Musa Carullah Bigiyev

1875-1949

 

        Dedesi Abdulkerim Efendi Devlikamoğulları Soy'undandır. Babası Yarullah Hocası Şeyh Habibullah Efendi'nin Kızı Fatıma Hanım ile evlendi. Yarullah Moskova ve Rostov Şehirleri arasında döşenen Demiryolları'nda Müteahhidlik yaptı. Rostav'a yerleşti. Orenburg Müftüsü Selimgiray, Hacc'a giderken Rostov'a uğradığında O’na Misafir olmuş ve O’nu aynı Zamanda Rostov Şehri'ne Ahunt olarak Tayin etti. 1870 de doğan Çocuğuna Muhammed Zahir, 1875 de doğana da Musa Carullah Adını verir. Musa, Avrupa Rusya'sında, Don Irmağı Kıyısında, Azak Kalesi'nin biraz Kuzeyinde ( Rostov-Na-Don) Şehrinde Dünya'ya geldi.  Babası Yarullah  1881 de Vefat etti

          Annesi Fatıma Hanım , Küçük Musa'ya Eski Usul'le yazılmış Kitaplar'dan Ders vererek Gerekli İlk Bilgileri verdikten sonra, 11 Yaş'ındayken O’nu Rostov'daki Real Devlet Lisesi'ne yazılır. 13 Yaş'ında iken buradan alarak Kazan'daki Gölboyu Medresesi'ne, Ağabeyi  Zahir'in yanına gönderir. Ancak Medrese Hayatı'na Uyum sağlayamaz. Tekrar Rostov'a dönerek yarım kalan Lise Tahsili'ni tamamlar.

       Daha sonra Buhara'ya gitti. Arapça, Farsça ve İslami İlk Bilgileri  elde etti.  Buhara'da Tecdid Taraftarı olan Damolla İkram Efendi ile Damolla İvaz Efendi'den Fıqıh ve Felsefe Dersleri aldı. Matematik ve Astronomi Bilgini Damolla Şerif Efendi'den de bu iki iİmi Tahsil etti. Euklides, Pisagor ve Arşimet'in Riyazıyat'ını, Platon ve Aristoteles'in Felsefeler'ini okudu. Descartes ve Bacon'u Mutaala etti. Matematik Sahasında yazılan bazı Rusça Kitapları Hocası Mir Şerif için Türkçe'ye Tercüme etti. Matematiğe olan İlgisi  gittikçe artmaya başlar.

          Muhiti, Musa Efendi'ye Mektep ve Medrese beğendiremedi. 1896 da Rusya'ya dönerek Fen Fakultesi'ne girmek istedi. Latince bilmediği için Kabul edilmedi. İlerde Metodoloji olarak Matematik'le Sosyal Bilimler'i birleştirme Önerisini atacaktır.

          Rostov'a döndükten Annesini İkna ederek İstanbul'a geldi. Mühendislik Mektebi’ne kaydolduysa da Mülkiyeyi Şahane ve Harbiye Mektebleri’nde Rus Dili ve  ve İlm-i Servet Muallimliği yapan Hemşehrisi Musa Akyiğitzade onu bu Fikrinden vazgeçirerek başlattığı İslami İlimleri tamamlamasını Tavsiye eder. Aradığını bulamadığından Mısır'a gider.

         Aradığını Kahire'de de bulamaz. Medreseler'e itimadı kalmadığı için, Müstakil çalışmaya karar verir, ayrı ayrı Üstadlar'dan Ders alır. Abduh'un Derslerine  katıldı.  Şeyh Bahit Efendi'den Ders aldı. Diğer taraftan Daru'l-Kutubi'l-Mısriyye'de Mevcut Mushaflar ve Qur'an Tarihi üzerinde Araştırmalar'a başlar.

          Hicaz'a geçti. Mekke’de Çeşitli Ders Halkaları'na katıldı. Şeyh Salih'ten en-Nesai'nin Sünen'ini okudu. Medine'de Muvatta'yı Tetkik etti.

           İki yıl sonra Hindistan'a geçti. Diyobent Medresesi’nde 6 Ay kaldı.

