Nihal
Bengisu Karaca
1972
Camia'da Tanınmış bir Cerrah
Baba'nın Kızı olarak
(Prof.Dr.Nihat Bengisu)
1972’de Ankara'da dünyaya geldi.Marmara
Üniversitesi Huquq Fakultesi'ni bitirdi.
1994
de Aksiyon Dergisi’nde çalışmaya başladı,
Zaman
Gazetesi ,Yeni Aktüel Dergisi, (2005’de
Yeni Aktüel Dergisi’ne yazdığı Yazılar'la "Öteki"
Kesim’de yazan ilk 'Başörtülü' ilk Kadın)
Yazar’ı ,
Zaman Gazetesi’nin
Haftasonu Eki Turkuaz'ın Yayın Editörü. Sinema
Meraklıları için Kültür Sayfası’na Sinema Yazıları yazıyor.
.
Evli
ve bir Çocuk Annesi.
Eserleri:
-Yanardağda
Pişirilir Totemle Servis Yapılır,
-Kadın
Oradaydı,
20 Ağustos
2005’te Sabah Gazetesi’nde Yer alan Mülakatı:
*Türkiye'de
Kaba Çizgiler’le Laik Basın, İslami Basın Ayrımı vardır. Bu
iki Yaka arasında Erkekler üzerinden bir Köprü kuruldu.
Ömer Çelik, Ahmet Hakan Sabah'ta yazdı. Ahmet
Hakan şimdi Hürriyet'te yazıyor. Ancak Türbanlı Kadınlar
için böyle Durum Söz Konusu olmamıştı. Bu Köprü’nün İlk Öznesi
siz oldunuz ve bir aydır Yeni Aktüel Dergisi’nde Yazılarınız
çıkıyor. Bu Gelişme nasıl oldu? 'İslami Kesim'
dediğiniz Çevre’deki Erkek Yazarlar için böyle bir Durum
Sözkonusu olabiliyordu, ama bu Kesim’le Organik bir Bağ içinde
olan Başörtülü Kadın Yazarlar için böyle bir Girişim Sözkonusu
olamıyordu. Birileri için Başörtüsü üzerinden siyaseten
Doğruculuk oynamak çok Kolay bir Yol. Yeni Aktüel
Dergisi Tümüyle Sanal olan bu Buzlar’ın gerçekte 'olmadığını'
İlan etmeye Karar verdi sanırım. Beni Tercih etmeleri ise
herhalde Hafta’da iki kez Zaman'da yazıyor olmam ve
Yazılar’ımın İlgilerini çekmiş olmasıdır. 'Neden ben?' diye
düşünmedim doğrusu.
*Tereddütleriniz
oldu mu? Alper Görmüş daha Teklif Aşama’sında Dergi’ye
getirecekleri Yeni Yüzü olabildiğince Net bir Şekilde
tanımladı. Bu Tanım beni Tatmin etti; Yeni Aktüel bazı
git geller yaşasa da Takip ettiğim ve sevdiğim bir Dergi’ydi
üstelik. 28 Şubat dönemi’nde takındığı Omurgalı Tavır
kendisini bir Lahza da benzerlerinden ayırmıştı. Gerek Yeni
Aktüel'in Sabıka Kaydı, gerekse Alev Er, Alper Görmüş
ve Kürşat Bumin gibi İsimler’in Varlığı Yeni Yayın
Dönemi için Kefalet Teşkil eden Önemli İsimler’di benim için.
Bu yüzden Tereddüt etmedim.
*Siz
aynı Zamanda Zaman gazetesi’nin Turkuaz Eki’nin Yayın
Editörüsü’nüz. Buradaki Göreviniz Devam ediyor. Zaman Yönetimi
bu Durumu nasıl karşıladı? Bu Teklif bana bir
'Zaman Gazetesi' Yazar’ı olduğum için geldi. Burada
halihazırda çalıştığım Gazete’nin altını çizen bir Başarı
Sözkonusu. Hem Turkuaz'ı çıkarıp hem de Yeni Aktüel'de
Editör olamazsınız, Doğru. Ama İş 'Yazı'ya geldiğinde, İş
'söyleyecek Söz’ü olanın Söz’ünü iletmesi' gibi bir Alan’a
geldiğinde Kurumsal Kaprisler’le Kalemler’i düğümlememek
gerekir. Genel Yayın Müdürümüz Ekrem Dumanlı ile bu
Konu’yu konuştum; kendisi bir İş’ten Olumlu Sonuçlar doğacağı
Zamanlar’da Esnek davranabilen, İleri Görüşlü bir
Profesyonel’dir. Anladı ve Olay’a o da Olumlu yaklaştı.
