Muhammed Esad Erbili

1848-1930

 

      Musul’a 60 km Mesafede Erbil’de doğdu. Tahsil'den sonra Nakşi Şeyhi Tahal Hariri’ye İntisap etti. 24 Y'ında İcazet aldı. Şeyh Abdulmecid Refkani’den de Qadiri İcazeti aldı.

     1888 de İstanbul’a geldi. İcazetleri Şeyhulislamlık tarafından Tasdik edilerek Kelami Dergahı’nın Başına getirildi. Burada İrşad Halkası kurdu.

       Bir Süre sonra II.Abdulhamid O’nu Erbil’e gönderdi. Orada 10 Yıl İrşad'a devam etti. 1900 de tekrar İstanbul’da Kelami Dergahı’na döndü.

      İstanbul’un İşgal Günleri'nde Mareşal Fevzi  Paşa Dergah’a gelerek , Anadolu’ya geçip Vatan'ı kurtarmak istediklerini, Duasını almaya geldiğini söyledi. Eller'ini öperek ayrıldı.

      Bağlılar'ından biri Cemal Öğüt Hoca’dır. Milli Mücadele Zamanı'nda kurduğu Milli Müdafaa Teşkilatı ile Anadolu’ya Silah sevkeder. Kendilerine katılacak kimselere de önce Yemin ettirirler sonra İş verirler.  O Ölüm'ü bile Göze alarak Silah Depolarından Cephane aşırır. Hanımı Hikmet Öğüt şöyle anlatır:

      ‘Şimdi TU’ye ait bulunan Maçka Silahhanesi, o zaman İşgal Kuvvetleri'nin çok sıkı Kontrolü altındadır. Bu sıkı Kontrol altındaki Silahhane'ye girmek İmkansız iştir. Ama, Babacığım Kafasına koymuştur; mutlaka oradaki Silahlar alınmalı ve Anadolu’daki Mücahitler'e sevkedilmeliydi. Ama Kuş uçurulmayan bu Bina'dan Silah nasıl kaçırılacaktı? Efendi Baba, Kocaman bit Tabut hazırlatır. Etrafında 5-10 Cemaat.. Bunlardan birinin Maçka Silahhanesi'ndeki Asker Oğlu guya ölmüştür. Şimdi gidip Cenaze'yi oradan alacaklar ve gerekli Vazifeler yapıldıktan sonra, götürüp defnedeceklerdir. Cenaze Sahibi Rolündeki Zat'ın El'ine, Mendile sarılmış ASoğan verilir. Adamcağız bunu ikide birde Yüzüne Gözüne sürüp ağlamaktadır. Tabut'un önünde Sarığı ve Cübbesi ile Hocaefendi, arkasında da Cenaze Sahibi ve tTbut'u taşıyanlar, Maçka Kışlası’na girerler. Kapı'daki Nöbetçiler Durumdan şüphelenmezler. İçeriye giren Cemaat, kendi üzerlerini ve o Kocaman Tabutu Ağzına kadar Silahlar'la doldururlar. Ve yine Üzgün bir Eda ile çıkıp giderler.’

         Zayıf giren Hoca Cübbesinin altındaki Silahlar'la Şişman çıkar. Tabut aynı Cemaat'in Refakatinde Feriköy Mezarlığı'na gömülür. Hava kararınca da Ayazağa Köyü’nden Mandacı Fehmi Efendi ve Adamları gelip, bu Taze Mezarı kazarak Silahları götürürler. Bu Silahlar, Sahil'e Yakın bir yerde toplanabilen diğer Silahlar'la birlikte, Takalar'a yüklenip İnebolu üzerinden Anadolu’ya ulaştırılır.’

      1924 de Hilafet kaldırıldı. Esad Hoca Erenköy’deki Beyaz Köşk’te Ömrünün geri kalan Yıllar'ını geçirdi.Bazı kereler Bursa’ya gitti.

