Musa Carullah Bigiyev
1875-1949
Dedesi Abdulkerim Efendi Devlikamoğulları
Soy'undandır.
Babası Yarullah Hocası Şeyh Habibullah Efendi'nin
Kızı Fatıma Hanım ile evlendi. Yarullah Moskova
ve Rostov Şehirleri arasında döşenen Demiryolları'nda
Müteahhidlik yaptı. Rostav'a yerleşti. Orenburg Müftüsü
Selimgiray, Hacc'a giderken Rostov'a uğradığında O’na
Misafir olmuş ve O’nu aynı Zamanda Rostov Şehri'ne Ahunt
olarak Tayin etti. 1870 de doğan Çocuğuna Muhammed Zahir,
1875 de doğana da Musa Carullah Adını verir. Musa,
Avrupa Rusya'sında, Don Irmağı Kıyısında, Azak Kalesi'nin biraz
Kuzeyinde ( Rostov-Na-Don) Şehrinde Dünya'ya geldi. Babası Yarullah
1881 de Vefat etti
Annesi Fatıma
Hanım , Küçük Musa'ya Eski Usul'le yazılmış Kitaplar'dan
Ders vererek Gerekli İlk Bilgileri verdikten sonra, 11
Yaş'ındayken O’nu Rostov'daki Real Devlet Lisesi'ne
yazılır. 13 Yaş'ında iken buradan alarak Kazan'daki Gölboyu
Medresesi'ne, Ağabeyi Zahir'in yanına gönderir. Ancak
Medrese Hayatı'na Uyum sağlayamaz. Tekrar Rostov'a dönerek
yarım kalan Lise Tahsili'ni tamamlar.
Daha sonra
Buhara'ya gitti. Arapça, Farsça ve İslami İlk Bilgileri elde
etti. Buhara'da Tecdid Taraftarı olan Damolla İkram Efendi
ile Damolla İvaz Efendi'den Fıqıh ve Felsefe Dersleri
aldı. Matematik ve Astronomi Bilgini Damolla Şerif Efendi'den
de bu iki iİmi Tahsil etti. Euklides,
Pisagor
ve Arşimet'in Riyazıyat'ını,
Platon ve
Aristoteles'in
Felsefeler'ini okudu.
Descartes
ve Bacon'u
Mutaala etti. Matematik Sahasında yazılan bazı Rusça Kitapları
Hocası Mir Şerif için Türkçe'ye Tercüme etti.
Matematiğe olan İlgisi gittikçe artmaya başlar.
Muhiti, Musa Efendi'ye Mektep ve Medrese beğendiremedi.
1896 da Rusya'ya dönerek Fen Fakultesi'ne girmek istedi.
Latince bilmediği için Kabul edilmedi. İlerde Metodoloji
olarak Matematik'le Sosyal Bilimler'i birleştirme Önerisini
atacaktır.
Rostov'a döndükten
Annesini İkna ederek İstanbul'a geldi.
Mühendislik Mektebi’ne kaydolduysa da Mülkiyeyi
Şahane ve Harbiye Mektebleri’nde Rus Dili
ve ve İlm-i Servet Muallimliği yapan Hemşehrisi Musa
Akyiğitzade onu bu Fikrinden vazgeçirerek başlattığı İslami İlimleri tamamlamasını
Tavsiye eder. Aradığını
bulamadığından Mısır'a gider.
Aradığını Kahire'de de bulamaz. Medreseler'e itimadı kalmadığı
için, Müstakil çalışmaya karar verir, ayrı ayrı Üstadlar'dan Ders alır. Abduh'un
Derslerine
katıldı. Şeyh Bahit Efendi'den Ders aldı. Diğer
taraftan Daru'l-Kutubi'l-Mısriyye'de Mevcut Mushaflar
ve Qur'an Tarihi üzerinde Araştırmalar'a başlar.
Hicaz'a geçti. Mekke’de
Çeşitli Ders Halkaları'na katıldı.
Şeyh Salih'ten en-Nesai'nin Sünen'ini okudu.
Medine'de Muvatta'yı Tetkik etti.
İki yıl sonra Hindistan'a geçti. Diyobent
Medresesi’nde 6 Ay kaldı.
Tekrar Kahire'ye
döndü. Buradaki Qur'an Tarihi ve İlimleri Çalışmalarını daha
sonra Yazı'ya döktü. "Tarihu'l-Qur'an ve'l-Mesahif".
