es-SUHREVERDî'den MOLLA SADR’a

 

HİKMET el-İŞRAQ OKULU

İŞRAQİ FELSEFE   Philosophie der Erleuchten

 

     5.Qureyşî Yüzyıl:

1153-1191  549-587     ŞİHABEDDİN es-SÜHREVERDİ (Ebu’l-Futuh)    

1165-1239  560-637     MUHYİDDİN İBNU A’RABİ      

 

     6.Qureyşî Yüzyıl:

1217-1270   6??-699    Sicilyalı İbnu Sebin         

12?? -1310                   Qutbuddin eş-Şirazî         

 

     8.Qureyşî Yüzyıl:

1350-1431  -835         Molla Fenari                    

 

     9.Qureyşî Yüzyıl:

1414-1492    817-        Molla Cami 

1424-1502    828-908  Celaladdin ed-Devvanî                         

 

      10.Qureyşî Yüzyıl:

1572-1641         -1050  SADRUDDİN eş-ŞİRAZİ   (Molla Sadra)   

 

      11.Qureyşî Yüzyıl:

17??-                  -1250 Şemsettin eş-Şehrozori         

 

      Kitâbiyât:

ŞİHABEDDİN es-SÜHREVERDİ (Ebu’l-Futuh)    

   1.Kitab el-Meşarî ve’l-Mutarahat

   2.Kitab et-Telvihat el-Levhiya ve’l-Arşiya

   3.Kitab el-Mukavamat

   4.Kitab Heyakil en-Nur

   5.Hikmet el-İşraq

   6.Kitab el-Lemahat fi’l-Haqaiq

  

 Farsca:

1.Avaz-iParr-i Cebrail

2.Bustan el-Qulub

3.Pertevname

4.Munis el-Uşşak

5.Risale-i Şafiri Simurg

6.Terceme-i Risale et-Tayr

                          

Vahded el-Vucud Dönemi

MUHYİDDİN İBNU A’RABİ      

-Ruhu’l-Quds,

-Tacu'r-Rasul

-et-Tenezzülatu'l-Musuliyye

-Risaletü’l-Envar

-el-Futuhatu'l-Mekkiyye

-Fusus el-Hikem

 

SADRUDDİN eş-ŞİRAZİ   (Molla Sadra)  

 

   -Kitab el-Esfar el-Erbaa (Kitab el-Hikmet el-Mutealiye)

   -Hudus

   -Haşr

   -İsnadu'l-Vucud ile'l-Mahiyet

   -el-Cebr ve'l-İhtiyar

   -Kitab el-Meşair

 

 

HİKMET el-İŞRAK OKULU

İŞRAKİ FELSEFE

Philosophie der Erleuchten

(İlluminisme, İllumination,)

 

  Platon'dan gelen, İskenderiye'de Plotinus tarafından  Yeni-Platonculuk Şekline  sokulan Qadim İran ve Mısır Düşüncesi'yle de Yakın ilgisi bulunan  Felsefe İşraiyye olarak anıldı.

  İşrak, Işıma demek. Yani Güneş'in Doğuşu.. Keşf, İlham ve Sezgi Hikemiyât'ı...

  Mantıq ve Akılyürütmeci Meşşai Okulu'na bir Tepki.

  Kaynaklar'ı arasında Platonculuk, Mazdeizm ve Tasavvuf gösterilir. Rönesans Düşünürü Bruno'nun Sonsuzluk Filosofisi'ni hatırlatır.

  Meşşailik'ten daha Orjinal olan Düşünceleri O’nun kadar yayılamadı.

  Meşşaî  Felsefe Herşeyi Aqıl'la halledeceğine inanırken, İşraqiyye İnsan'ın Mutlak Haqiqat'i  ve İlahî Gerçeği İşraq  Yolu ile ( bir Aydınlanma Yolu)  ile İç Aydınlanması şeklinde İdraq edeceğine kâni idi.

  Esılocya diye bilinen ve Neo-Platonik Felsefe'ye dayanan Eser'i, Müslümanlar'ın  tanımaları  Erken bir Tarih'e raslar. el-Farabi ve İbnu Sina 'da Tasavvuf'a  bir Meyil bulunduğu da bilinir.

