Said-i Nursi
1873-1960
Bitlis’in Hizan
İlçesi'ne
Bağlı Nurs
Köyü'nde Bahar
Ayları'nda
doğdu. Babası Sofi Mirza Efendi,
Annesi Nuriye
Hanım. Onların
Kerpiç
Duvarlı,
Toprak
Damlı
Evler'inde büyüdü.
Gece
Gündüz
İlim
Tahsil eden
Ağabeyi Molla Abdullah’a
imrenir.
Norşin Medresesi
Talebesi oldu. Melayı Hezin (Büyük
Molla) Qorsincli Molla Muhammed Emin ile
tartıştı. Köyüne geri döndü. Talebeler kendisinden
Büyük'tü.
Hafta'da bir
Köy'e gelen
Ağabey'inden
Ders alıyordu.
Sonra Hizan
Şeyhleri'nden
Gavsı Hizane diye anılan
Şeyh Sıbgatullah el-Arvasî’nin
Oğlu Seyyid Nur
Muhammed’in yanına gitti. Ancak
Talebeler'le anlaşamadı.
Şeyh'ine
'benimle dövüşecekleri zaman teker teker gelsinler
'
diyordu 9-10
Yaşları'nda. Tekrar Norşin’e
Seyda Şeyh
Abdurrahman el-Taqî’nin yanına döndü. Sonra
Taği
Medresesi’ne. Orada
Ağabeyi ile döğüştü.
Ebebeyninin yanında kaldığı bir
Kış
Gecesi gördüğü
Rüya:
‘Qıyamet kopmuş.. Müthiş bir
Bora.. Kainat topyekun yıkılıp
yok olmuş. Yıldızlar,
Dağlar,
Denizler zerre zerre dağılmış.
Sonra
Herşey yeniden
Vucut bulmuş. O
Rasul'u arıyor. Sırat
Köprüsü'nün başına koşuyor, bir
Kenara durup bekliyor. Bütün
Peygamberler geçiyor.
Rasul'u görünce
Ayaklar'ına kapanıp
İlim
Taleb ediyor.
-Ümmetimden
Sual sormamak
Şartıyla sana İlm-i Qur’an
verilecektir, denir.
Ailesinin
Rızası'nı alarak
Köy
Köy dolaştı, öğrendi öğretti,
Adı
Mela’ya çıktı.
Bayezıd
Tarafları'nda Şeyh Mehmet Celalî’nin
İlim
Meclisi’ne girdi. 3
Ay
Devam etti. Orada kaldığı
Günler'de çoğu
Gece'yi Ahmedî Hanî’nin Türbesi’nde geçirdi. Bir
Gece
Arkadaşları
Mum yakarak onu
Türbe'de
Kitap okur halde
buldular.
Derviş
Kılığı'na girerek Bağdad’a gitmeyi düşündü. Bitlis’e
gelerek orada iki
Gün kaldı. Sonra Şirvan’a
Molla Abdullah’ın
yanına döndü. Şirvan’dan Siirt ve Molla Fethullah
Efendi’nin Medresesi’ne geldi. O’ndan
İmtihan edilmek istedi.
Siirt
Alimler
Halkası’nın karşısına çıkarıldı. Her
Suali
cevapladı.
17
Yaşında (1890) Mardin’de Hükümet aleyhine
Konuşma yapmaktan
tutuklanıp içeri alındı. Bitlis’e gönderilince, Hükümet
Yetkilileri'nin hepsine çattı. Van’a giderek 5
Yıl kaldı.
Bediuzzaman
Lakabı'yla anılmaya başlandı. Van Valisi’nin
Teşfik'iyle 32
Yaş'ındayken İstanbul’a gitti. Şeherci Hanı’na
yerleşti. Odasının
Kapısına şöyle
Levha astı:
-Burada
Her
Sual'e
Cevap verilir.
Her
Müşkil halledilir. Fakat
Sual sorulmaz.
Alimler gurup gurup
Ziyaret'ine geldiler. Genç ve
Sakalsız'dı.
Onu ancak Ezherli Şeyh Bahid
Mat edebilir
,
diye
düşündüler. Bir
Gün Ayasofya Camii’nde
Namaz'dan sonra O’nu
Çayhane'de gördüler.
