Suriye'yi aldı.. Sıra, Kuzey Mezopotamya'nın alınmasına gelmişti. Hazreti Ömer bu Görevi, İyaz bin Ganem'e verdi. Müslüman Ordusu, Yol boyunca bulunan Kaleler’i fethederek ve bazılarını da Barışla alarak Amid (Diyarbakır) Kalesi önüne geldi. 5 Ay’a kadar süren Kuşatma’dan sonra, h18m/639 Tarihi’nde Kent’i fethetti. [1]

Hazreti Osman'ın Halifeliği Dönemi’nde (644-656) Arap Kabileleri, Bölge’deki Şehir, Kasaba ve Kaleler’e daha çok yerleşmeye ve yayılmaya başladılar.[2]  Hazreti Ali'nin Halifeliği’nden (656-661) sonra, Kısa bir süre Hazreti Hasan'a Bağlı kaldı Diyarbakır.

Ahvaz ve Fasa Bölgesi’nde 639-644 (069-075f) Yılları arasında Müslümanlar’a karşı ayaklandı.  666/096f da Ahvaz Kürdleri iki kez ayaklandılar.

 

         EMEVÎ KÜRDLERİ

 

Diyarbakır sırasıyla Emeviler'in (661-750) Abbasiler'in (750-869), Şeyhoğulları'nın (869-899), Halife Mutezid, Muqtefi ve Muqtedir'in (899-930), Hamdaneler'in (930-980), Büveyhoğulları'nın (980-984) Egemenliği’ne girdi.

685-705 arasında Hasan ibnu Aş’aş Emevi Zulmüne karşı Haccac’a ayaklandı.

745 de Musul Bölgesi’nde Tehcir’e Tepki olarak Bilekanlı Misafir Yönetim’e  karşı ayaklandı.

         M. van Bruinessen Kürdler’i İslam Dünyası’nda bir Kültür Elçisi olarak görür. Mekke ve Medine’de Ders veren Kürdler, Endonezya’ya kadar Uzak Ülkeler’de bile Kalıcı Etkiler bırakırlar.[3]  

 

MERVANİLER (983-1085)’den TÜRKLER’E, TÜRKLER’İN GELİŞİ

 

Kah, Diyarbakır Kentini, kah Meyyafarikin'i (Silvan) Başkent olarak kulanan Mervaniler’in Egemenliği, 1085 Yılı’na kadar sürdü. Bu Dönem’de Bölge, başta Amid ve Meyyafarıkin olmak üzere, Bayındırlık ve Kalkınma Hareketleri’ne Sahne oldu; Halk Bolluk ve Düzen içerisinde Rahat bir Hayat sürdü; bir çok Bilim ve Sanat Adamı Bölge’de toplandı.

Yerine Yeğeni el-Hasan bin Mervan (990-997), Hamdaniler’e karşı Üstünlük sağlayarak Mervaniler’in Egemenliğini pekiştirdi. Kardeşi Mumehhidü’d-Devle Said (997-1011), diğer Kardeşi Nasıru’d-Devle Ahmed’le (1011-1061) İktidar Mücadelesi’ne Yenik düştü ve öldürüldü. Nasıru’d-Devle, Mervaniler’e en Parlak Dönemlerini yaşattı. Amid Önemli bir Kültür ve Sanat Merkezi oldu. Doğu Roma Ordusu 990 Yılı’nda Bölge’ye girdi. Diyarbakır Önlerine kadar ilerledi. Bad'ın Yeğeni Mürmehhidü'd-Devle, İmparator II. Basileois'le anlaşarak Tehlike’yi önledi.[4]

1042 Yılı’nda başlayan Oğuz Akınları, önceleri Talan ve Yağma amacını güdüyordu. 1047 Yılı’ndan itibaren Türkmenler, Selçuklular'ın görevlendirmeleri ile Diyarbakır ve Silvan'ı kuşattılar, fakat alamadılar. Daha sonra anlaşarak, birlikte Hareketle Dicle ve Fırat Havzası’na kadar ilerlediler.[5]

       Selçuklular 1040’lı Yıllar’dan itibaren genişleyerek Kürdistan’ı Abluka’ya aldılar.