       Cemal Öğüt Beşiktaş’ta Akaretler Yokuşu’nda oturur. Daha önce Beyoğlu, sonra da Sarıyer Müftüsü olan Necati Gönül Hoca ile Komşu'dur. Şöyle anlatır:

      ‘Bir Gece GVakit Arapça yazılmış bir Kitap okuyordum. Birden karşıma Nur Yüzlü ve Uzun Boylu bir Adam çıkıverdi. Ben, hemen Gözlerimi oğuşturdum. Rüya mı görüyorum, bu da ne böyle, diyordum. O Zat dedi ki: Hayır, Rüya görmüyorsun. Ben, Elinde okuduğun Kitab'ın Yazarı olan Alim'im ve Mısır’da Medfun bulunuyorum. Evlat, Müslümaları Ümitsizliğe düşürme, Dersler'inde Müjdeler ver ve herkesin Gönlünü kazan, dedi ve aniden göz'den silinip gitti. İşte ben bu sebeble hep HSözler söylemekteyim. Belki de o Zat bize Himmet etmiştir.’

       Bir Gün Eski Dostu Rifat bey, Cemal Öğüt’ü Ankara’ya çağırır. Zafer sonrası O’na İstanbul Mebusluğu Teklif edilmiş ve fakat Hoca tarafından Kabul görmez. O’nun Teşkilat'ında Görevli Komiser Rifat Bey’e de Teklif edilen Vazife'yi Kabul eder. Emniyet Genel Müdürü olur. Hoca Davet üzerine Ankara’ya gelir. Arkadaşı Sohbet sırasında O’na: ‘Hocam, artık Esad Efendi’yi Ziyaret'e gitme, Çünkü O’nu istemiyorlar’ der. 70.000 Müridi var diye korkuyorlar. Bu Adam'ın mutlaka ortadan kaldırılması lazım, diyorlar. Ben ‘Niçin, Kabahati ne’ diye soruyorum. Ve bu Makamda kaldığım sürece de, böyle bir işe Alet olmayacağım. Ancak, beni buradan alıp Vali yapacaklar ve bu Makama da bir Adamlarını getirip bu işi halledecekler. Sakın Esad Efendi’yi Ziyaret etme. Hatta bir kaç Ay Evinden dışarı çıkma.’

      Cemal Öğüt Pendik’te Tren'den inip derhal Erenköy’e gelir. Şeyh olanları Tevekkülle karşılar.

       1930 yılı Serbest Fırka kapatılır.

      Necip Fazıl anlatır: ‘Hadise'nin Şahitleri, İlk Meclis’in Azalarından Merhum Hasan Basri Çantay ile Salih Yeşil’dir. Allah’ın getirdiği bir Fırsat ve Münasebetle bu Kararı, Toplantı'da Hazır bulunanlardan biri Marifet'iyle öğrenen ve o Akşam Otel'de bulunan bu iki Zat, Vaziyeti, Sağlıklarında Yeminle anlatmışlardır.’

       Bursa’da Adapalas Oteli. Bazı Kodamanlar Otel'in Pencere'sinden dışarıyı Temaşa ediyorlar. O da ne?

      Otellerinin önünde bir Taksi gelip durdu. Taksi'nin içinden Dini Uslup Belirtici Kılıklar'da, Bereli ve Sakallı kimselerin indiği görüldü. Kim olduklarını sorduklarında karşı Otel'de bir Şeyh’i Ziyaret'e gelenler olduğunu öğrendiler. Menemen’de bir Hadise çıkararak Faturası O’na atılmak istenir.

      1930 Aralığının Son Günleri.. Mehdi Mehmed İsimli bir Esrarkeş. Manisa ve Civarında Bağ Budama Mevsimi'nde etrafında birtakım Saf ve Genç kimseleri toplayarak Menemen’e yürür. Peşine taktığı hiçbir Şey'den Habersiz Tiplere bol keseden Para ve Makamlar Vaad ederek ve Türlü Maskaralık yaparak, konakladıkları Yerler'de Esrar tüttürerek Menemen’e ulaşırlar. Yanlarında bir de Çakmaklı Tüfekleri vardır.

       5 kişi.. Biri Sütçü Mehmed, öbürü Çoban Ramazan. Mehmed Mehdiliğini İlan eder bunlara. Belediye Binası'nın arkasına düşen Cami’ye girdiler.  Cemaat'le Namaz kılındı. 5 Kişilik Esrar Çetesi Cami'deki üzerinde Tevhid Kelimesi Yazılı Sancağı aldılar ve Kapı'ya çıkıp Cemaat'in gelmesini beklediler. Mehdi hem Meydan'dan geçenlere ve hem de Kahve'de toplananlara haykırdı:

       -Ey Ahali. Sancağımız etrafında toplanın! Müslümanım diyenler gelsin. Bir Nefes durmayın. Küfür Saltanatı'nı devireceğiz. Yerinden Emir aldık. Kuvvet Hazır. Her Şey düzelecek ve siz Murada ereceksiniz.