Molla şöyle dedi:
-Söyle
bakalım: Avrupa’nın bugünkü
Manzara'sıyla Osmanlılar’ın
arasında ne gibi bir
Qıyas yapılabilir.
-Bugünün
Avrupası içine düştüğü ve yaşadığı
Buhran
Noktası'ndan, eninde
sonunda varmaya
Mecbur olduğu
Yer İslam’a
Gebe'dir;
Osmanlılar’sa Avrupa’ya.
-Bu
Genç'le
Münazara edilmez. Bu Bediuzzeman.
Bu
arada Şarq ve Kürdistan Gazetesi’nde yazarken,
Sultan Abdulhamid’e
(ö.1909) Kürdistan’da bir İslam Üniversitesi kurulması (19
Kasım 1908)
Konusunda
Dilekçe verdi.
Ardından Selanik’e geçerek İttihat ve Terakki
Erkan'ıyla
tanıştı. Mehmed Akif’le
çalıştı. İttihat
Yönetimi’ne karşı çıktı. 31 Mart
Vaqası’ (13
Nisan 1908) na
Adı karıştı.
Divan-ı Harp’de yargılandı. İttihad-ı Muhammedî
Cemiyeti’nin
Kuruluşuna katıldı.
1910 da Kürdistan’a döndü. Yanında iki
Talebesi vardır.
Vapur'la İnebolu’ya, oradan da Batum’a geçti. Batum
Yolu'yla da
Van’a uzandı. Yol'aa Tiflis’e uğradı. Şehrin Şeyh Sanan
Tepesi'nden kenti seyretti. Ne yaptığını soran Rus
Polisi'ne ‘Kuracağım
Medrese’nin
Planını yapıyorum, dedi. Bitlisli olduğunu
söyledi. ‘Ne
Fark eder Bitlis ile Tiflis’ diyordu. ‘Asya’da
Alemi İslam’da
3
Nur birbiri arkasında
İnkişaf'a başlıyor.
Sizde birbiri üstünde
3
Zulmet
İnkişaf'a başlayacaktır. Şu
Perde'yi
Müstebidane yırtılacak. Takallus (gerileme) edecek,
ben de gelip burada Medresemi yapacağım.’
-Ne
Güzel
Hayal kuruyorsun?
-Sen
Hayal
Dünyası'ndasın. Her
Kış'ın bir
Baharı, her
Gece'nin
bir
Neharı vardır.
-Bugün
İslam parça parça değil mi?
-Tahsil'e
gitmişler, derim.
Van’da
Aşiretler'i dolaştıktan sonra 1911 de Şam’ı
Ziyaret
ederek
Din
Alimleri ile görüştü.Cami-i Emevi’de
Hutbe verdi.
Haziran
Ayı'nda
Resmi
Davet üzerine Rumeli’yi gezdi. Sultan
Mehmet Reşad’a Şark’da Daru’l-Funun açılması
isteğinde bulundu. Padişah’ın
Emri'yle kurulan
İstihbarat
Örgütü Teşkilat-ı Mahsusa
Kadrosunda yer aldı. Şarq'ı
dolaştı.
Van
Gölü'nün
Kenarında Edremit denilen noktada Medresesinin
Temellerini attı. Savaş çıktı. 40
Yaşlarına yaklaşmıştı.
Said İttihad-ı İslam
Örgütü’nün
Teorik ve
Pratik
Öncüler'indendir. I.Dünya Savaşı sırasında tüm İslam
Dünyası'na
hitabeden
Ünlü Cihad Fetvası’na
İmza
atan ilk
5
Kişi arasındadır. Cihad Fetvası’nı Libya’da
dağıttıktan sonra Van’a döndü.
1916 da Kafkas
Cephesi'nde savaştı. Keçe Külahlılar
Adıyla bir
Gönüllü
Fedai
Grubu kurarak Van’ı savundu. At
Sırtında geçirdiği bu
Günler'de İşaretü’l- İcaz’ı yazdı.
Esir düşerek Sibirya’ya sürüldü.
Firar ederek Leningrad’dan Almanya
Sınırı'na kadar uzandı.
Oradan Berlin’e, Varşova’ya, Viyana’ya, Sofya’ya geldi. Tren'e
atladığı gibi 1918 de İstanbul’a ulaştı. Türkiye’ye dönüşünde
İngiliz İşgali'yle karşılaşdı. Daru’l-Hikmeti’l-İslamiye
Azalığına getirildi. Akif,
İzmirli İsmail Hakkı,
Elmalı Hamdi,
Mustafa Sabri, Sadeddin
Paşa’da
Üye'dirler.