Mısır'da 3 Yıl kaldı.
Beyrut'a geçti. Eli
Dar olduğu için buradan Şam'a Yaya gittiği
söylenir. 11 Yıllık bu Sehayatlerinde istediğini bulamamış
olarak Memleket'ine döndü.(1904).
Bu tür
İlim Yolculuğu'ndan dönenlerin yaptığı gibi Hocalığa
başlamadı. Kahire'de tanıştığı Kazan'ın Çistay Kasabası'nda
İmam ve Müderris olan Şeyh Zahir'in Oğlu İbrahim
Şevket Kemal'in Bacısı Esma Aliye Hanım'la
evlendi( 1905). 6 Kız 2 Oğlu Dünya'ya geldi.
Hanım'ını
Annesinin yanına bırakarak Petersburg'a gitti. Rus
Huquq Fakultesi’ne kaydoldu. Kazan'da Misafir olan Fas'lı
Ahmed eş-Şankıti ( 1872-1913) ile tanıştı. O'nunla beraber
Cahiliyye Şairleri'nden Tarafe ibnu Abd'ın (ö.564)
Meşhur Divan’ı üzerinde çalıştı.
Rus-Japon Harbi’nin Rusya'nın
Yenilgi'yle sonuçlanması üzerine
başlayan Ayaklanmalar, II.Nikolay'ın Meşrutiyet'e
dönmesine Yol açtı. 1905 İhtilali Müslümanlar'ın Hürriyetler'ini
genişletti.
Carullah bu Hürriyet'i Gazete çıkararak kullandı.
el-Asru'l-Cedid ve Vakit Gazeteleri'nde Makaleler
yazdı. Qadı Abdurreşid İbrahim ile İşbirliği yaparak
Ülfet Gazetesi'ni çıkardı. Türkçe Tilmiz Gazetesi'nde
yazdı.
Siyasi,
İctimai Etkinlikler'de bulundu. Yapılan 5 Büyük
Kurultay’da Hazır bulundu. 16-21 Ağustos 1906 da Nijni
Novogorod'daki Müslüman Kurultayı’nda Baş Katiplik yaptı.
Toplantı Zabıtlarını Kitap haline getirerek yayınladı. O'nun
Islahat Esasları Eseri bu Hususta Sağlam Bilgiler verir.
Bu 3. Kurultay’da "Müslüman İttifak" Adlı bir Siyasi
Parti’nin kurulmasına Karar verildi. 15 Kişilik Komite içinde
o da yer aldı.
1907 de
Hürriyetler geri alındı. Ülfet Gazetesi
kapatıldı. Abdurreşid İbrahim Japonya'ya kaçtı.
Carullah Kazan'a gelerek Şark Kütüphanesi
Sahibi Ahmed İshaki Efendi ile tanıştı. Burada 1917
Devrimi'ne kadar 20 ye yakın Eser yayınladı.
-Ebu'l-Ala el-Maarri'nin (368-444) el-Luzumiyyat
Adlı Manzum Eser'inden seçerek çıkardığı Fikir Hürriyeti Telkin
eden Beyitler'in Tercümesi.
-eş-Şatıbi'nin
(ö.790) el-Muvafakat Adlı Eserini Dipnotlar'la İzah
ederek bastı.
-Başmüftü
Rızaeddin Fahreddin Efendi'nin İsteği üzerine Rusya
Müslümanları için Mecelle-i Ahkam-ı Şeriyye'nin
hazırlanması Görevini aldı. Qawaid-i Fıqhıyye Eseri bu
Mecelle’nin bir Ön Hazırlık çalışmasıdır.
1910 da
Islah edilmiş Medreseler'den, Huseyniye
Medresesi'nde Arapça ve Dinler Tarihi Dersleri'ni
vermek
üzere Orenburg'a Davet edildi. Müderrislik Hayatı Uzun
sürmedi. İbnu Arabi'nin
(1164-1240) Rahmeti İlahiyye'nin Umumiyyeti; yani
Müşrikler dahil hiçkimsenin Cehennem'de Ebedi olarak
kalmayacağı Görüş'ünü anlatmasıyla başlar. Rızaeddin ibnu
Fahreddin Efendi'nin çıkardığı Şura Dergisi'nde
bunları yayınlayınca Medrese Hoca ve İradeler'iyle arası
açıldı. Orenburg Cemiyeti Hayriyye Salonu'nda bunları anlatınca
Halk'tan da Tepkiler aldı. Medrese Müdürü ve Hocaları,
aleyhinde Büyük Kampanyalar başlattılar. Dersler yarıda
bırakıldı fazla Kargaşa'ya Yol açmamak için İstifa edip Oranburg'dan ayrıldı. Aleyhinde
Yazılar Devam etti. Kendisi
Konu'yu "Rahmeti İlahiyye Burhanları" Kitab'ında
neşretti.