       Nasıru’d-Devle’nin Ölüm’ünden sonra (1061) Ülke Oğulları Nasr ve II.Said arasında  paylaşıldı. Önce Silvan’a, 1063 den sonra da Amid’e Egemen olan Nasr (1061-1079) 1071 de Büyük Selçuklular’a bağlandı.

1071 de Malazgirt’te (Mılezkurd) Doğu Romalılar’ı yenmesinde Bölge Kürdleri Yardımcı oldu. Kafkas Ermenistanı’nı Türkmen ve Kürd Beyleri El’e geçirip Özerk Yönetimler kurdular.

Konstantin X. Dukas, Diyarbakır'ı kuşatmıştı, ancak, Surlar’ın Metaneti ve Halq’ın Büyük Direnci karşısında, bir Sonuç alamadan Bölge’yi terk etti. Urfalı Mateos, bu Kuşatma sırasında Romalılar (Rum, şimdi Urfa) Kapısı önünde 1500 Müslüman’ın öldürüldüğünü yazar.[6] 1070 Tarihi’nde Diyarbakır önünde Karargahını kuran Selçuklu Sultanı Alpaslan, burada Mervanlı Emirleri Nizamüddin ile Said'i barıştırdı. Alparslan’ın Oğlu Turtuş'un Doğumu da burada oldu.

Onun yerine geçen Mansur (1079-1085) Amid, Silvan ve Ceziretu’l ibnu Ömer’in Büyük Selçuklular’ca alınmasına değin başta kaldı.

Tarihçi İbnu’l-Ezrak’ın 1975 de  Mervani KürdlerTarihi Adıyla yayınlanan ve Mervaniler’in Emirleri’nin Hayatları, Vergi Uygulamaları hakkında Bilgi verir.

       Mervaniler 985-1085 arasında Silvan ( Meyagarqine) Merkezli bir Yönetim kurdular.[7]

 

EYYUBİLER

 

       Eyyubiler 1171-1348 arasında Selahaddin Eyyubi Önderliği’nde bu Adla anılan Dveletler’ini kurdular.. Dönem’in Halifelerine Bağlı’ydılar.

         1200ler’in Başlarına kadar Irak’ın Kuzey Bölümleri’nde, Suriye’nin Büyük Kesiminde Egemenlik  kurdular.

         Hanedan’a Ad’ını veren Selahaddin’in Babası Necmeddin Eyyub ibnu Şadi, önceleri 100ler’de Irak ve Suriye Selçuklu Hükümdarları’nın Hizmet’inde Paralı Asker olarak çalışmış bir Kürd Ailesi’nden geliyordu. Eyyub, Şam Valiliği’ne atanınca, Kardeşi Şirkuh’un da Yardım’ıyla Haçlılar’a karşı Suriye’nin Birliğini sağladı.

         1173 de Eyyub’un Ölüm’ünden sonra Salahaddin, Şii Fatimi Hanedanı’nı Ülke’den attı. Haçlılar’a Karşı Birleşik Cephe oluşturmak Amacıyla Müslümanlar’ı Hareket’e geçirdi. 1197 de Kudüs’ü Haçlılar’dan geri aldı ve yaşadığı Dönem’de  sağlanan Birlik, Ölüm’ünden hemen önce dağıldı. Topraklar’ını, İç işlerinde Özerk Melikler arasında bölüştürmesi Eyyubi Yönetimi’nin Yarı Feodal bir Aile Federasyonu’na dönüşmesine yol açtı.

         Salahaddin’in Kardeşi el-Adil (hd.1200-18) ve Yeğeni el-Kamil’in (hd.1218-38) Dönemler’inde Eyyubiler’in Franklar’la İlişkileri yumuşadı. Kudüs, Hristiyanlar’a geri verildi. Ve Ülke’deki Hizipler susturuldu. Bununla birlikte el-Kamil’in Ölüm’ünden sonra yeniden canlanan Eski Aile Kavgaları’yla başlayan Düşüş, Memlükler’in 1250’de Mısır’da İkitidar’ı Ele geçirmesiyle sonlandı. Bir Süre daha Varlıklarını sürdüren Kuzey’deki Yerel Eyyubi Melikeri’yse İlhanlılar ve Akkoyunlular tarafından ortadan kaldırıldı.