Bu arada
Yeşilay Cemiyeti
İşiyle yakından ilgilendi.
Kürdistan
Devleti Kurulması
Yolundaki
Teklifi reddeddi.
Quvayı
Milliye’yi desdekledi. Mustafa Kemal Ankara’ya
Davet etti.
8 Ay Ankara’da kaldı. Bir
Gün
Tren'e atlayarak Van’a geldi.
Aylarca bir
Mağara'da
İnziva'ya çekildi.
1922 de Ankara ile arası açıldı. Hamidiye Paşaları’ndan Kör
Hüseyin Paşa Şarq
İsyanı'nı başlatmıştır. Bir
Gün
Said’e gelerek
Talebeleri için harcaması için
Altın
Dolu
bir
Kese'yi
Talebeler'inin
Zekatı olarak verdi. İsyan için
Emrine beklediğini söyledi. O’na şöyle dedi:
-Askerler
bu
Vatan'ın
Evladıdır. Senin ve benim
Akrabalar'ımdır. Kime
vuracaksın? Onlar kime vuracak? Düşün bir kere,
Ten
Gözünle
değil,
Can
Gözünle.
-Böyle
yaşamaktansa ölmek daha
İyi'dir
-Sen
Hayat'ından bezmişsin, bütün Müslümanlar'ın,
Zavallı
Masumlar'ın
Günahı ne?
-Sen
benim
Bütün
Ümit
Dallarımı kopardın. Aşıretler'in
Yüzüne de
bakamam, beş
Paralık oldum.
-Zararı
yok,
Kullar yanında beş
Paralık ol. Ama Allah katında
Yüce bir
Rütbe elde et.
1925
Şeyh Said
Ayaklanması'na katılmadı. Yine de tutuklanarak
önce Burdur’a,
sonra
Isparta’ya ve ardından Barla’ya sürüldü. 25
Yıl sürer bu
Sürgün
Hayatı. Nur Risaleleri’ni yazdı. Nur
Talebeleri oluştu.
İlk
Dava 1934 de açıldı. Zindan'a konuldu.
Dışarı çıkınca 8
Yıl Kastamonu
Sürgünü başladı. Burda da
Gözaltı'ndadır. Bu kez Denizli’de 126 Nur
Talebesi yargılanır.
Isparta, Denizli, Aydın, Afyon, Kastamonu, İnebolu’dan
toplanmıştır. Afyon’un Emirdağ
İlçesi'ne
Sürgün edilip
İl
Cezaevi'nde birkaç
Ay/Yıl
Hapis yatar. Kendisini
Takip için
gelen Elektrik
Teknsiyeni
Kılığındaki
3
Sivil
Polisi
Feraseti
ile farketmişti. Denizli Ağır Ceza
Mahkemesi onu
Suçsuz bulup
Serbest bıraktı.
Emirdağ’da bir Ramazan
Günü.. Kırlar'da
Tefekkür'de. 3
Jandarma
Eri ve
Başçavuş gelir. Şapkasız gezmesini
Suç bulurlar.
1949 da Afyon Cezaevi’nen çıkarak yeniden Emirdağ’a döner.
1950 de DP Lideri Bayar’a
Kutlama
Telgrafı çeker. Öğrencisi
Bayram Yüksel’i Kore’ye gönderir.
DP
Dönemi'nde de Nurculuk
Davaları sürer. 1953 de bile yüzlerce
Değişik
Mahkeme'de binlerce Nur
Talebesi yargılanır.
1960 Bir
Gün
Talebeler'ine aniden,
'Araba'yı
hazırlayın,
hemen gidiyoruz, der. Yorgun bir halde Urfa’ya geldiler. Bir
Otel'e
inerer. Otel'in
içindeki
Polisler
Talebelerini
Emniyet'e
götürüyorlar. Ağır
Hasta
Adamı
derhal Isparta’ya göndermek isterler. Dahiliye Vekili
Telefon'la
Emir
yağdırmıştır. Müdür
Emri
bizzat kendisi
Tebliğ
eder.
