Sultan Vahdeddin

1861-1926

 

       Avrupa’ya Sehayat eden ilk Sultan Sultan Abdulaziz [1] Trafalgar Meydanı’ndan Buckingham Sarayı’na doğru Şaşaalı Saltanat Arabası içinde, Etraf’ını saran görülmedik Kalabalığı selamlayarak ilerlemişti.

       Abdulmecid’in[2] Oğlu Vahdeddin 2 Şubat 1861 ’de doğdu. Sultan Abdulaziz 4 Haziran 1876 da öldü. Bundan sonra Taht Abdulmecid’in sırasıyla 4 Oğlu tarafından paylaşılacaktır.

1888 de Kızı  Fenire doğdu. 1892 de Fatma Ulviye doğdu. Daha sonra 1894 de Sabiha, 1914 de Oğlu Mehmed Ertuğrul.[3] 

       Vahdeddin 1917 de Mustafa Kemal ile Almanya Gezisi yaptı.

       4 Temmuz 1918 de Perşembe Günü 36. Padişah oldu. Şöyle der: ‘Saltanat’ın Kuş Tüyü’nden Minderleri üzerine gömülmeyip, Millet’in Ateşli Külü üzerine oturdum’.

       1918-1922 arasında Osmanlılar’ın Son Sultanı oldu.

       İstanbul’un İstiklali Parlak değildi. İngiliz ve Fransızlar İstanbul Sokaları’ndaydı. Sultan Sessiz bir Gözetim altı’ndaydı. Generaller’i Padişah’ın ne yaptığını ve yapacağını dikkatle inceliyorlardı.

       O’na Mustafa Kemal’i Tavsiye ettiler. Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’dan Genç Komutanlar’ın Listesini istedi: ‘En Gözüpek, Vatan’a Aşk’la bağlı, Vatan Acısı’yla yanan, Vatan Kurtarma Yolu’ndaki bir Hamle’yi omuzlayabilecek Kabiliyette Azimli ve Atılgan Komuntanlar’ın Lisitesini getirinİçinden O’nu seçti.

       30 Nisan 1919 Günü Adamlar’ıyla Meşveret sonrası şu Ferman’ı yayınladı: ‘Mülga Yıldırım Orduları Grubu Kumandanı Mirliva (Tuğ-Tüm General) Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu Kıtaatı Müfettişliği’ne Tayin edildi. İşbu İrade-i Seniye’nin İcrasına Harbiye Nazırı Memur’dur. 29 Receb 1337. Mehmed Vahideddin).

       Ferman Gereği Mustafa Kemal Paşa Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleri’yle Erzincan ve Canik Livaları’na istediği Emirler’i verebilecek, hatta bu İl ve Sancaklar’a Sınır’ı bulunan Diyarbakır, Bitlis, Elazığ, Ankara, Kastamonu, daha sonra Maraş ve Kayseri Vilayetleri ile Kolordu Komutanları da Paşa’nın Emr’ine gireceklerdi. Kısaca: O Bölgeler’de Mustafa Kemal, Padişah’ı Temsil edecekti. Yaver-i Şehriyari Hüviyetini taşıyacaktı. Böyle Tam ve Geniş Yetki, sadece Karadeniz Bölgesi’ni Pontuscular’dan kurtarmak için verilmiş olamazdı. Yapacağı Masraflar için Ödeneği verildi:

       ‘Yaver-i Şehriyari’mden Erkan-ı Harbiyye Mirlivası Mustafa Kemal Paşa’ya..

       Harbi Umumi’nin Müttefikler Hesabı’na kaybedilmesi üzerine Meydana gelen Siyasi Durum, Büyük Atalarım’ın Ülke’sini, Hilafet ve Saltanat’ı Güç ve Tehlikeli bir Alan’a sürüklediğinden, Hukumet’in Kararı Vechile Tayin olunduğunuz Bölge’de Asayiş’i Temin ve Mara-i Şahanem’e Mugayir Ahval’in Hudus’unu Men ile Cümle’den Def’i Saile El’den geldiği kadar Gayret ederek Millet’imin korunması için hep birlikte Hareket edilmesini, Selam-ı Şahane’mle Asker ve Memurin’e ve Ahaliye Tebliğini İrade ettim

