Medenî
Wahiy
622-632
Bismillahirrahmanirrahim
I 1-7
1a 1-5
Felah Bulan Mü'minler
1b 6-7
Küfürde Zirve
a (Bak: Lukman 1-5)
002.01- E.L.M.
002.02-Bu, kendisinde Şüphe olmayan,
Muttaqiler için Klavuz olan bir
Kitap'tır.
002.03-
Ki onlar, Gayb’a inanırlar, Salat’ı ikame ederler ve kendilerine Rızıq olarak verdiklerimizden
İnfak ederler.
002.04- Ve onlar, Sana indirilene, Sen’den önce
İndirilenler’e inanırlar ve Ahiret'e de Yakîn Sahibi’dirler.
002.05- İşte bunlar, Rabb'lerinden bir Hidayet
üzeredirler ve Felah’a erenler de bunlardır.
b
002.06- Öyle, Küfredenler’i uyarsan da uyarmasan da
Onlar için birdir; inanmazlar
002.07- Allah, onların Qalpler’ini ve Kulaklar’ını
damgaladı; Gözler’inin üzerinde de Perdeler vardır. Ve Onlaradır
Büyük Azab.
II 8-20
2a 8-16
İnsanlardan Bazıları Dilleriyle inanırlar
2b 17-20
Onlar Şuna Benzer
a
002.08- İnsanlar’dan öyleleri vardır ki: "Biz
Allah'a ve Songün'e inandık" derler. Oysa Onlar inanmış değiller.
002.09- Sözde/güya Allah'ı ve ve İnananlar’ı
aldatırlar. Oysa Onlar, yalnızca kendilerini aldatmaktadırlar da bunun Şuurunda
değiller.
002.10- Kalpler’inde Hastalık vardır. Allah da
Hastalıklar’ını arttırdı. Yalanladıklarından dolayı, Onlar için
Acıklı bir Azab var.
002.11- Onlar’a: "Arz’da Fesat
çıkarmayın/saçmayın" denildiğinde:"Biz Islah Ediciler’iz"
derler.
002.12- Dikkat et, asıl Fesatcılar Onlar’dır, ama
şuurunda değiller.
002.13- Ve yine Onlar’a: "İnsanlar’ın inandığı
gibi Siz de inanın" denildiğin de: "Sefihler’in inandığı gibi mi
inanalım /Sefihlerin /Avanakların inandığı gibi mi inanıyoruz?" derler.
Dikkat et, gerçekte Sefih olanlar Onlar’dır. Ama bilmezler.
002.14- İnananlar’la karşılaştıkları/buluştukları
zaman: "İnandık" derler, Şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise derler ki "Elbette Biz Sizinle
beraberiz. Biz yalnızca Alay ediciler’iz/İstihza edicileriz"
002.15- Allah da Onlar’la Alay eder ve Taşkınlıkları/Tuğyanları içinde şaşkınca
dolaşmalarına belli bir Müddet verir.
002.16-
İşte bunlar Hidayet’e Karşılık Sapıklığı satın almışlardır. Fakat bu
Ticaretler’i bir yarar sağlamamış, Hidayet üzerede de olamamışlardır.
b
002.17- Bunların Misal’i Ateş yakanın Örneğine benzer
ki Çevre’sini ziyalandırdığı zaman Allah
onların Aydınlığını giderdi ve Onları göremez bir Şekilde Karanlıklar içinde
bıraktı.
002.18- Onlar Sağır’dırlar, Dilsiz’dirler, Kör’dürler,
artık dönmezler.
002.19-
Ya da Karanlıklar, Gökgürültüsü ve
Şimşekler’le Yüklü Gök’ten Şiddetli bir Yağmur Fırtınası’na tutulmuş gibidirler
ki Yıldırımlar’ın saldığı Dehşetli Ölüm Korkusu’ndan (Hazerel-Mevt) Parmaklar’ı
ile Kulaklar’ını tıkarlar. Ama Allah Kafirler’i Çepeçevre Kuşatıcı’dır.
002.20- Şimşeğin çakması neredeyse Gözler’ini
kapıverecek/ Şimşek neredeyse Gözler’ini kör edecek, önlerini her
ziyalandırdığında bunda biraz yürürler. Üzerlerine Karanlık basıverince de
kalakalırlar /durakalırlar. Allah dileseydi işitmelerini de, görmelerini
de gideriverdi. Elbette Allah Herşey’e Güçyetiren'dir.
III 21-29
3a 21-24 Yaratan Rabbin İnsanlara Seslenişi
3b 25 Cennet
3c 26-27 Allah'ın Misali İle Eğlenenler
3d 28-29 Allah'ın Yaratışı
a
002.21- Ey İnsanlar! Sizi ve Siz’den
öncekileri yaratan Rabb'inize Kulluk ediniz ki sakınasınız.
002.22- O sizin için Arz’ı bir Döşek, Gökyüzünü bir
Bina kıldı ve Gök’ten Su indirdi, bununla sizin için Ürünler’den Rızıq çıkardı. Öyleyse bile bile Allah'a Eşler koşmayın.
002.23-
Eğer Kulumuz’a indirdiğimizden kuşkuda iseniz ,eğer Sadıklar’dansanız bu
durumda Siz de benzeri bir Sure getirin. Allah'tan başka
Şahidler’inizi de çağırın.
002.24-
Eğer yapamazsanız ki kesinlikle yapamayacaksınız,artık Kafirler için
hazırlanmış ve Yakıtı İnsanlar ve Taşlar olan
Ateş'ten sakının.
b
002.25- İnanan ve Salih Eylemler’de bulunanları
müjdele. Gerçekten Onlar’a içlerinden Irmaklar akan Bahçeler vardır.
Kendileri bu Ürünler’den her
rızıqlandıklarında "Bu daha önce de
rızıqlandığımız Şey" derler. Bu birbirinin benzeri olarak
Onlar’a sunuldu/verildi. Onda Onlar için Mutahhar Eşler vardır ve Onlar orada
Kalıcı’dırlar.
c
002.26- Elbette Allah
bir Sivrisineği Misal vermekten
çekinmez, onun Fevkinde olanı da.
Böylece İnananlar bunun Rabb'lerinden bir Gerçek olduğunu bilirler. Küfredenler
ise "Allah bu Örnekle/Meselle neyi amaçlamıştır/ irade etmiştir"
derler. Oysa bununla bir çoğunu saptırır/şaşırtır bir çoğunu da
Hidayet’e ulaştırır. Bununla
Fasıqlarlar’dan başkasını saptırmaz.
002.27- Ki bunlar Allah'ın Ahd’ini, onayladıktan
/Misak’ından sonra bozarlar/ nakzederler. Allah'ın kendisiyle
birleştirilmesini/Vasl’ını emrettiği şeyi keserler ve Arz’da Fesad çıkarlar.
İşte onlar Kaybebenler’dir/Hüsran’a uğrayanlar.
d
002.28- Nasıl oluyor da Allah'a küfrediyorsunuz? Oysa Ölüler iken
sizi o diriltti/ Hayat verdi. Sonra yine Sizi öldürecek yine Hayat verecektir/
diriltecektir ve sonra yalnızca O’na döndürülüceksiniz.
002.29- Yerde ne varsa Tümünü/hepsini sizin için
yaratan O'dur. Sonra Göğe yönelip/İstiva edip de onları Yedi Gök olarak
düzenleyen/ Tesviye eden de O’dur. O Herşey’i Bilen'dir.
IV 30-39 İnsanın Büyük Kabiliyeti
(Araf 10-25, Kehf 50 , İsra
61-65, Taha
115-126, Sad 71-85)
002.30- Hani Rabb'in Melekler’e "Elbette Ben
Arz’da bir Halife yaratacağım" demişti. Onlar da
"Biz Sana Hamd’inle Tesbih ederek ve Sürekli Taqdis edip dururken orada
Fesad çıkaracak ve orada Kanlar akıtacak/ dökecek birini mi varedeceksin"
dediler. " Elbette Ben sizin bilmediğini bilirim " dedi.
002.31- Ve Adem'e
İsimler’in Hepsini öğretti. Sonra onları Melekler’e yöneltip/arz edip
"eğer Sadıklar iseniz bunları Bana
İsimleri ile aktarınız. "dedi.
002.32- Dediler ki "Sen Subhan'sın. Bize
öğrettiğinden başka bizim hiçbir İlmimiz yoktur. Elbette
Sen Bilen'sin, Hakim'sin."
002.33- Allah: "Ey Adem, bunları Onlar’a İsimleri ile aktar" dedi. O da bunları
Onlar’a İsimleri ile aktarınca (Allah) dedi ki: "Size demedim mi Gökler’in
ve Yer’in Gayb2ını gerçekten Ben bilirim. Açığa vurduğunuzu da (bedea),
ketmettiğinizi de Ben bilirim."
002.34- Hani Melekler’e: "Adem'e Secde edin" dedik de İblis'ten başka hepsi Secde
ettiler. O ise dayattı/eba ve İstikbar etti ve Kafirler’den oldu.
002.35- Ve dedik ki "Ey Adem, Sen ve Eşin Bahçe'ye yerleşin de onun neresinden
dilerseniz bol bol yiyin, ama Şu Ağaç’a yaklaşmayın. Yoksa
Zalimler’den olursunuz."
002.36- Fakat Şeytan
ikisini oradan kaydırdı ve böylece
Onları bulundukları Hal’den çıkardı. Biz de
"kiminiz kiminize Düşman olarak inin(ihbut), sizin için Arz’da
belli bir Vaqt’e kadar yerleşim/Müsteqar ve Meta vardır" dedik.
002.37- Ve derken Adem
Rabb'inden bir Takım Kelimeler aldı/Telaqqi etti. Bunun üzerine (Allah)
Tevbe’sini Kabul etti. Elbette
o Tevbekabuleden'dir, Rahim'dir.
002.38- Dedik ki "Oradan tümünüz inin(ihbut),
artık Me Zaman size Ben’den bir Hidayet gelir de kim Benim Hidayet’ine
izlerse Onlar için Korku yoktur, ve
Onlar hüzünlenmeyecekler de."
002.39- Küfreden ve Ayetlerimiz’i yalanlayanlarsa,
Onlar Ateş Halkı'dırlar ve orada
Kalıcı'dırlar.
V 40-46 İsrailoğullarının
Ahdi
002.40- "Ey İsrailoğulları!
Size bağışladığım/İn'am ettiğim Ni’met’imi anın ve Ahd’ime bağlı kalın/Vefa edin
ki Ben de Ahd’ime bağlı kalayım ve yalnızca Bana karşı gelmeyin.
002.41- Yanınızda olan Tevrat'ı Doğrulayıcı/Tasdiq
edici olarak indirdiğime inanın, onu Tekfir edenlerin ilki Siz olmayın ve
Ayetler’imi de az bir Değer’e değişmeyin
ve yalnızca/ancak Ben’den sakının."
002.42- Haqq’ı Batıl ile Telbis etmeyin ve Sizce de
bilinirken Gerçegi gizlemeyin/ketmetmeyin/saklamayın.
002.43- Salat’ı ikame edin, Zekat’ı verin ve Ruku-edenler’le birlikte Siz de Ruku edin.
002.44- Siz İnsanlar’a Birr'i emrediyorken kendinizi mi
unutuyorsunuz/ unutur musunuz?. Oysa Siz Kitab'ı Tilavet ediyorsunuz yine de
aqletmeyecek misiniz?
002.45- Sabır ve Salat’la
İstiane edin. Elbette bu İçi Saygı
ile ürperenler/ Huşu duyanlar dışında kalanlar’a bir Ağırlık’tır.
002.46- Onlar elbette Rabb'leri ile karşılaşacaklarını
ve elbette O'na döneceklerini bilirler.
VI 47-59 İsrail
Oğullarına ihsan olunan nimetler
002.47- Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım/İn'am ettiğim Ni’met’ini ve Sizi bir zamanlar Alemler’e /Tafdil ettiğimi
hatırlayın.
002.48- Ve Öyle bir Gün’den sakının ki Hiçkimse,
Hiçkimse’ye birşey ödeyemez ve Kimse’den
bir Şefaat kabul edilmez ve Kimse’den bir Fidye alınmaz ve Yardım görülmez.
002.49- Sizi en dayanılmaz/Ağır İşkenceler’e
uğrattıklarında Fir'avun Ailesi'den kurtardığımızı anın. Onlar Kadınlar’ınızı
Diri/Sağ bırakıyorken Oğullar’ınızı boğazlıyorlardı. Bunda Sizin için
Rabb'inizden Büyük/Ağır bir Sınav/Bela vardı.
002.50- Ve hani
Sizin için Deniz’i yarıp, Sizi
kurtarmıştık ve Fir'avun Ailesi’ni
Siz seyrederken boğdmuştuk/ batırmıştık/ garketmiştik.
002.51- Hani Musa'ya
Kırk Gece vaid vermiştik ama Siz onun arkasından Buzağı’yı edinmiş/ tapınmış böylece Zalimler
olmuştunuz.
002.52- Bundan sonra
şükredesiniz diye sizi affettik.
2.53- Ve yine Hidayet’e eresiniz diye Musa'ya Kitab'ı ve Furqan'ı verdik.
002.54- Hani Musa,
Qavm’ine demişdi:" Ey Qavmim! Siz Buzağı’yı (ilah) edinmekle kendinize
zulmettiniz/yazık ettiniz. Hemen Yaratan’ınıza/(Bariukum)Tevbe edip kendinizi
öldürün/ temizleyin. Bu, Bari'niz katında Sizin için daha Hayırlı’dır. Bunun
üzerine Tevbeler’inizi kabul etti. Elbette o Tevbekabuleden'dir, Esirgeyen'dir.
002.55- Ve hani demiştiniz:" Ey Musa! Biz Allah'ı Apaçık/Cehren görünceye kadar Sana inanmayacağız." Bunun
üzerine Siz bakınırken/ seyrederken Sizi Yıldırım çarpmıştı.
002.56- Sonra şükredesiniz diye, sizi Ölüm’ünüzden
sonra dirilttik.
002.57- Sizi üzerinizdeki Bulutlar’la gölgelendirdik ve
Size Kurdet-Helvası ve Bıldırcın
indirdik. Size Rızıq olarak verdiklerimizin Tayyib'inden yiyin."
Onlar Bize zulmetmediler, ancak kendilerine zulmettiler.
002.58- Ve Hani, demiştik ki:"Şu Kent’e/Qarye’ye
girin ve orada istediğiniz yerde /dilediğiniz gibi bol bol yiyin, yalnızca
Secde ederek Kapı’sından girerken " bağışla/hıtta" deyin.
Hatalar’ınızı bağışlayalım. Muhsinler için artıracağız.
002.59- Ama zulmedenler kendilerine söylenen Söz’ü bir
başkası ile değiştirdiler. Biz de o Zulmedenler’in Fesad yapmalarına
karşılık, üzerlerine Gök’ten İğrençlik/ Ricz indirdik.
VI 60-61 İsrailoğullarının inadı
002.60- Hani Musa
Qavmi için Su aramıştı,o zaman Biz O'na: "Asa’nı Taş’a vur" demiştik
de ondan Oniki Pınar fışkırmıştı/akmıştı, böylece herkes
İçeceği-Yer’i bilmişti. "Allah’ın verdiği Rızıq’tan yiyin, için
de Arz’da Müfsid olarak Karışıklık çıkarmayın."
002.61- Hani demiştiniz ki: "Ey Musa! Biz bir Çeşit/Türlü Yemeğe
katlanamayacağız/ sabredemeyeceğiz, Rabb'ine yalvar/dua et de, Bize Yer’in
bitirdiklerinden/ yetiştirdiklerinden Bakla(Hıyar), Acur (Sebze), Sarmısak,
Mercimek ve Soğan çıkarsın." "Hayırlı olan’ı, şu Değersiz Şey’le mi
değiştirmek istiyorsunuz? Mısır'a inin, çünkü orada
kendiniz için istediğiniz vardır." demişti. Onların üzerine
Horluk/Alçaklık ve Yoksulluk Damgası vuruldu ve Allah'tan bir Gazab’a
uğradılar. Bu Elbette Allah'ın Ayetleri’ni Tekfir etmeleri ve Nebiler’i Haqsız
yere öldürmelerindendi. Bu İsyan etmelerinden ve Sınır’ı
çiğnemelerindendi.
VII 62-71 İsrailin
Tereddisi
002.62- Elbette
İnananlar’la Yahudiler, Hrıstiyanlar ve Sabiiler (den kim) Allah'a ve Son
Gün'e inanır, Salih Eylemler’de bulursa, artık onların Allah katında Ecirler’i
vardır. Ve onlar için Korku yoktur ,Onlar hüzünlenmeyeceklerdir de.
002.63- Hani Siz’den Misak/Kesinsöz almış ve Tur'u
üstünüze yükseltmiştik: "Size verdiğimize Sımsıkı yapışın
/Quvvetle tutun ve onda olanı hatırlayın. Umulur ki sakınırsınız. /Böylece
sakınmış olursunuz."
002.64- Siz de, bundan sonra da döndünüz/tevella
ettiniz. Eğer Allah'ın üzerindeki Fazl’ı ve Rahmet’i olmasaydı, siz gerçekten
Hüsran’a uğrayanlardan olurdunuz.
002.65- Andolsun, Siz’den Yedincigün Haddi-aşanlar’ı
elbette biliyoruz. İşte Biz, onlara" "Aşağılık/Zelil
Maymunlar olunuz" dedik.
002.66- Bunu, hem Çağdaşlar’ına, hem Halefler’ine/gelecek olanlara bir Nekal
(İbretlik), Muttaqiler’e de bir Mev'ıza (Öğüt) kıldık.
002.67- Hani Musa
Qavm’ine: "Allah, Elbette Sizin bir Sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar:"Bizi
Alay’a mı alıyorsun/İstihza mı ediyorsun?" demişlerdi.
"Cahiller’den olmaktan Allah'a sığınırım" demişti.
002.68- "Rabb'ine Ad’ımıza dua et de, bize
Niteliklerini/nasıl olduğunu açıklasın/beyan etsin." demişlerdi. Demişti ki: "Kesinlikle Allah diyor ki: "O
ne pek Geçkin/ Yaşlı, ne de pek Genç, ikisi arası Dinçlik’tedir. Artık
emrolunduğunuz Şey’i yapın ."
002.69- Demişlerdi ki: "Rabb'ine Adımıza dua et
de, Bize Reng’ini beyan etsin." O da diyor ki: "O, bakanların (n-z-r)
içine surur verecek Sarı bir Sığır’dır." demişti.
002.70- "Rabb'ine Ad’ımıza dua et de, Bize onun
Niteliklerini/mahiyetini açıklasın/ beyan etsin. Çünkü bizce Sığır(lar)
birbirinin benzeridir. İnşaallah Biz Hidayet’e erişiriz." demişlerdi.
002.71- Dedi ki:" O diyor ki: O, Yer’i sürmek ve
Ekin’i/Tarla’yı sulamak için Boyunduruğa alınmayan, Salma ve onda Alaca olmayan
bir Sığır’dır." "Şimdi Gerçeği getirdin." dediler. Böylece
Sığır’ı kestiler, ama neredeyse/ az kalsın yapmayacaklardı.
VIII 72-82 İsrailoğulları’nın
Katı Yürekliliği
002.72- Hani Siz birini öldürmüştünüz de bunda
birbirinize düşmüştünüz. Oysa Allah, sizin gizlediklerinizi Çıkaran'dır.
002.73- Bunun için de:" Ona, onun bir Parça’sıyla
vurun" demiştik. İşte böyle Allah Ölüleri diriltir ve
Size Ayetlerimiz’i gösterir; aqledesiniz diye.
002.74- Sonra Qalpler’iniz yine katılaştı; Taş gibi,
hatta daha katı. Çünkü Taşlar’dan öyleleri vardır ki onlardan
Nehirler doğar/kaynar öyleleri vardır ki yarılır, ondan Sular çıkar, öyleleri
vardır ki Allah Korkusu’yla yuvarlanır/ düşer (ihbut). Allah
yaptıklarınızdan Gafil değildir.
002.75- Artık, onların size inanacaklarını umar
mısınız? Oysa onlardan bir Fırqa, Allah'ın Kelamı’nı dinliyor, Aqıl
erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.
002.76- İnananlar’la karşılaştıklarında
"İnandık" derler; birbiriyle yalnız kaldıklarında/Halvet’te ise,
derler ki: "Allah'ın Size açtıklarını, Rabb'iniz katında Size
karşı onunla çıksınlar diye mi Onlar’la
söyleşiyorsunuz (Tahdis)? Hala
aqıllanmayacak mısınız?"
002.77- Onlar, Allah'ın gizlediklerini/sırladıklarını
da, alenilediklerini de bildiğini
bilmiyorlar mı?
002.78- Ve Onlardan
Ümmi'ler... Kitab'ı bilmezler; ancak bir sürü Emaniyye/
Kuruntu ; onlar ancak zannederler.
002.79- Artık Veyl onlara; ki Kitab'ı kendi Eller’iyle
yazdılar, sonra da az bir Değer/Semen karşılığında satmak için: "Bu Allah katındandır" dediler.
Artık Veyl onlara ,Eller’iyle yazdıklarından dolayı; Veyl onlara kazandıklarından dolayı.
002.80- Derler ki:"Sayılı Günler’in dışında, Ateş
Bize değmeyecektir/ Temas etmeyecektir. "De ki: "Allah
katından bir Ahid mi aldınız? -Ki Allah asla Va'd’inden dönmez- Yoksa Allah'a
karşı bilmediklerinizi mi söylüyorsunuz?"
002.81- Hayır; kim bir Kötülük/Seyyie kazanır da Hata’sı onu kuşatırsa/ İhata ederse, Onlar,
Ateş Ashabı'dırlar, orada Kalıcı'dırlar.
2.82- İnanan ve
Salih Eylemler’de bulunanlar, Onlar da Bahçe Ashabı'dırlar, orada Kalıcı'dırlar.
X 83-86 Sözünde
durmamak
002.83- Hani İsrailoğulları’ndan, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin,
Anne-baba’ya, Yakınlar’a/Akraba’ya, Yetimler’e ve Yoksullar’a iyi davranın,
İnsanlar’a Güzellik’le söyleyin, Salat’ı iqame edin ve Zekat’ı verin" diye
Kesinsöz/Misak almıştık. Sonra Siz, azınız dışında yüzçevirdiniz ve
(hala) çevirmektesiniz/ dönmektesiniz
de.