1910 da Lutfullah İshaki ile
birlikte Finlandiya' ya gitti. Uzun Günlerde Ruze'yi bu
Seyahat'i Kuzey
Kutbunda Akşam, Yatsı ve Sabah Namazı ile
Oruç
Meşakkatleri'nde
İsabetli bir İçtihad'a varmak için, batmayan
Güneş'i görmek üzere gerçekleştirdiğini söyler.
1913 de Petersburg'ta Emanet Matbaası'nı kurdu. Ayaz İshaki
ile birlikte İL Gazetesi'ni çıkardı.
1914 Haziran'ında toplanan Rusya Müslümanları 4. Kurultayı’na
katıldı. Rusya'nın her tarafından gelen Türk Delegeler'den
oluşan Kongre’ye Sadri Maksudi, Rızaeddin Fahreddin , Ali
Merdan da katıldı.
Rus İlmi Heyet Cemiyeti Üyesi olduğunu söyler
Alimcan el-İdrisi. Ay ve Güneş tutulmaları Esnasında,
yakından Takip etmek için Seyahatlar
düzenler. 1. Cihan
Savaşı'ndan sonra gerçekleşen Güneş
Tutulmasını daha Uygun bir
Mahal'den
Tedkik etmek için, bu hususa dair Eski ve
Yeni birçok
Eseri yanına alarak "Brest Litovski"
Şehrine Seyahat eder.
Olağanüstü Hal Sebebiyle Rus
Zabıtası, Halinden şüphelenerek
O’nu tutuklar. 4 Ay sonra bırakılır. Gözlem yapamamıştır.
Mayıs 1917 de 5. Kongre’ye katılır. Burada sunduğu
Tebliğler
Büyük Gürültüler'e
Yol açtı. "İslam'da Kadın Hakları".
Bu Kongre’nin Divan Başkanlığı’na seçilen 12 Kişi'den biridir.
Ayrıca 10 Kişi'den oluşan Milli Şura'ya seçildiği
gibi, Müftülüğe Aday olarak gösterilen 5
Kişi arasında da
vardır. Bunların arasından Alimcan el-Barudi Oy
Çokluğu
ile Müftü oldu.
Önceleri 1917
İhtilali'nin Hürriyet getireceğini düşünür. 1915
de Satış'a çıkaramadığı Islahat Esasları Kitab'ını
Piyasa'ya sürer. Kitab’a
Yeni bir Önsöz yazarak "Esaret
bitti ta Ebed dönmez" der. Şartlar değişir yüzlerce
Aydın
Ülke'den kaçar. O içerde
Mücadele kararı alır.
1918 de Petersburg'da el-Minber
Adında bir Dergi
çıkardı. İç Harb'in alevlendiği
Günler'de ve daha sonra hep bu
Kent'te kalıp ara sıra Moskova'ya gidip geldi. Hindistan
Alimleri'nden Mevlana Bereketullah'ı
Ev'inde 6 Ay
Misafir
etti. İngilizler’in Sürgün'üne uğrayıp Moskova'ya gelen Hind
Müslümanları'ndan Mevlana Ubeydullah, Ebu Said el-Arabi,
Mevlana Abdurrab, M.Abdulcabbar, Raca Pürtab'la görüştü.
16-20 Eylul 1920 de Ufa
Şehrinde toplanan ve binlerce Kadın
ve Erkeğin katıldığı Kongre'ye katıldı. Burada Ziyaeddin
Kemali ve Kırım Müftüsü İbrahim Efendi'nin
Konuşmalarından sonra Rusya Müslümanları’nın Halife’ye
Bağlılıklarını
Resmen İlan edildi.