Tekrar Kahire'ye döndü.   Buradaki Qur'an Tarihi ve İlimleri Çalışmalarını daha sonra Yazı'ya döktü. "Tarihu'l-Qur'an ve'l-Mesahif". Mısır'da 3 Yıl kaldı.

           Beyrut'a geçti. Eli Dar olduğu için buradan Şam'a Yaya gittiği söylenir. 11 Yıllık bu Sehayatlerinde istediğini bulamamış olarak Memleket'ine döndü.(1904).

          Bu tür İlim Yolculuğu'ndan dönenlerin yaptığı gibi Hocalığa başlamadı. Kahire'de tanıştığı Kazan'ın Çistay Kasabası'nda İmam ve Müderris olan Şeyh Zahir'in Oğlu İbrahim Şevket Kemal'in Bacısı Esma Aliye Hanım'la  evlendi( 1905). 6 Kız 2 Oğlu Dünya'ya geldi.

         Hanım'ını Annesinin yanına bırakarak Petersburg'a gitti. Rus Huquq Fakultesi’ne kaydoldu. Kazan'da Misafir olan Fas'lı Ahmed eş-Şankıti ( 1872-1913) ile tanıştı. O'nunla beraber Cahiliyye Şairleri'nden Tarafe ibnu Abd'ın (ö.564) Meşhur Divan’ı üzerinde çalıştı.

          Rus-Japon Harbi’nin Rusya'nın Yenilgi'yle sonuçlanması üzerine başlayan Ayaklanmalar, II.Nikolay'ın Meşrutiyet'e dönmesine Yol açtı. 1905 İhtilali Müslümanlar'ın Hürriyetler'ini genişletti.

       Carullah bu Hürriyet'i Gazete çıkararak kullandı. el-Asru'l-Cedid ve Vakit Gazeteleri'nde Makaleler yazdı. Qadı Abdurreşid İbrahim ile İşbirliği yaparak Ülfet Gazetesi'ni çıkardı. Türkçe Tilmiz Gazetesi'nde yazdı.

         Siyasi, İctimai Etkinlikler'de bulundu. Yapılan 5 Büyük Kurultay’da Hazır bulundu. 16-21 Ağustos 1906 da Nijni Novogorod'daki Müslüman Kurultayı’nda Baş Katiplik yaptı. Toplantı  Zabıtlarını Kitap haline getirerek yayınladı. O'nun Islahat Esasları Eseri bu Hususta Sağlam Bilgiler verir. Bu 3. Kurultay’da "Müslüman İttifak" Adlı bir Siyasi Parti’nin kurulmasına Karar verildi. 15 Kişilik Komite içinde o da yer aldı.

         1907 de Hürriyetler geri alındı. Ülfet Gazetesi kapatıldı. Abdurreşid İbrahim Japonya'ya kaçtı. Carullah Kazan'a gelerek Şark Kütüphanesi Sahibi Ahmed İshaki Efendi ile tanıştı. Burada  1917 Devrimi'ne kadar 20 ye yakın  Eser yayınladı.

      -Ebu'l-Ala el-Maarri'nin (368-444) el-Luzumiyyat Adlı Manzum Eser'inden seçerek çıkardığı Fikir Hürriyeti Telkin eden Beyitler'in Tercümesi.

       --Şatıbi'nin (ö.790) el-Muvafakat Adlı Eserini Dipnotlar'la İzah ederek bastı.

     -Başmüftü Rızaeddin Fahreddin Efendi'nin İsteği üzerine Rusya Müslümanları için Mecelle-i Ahkam-ı Şeriyye'nin hazırlanması Görevini aldı. Qawaid-i Fıqhıyye Eseri bu Mecelle’nin bir Ön Hazırlık çalışmasıdır.

         1910 da Islah edilmiş Medreseler'den, Huseyniye Medresesi'nde Arapça ve Dinler Tarihi Dersleri'ni vermek üzere Orenburg'a Davet edildi. Müderrislik Hayatı Uzun sürmedi. İbnu Arabi'nin (1164-1240) Rahmeti İlahiyye'nin Umumiyyeti; yani Müşrikler dahil hiçkimsenin Cehennem'de Ebedi olarak kalmayacağı Görüş'ünü anlatmasıyla başlar. Rızaeddin ibnu Fahreddin Efendi'nin çıkardığı Şura Dergisi'nde bunları yayınlayınca Medrese Hoca ve İradeler'iyle arası açıldı. Orenburg Cemiyeti Hayriyye Salonu'nda bunları anlatınca Halk'tan da Tepkiler aldı. Medrese Müdürü ve Hocaları, aleyhinde Büyük Kampanyalar başlattılar. Dersler yarıda bırakıldı fazla Kargaşa'ya  Yol açmamak için İstifa edip Oranburg'dan ayrıldı. Aleyhinde Yazılar Devam etti. Kendisi Konu'yu "Rahmeti İlahiyye Burhanları" Kitab'ında neşretti.

