M. Avni Özmansur
1931
1 Eylul 1931'de Malatya’da doğdu. Doğum'dan sonra
kendilerine Dua etmek için Keramet'i
Zahir Veliler'den
Adıyamanlı Hacı Ebuzer Baba
Evler'ine geldi. Babaları
Bekir Efendi’yi Tebrik etti:
-Gözlerin Aydın, bir
Oğlun olmuş, Allah Hayırlı etsin.
-Hazret, Ahir Zaman'da yaşıyoruz. Bu
Zamanda gelen Evlat'tan ne
Hayır ola.
Ebuzer
El'ini Alnına koydu,
Gözler'ini kapadı ve bir
Süre daldı. Gözler'ini açınca
Müjde'yi
verdi:
-Efendi, biliyor musun,
İnşallah bu Çocuk
Salih bir Zat
olacak ve nice İnsanlar bu
Ev'de toplanıp Allah’ı
zikredecekler. Gözlerin Aydın olsun,
Hayırlı olsun.
10
Yaş'ına geldiğinde
Babası Bekir Efendi
öldü. Ev'in idaresi kendisinden 3
Yaş Büyük Ağabeyi Mustafa
Özmansur’a kaldı.
Sufi olduktan sonra Hacı Ömer
Baba’yı Hüdayi, Mustafa Kazım Baba’yı
Nurani, Vanlı Yusuf Baba, Ciminli Süleyman Baba,
Fadıl Baba, Ramazanoğlu Mahmud Sami Efendi,
Mehmed
Zahid
Kotku Efendi, Gönenli Mehmet Efendi
ve Osman Sıraceddin Efendi’den Manevi
Dersler
aldı. Vanlı Yusuf Baba, Fadıl Baba, Ramazanoğlu Mahmud Sami
Efendi ve Osman Sıraceddin Efendi tarafından
Vekil Tayin edildi. Said Nursi ile de
Rüya Alemi'nde görüştü.
Malatya Hadisesi’nde 2
Kardeş'in de İdam'ı istendi. İhtiyar ve
Sahipsiz Annelerini, yıkılmak üzere olan
ve sonra da yıkılan Kerpiç bir Ev'de
Kimsesiz bırakıp: önce
Malatya sonra da Ankara Cezaevi'ne gittiler.
Mahkeme'de şöyle konuştu:
‘İddianeme'de de
İsnad olunan Bütün bu
Suçlar'ı işlediğime
Delil olarak yalnız Fevzi Özer’in
Ev'indeki Toplantı'ya
İştirak etmem gösteriliyor, başka hiç bir
Delil gösterilmiyor. Ahmet Emin’i öldürmeye
Teşebbüs etmediğim gibi, kimseyi de azmettirmedim. Esasen
Hadise'nin olduğu
Gün'den 15 Gün önce
Asker'den Terhis olup
Malatya’ya gelmiştim. Geçen Celse'de
Sorguları yapılan
Arkadaşlar'ımın dediği gibi Fevzi Özer’in
Ev'inde
yapılan Toplantı'ya tesadüfen gittim. O
Gece F.Özer’in Düğün
Meselesi konuşuldu. İsnad edilen Suçlar'ın hepsi
İftira'dır.
-Peki, Malatya’da İfade'nde başka türlü
söylemişsin. Bunların hangisi doğru?
-Malatya’da bize İzafe edilerek tutulan
İfadeler burada okunmadığı için Mahiyet'ini tamamen bilmemekle
beraber, o İfadeler baştan sona
Tazyik ile alınmış ve
istedikleri gibi Tertip edilmiştir. Bir
Gün Mağaza'da
çalışırken bir Cip ile 4 Kişi geldi. ‘Avni Özmansur’
sen misim?’ diyerek Sümer Karakolu’na götürdüler. Hasta olduğumu
bildikleri halde ‘Çok yukarıdan Emir aldık. İcab ederse sizi
öldürünceye kadar döveriz’ dediler... Malatya’da o derece
Tazyik gördük ve dövüldük ki, o kadar Cefa çektik ki bir an
Evvel oradan kurtulmak için herşeye katlanacaktık. Bizi
Karakol'dan Hapishane'ye götürdükleri zaman kurtulduk diye
Yerleri öptük. Allah o Manzara'yı kimseye göstermesin Reis
bey.. İçinde bulunmadan anlamak, Izdıraplarımızı duymak
Mümkün
değildir. Ad'ının Yılmaz Çetiner olduğu geçen
Celse'de anlaşılan
Şahıs da Karakol'da bizi dövenlerin yanında
idi.’
Özmansur’un
Adı Kapkıner’in
Şeyhi olarak da anılır. Kendi Hayat
Hikayesini kitaplaştırdı.