*Zaman'da
daha bildik, tanıdık Okuyucu’ya yazıyorsunuz. Yeni Aktüel'de
Yeni bir Okuyucu Profili’yle karşılaşacaksınız. Bu Durum sizi
korkutuyor mu? Zaman Gazetesi’nde hiç de
tanıdık bir Kitle’ye yazmıyorum. Okurlar’ın Çoğunluğunun
Dindar olması onları Homojen bir Blok yapmıyor. Bilakis
yazdığım bir Yazı’ya Aynı Hassasiyetler dolayısıyla hem
Eleştiri hem de Övgü aldığım çok zaman olmuştur. Aktüel
Okuru da bu Anlam’da bana hiç Yabancı değil. Gelen Okur
Mailleri’nden Yol’a çıkarak söylüyorum; Kan Uyuşmazlığı
Sözkonusu değil. Fakat iki Yayın’ın Okurları arasındaki Uçlar
arasında Fark var tabii. Zaman'da beni 'Dini'
Açılar’dan, mesela neden Okuyucular’ın Regaip Kandili'ni
kutlamadığımdan Yol’a çıkarak eleştirenlerin yerini Yeni
Aktüel'de Kemalist Tonlamalar’la sitem edenler, 'E siz de
Sivas'ta Aydınlar’ı yaktınız, sizin de böyle böyle
Kötülükleriniz oldu' diyen Yakınmalar alıyor.
*Daha
görünür, daha Popüler olacaksınız belki? Bunlar beni de
değiştirir, Yol’dan çıkarır mı, diye düşündüğünüz oluyor mu
hiç? Popüler olmak tek başına İnsan’ı Yol’dan
çıkarmaz, Popüler olmanın sağladığı İmkanlar’a Çinekop gibi
atlamanız sizi yoldan çıkarır. Yazı yazmanın
sizi
olmadığınız bir Şey gibi göstermesinden, Yazılarınız yüzünden
Etrafınızda oluşan Efsunlu Bulut’tan Hoşnut olmanız, zamanla
onlarsız yapamayacak Hal’e gelmeniz sizi yoldan çıkarır.
Ego’mun Ruh’umu Felç edecek kadar, bana Allah'ı unutturacak
kadar şişmesine izin vermem. Ama bu Cümle’de bile bir İddia,
bir Büyüklenme var öyle değil mi? Yoksa Yol’dan mı çıkıyorum
aman Allahım? (gülüşmeler)
*Örnek
aldığınız Yazar var mı? Kimleri seviyorsunuz Köşe Yazarı
olarak? Dil’inin ve Düşünce’sinin Akacağı Mecra’yı
kendi İmkanlar’ımla bulmaktan yanayım. Örnek aldığım Yazar
yok, ama beğendiğim bazı Yazarlar var. Nuray Mert'i,
Siyaset Bilimi ile İlgili Vukufiyet’i, Keskin Politik
Analizler’i Nedeniyle beğenir, sektirmeden okurum. Zeki
Coşkun'u, Popüler Kültür Eleştiriler’indeki Sahicilik
Arayışları nedeniyle; Umur Talu'yu Siyaset ve Adalet
Duygusu arasındaki Yakın Bağlantı’yı her dem sezdiren Üslub’u
Nedeniyle beğenirim. Haşmet Babaoğlu'nun Toplumsal
Okumalar’dan geçip Birey’e varan, bize İnsan’ı hatırlatan
Yazılar’ını severim. Ahmet Turan Alkan'ı verdiği Türkçe
Lezzeti nedeniyle; Hilmi Yavuz'u bize Edebiyat ve
Felsefe olmadan 'düşünemeyeceğimizi' gösterdiği için çok
önemserim. Daha birçok Yazar’ı İlgi’yle okurum.