1922 de Mısır'da basılan TBMM'ne Müracat
Adlı Eserini
yazdı. Meclis’e Müslümanlar lehine Yön vermeye çalıştı. 1921
de Türkistan'a gelen TBMM Üyesi Suysallı İsmail Subhi Bey'e
bu Eser'i vererek Mustafa Kemal'e
Takdim etmesini istedi.
Mustafa Kemal İlgi göstermedi.
236
Maddelik Anayasa Niteliği taşıyan İslamiyet'in Elifbası'nı
Kaleme aldı. İlk 68
Maddesi Rusya Müslümanları'nın
Hallerine
ve İhtiyaçlarına dair, 168 Maddesi ise
Bütün Müslümanları ve
İslam Ülkeleri'ni ilgilendirmektedir. Hilafet,
İnsan
Hakları, Savaş Hukuku, Sözleşmeler, Kadın Hakları Başlıkları
vardı. Eser'i basmadan önce Ufa'da toplanan Ulama Nedvesi’nde
iki Gün 2,3 Fasıla ile okumuş ve
Takdir toplamıştı. Bu
Eser'indeki
Maddeler Ufa Kurultayı'ndan sonra da birçok
Toplantı'da okumuş,
Nüshaları çoğaltılarak Türkistan, Kaşgar,
Afganistan ve Türkiye Matbaları'na gönderilmiştir.
Eser'in
Adı İlham'ını bir takım Komunist Partisi
Liderleri ile
birlikte İdam edilen Buharin'in Abzuka Kommunizma
( Komunizm'in Elifbası) Adlı
Eser'inden alır. Bu
Eserini
Rusya'da bastıramadı.
1923 de 236
Madde'nin önüne uzunca bir
Mukaddime koyarak,
bastırılması Ricasıyla Finlandiya'ya yerleşen Kazan Türkleri’nin
İmamı Veli Ahmed Hakim Efendi'ye gönderir. Eser,
Müellifin isteği üzerine Dini Edebi İçtimai Siyasi
Meseleler Tedbirler Hakkında İslam Milletlerine Adı
altında Berlin'de basıldı. Berlin'de Sovyet Muhalifi
Siyasi
Mülteci Ayaz İshaki
Eseri Tashih edip bazı
Notlar İlave
etmişti. Carullah bu sebeble Petrograd'dan Moskova'ya
götürülerek bir çok Müslüman'la
Zindan'a atıldı. Eser'in
Geliri I. Cihan Savaşı Müslüman
Şehidleri'nin Yetimlerine bağışlanmış,
Eser Çanakkale Kahramanları'na adanmıştı.
Tutuklanmak istenir. Şehrin
Pazarı'na Hakim olan Petersburg
Türkleri O’na Desdek verir. Rus ve Türkistan Türkleri'nin
İstiklali, İslam’ın
Tecdid'i için Mücadelesini sürdürür.
Lenin'in
Huzur'unda aralarında
Uzun bir Konuşma geçer.
Lenin'in Ölüm'ünden sonra (ö.1924)
Takibat tekrar
başlar.
Finlandiya'daki Müslümanlar TC Hariciye Vekili İsmet İnönü'ye
Telgraf çekerek Sovyet Hükümeti katında
Temaslar'da bulunmasını
isterler. Telgraf İstanbul'da Vakit, Cumhuriyet,
Ankara'da Hakimiyeti Milliye ve Yeni Gün
Gazeteleri'ne de çekilir.
Zindan'dan
Tahliye'den sonra 3
Yıl Moskova'da Gözaltı'nda tutulur.
Bu sıralarda Pravda Gazetesi'ne verdiği bir
Beyanat'ın
Yankıları İstanbul'a kadar ulaşır. Hilafet'in
İlgasını
alkışlamaktadır. Komunizm’i övmektedir. Bu Baskı altında bir
Beyanat'tır.
Ekim Kasım 1925 de Kırım'a gelerek
Halk ve Hocalar'la
Sohbet
eder. Akmescid'de çıkan Asri Müslümanlık
Dergisi’nde Makaleler yayınladı. Müskirat Meselesi
burada hazırlandı.