-Ben şimdi
Hayat'ımın
Son
Dakikalarını geçiriyorum. Beka
Kapısı
bana açılmak üzere. Sizin
Vazifeniz şimdi
Su bulup getirmektir.
Ben gidemeyeceğim. Amirinize öylece bildiriniz.
87
Yaşında Urfa’da 24 Mart’ta
Gece 2.50-3.00 sıraları'nda öldü. 25
Ramazan Çarşamba. İlkin
İl'deki Halilurrahman
Camii’ndeki
Mezara gömüldü. Ancak 27 Mayıs
Darbesi’nde
Mezar'ı açılıp,
Naş'ı bilinmeyen bir yere defnedildi.
1993
Mezarı araştırıldı. Talebeleri Isparta’da olduğunu
reddediyorlar. İade-i İtibar yapıldı.
Talebeleri Kürdistan ve Türkiye’de Nur Risaleleri'ni okumaya,
yorumlamaya devam ediyorlar.
9
Yaşlarından itibaren
Yöre'deki Medreseler'e gitmeye ve
Hocalar'dan
Ders almaya başladı. Fakat
İlk ve
Son
Düzenli
Tahsil'ini Bayezıd/ Erzurum'da Şeyh Mehmet Celali'den
yaptı,
Dini
İlimler okudu, 3
Ay gibi kısa bir süre içinde
İcazet aldı (1888) . Civardaki birçok
Yeri dolaştı,
Alimler'le
görüştü, bir kısmıyla
Tartışmaları
oldu.
Doğu’da kurmayı Medresetü'z-Zehra'ya
Desdek bulabilmek
için İstanbul'a geldi (1907).
II. Abdulhamid'e bu
Yolda bir
Dilekçe vermeyi de
başardı. Dini
İlimler yanında
Müsbet
İlimler'e de yer veren bir
Eğitim
Tarzı düşünüyordu. Ayrıca Doğu’da kurulacak
Eğitim
Müesseseleri'nde
Mahalli
Diller'e de
Önem verilmesini
Zaruri
görüyor, gönderilecek veya görevlendirilecek
Hocalar'ın
Mahalli
Dilleri bilmesini istiyordu. Sultan'a sunduğu
Dilekçe'sindeki
İfadeler'den ve
Konuşmalar'ından şüphelenilerek
tutuklandı.
Tutuklu
Hali
Uzun sürmedi. Çıktıktan sonra Selanik'e gitti,
burada İttihat ve Terakki ileri gelenleriyle görüştü,
Hürriyet
Taraftarlığı
Konusunda onlarla
Mutabık kaldı.
Abdulhamid
düşüp
II.Meşrutiyet
İlan edildiği zaman Selanik'te idi ve Selanik
Hürriyet Meydanı’nda Hürriyete Hitap
Adıyla
bilinen
Konuşmasını yaptı;
İstibdad’ı kötüledi,
Meşrutiyet'i övdü. İstanbul'a döndükten sonra da
İttihatçılar’la olan
Yakınlığı kısmen
Devam etti.
1909 da kurulan İttihat'ı-Muhammedi Fırqası'nın
Kurucuları arasında yer aldı, Fırqa
Kurucuları'ndan Derviş
Vahdedi'nin Volkan Gazetesi'nde
Ateşli
Yazılar yazmaya başladı. Bu
Yazılar'ında Fırqa’yı desdekledi,
kendi
Proğram'ını açıklamaya çalıştı, Fırqa ve kendisiyle
ilgili
Şüphe ve
Tenkidleri cevaplandırmaya
Gayret etti,
Meşruti
İdare’yi savundu. Yazılar'ıyla 31 Mart Hadisesi’nin
Tahrikçiler'inden olduğu
Gerekçe'siyle
Divan-ı Harbi Örfi'de
Mahkeme edildi. Olay'la
İlgili birçok kişi
İdam edilirken O
Beraat etti.