       Samsun’a Hareket etmeden önce Saray’a çağrılan Mustafa Kemal, Küçük bir Salon’da Kabul edildi. ‘Paşa, Paşa dedi. Şimdiye kadar Devlet’e çok Hizmet ettin. Bunların hepsi bu Kitab’a geçmiştir. Bunları unutun. Asıl şimdi yapacağınız Hizmet hepsinden Mühim olabilir. Paşa Paşa, Devlet’i kurtarabilirsin

       16 Mayıs 1919 Cuma Merasimi’nden sonra Saray’a gittiler. Boğaziçi’nde demirlemiş İngiliz Donanması’nın Topları Osmanlı Sarayı’na çevrilmişti. Sultan şöyle dedi: ‘Ben artık Devlet’i ve Millet’i nasıl kurtarmak gerektiğini düşünmekte Tereddüt içindeyim. İnşallah Millet Dikkatli ve Uyanık olur. Bu Elim ve Acıklı Vaziyet’ten gerek beni, gerekse kendisini kurtarır.’

       Mustafa Kemal aynı Gün Bandırma Vapuru ile Samsun’a Hareket etti. Boğaz’dan Karadeniz’e açılıp 19 Mayıs’ta Samsun’a ulaştı.

       23 Nisan 1920 de Ankara’da BMM Dualar ve Kurbanlar’la açıldı. Yayınlanan Bildiri’de Padişah’a Bağlı kalınacağı ve Başkent’in kurtarılmasına çalışılacağı, Bütün Vatan Toprakları İşgal’den temizlenene kadar Mücadele’ye Devam edileceği bildirildi (26 Haziran 1920).

       1 Kasım 1922 de iki Maddelik bir Kanun’la Saltanat kaldırıldı.

       TBMM nin Fevkalade Temsilcisi olarak İstanbul’a gönderilen Refet Bele Paşa, Yıldız Sarayı’na gidip Sultan’ın Huzur’una çıktı, Halife Hazretleri olarak Hitap etti. Sultan Öfke’yle: ‘Saltanatsız bir Hilafet’i, Hanedanımız’ın en Aciz bir Ferdinin bile Kabul etmeyeceğine Emin olabilirsiniz’ dedi.

       İşgal Kuvvetleri Komutanı’na Müracat ederek başka bir Yer’e Naklini istedi. 16/17 Kasım Perşembe/Cuma Gecesi, İngilizlerin Malaya Zırhlısı’yla doğup büyüdüğü Ülke’sinden ayrıldı. Fenire, Fatma Ulviye , Sabiha,, Mehmed Ertuğrul. Hepside Babalarıyla Sınırdışı edildiler.

       Bütün Kıymetli Eşyalar’ı, Bütün Hazine’yi orada bırakarak. Önce Malta Adası’na giderek bir süre kaldı. Sonra Davet üzere Hicaz’a gitti. Şöyle anlatır:

       ‘Sultanu’l-Enbiya s.in Ruhaniyet’ine Yüz sürmek için Hicaz’a gitmeyi, Kral Hüseyin’in Davet’i üzerine Kabul etmiş değilim. Ben bu Vazife’yi Şanlı Müvekkilim Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri’nin Davetlisi olarak ve Emsalsiz bir Manevi Müfde olduğuna inanarak Kabul ediyorum.’

       Bir süre Mekke’de kaldı. Hüseyin’in Hain Plan’ını sezerek Mısır’a gitmeyi düşündü. Kral Fuad İtibar etmeyince İtalya’ya gitti.

       San Remo Şehri’nde geri kalan Yıllar’ını yaşadı. İtalya Kralı’yla Şehzadelik Günleri’nden tanışıyordu. Kral Haber göndererk seçeceği bir Köşk’te oturabileceğini bildirdi. Şöyle dedi:

       ‘Haşmetlü Kral Hazretleri’ne Şükranlarımı Arz ederiz. Gösterdikleri İncelik ve Civanmertliğe Hayran’ım. Fakat taşıdığım ‘Müslümanların Halifesi’ Ünvanı böyle bir Yardım’ı Kabul etmeye Mani’dir.’