         Şiiler’i ve Hristiyanlar’ı kendi İnançlar’ına döndürmeye çalışan Sünni Eyyubiler, Mısır ve Kudüs’e Medrese’yi getirdiler. Uygarlıklarını Fatimi Medeniyeti’nin daha gelişmiş ve Yayılmış bir Devamı niteliğindeydi. İnşa ettirdikleri Kahire Kalesi ve Halep Kenti İstihkamları Askeri Mühendislik Alanındaki Düzeylerini ortaya koyar.

 

ARTUKOĞULLARI

 

Melikşah tarafından Büyük Selçuklular'ın İdaresi Şehzadeler arasında bölüşüldüğünde Alpaslan Oğlu Tacü’d-Devle Tutuş'a, Suriye verilmişti. Melikşah, 20 Kasım 1092'de öldü. Tutuş da Hükümdarlığını İlan ederek Hutbe’yi kendi Adına okutmaya başladı. Böylece Diyarbakır Bölgesi de Suriye Selçukluları'nın Egemenliğine girdi. Gerek Tutuş Devri’nde, gerekse onun 1095'te Ölüm’ünden sonra, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde birçok Türk Beylikleri kuruldu. Bu Beylikler şunlardır.

1-Mardin, Silvan, Hasankeyf ve Harput'ta Artukoğulları

2-Amid'de İnal veya Yınaloğulları

3-Bitlis'te Demleç veya Dilmaçoğulları

4-Siirt ve Erzen'de Toganaslan Ailesi

5-Ahlat-Van Yöresi’nde Sandak veya Sundukoğulları. Daha sonraları Ahlatşanlar.

Bu Beylikler’in kurulmasıyla, Bölge’de Kesif bir Türk Yerleşmesi’nin Oluşumunu sağlanmış oldu. [1]

1097 Yılı’nda başlayan İnaloğulları Egemenliği 1142 Tarihi’ne kadar sürdü bu Tarih’ten sonra Yönetim’de Etkin olarak Nisanoğulları Dönemi başladı. 1183 Tarihi’nde Selahaddin Eyyubi'nin Diyarbakır'ı fethederek Hasankeyf Emiri Artuklu Kara-Arslanoğlu Nereddin Mehmed'e vermesiyle Diyarbakır'da da, Artukoğulları Egemenliği başladı. Artukoğulları Yönetimi 1232'de son buldu. Artukoğulları Yönetimi’nde Diyarbakır'ın Kültür, Sanat ve Uygarlık bakımından en üst Düzey’e yükseldiği görülür.


 

 

 

 

       ANADOLU SELÇUKLULARI’NDAN AKKOYUNLULAR’A

 

1232'de başlayan Eyyubiler Dönemi, 1240'ta sona erdi. Bu Tarih’ten sonra Diyarbakır ve Bölge, Anadolu Selçukluları'nın Eline geçti. Anadolu Selçukluları'nın Bölge’deki Egemenliği 62 Yıl sürdü, 1302 Tarihi’nden itibaren Mardin Artukluları Şehre ve Bölge’ye egemen oldu. Bu Egemenlik 92 Yıl sürdü, 1394'de bu defa Timur Hakimiyeti başladı, 1401'de İlgili Kaynaklar’da Çeşitli Tarzlar’da yorumlandı. Bunlara ilaveten Urfalı Mateos Vakayi-Namesi'nde şu Yorum yer alır: "....Amid denilen Şehre gitti ve Şehrin Kapısı Önünde Karargah kurdu. Alpaslan, Şehre karşı Merhamet gösterdi, çünkü bu sırada Karısı, Karargah’ın içinde bir Oğlan doğurdu. Buna Tutuş Adını verdiler." Böylece Bölge’nin Yönetimi Akkoyunlular’ın Eline geçmiş oldu.