Van'a gitti (1910), oradan Şam'a geçti (1911). Şam Emeviye
Camii’nde bir Hutbe okudu. Sultan Reşad'ın Rumeli
Seyahatı'na katılmak üzere Beyrut- İzmir
Yoluyla İstanbul'a
geldi ve bu
Seyahat'a katıldı. Medresetü'z-Zehra
Projesi'ni Sultan Reşad'a da
Anlatma
Fırsatı buldu,
Padişah’tan
Yardım
Sözü aldı. Teşkilat-ı Mahusu'da
Görev
aldı. Kafkas
Cephesi'nde savaştı (1916). Ruslar'a
Esir düştü ve
Sibirya'ya sürüldü. Sürgün'den kaçmayı başardı, İstanbul'a
döndü. (1913)
Ordu'nun
Teklif'iyle Darul-Hikmeti'l-İslamiye
Azalığına
getirildi ve kensidine Şeyhulislamlık tarafından
Mahrec
Payesi verildi. (1918). Bu
Üyeliği 1922 ye kadar sürdü.).
Teali İslam Cemiyeti
Adıyla devam eden Cemiyeti
Müderrisin ve Kürd Neşri Maarif Cemiyeti'nin
Kurucuları arasında yer aldı (1919). İlk
Cemiyet'te
Mustafa Sabri, Mustafa
Saffet, İskilipli Mehmet
Atıf, İkinci
Cemiyet'te Kürd Abdullah Cevdet vb.
ile birlikte oldu. Fakat Kürdistan
Devleti
Teşebbüslerine karşı çıktı. Yeşilay'ın Hilali
Ahdar Kuruluş
Toplantısı’na katıldı (1920). İstanbul'un
İngilizler tarafından
İşgali üzerine Hutuvatı Sitte
Risalesi'ni yazdı ve
İşgali kınadı (1920).
Şeyhulislamlık tarafından
Quvayı
Milliye aleyhine
verilen Fetva’ya
Karşı çıkanlardan biri oldu (1920).
Mustafa Kemal tarafından Ankara' ya
Davet edildi, bu
Davet'i
Kabul ederek Ankara'ya gitti, Mecli'te kendisine "hoş
geldin"
Merasimi yapıldı, o da Meclis
Kürsüsü’nden Anadolu
Gazileri'ni
Tebrik etti ve
Başarıları için
Dua etti (1922),
kısa bir
Müddet sonra
Milletvekilleri'ne hitaben 10
Maddelik
bir
Beyanname hazırladı (1923). Ankara'dan Van'a geçti
ve 2
Sene Erek Dağı'nda birkaç
Talebe'siyle
Münzevi bir
Hayat
yaşadı (1923-25). Şeyh Said
İsyanı'yla ilgili olabileceği
Düşüncesiyle
Askeri
Birliklerce Erek Dağı'ndan alınıp
İstanbul'a getirildi, kısa bir zaman sonra da Barla'da
İkamet'e
Mecbur edildi (1926), 8
Kusur
Sene burada kaldı.
Barla'da
İkamet'e
Mecbur edilmesiyle Bediuzzaman'ın
Hayat'ında
Yeni bir
Devre başladı. 1950
Yılı'na kadar sürecek
olan bu
Devre'de Risalei Nur Külliyatı'nı
Telif etti. (Sözler,
Lemalar ve Mektubat'ın
Büyük
Kısmı 1926-32
Yılları
arasında yazıldı) ve
Sıkıntılar'la,
Sürgünler'le,
Mahkemeler'le,
Hapisler'le
Dolu bir
Hayat yaşadı. Barla'dan Isparta'ya
Nakli
(1934), Eskişehir'e getirilerek hapsedilmesi ve
Mahkemesi
(1935),
Tahliye'sinden sonra Kastamonu'ya gönderilesi( 1936),
Tevkif edilerek Ankara'ya
Nakli (1943), aynı
Yıl Denizli'de
hapsedilmesi,
Beraat'inden sonra Emirdağ'a
Nakli (1944), Afyon
Mahkemesi ve
Hapsi (1948),
Tahliyesi ( 1949), aynı
Yıl Emirdağ'a
Nakli.
1950
Seçimlerini DP'nin kazanmasıyla Said'in
Hayat'ında
Yeni bir
Dönem daha başladı. 1957
Seçimleri'nde alenen, önceki
iki
Seçim'de de zımmen DP yi desdeklediği bilinmektedir.
Eskişehir'e geldi (1951), Gençlik Rehberi
Kitab'ından
dolayı İstanbul'da
Mahkeme edildi,
Beraat etti (1952).
Menderes'in (ö.1960)
Yardımlar'ıyla (Kağıt
Tahsisi)
Risalei Nur Külliyatı'nın büyük kısmı Latin
Harfleri'yle
basıldı (1957-59). Isparta Tugay Camii'nin
Temelini attı
(1957)..