 

 

Meşşaî-İşraqî Qıyaslaması:

 

  Taşköprülüzade  şöyle bir taksim sunar:[1]

  1.Saf  ve Nazarî Aqıl, Bütün Müşkiller'i çözebilir, İnsanoğlu'nun Aqıl'dan başka bir Rehber'e İhtiyacı yoktur. (Meşşaîler)

  2.Aqıl Esas'tır. Fakat Aql'ın Ana Hatları'yla Naslar'a Bağlı kalması şart'tır. (Kelamcılar)

  3.Keşf ve İlham, her Sırr'ı  anlar, her Müşkil'i özer. (İşrakîler)

  4.Keşf ve İlham Esas'tır  ama Ana Hatları'yla Naslar'a Bağlı kalmalıdır. (Sufiler)"

 

  Kelam’ın Meşşaî, Tasavvuf’un İşraqi Felsefesi'ne olan Yakınlığının Sebebi, Bilgi Kaynakları'ndaki Usul Beraberliği'dir. Kelam'da da,  Meşşaî Felsefesi'nde de  aslolan Aqıl ve Nazar'dır. Ancak Meşşailik'te Aqıl, Naslar karşısında tamamıyla Hür ve Serbest olduğu halde, Kelam'daki Aqıl çok Genel Çizgiler'le de olsa Naslar'a Bağlı'dır. Tam Hür değildir.

  İşraqîlik'te de Sufilik'teki de Esas olan Keşf ve İlham'dır ama İşraqîlik'teki İlham Naslar'a Bağlı değildir. Hür'dür. Sufilik'teki İlham  Naslar'a Bağlı'dır. Onun için bir Kelam Sistemi Naslar'dan uzaklaştığı ve  Hür  Hareket  ettiği ölçüde Meşşailiğe yaklaşılır. Tasavvuf' ta da böyle. Bu Yakınlık  bazan Selefîyye ve  Sufiler'e karşı  Hasmane bir tavır takınan Kelamcılar'ın  Meşşailiğe; Selefiler'e ve Kelamcılar'a hucum eden Sufiler'in de İşraqîler'e ilgi duymalarına sebeb olur.

  el-Gazali'nin Meşşailiğe indirdiği Ağır Darbe'den sonra bir Gerileme içine giren Felsefe, Şiilik içinde İrfan Felsefesi ile sürdü. Bu Gelişme'de Şiiliğin Siyasal Muhalefet Yönünde gösterdiği Hareketlilik önemli..

  Bu Olay'da Gazneli ve Selçuklu  Siyaseti Katkı'da bulundu. Hükümdarlar kimi zaman konjukturel Siyasi Mülahazalar, kimi zaman Kavrayışları gereği Aşırı Sünni Tepkiler  geliştirdiler. Şii İrfanı ile Meşşaî ve Sufî Bakış Açıları'nın Temel Parametreler'de örtüşmesi Sözkonusu.

  Gulat-ı Şia veya İsmaîlik ise Felsefi Retoriği uygun gördüler. Batınîler el-Gazali'yi Felsefe'ye karşı öfkelendirdi.

  İşraqîlik ve Vahded-i-Vucud, Meşşailiğin kendini tükettiği bir noktada ortaya çıktı.

  Meşşaî Felsefe, İşraqîlik ve İbnu Arabi Doktrinine bakanlar bu üç Sistem arasında Benzerlikler görürler. Varlık Görüşü, Sudur veya Feyz Teorisi, İle Aqıl ve ondan sonra sıralanan Varlık Hiyerarşisi ile İnsan'ın Bireysel Nefsi ve izlemesi gereken Manevî  ve Ahlaqî Seyir Konularında Ortak Yaklaşımlara Tabiiyyat ve İlahiyat Konularını, bir başka Form altında İşraqîler'in ve Sufiler'in Kitaplarında görürüz.

  el-Farabi, Hikmet’in Anayurdu olarak Keldaniîer’i gösteriyor, İbnu Sina da son durak Meşriqî Hikmet'ti. Pythagoras-Platon Formunu öne çıkaran İşraqîler ile Sufiler'in benzer Kaynaklardan beslenerek Meşşaîliği massetmeleri ve daha da geliştirip Geniş bir İrfan Felsefesi'ne ulaştılar.

  Meşşaî Karşıtları Burhan denilen Kanıtlama ile Aql'ın mutlaklaştırılmasından Endişe ettiler. el-Gazali Felsefe'nin kendisini değil filozoflar'ı eleştirdi.   

  es-Suhreverdi, Nübüvvet ve Ahiret Kavramlarından habersiz Aristoculuğun Meşru olmayan bir Düşünce Şekli olduğuna inandı.

 

ŞİHABEDDİN es-SÜHREVERDİ     

1153-1191  549-587

 

MUHYİDDİN İBNU A’RABİ   

1165-1239  560-637

 

 

İbnu Sebin

-1269 (70) /6??-699

 

Sicilyalı İbnu Seb'in es-Suhreverdi’den etkilendi .Mekke'de öldü.