Bu dönemde AMİD'e (Diyarbakır) daha çok Kara Amid, Karahamid denilir. 1407'de Mardin Hükümdarı Mecdüddin İsa ve Halep Yöresi’nden Emir Çikem, Şehri kuşattıysa da, Sur dışında yapılan Savaş’ta Yenilgi’ye uğradılar. 1411'de Karakoyunlu Hükümdarı Koca Yusuf, Kale Önlerine geldi, alamadan çekilmek Zorunda kaldı. 1433'te bu defa Memlük Sultanı Baypars, Amid'i kuşattı. 35 Gün süren Kuşatma sonunda başaramayacağını anlayınca Bölge’yi Terk etti. Amid, 1469 Yılı’na kadar Akkoyunlular'ın Başkenti oldu. Uzun Hasan, bu Tarih’te Devlet Merkezi’ni Tebriz'e nakletti. Anadolu'da Akkoyunlular’a Bağlı olan Boy ve Oymakları bunlara İkta eyledi ve "bu suretle Doğu Anadolu'da Türk ırkının zayflamasının Amillerinden biri oldu." [8]

Diyarbakır'ın Başkent olmaktan çıkması Eski Önemini kaybettirdi ve Gelişme’yi durdurdu. Tebriz'in Başkent oluşu ile Uzun Hasan'dan önce Cengiz Torunları’nın ve İlhanlılar'ın başından geçen Değişme, Akkoyunlular içinde başlamıştı. Minorski'nin söylediği gibi, Uzun Hasan kendini İran Alemi’ne ve İran Hayatı’na uydurmuş ve İran Kisraları arasında yer almıştı. Bu Sefer de Muzaffer Taraf, İran'ın Cazibesine kapılarak erimişti. Bu durum, bilhassa Oğlu Yakup Zamanı’nda (1478-1490) kendini gösterir. O  daha çok İran Devlet İşleri’yle uğraştı, Etraf ve Kültürü tamamiyle İranlı olmuştu. Akkoyunlular, bu suretle, Safeviler’e Yol açtılar. I. Şah İsmail (1501-1524) Arazi itibariyle Akkoyunlular'ın Hakimiyeti’ni ortadan kaldırmış ise de, Siyasi bakımdan onları devam ettirmekten başka bir şey yapmadı.[9]

Halbuki Amid'in Başkent olduğu Dönemler’de (1404-1469) durum böyle değildi. Uzun Hasan, Diyarbakır'da iken Aşıkpaşa'nın "Garipname" Adlı Türkçe Eserini daima yanında taşıyordu. Bazı Eserleri ve Kuran-ı Kerim'i de Türkçe'ye çevirtmiş ve onu Huzurunda okutmuştu. [10]

Diyarbakır ve Yöresi 1507 Tarihi’ne kadar Akkoyunlular Yönetiminde kaldı. Bu Tarih’ten sonra Bölge’ye Şah İsmail Egemen oldu. Amid, Safaviler'in Eline geçerken Kent’teki Akkoyunlular'dan ve Sünni Halk’tan binlercesi öldürüldü. Şah İsmail, Cesur ve Yetenekli Komutanlar’ından biri olan Ustacılı Muhammed Han'ı, Diyarbakır Valiliğine atadı. Safaviler'in Yönetimi 8 Yıl sürdü. Bölge 1515 Eylül'ünde Osmanlı Birliği’ne katıldı.

 

Kürdistan Dini Hayatı

 

Bölge Şeyhleri arasında Ebu’l-Vefa (Tacu’l-Arifin Yazarı) İsmail Faqirullah, İsmail Haqqı Erzurumî, Edebi Kürdçe’yle yazan Mela-i Cizirî de sayılır.

Kürdler’in Dini Büyükleri Şeyx, Seyyid, Mela Xelife diye anılan Büyükler’in Etkisi öne çıktı. Kürd Medreseleri’nde Kültürleri yaşadı. Müridleri Aracıyla örgütlendiler. Aşiretler’e Mensup olmamak onlara Aşiret Üstü bir Konum kazandırdı. Qadirî Mensupları Bölge’de Derviş Adıyla gezerlerdi. Sırtlar’ında Keşkül (Kumaş, Deri veya Kamış’tan yapılmış Sırt Torbası) taşıyan Yoksullar.

En Üstte Gavs ve Qutb, sonra Nuqaba, Asad, Abzar, Ebdal (40) ve Ayar (300) gelir. Bunların Müridi Taifa’dır.