002.84- Hani Siz’den " Kanlar’ınızı dökmeyin,
birbirinizi Yurtlar’ınızdan çıkarmayın" diye Misak almıştık. Sonra
Sizler bunu onaylamıştınız/ iqrar etmiştiniz, hala da Şahitsiniz.
002.85- Sonra Siz, yine birbirinizi öldürüyor, bir
Bölümünüzü Yurtlar’ından sürüyor ve Günah/İsm ve Düşmanlık’ta aleyhlerinde arka
çıkıyorsunuz ve Size Esir olarak geldiklerinde de onlar’la fidyeleşiyorsunuz.
Oysa Onları çıkarmak, size Haram kılınmıştı. Yoksa Siz, Kitab'ın bir
Bölümü’ne inanıp da bir Bölümü’nü tekfir mi ediyor sunuz? Artık Siz’den böyle
yapanların Cezası, Dünya Hayatı’nda Aşağılık/ Hizyun/Hor olmaktan başkası
değildir; Qıyamet Günü'nde de Azab’ın en Şiddetli olanına uğratılacaklardır.
Allah, yaptıklarınızdan Gafil değildir.
002.86- İşte bunlar, Ahiret'e karşılık Dünya Hayatı’nı
satın alanlardır. Bundan dolayı Azab Onlar’dan hafifletilmez ve Onlar’a Yardım
da edilmez.
002.87- Andolsun, Biz
Musa'ya Kitab verdik ve O'nun ardından peşpeşe Elçiler gönderdik.
Meryem oğlu İsa'ya da Apaçık Belgeler/
Deliller/Beyyinat verdik ve O’nu Ruhu'l-Qudüs'le teyid
ettik/destekledik. Fakat ,Size ne zaman bir Elçi Nefs’ininin hoşlanmayacağı bir
Şey’le gelse, büyüklüklenerek/istikbar ederek bir kısmınız O’nu yalanlayacak
bir kısmınız da O’nu öldürecek misiniz?
002.88- Dediler ki:" Bizim Qalpler’imiz
Örtülü’dür/Qılıflı’dır." Hayır; Allah Küfürlerinden dolayı
Onlar’ı la’netlemiştir. Bundan dolayı onların pek azı inanır.
002.89- Allah katından/tarafından
yanlarındakini/onlar’la olanı Doğrulayıcı/ Tasdik edici bir Kitap geldiği
zaman, -ki bundan önce Küfredenler’e karşı Fetih istiyorlardı - işte irfan
ettikleri(bilip tanıdıkları) gelince, O’nu tekfir ettiler. Artık
Allah'ın La’net’i Kafirler’in üzerinedir.
002.90- Allah'ın Kulları’ndan, dilediğine kendi
Fadl’ından indirmesine bağyederek Allah'ın İndirdikleri’ni Tekfir etmekle,
kendilerini ne Kötü Şey’e Karşılık sattılar. Böylelikle Gazap üzerine Gazab’a
uğradılar. Kafirler için Alçaltıcı bir Azab vardır.
002.91- Onlar’a: "Allah'ın İndirdiği’ne
inanın" denildiğinde: "Biz, Bize indirilene inanırız" derler ve
O'ndan sonra Olan'ı tekfir ederler. Oysa O, yanlarındakini Doğrulayan bir
Gerçek'tir. De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın
Nebileri’ni öldürüyordunuz?"
002.92- Andolsun, Musa
Size Belgelerle/Beyyinat’la geldi. Sonra
siz O'nun arkasından Buzağı’nı (Tanrı) edindiniz. Ve Siz Zalimler’siniz.
002.93- Hani Siz’den Misaq almış ve Tur'u üstünüze
yükseltmiştik/ kaldırmıştık: "Size verdiğimize Sımsıkı/ Quvvetle
yapışın/tutun ve dinleyin."
Demişlerdi ki: "Dinledik ve isyan ettik." Küfürleri
yüzünden Buzağı Qalpler’ine sindirilmişti.
De ki: "İnanıyorsanız, inancınız Size ne Kötü Şey’i
emrediyor?"
002.94- De ki: " Eğer Allah katında Son-Yurd,
başka İnsanlar’ın değil de, yalnızca Sizin ise, doğruysanız/sadıksanız , hemen
Ölüm’ü dileyin/ isteyin."
002.95- Oysa Onlar, önceden Eller’inin taqdim
ettiklerinden dolayı onu Ebediyen temenni etmeyecekler/ dileyemeyeceklerdir.
Allah Zalimler’i Bilen'dir.
002.96- Ve Onları Hayat’a karşı İnsanlar içinde Şirk-
koşanlar’dan daha Tutkun/Haris bulursun. Her biri Bin Sene yaşatılsın ister.
Oysa onun bunca yaşaması, O’nu Azab’tan kurtarmaz. Allah onların yapmakta
olduklarını Gören'dir.
XI11 87-96 Yahudiler
ve Hz.Muhammed
12 97-103 Yahudilerin Peygambere düşmanlıkları
002.97- De ki: "Kim Cibril'e Düşman ise,
gerçekten o Kitab'ı, Allah'ın İzni’yle kendinden öncekileri
Doğrulayıcı/ Tasdiq-edici ve Mü'minler için bir Hidayet ve Müjdeci olarak Senin Qalb’ine indiren O'dur."
002.98- Her kim Allah'a, Meleklerine, Elçiler'ine, Cibril'e ve Mikail'e Düşman ise, artık şüphesiz Allah'da Kafirler’in
Düşmanı’dır.
002.99- Andolsun, Biz Sana Apaçık/Beyyinat Ayetler
indirdik. Onları Fasıqlar’dan başkası tekfir etmez.
002.100-Onlar
ne zaman bir Ahid’de bulunmuşlarsa, içlerinden bir Bölüm’ü onu atıp
bozmadı(n-b-z) mı? Hayır, Onların çoğu inanmazlar .
002.101-Ne
zaman onlara Allah katından yanlarındakini doğrulayan/ Tasdik-eden bir Elçi
gelse, kendilerine Kitab verilenler’den bir Fırqa, sanki kendileri hiç
bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitab'ını arkalarına attılar.
002.102-Ve
Süleyman'ın Mülkü aleyhinde Şeytanlar’ın Uydurdukları’na uydular.
Süleyman ise küfretmedi, ancak
Şeytanlar küfretti. Onlar İnsanlar’a Sihr’i öğretiyorlardı. Babil'deki İki
Meleğe Harut'a ve Marut'a birşey indirilmedi. Ve ikisi
kimseye birşey öğretmezlerdi: "Biz, yalnızca bir Fitne’yiz, sakın
küfretme" demedikce. Fakat (güya) onlardan (ikisinden) (şeytanlar)
Koca ile Karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın
İzni olmadıkca onunla Hiçkimse’ye zarar veremezlerdi. Onlar ise, kendilerine
zarar verecek ve yarar sağlamayacak Şey’i öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu
satın alanın , Ahiret’ten hiçbir Pay’ı olmadığıını bildiler. Kendilerini
karşılığında sattıkları Şey ne kadar Kötü, bir bilselerdi.
002.103-Ve eğer onlar, inansalar ve
sakınsalardı, Sevab Allah katında gerçekten daha Hayırlı olurdu, bir
bilselerdi.
XII13 104-112 Eski
Kitapların Neshi
002.104-Ey
inananlar! "Raina/ Bizi güt/ bizi gözet /bize bak"
demeyin. "Unzurna/ bizi gözet/ bize bak /bize bakar mısın" deyin ve
dinleyin. Kafirler için Acıklı/ Elim bir Azab vardır.
002.105-
Kitap Ehli'nden küfredenler ve
Müşrikler, Rabb'inizden üzerinize bir Hayr’ın indirilmesini arzu
etmezler. Allah ise, dilediğine Rahmet’ini tahsis eder. Allah Büyük
Fadl-sahibi’dir.
002.106-Biz,
ondan daha Hayırlı’sını veya bir benzerini getirinceye dek hiç bir Ayet’i
neshetmez veya unutturmayız. Bilmez misin ki Allah, gerçekten Herşey’e
Güçyetiren'dir.
2.107- Bilmez misin ki, gerçekten Gökler’in ve Yer’in
Mülkü Allah'ındır. Ve sizin Allah'tan başka Veliniz/ Koruyucunuz da Yardımcınız
da yoktur.
002.108-Yoksa
daha önce Musa'nın sorguya çekildiği
gibi, siz de Elçi’nizi sorguya mı çekmek istiyorsunuz? Kim İman’ı
Küfr’e değişirse, artık o Düz-yol’dan sapmış olur.
002.109-Kitap
Ehli'nden çoğu, kendilerine Gerçek Apaçık Belli olduktan sonra, kendilerini
(kuşatan) Kıskançlık’tan/ Hased’den dolayı, İman’ınızdan sonra sizi Küfr’e
döndürmek arzusunu duydular. Fakat, Allah'ın
emri gelinceye kadar onları bırakın/ afvedin ve ilişmeyin/. Elbette
Allah, Herşey’e Güçyetiren'dir.
002.110-Salat’ı
iqame edin, Zekat’ı verin. Önceden kendiniz için Hayır olarak neyi taqdim ederseniz,
onu Allah katında bulacaksınız. Elbette Allah, yapmakta olduklarınızı
Gören'dir.
002.111-Dediler
ki: "Yahudi veya Hrıstiyan olmadıkca ,kimse Bahçe'ye giremez. "Bu
onların Kuruntular’ıdır/ Emaniyye. De
ki: "Eğer Doğru’ysanız/Sadıq’sanız Burhan’ınızı getirin."
002.112-Aksine,
kim İyilikyapıcı/Muhsin olarak Yüz’ünü Allah'a teslim ederse, artık
onun Rabb'i katında Ecr’i vardır. Onlar
için Korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir.
XIII14 113-121 İslamiyetin
Mükemmel rehberliği
002.113-Yahudiler
dedi ki:"Hristiyanlar bir Şey üzerinde değillerdir.", Hristiyanlar
da: "Yahudiler bir Şey üzerinde değillerdir." dediler.
Oysa onlar, Kitab'ı tilavet ediyorlar. Bilmeyenler de, onların
söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Artık Allah, Qıyamet Günü anlaşmazlığa
düştükleri/ihtilaf ettikleri Şey’de aralarında hüküm verecektir.
002.114-Allah'ın
Mescidleri'nde O'nun İsm’inin anılmasını engelleyen ve onların Harab’ına
çabalayan/ sa’yeden’den daha Zalim kimdir?
Onların (durumu) içlerine korkarak girmekten başkası değildir. Onlar
için Dünya’da bir Aşağılanma/Hizyun, Ahiret'te de Büyük bir Azab vardır.
002.115-Doğu da, Batı
da Allah'ındır. Her nereye dönerseniz/yönelirseniz Allah'ın Yüz’ü oradadır.
Elbette Allah, Kuşatan'dır/ Geniş'dir ve Bilen'dir.
002.116-Dediler ki:
"Allah Veled edindi." O, Subhan'dır'. Aksine, Gökler’de ve Yer’de her
ne varsa O'nundur, Tümü/hepsi O'na gönülden boyun eğmişlerdir.
002.117-Gökler’i ve
Yer’i Yaratan'dır (b-d-a). O, bir İş’in
olması belirleyince , ona yalnızca
"ol" der, o da oluverir.
002.118-Bilgisizler,
dediler ki: "Allah bizimle konuşmalı veya bize de bir Ayet gelmeli değil
miydi?" Onlardan öncekiler de onların bu söylediklerinin benzerini
söylemişlerdi. Qalpler’i birbirine benzeşti. Biz, yaqînen-inanan bir
Qavm’e Ayetler’i Apaçık beyan ettik.
002.119-Elbette Biz
Seni bir Müjdeci ve bir Uyaran olarak Haqq ile gönderdik. Sen Cahim
Ashabı'ndan Sorumlu değilsin.
002.120-Sen onların
Milletlerine uymadıkca, Yahudi ve Hristiyanlar Sen’den Kesinlikle Hoşnut
olmazlar. De ki: "Elbette Hidayet/hüda, Allah'ın
Hidayeti'dir." Eğer sana gelen bunca İlim’den sonra onların Hevalar’ına
uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir Veliy/ Koruyan vardır ne de bir
Yardımcı vardır.
002.121-Kendilerine
verdiğimiz Kitab'ı Haqq bir Tilavet’le tilavet edenler, işte O'na inananlar
bunlardır. Kim de O'nu tekfir ederse, artık onlar kaybedenlerdir.
XIV15 122-129 İbrahim'in
sözleşmesi
002.122-Ey
İsrailoğulları! Size bağışladığım/en'am ettiğim Ni’met’imi ve sizi
Alemler’e elbette tafdil ettiğimi anın/
hatırlayın.
002.123-Ve
Hiçkimse’nin Hiçkimse’ye bir Şey ödeyemeyeceği, Hiçkimse’den bir Fidye
alınmayacağı ve Hiçkimse’den bir Şefaat’ın qabul edilmeyeceği ve Yardım
görülmeyeceği bir Gün’den sakının.
002.124-Hani
Rabb'i, İbrahim'i birtakım Kelimeler’le
denemişti. O da bunları yerine
getirmişti. "Seni elbette İnsanlar’a İmam kılacağım" demişti.
"Ya Zürriyet’imden olanlar?" deyince "Zalimler benim Ahd’ime
erişemez /nail olamaz" demişti.
002.125-Hani
Biz Ev'i İnsanlar için bir Toplanma/Mesabe ve Güvenlik/Eminlik kıldık. "İbrahim'in Maqamı'nı Musalla edinin",İbrahim ve İsmail'e de,
"Evi'mi tavaf edenler, itikaf’a çekilenler ve Ruqu ve Secde
edenler için temizleyin/tathir" diye Ahid verdik.
002.126-Hani
İbrahim: "Rabb'im, bu Belde'yi
bir Güvenlik-yeri kıl ve Ehli'nden Allah'a ve Son Gün’e inananları Ürünler’le
rızıqlandır" demişti de "Küfredeni de az bir Süre yararlandırır,
sonra onu Ateş Azabı’na uğratırım. O ne Kötü bir Aqıbet/Dönüş’tür." demişti.
002.127-İbrahim, İsmail'le birlikte Ev'in
Sutunları’nı yükselttiğinde
(demiştilerdi ki) "Rabb'imiz! Bizden qabul et, Elbette Sen
İşiten'sin ve Bilen'sin."
002.128-"Rabb'imiz!
İkimizi sana teslim olmuş kıl ve Zürriyet’imizden da sana teslim olmuş bir
Ümmet. Bize Menasıq’ı göster ve Tevbe’mizi qabul et. Elbette Sen
Tevbekabuleden'sin ve Esirgeyen'sin."
002.129-"Rabb'imiz!
İçlerinden onlara bir Elçi ba'set, onlara Ayetler’ini tilavet etsin,
Kitab'ı ve Hikmet'i öğretsin ve onları arındırsın. Elbette Sen Aziz'sin,
Hakim'sin."
XV16 130-141 İbrahim'in
Dini
002.130-Kendini
Aşağılık/Sefih kılandan başka, İbrahim'in
Milleti'nden kim yüz çevirir(r-g-b)? Andolsun, Biz O'nu Dünya’da seçtik
(istafa), gerçekten O Ahiret'e de Salihler’dendir.
002.131-Rabb'i
O'na: "Teslim ol" deyince "Alemler’in Rabb'ine teslim
oldum" demişti.
002.132-Bunu
İbrahim, Oğullar’ına vasiyet etti, Ya’qub da: " Ey
Oğullarım! Elbette Allah sizlere bu Din’i seçti (İstefa), siz de ancak Müslüman
olarak ölün" (demişti.)
002.133-Yoksa
siz, Ölüm Ya’qub'a hazırlandığında,
orada Şahidler miydiniz? O, Oğullar’ına: "Ben’den sonra kime kulluk
edeceksiniz?" demişti de, onlar: "Senin İlah'ına ve
Babaların İbrahim, İsmail ve İshaq'ın İlah'ı olan Tek bir İlah'a
kulluk edeceğiz, bizler ona teslim olmuşlarız" demişlerdi.
002.134-Onlar
bir Ümmet’ti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin
kazandıklarınızda sizedir. Siz, onların yaptıklarından Sorumlu
tutulmayacaksınız. "
002.135-Dediler
ki: "Yahudi veya Hristiyan olun ki hidayet’e eresiniz." De ki:
"Aksine, Hanif İbrahim'in
Millet’i üzerindeyiz. O Müşrikler'den değildi.
002.136-Deyin
ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim,
İsmail, İshaq, Ya’qub ve Torunlar’ına
indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile Nebiler'e
Rabb'lerinden verilene inandık. Onlardan hiçbiri’ni diğerinden ayırmayız ve biz
O'na teslim olmuşlarız."
002.137- Eğer onlar da sizin inandığınız gibi
inanırlarsa, elbette ihtida etmiş olurlar, yok eğer yüz çevirirlerse ,onlar
elbette bir Ayrılık/Şikak içindedirler.
Onlara karşı Allah sana yeter. O
İşiten'dir, Bilen'dir.
002.138-Allah'ın
Boyası. Allah'tan daha Güzel Boyası olan kim? Biz O'na kulluk
edenleriz.
002.139-De
ki: "O bizim de Rabb'imiz ,sizin de Rabb'iniz iken bizimle Allah hakkında
tartışmalara mı giriyorsunuz? Bizim Eylemlerimiz bizim, sizin
Eylemleriniz de sizindir. Biz, O'na Muhlis olanlarız."
002.140-Yoksa
siz, gerçekten İbrahim'in, İsmail'in, İshaq'ın, Ya’qub'un ve
Torunlar’ının Yahudi veya Hristiyan
olduklarını mı söylüyorsunuz: De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa
Allah mı? Allah'tan kendisinde olan bir Şehadet’i ketmedenden daha
Zalim olan kimdir? Allah yaptıklarınızdan
Gafil değildir.
002.141-Onlar
bir Ümmet’ti, gelip geçti. Kazandıkları onların, kazandıklarınız da sizindir.
Siz, onların yaptıklarından Sorumlu değilsiniz.
XVI17 142-147 Kabenin
Kıble Oluşu
002.142-İnsanlar’dan
Bazı Sefihler:" Onları daha önce üzerinde bulundukları Qıbleler’inden çeviren nedir?” diyecekler. De ki: "Doğu'da,
Batı'da Allah'ındır. Kimi dilerse Müstaqim Yol’a iletir.
002.143-Böylece
Biz sizi, İnsanlar’a Şahid olmanız için Vasat/ Uygun bir Ümmet kıldık. Elçi'de
üzerinize bir Şahid olsun. Senin üzerinde -bulunduğunu Qıble
yapmamız, Elçi'ye uyanları, İki Topuğu üzerinde gerisin geri
Dönenler’den ayırtetmek içindir. Doğrusu/ Gerçi bu Allah'ın Hidayet’e
ulaştırdıklarının dışında kalanlar için
Büyük’tür. Allah, İman’ınızı boşa çıkaracak değildir. Elbette Allah, İnsanlar’a
Şefkatli'dir, Esirgeyen'dir.
002.144-Biz,
Senin Yüzünü çok defa Sema’ya doğru çevirdiğini görüyoruz. Şimdi
elbette Seni Hoşnud olacağın Qıble’ye çeviriyoruz. Artık Yüz’ünü Mescid-i Haram
Yönü’ne çevir. Her nerede bulunursanız, Yüz’ünüzü onun Yön’üne
çevirin. Elbette kendilerine Kitab verilenler bunun Rabb'lerinden
bir Gerçek olduğunu bilirler. Allah
yaptıklarınızdan Gafil değildir.
002.145-Andolsun,
Sen kendilerine Kitap-verilenler’e her Ayet’i getirsen, yine de Onlar senin
Qıble’ne uymaz, Sen de Onların Qıbleler’ine uyacak değilsin. Onlardan bir
kısmı, bir kısmının Qıble’sine de uymaz. Andolsun, eğer Sana gelen bunca İlim’den
sonra Onların Heva’larına uyacak olursan, elbette Sen de Zalimler’den olursun.
002.146-Kendilerine
Kitap verdiklerimiz, O'nu, Oğullar’ını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir Fırqa
bildikleri halde elbette Gerçeği ketmederler.
002.147-Haqq
Rabb'indendir. O halde Sakın Kuşkulananlar’dan (mümterin) olma.
XVII18 148-152 Kabenin
Kudsiyeti
002.148-Herkesin
Yüz’ünü kendisine doğru çevirdiği bir Yön/Viche vardır. Öyleyse
Hayırlar’da birbirinizle yarışınız/ koşuşunuz. Her nerede olursanız,
Allah sizleri bir araya getirecektir .Elbette Allah, Herşey’e Güçyetiren'dir.
002.149-Her
nereden çıkarsan, Yüz’ünü Mescid-i Haram Yönü’ne çevir. Elbette bu Rabb'inden
olan bir Haqq'tır. Allah yaptıklarınızdan Gafil değildir.
002.150-Her
nereden çıkarsan, Yüz’ünü Mescidi Haram Yönü’ne çevir. Her nerede
olursanız Yüz’ünüzü onun Yönüne çevirin/döndürün. Öyleki, onlardan
Zulmedenler’in dışında İnsanlar’ın size
karşı Huccetler’i olmasın. Onlardan korkmayın(h-ş-y), Ben’den
korkun, üzerinizdeki Ni’met’imi tamamlayayım, hidayet’e erersiniz
diye.
002.151-Öyleki
içinizden kendinizden size Ayetler’imizi tilavet edecek, Sizi arındıracak, Size
Kitab ve Hikmet'i öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek/ belletecek bir Elçi
göndendik.
002.152-Öyleyse
Beni anın/zikredin, Ben de Sizi anayım
ve Bana şükredin ve küfretmeyin.
XVIII19 153-163 Katlanılacak
Zahmetler
002.153-Ey
İnananlar! Sabır’la ve Salat’la Yardım dileyin. Gerçekten Allah,
Sabredenler’le beraberdir.
002.154-Ve
sakın Allah Yolu’nda öldürülenlere "Ölüler" demeyin. Aksine Onlar
Diri’dirler. Fakat Siz bunu şuuredemezsiniz.
002.155-Andolsun
Biz Sizi bir Parça Korku, Açlık ve bir Parça Mallar’dan, Canlar’dan ve
Ürünler’den eksiltmekle İmtihan edeceğiz. Sabeedenler’e müjdele.
002.156-Onlara
bir Musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz Allah'a aidiz ve
Elbette O'na Dönücüler’iz"
002.157-Rabb’lerinden
Bağışlanma ve Rahmet bunların üzerinedir ve Hidayet’e erenler de bunlardır.
