Mukaddes Özkan

194?

 

 

            Ercüment Özkan’la evlendi. 5 Çocuk Annesi. İktibas Dergisi Yazarı.

            Eş’inin Ölümü’nün 8.Yılı’nda (2003)  AKP İktidar’ının Bahar’ında yazdığı bir Yazı’da Hareket’in Ahval’i üzerine şunları yazdı[1]:

 

Allah sana Rahmet eylesin Koca Adam. Biz seni çok özlüyoruz. Ailen özlüyor, Arkadaşların özlüyor. Hayat’tayken seninle Ters düşenler bile artık sana Haqq vermeye başladılar. Onlar bile senin Gözü Karalığını, Lafı Gediğine Koyuşunu, Kararlı Tavırlar’ını arar oldu. Düşünceler’in, Fikirler’in, her an daha Taze, daha Gerçek, daha Canlı olarak Karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar Şüphe’yle bakılan İddialar’ın Bütün Gerçekliği ile karşımıza dikiliyor. Sen 70’li Yıllar’da başladın ve aramızdan ayrılana dek, bu yolla İslam’a ulaşılamayacağını söyledin durdun hep.

2003’ün Ocağına geldik. Bu Ay’ın 25inde, sensiz geçen 8 Yıl’ı arkada bırakıyoruz. Bu 8 Yıl da senin yaşadığın Yıllar da pek Farklı değil. Sadece, Demokrasi Girdabı daha çok Müslüman’ı içine aldı, hatta daha çok yerine, tamamına Yakın’ını demek daha doğru oluri diye düşünüyorum. Müslümanlar Muhafazakarlık’la İslam’ı ayırdetmeyi Kabul etmedikleri sürece bu Yanılgı’yı yaşamaktan kurtulamayacaklar. İslam, Muhafazakarlık değildir, İslam, Demokrasi değildir, İslam Sosyalizm değildir. Müslüman Muhafazakar olamaz, Müslüman Demokrat olamaz, Müslüman Sosyalist olamaz, Müslüman Pragmatik de olamaz. Olursa Bugünkü Manzara’dan kurtulmak Mümkün olmaz. Olursa, bugünkü yaşadıklarımızdan başka Şeyler yaşamamız Mümkün olmaz.

Bu Konu’da bir Örnek vermek kaçınılmaz oldu, diye düşünüyorum.

Bu Ülke’nin Müslüman İnsanları’nın, coşturulan İslami Duyguları Sonucu İktidar olan Hükümet’in, Yetkili Ağızları Görev’e gelir gelmez, Müslümanlar’ın en Büyük Sorunu Haline gelen Tesettür Problemi yerine, Dünya Güzeli seçilen Dilber’i Tebrik’le İş’e başladı. Bu arada Şov Yıldızları’ndan birini de çok beğendiğini söylemeden edemedi. Bunlar Müslümanlar’ın Pragmatikleşme Çabalar’ının onları düşürdüğü açmazlar. Eş’i Tesettürlü bir Başbakan’ın Allah’ın Haram kıldığı bir Yol izleyerek, Dünya Güzeli seçilen bir Dilber’i Makam’ına çağırarak Tebrik etmesi, ne Biçim Çelişkiler içinde olduklarının göstergesi değil de ne?! İşte bu Pragmatik Davranma, Pragmatik Düşünme Çabalar’ının ortaya çıkardığı Acı Tablo.

Bütün bunların Sonuçları Hafife alınır gibi değil. Bu Parti’yi İktidar’a taşıyan Muhafazakar Kesim, Gençler’ine bu Konu’da ne diyecek acaba? Kadın’ın kendini Teşhir etmesinin İslam’da Yasak olduğunu söylese, Abdestli Namazlı Başbakan’ın, o Dilber’i Tebrik etmesinin ne Anlam’a geldiğini nasıl açıklayacak? Bu Davranış Güzellik Müsabakaları’nın Meşruiyyet’inn Tescili Anlam’ına gelmez de ne olur?

Daha önceleri bu Aykırılıklar’ın Suç’unu hep Dini İmanı Kaale almayanların, Toplum’u İslam’dan uzaklaştırmak isteyenlerin Çabalar’ı olarak görürdük. Globalleşen Dünya’da Ahlaki Anlayış, bunun diğer İfadesi (Batılı Ahlak Anlayışı) Din Dışı bir Dünya Mafyası’nın El’ine geçmiş durumda. Bu da apaçık gösteriyor ki, Dünyalı olmak demek, yani küreselleşen Dünya’nın bir Parçası olmak demek, Dünya’nın Bozuk Ahlaq Anlayışı’nı benimsemek demek oluyor. Yani şu andaki Bozuk, İslam dışı Yaşam’ın, bizi içine çeken yanı Dünya ile paylaştığımız Sistem. Müslümanlar, İslam’ı bırakıp Küfr’ün Girdab’ına kendilerini bıraktıkları Sürec’e Kurtuluş Yolları onlar için kapanmış olacaktır.

Ne yazık ki Gün geçtikçe, İnsanımız’ın Batı’ya ve Küfr’e olan Hayranlığı artıyor. Bunun Sonucunda da Batılı Ahlaq Anlayışı ile zaten İslam’dan uzaklaşan bizdeki Ahlaq Anlayışı süratle yer değiştirmeye başladı. Bu Gidiş’e dur demek için de Muhafazakar olmak yetmiyor. Olan bitenler bunu gösteriyor.Bu Gidiş’e dur demenin tek Yolu İslam, İslami Bilinçlenme, Sistem’in Tuzaklar’ından kurtulup Allah’ın İp’ine sıkı sarılmakla olur.

Müslümanlar İslam’ı, İktidar’da zannediyorlar ne yazık ki! Ama bunun böyle olmadığını görecekler...“Müminler arasında Hayasızlığın yayılmasının Arzu edenler, Dünya’da da Ahiret’te de Can Yakıcı bir Azab’a uğrayacaklardır. Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz.” [2]


 

[1]              Ocak 2003, İktibas Dergisi sayı 239,

[2]              Nur 19,