         1910 da Lutfullah İshaki ile birlikte Finlandiya' ya gitti. Uzun Günlerde Ruze'yi bu Seyahat'i Kuzey Kutbunda Akşam, Yatsı ve Sabah Namazı ile Oruç Meşakkatleri'nde İsabetli bir İçtihad'a varmak için, batmayan Güneş'i görmek üzere gerçekleştirdiğini söyler.

        1913 de Petersburg'ta Emanet Matbaası'nı kurdu. Ayaz İshaki ile birlikte İL Gazetesi'ni çıkardı.

        1914 Haziran'ında toplanan Rusya Müslümanları 4. Kurultayı’na katıldı. Rusya'nın her tarafından gelen Türk Delegeler'den oluşan Kongre’ye Sadri Maksudi, Rızaeddin Fahreddin , Ali Merdan da katıldı.

          Rus İlmi Heyet Cemiyeti Üyesi olduğunu söyler Alimcan el-İdrisi. Ay ve Güneş tutulmaları Esnasında, yakından Takip etmek için Seyahatlar düzenler. 1. Cihan Savaşı'ndan sonra gerçekleşen Güneş Tutulmasını daha Uygun bir Mahal'den Tedkik etmek için, bu hususa dair Eski ve Yeni birçok Eseri yanına alarak "Brest Litovski" Şehrine Seyahat eder. Olağanüstü Hal Sebebiyle Rus Zabıtası, Halinden şüphelenerek O’nu tutuklar. 4 Ay sonra bırakılır. Gözlem yapamamıştır.

         Mayıs 1917 de 5. Kongre’ye katılır. Burada sunduğu Tebliğler Büyük Gürültüler'e Yol açtı. "İslam'da Kadın Hakları". Bu Kongre’nin Divan Başkanlığı’na seçilen 12 Kişi'den biridir. Ayrıca 10 Kişi'den oluşan Milli Şura'ya seçildiği gibi, Müftülüğe Aday olarak gösterilen 5 Kişi arasında da vardır. Bunların arasından Alimcan el-Barudi Oy Çokluğu ile Müftü oldu.

         Önceleri 1917 İhtilali'nin Hürriyet getireceğini düşünür. 1915 de Satış'a çıkaramadığı Islahat Esasları Kitab'ını Piyasa'ya sürer. Kitab’a Yeni bir Önsöz yazarak "Esaret bitti ta Ebed dönmez" der. Şartlar değişir yüzlerce Aydın Ülke'den kaçar. O içerde Mücadele kararı alır.

        1918 de Petersburg'da el-Minber Adında bir Dergi çıkardı. İç Harb'in alevlendiği Günler'de ve daha sonra hep bu Kent'te kalıp ara sıra Moskova'ya gidip geldi. Hindistan Alimleri'nden Mevlana Bereketullah Ev'inde 6 Ay Misafir etti. İngilizler’in Sürgün'üne uğrayıp Moskova'ya gelen Hind Müslümanları'ndan Mevlana Ubeydullah, Ebu Said el-Arabi, Mevlana Abdurrab, M.Abdulcabbar, Raca Pürtab'la görüştü.

        16-20 Eylul 1920 de Ufa  Şehrinde toplanan ve binlerce Kadın ve Erkeğin katıldığı Kongre'ye katıldı. Burada Ziyaeddin Kemali ve Kırım Müftüsü İbrahim Efendi'nin Konuşmalarından sonra Rusya Müslümanları’nın Halife’ye Bağlılıklarını Resmen İlan edildi.