002.158-Şüphesiz,
Safa ile Merve Allah'ın İşaretleri’ndendir. Böylece kim Ev'i hacceder veya Umre
yaparsa, artık bu ikisini Tavaf etmesinde kendisi için bir Sakınca yoktur.
Kim de Gönül’den bir Hayır yaparsa (karşılığını alır). Şüphesiz Allah,
Şükr’ün Karşılığını verendir, Bilen'dir.
002.159-Gerçek,
apaçık Belgeler’den indirdiklerimizi ve İnsanlar için Kitap'ta açıkladığımız
Hidayet’i gizlemekte olanlar, işte Onlar’a, hem Allah la’net eder, hem de
La’net ediciler la’net eder.
002.160-Ancak
Tevbe edenler, (kendilerini) düzeltenler ve O’nu açıklayanlar, artık onların Tevbeler’ini
qabul ederim. Ben, Tevbeler’i qabul ederim, Rahim'im.
002.161-Elbette,
küfredip Kafir olarak ölenler, Allah'ın, Melekler’in ve bütün İnsanlar’ın
La’net’i bunların üzerinedir.
002.162-Onda
Temelli Kalıcı’dırlar, Onlar’dan Azab hafifletilmez ve Onlar gözetilmezler de.
002.163-Sizin
İlah'ınız Tek bir İlah'tır. O'ndan başka hiçbir İlah yoktur.O, Rahman'dır,
Rahim'dir.
XIX20 164-167 Vahdaniyetin
galebesi
002.164-Gerçek
şu ki, Gökler’in ve Yer’in yaratılmasında Gece ile Gündüz’ün ardarda gelmesinde, İnsanlar’a Yararlı Şeyler’le
Deniz’de yüzen /süzülen Gemiler’de, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle
Ölüm’ünden sonra Arz’ı dirilttiği Su’da , orada yaydığı debelenen Her Canlı’da,
Rüzgarlar’ı estirmesinde, Gök’le Yer arasında Boyun eğdirilmiş Bulutlar’ı
evirip çevirmesinde/döndürmesinde düşünen bir Topluluk için gerçekten Ayetler
vardır.
002.165-İnsanlar
içinde/arasında Allah'tan başkasını Endad tutanlar vardır. Onları
Allah'ı sever gibi severler. İman edenler’in Allah'a olan Sevgi’si ise, daha Güçlü’dür.
O zulmedenler, Azab’a uğrayacakları zaman, hiç tartışmasız Bütün Quvvet’in
Tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği Azab’ın gerçekten Şiddetli
olduğunu bir bilselerdi.
002.166-Öyle
ki (o gün) kendilerine Uyulanlar, kendilerine Uyanlar’dan kaçmışlardır.
Onlar Azab’ı görmüşlerdir ve aralarındaki Bütün Bağlar kopmuştur.
2.167- Uyanlar derler ki: "Eğer bize bir kere
(dönme) Fırsat’ı verilseydi elbette,
onların Biz’den uzaklaştıkları gibi, Biz de onlar’dan uzaklaşsaydık. "Böylece
Allah, onlar’a bütün yaptıklarını Kahırlı Özlemler’le/ Pişmanlık’la
gösterecektir. Ve Onlar Ateş’ten de çıkacak değillerdir.
XX21 168-176 Haram
Olan Yiyecekler
002.168-Ey
İnsanlar, Yer’de olan Şeyleri Helal ve Temiz olarak yiyin ve Şeytan’ın Adımları’nı izlemeyin. Gerçekte
o Sizin için Apaçık bir Düşman’dır.
002.169-O,
size yalnızca Kötülüğü, Fahşa’yı ve Allah'a karşı bilmediğiniz Şey’i
söylemenizi emreder.
002.170-Ne
zaman Onlar’a: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar:"
Hayır, Biz Atalar’ımızı üzerinde bulduğumuz Şey’e uyarız." derler.
Ya Atalar’ınız düşenememiş ve Doğru Yolu da bulamamışlarsa da mı?
002.171-Küfredenler’i
(Davet edeni)n Örneği;
Haykıran’ın/Çoban’ın Örneği gibidir. Çağırma ve Bağırma’dan başka bir
Şey’i duymazlar. Onlar, Sağır’dırlar, Dilsiz’dirler, Kör’dürler. Bundan dolayı
aqıl erdiremezler.
002.172-Ey
İman edenler, Size Rızıq olarak verdiklerimizin Temiz olanlarından yiyin ve
yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, Allah'a şükredin.
002.173-O,
size Ölü’yü ,Kan’ı, Domuz Eti’ni ve Allah'tan başkası Adına kesilmiş olan’ı
kesin olarak Haram kıldı. Fakat kim kaçınılmaz olarak Muhtaç
kalırsa, Taşkınlık yapmamak ve Hadd’i aşmamak şartıyla O’na bir Günah yoktur.
Gerçekten Allah, Gafur'dur, Rahim'dir.
002.174-Allah'ın
indirdiği Kitap'tan bir Şey’i gözardı edip saklayanlar ve onunla Değer’i az bir
Şey’i satın alanlar, onların yedikleri, Karınlar’ında Ateş’ten başkası
değildir. Allah da Qıyamet Günü Onlar’la konuşmaz ve Onlar’ı
arındırmaz. Ve Onlar için Elim bir Azab da
vardır.
002.175-Onlar,
Hidayet’e Karşılık Dalalet’i, Bağışlanma’ya Karşılık Azab’ı satın almışlardır.
Ateş’e Karşı ne kadar Dayanıklı’dırlar.
002.176-Bu,
Allah'ın Kitab’ı Elbette Haqq olarak indirmesindendir. Kitap
Konusu’nda anlaşmazlığa düşenler ise Uzak bir Ayrılık (Şikak) içindedirler.
XXI22 177-182 Kısas
ve Vasiyet
002.177-Yüzler’inizi
Doğu’dan ve Batı’dan yana çevirmeniz Birr değildir. Ama Birr, Allah'a, Ahiret
Günü'ne, Melekler’e, Kitab'a ve Nebiler’e iman eden, ona olan Sevgiler’ine
rağmen, Mal’ı Yakınlar’a, Yetimler’e, Yoksullar’a , Yoloğlu’na, Dilenen’e ve
Köleler’e veren, Salat’ı kılan, Zekat’ı veren ve ahidleştiklerinde Ahidler’ine
Vefa gösterenler ile Zor’da, Hastalık’ta ve Savaş’ın kızıştığı Zamanlar’da
Sabredenler (inkidir). İşte bunlar Sadıqlar’dır ve bunlardır Müttaqî olanlar.
002.178-Ey
İman edenler, Öldürülenler Konusunda
Size Qısas yazıldı. Hürr'e karşı Hürr, Köle’ye karşı Köle, Dişi’ye karşı
Dişi. Fakat kimin Leh’inde Kardeş’i
tarafından (Suçunun bir kısmı) bağışlanırsa, artık Örf’e
uymak ona Güzellikle (Diyet) ödemek düşer. Bu Rabb’inizden bir
Hafifletme ve bir Rahmet’tir. Artık kim de bundan sonra Tecavüz’de bulunursa,
onun için Elem Verici bir Azab vardır.
002.179-Ey
Ulu’l-Elbab, Qısas’ta Sizin için Hayat vardır, Umulur ki
sakınırsınız.
002.180-Siz’den
birine Ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir Hayır bırakmışsa, Ana’ya,
Baba’ya ve Yakın Aqraba’ya bilinen bir tarzda Vasiyet’te bulunması -Allah'a
karşı gelmekten Sakınanlar’a bir Haqq olarak; Size yazıldı.
2.181- Bundan böyle kim onu işittikten sonra değiştirirse,
Günah’ı elbette onu değiştirenin üzerinedir. Elbette Allah
İşiten'dir, Bilen'dir.
002.182-Bunun
yanında, kim, Vasiyet edenin Haqsızlığa Eğilim göstereceğinden ya da Günah’a
gireceğinden korkup da ikisinin arasını düzeltirse, artık ona da Günah yoktur.
Gerçekten Allah, Gafur’dur, Rahim’dir.
XXIII 183-188 Oruc
002.183-Ey
İman edenler, Siz’den öncekilere yazıldığı gibi, Oruç Size de yazıldı. Umulur
ki sakınırsınız.
002.184-Sayılı
Günler’dedir. Artık Siz’den kim Hasta ya da Yolculuk’ta olursa tutamadığı
Günler sayısınca başka Günler’de. Ona dayanabilenlerin üzerine de
bir Yoksul Doyumu Fidye. Kim Gönül’den bir Hayır yaparsa bu da
kendisi için Hayırlı’dır. Oruç tutmanız eğer bilirseniz Sizin için Daha
Hayırlı’dır.
002.185-Şehr-u
Ramazan. İnsanlar için Hidayet olan ve Doğru Yolu ve Haqq ile Batıl’ı
birbirinden ayıran Apaçık Belgeleri kapsayan Qur'an onda indirilmiştir. Öyleyse
Siz’den kim bu Ay’a (Şehr) Şahid olursa onu tutsun. Kim de Hasta veya
Yolculuk’ta olursa, tutamadığı Günler Sayı’sınca diğer Günler’de. Allah
Size Kolaylık diler, Size Zorluk dilemez. Bu Sayı’yı tamamlamanız ve Sizi
Hidayet’e ulaştırmasına karşılık Allah'ı Büyük tanımanız içindir. Umulur ki
şükredersiniz.
002.186-Kullarım
Beni Sana soracak olursa, işte Ben pek Yakın’ım. Bana dua ettiği zaman dua
eden’in Dua’sına Cevap veririm. Öyleyse, Onlar da Benim Çağrım’a Cevap
versinler ve Bana İman etsinler. Umulur ki irşad olurlar.
002.187-Oruç
Gecesi’nde Kadınlar’ınıza yaklaşmak Size Helal kılındı. Onlar, Sizin
Örtüler’iniz, Siz de onların Örtü’süsünüz. Allah, gerçekten Sizin,
Nefisler’inize İhanet etmekte olduğunuzu bildi ,Tevbe’nizi qabul etti ve Sizi
bağışladı. Artık onlar’a yaklaşın ve Allah'ın Sizin için yazdıklarını dileyin.
Fecr Vakti, sizce Beyaz İplik Siyah İplik’ten ayırdedilinceye kadar
yiyin, için. Sonra Gece’ye kadar Oruc’u tamamlayın. Mescidler’de
İtikaf’ta olduğunuz zamanlarda da Onlar’a yaklaşmayın. Bunlar,
Allah'ın Sınırları’dır. Onlara yanaşmayın. İşte Allah, İnsanlar’a Ayetler’ini
böylece açıklar, umulur ki sakınırlar.
002.188- Mallar’ınızı Haqsızlık’la aranızda yemeyin
ve Siz bile bile Günah’la İnsanlar’ın Malları’ndan bir Bölümü’nü yemeniz için
onları Hakimler’e aktarmayın.
XXIII24 189-196 Müdafaa harbi
002.189-Sana,
Hilaller’i sorarlar. De ki:" O, İnsanlar ve Hacc için belirlenmiş
Vakitler’dir. Birr, Evler’e
arkalarından gelmeniz değildir, ama Birr sakınanlar’ınkidir. Evler’e
Kapıları’ndan girin. Allah'tan sakının, umulur ki Kurtuluş’a erersiniz.
002.190-Sizin’le
Savaşanlar’a karşı Allah Yolu’nda savaşın, aşırı gitmeyin. Elbette Allah
Aşırı-gidenler’i sevmez.
2.191- Onları, (Savaş’ta) bulduğunuz Yer’de öldürün ve
Sizi çıkardıkları Yer’den Siz de Onlar’ı çıkarın. Fitne, Öldürme’den
Beter’dir. Onlar Size karşı savaşıncaya kadar Siz, Mescid-i Haram
yanında orada onlar’la savaşmayın. Sizin’le savaşırlarsa Siz de
Onlar’la savaşın. Kafirler’in Ceza’sı işte böyledir.
002.192-Onlar,
son verirlerse ( Siz de son verin).Şüphesiz Allah, Gafur'dur, Rahim'dir.
002.193-Fitne
kalmayıncaya ve Din Allah'ın oluncaya kadar onlar’la savaşın. Eğer
vazgeçerlerse, artık Zulum yapanlardan başkasına Düşmanlık yoktur.
002.194-Haram
Ay, Haram Ay’a Karşılık’tır. Hürmetler Karşılıklı’dır. Öyleyse kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz
de ona saldırın. Allah'tan İttiqa edin ve bilin ki kesinlikle Allah,
Muttaqiler’le beraber’dir.
002.195-Allah
Yolu’nda infaq edin ve kendinizi kendi El’inizle Tehlike’ye atmayın. İhsan
edin. Elbet Allah Muhsinler’i sever.
XXIV25 197-210 Hac
002.196-Hacc’ı
da, Umre’yi de Allah için tamamlayın. Eğer kuşatılırsanız, artık Size Kolay
gelen Hedy’i (gönderin). Qurban Yeri’ne varıncaya kadar Başlar’ınızı Traş
etmeyin. Kim Siz’den Hasta ise ya da Baş’ından Şikayet’i varsa, onun
ya Oruç ya Sadaqa veya Hedy olarak Fidye (vermeli). Güvenliğe
kavuşursanız, Hacc’a kadar Umre ile yararlanmak isteyene, kolayına
gelen bir Hedy. Bulamayana da, Hacc’da üç Gün, döndüğünüzde de yedi
olmak üzere, bunlar tamı tamına On Oruç var’dır. Bu Ailesi Mescid-i Haram'da
olmayanlar için’dir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, Cezası kesinlikle pek Çetin-olan’dır.
002.197-Hacc,
Bilinen Aylar’dır. Böylelikle kim onlarda Hacc’ı farzederse, Hacc’da
Kadın’a yaklaşmak, Fısq yapmak ve Kavga’ya girişmek yok’tur. Siz,
Hayır adına ne yaparsanız, Allah, onu bilir. Azık edinin, kuşkusuz, Azığın en
Hayırlısı Taqwa’dır. Ey Ulu’l-Elbab, Ben’den ittiqa edin.
002.198-Rabb’inizden
bir Fazl istemenizde size Sakınca yoktur. Arafat'tan hep birlikte indiğinizde Allah'ı, Meş'ar'ı
Haram'da anın. O Sizi nasıl Doğru Yol’a hidayet etmişse, Siz de O'nu
anın. Gerçek şu ki, siz bundan önce Dalalet’te olanlardandınız.
002.199-Sonra
insanlar’ın akın ettiği Yer’den Siz de akın edin ve Allah'tan Bağışlanma
dileyin. Şüphesiz Allah Gafur'dur. Rahim'dir.
002.200-İbadetler’inizi
bitirdiğinizde, artık Atalar’ınızı andığınız gibi hatta ondan da Quvvetli bir
Anma ile Allah'ı anın. İnsanlar’dan öylesi vardır ki:
"Rabb'imiz bize Dünya’da ver" der, onun Ahiret’te Nasib’i yok’tur.
002.201-Onlar’dan
öylesi de vardır ki: "Rabb'imiz, bize Dünya’da da Hasene ver, Ahiret'te de
Hasene. Ve bizi Ateş’in Azabı’ndan koru." der.
002.202-İşte
bunların kazandıklarına Karşılık Nasibler’i var’dır. Allah, Hesab’ı pek Seri
Gören’dir.
002.203-Sayılı
Günler’de Allah'ı anın. İki Gün’de Elini Çabuk tutana Günah Yok’tur, Geri
kalan’a da Günah yok’tur.(Bu) sakınan için. Allah'tan ittiqa edin ve gerçekten
bilin ki, Siz O'na döndürüleceksiniz.
002.204-İnsanlar’dan
öylesi vardır ki, Dünya Hayatı’na ilişkin Sözler’i Senin hoş’una
gider ve Qalb’indekine rağmen Allah'ı
Şahid getirir; oysa o Azılı bir Düşman’dır.
002.205-O,
İş Başı’na geçti mi Arz’da fesat çıkarmaya, Ekin’i ve Nesli Helak etmeye
çabalar. Allah ise Fesad’ı sevmez.
002.206-O’na:
"Allah'tan kork" denildiği zaman, O’nu Büyüklük Gururu Günah’a
sürükleyerek kuşatır. Böylesine Cehennem yeter; ne kötü Yatak’tır o.
002.207-İnsanlar’dan
öylesi de vardır ki, Allah'ın Rızası’nı aramak
için Nefs’ini Satın alır. Allah Kullar’ına karşı Şefkatli
olan’dır.
002.208-Ey
İman edenler, hepiniz Topluca Silm'e girin ve Şeytan’ın Adımları’nı izlemeyin. Çünkü o, Size Apacık bir
Düşman’dır.
002.209-Size,
apaçık Ayetler geldikten sonra yine Ayağınız kayarsa, bilin ki Allah, Aziz'dir,
Hakim'dir.
002.210-Onlar,
Bulut Gölgeleri içinde Allah'ın
Melekler’le Onlar’a gelmesini ve İş’in bitirilmesini mi gözlüyorlar?
Oysa İşler Allah'a döner.
XXV26 211-216 Mü'minlerin
Uğradıkları Mihnetler
002.211-İsrailoğulları’na sor, Onlar’a nice Açık Ayet
verdik. Kendilerine geldikten sonra kim Allah'ın Ni’meti’ni değiştirirse,
elbette Allah, Ceza’sı pek Şiddetli olan’dır.
002.212-İnkar
edenler’e Dünya Hayatı Çekici kılındı. Onlar, İman edenler’den
kimileriyle alay ederler. Oysa Mutteqîler, Qıyamet Günü onlar’ın üstündedirler.
Allah, dilediğine Hesapsız Rızıq verir.
002.213-İnsanlar
Tek bir Ümmet’ti. Allah, Müjdeciler ve Uyarıcılar olarak Nebiler
gönderdi ve beraberlerinde İnsanlar’ın anlaşmazlığa düştükleri Şeyler
Konusunda, aralarında Hüküm vermek üzere Haqq Kitaplar indirdi. Oysa
kendilerine Apaçık Ayetler geldikten sonra , birbirlerine karşı olan Bağy
yüzünden Anlaşmazlığa düşenler, o verilenlerden başkası değildir.
Böylece Allah, İman edenleri, hakkında Ayrılığa düştükleri Gerçeğe kendi
İzniyle eriştirdi. Allah kimi dilerse onu Doğru’ya iletir.
002.214-Yoksa
Siz’den önce gelip geçenlerin Hal’i, başına gelmeden Bahçe'ye gireceğinizi mi
sandınız? Onlar’a öyle bir Yoksulluk, öyle dayanılmaz bir Zorluk
çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda Elçi ve beraberindeki Mü'minler’le:
" Allah'ın Yardım’ı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin.
Elbette Allah'ın Yardım’ı pek Yakın’dır.
002.215-Sana
neyi İnfaq edeceklerini sorarlar. De ki: "Hayır olarak İnfaq edeceğiniz
şey, Anne-baba’ya, Yakınlar’a, Yetimler’e, Yoksullar’a ve Yoloğlu’nadır. Hayır
olarak her ne yaparsanız; Allah onu
elbette bilir."
002.216-Savaş
,hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı. Olurki hoşunuza gitmeyen bir Şey,
Sizin için Hayırlı’dır ve olur ki, sevdiğiniz Şey de Sizin için bir Şerr’dir. Allah bilir de Siz bilmezsiniz.
XXVVII27 217-221 Çeşitli
Meseleler
002.217-Sana
Haram olan Ay’ı, onda Savaşma’yı sorarlar. De ki:" Onda savaşmak Büyük
(bir şey). Allah katında ise, Allah'ın Yolu’ndan alıkoymak, onu
inkar etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve Halq’ını oradan çıkarmak daha
Büyük. Fitne ise, Qatil’den Beter’dir." Eğer güç yetirirlerse, Sizi
Din’inizden geri çevirinceye kadar sizin’le Savaşma’yı sürdürürler. Siz’den kim
Dininden geri döner ve Kafir olarak ölürse, artık Onların bütün Çalışmaları
Dünya’da da Ahiret'te de boş’a çıkmıştır ve Onlar Ateş’in Halkı’dırlar, onda
Sürekli kalacaklardır.
002.218-Elbette
İman edenler, Hicret edenler ve Allah Yolu’nda Cihad edenler, işte
onlar, Allah'ın Rahmeti’ni umabilirler. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
002.219-Sana
Hamr’ı ve Kumar’ı sorarlar. De ki: "Onlarda hem Büyük Günah, hem
İnsanlar için Yararlar var’dır. Ama Günahlar’ı Yararları’ndan daha Büyük’tür.
Ve Sana neyi infaq edeceklerini sorarlar. De ki: "( İhtiyaç’tan )
Artakalan’ı." Böylece Allah, size Ayetler’ini açıklar, umulur ki
düşünürsünüz.
002.220-Hem
Dünya’da hem Ahiret'de. De ki: " Onları ıslah etmek Hayırlı’dır. Eğer
Onlar’ı aranıza katarsanız, artık onlar Sizin Kardeşleriniz’dir. Allah
fesat çıkaranı Islah edici’den bilir. Eğer Allah dileseydi Size Güçlük çıkarırdı.
Elbette Allah Aziz'dir, Hakim'dir.
XXVIII28 222-228 Kadınların
Özel Halleri ve İddet
002.221-Müşrikeler’i
İman edene dek niqahlamayın; Mü’mine bir Emeh
hoş’unuza gitse de Müşrike’den Hayırlı’dır. Müşrikler’i de nikahlamayın
ta İman edene dek. Mü'min bir Abd (Köle) hoş’unuza gitse de Müşrik’ten daha
Hayırlı’dır. Onlar Ateş'e çağırırlar, Allah ise kendi İzni’yle
Bahçe'ye ve Mağfiret’e çağırır. O iİnsanlar’a Ayetler’ini açıklar. Umulur
ki Öğüt alırlar.
002.222-Sana Mehiz'i (ayhali) sorarlar. De ki: "O bir
Eza’dır/ Rahatsızlık’tır. Ayhali’nde Kadınlar’dan ayrılın ve
temizleninceye kadar /ondan kurtulana dek onlar’a yaklaşmayın. Temizlendiklerinde,
Allah'ın Size emrettiği Mahal’den Onlar’a gidin/ varın. Elbette
Allah, Tevbe edenler’i sever, Temizlenenler’i de /Arınanlar’ı da
sever.
002.223-Kadınlar’ınız Hars’dır size. Hars’nıza
dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için (bir şeyler) taqdim edin. Allah'tan da
ittiqa edin ve bilin ki elbette O'na kavuşacaksınız. Mü'minler’i müjdele.