1926 da
Ufa Diniyye Teşkilatı, Mekke'de gerçekleşecek olan
Dünya Müslümanları Kongresi’ne Davet edilir. 7
Kişilik bir
Heyet'le gider. Kaşgarlı Müslümanlar’ın
Delege'sidir. Bu Kongre'den
sonra el-Mu'temerru'l- Mekki ve Küllü ma Cera fihi ve Küllü
Mesailihi Risalesi'ni neşreder. Dönüşte
Heyet'ten ayrılarak
İstanbul'a, oradan da Ankara'ya uğrar. Hariciye Nazırı
Tevfik Rüşti ile görüşür. 4-5 Saat TBMM Meclis
Müzakereleri'ni dinler. İkdam
Muhabiri'yle yaptığı
Mülakat'ta Kahire'de yapılacak Hilafet Kongresi’ne
katılacağını söyler.
Kahire'ye gider. 1927 de Hac için Ruslar'dan
İzin alır. Tekrar
İstanbul'a uğrar, Müskirat Kitab'ını burada bastırır.
el-Veşia Adlı Eser'inde buradan
Qudus'e geçerek II.Hilafet
Kongresi’ne katıldığını söyler.
1930 Kasım’ında "Kerimelerini,
Oğullarını, Rahmetli
Hürmetli
Analarını Menfaatlar'ın
Şiddetli, Zilletli
Azapları içinde
bırakarak tek başına Firar eder. Türkistan'ın Rusya
Hudud'una
yakın Şehri Simhane'ye gizlice geçer. Oradan bir
Tüccar'ın Deve
Kervanı'na katılarak Kaşgar'a varır. Amacı bu
Şehr'in
Medreseler'inde
Görev alarak buraya tamamen yerleşmektir. Çin
Hükümeti İzin vermez. 4
Ay süren bir At
Yolculuğu ile Küçük
Pamir Yaylasını aşarak Afganistan'a gider.
Moskova İmamı Abdullah Süleymani ve pek çok Müslüman O’nun
kaçmasına Yardım ettiği suçlamasıyla tutuklanır. Geri dönmesi
için Ailesine Baskı yapılır.
Afgan Şah'ı Nadir O'nu İyi karşılar. Burada 40
Gün kaldıktan sonra Şah'ın
Yardım'ıyla edindiği bir Pasaport'la
Hindistan'a, Bombay'a geçer. Eski Dostlar'ının yanında
Misafir
olur.
1931 de Mısır'a geçer. TBMM ne Müraaat
Adlı Eser'ini
bastırır. 1932 de Finlandiya'ya gelirken Türkiye'ye uğrar.
Ankara'da I.Türk Tarih Kongresi Müzakereleri'ni
Takip eder.
Afet İnan, Yusuf Hikmet Bayur'un Tebliğini dinlediğini
Hatun Adlı Eser'inde yazmaktadır.
Elmalı Hamdi Yazır ile
görüşür.
Finlandiya'da bir
Ay kaldıktan sonra Berlin'e geçer. 1933 de
Berlin'de Avrupa'daki İslam Münevverleri'ni biraraya getirerek
Yeni bir Hareket başlatmak için Matbaa
Tesis eder. Bastığı Hatun'un
İç Kapağında ve başka yerlerde verdiği
İlan'da
şöyle der: "Medeniyet Dünyası'nın
Büyük Merkez'inde
İlmi ve Dini
bir Merkez. Büyük Inqılab
Tufanları'yla Fikirleri ve
Kalemleri
boş kalıp, Lisanları susmuş İctihad
Ehli Arzu ederlerse
Mühim
ve Faydalı Eserleri neşrederiz."
Qur'an'ı Kerim'in
Nurları Huzuru'nda Hatun, Qur'an'ı
Kerim Ayet-i Kerimeleri'nin Muciz
İfadeleri'ne Göre Ye'cuc Meselesi,
Tarih'in Unutulmuş Safifeleri...
Verdiği bir
İlan'la 20 kadar
Eser'ini bastıracağını vadeder. Bir
süre sonra Maddi İmkan'ının bu
İşe elvermiyeceğini ve bu İşi
yürütemeyeceğini anlar.