         1922 de Mısır'da basılan TBMM'ne Müracat Adlı Eserini yazdı. Meclis’e Müslümanlar lehine Yön vermeye çalıştı. 1921 de Türkistan'a gelen TBMM Üyesi Suysallı İsmail Subhi Bey'e bu Eser'i vererek Mustafa Kemal'e Takdim etmesini istedi.  Mustafa Kemal İlgi göstermedi.

        236 Maddelik Anayasa Niteliği taşıyan İslamiyet'in Elifbası'nı Kaleme aldı.  İlk 68 Maddesi Rusya Müslümanları'nın Hallerine ve İhtiyaçlarına dair, 168 Maddesi ise Bütün Müslümanları ve İslam Ülkeleri'ni ilgilendirmektedir. Hilafet, İnsan Hakları, Savaş Hukuku, Sözleşmeler, Kadın Hakları Başlıkları vardı.  Eser'i basmadan önce Ufa'da toplanan Ulama Nedvesi’nde  iki Gün 2,3 Fasıla ile okumuş ve Takdir toplamıştı. Bu Eser'indeki Maddeler Ufa Kurultayı'ndan sonra da birçok Toplantı'da okumuş, Nüshaları çoğaltılarak Türkistan, Kaşgar, Afganistan ve Türkiye Matbaları'na gönderilmiştir.

          Eser'in Aİlham'ını bir takım Komunist Partisi Liderleri ile birlikte İdam edilen Buharin'in Abzuka Kommunizma ( Komunizm'in Elifbası) Adlı Eser'inden alır. Bu Eserini Rusya'da bastıramadı.

       1923 de 236 Madde'nin önüne uzunca bir Mukaddime koyarak, bastırılması Ricasıyla Finlandiya'ya yerleşen Kazan Türkleri’nin İmamı Veli Ahmed Hakim Efendi'ye gönderir. Eser, Müellifin isteği üzerine Dini Edebi İçtimai Siyasi Meseleler Tedbirler Hakkında İslam Milletlerine Adı altında Berlin'de basıldı. Berlin'de Sovyet Muhalifi Siyasi Mülteci Ayaz İshaki Eseri Tashih edip bazı Notlar İlave etmişti. Carullah bu sebeble Petrograd'dan Moskova'ya götürülerek  bir çok Müslüman'la Zindan'a atıldı. Eser'in Geliri  I. Cihan Savaşı Müslüman Şehidleri'nin Yetimlerine bağışlanmış, Eser Çanakkale Kahramanları'na adanmıştı.

        Tutuklanmak istenir. Şehrin Pazarı'na Hakim olan Petersburg Türkleri O’na Desdek verir. Rus ve Türkistan Türkleri'nin İstiklali, İslam’ın Tecdid'i için Mücadelesini sürdürür.

        Lenin'in Huzur'unda aralarında Uzun bir Konuşma geçer. Lenin'in Ölüm'ünden sonra (ö.1924)  Takibat tekrar başlar.

          Finlandiya'daki Müslümanlar TC Hariciye Vekili İsmet İnönü'ye Telgraf çekerek Sovyet Hükümeti katında Temaslar'da bulunmasını isterler.  Telgraf İstanbul'da Vakit, Cumhuriyet, Ankara'da Hakimiyeti Milliye ve Yeni Gün Gazeteleri'ne de çekilir.

         Zindan'dan Tahliye'den sonra 3 Yıl Moskova'da Gözaltı'nda tutulur. Bu sıralarda Pravda Gazetesi'ne verdiği bir Beyanat'ın Yankıları İstanbul'a kadar  ulaşır. Hilafet'in İlgasını alkışlamaktadır. Komunizm’i övmektedir. Bu Baskı altında bir Beyanat'tır.

          Ekim Kasım 1925 de Kırım'a gelerek Halk ve Hocalar'la Sohbet eder. Akmescid'de çıkan Asri Müslümanlık Dergisi’nde Makaleler yayınladı. Müskirat Meselesi burada hazırlandı.