002.224-Bir
de İyilik yapmanız, sakınmanız ve İnsanlar’ın arasını düzeltmeniz için Allah'ı
Yeminler’inize Siper kılmayın. Allah İşiten'dir, Bilen'dir.
002.225-Allah Sizi, Yeminler’inizdeki
Lağv'den dolayı sorumlu tutmaz, fakat Sizi Qalpler’inizin
kazandıklarından dolayı sorumlu tutar. Allah Gafur'dur, Halim'dir (yumuşak
davranandır.)
XXIX
29 229-231 Talak
002.226-Kadınlar’ından
uzaklaşmaya Yemin edenler için Dört Ay Bekleme Süresi var’dır. Eğer
(yeminlerinden) dönerlerse, Elbette Allah, Gafur'dur, Rahim'dir.
002.227-Eğer
Boşama’da kararlı davranırsa (boşanırlar.)
Elbette Allah İşiten'dir, Bilen'dir.
002.228-Boşanmış(kadın)lar
kendi kendilerine Üç Quru' beklerler. Eğer Allah'a ve Son Gün’e inanırlarsa
Allah'ın Rahimler’inde yarattığını saklamaları onlara Helal olmaz. Kocalar’ı,
bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almada daha çok Haqq
Sahibi’dirler. Onlar’ın lehine de ,aleyhlerinde ki Ma’ruf Haqq’a
Denk bir Haqq var’dır. Yalnız Erkekler için Onlar üzerinde Derece (var). Allah
Aziz'dir, Hakimdir.
XXX
002.229-Talaq
İki defa’dır.(sonrası) ya Ma’ruf’la tutmak ya da İhsan’la bırakmak. Onlar’a
verdiğiniz bir Şeyi geri almanız Sizin için Helal olmaz, ancak
ikisinin Allah'ın Sınırları’nı Ayakta tutmayacaklarından korkmuş olmaları
(başka). Eğer ikisinin Allah'ın Sınırları’nı ayakta tutamıyacaklarından
korkarsanız, bu durumda (Kadının) Fidye vermesinde ikisi için de Günah yok’tur.
İşte bunlar, Allah'ın Sınırları’dır, onlara Tecavüz etmeyin. Kim Allah'ın
Sınırları’na Tecavüz ederse, Onlar Zalimler’in ta kendileridir.
002.230-Yine
O’nu boşarsa, (Kadın) O’nun dışında bir başka Eş’le nikahlanmadıkca O’na Helal
olmaz. Eğer (yeni eşi) O’nu boşarsa, Onlar (ilk Kocası ile kendisi) Allah'ın
Sınırları’nı ayakta tutacaklarını sanıyorlarsa, tekrar birbirlerine dönmelerinde
ikisi için de Günah yok’tur. İşte bunlar, Allah'ın Sınırları’dır,
bilen bir Topluluk için bunları açıklar.
002.231-Kadınlar’ı
boşadığınızda, Bekleme Süreleri’ni tamamlamışlarsa, Onlar’ı ya güzellik’le
tutun ya da güzellik’le bırakın. Fakat Sınırları çiğnemeniz için Zararlarına
olmak üzere Onlar’ı tutmayın. Kim böyle yaparsa artık O, kendi Nefsine
zulmetmiş olur. Allah'ın Ayetleri’ni Oyun edinmeyin ve Allah'ın size
verdiği, Ni’met’i ve Size Öğüt olsun diye indirdiği Kitab'ı ve Hikmet'i anın.
Allah'tan İttiqa edin ve bilin ki Allah Herşey’i Bilen'dir.
XXXI30 232-235 Dul
ve Boşanan kadınlar
002.232-Kadınlar’ı
boşadığınızda, Bekleme Süreleri’ni de tamamlamışlarsa birbirleriyle Ma’ruf’ca
anlaşırlarsa Onlar’a, kendilerini Kocalar’ına nikahlamalarına Engel çıkarmayın.
İşte, içinizde Allah'a ve Son- Gün’e İman edenler’e bununla Öğüt verilir.
Bu Sizin için daha Hayırlı ve daha
Temiz’dir. Allah bilir de Siz bilmezsiniz.
002.233-Emzirme’yi
tamamlamak isteyenler için Anneler Çocuklar’ını İki tam Yıl emzirirler.
O(anne)lerin Yiyeceği, Giyeceği Örf’e uygun olarak, Çocuk kendisinin olana
ait’tir. Kimseye güç yetireceğinin dışında teklif edilmez. Anne, Çocuğu, Çocuk
kendisinin olan Baba da, Çocuğu dolayısıyla Zzrar’a uğratılmasın. Mirascı
üzerindeki Sorumluluk da bunun gibidir. Eğer aralarında Rıza ile ve
danışarak Süt’ten ayırmayı isterlerse, ikisi için de bir Güçlük yoktur.Ve eğer
Çocuklarınızı (Sütanne’ye) emzirtmek isterseniz, Örf’e uygun vereceğinizi
ödedikten sonra Size bir Sorumluluk yok’tur. Allah'tan İttiqa edin ve bilin ki,
Allah yapmakta olduklarınızı Gören'dir.
002.234-İçinizden Ölenler’in bıraktığı
Eşler, kendi kendilerine Dört Ay On Gün beklerler. Bu Bekleme Süresi
dolduğundan, artık Onlar’ın kendi haklarında Ma’ruf bir şekilde yaptıklarından dolayı
Size Sorumluluk yok’tur. Allah işlediklerinizden Haberdar'dır.
002.235-(İddet
bekleyen) Kadınlar’ı nikahlamak istediğinizi (onlara) sezdirmenizde ya da böyle
bir İsteği Gönlünüzde saklamanızda Sizin için bir Sakınca yok’tur. Gerçekte
Allah, Sizin Onlar’ı anacağınızı bilmiştir. Sakın bilinen Sözler
dışında Onlar’la gizlice vaidleşmeyin, Bekleme Süresi tamamlanıncaya kadar
Nikah Bağı’nı bağlamaya kesin karar vermeyin. Ve bilin ki, elbette Allah
Qalb’inizden geçeni bilmektedir. Artık ondan kaçının. Ve bilin ki şüphesiz
Allah Gafur'dur, Halim'dir.
XXXI31 236-242 Kadınların
Nafakaları
002.236-Kendilerine
El sürmediğiniz, Mehirler’ini de tesbit etmediğiniz Kadınlar’ı boşamanızda
Sizin için bir Sakınca yok’tur. Onlar’ı yararlandırın, Zengin
olan kendi Gücü, Dar’da olan da kendi Gücü oranında, Ma’ruf bir şekilde
yararlandırılmalı. (Bu), Muhsinler üzerinde bir Haq’tır.
002.237-Eğer
onlara Mehir tespit eder de, El sürmeden boşarsanız, bu durumda kendileri ya da
Nikah Bağı Elinde olanın Bağışlaması hariç tespit ettiğinizin yarısı
onların’dır . Sizin bağışlamanız Taqwa’ya daha Yakın’dır. Üstünlüğü de
unutmayın. Elbette Allah, yapmakta olduklarınızı Gören'dir.
002.238-Salatlar’ı
ve Salat-ı Wusta’yı koruyun ve Allah'a
gönülden boyun Eğiciler olarak durun.
002.239-Eğer
korkarsanız Yaya veya Binek’te iken kılın. Güvenliğe girdiğinizde ise, yine
Allah'ı, Size bilmediklerinizi nasıl öğrettiyse öyle anın.
002.240-İçinizde
ölüp de Eşler bırakmakta olanlar, (evlerinden) çıkarılmaksızın Sene’sine kadar
yararlanmaları için Eşler’ine Vasiyet bıraksınlar. Ama Onlar
çıkarlarsa, artık onların Ma’ruf olarak kendileri için yaptıklarından dolayı
size Sorumluluk yoktur. Allah Aziz'dir, Hakimdir.
002.241-Boşanmış
(Kadın)ların Ma’ruf bir tarz’da yararlanmaları var’dır. Bu
Muttaqiler üzerine bir Haqq’tır.
002.242-İşte Allah, Size Ayetler’ini böyle
açıklar. Umulur ki aqledersiniz.
XXXII 243-248 Harp
Zarureti
002.243-Binlerce
kişi’nin Ölüm korkusu’yla Yurtlar’ından çıktığını görmedin mi? Allah
Onlar’a "Ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz
Allah, İnsanlar’a karşı Fazl Sahibi’dir. Ancak İnsanlar’ın çoğu
şükretmez.
002.244-Allah
Yolu’nda savaşın ve bilin ki, elbette Allah Semi’dir, Alim'dir.
002.245-Allah'ın
Karşılığı’nı çok Artırma ile kat kat arttıracağı Güzel bir Borc’u verecek olan
kim’dir? Allah, daraltır ve genişletir ve Siz O'na
döndürüleceksiniz.
002.246-Musa'dan sonra İsrailoğulları’nın önde gelenlerini görmedin mi? Hani Nebiler’inden
birine: "Bize bir Melik gönder
de Allah Yolu’nda savaşalım" demişlerdi. O: "Ya üzerinize Savaş
yazıldığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki
Allah Yolu’nda savaşmayalım? Ki biz Yurd’umuzdan çıkarıldık ve Çocuklar’ımızdan
(uzaklaştırıldık)" demişlerdi. Ama Onlar’a Savaş yazıldığı zaman, az bir
kısmı dışında yüz çevirdiler. Allah Zalimler’i bilir.
002.247-Onlar’a
Nebiler’i dedi ki: "Allah Size Talut'u
gönderdi. "Onlar: "Biz Melikliğe, O’na göre daha çok hak Sahibiyken
ve O’na bir Mal Bolluğu verilmemişken, nasıl bizi yönetecek Mülk O’nun
olabilir? demişlerdi. O demişti: "Doğrusu Allah Size O'nu seçti ve O’nun
Bilgi ve Vucut Gelişimi’ni artırdı. Allah kime dilerse Mülk’ünü verir. Allah Vasi'dir, Bilen'dir.
002.248-Nebiler’i
,Onlar’a dedi: "Onun Meliliği’nin Belgesi, Size Tabut'un gelmesi. Onda
Rabb'inizden bir Sekine ile Musa Ailesi'nin ve Harun Ailesi'nin
Artakalanlar’ı var. Onu Melekler taşır.
Eğer inanmışlarsanız ,bunda elbette Sizin için bir Delil var’dır."
XXXIII33 249-253 Hak
Davası ığruna savaşın zarureti
002.249-Talut, Ordu’suya birlikte ayrıldığında
dedi ki: "Doğrusu Allah Sizi bir Irmak’la İmtihan edecektir. Kim bundan
içerse ,artık o Ben’den değildir ve kim de El’iyle bir Avuç hariç avuçlarsa o
Ben’dendir. Onlar’dan az bir Bölümü dışında ondan içtiler. O,
kendisiyle beraber İman edenler’le onu geçince Onlar (geride kalanlar):
"Bugün bizim Calut'a ve
Ordu’suna karşı gücümüz yok" dediler. Elbette Allah'a
kavuşacaklarını umanlar şöyle dediler: "Nice az bir Topluluk daha çok olan
bir Topluluğa Allah'ın İzni’yle Galip gelmiştir. Allah Sabredenler’le
beraber’dir.
002.250-Onlar,
Calut ve Askerler’ine karşı meydana
çıktıklarında, dediler ki: "Rabb’imiz, üzerimize Sabır yağdır,
Adımlarımızı Sabit kıl ve Kafirler Topluluğu’na karşı Bize Yardım et."
002.251-Böylece
Onlar’ı, Allah'ın İzni’yle Yenilgi’ye uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü.
Allah da O’na Mülk ve Hikmet verdi. O’na dilediğinden öğretti. Eğer
Allah'ın, İnsanlar’ın bir kısmı ile bir kısmını def'i olmasaydı, Arz
kesinlikle Fesad’a uğrardı. Ancak Allah, Alemler’e karşı büyük Fazl Sahibi’dir.
002.252-İşte
bunlar, Allah'ın Ayetleri’dir. Onlar’ı Sana Haqq olarak tilavet ediyoruz. Sen
de Gönderilen Elçiler’densin.
002.253-İşte
bu Elçiler; bir kısmını bir kısmına üstün
kıldık. Onlar’dan, Allah'ın kendisiyle konuştuğu ve Dereceler’le yükselttiği
vardır. Meryem oğlu İsa'ya apaçık Belgeler verdik ve O’nu Ruhu'l-Qudus
ile destekledik. Şayet Allah dileseydi, kendilerine Apaçık Belgeler geldikten
sonra, onlar’ın peşinden gelenler, birbirlerini öldürmezlerdi. Ancak ihtilaf’a
düştüler. Onlar’dan kimi inandı, kimi de küfretti. Allah dileseydi birbirlerini
öldürmezlerdi. Ama Allah dilediğini yapandır.
XXXIV34 254-257 Allahın
Azamet ve Kudreti
002.254-Ey
İman edenler, onda hiç bir Alış Verişin, hiç bir Dostluğun ve hiçbir Şefaat’ın
olmadığı Gün gelmezden önce, size Rızıq olarak verdiklerimizden infaq edin.
Kafirler, Onlar Zulmedenler’dir.
002.255-Allah.
O'ndan başka İlah yoktur. Diri’dir, Qaim’dir. O'nu Uyuklama ve Uyku
tutmaz. Göklerde de, Yer’de de ne varsa hepsi O'nundur. İzni
olmaksızın O'nun katında Şefaat’te
bulunacak kimdir? O önlerindekini ve arkalarındakini bilir. Dilediği
kadarının dışında, O'nun İlm’inden Hiçbir Şey’i kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun
Kürsü’sü, bütün Gökler’i ve Yer’i kaplamıştır. Onların Korunması
O'na güç-gelmez. O, pek Yüce'dir, pek Büyük'tür.
002.256-Dinde
Zorlama yoktur. Gerçek şu ki, Rüşd Sapıklık’tan Apacık ayrışmıştır. Artık kim Tağut’u
tekfir edip Allah'a inanırsa, o Sapasağlam bir Kulp’a yapışmıştır; bunun
Kopması yoktur. Allah İşiten'dir, Bilen'dir.
002.257-Allah,
iman edenlerin Weli’sidir. Onları Karanlıklar’dan Nur’a çıkarır. Küfredenlerin
Weliler’i ise Tağut’tur. Onları Nur’dan Karanlıklar’a
çıkarırlar. İşte onlar, Ateş’in Ashabı’dır, onda Sürekli kalacaklardır.
XXXV35 258-260 Ölüler
Diriliyor
002.258-Allah,
kendisine Mülk verdi diye Rabb'i Konusunda İbrahim'le
tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabb'im diriltir
ve öldürür" demişti. O da "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti.
İbrahim: "Şüphesiz Allah
Güneş’i Doğu’dan getirir, Sen de onu Batı’dan getir" deyince, o küfreden
böylece afallayıp kalmıştı. Allah, Zalimler Topluluğu’nu Hidayet’e
erdirmez.
002.259-Ya
da Altı-üstüne-gelmiş, Ipıssız duran bir Şehr’e uğrayan gibisini. Demişti
ki: "Allah, burasını Ölüm’ünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun
üzerine Allah, onu Yüz Yıl Ölü bıraktı, sonra onu diriltti. Demişti ki:
"Ne kadar kaldın?" O: "Bir Gün veya bir Gün’den az kaldım"
demişti."Hayır, Yüz Yıl kaldın, böyleyken Yiyeceğine bak, henüz
bozulmamış, Eşeğine de bir bak. Seni İnsanlar’a Belge kılmamız için.
Kemikler’e de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da Onlar’a Et
giydiriyoruz?" demişti. O, kendisine Apaçık Belli olduktan
sonra demişti ki: "Artık öğreniyorum ki gerçekten Allah, her Şey’e
Güçyetiren'dir.
002.260-Hani
İbrahim: "Rabb'im, bana
Ölüler’i nasıl dirilttiğini göster." demişti. "İnanmıyor musun?"
deyince "Hayır, ancak Qalb’imin tatmin olması için." demişti. Öyleyse,
Dört Kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra Onlar’ı her bir Parçasını bir
Dağ’ın üzerine bırak, sonra da Onlar’ı çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki,
Elbette Allah Aziz'dir. Hakim'dir.
XXXVI
36 261-266 Hak yolunda mali fedakarlık
002.261-Mallar’ını
Allah Yolu’nda infak edenlerin Örneği Yedi Başak bitiren , her bir Başak’ta Yüz
Tane bulunan bir Tek Tane’nin Örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat
arttırır. Allah Genişolan'dır,
Bilen'dir.
002.262-Mallar’ını
Allah Yolu’nda infak edenler, sonra infak ettikleri Şey’in peşinden başa
kakmayan ve eziyet vermeyenlerin Ecirler’i Rableri katındadır, Onlar için Korku
yoktur, onlar Mahzun da olmayacaklardır.
002.263-Güzel
bir Söz ve Bağışlama, peşinden Eziyet gelen bir Sadaqa’dan daha Hayırlı’dır.
Allah hiç bir Şey’e İhtiyac’ı Olmayan'dır, Halimdir.
002.264-Ey
İman edenler, Allah'a ve Son-Gün’e inanmayıp, İnsanlar’a karşı Gösteriş olsun
diye Mal’ını infak eden gibi Minnet ve Eziyet ederek Sadaqalar’ını Geçersiz
kılmayın. Böylesi, üzerinde Toprak bulunan bir Kaya’ya benzer. Ona Sağanak bir
Yağmur düştü mü, onu Çırılçıplak bırakır. Onlar kazandıklarından
hiçbir Şey’e Güç yetiremezler. Allah Kafirler Topluluğu’na Hidayet etmez.
002.265-Yalnızca
Allah'ın Rızası’nı istemek ve kendilerinde olanı kökleştirmek için Mallar’ını
infaq edenler’in Örneği, yüksekçe bir Tepe’de bulunan, Sağnak Yağmur aldığında
Ürünler’ini iki Kat veren bir Bahçe’nin Örneği’ne benzer ki ona Sağnak Yağmur
isabet etmese de bir Çizintisi vardır. Allah yapmakta olduklarınızı
Gören'dir.
002.266-Hangi biriniz ister ki ,altından
Irmaklar akan Hurmalar’dan, Üzümler’den bir Bahçesi olsun, içinde kendisinin
olan Bütün Ürünler de bulunsun, fakat kendisinde İhtiyarlık gelip çatsın, zayıf
ve küçük Çocuklar’ı olsun, ona Ateşli bir Kasırga isabet etsin de yanıversin.
İşte Allah ,Size Ayetler’ini böyle açıklar,umulur ki düşünürsünüz.
XXXVII 267-273 İyiliklerin
faydası
002.267-Ey
iman edenler ,kazandıklarınızın İyi olanı’ndan ve Sizin için Yer’den
bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız Bayağı
Şeyler’i vermeye kalkışmayın ve bilin ki, elbette Allah, Hiçbir Şey’e İhtiyac’ı
olmayan'dır, Hamid' dir.
002.268-Şeytan, Sizi Faqirlik’le korkutur ve
Size Fahşa’yı emreder. Allah ise, Size kendisinden bir Bağışlama ve bol İhsan
vadediyor. Allah Vasıy'dir, Bilen'dir.
002.269-Kime
dilerse Hikmet'i O’na verir. Elbette kendisine Hikmet verilene büyük bir Hayır
da verilmiştir. Ulu’l-Elbab’dan başkası
tezekkür etmez.
002.270-Nafaqa’dan
her ne infak eder veya Adak’tan her ne adarsanız, elbette Allah onu bilir.
Zulmedenler’in Yardımcılar’ı yoktur.
002.271-Sadaqalar’ı
açıkta verirseniz o ne İyi ,fakat gizleyip de Faqirler’e verirseniz bu Sizin
için daha Hayırlı’dır. O, Günahlar’ınızdan bir kısmını bağışlar.
Allah yaptıklarınızdan Haberdar’dır.
002.272-Onlar’ın
Hidayet’e ermesi Senin üzerinde değildir. Ancak Allah, dilediğini Hidayet’e
eriştirir. Hayır olarak her ne infak ederseniz, kendiniz içindir. Zaten Siz,
ancak Allah'ın Hoşnutluğu’nu istemekten başka infak etmezsiniz. Hayır’dan her
ne infak ederseniz Haqsızlığa uğratılmaksızın Size eksiksizce ödenecektir.
002.273-Kendilerini Allah Yolu’nda adayan
Faqirler içindir ki, Onlar, Arz’da dolaşmaya Güç yetiremezler. İffetleri’nden
dolayı Cahil olan, Onlar’ı Zengin sanır. Sen Onlar’ı Yüzler’inden tanırsın.
Yüzsüzlük ederek İnsanlar’dan istemezler. Hayır’dan her ne infaq ederseniz,
elbette Allah onu bilir.
002.274-Onlar
ki Mallar’ını Gece, Gündüz, Gizli ve Açık İnfaq ederler . Artık bunların
Ecirler’i Rabb'leri katındadır. Onlar için Korku yoktur, onlar Mahzun da
olmayacaklardır.
XXXVIII 274-281 Faizin
Haram Oluşu
002.275-Riba
yiyenler, ancak kendisini Şeytan çarpmış olanın Kalkış’ı gibi, çarpılmış
olmaktan başka kalkmazlar. Bu, Onların: Alım Satım da ancak Riba
gibi’dir." demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, Alış Veriş’i Helal, Riba’yı
ise Haram kıldı. Kime Rabb'inden bir Öğüt gelir de son verirse,
artık Geçmiş’i kendisine, İş’i de Allah'a aittir. Kim de geri
dönerse, artık Onlar Ateş’in Halkı’dır, orada onlar Sürekli kalacaklardır.
002.276-Allah,
Riba’yı yokeder de Sadaqalar’ı artırır. Allah, Günahkar olan Kafirler’in
hiçbirini sevmez.
002.277-Elbette
İman edip de Güzel Çalışmalar’da bulunanlar, Salat’ı kılanlar ve Zekat’ı
verenler, Onların Ecirler’i Rab'lerinin katındadır. Onlara Korku yoktur, Onlar
Mahzun da olmayacaklardır.
002.278-Ey
İman edenler ,Allah'tan ittiqa edin ve eğer inanmışsanız, Riba’dan Artakalan’ı
bırakın.
002.279-Şayet
böyle yapmazsanız, Allah'a ve Elçisi’ne karşı Savaş açtığınızı bilin, Eğer
Tewbe ederseniz, artık Mallar’ınınızın Anası Sizindir. Ne zulmetmiş olursunuz,
ne de Zulm’e uğrarsınız.