Eserleri:

-Buddu'l-Arif,

-Şifaus' Susur, 'da şöyle diyor: Ebu'd-Derda'nin şöyle dediği rivayet edilmektedir: "İnsan Qur'an'ın birtakım Vecihleri olduğunu bilmedikçe tam Faqih olamaz."

 

 

Celaladdin ed-Devvanî

1424-1502 /828-908

 

İşra Okulu sürdürdü.

Hocazade'nin (ö.1488) Fatih'in isteği üzerine yazdığı Tehafüt incelemesini okuyunca 'Böyle bir ktap yazmak benim de aklımdan geçiyordu; bunu görünce yazmaya lüzum kalmadı. Allah, bu Kitab'ı Te'lif edenden ve bu diyara getirenden (öğrencisi getirmişti) razı olsun" demişti.

 

          Eserleri:

        -er-Risale fi Mes'elet-i Halq'ıl A'mel,

        -Ahlaq-ı Celali, Uzun Hasan'a İthaf etti.

       -al-Havra va'z-Zavra, şöyle diyor:"Sanma ki Biz Zahir'i reddediyor, Kitap ve Sünnet'in İşaretler'ini sırf Te'vil'e hasrediyoruz. Hayır, biz Zahir'i İkrar eder, Herşey'den önce onu "Allah'ın ve Allah Resulu'nün Muradına göre" kabul ederiz.İ slam ve Müslümanlar'ın İmamları yani büyük Müfessirler, Muhaddisler nasıl Tesbit ve Takrir etmişlerse öylece kabul ederiz. Ondan sonra Seçkin Bilginler'e, Yüksek Arifler'e Mahsus olan Remiz Yolu'yle Kitap ve Sünnet'ten İnce Manalar, yani Büyük Zahir Ehli'nin söyledikleri anlamlardan başka Anlamlar, Arap Qaidesine göre Lafz'ın Medlul'ünden ayrı İç Manalar çıkarırız. Bu Batın Manalar'a Allah'ın Resulu : "Hiçbir Ayet yoktur ki onun bir Zahr'ı ve Batn'ı olmasın. Her Harf'in bir Hadd'i ve her Hadd'in bir Matla'ı vardır." ve "Qur'an'ın bir Zahr'ı, Batn'ı vardır. Batn'ın da Yedi Batn'a kadar Batn'ı vardır." (Hadisin Çeşitli Varyantları vardır) Sözler'iyle buna İşaret buyurmuşlardır. Yine Allah'ın Resulu : "Allah şu Adam'ın Yüzünü güldürsün ki benim Sözümü işitti,onu belledi ve işittiği gibi başkalarına söyledi.Nice işiten var ki kendine söyliyenden daha iyi beller." Sözünde bu Mana'ya İma mevcuttur. "Yani Hadisler'in ve Qur'an Ayetleri'nin bir Dışı, bir İçi vardır.İçinin de İçi vardır. Böyle Allah'ın dilediği kadar gider.Yine Resul Aleyhisselatü vesselam'in "Bana,çok Manaları içinde toplayan Kelimeler verildi" Söz'üyle,Yüce Allah'ın "Ne Yaş,ne Kuru hiçbir Şey yoktur ki Apaçık bir Kitap'ta (çok müfessirlere göre Qur'an-ı Mübin'de) mevcud olmasın." Sözü de bu Mana'ya açıkça Delalet eder. Qur'an Ayetleri'nden ve Peygamber Sözleri'nden her biri Kıyısı olmıyan (sonsuz) bir Deniz'dir."

 

Qutbuddin eş-Şirazî

-1310

 

es-Suhreverdi'nin Eserler'ini Şerh etti.

 

Eserleri:

-Keşfu'l-Guyub:' “Açıktır ki kılavuzsuz yolu bulmak mümkün değildir. Ömer’in; ‘Allah’ın Kitabı aramızdadır, Kılavuz'a İhtiyac'ımız yoktur’ Şeklindeki Söz'üne şaşırıyorum. Ömer’in bu Sözü; Tıp Kitapları yanımızdadır, Tabib'e İhtiyacımız yoktur söyleyen kimsenin Sözü gibidir. Şüphesiz ki bu Söz yanlıştır ve Kabul edilemez. Zira herkes Tıp Kitapları'ndan anlayamaz ve mutlaka o İlmi bilen bir Tabib'e başvurması icap eder. Qur’ân de böyledir; kendi Fikriyle Qur’ân’dan İstifade edemeyenler de, Qur’ân İlmi'ne Sahip olanlara müracaat etmelidirler. Nitekim Qur’ân açıkça şöyle buyuruyor: “Onu Rasul'e veya kendilerinden olan Emir Sahipleri'ne götürselerdi, onların arasından İşin İçyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi.”[4] Gerçek Kitap, İlim Ehli'nin Göğsüdür. Nitekim Qur’ân da şöyle buyuruyor: “Hayır o , kendilerine İlim Verilenler'in Sinelerinde (yer eden) Apaçık Ayetler'dir.”[5] Bu yüzden Hz. Ali da şöyle buyurmuştur:  “Ben Allah-u Teala’nın konuşan Kitabı'yım, bu 'ur’ân ise Allah-u Teala’nın susan Kitabı'dır.”