         1926 da Ufa Diniyye Teşkilatı, Mekke'de gerçekleşecek olan Dünya Müslümanları Kongresi’ne Davet edilir. 7 Kişilik bir Heyet'le gider. Kaşgarlı Müslümanlar’ın Delege'sidir. Bu Kongre'den sonra el-Mu'temerru'l- Mekki ve Küllü ma Cera fihi ve Küllü Mesailihi Risalesi'ni neşreder. Dönüşte Heyet'ten ayrılarak İstanbul'a, oradan da Ankara'ya uğrar. Hariciye Nazırı Tevfik Rüşti ile görüşür. 4-5 Saat TBMM Meclis Müzakereleri'ni dinler. İkdam Muhabiri'yle yaptığı Mülakat'ta Kahire'de yapılacak Hilafet Kongresi’ne katılacağını söyler.

          Kahire'ye gider. 1927 de Hac için Ruslar'dan İzin alır. Tekrar İstanbul'a uğrar, Müskirat Kitab'ını burada bastırır. el-Veşia Adlı Eser'inde buradan Qudus'e geçerek II.Hilafet Kongresi’ne katıldığını söyler.

          1930  Kasım’ında "Kerimelerini, Oğullarını, Rahmetli Hürmetli Analarını Menfaatlar'ın Şiddetli, Zilletli Azapları içinde bırakarak tek başına Firar eder. Türkistan'ın Rusya Hudud'una  yakın Şehri Simhane'ye gizlice geçer. Oradan bir Tüccar'ın Deve Kervanı'na katılarak Kaşgar'a varır. Amacı bu Şehr'in Medreseler'inde Görev alarak buraya tamamen yerleşmektir. Çin Hükümeti İzin vermez. 4 Ay süren bir At Yolculuğu ile Küçük Pamir Yaylasını aşarak Afganistan'a gider.

         Moskova İmamı Abdullah Süleymani ve pek çok Müslüman O’nun kaçmasına Yardım ettiği suçlamasıyla tutuklanır. Geri dönmesi için Ailesine Baskı yapılır.

       Afgan Şah'ı Nadir O'nu İyi karşılar. Burada 40 Gün kaldıktan sonra Şah'ın Yardım'ıyla edindiği bir Pasaport'la Hindistan'a, Bombay'a geçer. Eski Dostlar'ının yanında Misafir olur.

         1931 de Mısır'a geçer. TBMM ne Müraaat Adlı Eser'ini bastırır. 1932 de Finlandiya'ya gelirken Türkiye'ye uğrar. Ankara'da I.Türk Tarih Kongresi Müzakereleri'ni Takip eder. Afet İnan, Yusuf Hikmet Bayur'un  Tebliğini dinlediğini Hatun Adlı Eser'inde yazmaktadır. Elmalı Hamdi Yazır ile görüşür.

        Finlandiya'da bir Ay kaldıktan sonra Berlin'e geçer. 1933 de Berlin'de Avrupa'daki İslam Münevverleri'ni biraraya getirerek Yeni bir Hareket başlatmak için Matbaa Tesis eder. Bastığı Hatun'un İç Kapağında ve başka yerlerde verdiği İlan'da şöyle der: "Medeniyet Dünyası'nın Büyük Merkez'inde İlmi ve Dini bir Merkez. Büyük Inqılab Tufanları'yla Fikirleri ve Kalemleri boş kalıp, Lisanları susmuş İctihad Ehli Arzu ederlerse Mühim ve Faydalı Eserleri neşrederiz."

         Qur'an'ı Kerim'in Nurları Huzuru'nda Hatun, Qur'an'ı Kerim Ayet-i Kerimeleri'nin Muciz İfadeleri'ne Göre Ye'cuc Meselesi, Tarih'in Unutulmuş Safifeleri...

        Verdiği bir İlan'la 20 kadar Eser'ini bastıracağını vadeder. Bir süre sonra Maddi İmkan'ının bu İşe elvermiyeceğini ve bu İşi yürütemeyeceğini anlar.

        1934 de tekrar Finlandiya'ya geçerek İran ve Irak'a yapacağı Seyahat için İran Konsolosluğu’na başvurur. İstanbul Yolu'yla önce İran'a gider. İran'da bir Gözlemci olarak Halk'a karışır onlarla Sohbetler'de bulunur. Okullar'ını Ziyaret eder. Medrese Talebeleri ve Mollalar'la görüşür. Daha sonra Şia, Hadis ve Fıqıh Kitapları üzerinde çok Ciddi Araştırmalar yapar. Bu arada İran'ı Ziyaret'e gelen Muhsin Emin Hüseyni el-Amili (1867-1952) ile görüşür ve kendisine ASraştırmaları sonunda hazırladığı Şia Fıqhı ve Aqaidi ile ilgili 20 kadar Soru yöneltir. İran'ın Meşhed, Tebriz ve Tahran Kentleri'nde gezip birçok Şia Müctehidi ile görüştükten sonra Bağdad'a geçer. 26 Gün Necef'te kalır.