002.280-Eğer
Zorluk içindeyse, O’na Elverişli bir Zaman’a kadar süre (verin). Sadaqa olarak
bağışlamanız ise, Sizin için daha Hayırlı’dır, eğer bilirseniz.
002.281-Allah'a
döneceğiniz Gün’den ittiqa edin. Sonra Herkese kazandığı eksiksizce ödenecek ve
Onlar’a Haqsızlık da yapılmayacaktır.
XXXIX39 282-283 Akitler,
senetler
002.282-Ey
İman edenler, belirli bir Süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. Aranızdan
bir Yazıcı Doğru olarak yazsın.
Yazıcı
Allah'ın kendisine öğrettiği gibi
yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde Haqq olan da yazdırsın
ve Rabb'i olan Allah'tan İttiqa etsin, ondan hiçbir Şey’i eksiltmesin. Eğer
üzerinde Haq olan düşük akıllı ya da Za'f Sahibi veya kendisi yazmaya Güç
yetiremeyecekse, Welisi dosdoğru yazdırsın. Erkekler’inizden de iki Şahid
tutun, eğer iki Erkek yoksa, Şahidler’den Rıza göstereceğiniz bir Erkek ve biri
şaşırdığında diğeri hatırlatacak iki Kadın. Şahidler çağrıldıkları zaman
kaçınmasınlar. Onu az olsun çok olsun Süresiyle birlikte yazmaya üşenmeyin.
Bu, Allah'ın katında en Adil, Şahidlik için en Sağlam olandır. Ancak
aranızda devredip durduğunuz ve Peşin olarak yaptığınız Ticaret başka, bunu
yazmamanızda Sizin için bir Sakınca yok’tur. Alış-veriş ettiğinizde
Şahid tutun. Yazan’a da ,Şahid’e de Zarar verilmesin. (Aksini)
yaparsanız, o, kendiniz için Fısq’tır. Allah'tan İttiqa edin. Allah Size öğretiyor.
Allah Herşey’i Bilen'dir.
002.283-Eğer
Yolculuk’ta iseniz ve Yazıcı da bulamazsanız, bu durumda alınan Rehin yeter. Şu
durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine Güven duyulan, Rabb'i olan
Allah'tan İttiqa eden de Emanetini ödesin. Şahidliği gizlemeyin.
Kim onu gizlerse, artık elbette, onun Qalbi Günahkar’dır. Allah, yapmakta
olduklarınızı Bilen' dir.
XL 284-286 İslamın
Zaferi
002.284-Gökler’de
ve Yer’de ne varsa Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da,
gizleseniz de, Allah Sizi onunla Sorgu’ya çeker. Sonra dilediğini
bağışlar, dilediğini azablandırır. Allah Herşey’e Güçyetiren'dir.
002.285-Elçi,
kendisine Rabb'inden indirilene iman etti, Mü'minler de. Tümü, Allah'a,
Melekler’ine, Kitaplar’ına ve Elçiler’ine inandı. O'nun Elçiler’inden hiçbirini
ayırtetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışla, Varış ancak
Sana'dır.
002.286-Allah,
Hiçkimse’ye Güç yetireceğinden (vusat/kapasite) başkasını yüklemez. Kazandığı
lehine, kazandıklarıda aleyhinedir. Rabb'imiz, unuttuklarımızdan ya da yanıldıklarımızdan
dolayı Bizi Sorumlu tutma. Rabb'imiz, Biz’den öncekilere yüklediğin gibi Bize
de Ağır yükleme. Rabb'imiz, kendisine
Güç yetiremeyeceğimiz/ güçümüzü aşan( takat) şey’i Bize taşıtma/ yükleme. Bizi
affet, Bizi bağışla, Bizi esirge. Sen Bizim Mevlamızsın. Kafirler Topluluğu’na
karşı da Bize Yardım et."
Bismillahirrahmanirrahim
I1 1-10 Bedir
savaşı
008.01- Sana Enfal'den sorarlar. De ki: "Enfal
Allah'ın ve Elçisi'nindir. Buna göre eğer inanıyorsanız Allah'tan ittiqa edin,
aranızı düzeltin. Ve Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin."
008.02- Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah
anıldığı zaman Yürekleri ürperir, O'nun Ayetler’i okunduğu zaman İmanlar’ını
artırır ve yalnızca Rabb'lerine Tewekkül ederler.
008.03- Onlar Salat’ı kılarlar ve kendilerine Rızıq
olarak verdiklerimizden infak ederler.
008.04- İşte gerçek Mü'minler bunlardır. Rabb'leri
katında onlar için Dereceler, Bağışlanma, ve üstün bir Rızıq vardır.
008.05- Rabb'in Seni Ev’inden Haqq uğruna çıkardığında
Mü'minler’den bir Gurup isteksizdi.
008.06- Artık açıkca ortaya çıktıktan sonra bile, sanki
kendileri, göz göre göre Ölüm’e sürükleniyorlarmış gibi, Sen’inle Haq konusunda
tartışıyorlardı.
008.07- Hani Allah, İki Topluluk’tan birinin elbette
Sizin olacağını vadetmişti. Siz de Görkemsiz olan’ın Sizin olmasını
istemiyordunuz. Oysa Allah, Sözler’iyle Haqq’ın gerçekleşmesini sağlamak
Küfredenler’in arkasını kesmek istiyordu.
008.08- O, Suçlular istemese de Haqq’ı gerçekleştirmek
ve Batıl’ı geçersiz kılmak için.
008.09- Siz Rabb'inizden Yardım taleb ediyordunuz, O
da: "Elbette Ben Size birbiri ardınca Bin Melek ile Yardım ediciyim"
diye cevap vermişti.
008.10- Allah, bunu, yalnızca bir Müjde ve Qalpler’inizin
tatmin bulması için yapmıştı. (Yoksa) Allah'ın katından başkasına Nusret
yoktur. Elbette Allah Aziz'dir, Hakim'dir.
II2 11-19 Bedir
Savaşı
008.11- Hani kendisinden bir Güvenlik olarak Sizi bir
Uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle Tertemiz kılmak, Siz’den Şeytan’ın
Pisliği’ni gidermek, Qalpler’inizin üstünde pekiştirmek ve bununla
Ayaklar’ınızı sağlamlaştırmak için Size Gök’ten Su indiriyordu.
008.12- Rabb'in Melekler’e wahyetmişti ki:"Elbette
Ben Sizinleyim. İnananlar’a Sağlamlık katın, Küfredenler’in
Qalbler’ine amansız bir Korku salacağım. Öyleyse vurun Boyunlar’ının üstüne,
vurun Onların Bütün Parmaklar’ına."
008.13- Bu, tartışmasız, onların Allah'a ve Elçisi'ne
baş kaldırmaları dolayısıyladır. Kim Allah'a ve Elçisi’ne baş
kaldırırlarsa, elbette Allah Sonuçlandırması Pek Şiddetli olan’dır.
008.14- İşte bu, Sizin,
artık tadın bunu. Küfredenler için bir de Ateş Azabı vardır.
008.15- Ey İnananlar, Toplu olarak Kafirler’le
karşılaştığınız zaman, Onlar’a arka çevirmeyin.
008.16- Kim Onlar’a böyle bir Gün’de yine savaşmak için
bir yana çekilen ya da bir başka Bölüğe katılmak için Yer tutan’ın dışında
arkasını çevirirse, gerçekten o, Allah'tan bir Gazab’a uğramıştır ve onun
Barınma Yeri Cehennem’dir. Ne Kötü bir Yatak’tır o.
008.17- Onlar’ı Siz öldürmediniz, ama Onlar’ı Allah
öldürdü. Attığın zaman da Sen atmadın, ama Allah attı. Mü'minler’i
kendinden güzel bir İmtihan’la imtihan etmek için. Şüphesiz Allah İşiten'dir,
Bilen'dir.
008.18- İşte Size böyle... Gerçekten Allah, Kafirler’in
Düzenlerini boşa çıkarmıştır.
008.19- Eğer Fetih istiyorduysanız, işte Size Fetih.
Ama eğer vazgeçiyorsanız bu Sizin için daha Hayırlı’dır. Yok eğer geri
dönerseniz Biz de döneriz. Topluluğunuz çok da olsa, Size bir Şey sağlayamaz.
Çünkü Allah Mü'minler’le beraber’dir.
III3 20-28 Başarı
Yolu
008.20- Ey İman edenler, Allah'a ve Elçisi’ne itaat
edin. Siz de işitiyorken, ondan yüz çevirmeyin.
008.21- Ve: "Biz işittik" dedikleri halde,
gerçekte işitmeyenler -kulak asmayanlar-
gibi olmayın.
008.22- Gerçek şu ki, Allah katında Yer’de
Debelenenler’in en Kötüsü, aqletmez olan Sağırlar ve Dilsizler’dir.
008.23- Eğer Allah, Onlar’dan bir Hayır görseydi
elbette Onlar’a işittirirdi. İşittirseydi bile, arka çevirenler olarak yüz
çevirirlerdi.
008.24- Ey inananlar, Size Hayat verecek Şeyler’e Sizi
çağırdığı zaman, Allah'a ve Elçisi'ne icabet edin. Ve bilin ki elbette Allah,
Kişi ile Qalb’i arasına girer ve Siz gerçekten O'a döndürülüp toplanacaksınız.
008.25- Ve Sizler’den yalnızca Zulmedenler’e isabet
etmekle kalmayan bir Fitne’den ittiqa edin. Bilin ki gerçekten Allah,
Sonuçlandırması pek Şiddetli olan’dır.
008.26- Hatırlayın, hani Sizler sayıca Az’dınız ve
Arz’da zayıf bırakılmışlardınız,
İnsanlar’ın Sizi yakalayıvermelerinden korkuyordunuz. İşte O, Sizi barındırandı,
Sizi Yardım’ıyla destekledi ve Size Tertemiz Rızıqlar verdi. Umulur ki
şükredersiniz.
008.27- Ey İnananlar, Allah'a ve Elçi’sine ihanet
etmeyin, Siz de biliyorken Emanetler’inize de ihanet etmeyin.
008.28- Bilin ki, Sizin Mallar’ınız ve Çocuklar’ınız
ancak bir Deneme’dir. Elbette Allah
Büyük Fadl Sahibi’dir.
IV4 29-38 Müslümanlar
ve Kabenin Yönetimi
008.29- Ey İnananlar, Allah'tan ittiqa ederseniz, Size
Furqan’ı (doğruyu yanlıştan ayıran’ı) verir, Allah ise, elbette Büyük Karşılık katında olandır.
008.30- Hani o Küfredenler, Seni tutuklamak ya da
öldürmek veya Seni Sürgün etmek amacıyla, Sana tuzak kuruyorlardı. Onlar bu
Tuzağı tasarlıyorken, Allah da bir Düzen kuruyordu. Allah, Düzen kuranlar’ın
Hayırlı’sıdır.
008.31- Ayetlerimiz Onlar’a okunduğu zaman:
"İşittik" dediler," İstesek, Biz de bunun bir Benzerini
söyleyebiliriz. Bu, Eskiler’in Masalları’ndan başka değil’dir."
008.32- Bir de: " Ey Allah'ımız, eğer bu bir
Gerçek olarak Senin katından ise, Gök’ten üzerimize Taş yağdır veya Acıklı bir
Azab getir." demişlerdi.
008.33- Oysa Sen, içlerinde bulunduğun sürece, Allah
Onlar’ı azablandıracak değildir. Ve onlar, Bağışlanma dilemektelerken de Allah
Onlar’ı azablandıracak değildir."
008.34- Onlar Mescid-i Haram'dan alıkoyarlarken (yesuddune) ve onun Koruyucuları değilken
Allah, ne diye Onlar’ı azablandınmasın? Onun Koruyucular’ı yalnızca İttiqa
edenler’dir. Ancak Onlar’ın çoğu bilmezler.
008.35- Onların Beyt'in önündeki Salat’ları, Islık çalmaktan/ mukaen ve El çırpmaktan/tesdiyetün
Kandırma ve İnkar) başkası değildir.
Artık
Küfrettikleriniz nedeniyle Azab'ı tadın.
008.36- Gerçek şu ki, Küfredenler Allah'ın Yolu’ndan
engellemek için Mallar’ını harcarlar, bundan böyle de harcayacaklardır. Sonra bu,
Onların Kahırlı Özlemler’ini olacaklardır, sonra da Bozgun’a uğrayacaklardır.
Küfredenler sonunda Cehennem’e sevkolunacaktır.
008.37- Bu, Allah'ın Murdar’ı Temiz’den ayırdetmesi,
Murdar’ı, bir kısmını bir kısmı üzerinde kılıp Tümünü biriktirerek Cehennem’e
atması içindir. İşte bunlar Hüsran’a uğrayanlar’dır.
008.38- O Küfredenler’e de ki: "Eğer vazgeçerlerse
geçmişteki Şeyler bağışlanacaktır. Ama yine dönecek olurlarsa, önceki Sünnet
elbette geçmiş olacaktır."
V5 39-44 Bedir
ve Muhammed a.ın Peygamberliği
008.39- Fitne kalmayıncaya ve Din’in hepsi Allah'ın
oluncaya kadar Onlar’la savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa, elbette Allah, yapmakta olduklarını
Gören'dir.
008.40- Yüz çevirirlerse, bilin ki gerçekten Allah Sizin
Mevla'nızdır. O ne güzel Mevla'dır ve ne de güzel Yardımcı'dır.
008.41- Bilin ki, Ganimet olarak ele geçirdiğiniz
Şeyler’in Beştebir’i, elbette Allah'ın, Elçisi'nin, Yakınlar’ın, Yetimler’in,
Yoksullar’ın ve Yolcu’nundur.
Eğer Allah'a,
Haqq ile Batıl’ın birbirinden ayrıldığı Gün, İki Ordu’nun karşı karşıya geldiği Gün’de Kul’umuza
indirdiğimize iman ediyorsanız Allah Herşey’e Güçyetiren'dir.
008.42- Hani Siz Wadi’nin yakın Kenarı’nda, onlar da
Uzak Yamacı’ndayken, Kervan ise Siz’den daha aşağı’daydı. Eğer sözleşseydiniz
kaçınılmaz olarak Sözleşme Yeri Konusunda
Anlaşmazlığa düşerdiniz, ancak Allah olacağı olan (yapılmasını irade
buyurduğu) işi gerçekleştirmek için. Helak olan Apaçık Delil’le Helak olsun
yaşayan da Beyyine ile yaşasın diye.
Allah İşiten'dir, Bilen'dir.
008.43- Hani Allah, Onlar’ı Sana Uyku’nda Az
gösteriyordu, eğer Sana çok gösterseydi gerçekten Yılgınlığa kapılacaktınız ve
İş (tutulacak yol) n Konusunda gerçekten Çekişme’ye düşecektiniz.
Ancak Allah Esenlik bağışladı. Çünkü o, elbette Sineler’in Özü’nde
saklı-duran’ı Bilen'dir.
008.44- Karşı karşıya geldiğinizde Allah olacağı olan
İş’i gerçekleştirmek için Onlar’ı Gözlerinize Az gösteriyordu. Sizi de Onların
Göz’ünde azaltıyordu. Ve İşler Allah'a döndürülür.
VI6 45-48 Zafer
ve Çokluk
008.45- Ey İnananlar, bir Topluluk’la karşı karşıya
geldiğiniz zaman, Dayanıklılık gösterin ve Allah'ı çokca zikredin. Umulur ki
Felah bulursunuz.
008.46- Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin ve çekişip
birbirinize düşmeyin. Çözülüp yılgınlaşırsanız, Güc’ünüz gider. Sabredin.
Elbette Allah, Sabredenler’le beraber’dir.
008.47- Bir de Yurtlar’ından Refah’tan şımarıp
azıtarak, İnsanlar’a gösteriş yaparak çıkanlar ve Allah'ın Yolu’ndan
alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, Onlar’ın yapmakta olduklarını
Çepeçevre Kuşatan’dır.
008.48- O zaman Şeytan Onlar’a Ameller’ini
Çekici göstermiş ve Onlar’a: "Bugün Sizi İnsanlar’dan Bozgun’a uğratacak
Kimse yok’tur ve Ben de Sizin Yardımcı’nızım." demişti. Ne zaman ki, İki Topluluk birbirini görür gibi
oldu o, İki Topuğu üstünde geri döndü ve : "Elbette Ben Siz’den Uzağım.
Çünkü Ben Sizin görmediğinizi görmekteyim, Ben Allah'tan da korkmaktayım."
dedi. Allah, Sonuçlandırması pek Şiddetli olan’dır.
VII7 49-58 Düşman
Kuvvetin Za'fı
008.49- Münafıqlar ve Qalpler’inde Hastalık bulunanlar
şöyle diyorlardı: "Bunları
Dinler’i aldattı. Oysa kim Allah'a Tewekkül ederse, elbette Allah
Aziz'dir, Hakim'dir.
008.50- Melekler’i, Onlar’ın Yüzler’ine ve Arkalar’ına
vurarak: "Yakıcı Azab’ı tadın" diye o Küfredenler’in Canları’nı
alırken görmelisin."
008.51- Bu Eller’inizin önceden taqdim etmesi ve
Allah'ın gerçekten Kullar’a Zulmedici olmamasındandır.
008.52- Fir'awn Ailesi’nin ve Onlar’dan
Öncekiler’in Gidiş’i gibi. Allah'ın Ayetleri’ne küfrettiler de ,
Allah Onlar’ı Günahlar’ından dolayı yakaladı. Elbette Allah Büyük Quvvet
Sahibi’dir, Sonuçlandırma’sı Şiddetli-olan’dır.
008.53- Nedeni şu: Bir Qawim, kendinde olanı
değiştirinceye kadar Allah, O’na Nimet olarak bağışladığını değiştirecek
değildir. Allah Elbette İşiten'dir, Bilen'dir.
008.54- Fir'awn Aile'sinin ve Onlar’dan
Öncekiler’in Gidiş’i gibi. Onlar Rabb'lerinin Ayetlerini yalanladılar, Biz de
günahlar’ı dolayısıyla onlar’ı yıkıma uğrattık. Fir'awn Ordusu’nu Su’da
boğduk. Onlar’ın tümü zulmedenler’di.
008.55- Allah katında yer’de debelenenler’in en kötüsü,
şüphesiz küfredenler’dir, Artık onlar inanmazlar.
008.56-Bunlar
içlerinden Anlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında Ahidler’ini
bozarlar. Onlar ittiqa etmezler.
008.57- Bundan dolayı Savaş’ta onlar’ı yakalarsan, öyle
darmadağın et ki, onlar’la arkalarından gelecek olanlar Umulur ki ibret alırlar.
008.58- Eğer bir Qavm’in ihanet edeceğinden korkarsan,
Sen de Açık ve Adil bir tutumla at. Gerçekten Allah, İhanet edenler’i
sevmez.
IX 59-64 Sulh
ve Kuvvet
008.59- Küfredenler, kaçıp kurtulacaklarını
sanmasınlar, gerçek şu ki, Onlar (bizi) Aciz bırakamazlardı.
008.60- Onlar’a karşı Güc’ünüzün yettiği kadar Quvvet
ve Besili Atlar hazırlayın. Bununla Allah'ın Düşman’ı ve Sizin Düşmanınız’ı ve
bunların dışında Sizin bilmediğiniz Allah'ın bildiği diğerlerini korkutup
caydırınız. Allah Yolu’nda her ne infaq ederseniz Size Eksiksiz ödenir ve Siz
Haqsızlığa uğratılmazsınız.
008.61- Eğer Onlar Barış’a eğilim gösterirlerse Sen de
ona eğilim göster ve Allah'a tewekkül et. Çünkü O, İşiten'dir, Bilen'dir.
008.62- Onlar, Seni aldatmak isterlerse, elbette Allah
Sana yeter. O, Seni Yardım’ıyla ve Mü'minler’le destekledi.
008.63- Ve onların Qalbler’ini uzlaştırdı. Sen,
Arzdakiler’in tümünü/ Arz’da ne varsa harcasaydın bile, Onlar’ın Qalbler’ini
uzlaştıramazdın. Ama Allah, onların Aralarını uzlaştırdı. Çünkü Aziz'dir, Hakim'dir.
008.64- Ey Nebi, Sana ve Seni izleyen Mü'minler’e Allah
yeter.
9 65-75 Müslümanlar
ve üstünlükleri
008.65- Ey Nebi, Mü'minler’i Savaş’a teşvik et. Eğer
içinizde sabreden Yirmi Kişi bulunursa, İkiyüz’ü mağlup eder. Ve eğer içinizde
Yüz’ü bulunursa, bunlar da Kafirler’den Bin’ini yener. Çünkü Onlar kavramayan
bir Qawm’dir.
008.66-Şimdi Allah Siz’den hafifletti ve
Siz’de bir Zaaf olduğunu da bildi. Siz’den Yüz Sabırlı bulunursa İkiyüz’ünü
Bozgun’a uğratır. Eğer Siz’den Bin olursa İkibin’ini yener. Allah
Sabredenler’le beraberdir.
008.67- Hiç bir Nebi'ye Yeryüzü’nde kesin bir Zafer
kazanıncaya kadar Esir alması yakışmaz. Siz Dünya’nın Geçici Yararı’nı istiyorsunuz.
Oysa Allah Ahiret'i istemektedir. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.
008.68- Eğer Allah'ın Geçmiş’te bir Yazması olmasaydı
aldıklarınıza karşılık Size gerçekten büyük bir Azab dokunurdu.
008.69- Artık Ganimet olarak elde ettiklerinizden Helal ve Temiz olarak yiyin ve Allah'tan
korkup-sakının. Hiç şüphesiz Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
008.70- Ey Nebi! Eller’inizdeki Esirler’e de ki:
"Eğer Allah Sizin Qalpler’inizde bir Hayır olduğunu bilirse Size Siz’den
alınandan daha Hayırlı’sını verir ve Sizi bağışlar. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
008.71- Eğer Sana ihanet etmek isterlerse Onlar daha
önce Allah'a da ihanet etmişlerdi böylece o da Onlar’ın Bozgun’a uğramaları
için Sana imkan vermişti. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.
008.72- Gerçek şu ki İnananlar, Hicret edenler, ve
Allah Yolu’nda Mallarıyla ve Canlarıyla Cihad edenler ile Barındıranlar ve
Yardım edenler işte birbirlerinin Welisi olanlar bunlardır. İman edip Hicret
etmeyenler Onlar Hicret edinceye kadar Sizin Onlar’a hiç bir Şey’le Velayetiniz
Sözkonusu değil’dir, yoktur. Ama Din konusunda Siz’den Yardım isterlerse Yardım
üzerinizde bir Yükümlülük’tür. Ancak Sizler’le Onlar arasında Anlaşma bulunan
bir Qawn’in aleyhine değil. Allah yaptıklarınızı Gören'dir.