       -Tefsiru`t–Tahriri ve`t–Tenvir, ' Mahluqlar'ın Noksanlarından Münezzeh olan Yüce Allah`ın Kelâmı'nın Mânâları, Haqiqat'e tam Tetabuk eder. Binaenaleyh hangi İlim Dalı olursa olsun, Gerçek olup âyet'le de Münasebeti kurulabiliyorsa İnsanlar'ın Anlayışlarının ulaştığı veya ileride ulaşacağı nispette o İlmî gerçeğin âyet'te Murat edildiği kesindir. Arapça'da Mümkün olan Mânâ'nın dışına çıkmamak, Delil'e dayanmadıkça Zahirî Mânâ'dan uzaklaşmamak Asıl Mânâ'nın dışına çıkıp âşikar bir Zorlama yapmamak Şartıyla İrtibat kurulan Mânâ muteber'dir'     ( Tefsiru`t–Tahriri ve`t–Tenvir, 1/145  )

 

Molla Fenarî (Muhammed bin Hamza er-Rumî)

1350-1431  / -835

 

        Lakab'ı Şemsuddinİşraqî  Temayüller görülür.

     12 Yıl kaldığı Karaman'da Karamanlılar'ın Qazaskerliğini yaptı. II.Murat Zamanı'nda  İlk Osmanlı Şeyhulislam'ı (1424/h828)..5 Yıl bu Görevî sürdürdü. Hac Dönüşü  Mısır'da Tefsir-Hadis, Fıqıh Eğitimi almış Molla Gürani'yi yanında Edirne'ye getirdi. Fatih'in Eğitimi'i bu Zat üstledi.

 

       İlk Osmanı Mutasavvıfları es-Suhreverdiye İlgi duydular. Kelamcılar Meşşaî Aşısı ile Sufiyye'ye saldırırken, Sufiler İşraqî Aşı'yla Kelam'ın Aqlı ile Dalga geçtiler.

 

 

Molla Camii (Abdurrahman bin Nizameddin Ahmed Nureddin)

1414-1492  817-

 

           İran'ın Can Kasabası'nda doğdu. Şeyhulislam.

İşrakiyye Felsefesi'ni geliştiren,  el-Cami'nin "Hikmet-i Meşşaiyan ve İşrakiyan'da Mütebahhir idi" diye tanıttığı es-Suhreverdi idi. Hirat'ta öldü.

İmam Muhammed Şeybanî'nin Soyu'ndan. 5 yaşında Muhammed Parisa'nın Juzuruna götürülüp Teveccühüne Mazhar oldu. Ubeydullah'a yazdığı Mektuplar'dan ikisi Reşehat'da yer alır.. Mevlana Sadüddin-i Kaşgari'den (ö.h.860) Feyiz alarak kemale geldi ve İrşad'a Mezun oldu.  Kerametler Nisnet edilir.

Çok Kitap yazdı.  Fatih , kendisini İstanbul’a Davet etti. Konya’ya kadar geldi. Fatih'in Vefatını haber alarak geri döndü.

 

Eserleri:

-Nefahafu’l-Üns ,

evahidu'n-Nübüvve, Mahmud bin Osman Lamii ve Ehi-zade Abdulhâlim tarafından, Farsca'dan Türkce'ye tercüme edildi ve Farsçası ve Türkçesi birlikte basıldı. ( Hakikat Kitabevi  )

 

 

  Sadruddin eş-Şirazi

1571-1641/    -1050

 

 

Şemsettin eş-Şehrozorî

-1250

 

           İşraqî Okulu sürdürdü. es-Suhreverdi'nin Eserler'ini Şerh etti.

 

 

 

          Bak:Çağdaş İran Düşüncesi

  

 

[1]    Taşköprülüzade/ Mevzuatu'l-Ulum

 

 

q