         Bağdad'dan bir Dostuna yazdığı Mektup'ta şöyle der: "İmamı Azam’ın gayet Mamur Qabri ile Odamın arası 5-6 Metre'den fazla değildir. Ben Hanefi'yim. Ebu Hanife Ravzası’nda Qalbim biraz İqamet etmek istedi. Odamda 2 Hafta'dan ziyade İtikaf gibi bir halde kalıp gayet Mühim Kitaplar okudum. Biri 15 Ciltlik ve herbiri 450 Sahife olan  Tarih-i Bağdad, diğeri 30 Ciltlik el-Mebsut. Hepsini dikkatle okudum, faydalandım."

        Geceleri Bağdad Alimleri'yle İlmi Sohbetler tertibler. Daha önce İran'da Alimler'e sorduğu Soruları onlara yöneltir. Sorular Elden ele dolaşarak Yazılı Cevaplar verilmeye başlar. Bunlardan en Önemlisi Abdulhuseyin Şerefuddin el-Amili'nin Kaleme aldığı el-Cibetü Musa Carullah Adlı  150 Sayfalık Eseridir. [1]

         İran Irak Gezisi bir Yıl'dan fazla sürer. Köklü Düşünce Değişikliği geçirir. Müderrislik Teklifini Kabul etmez. Vize almadığı için Şam Kapılarından Tekrar Bağdad'a dönüp Filistin Yolu ile Hareket etmek için İngiliz Konsolosluğu'na Müracat eder.  Konsolosluğun Kefalet olarak istediği 60 Altın'ı veremediği için Vize'yi alamaz. Nusaybin  İstasyonu’na kadar gelerek 2. kez Suriye'ye geçmek ister, ancak yine geri çevrilir. Sonunda Musul'lu Münevverler'in hazırladığı bir Planla Türkiye'ye geçer, ancak Hudut'ta yakalanarak Cizre Karakolu'nda Nezaret'e atılır. 4 Gün sonra Mardin'e getirilerek Sorgu'ya tabi tutulur. Mardin Valisi Şöhret'inden Haberdar olduğu için İyi Muamele'de bulunur. Mardin'den Adana'ya oradan da İstanbul'a geçer.

       1935 Sonlarında yarım kalan bazı Çalışmalarını tamamlamak için Kahire'ye Hareket eder. İran-Irak Araştırmaları'nın Ürünü olan el-Veşia Fi Nakdi Akaidi'ş-Şia Adlı Eserini bastırır. İran Irak Mısır'da Eseri tartışılır.

         İslam'da Mikat ve Takvim ile ilgili   eserini yayınlar: Nizamu't-Takvim fi'l-İslam, Nizamu'n-Nesi inde'l-Arab ve Eyyamu Hayati'n-Nebi.

     Kahire'de Dostlar edinir: Ahmed Emin, Mustafa el-Meragi, Ali Abdurrazıq, Mansur Fehmi, Abdulvahhab Azzam.

       1937 de Hindistan'a gider. Bombay'da bir Süre kaldıktan sonra Benares'e geçer. Burada Sanskritce öğrenerek Muhabaratha ile Dör Veda'Asıllar'ından Tetkik eder. Bir Mektub'unda şöyle yazar: "Ben Benares'te Hindu Brahmanları’nın en Büyük Alimleri Huzurunda Mübtedi bir Talebe Sıfatıyla Hind'in en Eski Vedalarını Hind Peygamberleri’nin Semavi Kitaplarını, Hind Filozofları'nın Felsefelerini, Hikmetler'ini tamamıyla değilse de biraz öğrenmeye çalışıyorum."

       1938 de Japonya'ya kaçan Arkadaşı Qadı Abdurreşid İbrahim'den Davet alır.  Japonya'da O’nunla İslam’ı Yayma Çalışmalarına İştirak eder. Çin, Cava ve Sumatra'ya düzenlenen bir Tebliğ Heyetine katılır. 1939 da II.Dünya Savaşı Patlak verir.