Şeyh ve Melle’lerin Hayatı, Beylerinkine benzer. Onlar Kasırlar’da bunlar Sade Evler’inde. Evler’inin Çevresinde Despe (Hizmetçi Ailesi) yer alır. Şeyh ve Melle Aileleri Eğitim’e Önem verirler. Şeyhler arasında Evlilik’te Denkliğe Riayet edilir. Haremlik uygulanır.

Medrese Örgütlenmenin Beşiği’dir. Zuruf ve Terkib (Küçük Kürdçe Gramer), Şeriat (Kürdçe Şafii İlmihali), Akika İmame (Kürdçe Eş’ari Kelamı), Nehcu’l-Enam (Kürtçe Akide ve İbadet’le ilgili Manzum Eser) okutulur. Temel Ders ise Arapça Nahiv, Mantıq, Şafii Fıqhı’dır.

 

       Osmanlı Mirleri, Melaları

 

       1830’lardan itibaren Kürd Mirleri’nin Başkaldırılarının bastırılması, 1855 de çıkan Toprak Kanunu, 1876 da kurulan Hamidiye Alayları (Kürd Aşiret Milisleri) ile Çeşitli Savaşlar Kürd Beylikleri’nin Rolünü azalttı.

 

 

 

KÜRDİ MÜSLÜMANLAR/Halefler

        


 

 


[1]           Prof. Dr. Ali Sevim - Prof. Dr. Yaşar Yücel, Türkiye Tarihi (Fetih, Selçuklu ve Beylikler Dönemi), TTK yayını, Ankara 1989, s.94; Ş. Beysanoğlu, a.g.e. s. 248-250

[1]           Vakidi, Şehrin 7 Camaziyülevvel 17 (m.27 Mayıs 638) Tarihinde alındığını yazar. (Kitabü'l Fütuh), Mısır 1302,C.2s. 138 v.d:)

[2]           Bir süre sonra, Elcezire Kıtası, Kabile Adları’na göre, Diyar-ı Bekr, Diyar-ı Bekr'in (Bekr İbni Vail Kabilesinden ötürü); Rakka, Diyar-ı Mudar'ın ve Musul da Diyar-ı Rabia'nın Merkezi oldu. Yukarı-Dicle Bölgesi’ne verilen Diyar-ı Bekr Adı, daha sonra İl’in adı oldu, Şehre yine "Amid" ya da "Kara-Amid" denmeye devam edildi. Zamanla Şehr’in "Amid" Adı yavaş yavaş unutularak, yerini XX. Yüzyıl başlarından itibaren "Diyarbakır"a bıraktı.( Şevket Beysanoğlu, Anıtları ve Kitabeleri ile Diyarbakır Tarihi, c.1, Ankara 1987, s.3-24 Roma ve Bizans Yönetimi sırasında Şehre AMİDA deniliyordu.)

[3]           Martin van Bruinessen, Kürdistan Yazıları, 1992,İst, İletişim yay.

[4]           Mükrimin Halil Yinanç ,aynı Madde.)

[5]           A. Seyim, Suriye ve Filistin Selçuklular Tarihi, Akara 1983, s.19,

Engin Binoğul, Diyarbakır İli ve Anahatları’yla Diyarbakır Tarihi, Diyarbakır'ı Tanıtan Adam Şevket Beysanoğlu'na 70. yaş Armağanı, Ankara 1991, s. 111

[6]           Mateos, Urfalı, Urfalı Matos Vakayi-Namesi (952-1136) ve Papaz Grigor'un Zeyli (1136-1163) Ankara 1978, s. 116 v.d.)

[7]           Mükrimin Halil Yinanç, "Diyarbakır" Maddesi, İslam Ansiklopedisi, c.3, s.611. Mervaniler ve bunlardan kalma Eserler hakkında Geniş Bilgi edinmek için bak: Ş. Beysanoğlu, a.g.e, c. 1.S. 178-235

[8]           Mükrimin Halil Yinanç , "Akkoyunlar" maddesi, İslam Ansiklopedisi c.1, s. 260

[9]           W. Hinz, Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd, Tevfik Bıyıklıoğlu Çevirisi TTK Yayını, Ankara 1948, s.56

[10]          Faruk Sümer, XV. Yüzyılda Türk Alemi’nde Milli Şuur’un Canlanması, TÜRK YURDU, s. 4, Haziran 1959.