1934 de tekrar Finlandiya'ya geçerek İran ve Irak'a yapacağı
Seyahat için İran Konsolosluğu’na
başvurur. İstanbul Yolu'yla
önce İran'a gider. İran'da bir Gözlemci olarak
Halk'a karışır
onlarla Sohbetler'de bulunur. Okullar'ını
Ziyaret eder. Medrese
Talebeleri ve Mollalar'la görüşür. Daha sonra Şia, Hadis ve
Fıqıh Kitapları üzerinde çok
Ciddi Araştırmalar yapar. Bu
arada İran'ı Ziyaret'e gelen Muhsin Emin Hüseyni
el-Amili (1867-1952) ile görüşür ve kendisine
ASraştırmaları sonunda hazırladığı Şia
Fıqhı ve Aqaidi ile
ilgili 20 kadar Soru yöneltir. İran'ın Meşhed, Tebriz ve
Tahran Kentleri'nde gezip birçok Şia Müctehidi ile görüştükten
sonra Bağdad'a geçer. 26 Gün Necef'te kalır.
Bağdad'dan bir
Dostuna yazdığı Mektup'ta şöyle der: "İmamı
Azam’ın gayet Mamur Qabri ile
Odamın arası 5-6 Metre'den
fazla değildir. Ben Hanefi'yim. Ebu
Hanife Ravzası’nda Qalbim biraz
İqamet etmek istedi.
Odamda 2 Hafta'dan ziyade
İtikaf gibi bir halde kalıp gayet
Mühim Kitaplar okudum. Biri 15
Ciltlik ve herbiri 450 Sahife
olan Tarih-i Bağdad, diğeri 30
Ciltlik el-Mebsut.
Hepsini dikkatle okudum, faydalandım."
Geceleri Bağdad
Alimleri'yle İlmi
Sohbetler tertibler. Daha
önce İran'da Alimler'e sorduğu
Soruları onlara yöneltir.
Sorular Elden ele dolaşarak Yazılı
Cevaplar verilmeye başlar.
Bunlardan en Önemlisi Abdulhuseyin Şerefuddin el-Amili'nin
Kaleme aldığı el-Cibetü
Musa Carullah Adlı 150
Sayfalık Eseridir.
İran Irak
Gezisi bir Yıl'dan fazla sürer. Köklü
Düşünce Değişikliği
geçirir. Müderrislik Teklifini Kabul etmez. Vize almadığı için
Şam Kapılarından Tekrar Bağdad'a dönüp Filistin
Yolu ile
Hareket etmek için İngiliz Konsolosluğu'na
Müracat eder.
Konsolosluğun Kefalet olarak istediği 60
Altın'ı veremediği
için Vize'yi alamaz. Nusaybin
İstasyonu’na kadar gelerek 2.
kez Suriye'ye geçmek ister, ancak yine geri çevrilir. Sonunda
Musul'lu Münevverler'in hazırladığı bir
Planla Türkiye'ye geçer,
ancak Hudut'ta yakalanarak Cizre
Karakolu'nda Nezaret'e atılır. 4
Gün sonra Mardin'e getirilerek
Sorgu'ya tabi tutulur. Mardin
Valisi Şöhret'inden
Haberdar olduğu için İyi
Muamele'de bulunur.
Mardin'den Adana'ya oradan da İstanbul'a geçer.
1935
Sonlarında yarım kalan bazı Çalışmalarını tamamlamak için
Kahire'ye Hareket eder. İran-Irak
Araştırmaları'nın
Ürünü olan
el-Veşia Fi Nakdi Akaidi'ş-Şia Adlı
Eserini bastırır.
İran Irak Mısır'da Eseri tartışılır.
İslam'da Mikat ve Takvim ile ilgili eserini yayınlar:
Nizamu't-Takvim fi'l-İslam, Nizamu'n-Nesi inde'l-Arab ve
Eyyamu Hayati'n-Nebi.
Kahire'de
Dostlar edinir: Ahmed Emin, Mustafa el-Meragi,
Ali Abdurrazıq, Mansur Fehmi, Abdulvahhab Azzam.

1937 de Hindistan'a gider. Bombay'da bir
Süre kaldıktan sonra
Benares'e geçer. Burada Sanskritce öğrenerek Muhabaratha
ile Dör Veda'yı Asıllar'ından
Tetkik eder. Bir
Mektub'unda şöyle yazar: "Ben Benares'te Hindu Brahmanları’nın
en Büyük Alimleri
Huzurunda Mübtedi bir
Talebe Sıfatıyla Hind'in
en Eski Vedalarını Hind Peygamberleri’nin
Semavi Kitaplarını,
Hind Filozofları'nın Felsefelerini, Hikmetler'ini tamamıyla değilse
de biraz öğrenmeye çalışıyorum."