       Hindistan'a geçer. Kabil'e yerleşmek ister. Peşaver'de İngilizlerce yakalanır. 2 Sene'ye yakın Zor Şartlar altında Hapis yatar. Phobal Hükümdarı Muhammed Hamidullah'ın Müdahalesi ile kurtulursa da 1945 e kadar burada Gözhapsi'nde tutulur. İlmi Çalışmaları'nı sürdürür, Teliflerine devam eder. Arapça 8 Eser yazar. Elde ettiği Para'yı kendisi Muhtaç olduğu halde Bombay'daki Muhacir Çocukları için yapılan Medrese'ye bağışlar.

     Mart 1946 da Delhi'ye, oradan tekrar  Bombay'a geçer. Sıhhati bozulmuştur.  2 Ay Hastane'de yatar, Ameliyat olur.

     1947 de  Kahire Maarif Vekili Evkaf Nazırı Ali Abdurrazık Paşa'ya çektiği  Telgraf'ta Sıhhat'inin çok bozulduğunu, Kahire'ye gelmesi için kendisine Yardım etmesini ister ve Kahire'ye gider.

      Hanımı ile Berlin'den yaptığı Telefon Konuşması dışında İrtibatı yoktur. Kahire'de Yusuf Uralgiray'a: "Oğlum görüyorsun ki ben artık yaşlandım, hem de içimde dinmeyen Sürekli bir Sızı var. Hanımımı ve Çocuklarımı terkettim. Elbette Zavallılar'a çok çektirmişlerdir. Çok Yaşlı'yım, buna rağmen Komunistler beni öldüreceklerse varsın öldürsünler fakat ben kararlıyım Rusya'ya döneceğim" diyerek Pasaport'unu verip kendisi için Rus Vizesi almasını ister.

      İstanbul'a uğradı. Uçak Mühendisi olan Oğlu Ahmed'in II.Dünya Savaşı'nda Almanlar'a sığındığını öğrenir. Yusuf Uralgiray, Ahmed'in Adresini Temin ederek mektuplaşmalarını sağlar. Parasızlık Nedeni ile Oğlu Ölüm'ünden önce gelip Babası ile görüşemez.

       1947 Yaz Sonları'nda Aksu Adlı Türk Vapuru ile Mısır'dan İstanbul'a Hareket eder. Yolda Vapur'un Güvertesinde düşerek Kolunu ve Bacağını kırdığı için Galata Rıhtımı’ndan Sedyeye konarak Guraba Hastanesi'ne götürülür.

       Hastane'den çıktıktan sonra Ankara'ya uğradı. Burada 10 Gün kalıp Kazanlı Hemşehrilerini Ziyaret ettikten sonra İstanbul'a döner. Kışı İstanbul'da geçirdi. Sıhhati bozuldu. Rusya'ta gitme Fikrinden vazgeçip Kahire'ye döndü.

       Ali Abdurrazıq Paşa Vasıtasıyla Kalavun Hastanesi’ne yatırıldı. Kendisine 6 Cüneyh Aylık bağlandı. Mesane ve Katarakt Ameliyatı geçirdi. Kalp Yetmezliği görüldü. Qadı Abdurreşid İbrahim'in Kızı Fevziye Hanım ve Alimcan İdrisi kendisi ile ilgilenir. Surumunu Hidiv Tevfik'in Kızı Hatice Hanım'a aktarırlar. Daha önce Mehmet Akif Ersoy'u da Himaye eden bu Hanım, Annesinin Mısru'l-Qadim'de yaptırdığı Kimsesizler Huzurevinde Doktorlu ve Hizmetkarlı bir Oda Tahsis ettirir. 28 Ekim'de orada Vefat eder.

        29 Ekim Tarihli el-Ahram'ın Haberine göre Cenaze Namazı Seyyide Nefise Camii’nde kılındı. Afifi'deki Hidviyye Ailesi’nin Kraliyet Mezarlığına defnedildi.

 


 

[1]    1935 de Necef'de, 1936 da Sayda'da basılır. 1966 da 2. Baskısı yapılır.