008.73- Küfredenler birbirlerinin Welileri’dirler.
Eğer Siz bunu yapmazsanız Yeryüzü’nde bir Fitne ve Büyük bir Fesat olur.
008.74- İnananlar, Hicret edenler ve Allah Yolu’nda
Cihad edenler ile Barındıranlar ve Yardım edenler işte gerçek Mü'min-olan
bunlar’dır. Onlar için bir Bağışlanma ve Üstün bir Rızıq var’dır.
008.75- Bundan sonra İnanan ve Hicret edenler ve
Sizinle birlikte Cihad edenler, işte Onlar da Siz’dendir. Aqrabalar
Allah'ın Kitab'ına göre birbirlerine Öncelikli’dir. Doğrusu Allah
herşeyi Bilen'dir.
Bismillahirrahmanirrahim
I1 1-9 Kitap
ile tefsiri
003.01- E.L.M.
003.02- Allah, O'ndan başka İlah yok’tur. Diri'dir,
Qaim'dir.
003.03- O Sana Kitab’ı Haqq ve kendinden öncekileri Doğrulayıcı
olarak indirdi. O Tewrat'ı ve İncil'i de indirdi.
003.04- Ki Onlar bundan önce İnsanlar için bir
Hidayet’ti. Doğru’yu Yanlış’tan ayıran Furqan'ı da indirdi. Gerçek şu ki Allah'ın Ayetleri’ni İnkar edenler için
şiddetli bir Azab var’dır. Allah Aziz'dir, İnktikam-alıcı’dır.
003.05-
Şüphesiz Yer’de de Gök’te de Allah'a Hiçbir Şey gizli kalmaz.
003.06- Rahimlerde Size dilediği gibi Suret-veren odur.
O’ndan başka İlah yoktur. Aziz'dir, Hakim'dir.
003.07- Sana Kitabı indiren O'dur. Ondan Kitab’ın Anası
olan bir Kısım Ayetler Muhkem’dir. Diğerleri de Benzeşenler’dir. Qalpler’inde
bir Kayma olanlar fitne çıkarmak ve onun Te'vil’ini yapmak için ondan
Müteşabih’e uyarlar. Oysa onun Te’vil’ini Allah'tan başkası bilmez. İlim’de Derinleşenler ise
"Biz ona inandık onun tümü Rabb'mizin katındadır" derler.
Ulu’l-Elbab’dan başkası Öğüt almaz.
003.08- "Rabb'imiz Bizi Hidayet’e erdirdikten
sonra Qalpler’imizi kaydırma ve yanından Bize bir Rahmet bağışla. Şüphesiz
Bağışı en çok olan Sen'sin Sen."
003.09- "Rabb'imiz kendisinde Şüphe olmayan bir
Gün’de İnsanlar’ı elbette Sen toplayacaksın .Doğrusu Allah Va’d’inden
caymaz."
II2 10-20 Tevhid
Bütün Dinlerin esasıdır
003.10- Elbette Küfredenler, Onların Mallar’ı da Çocuklar’ı da kendilerine Allah'tan Hiçbir
Şey kazandırmaz ve Ateş'in Yakıtı olan bunlar’dır.
003.11- Tıpkı Fir'avun
Ailesi ve Onlar’dan öncekilerin Gidiş Tarzı gibi. Ayetler’imizi yalanladılar.
Böylece Allah Günahlar’ı nedeniyle Onlar’ı yakalayıverdi. Allah Ceza’yla
Sonuçlandırması Pek-Şiddetli olan’dır.
003.12- Küfredenler’e de ki:" Yakında Yenilgi’ye
uğratılacaksınız. Ve toplanıp Cehenmem’e sürüleceksiniz. Ne kötü Yatak’tır o.
003.13- Karşı karışaya gelen iki Topluluk’ta Sizin için
andolsun bir Ayet var’dır. Bir Topluluk Allah Yolu’nda vuruşuyordu, diğeri ise
Kafir’di ki Göz görmesi ile karşılarındakini kendilerinin İki Katı
görüyorlardı. İşte Allah dilediğini Yardım’ıyla
destekler. Süphesiz bunda Basiret
Sahipleri için gerçekten İbret var’dır.
003.14- Kadınlar’a, Oğullar’a, Kantar Kantar yığılmış
Altın ve Gümüş’e, Salma Güzel Atlar’a, Hayvanlar’a ve Ekinler’e duyulan Şehvet
Tutkusu İnsanlar için süslendi. Bunlar
Dünya Hayatı’nın Metaı’dır.
Allah ise, varılacak olanın Güzel olanı katında
olandır.
003.15- De ki: "Size bundan daha Hayırlı olanı
bildireyim mi? İttiqa edenler için Rabb'lerinin katında içinde Temelli
kalacakları altından Irmaklar akan Bahçeler, Tertemiz Eşler ve Allah'tan da bir
Rıza var’dır. Allah Kulları Hakkıyla Gören'dir."
003.16- Ki onlar: "Rabb'imiz elbette Biz inandık.
Artık Bizim Günahlar’ımı bağışla ve Bizi Ateş'in Azabı’ndan koru"
diyenler,
003.17- Sabrenler, Doğru olanlar, Gönül’den Boyun
eğenler, İnfaq edenler ve Seherler’de Bağışlanma dileyenler’dir.
003.18-
Allah Adalet’i ayakta tutarak gerçekten kendisinden başka İlah olmadığına
Şehadet etti. Melekler ve İlim Sahipleri de. Aziz ve Hakim olan O’ndan başka
İlah yok’tur.
003.19- Elbette Din, Allah katında İslam’dır.
Kendilerine Kitap verilenler ancak kendilerine İlim geldikten sonra
aralarındaki Kıskançlık /Bağy yüzünden Ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın
Ayetleri’ne küfrederse gerçekten Allah Hesab’ı çabuk-Gören'dir.
003.20- Eğer Seninle tartışırlarsa de ki: "Ben
Bana uyanlarla birlikte kendimi Allah'a teslim ettim. Ve kendilerine Kitap
verilenler’le Ümmiler’e de ki:" Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer
Teslim olurlarsa gerçekten Hidayet’e ermişlerdir. Fakat yüz çevirirlerse artık
yalnızca Sana düşen Tebliğ’dir. Allah Kullar’ı Hakkıyla Gören'dir.
III3 21-30 Allahın
Yeryüzündeki Azamet ve Adaleti
003.21- Allah'ın Ayetleri’ne küfredenler,
Peygamberler’i Haqsızca öldürenler ve İnsanlar’dan Adalet’i emredenleri
öldürenler, işte onlar’a Acıklı bir Azab'ı müjdele.
003.22- Onlar yaptıkları Dünya’da ve Ahiret'te boşa
gidenlerdir ve Onlar’ın Yardımcılar’ı yok’tur.
003.23- Kendilerini Kitap’tan bir Pay verilenleri
görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitab'ı hükmetsin diye çağrılıyorlar da
Onlar’dan bir Bölüm’ü çevriliyor: İşte Onlar böyle arka-dönenler’dir.
003.24- Bu Onlar’ın "Ateş Bize Sayılı Günler
dışında Kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onlar’ın bu İftiralar’ı
Dinler’i konusunda kendilerini Yanılgı’ya düşürmüştür.
003.25- Artık Onlar’ı kendisinde Şüphe olmayan bir
Gün’de topladığımız ve her bir Nefs’e kendileri Haqsızlığa uğratılmaksızın
kazandığı tam olarak ödendiğinde nasıl olacak?
003.26- De ki: "Ey Mülk’ün Sahibi Allah'ım, dilediğine Mülk’ü verirsin ve
dilediğinden de Mülk’ü çekip alırsın. Dilediğini aziz kılar, dilediğini
alçaltırsın. Hayır Senin El’indedir ve gerçekten Sen herşey’e Güçyetiren'sin.
003.27- Gece’yi Gündüz’e katarsın, Gündüz’ü de Gece’ye
katarsın. Diri’yi Ölü’den çıkarır, Ölü’yü de Diri’den çıkarırsın.
Sen dilediğine Hesapsız Rızıq verirsin.
003.28- Mü'minler Mü'minler’i bırakıp da Kafirler’i Weliler
edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah'tan Hiçbir Şey yok’tur. Ancak
Onlar’dan Korunma gayesi ile sakınmanız başka. Allah Sizi kendisiyle
sakındırır, Varış Allah'adır.
003.29- De ki: "Sineler’de olanı gizleseniz de
açığa vursanız da, Allah O’nu bilir. Ve Gökler’de olan’ı da Yer’de olan’ı da
bilir. Allah herşey’e Güçyetiren'dir.
003.30- Her bir Nefs’in Hayır’dan yaptıklarını Hazır
bulduğu ve her ne Kötülük işlediği ise onunla kendisi arasında Uzak bir Mesafe
olmasını istediği o Gün’ü düşünün. Allah sizi kendisi ile sakındırır. Allah
Kullar’ına karşı Şefkatli olan’dır.
IV4 31-41 Bir
Milletin Son Güzideleri
003.31- De ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız Bana
uyun Allah da Sizi sevsin ve Günahlar’ını bağışlasın. " Allah Gafur'dur,
Rahim'dir.
003.32- De ki:" Allah'a ve Elçisi’ne iİtaat edin,
eğer yüz çevrirlerse şüphesiz Allah Kafirler’i sevmez."
003.33- Gerçek şu ki Allah Adem'i
Nuh'u İbrahim Ailesi ve İmran
Ailesi'ni Alemler üzerine seçti.
003.34- Onlar birbirlerinden türeme Tek bir
Zürriyet’tir. Allah İşiten'dir, Bilen'dir.
003.35- Hani İmran'ın
Hanım’ı: "Rabb'im Karnım’da olanı her türlü Bağımlık’tan Özgürlüğe
kavuşturulmuş olarak Sana adadım , Ben’den qabul et, elbette İşiten, Bilen
Sensin Sen" demişti.
003.36- Fakat O'nu doğurduğunda Allah O'nun ne doğurduğunu
daha İyi bilirken dedi ki: "Rabb'im O'nu doğrusu bir Kız doğurdum. Erkek
ise Kız gibi değildir. O'na Meryem
Ad’ını koydum, ben O'nu ve Soyunu o Taşlanmış Şeytan’dan Sana
sığındırırım."
003.37- Bunun üzerine Rabb'i O'nu Güzel bir Qabul’le
qabul etti ve O'nu Güzel bir Bitki gibi yetiştirdi. Zerekiya'yı da O'na
Sorumlu kıldı. Zekeriya ne zaman
Mihrab’a girdi ise yanında bir Yiyecek buldu. "Meryem Sana nerden bu?" deyince "Bu Allah'ın
katı’ndandır, elbette Allah dilediğine Hesapsız
Rızık-Veren'dir" dedi.
003.38- Orada Zekeriya Rabb'ine Dua etti.
"Rabb'im, Bana katından Tertemiz bir Soy Armağan et. Doğrusu Sen Duaları
İşiten'sin’ dedi.
003.39- O Mihrab’ta Salat kılmakta ikan Melekler O'na
seslendi. "Allah Sana Yahya'yı
müjdeler, O Allah’tan olan Kelime'yi Doğrulayan , Efendi, İffetli ve
Salihler’den bir Nebi'dir."
003.40- Dedi: "Rabb'im, Bana gerçekten İhtiyarlık
ulaşmışken ve Karım da Kısır’ken nasıl Benim bir Oğlum olabilir?
"Böyledir" dedi. Allah dilediğini yapar.
003.41-
Zekeriya dedi ki:" Rabb'im Bana
bir Ayet ver." "Belgen, İşaretler dışında İnsanlar’la üç Gün
konuşmamandır. Rabb'ini çokca zikret ve Akşam Sabah O’nu zikret" dedi.
V5 42-54 İsa'nın
doğması ve Peygamber olması
003.42- Hani Melekler de "Meryem, şüphesiz Allah Seni Seçkin kıldı, Seni arındırdı ve
Alemler’in Kadınları üzerine seçti " demişti.
003.43- "Meryem,
Rabb'ine Gönül’den itaatte bulun, Secde et ve Ruqu edenler’le birlikte ruqu
et."
003.44- Bunlar, Gayb Haberleri’ndendir. Bunları Sana
vahyediyoruz. Onlar’dan hangisi Meryem'i
Sorumluluğu’na alacak diye Qalemler’iyle Kura atarlarken Sen yanlarında
değildin, çekişirlerken de yanlarında değildin.
003.45- Hani Melekler, demişti ki: "Meryem, doğrusu Allah, kendinden bir
Kelime'yi Sana müjdelemektedir. O'nun adı Meryem
Oğlu İsa Mesih'tir. O, Dünya’da da, Ahiret'te de Onurlu ve
Muqarrebler'dendir.
003.46- "Beşikte de, Yetişkinliğinde de
İnsanlar’la konuşacaktır. Ve O Salihler'dendir."
003.47- "Rabbim, Bana bir Beşer dokunmamışken,
nasıl Bana bir Çocuk olabilir?" dedi. Allah neyi dilerse yaratır. Bir
İş’in olmasına karar verirse, yalnızca ona "ol "der, o da hemen
oluverir."
003.48- "O'na Kitab'ı, Hikmet'i, Tevrat'ı ve
İncil'i öğretecek."
003.49- İsrailoğulları'na Elçi kılacak."Gerçek şu ki, Ben Size Rabb'inizden
bir Ayet’le geldim. Ben Size Çamur’dan Kuş biçiminde bir Şey oluşturur, içine
üflerim, o da hemencecik Allah'ın İzni’yle Kuş oluverir. Ve Allah'ın izni’yle
Doğuş’tan Kör olanı, Alaca Hastalığına tutulan’ı iyileştirir ve Ölü’yü
diriltirim. Yediklerinizi ve sakladıklarınızı Size Haber veririm. Şüphesiz eğer
inanmışsanız Sizin için kesin bir Ayet var’dır."
003.50- "Tewrat'tan önümde bulunanı Doğrulamak ve
Size Haram kılınan bazı Şeyler’i Size Helal kılmak üzere, Size Rabb'inizden bir
Ayet’le geldim. Artık Allah'tan ittiqa edin ve Bana itaat edin."
003.51- "Gerçekten Allah, Benim de Rabb'im, Sizin
de Rabb'inizdir. Öyleyse O'na İbadet edin. Mustaqim Sırat budur."
003.52- Nitekim İsa,
Onlar’dan Küfr’ü sezince, dedi ki: "Allah için Bana Yardımedici'ler
kimdir?" Hawariler: "Allah'ın Yardımcıları Biz’iz. Biz Allah'a
inandık. Bizim gerçekten Müslümanlar olduğumuza Şahid ol." dedi.
003.53- "Rabb'imiz, Biz indirdiğine inandık ve
Elçi’ne tabi olduk. Böylece Bizi Şahidler’le beraber yaz."
003.54- Onlar bir Düzen kurdular. Allah da
bir Düzen kurdu. Allah Düzen Kurucular’ın en Hayırlı’sıdır.
VI6 55-63 İsa
aleyhindeki iftiraları reddediyor
003.55- Hani Allah İsa'ya
demişti ki: "Ey İsa, doğrusu
Senin Hayat’ına Ben son-vereceğim. Seni Kendime yükselteceğim, Seni
Küfredenler’den temizleyeceğim ve Sana Tabi olanlar’ı Qıyamet'e kadar
Küfredenler’in üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana'dır. Hakkında
Anlaşmazlığa düştüğünüz Şey’de aranızda Ben hükmedeceğim.
003.56- "Küfredenleri ise, Dünya’da ve Ahiret'te Şiddetli
bir Azab’la azablandıracağım. Onların hiç Yardımcılar’ı yoktur."
003.57- "İman edip Salih Çalışmalar’da
bulunanların Ecirler’i Eksiksiz ödenecektir. Allah Zalimler’i sevmez."
003.58- Bunları Biz Sana Ayetler’den ve Hikmet'li
Zikr'den okuyoruz."
003.59- Elbette Allah katında İsa'nın Durumu, Adem'in
Durumu gibidir. O'nu Toprak’tan yarattı, sonra O’na
"ol" demesiyle o da hemen oluverdi.
003.60- Gerçek, Rabbindendir. Öyleyse Kuşku’ya kapılanlar’dan olma.
003.61- Artık Sana gelen bunca İlim’den sonra, O'nun
hakkında Seninle Tartışmalar’a girişirlerse de ki. "Gelin, Oğullarımız’ı
ve Oğullarınız’ı, Kadınlarımız’ı ve Kadınlarınız’ı, kendimizi ve kendinizi
çağıralım, sonra Karşılıklı-lanetleşelim de Allah'ın La’neti’ni
Yalanlayanlar’ın üstüne kılalım."
003.62-Elbette
bu, gerçek olan bir Haber’dir. Allah'tan başka İlah yoktur. Ve elbette Allah
Aziz ve Hakim'dir.
003.63- Eğer yüz çevirirlerse, elbette Allah,
Fesatcılar’ı bilir.
VII 64-71 Ortak
iddialar
003.64- De ki: "Ey Kitap Ehli, Bizimle Sizin
aranızda Ortak bir Kelime’ye gelin: Allah'tan başkasına Kulluk etmeyelim, O'na
hiçbir Şey’i Ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rabbler
edinmeyelim. "Eğer yine de yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun,
Biz gerçekten Müslümanlar’ız."
003.65- "Ey Kitap Ehli, İbrahim konusunda ne diye tartışıyorsunuz? Tewrat'da,
İncil'de ancak O’ndan sonra indirilmiştir. Yine de aqletmeyecek misiniz?"
003.66- İşte Sizler böylesiniz. Hakkında bilginiz olan
şeyde tartıştınız, ama hakkında hiç Bilginiz olmayan Şey’de ne diye
tartışıyorsunuz? Oysa Allah Bilir, Sizler bilmezsiniz.
003.67- İbrahim,
ne Yahudi, ne de Hrıstiyan’dı. Ancak O, Hanif bir Müslüman’dı,
Müşrikler’den değildi.
003.68- Doğrusu, İnsanlar’ın İbrahim'e en yakın olan’ı, O'na uyanlar ve Peygamber’le İman
edenler’dir. Allah Mü'minler’in Welisi’dir.
003.69- Kitap Ehli'nden bir Bölük Sizi saptırmayı
arzuladı. Fakat Onlar ancak kendilerini saptırdılar da Şuuruna varmazlar.
003.70- Ey Kitap Ehli, Siz Şahid olurken, ne diye
Allah'ın Ayetleri’ni inkar ediyorsunuz?
003.71- Ey Kitah Ehli, neden Haqq’ı Batıl ile örtüyor
ve Siz de bildiğiniz halde Haqq’ı gizliyorsunuz?
VIII 72-80 Müslümanlar
aleyhindeki suikastlar
003.72- Kitap Ehli'nden bir Bölümü, dedi ki: "İman
edenler’in üzerine inene, Gündüz’ün Başlangıcı’nda inanın, Bitim’inde ise inkar
edin. Belki Onlar da dönerler."
003.73- "Ve Sizin Dininiz’e uyanlardan başkasına
inanmayın." De ki: "Hiç Tartışmasız Doğru Yol Allah'ın Doğruyolu'dur.
Size verilenin bir benzeri Biri'ne veriliyor ya da Rabb'inizin katında Onlar
size karşı Deliller getiriyorlar, diye mi?
"De ki:
"Şüphesiz Fadl Allah'ın Eli'ndedir. Onu dilediğine verir. Allah Vasiy
(Geniş-olan) dır, Bilen'dir."
003.74- O, kime dilerse Rahmetini tahsis eder, Allah
büyük Fadl Sahibi’dir.
003.75- Kitap Ehli'nden öylesi vardır ki, O’na bir
Kantar Emanet bıraksan O’nu Sana öder. Onlar’dan öylesi de var’dır
ki, O’na bir Dinar Emanet bıraksan, Sen, O’nun Tepesine dikilip durmadıkca O’nu
Sana ödemez. Bu Onlar’ın Ümmiler konusunda üzerimize bir Yol
yok’tur" demelerindendir. Oysa Onlar kendileri de bildikleri halde Allah'a
karşı Yalan söylemektedirler.
003.76- Hayır, kim Ahd’ine wefa eder ve sakınırsa
elbette Allah da Muttaqiler’i sever.
003.77- Allah'ın Ahdi’ni ve Yeminler’ini az bir Değer’e
karşılık satanlar, işte Onlar, Ahiret'te Onlar için Hiçbir Pay yok’tur. Qıyamet
Günü'nde Allah Onlar’la konuşmaz, Onlar’ı gözetmez ve Onlar’ı arındırmaz. Ve
Onlar için Acıklı bir Azab vardır.
003.78- Onlar'dan öyleleri de vardır ki, Dillerini
Kitab'a doğru bükerler, Siz onu Kitap'tan sanasınız diye. Oysa o Kitap'tan
değildir." Bu Allah katındandır" derler. Oysa o, Allah katından
değildir. Ve onlar, kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylerler.
003.79- Beşer’den Hiçkimse’nin, Allah kendisine
Kitab'ı, Hükm’ü ve Nübüvvet’i versin de, sonra o, İnsanlar’a: "Allah'ı
bırakıp Bana kulluk edin" demesi yoktur. Fakat o, "Öğretmekte
olduğunuz ve Ders yaptığınız Kitab'a göre Rabbani'ler olunuz (der).
003.80- O, Melekler’i ve Nebiler’i Sizin Rabbler
edinmenizi de emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra, Size Küfr’ü mü emredecek?
IX 81-91 Eski
Peygamberler ve Müslümanlar
003.81- Hani Allah Nebiler’den Misaq almıştı:
"Andolsun Size Kitap ve Hikmet'ten verip sonra Size beraberinizdekini
Doğrulayan bir Elçi geldiğinde, O'na kesin olarak İman edecek ve O'na Yardım’da
bulunacaksınız. "Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu Ağır Yüküm’ü
aldınız mı?" Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse
Şahid olun, Ben de Sizinle birlikte Şahid olanlar’danım." demişti.
003.82- Artık kim bundan sonra sırt çevirirse, Onlar
Fasıqlar’dır.
003.83- Peki Onlar, Allah'ın Dini’nden başka bir Din mi
arıyorlar? Oysa Gökler’de ve Yer’de ne varsa istese de istemese de O'na teslim
olmuştur ve O'na döndürülmektedirler.