1938 de
Japonya'ya kaçan Arkadaşı
Qadı Abdurreşid İbrahim'den
Davet alır. Japonya'da O’nunla İslam’ı
Yayma Çalışmalarına
İştirak eder. Çin, Cava ve Sumatra'ya düzenlenen bir
Tebliğ
Heyetine katılır. 1939 da II.Dünya
Savaşı Patlak verir.
Hindistan'a
geçer. Kabil'e yerleşmek ister. Peşaver'de İngilizlerce
yakalanır. 2 Sene'ye yakın
Zor Şartlar altında
Hapis yatar.
Phobal Hükümdarı Muhammed
Hamidullah'ın Müdahalesi ile kurtulursa da 1945 e kadar
burada Gözhapsi'nde tutulur. İlmi
Çalışmaları'nı sürdürür,
Teliflerine devam eder. Arapça 8
Eser yazar. Elde ettiği
Para'yı kendisi
Muhtaç olduğu halde Bombay'daki Muhacir
Çocukları için yapılan Medrese'ye bağışlar.
Mart 1946 da Delhi'ye, oradan tekrar Bombay'a geçer. Sıhhati
bozulmuştur. 2 Ay Hastane'de yatar, Ameliyat olur.
1947 de Kahire Maarif
Vekili Evkaf Nazırı Ali Abdurrazık Paşa'ya çektiği
Telgraf'ta Sıhhat'inin çok bozulduğunu, Kahire'ye gelmesi için
kendisine Yardım etmesini ister ve Kahire'ye gider.
Hanımı ile Berlin'den
yaptığı Telefon Konuşması dışında İrtibatı yoktur. Kahire'de
Yusuf Uralgiray'a: "Oğlum görüyorsun ki ben artık
yaşlandım, hem de içimde dinmeyen Sürekli bir Sızı var.
Hanımımı ve Çocuklarımı terkettim. Elbette Zavallılar'a çok
çektirmişlerdir. Çok Yaşlı'yım, buna rağmen Komunistler beni
öldüreceklerse varsın öldürsünler fakat ben kararlıyım
Rusya'ya döneceğim" diyerek Pasaport'unu verip kendisi için Rus
Vizesi almasını ister.
İstanbul'a uğradı. Uçak
Mühendisi olan Oğlu Ahmed'in II.Dünya Savaşı'nda
Almanlar'a sığındığını öğrenir. Yusuf Uralgiray,
Ahmed'in Adresini Temin ederek mektuplaşmalarını sağlar.
Parasızlık Nedeni ile Oğlu Ölüm'ünden önce gelip Babası ile
görüşemez.
1947
Yaz Sonları'nda Aksu
Adlı Türk Vapuru ile Mısır'dan İstanbul'a Hareket eder. Yolda
Vapur'un Güvertesinde düşerek Kolunu ve Bacağını kırdığı için
Galata Rıhtımı’ndan Sedyeye konarak Guraba Hastanesi'ne
götürülür.
Hastane'den çıktıktan
sonra Ankara'ya uğradı. Burada 10 Gün kalıp Kazanlı
Hemşehrilerini Ziyaret ettikten sonra İstanbul'a döner. Kışı
İstanbul'da geçirdi. Sıhhati bozuldu. Rusya'ta gitme Fikrinden
vazgeçip Kahire'ye döndü.
Ali
Abdurrazıq Paşa Vasıtasıyla Kalavun Hastanesi’ne yatırıldı. Kendisine 6 Cüneyh
Aylık bağlandı. Mesane ve Katarakt Ameliyatı geçirdi. Kalp
Yetmezliği görüldü. Qadı Abdurreşid İbrahim'in Kızı
Fevziye Hanım ve Alimcan İdrisi kendisi ile
ilgilenir. Surumunu Hidiv Tevfik'in Kızı Hatice
Hanım'a aktarırlar. Daha önce
Mehmet Akif Ersoy'u da
Himaye eden bu Hanım, Annesinin Mısru'l-Qadim'de yaptırdığı
Kimsesizler Huzurevinde Doktorlu ve Hizmetkarlı bir Oda Tahsis
ettirir. 28 Ekim'de orada Vefat eder.
29
Ekim Tarihli el-Ahram'ın Haberine göre Cenaze
Namazı Seyyide Nefise Camii’nde kılındı.
Afifi'deki Hidviyye Ailesi’nin Kraliyet Mezarlığına defnedildi.