*Ahmet
Hakan'ın Yazılar’ını nasıl buluyorsunuz? Ahmet Hakan'ın
Zeka’sı ve Dil’i, Çelişkiler’i ve Çifte Standartları
yakalamaya çok Müsait. 'Benim gibi, Teşvikiye'den çıkmayan bir
Özenti’nin bile...' diyerek Karşıtlar’ını Silahsız bırakması
onu hem Muzip kılıyor hem de Dışarı Dönük Alaycılığına Meşru
bir Zemin sağlıyor. Ancak zaman zaman beni de kızdıran Yazılar
yazıyor. Haşema Polemiği’nden hiç hazzetmedim mesela;
kendisine de söyledim. Sonra, Hakan Şükür'ün
Fethullah Gülen'i sevmesiyle ilgilenmeyin, Futbol’una
bakın diyebilmek için neden 'Cemaat ile arasının iyi
olmadığını, çok Çükür ki iyi olmadığını' belirtmek Zorunda
kaldığını anlamadım. Bu nedenle birçok İyi Okur’unu incitti,
kırdı. Gerekli miydi bilemiyorum.
*Ayşe
Arman'ın Yazılar’ını nasıl buluyorsunuz? Ayşe Arman'ın
Bazı Röportajları çok Başarılı ama Genel olarak onun Bütün
Hayat’ının bir Proje’den İbaret olduğunu söyleyebiliriz. Fazla
Transparan, yalnızca kendini amaçlayan bir Dünya’sı var. Özel
Yaşam’ını Laboratuvar Haline getirmiş, Modern bir Deney’in hem
Özne’si hem Nesne’si.
*Turkuaz'da
size Bağlı çalışan Erkekler var. Muhafazakar bir Yapı’da bu
Sorun olmuyor mu? Erkek İdarecileri Taklit etseydim
Sorun olurdu ama geldiğimiz Nokta’da Kadın olmamın Faydalar’ı
bile olduğunu düşünüyorum ben.
*Nasıl?
Erkek Dünyası’nda Şefkat ve İlgi , Zayıflık sayılıyor.
Oysa bir Kadın Yönetici olarak ben hem sevebiliyor hem de
dövebiliyorum; Anne gibi. Kolektif Bilinçaltı’nda Anne Figürü
var. Kişiliğim ve Konum’um o Figür üzerinden İlişki kurmaya
Müsait. İnsanlar’a nasıl Laf dinleteceğim Derd’ini Dava
edindiğim için değil, kendimi Akış’a bıraktım ve bu Mecra’da
Yol aldık hep birlikte. Elemanlar’ımı çok sever ve tutarım,
Avantajlar’ını Tehdit saymam, Takdir’imi de Hoşnutsuzluğumu da
İfade etmekten çekinmem. Konum ve Yetki olarak yukarıda
durmamın Basit bir Gerçeklik olduğunu, Ontolojik olarak
onlardan Üstün filan olmadığımı hep hissettiririm.
*Kitab’ınızda
Modernizm Eleştirisi Baskın Unsur gibi görünüyor.
İçinde yaşıyor ve onun Değerler’iyle belirlenen bir Zaman’ın
Nesnesi olmaya zorlanıyorsam, kaçmayıp içtiğim Çorba’ya da
tükürebilmeliyim. Kitap Genel olarak bu İtiraz Noktaları’nın
Bileşkesi gibi.
*Geleneği
de Modern’i de eleştiriyorsunuz? Siz nerede duruyorsunuz?
Bana 'Modern bir Dil kullanıyorsan, yazıyorsan sen de
Modern’sindir, o Zaman bu Eleştiri Çelişik olmuyor mu?' diyor
kimileri. Hayır, aldığım ve içinde yetiştiğim Kültür Modern
Birikim’le bir araya geldiğinde "Farkında olmak'' gibi bir
Avantaj elde ediyorum. Bu Farkındalığı yerinde kullanmam,
sorgulamam ve İtiraz edebilmem Lazım; aksi Takdirde ne Modern
ne de İyi bir Müslüman olabilirim. Demek ki biri Kadim, diğeri
Yeniyetme iki Disiplin arasında bir Ortak Nokta var ve bu
Ortak Nokta’dan bakarak, Modern Hayat’ın bizi İyi İnsanlar,
İyi Kadınlar, İyi Öğrenciler, İyi Müslümanlar yapmaktan
alıkoyan Aşırılıklar’ına vurabilirim. Aksi iki Yüzlü bir Tutum
olur; Sürekli Geleneğin altını çizmek ya da tam tersi ne kadar
Modern olduğunu İspat Noktasında değilim. Lineer bir Çizgi’nin
Sağ ya da Sol tarafında değilim, Politik ve Kültürel
İhtiyaçlarımın Zihnimi Zorladığı Noktalar’dayım.
Mart
2004,İstanbul, Elest Yayınları,