003.84- De ki: "Biz Allah'a, Bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshaq, Ya’qup ve
Torunları’na indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve Nebi’lerine Rabb'lerinden
verilenlere iman ettik. Onlar’dan Hiçbiri arasında farq görmeyiz. Ve
Biz O'na Teslim olmuşlarız."
003.85- Kim İslam'dan başka bir Din ararsa asla O’ndan
qabul edilmez. O, Ahiret'te de qayb’a uğrayanlar’dandır.
003.86- Kendilerine Apaçık Belgeler geldiği ve Elçi'nin
Haq olduğuna Şahid oldukları halde, İmanlar’ından sonra Küfreden bir Qawmi
Allah nasıl Hidayet’e eriştirir? Allah zulmeden bir Qawm’i Hidayet’e
eriştirmez.
003.87- İşte bunların Cezası, Allah'ın Melekler’in ve
Bütün İnsanlar’ın Lanetleri’nin üzerine olmasıdır.
003.88- İçinde Temelli Kalıcı’dırlar. Onlar’ın Azabı
hafifletilmez ve Onlar gözetilmezler.
003.89- Ancak bundan sonra Tewbe edenler, Salih olanlar
başka. Çünkü Allah gerçekten Gafur'dur, Rahim'dir.
003.90- Doğrusu, İmanlar’ından sonra Küfredenler, sonra
da Küfürler’ini arttıranlar, bunların Tewbeler’i kesinlikle qabul edilmez. İşte
bunlar Sapıklar’dır.
003.91- Elbette küfredip Kafir olarak ölenler, bunların
Hiçbirisi’nin Arz Dolusu Altın’ı olsa, bunu Fidye olarak verse de kesin olarak
qabul edilmez. Onlar için Acıklı bir Azab var’dır ve Onlar’ın Yardımcıları
yok’tur.
X 92-101 Kabe
İslamın Merkezi
003.92- Sevdiğiniz Şeyler’den infaq edinceye kadar asla
Birr'e erişemezsiniz. Her ne infaq ederseniz, elbette Allah O'nu bilir.
003.93- Tewrat indirilmeden önce, İsrail'in
kendine Haram kıldıklarından başka, İsrailoğulları’na Bütün Yiyecekler Helal idi. De ki: "Şu halde eğer
Doğru’ysanız, Tewrat'ı getirin de O'nu okuyun."
003.94- Artık bundan sonra kim Allah'a karşı yalan
uydurursa işte onlar Zalim olanlar’dır.
003.95- De ki: "Allah Doğru’yu söyledi. O halde Haqq’!a
yönelmiş olarak İbrahim'in
Milleti’ne uyun. Zira O Müşrikler’den değildi.
003.96- De ki: "Gerçek şu ki, İnsanlar için İlk
kurulan Ev, Bekke'de, o Kutlu ve Bütün İnsanlar için Hidayet
olan’dır.
003.97- Orada Apaçık Ayetler ve İbrahim'in Maqamı vardır. Kim oraya girerse o Güvenlik’tedir. Ona
bir Yol bulup Güçyetirenler’in Ev'i haccetmesi Allah'ın İnsanlar üzerindeki
Haqq’ıdır. Kim de Küfrederse elbette , Allah Alemler’e karşı Ganiy'dir.
003.98- De ki: "Ey Kitap Ehli, Allah yapmakta
olduklarınıza Şahid iken, ne diye Allah'ın Ayetleri’ne küfrediyorsunuz?"
003.99- De ki: "Ey Kitap Ehli, Sizler Şahidler
olduğunuz halde, ne diye İman edenleri Allah Yolu’ndan onda bir Çarpıklık
bulmaya yeltenerek çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah, yapmakta olduklarınızdan Gafil
değildir."
003.100-Ey
İman edenler, eğer kendilerine Kitap verilenler’den herhangi bir Guruba/Takıma
boyun eğecek olunsanız, Sizi İman’ınızdan sonra Kafirler yapmış olarak geri
çevirirler/ tekrar Küfr’e döndürülürler.
003.101-Allah'ın
Ayetleri Size tilavet olunuyorken ve O'nun Elçi’si içinizdeyken nasıl oluyor da
inkar ediyorsunuz? Kim Allah'a Sımsıkı tutunursa, artık elbette o, Dosdoğru
olan bir Yol’a yöneltilmiştir.
XI11 102-109 Muvaffakiyet
Yolu
003.102-Ey
İman edenler, Allah'tan nasıl ittiqa etmek gerekiyorsa öylece ittiqa edin ve
Siz ancak Müslüman olmaktan başka-şekilde ölmeyin.
003.103-Allah'ın
İpi’ne hepiniz Sımsıkı yapışın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın Sizin
üzerinizdeki Ni’met’ini hatırlayın. Hani Siz Düşmanlar idiniz. O,
Qalpler’inizin arasını uzlaştırdı. Ve Siz O'nun Ni’met’iyle Kardeşler olarak
sabahlardınız. Yine Siz, tam bir Ateş Çukuru’nun kıyısındayken, oradan Sizi
kurtardı. Umulur ki Hidayet’e erersiniz diye Allah, Size Ayetler’ini işte böyle
açıklar.
003.104-Sizden,
Hayr’a çağıran Ma'ruf’u emreden ve Münker’den sakındıran bir Ümmet bulunsun. Kurtuluş’a erenler işte bunlardır.
003.105-Kendilerine
Apaçık Belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve Anlaşmazlığa düşenler
gibi olmayın. İşte Onlar için Büyük bir Azab var’dır.
003.106-Bazı
Yüzler’in ağaracağı, bazı Yüzler’in kararacağı Gün. Yüzler’i karacak olanlar’a:
"İman’ınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyleyse inkar etmenize
Karşılık olarak Azab’ı tadın."
003.107-Yüzler’i
ağaranlar ise, artık onlar Allah'ın Rahmet’i içindedirler. İçinde de Temelli
kalacaklardır.
003.108-Bunlar
Sana Haqq olarak tiavet ettiğimiz
Allah'ın Ayetleri’dir. Allah, Alemler’e Zulum isteyen değildir.
003.109-Gökler’de
olanlar da, Yer’de olanlar da Allah'ındır ve İşler Allah'a döndürülür.
XII12 110-120 Yahudilerle
ilişkiler
003.110-Siz,
İnsanlar için çıkarılmış Hayırlı bir Ümmet’siniz, Ma'ruf olan’ı emreder, Münker
olan’dan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanmış olsaydı
elbette kendileri için Hayırlı olurdu. İçlerinden İman edenler var’dır, fakat
çoğunluğu Fısqedenler’dir.
003.111-Onlar
Size Eza’dan başka Kesinlikle bir zarar veremezler. Eğer Sizinle savaşırlarsa
Size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine Yardım da edilmez.
003.112-Her
nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın İpi'ne ve İnsanlar’ın İpi’ne
sığınanlar başka, Onlar’a Zillet vurulmuştur. Onlar, Allah'tan bir Gazab’a
uğradılar da üzerlerine Aşağılanma vuruldu (Miskinliğe mahkum edildiler). Bu,
Allah'ın Ayetleri’ni inkar etmeleri ve Nebiler’i Haqqsız yere öldürmeleri
nedeniyledir. Bu,İsyan etmeleri ve Haddi aşmaları dolayısıyladır.
003.113-Onların
tümü bir değil’dir. Kitap Ehli'nden Ayakta duran bir Ümmet vardır ki, Gece Vakitleri’nde
Secde’ye kapanarak Allah'ın Ayetleri’ni okurlar.
003.114-Bunlar,
Allah'a ve Ahiret Günü'ne İman eder, Ma'ruf’u emreder, Münker’den sakındırır ve
Hayırlar’da yarışırlar. İşte bunlar Salih olanlar’dır.
003.115-Onlar
Hayır’dan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah,
Muttaqiler’i Bilen'dir.
003.116-Gerçekten
Küfredenler’in ise, ne Mallar’ı ne Çocuklar’ı, Onlar’a Allah'tan yana birşey
sağlayamaz. İşte Onlar, Ateş'in Halkı’dırlar. Onda Temelli kalacaklardır.
003.117-Onlar’ın
bu Dünya Hayatı’ndaki harcamalarının Misal’i, kendilerine zulmetmiş olan bir
Qawm’in Ekini’ne İsabet eden Kavurucu Soğukluk’taki bir Rüzgar’ın Misali
gibidir ki onu Helak etmiştir. Allah, Onlar’a zulmetmedi, fakat kendi
kendilerine zulmettiler.
003.118-Ey
İman edenler, kendinizden olmayanı Sırdaş edinmeyin. Onlar Size Kötülük ve
Zarar vermekte kusur etmezler, Size Zorlu bir Sıkıntı verecek Şey’den
hoşlanırlar. Buğz Ağızlar’ından dışa vurmuştur. Sineler’inin Gizli tuttukları
ise daha Büyük’tür. Size Ayetlerimizi açıkladık. Belki aqledersiniz.
003.119-Sizler,
işte böylesiniz, oysa Onlar Sizi sevmezler. Siz Kitab'ın Tümü’ne inanırsınız,
Onlar Sizinle karşılaştıklarında (inandık) derler. Kendi başlarına
kaldıklarında ise, Size karşı olan Kin ve Öfkeler’inden dolayı Parmak Uçları’nı
ısırırlar. De ki: "Kin ve Öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah,
Sineler’in Özü’nde olanı Bilen'dir."
003.120-Size
bir İyilik dokununca Onlar’ı tasalandırır, Size bir Kötülük isabet edince ise
onunla sevinirler. Eğer Siz sabreder ve sakınırsanız, onlar’ın Hileli
Düzenler’i Size hiç bir Şey’le zarar veremez. Elbette Allah yapmakta
olduklarını Kuşatan'dır.
XIII13 121-129 Uhud
Savaşı
003.121-Hani
Sen, Mü’minler’i savaşmak için elverişli Yerler’e yerleştirmek için Ev’inden
erkenden ayrılmıştın. Allah İşiten'dir, Bilen'dir.
003.122-O
zaman da Siz’den İki Bölük, neredeyse geri çekilmek istemişti. Oysa Allah
Onlar’ın Yardımcısı’ydı. Artık Mü'minler yalnızca Allah'a Tewekkül
etmelidirler.
003.123-Andolsun,
Siz Güçsüz iken Allah Size Bedir'de
Yardım’ıyla Zafer verdi. Şu halde Allah'tan ittiqa edin ki O'na
şükredebilesiniz.
003.124-Sen
Mü'minler’e: "Rabb'inizin size Melekler’den indirilmiş Üçbin Kişi’yle
Yardım etmesi Size yetmez mi?" diyordun.
003.125-Evet,
eğer sabrederseniz, ittiqa ederseniz ve Onlar da aniden üstünüze çullanırlarsa,
Rabb'iniz Size Melekler’den Nişanlı Beşbin Kişi’yle Yardım ulaştırıcaktır.
003.126-Allah
bunu Size ancak bir Müjde olsun ve Qalpler’iniz bununla tatmin bulsun diye
yaptı, Nusret ancak Azim ve Hakim olan Allah katında’dır.
003.127-(bununla)
Küfredenler’in İleri Gelenleri’ni kessin ya da Umutlar’ı Suya düşmüşler olarak
onları Tepesi aşağı getirsin de geri dönüp gitsinler.
003.128-(O'nun)
Onlar’ın Tewbeler’ini qabul etmesi veya Zalimler olduklarından dolayı
azablandırması işinden Sana bir şey yoktur.
003.129- Gökler’de ve Yer’de olanların tümü
Allah'ındır. Kimi dilerse bağışlar, kimi dilerse azablandırır. Allah Gafur'dur,
Rahim'dir.
XIV 130-143 Zafer
Nasıl Kazanılır
003.130-Ey
İman edenler, kat kat artırılmış Riba’yı yemeyin. Ve Allah'tan ittiqa edin,
umulur ki kurtulursunuz.
003.131-Ve
Kafirler için hazırlanmış olan Ateş'ten sakının.
003.132-Allah'a
ve Elçisi’ne itaat edin, umulur ki Rahmet’e kavuşturulursunuz.
003.133-Rabb'inizden
olan Mağfiret’e ve En’i Gökler’le Yer kadar olan Bahçe için yarışın. O,
Muttaqiler için hazırlanmıştır.
003.134-Onlar,
Bolluk’ta da, Darlık’ta da infaq edenler, Öfkeler’ini yenenler ve İnsanlar’dan
Bağışlanma ile geçenlerdir. Allah, Muhsinler’i sever.
003.135-Ve
Fahşa işledikleri ya da kendilerine Zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp
hemen Günah’ınızdan dolayı Bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka Günahlar’ı
bağışlayan kim’dir? Bir de Onlar yaptıkları üzerinde bildikleri halde Israrla
durmayanlardır.
003.136-İşte
bunların Karşılığı, Rabb'lerinden Bağışlanma ve ebedi kalacakları içinden
Irmaklar akan Bahçeler’dir. Böyle yapanlara ne Güzel Ecr var.
003.137-Gerçek
şu ki Siz’den önce nice Sünnetler geçti. Bundan dolayı Arz’da gezin de Yalanlayanlar’ın
uğradıkları Sonuç nasıl oldu bir görün.
003.138-Bu,
İnsanlar için bir Beyan, Muttaqiler için de bir Hidayet ve Öğüt’tür.
003.139-Gevşemeyin,
üzülmeyin, eğer iman etmişseniz En Üstün olan Sizlersiniz.
003.140-Eğer
bir Yara aldıysanız, o Qawm’a de benzeri bir Yara değmiştir. O Günler’i Biz
İnsanlar arasında devredip dururuz. Bu Allah'ın İman edenler’i ayırması ve
Siz’den Şahidler edinmesi içindir. Allah Zulmedenler’i sevmez.
003.141-(bu)
Allah'ın İman edenler’i arındırması ve Küfredenler’i yok etmesi içindir.
003.142-Yoksa
Siz, Allah, içinizden Cihad Edenler’i ayırdetmeden ve Sabredenler’i de ayırdetmeden Bahçe'ye gireceğinizi mi
sandınız?
003.143-Andolsun,
Siz onunla karşılaşmadan önce Ölüm’ü temenni ediyordunuz. İşte Siz bakıp
dururken onu gördünüz de.
XV 144-148 Bozgunluk
anında sebat
003.144-Muhammed,
yalnızca bir Elçi'dir. Ondan önce de nice Elçiler geçti. Şimdi O ölürse ya da
öldürülürse, Siz Topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki
Topuğu üzerinde gerisin geri dönen Kimse, Allah'a kesinlikle Zarar veremez.
Allah, Şükredenler’i pek yakında ödüllendirecektir.
003.145-Allah'ın
İzni olmaksızın hiç bir Nefis ölmez. O, Süresi belirtilmiş bir Yazı’dır. Kim
Dünya’nın Yararı’nı isterse O’na ondan veririz, kim de Ahiret Sevabı’nı isterse
O’na da ondan veririz. Biz Şükredenler’i pek yakında ödüllendireceğiz.
003.146-Nice
Nebiler’le birlikte birçok Rabbaniler Savaş’a girdiler de, Allah Yolu’nda
kendilerine isabet edenden dolayı ne Gevşeklik gösterdiler, ne de boyun
eğdiler. Allah Sabredenler’i sever.
003.147-Onlar’ın
söyledikleri: "Rabb'imiz, Günahlar’ımızı ve işimizdeki Aşırılıklar’ımızı
bağışla, Ayaklar’ımızı sağlamlaştır ve Bize Kafirler Topluluğu’na karşı Yardım
et." demelerinden başka bir Şey değil’dir.
003.148-Böylece
Allah, Dünya Sevabı’nı da Ahiret Sevabı’nın Güzelliğini de Onlar’a verdi. Allah
Muhsinler’i sever.
XVI16 149-155 Uhud
bozgunu
003.149-Ey
İman edenler, eğer Küfredenler’e itaat ederseniz, Sizi Topuklarınız üzerinde
geri çevrilirler, böylece Büyük Hüsran’a uğrayanlar’a dönersiniz.
003.150-Hayır,
Sizin Mevlanız Allah'tır. O, Yardım edenler’in en Hayırlısı’dır.
003.151-Kendisi
hakkında Hiçbir İspatlı Delil indirmediği Şey’i Allah'a Ortak koştuklarından
dolayı Küfredenler’in Qalpler’ine Korku salacağız. Onlar’ın Barınma Yerleri
Ateş'tir. Zalimler’in Konaklama Yeri ne Kötü’dür.
003.152-Andolsun,
Allah Size verdiği Söz’ünde Sadıq kaldı. Siz O'nun İzni’yle Onlar’ı kırıp
geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğinizi Size gösterdikten sonra, Siz Yılgınlık
gösterdiniz, isyan ettiniz ve Emir konusunda çekiştiniz. Siz’den kiminiz
Dünya’yı istiyor, kiminiz de Ahiret'i istiyordu. Sonra denemek için Sizi ondan
çevirdi. Ama (yine de) Sizi bağışladı. Allah Mü'minler’e karşı Fadl-Sahibi’dir.
003.153-Siz
o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de Sürekli
Sizi arkadan çağırıyordu. El’inizden kaçırdıklarınıza ve Size İsabet eden’e
üzülmemeniz için Sizi Keder’den Keder’e uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan
Haberdar'dır.
003.154-Sonra
Keder’in ardından üzerinize bir Güvenlik Duygusu indirdi, bu Uyuklama ki,
içinizden bir Bölük’ü sarıveriyordu. Bir Bölük de, Canları Derdine düşmüştü.
Allah'a karşı Haqsız yere Cahiliye Zannı’yla Zanlar’a kapılarak: "Bu İş’ten Bize ne var? " diyorlardı. De ki:
"Elbette İş’in tümü Allah'ındır." Onlar, Sana açıklamadıkları Şey’i
içlerinde gizliyorlar, bu İş’ten bize bir Şey olsaydı, Biz burada
öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Eğer Evler’inizde olsaydınız,
üzerinize öldürülmesi Yazılmış olanlar, yine devrilecekleri Yerler’e gidecekti.
Allah Sineler’inizdekini denemek ve Qalpler’inizdekini arındırmak için yaptı.
Allah Sineler’de saklanan’ı Bilen'dir.
003.155-İki
Topluluğun karşı karşıya geldikleri Gün, Siz’den Geri dönenleri, kazandıkları
bazı Şeyler dolayısıyla Şeytan Onların Ayağı’nı kaydırmak istemişti. Ama
andolsun ki, Allah Onlar’ı affetti. Elbette Allah, Gafur'dur, Halim'dir.
XVII17 156-171 Müminlerin
ayırdedilmesi
003.156-Ey
İman edenler, Küfredenler ile Arz’da gezerken veya Savaş’ta bulundukları sırada
(ölen)Kardeşleri için: "Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi" diyenler
gibi olmayın. Allah, bunu Onların Qalpler’inde Kahırlı bir Özlem olarak kıldı.
Dirilten ve Öldüren Allah'tır. Allah, yapmakta olduklarınızı Gören'dir.
003.157-Andolsun,
eğer Allah Yolu’nda öldürülür ya da ölürseniz, Allah'tan olan bir Bağışlanma ve
Rahmet, Onların bütün Toplamakta olduklarından daha Hayırlı’dır.
003.158-Andolsun,
ölseniz de, öldürülseniz de elobette Allah'a toplanacaksınız.
003.159-Allah'tan
bir Rahmet dolayısıyla, Onlar’a Yumuşak davrandın. Eğer Kaba, Katı Yürekli
olsaydın Onlar Çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse Onlar’ı bağışla, Onlar
için bağışlanma dile ve İş Konusunda onlar’la Müşavere et. Eğer azmedersen
artık Allah'a Tewekkül et. Elbette Allah, Tewekkül edenler’i sever.
003.160-Eğer
Allah Size Yardım ederse, artık Sizi Yenilgi’ye uğratacak yoktur ve eğer Sizi
yalnız bırakacak olursa, ondan sonra Size Yardım edecek kim’dir? Öyleyse
Mü'minler, yalnızca Allah'a Tewekkül etsinler.
003.161-Hiçbir
Nebi'ye Emanet’e İhanet yaraşmaz. Sonra Her Nefs ne kazandıysa Eksiksiz olarak
ödenir. Onlar Haqsızlığa da uğratılmazlar.
003.162-Allah'ın
Rızası’na uyan Kişi, Allah'tan bir Gazab’a uğrayan kişi gibi midir? Ne kötü
Barınak’tır o?
003.163-Allah
katında Onlar derece derece’dir. Allah yapmakta olduklarını Gören'dir.
003.164-Andolsun
ki Allah Mü'minler’e, içlerinde kendilerinden Onlar’a bir Elçi göndermekle
Lutuf’ta bulunmuştur. Onlar’a Ayetler’ini okuyor ,Onlar’ı arındırıyor ve
Onlar’a Kitab'ı ve Hikmet'i öğretiyor. Ondan önce ise Onlar apaçık bir Sapıklık
içindeydiler.
003.165-İki
Misline uğrattığınız bir Musibet Size isabet edince mi: "Bu nereden?"
dediniz. De ki: " O, Sizin kendinizdendir. "Şüphesiz Allah , Herşey’e
Güçyetiren'dir.
003.166-İki
Topluluğun karşı karşıya geldiği Gün, Size isabet eden ancak
Allah'ın İzni’yle idi. (Bu Allah’ın) Mü'minler’i ayırdetmesi içindi.
003.167-Münafıklık
yapanları da Belirtmesi içindi. Onlar’a: "Gelin, Allah'ın Yolu’nda savaşın
ya da Savunma yapın" denildiğinde, "Biz Savaşma’yı bilseydik elbette Sizi
izlerdik" dediler. O Gün Onlar, İman’dan çok Küfr’e daha yakın’dılar.
Qalpler’inde olmayanı Ağızlar’ıyla söylüyorlardı. Allah, Onların
gizledikleinizi daha iyi bilir.
003.168-Onlar,
kendileri oturup Kardeşler’i için: "Eğer Bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi"
diyenlerdir. De ki: "Eğer Doğrusözlüler iseniz Ölüm’ü kendinizden savın
öyleyse."
003.169-Allah
Yolu’nda öldürülenleri sakın Ölüler sanmayın. Hayır, Onlar, Rabb'leri katında
Diri’dirler, rızıqlanmaktadırlar.
003.170-Allah'ın
kendi Fadl’ından Onlar’a verdikleriyle Sevinç içindedirler. Onlar’a
arkalarından henüz ulaşmayanlara Müjdeler vermektedirler ki Onlar’a hiç bir
Korku yok’tur, Mahzun da olacak değillerdir.