‘Gerçek
İslam'ın
İttihat-ı
İslam olduğuna, şimdilik MP ve
DP’nin birleşerek
Halk tarafından tutulması gerektiğine
değindi. Menderes bir
Mektupta övülüyor, Risale-i
Nur’un serbestleştirilmesi, Ayasofya’nın
İbadet'e
Açık bir
Mekan olması, Ticaniler’e karşı girişilen
Kovuşturmalar'dan DP’nin
Sorumlu tutulmasına değiliyordu.
Emirdağ'da rahatsızlandı (1960). Kendi isteğiyle Urfa'ya
götürüldü. 23 Mart'da orada
Vefat etti. Halilurahman
Camii Mezarlığı’na defnedildi. 27 Mayıs
İhtilali'nden sonra 12
Temmuz 1960 da
Askeri birliklerce Urfa'daki
Mezarlık'tan
alınarak Isparta'ya götürüldü ve bilinmeyen bir yere
defnedildi.
Hiç evlenmedi. Bir
Tarikat'a
Mensub olmadı. Eserler'inde
Abdulqadir Geylani'den
Söz eder.
Eserleri:
-Nutuk,
-İki
Mektebi Musibetin Şehadetnamesi yahud Divanı Harbi Örfi,
-Muhakemat,
-el-Hutbetu'ş-Şamiyye,
-Devau'l-Ye'sin
Zeylinin Zeyli,
-Münazarat,
-İşaretu'l-İcaz
,
-Hutuvatı
Sitte,
-Hakikat
Çekirdekleri,
-Nokta
min Nur-i Marifetullah,
-Sunuhat,
-Rumuz,
-Kızıl
İcaz,
Mantık
-Lemaat-Çekirdekler
Çiçekleri,
-Tuluat,
-İşarat,
-Hubab,
-Şuaat-Marifetu’n-Nebi,
-10.Söz:
Haşr Risalesi,
-Ayetu'l-Kübra,
Arap
Harfleri'yle basılan bu
Kitaplar'dan, Arapça olanları ile
Devau'l-Ye'sin Zeylinin Zeyli, Şuaat, 10.Söz: Haşir
Risalesi, Ayetu’l-Kübra, Hutbetüş-Şamiye hariç diğerleri
Asarı Bediyye
Adı altında
Toplu olarak ve Arap
Harfleri'yle
Yakın
Zamanlarda basıldı.
Bunlar Ayetul-Kübra hariç
Eski Said'in
Eserleri'dir.
Cumhuriyet Devri’nde 1926 dan 1957 ye kadar
Talebeleri
tarafından Arap
Harfleri'yle ve
El
Yazısıyla çoğaltılarak
yayıldı. Birkaç tanesi de Arap veya Rumi
Harfleri'yle ve
Teksir
Yolu'yla basıldı. (Küçük Sözler, Müdafaalar, Fihrist
Risalesi, Zülfikarı Ahmediye, Siracun-Nur vb.).
Rumi
Harfleri ile basılan ilk
Kitap Gençlik Rehbesi
olmalı. 1957-1959 arası basılan Latin
Harfli kitaplar:
Sözler
, Lem'alar
,
Şualar
,
Mektubat
,
Asayı Musa
,
Sikkei Tasdiki Gaybi
,
Mesnevii Nuriye,
Kastamonu Lahikası,
Tarihçeyi Hayat,
Barla Lahikası
, İman
ve Küfür Muvazeneleri,
İşaretu'l-İcaz
,
Emirdağ Lahikası
,
Nurun İlk Kapısı
,
İman Hakikatleri
Arapça kitapları ( İşateru'l- İcaz, es-Saykalu'l-islami,
Talikat, el-Hutbetu'ş-Şamiyye, Mesnevi Nuriye) tercüme
edilerek Osmanlıca kitapları ve Volkan'daki yazıları da
bazı küçük tasarruflarda Latin harflerine aktarılarak basıldı;
büyük kitapların bölümlerini oluşturan kitapları da ayrı
kitaplar halinde neşredildi.
Eserleri Arapça, İngilizce, Almanca, Fransızca, Urduca'ya
çevrildi.
Risale-i Nur (Nesil)
Risale-i Nur
Nur Sayfaları