       Para Sıkıntısı çekiyor, bazı Geceler Aç yatmak Zorunda kalıyordu. İstanbul’da kalan Aile Fertleri’yle Maiyyet Halkı’ndan Bazıları da San-Remo’ya gelmiş ve Sultan’ın bu Kalabalık Nufusu geçindirebilmek için çok Izdırap çekmişti.

       Dertler’le Bikarar olmuştu. Hiç kimseden Yardım Kabul etmiyordu. Al-i Osmanı Nişanı’nın Kıymetli Taşlarına varıncaya kadar sökülüp Yük’te Hafif Para’da Ağır ne varsa gizli gizli elden çıkarılmış ve böylece erimişti. Sağlığı tamamen bozulmuş, Manevi Izdırap O’nu eritmişti. Ölü’sünün bile Türkiye’ye Kabul edilmeyeceği kendisine söylenmişti.

       17 Kasım 1922 de İstanbul’u terketti. 16 Mayıs 1926 da  65 Yaş’ında öldü.

       ‘Beni Şam’daki Selahaddin-i Eyyubi Türbesi’ne gömsünler. Cenazemi Hırıstiyan Memleketleri’nde bırakmasınlar. İslam Usul ve Adab’ına göre kaldırsınlar’ Vasiyet’inde bulundu.

       Cenazesi Şam’a götürülmek üzre hazırlandı. Alacaklı Esnaf Villa’ya akarak ‘ Paramızı ödemeden bu Tabut’u bir Yer’e götüremezsiniz’diyordu.

       Eski Hicaz Kralı Hüseyin ile Irak Kralı Faysal ve Mısır Prensleri’nden Ömer Tosun Paşa’ların Naqdi Yardımlar’ıyla Borçlar ödendi ve Cenaze Şam’a götürülmek üzere yola koyuldu. Tabut’ta: ‘Müslümanların Halifesi, Türkler’in Hakanı 6.Mehmed Han Hazretleri’ yazıyordu.

       Şam’a ulaşan Cenaze, Sultan’ın Vasiyet’ine aykırı olarak Sultan Selim Camii Bahçesi’ne gömüldü. Daha sonra Yurt dışında ölen Hanedan’a Mensup bazı kimseler de buraya gömüldüler.

 


 



[1]          -Yusuf İzzeddin (1857-1916) Çocukları Hatice Şükrüye Osmanoğlu (1906-1972) Kuzeyt emiri Şeyh Ahmed el-Sabah’la evlendi, sonra boşandı. , Mehmed Nizameddin (1908-1933), Mihriban Mihrişah Osmanoğlu (1916-1987) artasında yaşadı.

            -Saliha (1862-1942). Çocuğu Kamile bebekken öldü.

            -Nazime (1866-1895)

            -Halife Abdulmecid (Bak: Biyografisine)

            -Şevket (1872-1899). Oğlu Mehmed Cemaleddin’in (1891-1947) 2 oğlu var. Mahmud Hüsameddin (1916-1966) ve Orhan (1955), Perihan, Gürhan’ın babaları Süleyman Sadeddin (1917-1985).

            -Seyfeddin (1874-1927).4 Çlocuğu biliniyor. Hürrem (1940) in babası Mehmed Abdulaziz (1901-1977), Hamide Nermin Nezahat’ın (1923) babası Mahmud Şevket(1903-1966) (Uzun yıllar Mısısr’da yaşadıktan sonra Güney Fransa’ya geldi. Bagnols’da öldü.), Ahmed Tevhid (1904-1966), Gevherin Osmanoğlu (1904-1981).

            -Esma (1873-1899)

            -Hayreddin (1892-19??)

            -Bedreddin (1890-19??)

            -Abdullah ve Mihriban bebekken öldü.