003.171-Onlar,
Allah'tan bir Ni’met’i, bir Fadl’ı ve gerçekten Allah'ın Mü'minler’in Ecri’ni
boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.
XVIII18 172-180 Düşmanın
hüsranı
003.172-Kendilerine
Yara isabet ettikten sonra Allah ve Elçisi’nin Çağrı’sına İcabet edenler,
içlerinden İyilik yapanlar ve Sakınanlar için Büyük bir Ecr var’dır.
003.173-Onlar,
kendilerine İnsanlar: "Size karşı İnsanlar topladılar, artık Onlar’dan
korkun." dedikleri halde, İmanlar’ı artanlar ve: "Allah Bize yeter, O
ne Güzel Wekil’dir" diyenlerdir.
003.174-Bundan
dolayı, kendilerine hiçbir Kötülük dokunmadan bir Fadl ve Allah'tan bir
Ni’met’le geri döndüler. Onlar, Allah'ın Rızası’na uydular. Allah Büyük Fadl
Sahibi’dir.
003.175-İşte
bu Şeytan, ancak kendi Dostlar’ını korkutur. Siz Onlar’dan
korkmayın , eğer Mü'minler’seniz Ben'den korkun.
003.176-Küfür’de
çabalayanlar Seni üzmesin. Çünkü Onlar, Allah'a hiçbir Şey’le Zarar veremezler.
Allah, Onlar’ı Ahiret’te Pay Sahibi kılmamayı ister. Onlar için Büyük bir Azab var’dır.
003.177-
Onlar İman’a karşı Küfrü Satın alanlardır. Onlar, Allah'a karşı hiçbir Şey’le Zarar
veremezler. Onlar için Acıklı bir Azab vardır.
003.178-O
Küfredenler, kendilerine tanıdığımız Süre’yi sakın kendileri için Hayırlı
sanmasınlar, Biz Onlar’a, ancak Günahları daha da artsın diye Süre vermekteyiz.
Onlar için Alçaltıcı bir Azab var’dır.
003.179-Allah,
Murdar’ı Temiz’dern ayırt edinceye kadar Mü'minler’i, Sizin üzerinde
bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. Allah Sizi Gayb üzerine Muttali
kılacak da değildir. Ama Allah Elçiler’inden dilediğini seçer. Öyleyse siz de
Allah'a ve Elçisi’ne İman edin. Eğer İman eder ve İttiqa ederseniz, Sizin için
Büyük bir Ecr var’dır.
003.180-Allah'ın
Bol İhsan’ından kendilerine verdiği Şeyler’de Cimrilik edenler, bunun kendileri
için Hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır, bu, Onlar için Şerr’dir. Qıyamet Günü
Cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaktır. Gökler’in ve Yer’in Mirası
Allah'ındır. Allah yaptıklarınızdan Haberdar'dır.
XIX19 181-189 Düşmanların
alayları
003.181- Andolsun, "Gerçek, Allah Faqir’dir,
Biz ise Zenginler’iz" diyenlerin Sözler’ini Allah işitmiştir. Onlar’ın bu
Sözlerini ve Nebiler’ini Haqsız yere öldürmelerini yazacağız ve: "Yakıcı
olan Azab'ı tadın" diyeceğiz.
003.182-Bu,
Sizin ellerinizin önden sunduklarıdır. Allah, gerçekten Kullar’a
Zulmedici değildir.
003.183-"Bize,
Ateş'in Yiyeceği bir Kurban getirinceye kadar, hiçbir Elçi’ye inanmamamızı
Allah elbette Bize Söz vermiştir." diyenlere de ki: "Elbette, Ben’den
önce nice Elçiler, Apaçık Belgeler ve söylediklerimizle geldi. Eğer Siz
Doğrusözlü idiyseniz şu halde Onlar’ı ne diye öldürdünüz?"
003.184-Eğer
Seni yalanlarlarsa, Sen’den önce Apaçık Belgeler, Zeburlar ve Aydınlık Kitap'la
gelen Elçileri de yalanladılar.
003.185-Her
Nefs Ölüm’ü Tadıcı’dır. Qıyamet Günü elbette Ecirleriniz Eksiksizce
ödenecektir. Kim Ateş'ten uzaklaştırılır ve Bahçe'ye sokulursa, artık o
gerçekten Kurtuluş’a ermiştir. Dünya Hayatı, Aldatıcı Meta’dan başka birşey
değil’dir.
003.186-Andolsun,
Mallar’ınızla ve Canlar’ınızla imtihan edileceksiniz ve Siz’den önce
kendilerine Kitap verilenler’den ve Müşrikler’den elbette çok Eziyet verici
(sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve ittiqa ederseniz bu Emirler’e olan
Azim’dendir.
003.187-Hani
kendilerine Kitap verilenler’den: "O'nu elbette İnsanlar’a
açıklayacaksınız ve O'nu gizlemeyeceksiniz" diye Kesin Söz almıştı. Fakat
Onlar, bunu arkalarına attılar ve ona Karşılık Az bir Değer’i satın aldılar. O
aldıkları Şeyse ne kötü’dür.
003.188-Getirdikleriyle
sevinen ve yapmadıkları Şeyler nedeniyle Övülme’den hoşlananları (kazançlı)
sayma. Onlar’ı Azap’tan Kurtulmuş olarak da sayma. Onlar için Acıklı bir Azab vardır.
XX 190-200 Müminlerin
zaferi
003.189-Gökler’in
ve Yer’in Mülkü Allah'ındır. Allah, Herşey’e Güçyetiren'dir.
003.190-Elbette
Gökler’in ve Yer’in Yaratılışı’nda, Gece ile Gündüz’ün ardarda Gelişi’nde
Ulu’l-Elbab için gerçekten Ayetler var’dır.
003.191-Onlar,
Ayak’ta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve Gökler’in ve
Yer’in Yaratılışı’nı düşünürler. "Rabbimiz, Sen bunu boşa yaratmadın. Sen
Yüce’sin, Bizi Ateş'in Azabı’ndan koru."
003.192-"Rabb'imiz,
şüphesiz Sen kimi Ateş'e sokarsan, artık O’nu Aşağılık kılmışındır.
Zulmedenler’in Yardımcıları yok’tur."
003.193-"Rabb'imiz
Biz "Rabb’inize iman edin" diye İman’a Çağrı’da bulunan bir
Çağrıcı’yı işittik, hemen İman ettik.
Rabb'imiz, Bizim Günahlar’ımızı bağışla, Kötülükler’imizi ört ve Bizi Ebrar’la
öldür."
003.194-"Rabb'imiz
, Elçiler’ine vadettiklerini Bize ver, Qıyamet Günü'nde de Bizi Aşağılık
kılma. Elbette Sen Wa’dine
hulfetmezsin."
003.195-Nitekim
Rabb'leri Onlar’a Cevap verdi: "Elbette Ben Erkek, Kadın, Siz’den bir İş’te bulunanın İş’ini boşa çıkarmam.
Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte Hicret edenler’in , Yurtlar’ından
çıkarılanların ve Yol’umda İşkence görenler’in , çarpışıp Öldürülenler’in
elbette Seyyieler’ini örteceğim ve
Onlar’ı içlerinden Irmaklar akan Bahçeler’e koyacağım. Allah katından bir
Sevab. Allah, Karşılığın en Güzeli O'nun katındadır.
003.196-Küfredenler’in
Ülke Ülke dolaşmaları Seni aldatmasın.
003.197-(bu)Az
bir Yarar. Sonra bunların Barınma Yerleri Cehennem'dir. O ne Kötü bir Yatak’tır.
003.198-Ama
Rabb'lerinden İttiqa edenler, Onlar için Allah katında bir Şölen
olarak içlerinden Irmaklar akan ebedi kalacakları Bahçeler var’dır. Ebrar için
Allah'ın katında olanlar daha Hayırlı’dır.
003.199-Elbette,
Kitap Ehli'nden de Allah'a, Size indirilene ve kendilerine indirilene Allah'a
Derin Saygı gösterenler olarak inananlar vardır. Onlar, Allah'ın Ayetleri’ne
Karşılık olarak Az bir Değer’i satın almazlar. İşte bunların Rabb'leri katında
Ecirleri var’dır. Şüphesiz Allah, Hesab’ı çabuk-Gören'dir.
003.200-Ey
İman edenler, sabredin ve Sabır’da yarışın, Ribat-edin. Allah'tan
ittiqa edin. Umulur ki Felah’a erersiniz.
Bismillahirrahmanirrahim
I1 1-8 Mü'minlerin
Peygambere yakınlıkları
033.01- Ey Nebi Allah'tan ittiqa et, Kafirler’e ve
Münafıklar’a itaat etme. Elbette Allah, Bilen'dir, Hakim'dir.
033.02- Ve Sana Rabb'inden wahyedilene uy. Elbette
Allah yaptıklqarınızdan Haber-alan’dır.
033.03- Allah'a tewekkül et, Wekil olarak Allah yeter.
033.04- Allah bir Adam’ın Cevni’nde İki Qalb kılmadı ve kendilerini Anneler’inize
benzeterek Yemin konusu yaptığınız Eşler’inizi de Sizin Anneler’iniz yapmadı.
Evlatlıklar’ınızı da Sizin Çocuklarınız saymadı. Bu Sizin Ağzınız’la söylemenizdir. Allah ise Haqq’ı söyler ve Yol’a
yöneltip-iletir.
033.05- Onlar’ı Babalar’ına Nisbet ederek çağırın. Bu
Allah katında daha Adil’dir. Eğer Babalar’ını bilmiyorsanız artık Onlar Din’de
Sizin Kardeşler’iniz ve Dostlar’ınızdır. Hata olarak yaptıklarınız da ise Sizin
için bir Sakınca yok’tur. Ancak Qalpler’inizin qastederek yaptıklarınızda
var’dır. Allah Bağışlayan'dır, Rahim'dir.
033.06- Nebi, Mü'minler için kendi Nefisler’inden daha
Evla’dır. Ve O'nun Zewceler’i de Onlar’ın Anneler’idir. Rahim Sahipleri
Allah'ın Kitab'ında Mü'minler’den ve Muhacirler’den bir kısmı bir kısına göre
daha Önde’dir. Ancak Dostlar’ınıza Ma'ruf üzerine yapacağınız başka. Bunlar
Kitap'ta yazılmıştır.
033.07- Hani Biz Nebiler’den Kesin Sözler’ini almıştık,
Sen’den Nuh'dan,İbrahim'den Musa'dan ve Meryemoğlu İsa'dan. Biz Onlar’dan Sapasağlam bir Söz almıştık.
033.08- Doğru olanlar’a Doğruluklar’ını sorması için
Kafirler’e ise Acıklı bir Azab hazırlamıştır.
II2 9-20 Müttefiklerin
Medineye Hucumu
033.09- Ey İnananlar! Allah'ın Sizin üzerinizdeki
Ni’met’ini hatırlayın. Hani Size Ordular gelmişti, böylece Biz de Onlar’ın
üzerine bir Rüzgar ve Sizin görmediğiniz Ordular göndermiştik. Allah
yaptıklarınızıGören'dir.
033.10- Hani Onlar Size hem üstünüzden hem altınızdan
gelmişlerdi. Gözler de kaymış Yürekler Hançere’ye gelip dayanmıştı ve siz Allah
katında Zanlar’da bulunuyordunuz.
033.11- İşte Orada İnananlar Deneme’den geçirilmiş ve
Şiddetli bir Sarsıntı ile Sarsıntı’ya uğratılmışlardı.
033.12- Hani Münafıklar ve Qalpler’inde Hastalık
bulunanlar "Allah'ın Elçisi Bize Boş bir Aldanış’tan başka bir Şey
waadetmedi" diyorlardı.
033.13- Onlar’dan bir Bölük de hani şöyle
demişti."Ey Yesrib Halkı! Artık Sizin için kalacak yer yok. Şu
halde dönün." Onlar’dan bir Topluluk da "Gerçekten Evler’imiz
Açık’tır" diye Nebi'den izin istiyordu. Oysa Onlar Açık değildi, Onlar
yalnızca kaçmak istiyorlardı.
033.14- Eğer Onlar’a yanından girilseydi sonra da
kendilerinden Fitne istenmiş olsaydı
elbette bunu yanaşır ve bunda pek azı dışında kalmazlardı.
033.15- Oysa Andolsun Onlar daha önce Arkalarını dönüp
kaçmayacaklarına dair Allah'a Söz vermişlerdi. Allah'a verilen Söz ise
Sorumluluk’tur.
033.16- De ki: "Eğer Ölüm’den veya Öldürülmekten
kaçıyorsanız kaçış Size Kesin olarak bir Yarar sağlamaz. Böyle olsa bile pek az
dışında metalanıp yararlandırılmazsınız."
033.17- De ki: " Size bir Kötülük isteyecek olsa
Sizi Allah'tan koruyucak ve Size bir Rahmet isteyecek olsa ( kim engeller). Onlar
kendileri için Allah'ın dışında ne bir Weli ne de bir Yardımcı bulamazlar.
033.18- Gerçekten Allah içinizden alıkoyanlar’ı ve
Kardeşler’ine "Bize gelin" diyenleri bilmektedir. Bunlar pek azı
dışında Zorlu Savaşlar’a gelmezler.
033.19- Size karşı oldukca Cimri ve Bencil’dirler.
Şayet Korku gelecek olsa Ölüm’den dolayı üstüne Baygınlık çökmüş kimseler
gibi Gözler’i dönerek Onlar’ın Sana bakmakta olduklarını görürsün. Korku
gidince de Hayr’a karşı oldukca Düşkünlük göstererek Sizi Keskin Diller’i ile
karşılarlar. İşte Onlar inanmamışlardır. Böylece Allah Onlar’ın yapmakta
olduklarını Boşa çıkarmıştır. Bu ise Allah'a göre pek Kolay’dır.
033.20- Onlar Düşman Birlikleri’nin gitmediklerini
sanıyorlardı. Eğer Birlikler gelecek olsa, Çöl’de Bedewiler arasında olup da
Sizin Haberler’inizi sormayı cidden Arzu ediyorlardı. Fakat içinizde olsalardı
ancak pek az savaşırlardı.
III3 21-27 Düşmanın
Mağlubiyeti
033.21- Andolsun Sizin için Allah’ı ve Son Gün’ü
umanlar ve Allah'ı çokca zikredenler için Allahın Elçi'sinde Güzel bir Örnek var’dır.
033.22- Mü'minler Düşman Birlikleri’ni gördükleri zaman
ise dediler ki:"Bu Allah'ın ve Elçi'sinin Bize Waadettiği Şey’dir. Allah
ve Elçisi Doğru söylemiştir ve yalnızca Onlar’ın İmanlar’ını ve
Teslimiyetler’ini artırmış oldu.
033.23- Mü'minler’den öyle Adamlar vardır ki üzerinde Allah ile
yaptıkları Ahid’e Sadaqat gösterdiler ve böylece Onlar’dan kimi Adağını gerçekleştirdi kimi de beklemektedir. Onlar
hiçbir Değiştirme ile değiştirmediler.
033.24- Çünkü Allah Sadıqlar’ı Sadaqatler’inden dolayı
mükafatlandıracak, Münafıqlar’ı da dilerse azablandıracak veya Tewbeler’ini
qabul edecektir. Elbette Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
033.25- Allah Küfredenler’i Kin ve Öfkeler’i ile geri
çevirdi. Onlar hiçbir Hayr’a varamadılar. Savaş’ta Allah Mü'minler’e yetti.
Allah Aziz'dir, ve Galip-olan’dır,
033.26- Kitap Ehli'nden Onlar’a Arka çıkanlar’ı da
Kaleler’inden indirdi ve Onlar’ın Qalpler’ine Korku düşürdü. Siz bir kısmını
öldürüyordunuz bir ksmını ise Esir alıyordunuz,
033.27- Ve Sizi Onlar’ın Topraklar’ına Yurtlar’ına
Mallar’ına ve daha Ayak basmadığınız bir Yer’de de Mirascı kıldı. Allah’ın Herşey’e Gücü yeter.
IV4 28-34 Peygamberin
aile hayatı
033.28- Ey Nebi, Eşler’ine söyle. "Eğer Siz Dünya Hayatı’nı
ve O’nun Süslü Çekiciliğini istiyorsanız gelin Sizi yararlandırayım ve Güzel
bir Salma ile Sizi salayım."
033.29- Eğer siz Allah'ı, Elçi'sini ve Ahiret Yurdu’nu
istiyorsanız artık elbette Allah içinizden Güzellikte bulunanlar için Büyük bir
Ecir hazırlamıştır.
033.30- Ey Nebi Eşleri! Kim Siz’den Açık bir
Utanmazlıkta bulursa O’nun Azab'ı iki Kat olarak artırılır. Bu da Allah'a pek
Kolay’dır.
033.31- Ama Kim’de Siz’den Allah'a ve Elçi'sine
Gönül’den itaat eder ve Salih bir Eylem’de bulunursa O’na da Ecr’ini iki kere
veririz ve Biz O’na Üstün bir Rızıq da hazırlamışızdır.
033.32- Ey Nebi'nin Eşleri! Siz Kadınlar’dan herhangi
biri değilsiniz, eğer sakınıyorsanız artık Söz’ü Çekicilikle söylemeyin ki
sonra Qalpler’inde Hastalık bulunan Kişi tamah eder. Sözü Ma'ruf bir tarz’da
söyleyin.
033.33- Evler’inizde Wakar’la oturun, İlk Cahiliye’nin
Süsleri’ni açığa vurması gibi, Siz de Süsler’inizi açığa vurmayın. Salat’ı
kılın, Zekat’ı verin, Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin. Ey Ev Halkı, gerçekten
Allah Siz’den Kir’i gidermek ve Sizi tertemiz kılmak ister.
033.34- Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın Ayetleri’ni
ve Hikmet'i hatırlayın. Elbette Allah Latif'tir, Haberdar'dır.
V5 35-40 Peygamber’in
Zeyneb’le evliliği
033.35- Elbette Müslimler ve Müslimeler, Müminler ve
Mümineler , Gönülden İtaat eden-erkekler ve Gönül’den İtaat eden-kadınlar,
Sadıq-erkekler ve Sadıq-kadınlar, Sabreden- erkekler
ve Sabreden-kadınlar, Saygı ile korkan-erkekler ve Saygı ile korkan-kadınlar,
Sadaqa veren erkekler ve Sadaqa veren-kadınlar, Oruç tutan-erkekler ve Oruç
tutan-kadınlar,Irzlarını koruyan-erkekler ve Koruyan-kadınlar,
Allah'ı çokca anan-erkekler ile Zikreden-kadınlar. Bunlar için Allah bir
Bağışlanma ve Büyük bir Ecir
hazırlamıştır.
033.36- Allah ve Elçi'si bir İş’e hükmettiği zaman
Mü’min ve Mü’mine için kendi İşler’inde Seçim Haqları yoktur. Kim Allah'a ve
Elçi'sine isyan ederse artık gerçekten o Açık bir Sapıklık’la sapıtmıştır.
033.37- Hani Sen Allah'ın kendisine Ni’met verdiği ve
Senin de kendisine Ni’met verdiğin Kişi’ye
"Eşi’ni yanında tut ve
Allah'tan ittiqa et," diyordun ve İinsanlar’dan da çekinerek Allah'ın
açığa vurucağı Şey’i kendi Nefs’inde saklıyordun, oysa Allah kendisinden
çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd O’nunla ilişkisini kesince Biz
O'nu Senin’le evlendirmiş olduk. Böylelikle Evlatlıklar’ının kendilerinden
ilişkilerini kestikleri zaman Onlar’la Evlenme konusunda Mü'minler üzerine bir
güçlük olmasın. Allah'ın Emri yerine getirilmiştir.
033.38- Allah'ın kendisine Farz kıldığı bir Şey de
Nebi üzerine bir Güçlük yok’tur. Daha
önce gelip geçenler’de de Allah'ın Sünneti’dir. Allah'ın Emri Taqdir edilmiş
bir Qader’dir.
033.39- Ki Onlar Allah'ın Elçiliği’ni Tebliğ edenler,
O’ndan Huşu duyanlar ve Allah'ın dışında
hiç kimse’den korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter.
033.40- Muhammed
Siz’in Adamlar’ınızdan hiçbirinizin
Babası değil’dir. Ancak O Allah'ın Elçisi ve Nebiler’in Hatemi’dir. Allah
Herşey’i Bilen'dir.
VI6 41-52 Peygamberin
aile hayatı
033.41- Ey İnananlar, çokca anmak suretiyle Allah'ı
anın.
033.42- Ve O’nu Sabah ve Akşam tesbih edin.
033.43- O'dur ki Sizi Karanlıklar’dan Nur’a çıkarmak
için Sizin üzerinize Salat etmekte, Melekler’i de. O Müminler için Rahim'dir.
033.44- O’na kavuşacakları Gün Onlar’ın Dirlik
temennileri "Selam" dır. Ve Onlar’a Kerim bir Ecir hazırlamıştır.
033.45- Ey Nebi, Biz Seni gerçekten bir Şahid, bir
Müjdeci ve bir Uyarıcı olarak gönderdik.
033.46- Ve kendi İzniyle Allah'a çağıran ve Nur saçan
bir Çerağ olarak.
033.47- Müminler’i müjdele. Gerçekten Onlar için Allah'tan
Büyük bir Fadl var’dır.
033.48- Kafirler’e ve Münafıqlar’a itaat etme.
Eziyetler’ine de aldırma ve Allah'a tewekkül et, Wekil olarak Allah yeter.
033.49- Ey İnananlar, Mü'mineler’i nikahlayıp sonra Onlar’a dokunmadan
boşarsanız bu durumda Sizin için üzerlerinize sayacağınız bir İddet yok’tur.
Artık Onlar’ı yararlandırın ve Güzel bir salma ile Onlar’ı salın.
033.50- Ey Nebi, gerçekten Biz Sana Ücretler’ini
verdiğin Eşler’ini ve Allah'ın Sana Ganimet olarak verdikleri’nden Sağel’inin Malik
olduğu ile Seninle birlikte Hicret eden Amca’nın Kızları’nı, Hala’nın
Kızları’nı, Dayı’nın Kızları’nı ve Teyze’nin Kızları’nı Helal kıldık ve bir de
kendisini Nebi'ye Hibe eden ve kendisini Nebi'nin almak istediği Mü'mine’yi de
Mü’minler için olmaksızın yalnızca Sana Has
olmak üzere. Biz kendi Eşler’i ve Sağeller’inin Malik olduğu konusunda Onlar
üzerinde neyi Farz kıldığımızı bildik. Böylelikle Senin için hiçbir Güçlük olmasın. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.