O an Menemen Askerlik Şube Reisi olanları gördü. ‘Menemen’i 70.000 Silahlıyla sardık’ deniyordu. 8 Silahlı Jandarma Eri ile bir Yüzbaşı geldi. Şube Reisin Haber uçurması ile Kışla'da Nöbetçi Asteğmen Kubilay bir Manga Asker'le geldi. O’nu vurdular, Mehdi Bağ Budama Bıcağı ile Başını kesti. 2 Bekçi katledildi. Yeni Askerler geldiler.

         Mehdi Yerde Ölü Taklidi yapar. Şamdan Mehmet de. Giritli Hasan ile Nalıncı Hasan kaçarlar. Berduşlar'dan Zeki Mehmed yakalanıp Bileklerine Kelepçe geçirilince , hani bize Para verilecekti, diye bağırır.

       Olay'dan 7 Gün sonra 20 Kanunuevvel de Milliyet’te henüz üzerinden kalkmayan Şüpheler Başlıklı Yazı'da şöyle denir: ‘ Hadise'yi gören Jandarma Komutanı Elebaşıların yanına gelir. ‘Ne istiyorsunuz’ diye sorar. Asinin, ‘Şeriat istiyoruz’, Cevabıyla karşılaşınca Makamına dönüyor. Mahiyet'inde bulunan Jandarma Neferleri'ni Odasına alarak Kapı'yı kilitliyor. Pencere'den Kubilay’ın Başının kesilmesini de seyrediyor.. Maiyet'indeki bir Jandarma Neferi dayanamayıp Pencere'den olsun Ateş etmek istiyor. Kumandan buna İzin vermiyor. ‘Bu İş sizin bildiğiniz gibi değildir, diyor.’

       Savcı Mütealasında Kubilay’ın Başının kesilişini Pencere'den seyredip, Olay'a anında Müdahale etmek isteyen Asker'e Mani olan bu Yüzbaşı’yı koruyor, ‘Tam bir Asker, Hükümet'in Şerefine yakışacak surette, Kanun İcaplarına Tevessül eden kişi diye alkışlıyor.

        Bölge'de  Sıkı Yönetim ilan edilir. [1]

        Olaydan 5 Ay önce Şeyh ve Tarikat aleyhinde Neşriyat yapılması için Basın'a Gizli Emirler verilmişti.

       Menemen’deki Olaylar'ın olduğu Akşamüstü Şeyh’in Renköy’deki Evi Kordon altına alındı. Zifiri Karanlık'ta içeri girdiler. Onunla beraber Oğlu Ali Efendi Menemen İstikameti'ne sürüklendiler. Özel bir Hücre'de kısa bir Süre hapsedildikten sonra, Koruma altında Askeri Hastane'ye kaldırıldı. Oğlu Ali Efendi Yağlı İp'te can verdi. Bir gece O’nu yattığı Hücre'den aldılar, Ellerini arkadan bağladılar. Son Sözü Kelime-i Tevhid oldu. Hadise'nin 105 Sanığı vardı.37 kişi İdam Cezası aldı.. 28 i Darağacında sallandırıldı. Alay İmamı İbrahim Efendi’de. Asılanlar arasında Josef İsimli bir Yahudi de vardı.

        Benzeri Eylemler sonraki Yıllarda da görüldü.[2]


[1]    Evren 22.2.86 da Atatürk’te İnsan Sevgisi Konulu Konferans’ta şöyle der: ‘Menemen’deki o Hadise Vuku bulunca, Mustafa Kemal, derhal orayı Topa tutun; Top yok mudur orada, Emrini vermiştir. Ve Mahkeme Sonunda da 33 Kişi'nin İdamını hiç acımadan Tasvip etmiştir. Neden? Çünkü Devlet’e Karşı işlenmiş Suç'tur.’

[2]    18??-1957        Bursa Ulucami’deki Nakşibendi Olayı sonrası İdam edildi. 1956-57 Arasında Bursa Tavşanlı’da, ama özellikle 1957 de Ulu Cami’de Dinci Gösteriler. Belinde Kılıç Minber'e fırlayan kendini Mehdi ilan biri İmam ile Polisi yaralar.