[2]          Babaları Sultan II.Mahmud (1785-1839)

-Murad V. (1840-1904)

            -II.Abdulhamid (1842-1917)

            -Mehmed Reşad (1844-1918)

            -Mehmed Vahdeddin (1861-1926)

            Tahta Geçmemiş Çocukları ise şunlar:

-Ahmed Kemaleddin (1848-1905)

            -Münire (1879-1939)

                           -Ahmet Kemaleddin Keredin (1908-1987)

-Seniha (1851-1931)

            -Sabahaddin (1878-1948)

                           -Fethiye Sabahaddin Kendi (1901-1986)

            -Lutfullah (1879-1973) .Bir kız ve bir oğul sahibi.

-Cemile (1843-1915)

            -Mahmud Celaleddin (1864-1916)

                           -Ziyaeddin (öldü)

                                           -Behremend Sertel (1917)

                                                           -Gülnur 1915)

                                           -Naile Uralman (1912)

                                                           -Engin (1933)

                                                           -Sevil (1942)

                                                                          -çocl.

                           -Mevhibe (1887-1953)

                                           -Mahmud

                           -Münire (1890-1975)

                                           -Sara Korle

            -Ayşe Sıdıka (1877-193?)

                           -Naime (1911-19??)

            -Kerime Bengü (1901-1955)

                           -Vildan

                           -Rıfat

            -Kazım (öldü)

                           -Besim (öldü)

                                           -Orhan (19??)

            -Sakıp (1864-1897)

                           -Şehime (öldü)

                           -Emine (öldü)

                                           -Müfide Çoruh

                                                           -çocuklar

            -Fatma (1879-1890)

            -Besim (çocukken öldü)

            -Fethiye (1859-1887)

-Mehmed Burhaneddin (1849-1876)

            -İbrahim Tevfik (1874-1931)

                           -Bayezıd Osman (1924)

                           -Kadriye (1895-1933)

                                           -Melike Giroudy (192?)

                                                           -Erol Giroudy (195?)

                                                           Çok. Cem 1980

                                                                   Melike 1985

                                           -Emire (192?)

                                                           -Çocuklar

                           -Burhaneddin Cem (1920)

                                           -Selim (1957)

                           -Rebia Nelüfer (191-19??)

                                           -Yusuf Kepeli (1932)

                                                           -Kız

                           -Masume Fethiye (1916-1946)

                                           -Nelüfer Tevfik (1944)

                           -Zehra Fatma (1895-1965)

                                           -Birun Alpan (1922)

                                                           -Nahide (1942)

                                           -Yavuz Alpan (1927)

                                                           -Cyntia

                           -Fevziye Hayri (1928)

-Selim Süleyman (1860-1909)

            -Mehmed  Abdulhalim (1894-1926)

                           -Fatma Samire (1920)

                                           -Necla (1951)

                           -Cengiz (1925-1950)

            -Emine Naciye (1896-1957)

                           -Ali Enver Akoğlu (1921-1971)

                                           -Arzu (1955)

                           -Dr.Mahpeyker Ürgüp (1917)

                                           -Hasan Ürgüp (1947-1989)

                           -Türkan Mayatepek (1919-1988). Enver Paşa’nın, Abdulmecid’in torunu Naciye Sultan’dan olan çocuğu. 1939 da çıkan özel bir kanunla Türkiye’ye döndü. Dışişleri Bakanlığı mensuplarından Huveyda Mayatepek’le evlendi. Sefire olarak çeşitli ülkelerde yaşadı. Ankara’daki bazı okullarda kimya öğretmenliği yaptı. -Osman Mayatepek (1950) onun oğlu.

                           -Rana Eldem (1926)

                                           -Ceyda (1952)

                                           -Necla (1954)

                                           -Edhem (1960)

            -Mehmed Şerefeddin (1904-1968)

                           -Mübeccel Bezmialem Baransel (1929)

                                           -Cengiz (1955)

-Mediha (1856-1928)

            -Abdurrahman Sami (1880-1961)

                           -Hayri (çocukken öldü)

                           -Hatice Sami (ö.1967)

                           -Bahaeddin Sami (1906)

-Rükneddin Sami (ö.1978)

-Fethi Sami

            -Leyla

-Saib Sami (ö.1982)

-Kamran Sami (191?)

-Mahmud Sami (191?)

            -Reşid

            -Ekrem

            -Melek

            (Prens Sami kolu torunlarla devam ediyor).

[3]          1944 de öldü.